![]() |
Akşamın sonlarındayım. Yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Her akşam olduğu gibi Yine sensizim... Ve sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Sensizliğime ağlıyorum Sessiz sessiz usulca... Her sayfada damla damla gözyaşı izleri, Her gözyaşının yanında hep aynı kelime, Hep aynı hıçkırık! Her damla bir "sen"le birleşmiş, Her "sen" gözümden bir damla eksiltmiş. Her akşamın sonunda, Bu defteri her açtığımda, Aklıma yalnız sen gelirsin... Hayır, yalan söyledim! Sen aslında hiç aklımdan gitmezsin... İçimdeki hasret öyle büyük ki, Seni bana bir an bile unutturmuyor. Geleceksin diye yolunu bekliyor yüreğim, Bir kuş gibi kanatlanıp uçuyor kalbim. Uçuyor, uçuyor, ama sana kavuşamıyor, Daha fazla bekletme, Kuşun ömrü bitiyor! Her akşam olduğu gibi, Bu akşam yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Seni andığım her yerde, Her "sen" deyişimde Bir damla düşüyor gözümden. Bak! Şimdiden on iki damla oldu bile, Başlığı da sayarsak tam on üç. Tam on üç gözyaşı, On üç kez kanayan hasret yarası. Geri kalanların bir kısmı yüreğimde, Bir kısmı ise gözlerimde saklı... Bu akşam da sona erdi artık, Sayfaya düşecek son gözyaşım damlamak üzere... Her akşam olduğu gibi Defteri yine aynı sözlerle kapatıyorum: "Seni seviyorum..." İşte son damla da düştü deftere... Şimdi başımı yastığıma gömüp Hıçkıra hıçkıra ağlayabilirim artık, Her akşam olduğu gibi Sana ve sensizliğime Bitmeyen, tükenmeyen gözyaşlarımı Harcayabilirim artık! İşte yastığa düşen ilk damla, Ve ikinci, Üçüncü, Dördüncü... OĞUZ GÖRGÜNOĞLU |
Yön yön sarılmışım ne yana baksam; Sarılan olur da saran olmaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam; Geçip de aynaya,soran olmaz mı? Bir parçacığım ben,bütüne hasret; Zaman döne dursun,o güne hasret; Ruhumsa zamanın üstüne hasret; Ebediyet boyu bir an... Olmaz mı? Necip Fazıl Kısakürek |
İki bıçak İki bıçak seç kendine Biri yaralamak için Biri öldürmek Pusu kur gözlerinin Karanlık gölgesine Biri sevmek için Biri ihanet İki yürek seç kendine Biri yaşamak için Biri gizlenmek Bir korkak,bir kaçak,bir firar Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk İçimdeki bıçak iki kere daha dönüyor Olduğu yerde Kalırsan sel basar yataklarımı Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde Kimi zamanlar olur sevgilim İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme Murathan MUNGAN |
Acıyı Ağlamak terim ağustos yağmuru gözlerim aşk bağdaşında senden bölünmüşüm ben ekinim kan olsa da biçeceğim doğumun klasik romantik desinler yaşamın ne çıkar ellerinde öleceğim Murat yıkar her yıl belleğimizi Seydan Köprüsü zamana karşı başımı taşlarda arayın Murat tokluğumuz kadar güzeldir herkesin kanı akar denize gün olur baş başa verir acıyı ağlarız Engin TAŞ |
Benim Şiirim Bakmayın çevremi kuşatanlara Hüznün,yalnızlığın şairiyim ben Issız ovaların nehiriyim ben İçimde işliyor derin bir yara Aşkın öldürmeyen zehiriyim ben Bakmayın çevremi kuşatanlara Hüznün,yalnızlığın şairiyim ben Kapattım kalbimin son kapısını Dokunun;boşlukta bir taş gibiyim Hafızası ölü nakkaş gibiyim Çekiyorum mutsuzluğun yasını Ayaklara mahkum bir baş gibiyim Kapattım kalbimin son kapısını Dokunun;boşlukta bir taş gibiyim Ölümü yaşadım ölmeden önce Bana sonsuzluğu beklemek düştü Mazide benim de yüzüm gülmüştü Uyandım,mutsuzluk geri dönünce Ölümü yaşadım ölmeden önce Bana sonsuzluğu beklemek düştü Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm Adını yazsana dudaklarıma Zaman kan süzüyor kulaklarıma Hıçkırığa mahkum biçare gönlüm Haydi takılıver ayaklarıma Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm Adını yazsana dudaklarıma Bulsam Kafdağı'nın eteklerini Başımı çevirip gitsem mi bilmem Ben ki yaranamam,şakaya gelmem Kuruttum bengisu peteklerini Karanlık dolu bir dünyada gülmem Bulsam Kafdağı'nın eteklerini Başımı çevirip gitsem mi bilmem Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız Biraz sevdasınız,biraz nazsınız Kimse benim gibi ağlayamadı Belki gülersiniz,inanmazsınız Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız Nurullah Genç |
seni sevmekten vazgeçemedim Ellerimi uzattığımda yakacağını bilsemde Yüreğimi actığımda harcıyacağını bilsemde Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim Açan gonca güllerimi soldursanda Derdimin üstüne dert katmış olsanda Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim Bana yar gözü ile bakmasanda Sana olan sevgimi harcasanda Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim Can evimden beni vurmuş olsanda Tutunduğum son dalımı kırmış olsanda Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim gülistan eryörük |
