Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv]

Güncelleme: 18 Ocak 2010 Gösterim: 791.216 Cevap: 8.002
virtuecat - avatarı
virtuecat
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #1
virtuecat - avatarı
Ziyaretçi
Şiir Nehri 2

Sponsorlu Bağlantılar
Bundan Sonra Şiirleri Burada Paylaşmaya Devam Edebilirsiniz.
Şiir Eklerken Dikkat Edilmesi Gereken Onemli Bir Konu İse Eklediginiz Şiirler Sizlere Ait ise; Sizin Şiirleriniz bölümüne yazmanızdır.
Buradaki Şiirler Alıntı Oldugu İçin Lütfen Şairi Belirtin Aksi Halde Şiirler Silineceltir Okumayı Nasıl Sevıyorsak Yazana Saygımızı Elden Bırakmıyalım

Arşivlenmiş "Şiir Nehri" konusu için bakınız:
Şiir Nehri -1- [Arşiv]



MsXLabs HQ Ekibi

arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #2
arwen - avatarı
Ziyaretçi
diller mi vefasız yürekler mi
gömüt taşına mı yazılacak
Sponsorlu Bağlantılar
zamansız kayboluş
şiirlere karıştı sevdam
unuttum
günleri külrengi yolculukta
gelirsen
bulacaksın gücenmemiş şiirlerde
kıpırdamayan akrep de
yelkovan da
şiirlerimin gizli öznesi
ilkyaz tufanımsın
gidersen eksilirim

sanma aşkların mevsimi
binlerce renk
çökerken sisleriyle gökyüzü
yüzüne
yangın yerine çevrilen eylem
su kuşunun belirsiz serüveninde
noktalama imleri dolaşır
sokağında

sen bana dokun
anılarıma dokunma
sen bana dokun
yüreğime dokunma
konuşurum
susarsın
sustukça
içimde isyan
yoruldum
sevgimi taşımaktan
sanık dillerimdi
gelmek istesem
yeminin gölgemdi
hoşçakal demedim
savunmanı üstlendim
gönül bahçemde
gülüyorsun
ateş böceği gibi kayboluyorsun
bir aşk daha karışıyor
tarihin sararmıuş sayfalarına
yalnızım

çırılçıplak kaldım sevdam da
aşkın onuru yokmu dünyada
bıkkınlığım yok ne de ihanet
hain deyilim korkak hiç deyil
kim bilir kimse sormasa da adımı
hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü
desinler ki
denizdeki balıklar gii heyecanlı
desinler ki
aşkın örülmemiş dili
sevdamı boğsada ellerin
yüzümde ilkbahar sevinci
ekiyorum düşünceme yıldızlar
aşk rüzgarlarına savruluyorum
ya sen hangi rüzgarlara
küs çiçeği

ey! beyaz günlerimin ışığı
karanlığı aydınlat
kini nefreti at gel
dola saçları saçlrıma
çözülmüş gözlerinle gel
kaçışın:yitiriş
kaçışın:yok oluş
kaçışın: aşkın alaborası
sen hayatımın sevdası
doığrumda yanlışımda olsan
konuşturuyor
yüreğim beni

bak! yaşlanıyor gençliğimiz
alıp götürüyor yıllar
bakarsın aniden gelir ayrılık
ne adın kalır
ne de sevdan


SANİYE GÜNDÜZ YILDIRIM

arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #3
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Unutulmaz anları vardır hayatın


Islak kirpiklere takıp kalan
Zamana meydan okuyan
Biz de öylesine yaşadık seninle
Öylesine sevdik
Hatırla aşkım...
Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda
Beni sensizliğe nikahladılar
Yenildim duygularıma
Yenildim gururuma ağlayamadım
Şimdi sanadır bu ağlayışım
Hatırla aşkım..
Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yokluğunda şair kesildi gönlüm
Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım
Sen de nasıl sever nasıl söylerdin
Hatırla aşkım..
Oysa nelere katlandı bu gönül
Ne acılara halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler
Bir yokluğuna alışamadım
Bir de sensiz bu akşamlara
Unutamam demiştin giderken bana
Ben de unutamadım
Bu bizim son yeminimizdi
Hatırla aşkım..
Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor
Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi
Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın
Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın
Bitmedi bitmeyecek bu şarkım
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol
Hatırla aşkım..
Hatırla
Yanındayken bile özlerdim seni
Şimdi içimde bir başka yangın
Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın
Ölmek kaderde var biliyorum
Her şeyin sonu yakın
Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
Hatırla Aşkım..