yitirdim seni Durakta beklerken görmüştüm seni ilk, Üniversite dolmuşuydu gelen, her zamanki gibi dolu Sen bindin ben binemedim. Daha ilk gün orada Güzel bir bahar havasında Yitirdim seni. Dolmuşun gittiği yer belli. Aynı fakültedeymişiz oysa. Zamanla tanıştık, Zamanla paylaştık. Güzellikleri beraber yaşadık, Çok fazlada değil 1 sene sonra Bir kelebeğin ölüm saatine yakın Yitirdim seni Oysa seviyordum seni, Fen bilgisi defterimde olmasa da şiirlerim vardı sana dair, Gördüğüm yerede yazıyordum isminin baş harfini Tüm kurallarına uyuyordum aşkın Ama sen çıkıp gittin, Hava biraz yağmurluydu Yitirdim seni Gece karanlık, hüzünlü ve uykusuz Gece soğuk. Sokak boş ve ıssız, Evler kimsesiz. Kapıdan çıkıp gittin. İşte böyle bir geceydi Yitirdim seni Şimdi çok kahve içmemden diyorlar Geceleri yazmamı ve sabahları uyumamı Uykusuzluğum çaydan değil, Bilmiyorlar Uykusuz bir geceydi Yitirdim seni volkan kaz |
Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Derdini ağlarken yanan bir muma İpek saçları elime ördüm Ve bir kemend gibi taktım boynuma Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Bir damla inciydi kirpiklerinde Aşkın ıstırapla dolu rüyası Bir başka güzellik var kederinde Bir başka güzellik ruhunun yası Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Leyla, Leyla, Leyla......... Söz:Ahmet Hamdi Tanpınar Müzik: Halil Karaduman |
buğulu sevgili bir gül açtır zamansızca,amansız gözlerinden ey buğulu yar! anne sıcaklığındaki avucunla dokun tenime. titret heyecanımı pare pare… yağmurlar yağdır gönlümün bamteline… asi martılarını sal, konsunlar tasasızca gözlerime. toprak değil,senin kokun sinsin yağmurdan sonra beş duyuma. güneşin şalını bürün o ıslak saçlarına. sonra gönlümün rutubet duvarlarında asılı sarkıtlarıma tutunarak, o buğulu gözlerinin o gizemini göster bana; ki…O an Fatih’in İstanbul’unda bulayım kendimi ya da Yeşil Kubbesinde Mevlana’nın… ne vakit elime kağıt alsam, sen doluyorsun kalemimin mürekkebine. bir sen oluyorsun kalemime yakışan. her harf seni çiziyor, her kelime buğulu gözlerini… oysa her yanım ıssız ve savunmasızken, karanlığa çakılan bir kibrit gibi sen doğdun titrek gönlüme. bu ufacık aydınlıkta,o ince saçların belirince, öncesinde; mağarada bulurum kendimi,o “Dosta” yoldaş olan örümceğin ağında… sonrasında; Kabe’yi kurtarmaya giden,Ebabil Kuşlarının ayağındaki ateşli taş olurum göklerde… biliyor musun; burada herkesin sevgilileri var el ele dolaşan. burada herkes birbirine sevgi cümlecikleri kuruyor… bense onların yanında masum bir güvercin gibi,ürkek duruyorum. biliyor musun o an aklıma sen geliyorsun. hani onlar sevgi cümlecikleri kuruyorlar ya, ben de sana kuruyorum o an, gözlerimin önündeki hayaline. hani onlar el ele tutuşuyorlar ya, ben de cesaretimi toparlamaya çalışıyorum karşında,elinden tutabilmeye. ama, ansızın yüzüme değen yağmur damlası şimdi,beni kendime getiren, hani seni başka biriyle gördüğüm gün, yağan o yağmur damlası… o tutmuştu elinden…saçlarına dokunan oydu…gözlerinle konuşanda… şimdi bu kızgınlığımla “Musa” olsam; asamı vursam da denizi ikiye bölsem. o denizde “Nuh”un gemisinde yolculuk etsem. susuz kalsam da denizin ortasında,”Yusuf”un kuyusundan su çeksem. bu yalnızlığımda dağda “Yunus”a yoldaş olsam da, kekremsi bir tat bıraksam dillerde. yine de derdimi anlatabilir miyim o vefasız yare… yine de seni seviyorum diyebilir miyim gözlerine bakarak… yok yok,bu seferde “Yusuf”una aşık “Züleyha”nın aşkı gibi, gömdüm seni gönlümün derinine. artık gecenin onulmaz çığlığına yasladım hüznümü. senin hayalinle girdim yıldızın o perili rüyasına. bu gece de rüyamda seni görürüm umuduyla kapıyorum gözlerimi sana,son kez. elveda buğusunda kaybolduğum sevgili… elveda… rahim şakacı |
sevgiye laik olan Dolumu sandın bendeki bu aşkı. Yağmur yağdığında teğreşsin. Güneş cıktığında unutulsun. Sevgimiydi sendeki bana karşı. Yoksa hevesmiydi..? Söylediğim sozle aşka kıyak,sevgide rastlantımıydı...? Deyildi gülüm. Ayrılığa inat gelmedimmi diyarımı terk ederk sana. Söylediğin sözler ne aşka nede sevgiye bağdaşacak bir hal deyil. Sevmeyi bildiğini zan ederek gelmiştim. Hüsnü cihanımı terk ederek. Ama nerden bilirdimki sevgin bir hiç kadarmış. Hey kaşına gözüne hayran olduğum. Sevgiyi sevgiyle bağdaştıran kız... Sana kırmızı gül diye sevgisini vermeyenler utansın. Gülü vermesini bilmesen,Gülü vermesini bilen cıkar elbet. SEVGİ'Yİ hak eden SEVGİ'ye (F) . aziz altınten |
Beddua Geçsin bütün ömrün ağlayıp inlemekle Kulakların çınlasın hep baykuş sesi dinlemekle Gözlerinden akan yaş dinmesin silmekle Gözlerin,Görmesin Beni kırdığın için Kara bir bulut sarsın evinizin damını Hep azrail beklesin almak için canını Ben değil,Benim AŞKIM emsin kanını Damarların tıkansın Beni kırdığın için Türlü ipek saçların birer birer dökülsün Öksürdükce içinden ciğerlerin sökülsün Herkes neşe içinde,SENİN boynun bükülsün Benden beter olasın Beni kırdığın için En sevdiğin elbise ,Tabutuna sarılsın Yılan,Akrep yuvana mezarına sarılsın Mezar taşına yazılsın,KALP siz kız diye Okuyan olmasın,Beni kırdığın için. isimsiz kral |
GOR SENINDE GOZLERIN ISLANIR BIR GUN HELE BIR UMIDIN KIRILSINDA GOR NE YASAMA ARZUN NE ASKIN KALIR KURDUGUN HAYALLER YIKILSINDA GOR DUMANSIZ BIR YANGIN BASLAR O ANDA AMANSIZ BIR DEPREM KOPAR O ANDA YIKILIR KALIRSIN BIR DAG OLSANDA HELE BIR SEVDIGIN TERKETSINDE GOR BU KOCA DUNYAYI YAKASIN GELIR ESKI RESIMLERI YIRTASIN GELIR BUTUN AYNALARI KIRASIN GELIR SIRTINA BIR HANCER VURULSUNDA GOR AHMET SELCUK ILKAN |
Görmek İsterim Turizm cenneti kültür yuvası Güzel Antalya'yı görmek isterim Yörükler diyarı Toros Yaylası Güzel Antalya'yı görmek isterim Bağrında yaşatmış nice devleti Dünyaca bilinir ünü şöhreti Kültür hazinesi doğa serveti Güzel Antalya'yı görmek isterim Tekeli,Taşeli yaylalarından Serik'le Manavgat ovalarından Sedirlerle süslü Bey Dağlarından Güzel Antalya'yı görmek isterim Düden Şelalesi,Demre İçmesi ''At Kuyruk Sallamaz'' serin tepesi Yurdumun nadide şirin köşesi Güzel Antalya'yı görmek isterim Akseki,Alanya ile Kaş'ından Köprülü Kanyonu,Damlataş'ından Çıkıp Torosların karlı başından Güzel Antalya'yı görmek isterim Yivli Minaresi,Bölge Müzesi Eski çağlardadır kökü mazisi Plajı,kumsalı,berrak denizi Güzel Antalya'yı görmek isterim Dağlarında sedir,köknar,kayını Teke zortlaması yöre oyunu Aksu Çayı ile Düden suyu'nu Güzel Antalya'yı görmek isterim ÖZMENEM bir selam vereyim diye Tarihin sırrına ereyim diye Ölmeden cenneti göreyim diye Güzel Antalya'yı görmek isterim (1.ANTALYA ŞAİRLER BULUŞMASI etkinliği için yazmış olduğum Antalya konulu şiirimi siz şiir dost- larının beğenisine sunuyorum.Saygılarımla) İlyas Özmen |
seçtim ben seni Seçtim ben seni İnsan kalabalıklarının içinden Farklıydın diğerlerinden Farklıydım diğerlerinden Diğerleri ve ötekilerle Karşılaştırdığımda seni Sen ikisinin arasında Kalmış olmadığın için seçtim seni Seçimlerin bedeli var olsada Bedellerin artıları Sonuçların eksileri Eşitlendiğinde Hep sıfır kaldığın için seçtim seni Arkamı dönüp baktığımda iyiki varsın dediğim. İlerisi için İnşallah dediğim. Bugün hayatımda olduğun için Elhamdülillah dediğim için Seçtim seni.. Aslında ben seçmedim.... Çok sevdim seni.... meryem güneş |
Ayrılık Vakti Elinde valizi vardı İçinde birkaç parça eşyayla Kalbimi,umutlarımı,hayallerimi de Koymuştu o çantaya Bir tek ümitlerimi bırakmıştı benle Hep ümit edeyim diye Gidecekti... Veda ediyordu sustum... O da sustu Tek kelime etmedi Gözleri gözlerime son kez değip geçti İki damla yaş bırakarak Vakit tamamdı Ayrılık vakti diye vurdu saatler Bir saniye beklemedi Sustuk...Gitti! Ümitlerimi benle bıraktı Hep ümit edeyim diye Kalbimi kendi aldı Hep onu seveyim diye... Begüm Sedef |
İyi Ki Doğdun Güzel güneş sonrası esen fırtınalara! Bir köşede gölgenle paylaştığın yalnızlığa, Hatırlamayanlara, korkutan karaltılara İyi ki doğdun! Bu gün tutamazsan göçmen kuşları, Bir daha nasıl görürsün? Anlatamazsan kendini insanlara... ... Bu gün hissedemezsen aşkı, Bir daha nasıl bulursun! Sonra, Ay ışığı sonatı dinlemek düşer, Kederle tuşa vuranları anlamak... Ağlamak ... Senin payına... Vermediğin halde aldıklarını düşünmelisin! Vermediğin nefreti ve aldığın laneti! Belki isyan etmeli, Belki boyun eğmelisin. Ve... Bir şey dilemelisin. Bugün doğum günün senin. Gülmelisin, eğlenmelisin... Sen iyi ki doğdun! İyi ki güldün,ağladın... Paylaştın, değer verdin... Sen iyi ki karşılık alamadın. İyi ki ders almayı bildin! ... Dinleme sözlerimi doğum günü çocuğu! Yalancıyım ! Üzül, kahrol, ağla kendine! Bahtına, dünyaya ya da... Bu güne... Her yıl geldikçe Tekerrür eden tarihlerin bu günü atlamasını dile! İyi ki doğdun içimdeki çocuk! İyi ki rüya görüyorum! Gökçen Işık |
Sana Anlatacaklarım Henüz Bitmedi Yüreğimdeki misafirlerime Biraz beni dinler misin Sana anlatmak istediklerim var Ben beni çok eskilerden bilirim Sen de beni bilmek ister misin O zaman gel yanıma hadi gel beni sana anlatayım Düşlerine girmeden ruhumun ışıltısını görmek ister misin İlk sana aşktan neden korktuğumu ama Aşkı ne kadar özlediğimi anlatacağım Korkularımı, özlemlerimi, mutsuzluklarımı dinler misin Dokunamadıklarımın eli olur musun Hadi bu gece yüreğime misafir gel Haykırarak sana zayıflıklarımı anlatacağım Bunları bilmenin zevkini tattıracağım Ama çok fazlasını isteme Sadece bilmen gerekenleri söyleyeceğim Bakışlarım, yüreğim, sözüm, özüm olmayı göstereceğim Hadi gel gecelerimi gör Korkumdan kuramadığım düşlerimi seyredelim Kaçışlarımı gör Kaçtığım yerlerde beni buluşlarının sevincini yaşa Kendi ellerimle yıktığım duygularımı anlatacağım Uzun zamandır dokunulmamış anlarıma şahit ol Çiğlerin