Ahmet Selcuk İlkan

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 0 üye beğendi.
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #4
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Tek taraflı bir sevgiydi,
beni sana bağlayan
ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki..
İki tarafına da dokunsan,
hiçbir sonuç alamadığın,
bir sevdaydı benimkisi..
Ben seviyordum
ve içimden,
bağıra bağıra söylüyordum.
Ben sana aşıktım,
ama sen hissetmiyordun..
Çıkaramıyordum içimdeki gücü.
Anlatamıyordum
´seviyorum´lu biten o son sözü.
Ve gözlerimle söylüyordum
ve ben seni özlüyordum,
ama sen görmüyordun...!

Seviyordum çocuksu bakışını.
Her yere ayak uyduran,
o çılgın rahatlığını.
Ve yerinde kullandığın,
olgun tavrını seviyordum..
Her şeyinle hoşuma gidiyordun
ve bana,
her şeyinle çekici geliyordun..
Ben sana hayrandım,
ama sen bilmiyordun..
Söyleyemedim sana..
Attığım her yeni adımda,
risk alarak başlardım hayata.
Ama,
sana karşı kumar oynayamadım,
rest çekemedim hayata.
Seni kaybetmekti,
sevginin yanında
sevgimin yalnız kalmasıydı korkum
ve ben bunu,
bir türlü göze alamıyordum...!

Sana söyleyemedim...
Belki sen bunu,
hiçbir zaman bilmeyeceksin..
Ama birgün öğrenirsen,
suçu kendinde arama.
Çünkü bütün suç benim..
Ve olur ya,
birgün gelirsen bana,
ben her zaman,
her şeyimle seninim...!



UMUT CAKMAK



Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
İlknot: Yeni Uygulamnız Çok güzel Teşekkür ederim...)

ÇÖL DAHA İYİ
**********
çöle kıyısı olan kentlerin
limanları sıkıcı olur
kuş uçar gemi geçmez,
kervan zaman içinde.
böyle kentlerde insan
fırtına gibi sever,
sevdiği için ağlamayı.
hangi türküde sevmekten bahsedilse
ben hicaz olurum
elimi ıslatır elinin teri
ziyan olurum seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
hangi türküde sevmekten bahsedilse
bu çölde ben
"şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor"da
bahsedilen şair olurum!

Yılmaz Erdoğan...
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #6
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Hani Bir An Gelir...



Hani bir ân gelir... Ve söylenmez sözler söylenir olur!
.....
Hani bir ân gelir...
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada!
.....
Hani bir ân gelir...
Bir ân gelir...
Hani bir göz bir göze gelir.

Hani, öyle bir ân gelir ki;
En “gelinmez” yollarla en “varılmaz” yolların, senle ben arasındaki yarda boyun büktüğünü görürsün...
Bu yar; iki yâr arasıdır! ..
Her yar iki yâr arasıdır! ..
Ve üstelik;
Yaralar yara benzer,
Her yar yaraya benzer!
Yar başında duruşum;
Yâre nâraya benzer! ...

Halbuki gök yerin...
Halbuki gök yarın...
Halbuki gök yârin içindedir bu mesafelerde! ..
.....
Veya gök, mavi bir hançer gibi dalıvermiştir de toprağın içine; şimdi toprak, kendi içindeki kocca bir yarayı yâr bilmiş... Kendini parçalayan kooskoca bir yar başına türbedar olmuştur! ! !

Halbuki hep...
Hep iki yârdır;
Bir yar başında duran...
.....
Her yar, yâri gördüğüm rüyadır! ..

Yolun biri gözlerinden başlaar senden içeri gider; diğeri gözlerimden, benden içeri...
Bir yar oluşur her yârin arasında kalan boşlukta! ..
Ben, yarın bir duvarı olup sana bakarım bu yandan... Sen yarın bir duvarı olur, o yandan bana bakarsın! ..
Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı “bakışlarımızda” kopar! ..
Biz, sarılmadıkça...
.....
Yarlar kaldıkça yârlar arasında! ..

Hani bir ân gelir...
Ve söylenmez sözler söylenir olur!
.....
Hani bir ân gelir...
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada!
.....
Hani bir ân gelir...
Bir ân gelir...
Hani bir göz bir göze gelir...
Hani bir ân gelir...
Bir ân...
Bakışlar düğümlenir;
Bütün yarlar silinir,
Sıra söylenmezlere gelir...




Muammer Erkul

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #7
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Acı İlişki

Sevgilim,
Bir ülke senin gövden kadar masum olsaydı
Bir tek anne oğlunu devletten sormazdı...


(1996) Şükrü Erbaş...

CaNaRY - avatarı
CaNaRY
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #8
CaNaRY - avatarı
Ziyaretçi
Sen Olmasaydın

Nerden düşecektim, çaresiz derde,
Gözümde bu kadar, hoş olmasaydın.
Yan yana uçardık, en yükseklerde,
Kanadı kırılmış, kuş olmasaydın.