kısa ömrü gibi buharlaşmış umutlarımı gör Yıkıntılarımdaki ayak izlerimi gör hangi çıkmazlarda Hangi savaşların galibiyetini tatmışım bir bak Aşkı bulmak için rüzgarlarla arkadaşlığımın ahengini yakala Aşk şarkılarının ne güftesinde ne bestesindeyim Melodilerin şelalesinden yuvarlanıp gittiğim ırmakları seyret Sellere karıştığım anların direnişini yaşa Gel gel hadi gel gökkuşağıma bak Rengarenk değil mutluluk oyunlarının alacası gibi Dur korkma bunlar seni korkutmasın Sen gerçek beni görüyorsun senin bildiğin ben Biraz daha dur kaçışlarımı sonlandıran sen Dur hemen gitme Öyle yüreğimin kıyısında durma Sonuna kadar açık olan kapımdan gir Oda oda dolaş en güzel köşeyi seç orda kal Sözlerim ol, bakışlarımla seviş, kördüğümlerimi çöz Çaresizliklerime çizgiler at Yaylalar serinliği saç bana Bir incecik dal gibi gölgem ol Yitirdiğim sabahlarımın tanyerine bak Şimdi çık gecelerimden Yok oluşumun doğuşlarında galibiyetlerimi seyret Çok şey ellerimden kayıp gittiğinde usulca Belki hiç, belki var, belki yalan, Tutamadıklarımı tutamadım ama Boşluklar içinde yüzerken buldum seni Misafirliğimden hoşnut musun Tanımsızlıklarımın misafiri Seni keşfetmeyi sevdim Önce sesindeki heyecanı sonra istanbul gibi bakışlarını Senin dünyanın sokaklarında gezmeyi, görmeyi sevdim Gözlerinle bana sarılmanı Sen görmesen de hiç birini, hiç kimse de seni. Sensizken de seninle olabilmeyi sevdim... Ayaz düşmüş bedenimdeki sıcaklığını Açlığımı, susuzluğumu, sırlarımı bitirdiğin geceleri sevdim Benliğimde öpüşlerindeki kıvılcımı Tüm biçare kimliksizliklerimizde sarılışlarımızı sevdim Kalmamı ister misin sen bende ben sende Çok geç diye bir zaman yoktur Bir gecede bitirilen sohbetlerden değil Henüz bitmedi sana anlatacaklarım Taşarken gönül ırmaklarında Katıp önümüze sevdamızı Savrulalım, isimsiz, sahipsiz bozkırlarda, Seveceksem böyle sevmeliyim şarkılarını söyleyelim Hissettigimiz her anı aydınlatan ışık gibi Beklentisiz günden güne büyüyen özlemle Hiç bir zaman gitmeyecek misafirlerimiz olalım yüreklerimizde Gel hadi gel sana anlatacaklarım henüz bitmedi. İstanbul - 17.07.2004 Ayça Kargılı |
hayal kırıkları Kırılan hayallerim, ilerlemeye çalışırken, ayağıma battı. Acıdan açılan ağzımdanda, çevreye daha fazla hayal kırıklığı saçıldı. Kan kusuyorum artık. Kırılan kalbim, göğüs kafesime batmış. Gözbebeğimse bağıra bağıra ağlıyor, çünkü sensizlik, aşk dolu biberonunu çalmış. orçun serhat güngör |
msn’i açıyorum yine orda sen çevirimiçi değilsin korkuyorum engelleniyor muyum? oysa ruhum sana hiç çevirimdışı olamadı ben de oturumu kapatıyorum zaten msn’de iki kişi var biri ‘‘sen’’ biri ‘‘diğerleri’’ nasıl iştir anlamıyorum benim aradığım çevirimdışı beni arayanlara da ben öyle mehmet hüsnü kışlalı |
Bir Eylül akşamı kopan fırtına, Kanımı dondurup ayyuka çıktı. Talihim kurulup zûlmün tahtına Sırça sarayımı, hânımı yıktı. Çığlıklar yükseldi, yankılandı ses, Çöktü birdenbire üstüme çatı. Gönül kuşum uçtu, kırıldı kafes, Alındı elimden aşkın ruhsatı. Söndü içimdeki billur avizem, Her zerremi sonsuz keder kapladı. O an yüreğime, bilir ya Azzem, Sanki meçhul bir el hançer sapladı. Sardı bedenimi ateş, kan ve ter, Yandı hânümanım, bozuldu büyü. Öyle bir azap ki ölümden beter! Bu azap ürpertir yakar ölüyü... Yapraklar çatladı, dallarsa kırık, Ümidim kayboldu güz başlarında. Yalnız benim işittiğim hıçkırık, Boğuldu hüznümün gözyaşlarında. Ne gül, ne karanfil, ne leylak kaldı, Söküldü ruhumdan en güzel çiçek. Bu gelen fırtına bir korku saldı, Anladım, bu korku hiç dinmeyecek. Kubbeler başımda döndü bir zaman, Eğilip doğruldu binlerce sütun... Zalim anlamadı, bilmedi aman, Zehri yudumladım içinde sütün. Rüzgârda savrulan sevdalarımdı, Parçalanan kalbim, yüzüm ellerim... Aşkım; her şeyimdi, ferdalarımdı, Koptu gönül bağı, soldu güllerim... ibrahim kalkan |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Adım Sonbahar Nasıl iş bu her yanına çiçek yağmış erik ağacının ışık içinde yüzüyor neresinden baksan gözlerin kamaşır. Oysa ben aksam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar. |
Varlığım seni yoruyorsa ben giderim... Rüyalarıma giren güzel yüzünü hafızamdan silemem belki ama giderim... sensiz geçen her anıma lanet ederken bir ömrümü sana harcar yinede giderim... ağlarım belki giderken ama senin mutluluğun için giderim... Gözlerin... ne de güzel bakardı bana ne de güzel gülerdi... içten yürekten sarılman yokmuydu nasıl titretirdi beni göğsümün kafesine sığmazdı yüreğim dedim ya varlığım yoruyorsa seni arkama dahi bakmadan giderim... yeterki sen mutlu ol sen hep gül adın gibi... Edip Çoban |
Açık Arttırma Beni öylesine sev Öylesine artır ki .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Güller Ağlar İçimde Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran sesi uzaklardan Ne zaman ayrılık saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek ani gibi bir devirden Durmadan çalınır o gamlı beste .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Aşk Kimi zaman kızdaki naz Adı belli değil aşkın Kimi zaman ozanda saz Tadı yürektedir aşkın Bir bakışa kanarsın Ateşlerle yanarsın Onu dilinle anarsın Tadı yürektedir aşkın Derdini bir kenara yaz Alırsın ondan büyük haz Bu ömür sana çok çok az Tadı yürektedir aşkın Kaplar dünyayı o sevgin Dalarsın sulara engin Sanırsın tek senin dengin Tadı yürektedir aşkın Kış gelince hava soğur Aşk sana verilmiş uğur Sevgiyi umutla yoğur Tadı yürektedir aşkın Aşk yaşanır anlatılmaz Tatlarına su katılmaz Hele bir kenarada atılmaz Tadı yürektedir aşkın Gülten Ertürk |
En Mutlu Gün En mutlu gün en mutlu saat Kurumuş körelmiş yüreğimin bildiği, en büyük umutları gücün ve gururun Hissettiğim, geçip gitti. Güç mü dedim? Evet öyle düşünmüştüm Ama yazık! Çoktan yitip gitti hepsi Gençliğimin hayalleri- Ama boşver şimdi. Ya gurur, ne yapacağım senle şimdi sakin ol ruhum! Belki bir diğer baş devralır Üzerime döktüğün zehri. En mutlu gün-en mutlu saat gözlerimin gördüğü göreceği, En paralk ışıltısı gücün ve gururun Hissettiğim: Ama o zaman çektiğim acıyla Gücün ve gururun umudunu verselerdi, Yaşamazdım o parlak saati tekrar Çünkü onun kanatlarındaydı kara alaşım Ve çırptıkça-bir öz dökülüyordu Öldürmeye yeterli Onu bilen bir ruhu. Edgar Allan Poe |
Hücre Gece bir başkadır hücrede Prangalıdır bileklerim Duvar ışığı kapamıştır Ölümü koklar gibi yüreğim Prangalı bilekte güç kalmaz Koparmışlar gücünü hürriyetten Sessiz çığlıklar atar içinde Duyulmaz sesin paslı kilitlerden Gece bir başkadır hücrede Gözler karanlık, eller semada Bir rahatlık çöker içine Dudakların kımıl kımıl zikirde Yepyeni bir gün başlamaz Her gün aynıdır hücrede Duvarlar kalındır ışık süzmez Gün doğmamıştır hücrede Kan sızıyor hücre duvarlarına kan Beyaz gömleğimde kan Kına değil yakılan duvara Damarımdan akan kandır can... Madden çok küçüktür burası İnsana manevi mutluluğu tattırmakta İnziva için, yenilenmek için mekan tutulur Kapısı kilitli ama gönül penceresi acık semaya... isimsiz kral |
Sensin Canım SENSIN BENIM DOGAN GUNESIM BENI SARAN,ISITAN,YAKAN, ICIME KADAR ISLEYEN SENSIN BENIM KARANLIK GECEYI AYDINLATAN AYIM VE YILDIZLARIM SENSIN GULUM; BENI DUYGUSALLIGA ITEN,AGLATAN,DUSUNDUREN BENI DELI YAPAN,ARZULARIMI CILDIRTAN SENSIN BANA; YASAMA SEVINCINI VEREN,SEVMESINI OGRETEN ANIDEN HIC OLMADIK ANDA GUZEL BIR SARKI SOYLETEN DALIPTA HAYAL KURDURAN YUCE ALLAH'A SONSUZ DUALAR ETTIREN BENI HIRSLI YAPAN SONRADA KORKUTAN SENSIN,ILK VE SON UMUDUM OZLEM DUYDUGUM,BAGLANDIGIM UGRUNA OLDUGUM SENSIN; MAVI DENIZDE,UFUKTA GORDUGUM HAYALLERIM SENSIN; CILGINCA ISTEDIGIM, SEVDIGIM... |
Sen Yuvana Dön Sen benim dünyamı başıma yıktın Lanet olsun,karşıma nereden çıktın Ham bana yasaktın, hem de günahtın Cezayı ben çekerim, sen yuvana dön Biliyordum bir hevestim senin gözünde Yine de söz geçmedi asi gönlüme Sonu yoktu ama, sevdim delice Cezayı ben çekerim, sen yuvana dön Bundan sonra bilmem ne olur halim Aklımdan çıkar mı senin hayalin Belki dayanırım, belki biterim Cezayı ben çekerim, sen yuvana dön.. isimsiz kral |
Sıcak bir düş tatlı bir tebessüm var yüzümde Adını hep duyduğum ama bir türlü yaşamadım şimdiye Gerçek bir mutluluk var içimde Ağaçlar dallar tomurcuklanmış yeni fark ettim biliyor musun Bahar gelmiş Sen olmasan farkında bile değilim Bananeydi ki zaten Geçen bir sohbet olmuştu ya hatırladın mı Kan anonsu geçti radyodan da Kan grubumuz ne konuşmuştuk Ben o gün içimden aşk grubu rh sen demiştim duymadın Doktorların yüzünü görür gibiyim Kanımı inceliyorlar şaşkın Ciğerlerimin röntgenini çekiyorlar inanamıyorlar Sonra sonra ben giyinirken Seni bir kenara çekip fısıldıyorlar kulağına Ben duymayayım diye Hastanın durumu ümitsiz Üzgünüz diyorlar Kanında aşırı miktarda sevgi komplikasyonu oluşmuş Ciğer filminde oksijen yerine aşk soluyor görünüyor hasta Yani !! Sırılsıklam aşık sanıyoruz Allahtan ümit kesilmez Siz son nefesine kadar yanında olun diyorlar Senin gözünden bir damla yaş akıyor Canım benim … Biliyorum mutluluktan … Seni seni tüm hücrelerimle amansız bir sevda ile seviyorum …. REFİK KESTEM-MEGA FM(99,4)8KOCAELİ |
Ben Ölürsem... Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar Yollar kalbimle örtülür Parmaklarımın arasından Gecenin geldiğini görürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider Yüzümü bir çiçeğe gömüp Ağlamak gibi isterim Derinden bir tren geçer Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Alıp başımı gitmek isterim Bir akşam bir kente girerim Kayısı ağaçları arasından Gidip denize bakarım Bir tiyatro seyrederim Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Uzaktan bir bulut geçer Karanlık bir çocukluk bulutu Gerçeküstücü bir ressam Dünyayı değiştirmeye başlar Kuş sesleri, haykırışlar Denizin ve kırların Rengi birbirine karışır Sana bir şiir getiririm Sözler rüyamdan fışkırır Dünya bölümlere ayrılır Birinde bir pazar sabahı Birinde bir gökyüzü Birinde sararmış yapraklar Birinde bir adam Her şeye yeniden başlar |