Sanma bu hasretin elinden bezdim,
Özlem gurbetini gözünde gezdim.
Sevda şarabını sensiz içmezdim,
Ezginler evinde keş olmasaydın.

Yürekten sevsen de, hiç sevmesen de,
En derin sevdayı bulmuşum sende.
İpekten yumuşak gönülsün bende,
Elim uzanında taş olmasaydın.

Nasıl anlatayım, öyle bir hal ki?
Yasımı tutuyor, sevenler halkı.
Ben de eller gibi gülerdim belki,
Ağlayan gönlümde yaş olmasaydın.

Umutlar gönlümü süsleyen yardı,
Seninle kesildi, umudun ardı.
Kavuran çöllerde ne işim vardı?
Leyla ordusuna baş olmasaydın.

Resmini içerim, içtiğim sudan,
Sarhoşluktan aymaz, bardağı tutan.
Belki ayılırdım, derin uykudan,
Bu kadar doyumsuz düş olmasaydın.

Mehmet Nacar
Son düzenleyen Blue Blood; 26 Mart 2007 23:05
recruit87 - avatarı
recruit87
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #9
recruit87 - avatarı
Ziyaretçi
... Ve Mona Roza

Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi
Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara
Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara

Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü
Ve boğazımı sıktı parmaklar ince uzun
Günahkar toprağımın saçından bir tel düştü
Sana ne olmuş Roza, bir derde tutulmuşsun
Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti
Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun
Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü

Şu şapkayı çıkarıp atıyorum ırmağa
Her şeyim sizin olsun, hep sizin, kesik başlar
Rüyasında örümcek başlarsa ağlamaya
İçine gül koyduğum tüfek ölmeye başlar
Günahını sırtına yüklenen kaplumbağa
Gibi ölüm önünde özbenliğim yavaşlar
Öyleyse bu şapkayı atıyorum ırmağa

Bu erkekler kokuyu kediler gibi alır
Ve kediler de her gece sürünür yastıklara
Denizleri bahtiyar eden günler kısalır
Satılmayan çiçekler zehirli ve kapkara
Unutulmuş erkekler ve kadınlara kalır
Bir geyiğin eriyen gözleri düşer kara
Ve erkekler kokuyu kediler gibi alır

Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
Ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi
Sana da Mona Roza, taşbebeği bıraktık
Ellerinde kılıçlı balıkların bir dişi
Senin hatıran kadar büyük, yeni, karanlık
Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık

Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim
Ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura
Tüyüme horozdan çok itimat edeceğim
İtimat edeceğim şu belalı yağmura
Ruhumu bayrak yapıp ben teslim edeceğim
Asılmış bir adamın iki eli yağmura
Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim

Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni
Ve bir şehir yaratmak ruhundan Geyve diye
Parçalanan gemiyi ve yırtılan yelkeni
Katıvermek sessizce söylenen bir türküye
Ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni
Ve son vermek bu bitmeyen şarkıya
Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni

Sana tavus kuşunun içine girdiğini
En son söz olarak söylemek istiyorum
İçimde tavusların kaybolduğunu
Bana da bir çift ak kanat kaldığını
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum
İçime girdiğini, tüyünü yolduğumu
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum

Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi
Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara
Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara...





Son düzenleyen virtuecat; 3 Aralık 2006 16:22
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
3 Aralık 2006       Mesaj #10
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Alışma Bana

Alışma bana,
ne yapacagım belli olmaz,
bugün varım, yarın birden yok olurum...
Dokunma bana,
kapanmamış yaralarla doluyum,
canımı acıtma bi yara da sen açma...
Sevme beni,
yogun duygularımda kaybolursun, tutuştururum...
İsteme beni,
yasaklarla bogusursun, engellerle doluyum...
Çözmeye çalışma sakın,
seninle karışır iyice kördüğüm olurum...
Anlama beni,
ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum...
Aşkı yaşatmamı isteme asla,
ben aşka yıllardır inanmıyorum...
Güveniyosan kendine inandır beni aşkın varlıgına,
sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki,
vazgeçemezsin, tutkun olurum...
Yıkabilirsen duvarlarımı,
sakın bırakma beni,
tüm tutkularım ve gücümün arkasında,
hala minik bir çocugum,
büyütemezsen kaybolurum...



İbrahim Taner Ateş

Benzer Konular

2 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
18 Temmuz 2016 / Daisy-BT Edebiyat
17 Ekim 2018 / mydarling24 Genel Mesajlar
27 Kasım 2012 / Valeria Coğrafya