Önce Ellerin Önce ellerini gördüm; nasıl aydınlıktı öyle Yıllardan bir yıl, vakitlerden bir akşam Kovdu çevremden bütün kötülükleri Önce ellerin Önce ellerini gördüm, tuttum, bırakmam Bilmezdim eskiden ben bu şafakları Öğrendim nasıl da güzelmiş yeryüzü Bir mutluluk yayılır avuçlarından Önce ellerin Benim dinlediğim ellerinin türküsü .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
İnanması Güç Kitap sayfaları gibiyiz biz, Satır aralarında sırrımız. Ne sen okuduğunu anlıyorsun, Ne ben yazdığımı. Belki de üç noktayla biten cümlelerdeyiz biz Akşama farklı şey getiririz akla, Sabaha başka... Ne sen biliyorsun düsündüklerimi, Ne ben çözebiliyorum bu bulmacayı Ne sen seviyorsun belki de beni Ne de ben kitap okumayı... isimsiz kral |
Kimi Sevsem Hasret Oldu Derlediğim kır çiçekleri, Soldu gitti, hasret oldu. Saydığım muştu böcekleri, Uçtu gitti, hasret oldu. Beyaz yaka, siyah önlük, Eskidi gitti, hasret oldu. Oyunlar yazdığım günlük, Doldu bitti, hasret oldu. Orta okuldaki ilk aşkım, Okul bitti, hasret oldu. Öğretmen olma düşlerim, Kazanamadım, hasret oldu. Mutlu yuva, mesut hayat, Devran döndü, hasret oldu. Bilinmez kimde kabahat, BARIŞ, HUZUR HASRET OLDU. Temiz çevre, mavi deniz, Sanayileştik hasret oldu. Barış diye AMERİKAN,İNGİLİZ, IRAK'A geldi, İNSANLIK,BARIŞ, DOSTLUK HASRET OLDU. Dilek Aksoy |
bir şeyler yapsak diyorum daha önce yapmadığımız; sabaha karşı bir teras katında şarap içsek mesela...... bir akşam film izlesek ,sinemada değil ama yumuşacık bir koltukta. vivaldi dinlesek birlikte, gürültü, patırtı ortasında. birşeyler yapsak diyorum daha önce yapmadığımız; ağlasak birbirimize sarılıp yada gülsek saçma sapan şeylere, luna parka gitsek balon uçursak gökyüzüne . adını bilmediğimiz kentlerde adını bilmediğimiz insanlara aşkı öğretsek..... birşeyler yapsak diyorum daha önce yapmadığımız ; bir deniz kasabasında tüketsek ömrümüzün kalanını , kıyılarda çakıl taşı toplasak , deniz yıldızlarının kollarını koparsak sonrada oturup saatlerce o yıldızın yenilenmesini beklesek... kabukları kulaklarımıza dayayıp rüzgarın çığıltısını dinlesek , kumlara saraylar yapsak o saraylarda yaşasak . bir bilet alsak yakın bir kente ama bir çok uzaklara gitsek gidebilsek mesela ........... birşeyler yapsak diyorum daha önce yapmadığımız; bir orman olacak kadar ağaç diksek kısır dağların eteklerine avuç avuç su taşıyarak göl yapsak bir gece uyusak ertesi sabah birlikte uyansak...... düşler görsek rengarenk onları hayra yorsak bir şeyler olsak seninle; çocuklara anlatılacak bir masal, bir gitara nota, bir çiçeğe bahçe, bir ağıza çığlık, düşman bir yüreğe sevgi olsak, bir mektup olsak mesela, bir film, sergide bir fotoğraf, tuvalde daha önce keşfedilmemiş bir renk, kalın bir kitapta ön yazı olsak, bir şeyler olsak seninle daha önce olmadığımız; beşinci mevsim gibi kışbahar, sekizinci gün gibi perşembe ertesi, yirmibeşinci saat olsak , seninle diyorum, seninle artık " biz " |
Unutmam Unutmam sarılırım hayallere Sensiz geçirdiğim günler Yaşadığım en büyük sarsıntıydı Ayrılmam düşlerimle yaşarım Kalbim seni ister Başkasına verecek sevgim kalmadı Ömrüm yeterse Ölüm bana gelmesse Kalbin beni isterse Bekle geliyorum Atakan Ersarı |
DEMEK ŞİMDİ GİDİYORSUN Demek şimdi gidiyorsun; Yazdığımız son şiir, öyle yarım kalacak!. Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak, Saksılarımız artık sulanmayacak!. Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp Aynanın sahtekar yüzüne, - Oy benim yaralım - Demek şimdi gidiyorsun; Beni böyle toz gibi dağıtıp Merdivenlerin dibine!. Her şey tamam, diyorsun, git... Beni viran bir şehir gibi terket.. Haydi git! Dışarısı ispiyon.. dışarısı ihanet.. Seni bir gören olmasın, Dikkat et!.. Dostlukmuş.. ölüme yürümekmiş.. Üstüne titremekmiş.. Vefaymış!.. Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı, Duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış... Bana komaz deyip, Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları, - Oy benim yaralım - Asıl sancı, uyandığında Bütün odaları boş görünce koyarmış!. Gitmek istiyorsun, git... Bir savaşçı asla vedalaşmaz!. Durma git! Dışarısı dinamit.. dışarısı enkaz!. Şunu cebine koy, Ne olur ne olmaz.. Resik KESTEM-Mega FM |
Ak Güvercin Her insan; özgür bir düşüncedir. Kan kokan topraklardan havalan ak güvercin gibidir. Bilinmeze uçar uçar... Bilir tehlikeleri, ürker,korkar... Yinede uçar sonsuz mavide. Kendi payına düşen barışı dağıtsın diye. Rotası belli, barış rüzgarlarıda yardım eder ona.. Mutluluğa konmak ister hep karanlıkta, bembeyaz kanatlarıyla. Güvenir aklığına,paklığına... Hiç kimse bir şey yapmaz diye ona... Bir hain el kalkar, sakınan o bembeyaz kuşa... Vurur dinlemez, Silah tutan o hainlerin parmağı titremez. Her insan; özgür bir düşüncedir, bilinmez.... Bir çığ büyüsün ölüm sessizliğinden, yuvarlayalım barış dağlarından aşağı... Dağılsın barış barış her yana, Ak güvercinlerin kanatlarında.... Umut Engin Deniz |
Neden Sonra Bir gün demek ne kadar hazin Anılarla dolu gecen yıllara! ... Bakıp da ardında kalan yollara; Geri dönememek tek bir an için! Büyüttüğün artık umutlar değil, Simdi tek gerçek var; çaresizliğin. Bak! Fırçan kirilmiş, bomboş tuvalin Ne biraz renk kalmış, ne de bir sekil Silinmiş o portre, göremezsin ki! .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
BEN SIFATSIZ SEVDİM SENİ Ben sıfatsız sevdim seni Bir ad koymadım sana, adınla sevdim Yüzüne bakmadım ay ışığında, ben mehtabı yüzün bildim Ben sıfatsız sevdim seni Saçlarını savurmadım rüzgarla, rüzgarları saçların diye kokladım öyle sevdim ellerinde ısınmadı hiç ellerim,ben hissettiğim her sıcağı ellerin bildim Ben sıfatsız sevdim seni Bakışlarında eritmedim hasretimi, gözlerini hiç görmedim Sen gözlerimin algılayabildiği her şey demektin, Sensin diye baktığım her şey, bilsen neleri sevdim Ben sıfatsız sevdim seni Bilmedim güzelliğini nasıl bir şeydin, Ben güzelliği sen bildim , her güzel şeyi sana benzediği için sevdim Ben sıfatsız sevdim seni Yalnızca sevdim , düşünmedim kim olduğunu, neye benzediğini Ben sıfatlandırmadım sevgini, öylece öylece sevdim… http://www.siirperisi.net/images/sair.gif REFİK KESTEM (bu linke tıklayarak dinleyebilirsiniz ses mükemmel) Mynet VDO - Refik KESTEM |
Farzet Ki Farzet ki;geri gelmiş o gamsız devir Delicesine sevdiğin senin olmuş Bir bahar sabahı sahilde seninledir Yanan alnını alnına dayamışsın O incecik elleri ellerindedir Farzet ki;mazidir devamı yarının Sevdiğin başını dizlerine koymuş Bahar bahar kokan siyah saçlarının Her telini ayrı ayrı öpmektesin .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Gerçekten Sevmek O durmadan kaçıyor; sen ardından gitmiyorsan; o günün her saatinde saklanıyor, sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan; o sana acıların en büyüğünü tattırıyo sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan; boşuna aldatma kendini, onu sevmiyorsun demektir. Elindeki içki kadehinde, dudağındaki sigarada , okuduğun kitapta, mırıldandığın şarkıda, söylediğin şiirde, gördüğün rüyada ve yasaman için ciğerlerine doldurduğun havada o yoksa; Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan; onu sevmiyorsun demektir. Renkler onunla değerlenmiyorsa, örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının, mavi maviliğinin farkında değilse, beyaz yalnız o giydiği zaman güzelliğini haykırmıyorsa, sabahları onu görünceye kadar güneş doğmuyorsa ve onsuz gökyüzü geceleri aya, yıldızlara .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Sana en az pencerene gelen bir serçe Yolda gördüğün bir çocuk Sahilde tek başına oturduğun bir bank Gizli gizli ağladığını gören bir ayna Ellerinden dudaklarına değen bir sigara Üzerine alelacele giydiğin bir elbise Uyumak için Ellerinle bir sevgiliyi sardığın gibi sardığın bir yastık Gözlerine düşen uykusuzluk Okuduğun bir kitap Canını sıkan bir insan Öpülesi dudaklarınla ısırdığın bir erik Ve hep beklediğin Hayallerini süslediğin o sevgili kadar yakın olmak istedim Biliyorum ben sana dokunamadan Avuçlarında bir hayatı tadamayacağım Biliyorum Sensizliğin karanlıklarında şiirler yazıp Her şeye rağmen içimde yaşayacaksın Senin yerin orası biliyorum ÖZLEM YÜREKLİ |
Amansız Eylül Hatırla o ilk günkü heyecanı Ürkek bakışlarını getir aklına sonra Kaçışını Sevdadan ayrılığa umarsız akışını düşün Ve şimdiki ayrılığa ekle her birini Ne kadar zamansız bu kopuş Ne kadar da anlamsız öyle değil mi? Oysa sevda avucundaydı Gözbebeklerin büyüyordu aynalarda Sen, sen olmaktan çıkıyordun Bir sevmek geliyordu aklına.... Bir de sevilmek... Yüreğimin mührünü görüyordum bakışlarında Neden sonra ayrılık geldi Şaşırmadım, Mevsim sonbahardı... Sabaha karşı diline vurdu elveda Soluksuz kaldım, sustum Sonra birden bir yağmur başladı..... Ben bu ağrıyı iyi bilirim Islanırım ayrılığın ilk saatlerinde Alışkınım..... Saatler tüm gücüyle vurduğunda geceye Kendimi caddelere bırakırım... Gidiyordun sonunda.... Bulutlar, Ayrılığın sancısını bırakıyordu şehre... Hatırlarsın? Amansız bir eylüldü. Ve güzün bütün yaprakları Sen gidince döküldü..... Okan Savcı |
Gözlerim yoluna düşmüşhiç bir şey göremiyorum senden öte..... senden öte sözler duyamıyorum..aldığım nefes seninle sınırlı..... ayağıma pırangalar vurmuş odaların çıkamıyorum eşiklerinden bir adım ötene atamıyorum adım..hapsoldum karanlığında,kaçamıyorum..... tutsaklık demişler bunun adınahayır bu tutsaklık değil! tutsaklık değil benim senden gidemeyişim..! başka birşey daha yüce daha akılalmaz daha sınırsız uçsuz bucaksız,dursuz duraksız daha da nefessiz bırakır insanı..daha da yapışır canına..etini koparırcasına hem de..kapıları kilitleyip anahtarları denize bırakır benim sana esaretim..... çaresizlik demişler bunun adına hayır bu çaresizlik değil! çaresizlik değil benim senden gidemeyişim başka birşey daha yüce daha akılalmaz daha sınırsız uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..... daha bir bağlar insanın elini kolunu..kanadını kırar..ateşlere salar tenini tenine kor basar gözüne mil çekeriçine ayaz emanet eder baharlarını haraç keser senden..... aşk demişler bunun adına hayır bu aşk değil! aşk değil benim senden gidemeyişim başka birşey daha yüce daha akılalmaz daha sınırsız uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..... daha bir sefil eder insanı benim sende kalakalmışlığım insanı üstünde intiharlar taşıyan iplerle sırdaş eder benim gidemeyişlerim benim senden gidemeyişim,aşkı kapısında köle eder!.... |
Ağlama yeşil gözlüm, Yüreğimdeki ömrüm, Yarım benim, gönlüm.. Damlalarında ölürüm… Deniz dalgam, karım yağmurum, Baharım canım, Öbür yarım…. Sen ağlama ben ağlarım. Ay yüzlüm, mehtap bakışlım. Ellerimle büyüttüğüm aşkım…. Ağlama, Yoluma karalar bağlama. Gel uzan sol yanıma. Tenim ilaçtır sana, Dola kollarını koluma, Ben ağlarım gülüm sen yorulma….. Sen gönlüm gibi olma. Çaresiz bir köşede solma. Boş yere saçlarını yolma. Ben ağlarım gülüm sen yorulma…… ali sarıtaş |
Zindanı Taştan Oyarlar Sılanın ufak tefek yolları Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri Tepeden tırnağa şiir gülleri Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Bugün efkarlıyım açmasın güller Yiğitimden kötü haber verirler Demirden döşeği taştan sedirler Yatak diken diken yastık batıyor Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Bir şubat gecesi tutuldu dilin Silaha bıçağa varmadı elin Ne ana ne baba ne kız ne gelin Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Ne bir haram yedin ne bir cana kıydın Ekmek kadar temiz su gibi aydın Hiç kimse duymadan hükümler giydin Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Döşek melil mahzun yastık batıyor Mezar arasında harman olur mu onüç yıl hapiste derman kalır mı Azrail aç susuz canın alır mı Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Döşek melil mahzun yastık batıyor Zindanı taştan oyarlar İçine bir yiğit koyarlar Sağa döner böğrü taşa gelir Sola döner çırılçıplak demir Çeliğin hası da yiğitim aman böyle bilenir Döşek melil mahzun yastık batıyor Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Dilimde dilimi bulduğum, gücüne kurban olduğum Anam babam gibi övdüğüm Dayan aslan ustam yiğitim dayan Dayan hey gözünü sevdiğim Bugün efkarlıyım açmasın güller Yiğitimden kötü haber verirler Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün Şiirin gökyüzü gibi herkesin Sen Kızılırmak'çasına bizimsin En büyük demircisi dilimizin Canımız ciğerimizsin Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir Bütün hışmıyla dilimiz Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir Acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla Bir yanı nur içinde tertemiz Bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir Bütün hışmıyla dilimiz Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir Kaynak: Biguzel Bedri Rahmi Eyüboğlu |
BİRDENBİRE herşey birdenbire oldu birdenbire vurdu gün ışığı yere, gökyüzü birdenbire oldu mavi birdenbire,herşey birden bire oldu birdenbire tütmeye başladı duman topraktan filiz birdenbire oldu tomurcuk birdendire yemiş birdenbire oldu birdenbire,birdenbire herşey birdenbire oldu kız birdenbire oğlan birdenbire yollar,kırlar kediler,insanlar aşk birdenbire oldu sevinç birdenbire Orhan Veli KANIK |
Harcarken güzeldi, Dağıtırkende. Her güzelliği seviyor, En güzelineyse tapıyorduk. Böyle geçti yıllar Şimdi ise Tükettik sevgileri, Şimdi kaldık böyle çıplak. volkan kaz |
Akşamları hep gidiyorsun Ben bakıyorum sadece Eline bile dokunamadan Çıkıp gidiyorsun Ben bakıyorum ardından O kadar... Kuru bir 'iyi akşamlar' O güzel dudaklarından İki kelime duyduğum Hiç kalmayacakmısın Bir akşam bile Çok kalmasanda olur Kısa bir süre kalsan Ne kadar mutlu olurum Yada giderken elimi tutsan Sıcaklığını hissetsem Ne rahat uyurum! .. İHSAN DİNİBÜTÜN |
| Saat: 07:56 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık