MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 21 Eylül 2007 02:03

Geceler yıldız yıldız
Geceler hain
Geceler vefasız...

İsyanım var diyorum, isyanım var
Yâr diyorum, yâr! ! !
Tutup ellerinden getirmezler ki
Lânet ediyorum gecelerden, lânet! ! !
Koynunda saklıdır zaten
Yalnızlık, ihanet...

Geceler hain, geceler insafsız
Küsmüşüm kadere, küsmüşüm bir kere
Dilimde yâr, başımda efkâr
Dönüp duruyor içimde, hasret dolu cendere...
Ne söylesem az gelir dostlar! ! !
Vefasız gecelere...


yunus kulak


nünü 21 Eylül 2007 11:09

ADIM SONBAHAR


nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşıroysa
ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul

adım sonbahar
Attila İLHAN


RuYa 21 Eylül 2007 13:00

çok soğuk bir yalandı;

Gözlerin...

öyle bir kaybolmuşum ki...
karanlık ruhunda...
kimsesizdim ya senin olmuşum birer birer...
zaten bir siyahı sevmişim bir de seni...
tutma ellerimi korkuyorum
sussan sabaha dek
ve senin olsam
bu rüya bitmese hiç
sıkı sıkı tutsam ellerini
ve sevsen beni gerçekmişim gibi...

Git...
yalancı bir rüzgarım ben..
ruhum satılık;
beş para etmez...
sevme beni
yalancı düşlerim var benim
sahip olamadığım hayaller...
ve sen...

Gitmelisin...
korkuyorum....tutma ellerimi...
bırakamam sonra...
tutma yüreğimi;
sevemem seni,senin beni sevdiğin kadar...
korkuyorum...
avucuna aldığın eriyen bir kartanesiyim ben...
ve nefesinle eriycem...

Bırak beni...
dokunma bana...
ben sen değilim sende ben değilsin...
sevme beni...
yalanım ben...
yalancıyım...
ne seni sevmeye hakkım var,
ne de düşlerine girmeye..
Gitmeliyim....Gitmelisin...
Dedim ya yalancı bir kartanesiyim ben;
Ve Nefesinle Ölücem... YALÇIN BOZ


Misafir 21 Eylül 2007 14:53

Tuz Ayarı



Hep karlı doruklar göründü
Burada kirli akşamlar arasından
Bir telefonun ucunda oturdum
Üşümüş sesini bekledim
Evraklar ihanetler arasından
Çakmamış çağlar arasından.

Kanat çırptıkça esir kirpikler
Yerini anımsayıp durdu gümüş yara
Metropollerden içeri bir çarpıntı
Haşhaş kapsülündeki hışırtı.

Nasıl da kirlenmiş düşler denizinin kıyısı
Burçlarında tutunamıyor rüzgar
Kurnazın nezaketi mi, aptalın yürek temizliği mi?
Hep o eksik şey, eksikliği tuzun eksikliği kadar şey.

Arayıp da bulamazsan çıkıp gel
Birlikte bakınalım yürek hurdalıklarında.


isimsiz kıral


Tiglon 21 Eylül 2007 22:35

utandım


Bir hoş oldu dünya seni sevince
Dilim tutuluyor daha görünce
Ansızın karşı karşıya gelince
Gözlerine bakacaktım .. Utandım.

Hayalimden çıkmadı güzel yüzün .
Aşk korku , aşk ümit, .bir tatlı hüzün
Yanyana yürürken seninle bir gün ,
Ellerini tutacaktım...Utandım.

Ümit ışığı vardı gözlerinde
Biliyordum ki seviyordun sende
Kaç kez , kaç kez karar verdiğim halde.
Seni seviyorum diyecektim...Utandım.

Yıllar geçti bugün yarın diyerek ,
Sevgilim seni daha çok severek
Başımı avuçlarına vererek ,
Ağlamayı çok istedim..Utandım

Ekrem Kemal Kırmacı


arwen 22 Eylül 2007 00:31

kırılgan bir merdivenden iniyoruz sabaha
esnek yüzlerimizde gecenin darılgan mimikleri
kopup geldik nereden bilmem buraya
önemi de yok hani
varıyoruz işte çekirdeksiz bir sabaha

aldık başımızı denize yürüdük
düştük kalktık hayata yürüdük
heybemizde karadut
Marmara
ve incecik kuzey şarabı damarlarımızda
yürüyün arkadaşlar daha yürüyün!
incelen bir çizgi var hayatımızda

kırılgan bir merdivenden iniyoruz sabaha
sonbaharın ihtiyar yaprakları
saçılan antik bir kolye gibi dağılmış yollara
biz sevdaya alternatif tanrı'larla büyüdük
çok düşündük günahı ayıbı kadını
kopup geldik nereden bilmem buraya
önemi de yok
yürüyoruz işte alabildiğine lirik maviliklere
bütün aşağı renklerden yükselip sabaha


mustafa gökhan tosun


arwen 22 Eylül 2007 01:48

yaşanmaz bir daha yaşanmış olan beraberlikler
gölgeler ve konuşmalar asılı kalır hava boşluklarında
izlerimiz azalır anılar silinir biz kayboluruz
zaman geçer hakkımızda masallaşır her şey
birkaç sayfalık kitaplarda birkaç satırda
hiç olur unutuluruz…

belki bir yerlerde bir halı üstünde bulutlarda
belki şu meşhur çaydanlık dünyasında
belki birbirimizden iki üç metre ötede
bir otobüsün içinde karşılıklı caddelerde
alış veriş merkezlerinde başka başka reyonlarda
göz göze gelir karşılaşırsak….ya da
bir kaç metre ötede aynı mezarlıkta
aramızda bir iki komşu
kuzu kuzu yatıyor olursak…


necmi dayan


arwen 22 Eylül 2007 03:43

canımsın


Bu deli bedende, bu deli kan aktıkça
Akan her damlam seni haykırdıkça
Sen bende hep var olacaksın
Canımsın canım kalacaksın
Sakın bırakıp gitmeye kalkma
Dedim ya canımsın, canımı benden alma...

Ayşe Tarhanlı



nünü 22 Eylül 2007 09:48

SONUM OLURSUN


Ölümsüz bir aşkla bağlıyım sana
Terk edip gidersen sonum olursun
Bir ömür adadım bu aşk uğruna
Ayrılıp gidersen sonum olursun

Yıkıldım kahroldum hayat yolunda
Yeniden can buldum senin yanında
Aşkıma elveda dediğin anda
İnan ki sevgilim sonum olursun

Hayatın anlamı senmişsin meğer
Neyleyim dünyayı sen yoksan eğer
Yırtılsın takvimler dursun saatler
Gittiğin anda bil sonum olursun


Sedef 21 22 Eylül 2007 14:07

Nisan Sabahı

Bir sabah uyandım gözlerim nemli
Ellerim kararmış içim alemli
O zalim bir mektup bırakıp terketti beni
Yine yalnız kaldım nisan sabahı


Hüseyin Şimşek


arwen 23 Eylül 2007 00:51

Yolum düştü evinizin önünden geçtim,
Eviniz yoktu, kiraz ağacınız yoktu,
Tahtadan yapılmış çift kapılı,
Gıcırdayan bahçe kapınız yoktu
Bana hep sevgiyle yaklaşan annen yoktu
Yoktular işte
Sığırcıklar, Serçeler, Güvercinler
konacak dal bulamamışlar dı onlar da yoktu.

Mektuplarımızı taşıyan kepçe kulaklı çocuk büyümüş
Öğretmen olup Eskişehir'e taşınmış
Evinizin yerine 5 katlı apartman dikilmiş
Kiraz ağacının yerine asfalt dökülmüş

Vay be vay ki vay vay
Şöyle bir bakıyorum da geçmişimize
Şu an ile kıyaslıyorum
O günler paramız vardı iyi kötü cebimizde
Ama tüketeceğimiz mallar hep karaborsaydı
Yağ kuyruklarında, tüp kuyruklarında
Ellerimiz de para yerine geçen karnelerle
sıralarda beklerken tanışmıştık seninle
Yüreğimi yakan bir bakış kondurmuştun
gözlerimin taaa içine
hatırlarmısın?
Her bakışında utangaç Kazım'ı kızartırdın
Utanırdım sen bakarken, gözlerimi gözlerinden kaçırırdım
Ama sen, sen güzelim
Beni ayarlamayı kafana koymuştun
Çok cilveler yapıyor,
Beni tam kalbimin ortasından vuruyordun.
Daha ne kadar utanacaktım ki
Artık senin yanında çok rahattım
Mahallemin en güzel kızlarından biriydin
Buğday tenin,güneş sarısı saçların
Toprak rengi gözlerin vardı.
Onlar artık sadece benim di.
Uzun zaman havadan sudan bahsederek geçti günlerimiz.
Baktın benden teklif çıkmayacak
Eeee dedin ne olacak bu halimiz
Yaşlarımız daha 15-16 lardaydı be gülüm
Daha orta sonlardaydık,
Aşk'tan meşk'ten ne anlardık.
Başımızda kavak yelleri esiyordu.
Bir gün hiç unutmam,
Beni okuluna çağırdın,sınıfından ders ortasında izin alıp
koridorda benimle buluşmuştun.
O gün dudağıma ateşli bir öpücük kondurmuştun.
Hayatımda ilk defa bana güzel bir duygu yaşatmış,
beni çok mutlu etmiş ve ayaklarımı yerden kesmiştin.
Bu durum gizli yerlerde sık sık ve uzun süre devam etmişti
ikimizde hayatımızdan memnunduk.

Fakat bir gün;
Bizden yaşça büyük sarışın bir delikanlı
o gün, çok dikkatimi çekmişti
Yanımda bakışırlarken gözlerini yakaladım
Allah için benden de yakışıklı bir delikanlıydı
Nereden bilirdim o aşuftenin o delikanlıyı kıskandırmak için
Beni kullandığını.
Hiç bir şey demeden uzaklaşıp gittim o ihanet ortamından
Hala beni sevdiğini söylüyordu karşılaştığımızda utanmadan,
Beni kıskandırmak için yaptığını söylüyordu durmadan,
Bu olayı bana o gün en candan arkadaşı anlatmıştı zaten
iyi ki bitirmiştim, iyi ki fark etmiştim ona fazla bağlanmadan.

30 yıl sonra o mahalle de dün onunla karşılaştım,
Ayak üstü bir merhabalaştık, abisini ziyarete gelmiş,
iki tane çocuğu varmış biri kız biri erkek
Acelesi de vardı zaten kocam şimdi gelir diyordu,
Huzursuz du, konuşmayı çok istiyordu, bir gören olur diye de çok korkuyor du
Zaman ne kadar da çabuk geçmişti
30 yıl birbirimizden çok şeyler götürmüştü
Kadının eski güzelliğinden eser kalmamış,
gözlerinin önü çökmüş, sazlarına beyazlar düşmüştü.
Cep telefonunu verdi, benim cebimi aldı,
Ben müsait olunca seni ararım o eski günlerimizi yad ederiz dedi,
Kırmadım aldım telefonunu ayrıldık.
Telefon numarasını yırttım attım
Telefon numaramı değiştirdim görüşmemek için
Çünkü o evli bir kadın dı
Tekrar başlamak, yuva yıkmak bana yakışmaz dı,
Of of yine eski duygularım uyandı,
iyi veya kötü günler yaşandı,
Bazen fırtınalar esti yüreğimde,
Bazen se süt liman dı
Ne geldiyse başıma zaten aşırı duygusallıktan geldi.
Ama yaşananlar yaşandı
Yaşta zaten 47 ye dayandı.
Ama bende öyle bir kalp var ki
yaş hala onaltılardaydı
Hayatım sanki hala ikinci baharındaydı
Baktıkça söyle bir geriye
Yaşanan çok güzel, çok acı anılarım kaldı.


kazım doğan


arwen 23 Eylül 2007 03:05

Geceleri hep seni hep seni düşünüyorum,
Yalnız ve çaresiz başımla hayallerim geliyor gözlerimin önüne,
Seni düşünüşümde her yaktığım sigaranın sonunda,
Sen gelecekmişin gibi oluyor,
Benliğimde bir yara saklı kendi kendimi avutup sabahı yapıyorum,
Olacak gibi olmayacağını anladığımda bir köşeye çekilip,
Yalnız seni düşünüp sessizce döküyorum gözyaşlarımı karanlığa,
Herşeyim kaderim seni ve aşkı bekliyorum,
Umudu ümitleri senin gelişini bekliyorum


özge ünal


arwen 23 Eylül 2007 04:22

Gözlerime bak! ..
Göreceksin içimdeki seni..
Göreceksin birdamla umut için
Terkedilen dünleri...

Ağlıyorsam dokunma!
Islanmasın yüreğin..
Dağılmasın yüzümdeki çiseler...
Kimbilir kaç yağmur daha
Üşüyecek bu beden
Ve kırılacak filizlenen ümitler...

Bak.. İyice bak gözlerime,
Bulduğunda kendini çekinme,
Kopar git karanlığımdan,
Düşmesin yanlızlığımın gölgesi üstüne..
Giderken gönlümü al,
Biraz olsun bana da bırak,
Gülümseyen aydınlığından...

Ağlamalıyım.. Doya doya..

Yıllanmış anılarımı, sancılarımı,
Sana ve aşka dair ne varsa,
Koyup cebime herşeyimi,
Suskun bir deniz seferinde
Atmalıyım balıklara...

Gözlerime bak..Son kez..
Göreceksin..
Anılarda sen,
Sende ilkbahar,
Ve gözbebeğinde kaybolmuş,
Yorgun, hiçliğiyle bir ben....


nihal abdal


arwen 23 Eylül 2007 04:43

SEN
Çalan sazımın mızrabında
Anlamsız sözlerimin sonunda
Üşüyen bedenimin terinde
Gözlerim kapanıyor
Sensiz yarınlara...

BEN
Seni seviyorum
Dokundun yüreğime acıdı.
Vaktin ölümünde
Yaşatmaya çalıştığım ne idi.
Kıyamadım ki zamana
Yoksa çoktan giderdi.

SEN
Uçsuz bucaksız
Güneşi doğmayan.
Sabahı olmayan,
Akşamcı kahvem.
Gülümse hayata.

BEN
Suçluyum senle
Suçsuz olsam da sensiz
Orkinos balıkları gibi
Çırpınıyorum yine.
Batmamak için debelensem de...



dilek hokkaömüroğlu


arwen 23 Eylül 2007 14:06

Gitme...
Yüksünürüm
Yüreğimde bir parça bulut
Avucumda biriken kan damlacıkları
Gözpınarlarım çağlayan

Gitme...
Serde zerdali bakışın
Sevmen yangın yeri
Her tetik üşürüm yokluğunda

Gitme...
Tefsiri yapılan aşkın arzında
Diz çöktüm bir şovalye sükutunda
Kutsa beni
Süprüntü imgelerin gel-gitinde
Biriken sevdamın vurgunu
Yüreğimin sahil şeridinde

Gitme...
Üşür düşlerim
Kıyıya vurulur her zerre
Faili sevdalar boy vermez
Taranmaz sicim acılar

Gitme...
Yalandan dünya kıvranır
Böğrüme acı çöreklenir
Acı kahve tadından bölünür arzular
Birileri asılır günah tohumu karasına

Gittin...
Esir düştüm sabıkalı bakışlara
Kartvizitimde mühürlendi
Müebbet bir aşkın mahkumu izdüşümü
Giden... vuslata döndürmez yüzünü
Kalan...sürgün olur hayaline


Musa BİLİK
Meral BOZOKALFA


arwen 23 Eylül 2007 14:28

TÜKENDİM


göklerde feryad ediyor
biten sevdaya
üzülsekte geri gelmez
bosa aglama

belki hayalimdesin sen
belki yollarindayim ben
istesende sana gelmem
cünkü haramsin bana sen

uzansan tutamazsin
arasan bulamazsin
ne faydasi var artik
karalar baglayamazsin

belki pismansin
sevsende silada
yansanda uzaktasin

AMA ŞU BiR GERCEK
NE YERiNi BASKASI ALIR
NEDE BUNA iZiN VERiR KALBiM! ! !

CÜNKÜ KALBiM ASKINA SADIK
GiTTiN AMA HiC BiTMEDiN...

damarlarima kadar yerlesmisken sen
askimi yalanla vuran katilken
yinede ASIKTIM sana ben

oysa karanliklara bile aldirmiyorken
yüreginin isigini esirgedin benden

senden ask istedim
sevgi istedim
sev istedim
beni terket
aski hapset demedim

ama sen gittin
durmadan gittin
yalana dolana sahteye gittin
bense caresiz yalnizligi sevdim

sanmaki icimdeki kivilcim bitti
sadece sonsuzluga hapsedildi
sonsuzluk
beni sana baglayan
o derin bakisli gözlerindi

NE ASKA KALDI CESARETiM
NE SEVDANA KALDI ESARETiM
ESiRiN BELKi KÖLENDiM
AMA SONUNDA BENDE TÜKENDiM! ! !


KARDELEN GÜLCEMAL


yüksel2 23 Eylül 2007 14:36



Sakarya Türküsü

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

(1949)


Sedef 21 23 Eylül 2007 17:05

Oğlum


‘Bize şiir yazmadın mı baba’ dedi oğlum
yüreğim satırlara sığar mı oğlum
‘bize şiir yazmadın mı baba’ dedi oğlum
sizi yazmaya sözcükler yeter mi oğlum.

Ben ağlayamam,gülemem;çünkü babayım
tüm duyguları hapsederim yüreğime oğlum
kuşak farkıdır,yaş farkıdır tüm haksızlıklarım
bir gün sen de yaşarsın,bilirim oğlum.

Senin canın yandığında,benim yüreğim yanar
hangi acı büyüktür bilemem oğlum,
her gülüşünde,yüreğimde güvercinler uçar,
sevincim üşür diye,havaya salamam oğlum.

Ne sevgiler yaşadım içimde,yazdım anlatamadım
onun içindir size korkudan yazamadım oğlum.
Yaşamak mı güzeldir,yazmak mı?Hala bulamadım.
Baba derken gözüme bak..anlarsın oğlum.

Bilsem ki sevgi anlatılır,dizelerim bitmez
bir değil,binlerce şiir yazardım oğlum
bilirim sevgiyi anlatmaya dizeler yetmez.
Yetseydi şiirler çoktan biterdi oğlum.

Ne babalar,ne oğullar göçtü dünyadan
sevgiler toprağa sığmıyor oğlum,
sevgi öyle bir duygudur, vermiştir yaradan
dağı deler,çöller aşar kimse göremez oğlum.

Sevgi dediğin bazen kar olur yağar.
Üşütür seni,kar soğuktur oğlum.
Erir,su olur toprağa hayat katar,
sen baharı gör,sellere bakma oğlum.

Dursun Yüksek


kambis 23 Eylül 2007 22:17

Bana Evet Der misin
Yanmadı mı bedenin daha
Haydi yakalım tüm dünyayı
Seviselim son kez bahar görecek gibi
Evet der misin
Esmedi mi rüzgarlar teninde deli deli
Haydi estirelim mi rüzgarları
Katarak tüm yıldızları kollarına
Seviselim mi geceyi aydınlatarak
Bana evet der misin
Okumadın mı sevdamızı bir masalda
Dokunmadın mı sevişmelerimize bir sevdalı şiirde
Büyütmedin mi sevdamızı efsanelerin sonsuzluğunda
haydi mavi katalım sevdamıza
haydi ay ışığı ekleyelim şarkımıza
haydi yok edelim ne varsa yaratılmış
bir sevda kalsın ardımızda:
bir bizim sevdamız kalsın
bana evet der misin
Gassan Satar


arwen 24 Eylül 2007 01:11

UNUTLMAKTAN GELİYORUM


Karın ağrılarıma basarak tuzu

Tozlu yollara sürüyorum ayaklarımı

Gözümün birinde toz ağrısı

Diğerinde ayrılık ıslaklığı

Nereye dönsem kaostayım

Bir fırtına katmış beni önüne

Üzerime örtünmüş karanlık uykularım

Biraz sürgün, birazda firardayım

Yollar ayaklarımın altına mıhlanmış

Ne kadar gitsem de aynı yerdeyim

İstikameti pusulasız ben

Bir ceylan gibi boynumdan vurulmaktayım

Dört tarafım avcı,

Dört tarafım umut taciri

Yaslasam sırtımı hançerin ağzında,

Dönsem yüzümü namlunun ucundayım

Sorma halimi

Unutulmaktan geliyorum...



SEMİH HAN


diabloazul 24 Eylül 2007 11:52

Denizdeki Kent / The City İn The Sea
Bak! ölüm kendine bir taht kurdu
Loş batının aşağılarına doğru
Yapayalnız uzanan tuhaf bir şehirde,
İyinin, kötünün, en kötünün ve en iyinin bir de
Ebedi ve ezeli uykularına vardıkları yerde.
Bize ait hiç bir şeye benzemezler
Oradaki mabetler, saraylar ve kuleler.
(Zamanın kemirdiği kuleler ki titremezler)
Etraflarında, kasvetli sular,
Yükseltici rüzgarlarca unutulmuş, boyun
Eğmiş uzanırlar altında göğün.

Kutsal göklerden, uzun süren
Gecesine ışık dökülmez o şehrin;
Fakat korkunç denizden gelen nur
Sessizce kulelere vurur -
Aydınlatır bina doruklarını uzak ve özgür,
Kubbeleri, kule külahlarını, krali koridorları
Mabetçikleri, babilvari duvarları
Yontma sarmaşıkların ve taştan çiçeklerin
Çoktan unutulmuş belirsiz çardaklarını
Viyola, menekşe ve asmaları bir birine dolanmış
Frizlerle çelenklenmiş
Bir çok harikulade tapınakları.
Kasvetli sular eğip boyun
Uzanırlar altında göğün.
Kuleler ve gölgeler öyle karışmışlar ki orada
Hepsi asılı gibi görünürler havada,
Mağrur bir kulesinden şehrin
Ölüm aşağı bakarken devcileyin.
Orada açık mabetler ve aralanmış mezarlar
Işıldayan dalgaların seviyesince doluyorlar;
Fakat ne elmas gözlerinde yatan
Zenginlikler oradaki her bir putun -
Ne o göz alıcı mücevherleriyle ölü
Kandırıp yataklarından çeviriyor suyu;
Bu camdan ıssızlık boyunca, yazık!
Yok çünkü bükülen tek dalgacık -
Tek kabartı yok rüzgarların çok uzak daha şen
Bir deniz üzerinde olabileceğini söyleyen -
Yok korkunçluğu daha az dingin denizlerde
Rüzgarlar olduğunu ima eden tek yükselme.
Fakat bak, havada bir kıpırtı!
Bir dalga var orada, bir çalkantı!
Bellibelirsiz gömülerek duygusuz gel-gite,
Kuleler bir yana atılıyorlar adeta-
Uçlarına saydam tabakalı gökler içinde
Sanki hafifçe bir boşluk verilmişcesine.
Dalgalar şimdi daha kızıl bir kor gibi parlıyorlar -
Saatler donuk ve zayıf soluyorlar -
Dünyevi acılar arasında değil de, vakti geldiğinde,
Aşağıya, bu şehir aşağıya çökeldiğinde,
Cehennem, bin tane tahttan ayağa kalkarak,
Saygı ile onu selamlayacak.

Dr. Osman TUĞLU
Edgar Allan Poe

Helen'e
Helen, senin adın
Eskinin Nicean yelkenlileri gibidir, benim için
Usulca, kokulu denizin üzerinden
O yol yorgunu gezgini taşır
Kıyısına kendi memleketinin

Gezmeyi özler yapayalnız denizlerin üstünde
Yunanlı yüzün, sümbül saçların
Senin havaların getirmişti beni eve
Yunanistanın görkemine ve
Roma yüceliğine.

İşte, oradaki pırıltılı pencere nişinde
Nasıl da bir heykel gibi, görürüm dineldiği
Ah, Pysche, kutlu topraklar olan bölgelerden
Akik lamba elinde.
Edgar Allan Poe


arwen 24 Eylül 2007 17:19

Sinsi hüzün! kürd-i hicaz bir şarkıdan yayılan
zamansız bir gül toğrağın böler uykusunu
el değmemiş bohçasında Leyla'nın
işte böyle güzel

sevdikçe aşıyor kendini Leyla
nice harlanır içi mecnundur yanan
ve yakaran gün ve sabahlara kadar kalmalar dünyada
sevildikçe aşıyor kendini Leyla
işte böyle güzel

güneşe yaslanmış bakıyor esmerlik dağıtan çöl
artık kana kana içmeli bu seraptan mecnun
artık yeniden bir mısra: Leyla
işte böyle güzel


merve betül özsoy


arwen 25 Eylül 2007 04:02

Her nefeste içime çektiğim
Ciğerlerimi dolduran
Hava mısın?
Çok havalanma
Havan batsın....
Aldığım nefes kadar,
Anlamsızsın.
Sen ciğerimi zehirleyen
Sigaramda dumansın....
Bir gün canımı
Alacaksın....
Beni aldığım havadan
kurtaracaksın.....


seda ahmet


Tiglon 25 Eylül 2007 11:27

SENİ SEVİYORUM…

Seni Seviyorum;

Çiçeğin güneşi sevdiği gibi…
Nasıl sever çiçek güneşi?
Her baktığı yerde onu arar,
Güneş batarken o da batar.
O da eğer ince boynunu…
Güneşle doğar, güneşle batar.
İşte; ben de öyleyim…

Seni Seviyorum;
Martının denizi sevdiği gibi…
Nasıl sever martı denizi?
Büyük bir tutkuyla…
Aynı, benim seni tutkuyla sevdiğim gibi…
Okyanusa bağlı, aşkını haykırıyor
O yüksek, tiz sesiyle…
İşte; ben de öyleyim…

Seni Seviyorum;
Kurak toprağın suyu sevdiği gibi…
Nasıl sever kuru toprak bir parçacık suyu?
Ona muhtaçtır, onsuz olamaz…
Ona hasret kalmış…
Bir damla suya…
Yalvarır her anında, Allah’a;
‘Ne olur yağdır bir damlacık yağmur…’
İşte; ben de muhtacım böyle sana…
İşte; ben de öyleyim…
Seni Seviyorum


arwen 26 Eylül 2007 00:36

Gündüzümde ben gecemde sen varsın
Hiç birşeyi görmez gözlerim nereye baksam
Yatağımda yastığımda düşlerimde sen
Nasıl unuturum seni yaşamımda bedenimde
Dolaşan kanımda aldığım nefeste içtiğim suda
Uzaklara dalan gözlerimde yine sen varsın
Her geçen günümde bir sen birde ben



fahreddin çankaya


Fırtına 26 Eylül 2007 00:51

Yanar gelirim sana

Gökten yağan yağmur olur
Güneş ile çiceğe ışık olur
El ile kalbe giden yol olur
Kalkar gelirim sana

Gözden akan yaş olur
Dudaktan çıkan söz olur
Can'a giden kan olur
Akar gelirim sana

Ay ışığına bakan göz olur
Açan kan kırmızı gül olur
Senin sevdanla yanan alev olur

Yanar gelirim sana


Gülistan Eryörük


kymetlimm 26 Eylül 2007 00:57





O BENİ HİÇ SEVMEDİ ANNE

Selamlar indirdiğim Karadeniz’den Karaman üstüne.
Sevdalar düşürmediğim,yüreğim yaramın üstüne.
Anne bir şeyler söylesene,
O beni hiç sevmedi.


Düşümde yer koymamıştı o sana.
İnsan bu kadar mı yanar,
Bu kadar mı yakın olur,
Ve insan bu kadar mı uzak kalır insana.
Anne anlasana.
O beni hiç sevmedi.


Gözlerinde deniz bulduğum,
Gözlerine vurulduğum.
Gözlerinde durulduğum.
Yabana bakar da kırıldığım.
Sevdalandığım.
Darıldığım,
Nefes gibi sarıldığım,
Anne o beni hiç sevmedi.


Dudaklarının bir kenarı İstanbul kokardı.
Erciyes dağı gibiydi,kar vardı saçlarında.
Manavgat gibi bakardı.
Soğuktu hasreti,Şubat ayazında yakardı
Nefesimle çekerdim içime,
Damarımda o akardı.
Falımda o,
Düşümde o,
Fikrimde o,
Nereye gitsem karşıma o çıkardı.
O beni hiç sevmedi anne


Senin kadar sevdim anne,
Yüreğin kadar sevdim ,
Hüsnü Yusuf çiçeklerini sevdiğin kadar hem de.
Sevebildiğim kadar sevdim.
Sevdasız küçük bir nokta,
Severken koca bir devdim.
O beni hiç sevmedi anne



Yüreğimi sıkıştırdım
Kenarı yakılmış mektuplarla zarflara.
Posta çuvallarındaydım.
Adını yazdıkça kumlara
Adını silen Akdeniz’le boğuşmaktaydım.


Her mevsim umutlar ektim saksılarıma.
Kimisi papatya oldu kimisi menekşe.
Umutlarla merhaba dedim sabahlarıma.
Gülüşüme çiçeklerim oldu gerekçe.
Adam gibi sevdim anne.
Hem de erkekçe.
O beni hiç sevmedi.


O beni hiç sevmedi Anne.
Adını andığımda dudaklarımın çatladığı yar,
O hiç gidemediğim,
Ulaşamadığım diyar.
Benim bu diyar için kan dökesim var
Anlasana annee
O beni ,o beni hiç sevmedi anne...

İbrahim ŞAŞMA



arwen 26 Eylül 2007 01:03

Bu kentte böylesine hergün başlıyor hayat
Sanki hiç yaşanmamış hiç gidilmemiş gibi
Kalabalık doyumsuz telaşlı bir berhayat
Sahte kalpler koşuyor kentim sen affet beni

Hızlanan arzular var sonu hırs sonu acı
Kalmadı insanların içinde sağbeğeni
İçimde benden başka yoktu acıtan sancı
Sessizlik çok kutsaldı kentim sen affet beni

Kirlendi o sessizlik ürker oldum kendimden
Gözlerim bana ait arıyorum gideni
İkinci benliğimle yaşıyorum yeniden
Peşinden geldiğimsin kentim sen affet beni

Çünkü sende gökyüzü ve düş ağaçlarım var
Sevgi inanç umut yok sevmiyorsun düşeni
Herşey satılık burda herşey fiyat ve de kâr
Yürekler arıyorum kentim sen affet beni

Öğrendiğim şey susup arkama baktığımda
Ömrümüze yapıştın kabullendim gerçeği
Senle yaşamam lazım her nefes aldığımda
Yârime benziyorsun kentim sen affet beni

Sana aşığım ben de, acı çekmeme rağmen
Yıkımdan varoluştan alıyorum sevgini
Cam kırık, batar ama acıtmıyor tamamen
Izdırap çekiyorsun kentim sen affet beni

Kulak ver öfkelenme özlem çektiğim her şey!
Düşün seni terk edip neler yitirdiğini
Boyun eğme yargıla bu yüzünün sesi..hey!
Daha fazla tükenme kentim sen affet ben


nihal mirdoğan


kymetlimm 26 Eylül 2007 01:04



SEN GİTTİN HERŞEY GİTTİ

sen gittin herşey gitti sevinçler mutluluklar hayaller
artık herşey sıradan herşey basit bende
seni sevmekten hiç korkmadım sevgilim


artık sadece huzur diliyorum kendim için
fazlada kalamıcam buralarda gün sayıyorum
kimseyide sevemiyorum senden sonra
sevmekte istemiyorum
sadece seni gün geçtikçe daha çok özlüyorum
daha fazla özlüyorum

bazı anlar vardırya,ya vardır ya yoktur
göremessin karanlıkta ahh çarparsın duvarlara
ama yinede yürürsün bir sonraki adımın boşluk olsa bile
gözlerine bakmaktan hiç korkmadım sevgilim
ama yinede yürürsün bir sonraki adımın boşluk olsa bile
gözlerine bakmaktan hiç korkmadım sevgilim

sen gittin herşey gitti sevinçler mutluluklar hayaller
artık herşey sıradan herşey basit bende
seni sevmekten hiç korkmadım sevgilim

Bazı anlar vardır ya, ya vardır ya yoktur

yoksun!

Göremessin karanlıkta ahh çarparsın duvarlara

körüm!

Ama yinede yürürsün bir sonraki adımın boşluk olsa bile

belki yetişirim!

Gözlerine bakmaktan hiç korkmadım sevgilim

pişman değilim!


arwen 26 Eylül 2007 01:51

Yine sen aklıma geldin
bu akşam.
Çok zaman oldu
senli akşamlardan yoksunum.
Mırıldanıyorum
kendi kendime
'sevgi güzel kelime
sevmek falan,sevilmek güzel'
diyorum.
Bir çoşku kaplıyor içimi
ağrılarımı unutuyorum
çocuklar gibi seviniyorum.
Yine mırıldanıyorum
'Sen zor kadınsın
zorun en kabadayısı hemde,
narinsin,alınırsın
öyle her şeyi sevmezsin
ciddiliğini de seviyorum,
deliliğini de seviyorum
sana ait olan herşeyi seviyorum'
Seni herkes taşıyamaz
bunu biliyorum.
Sonra boynum bükük
sonra kalbim kırık
bileğim çoktan yenik
adam olmayan birşeyim ben;
adını sen koy.
Seni düşünmek yetiyor
buraya kadar
el atamam daha ötesine
böyle operasyonları beceremem
benim koyduğum noktalar
kolay silinmez.
Ben seni taşırım ama
ne işe yarar
daha sevdiğimi bile
söyleyemedikten sonra.
Silinmez noktalarımı
koyun sürüsü gibi
çoğalttıktan sonra,
hayatımın her evresinde


gürbüz öztürk


arwen 26 Eylül 2007 02:48

Sen gençliğini yaşadın,
Elele yürüdün bu sokaklar da,
Bahçe demirlerine yaslandın,
Meraklı komşulara inat,
Loş ışıklı kuytularda koklaştın,
Titrek yürekli o kızla..
Hatırlasana,
Ayakları yere değmezdi,
Sana koşarken...
Bir kırmızı karanfi,
Takmıştın kulak arkasına,
Saçları karanfi kokmuştu aylarca...
Titrerdi elleri, kızarırdı gül yanakları,
Buğulanırdı, o bakmaya doyamadığın,
Badem gözleri...
Hatırlasana...
Sen gençliğini bırakıp o sokaklarda,
Olgunlaşmamış duygularla,
Olgunlar arasına kattın kendini,
O titrek yürekli kızı,
Gözleri yollarda beklettin,
Selamsız geçip gittin sokağından,
Unuttun parfüm kokulu tenlerde,
Olgunluğu yaşarken...
Şimdi bu şehir de,
Deli divane dolanıyorsan,
Yitik sevdana ağıtlar yakıyorsan,
Suç sende...
Onun gibi sevebilseydin,
Badem gözlerindeki,
Sensizlik acısını görebilseydin,
Terketmezdi sevda seni...
Avuçlarına kuru bir karanfil,
Ve loş sokaklardaki anıları...bırakmazdı.
Şaşkın, bakakaldın arkasından,
Elveda derken,
Yutkunamadın,
Pişmanım diyemedin.
Ne suçu var şehirlerin,
Suç sen de...
Bir gün bekleyenin,
Beklemekten usanıp,
Sensizliğe alışacağını
Düşünemedin...
Düşünemedin...


selma güneş


anelya 26 Eylül 2007 02:57

http://www.edebiyatogretmeni.net/foretssmall2.gif
GİT
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar

Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.

Her darbene tehammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm,
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

CEMAL SÜREYYA

http://www.edebiyatogretmeni.net/resim_6.jpg
YAŞAMAYA DAİR


Yaşamak şakaya gelmez
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde
hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.


Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için... NAZIM HİKMET


arwen 26 Eylül 2007 03:15

seni senle anlatmak mümkün
çiçeklerden,ağaçlardan medet umdum,olmadı
ay,güneş,yıldızlar kifayetsiz
seni senle anlatmak mümkün
var olanların en güzeli
evrende sana benzetilmeyi hak eden yok

nasıl anlatılabilir,gözlerindeki sonsuzluk duygusu
nasıl anlatılabilir gülüşü çiçek özlüm
gülüşünde çiçeklerin kokusu
nasıl anlatılabilir teninin dokusu

sesinin tınısında çağlayanlar akarken
gülüşünde yüzüşümü anlatsam kim inanır
süzülüp yürüyüşüne gözlerimi banarken
beynimdeki müziği dinletsem kim inanır

seni senle anlatmak mümkün
kalpten daha derinde izdüşümün
algılarımın radar merkezindesin
gündüzümün rengi,gecemin süsü
en nadide parçasısın düşümün


ismet hayri


Fırtına 26 Eylül 2007 09:42

Firavun Sarhoşluğu

savrulur…
kum fırtınası düşünceler
babilin semalarına doğru.
güç… tutkuları kamçılar
çılgınlık firavun sarhoşluğu
kara dumanlarda kazanılmış
kanlı zafer.
yapmacık duruyor
kırmızı kutularda prinç metal.
siyah altına yeşil kâğıt lejyoner.
hannibal…
yüzüğünde zehir taşırmış meğer
içebilir misin şiddeti?
viski şişesi değil ki bu tövbekâr…
yalanların üzerinde kir ve pas
vahşet
yenilgi
çöküş
acımasız ihtiras,
zorbalığın keskin şehveti
soluk benizli adamdan miras…


Fatih Yavuz Çiçek




Fırtına 26 Eylül 2007 10:31

Üşüyen yüreğimizdi,bedenlerimiz değil...

Üşüyen yüreğimizdi,bedenlerimiz değil
Yoksunduk bir yudum sevgiden
Ve tamamlayıcı yarım değildin sen
Aksine her geçen gün eksilten...
Tutamadım ellerini sevgi dolu
Zaten sende hiç uzatmadın
Ve ben dokunamadım yüreğine defalarca denesem de
Yolunda gitmeyen hayat değildi;bizdik
Oysa hiç 'BİZ'olamadık seninle
İki yabancıydık adını aşk koymak istedik gereksizce
Şimdi beklenen sondayız işte
Etkisiz elemanı oynadık birbirimizin hayat kümesinde
Nasıl ki sıfırın yanına başka bir rakam gelmeyince
Yaramıyorsa işe
İkimizde sıfırdık anlam kazanamadık böylece
Hiç bir şey katamıcakken birbirimize
Ve zıt kutuplardayken düşüncelerimiz bile
Yine de adım attık gelecek diye
Üşüyen yüreğimizdi;bedenlerimiz değil
Ve fazlalıktık birbirimize eksiklik değil....


Gülseri CANSEVER...


Fırtına 26 Eylül 2007 11:42

http://www.hikayeler.net/hikayeresim/010.jpg

Ömrüm Canım Senin Olsun

Ömür her an imtihanla geçiyor.
Acılarsa yaşanmakla bitmiyor.
Sevdiğinde yüreğinde ki yara,
Onsuzlukta kapanmak bilmiyor.
Ağlama yavrum ağlama artık.
Bir gün seninde yüzün gülecek,
Hüzünler geride, solmayan sayfalar,
Hep sen de yeşerecek.


Aşk bu, sevda bu, hayat buysa eğer,
Çekilen çilelerle ne yapayım baharı, yazı.
Gönlümde isyan kol gezerken,
İstemem kışı, hâzanı.
Dilimde feryat, figan ederse,
Yokluğunla geçen ömre yazık değil mi.
Ellerim seni bu kadar özlerken,
Gecelerde kalan yalnızlığa, günah değil mi.


Can da canan da sensin gönlümde,
Coşup gelsen bahar seli gibi yüreğime,
Aksan ruhuma, dolsan sevdanla bedenime,
Pınar gibi çağlasan, o güzel sesinle,
Şiirler okusan hiç bitmese dizelerde.
Şarkılar söylesen bakıp gözlerimin içine,
Aşk biter mi sevgi söner mi söylesene,
Söyle bebeğim, aşkımızın şarkısını hep söyle.


Esen yel, kavak yeli olmasın başında,
Rüzgarların söylediği türküler kalsın sazında.
Ağıt yakma artık aşk süslesin şarkılarımızı,
Sevda yaksın, hasret bitirsin bizde ki ahı,
Doğ gönlüme yeniden, gökyüzündeki ay gibi,
Sil hatıraları at bir kenara, öylece gel bana.
Seni seven bu yürek, hep aşık sana,
Ömrüm, canım senin olsun yeter ki gel bana.

Menekşe Gülay



nünü 26 Eylül 2007 11:42

Yeter Ki Gel

Üzülme her hafta gelemem diye
Haftada olmazsa ayda gel canım.
Üçyüzaltmışbeşi böl onikiye
Sırala otuzu say da gel canım.

Bekletme geciken müddet ziyandır
Güzel kin, öfke, hiddet ziyandır
Varsa gurur, kibir, şiddet ziyandır
Onları orada koy da gel canım.

Kitap aşak, masal der, yıkar bırakmaz ?
Akıl "tedbir al" der çöker bırakmaz
Korku "gitme kal" der çeker bırakmaz
Sen gönül sözüne uy da gel canım.

Yazı, güzü, kışı bahar zamanı
Yaşadın bilirsin ki her zamanı
Dinle rüzgarları seher zamanı
Uzaktan sesimi duy da gel canım.


Misafir 26 Eylül 2007 11:44

Şimdi

Akın etti şehre, köyü, bucağı,
Yaylalar, obalar bitiyor şimdi.
Almıyor, kentlerin doldu kucağı,
Geleni kenara itiyor şimdi.

Heryerde aynıdır hayatın zoru,
Anladı şehirde atınca turu,
Anası yollamış unu, bulguru,
Köyünden geleni yutuyor şimdi.

Kahvede geçiyor günü yarısı,
Öğleyi bulmadan kalkmaz karısı,
Şehirli ya, mühim değil gerisi,
Böbürlenip çalım satıyor şimdi.

Tavukta, çullukta kalmış hevesi,
Getirdi balkona kurdu kümesi,
Şehire ayarlı horozun sesi,
Aklına estikçe ötüyor şimdi.

Çayırın, harmanın epey uzağı,
Bodrumda, inekle yatar buzağı,
Doldurur sobaya, yakar tezeği,
Doğal gazdan güzel tütüyor şimdi.

Oğlunun yolları, yolun sapası,
Kulakta sallanır altın küpesi,
Bağırır kızına, atmış tepesi,
Önüne gelene çatıyor şimdi.

Doğduğu köyünü gözü tutmadı,
Şehirde kalmaya gücü yetmedi,
Rasim'in denecek sözü bitmedi,
Bu günlük bu kadar yetiyor şimdi.

isimsiz kral


Fırtına 26 Eylül 2007 11:46

Kayı Aşklar...

Yakınlaştıkça uzaklaşıyordun aslında,
En çok derin çizikli yaralardan ağladım..
Bitmez gibi duran şu ayrılık faslında,
Kalbimi artık ağır hüzünlere bağladım..

Aynalarda artık eskilerden kalan bir giz,
Gittiğin yerlerde yüzler maskesiz değil..
İçeride kalır acıyla yontulan soğuk iz,
Yalancı aşklar çabuk biter bunu böyle bil..

Alıntıdır...


nünü 26 Eylül 2007 12:19

batarken ufukta bir akşam güneşi
bırakıp gitmiştin beni sen sevgilim
yıllar yılı oldu hala dönmedin geri
ne olur dön bana
bak batıyor yine akşam güneşi
akşam güneşi

aşkımı dillerde, gözümü yollarda
kimsesiz bıraktın şu gurbet ellerde
sanki kara bulut seni saklıyor benden
ne olur, ne olur, dön bana
yine gölgelendi akşam güneşi
akşam güneşi


arwen 26 Eylül 2007 14:27

Zeytin karası saçında,mehtap geceyi parlatır,
Mavi bakışlar sunar, mevsim getiren gözleri,
Duygularda dans eder, göktendir ince sözleri,
Rüyalarda ellerimi tutar ak yüreğinin sevgisi,
Çöllere düşsem, o mecnun olur sergüzeştime,
Rüzgârında aşkını serper, kucaklar benliğimi,
Yağmur ruhunu buluta verip, ıslatır güllerimi,
Can alır kalbimin sesi, nağmeli arzularıyla,
Hayalini okutan kitapla, alırım geleceğimi.


çiğdem çakır


Fırtına 26 Eylül 2007 17:12


Zincirlere vuruldu o tatlı hülyalar
banum kokardı mevsimlerinde rüzgarlar
şimdi bir köşeye atıldı
pırlanta kalpler
hodgam aşk varsa biter
üfledim yüzlerce kere ruhumu
duy da hadi düş yollara
elbet kavuşur hakiki sevgililer
dünya ters dönerken
onlar düze iner.
Nısfılleyli buluşmalar
handeler,buseler yerlerde kalır.
kim bilir kim görür
akıllarda kalan hatıralar.

Kaç sabah kollarında uyandım
mevsimler tükendi de ben sana kavuşamadım
eller güler halimize
biz yine aşk boşluklarındayız.

üfledim yüzlerce kere ruhumu,
hadi düş yollara yollara...

Alpay ŞAHİN




yüksel2 26 Eylül 2007 17:16

Yol Aydınlık Kolay değil bu havada yola çıkmak, yürek ister Ama çıkmışlar işte Bir kız Bir oğlan. Bir türkü çağırıyor kız Duymuşluğum var benim bu türküyü Bu türkü Bir elma ağacının Bir nisan gecesinin sabahında Çiçek açması olur sanki Ama kız diyor ki Karacaoğlan'dan Toros'larda akan Bir dereden yarısı da İşte o yüzden Yarısı çam kokar Yarısı da Elif Şerbet gibidir, al da iç Oğlan da sanki Güneşli yamaçlarda giden bir taşlı yol Mart deresinde biir kıyı Damarda bir alyuvar Çıkınında bir somun ekmek, üç kitap Kitaplardan biri Dimov'un TÜTÜN'ü, iki cilt Kafasında ayın ondördü Bir demet gül Bir şir Şiir dünyanın en güzel şiiri Elleri bin yaşında, kendisi yirmi. Çeliğe su vermek bir dakikalık iş Adama su vermek zor Ama bu oğlan suyunu Kendisi vermiş Aferin oğlana. Böylesine çıkılmaz da yola Kiminle çıkılır İşte kız da çıkmış Aferin kıza. Bulutlar geliyor dağlardan Kararıyor ortalık Ama yol aydınlık Kızın ve oğlanın şavkından. Mehmet Karabulut


Fırtına 26 Eylül 2007 17:21

Hülyalarım!..

Karayel estiğinde açar eriklerin çiçekleri
Kokunu getirir her yağmur öncesi
Yağmur yağdığında arılar doluşur etrafa
Kokunu toplarlar yapraklardan
Ağaçlar imrenir yapraklara
Ben, yolcuyumdur bilirim
Gideceim ansızın diyarlarından
Geldiğinde buralara
Belki yapraklar fısıldar kulağına
Gözyaşlarımın ektiği goncaların seni beklediğini
Belki de anlarsın bir bakışta
Hüzünlerini doğuranın
Hülyalarım olduğunu !


Göksu GÖREL


yüksel2 26 Eylül 2007 17:30

Kadın. Kadını bir dilime katık ettilerMarkuuuu! Torbanı sarkıt.Siz büyüyün kan kuşları siz büyüyüngüzün gelişi bir öğürtüdür korkmayınkorkmayın ölüm bir başka ağzıdır yarasaların.Aşınmış eşikler, aşınmış yaygaralaraslan gibi bir kocası var mıydı bu kadının?Gömleğimi zorlayan kuş sesleri
İsmet Özel


Fırtına 26 Eylül 2007 17:53

Sessizliğine aşığım....

Kara gözlerine susadığım yarim
İlk andan beri aşığım sessizliğine
Gözlerime yansıyan resminle avunur kalbim
Seni yaşamayı diledim bütün gece

Hiç söylemezdin sevgini
Hep gözlerin anlatırdı sessizliğinin nedenini
Bazen gözlerine hapsolurdum haberin yokken
Sessizliğinle tanıdım seni

Şimdi sana sesleniyorum kara gözlüm
Gel kurtar beni karanlığımdan
Tut ellerimden,sessizliğinle sürükle
Ben seninleyim,
Yeterki kalbinle sev beni...



Şeyda ERCAN


yüksel2 26 Eylül 2007 17:58

Anneme mektup
Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,Her gün biraz daha süzülmekteyim.Her gece, içinde mermer döşeli,Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.Böylece bir lâhza kaldığım zaman,Geceyi koynuma aldığım zaman,Gözlerim kapanıp daldığım zaman,Yeniden yollara düzülmekteyim.Son günüm yaklaştı görünesiye,Kalmadı bir adım yol ileriye;Yüzünü görmeden ölürsem diye,Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.
Necip Fazıl Kısakürek


herkes gibi benim sağda duran teşkkr yazısı niye yok üsttekine bakın el cevap lütfen


Fırtına 26 Eylül 2007 18:21

Alıntı:

yüksel2 adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 729426)


herkes gibi benim sağda duran teşkkr yazısı niye yok üsttekine bakın el cevap lütfen

Evet olmaz, Çünkü siz kendinize teşekkür edemezsiniz. Ancak biz görürüz; Ve bende kendi mesajımın üzerindeki teşekkür buton'unu göremiyorum sadece başkaları görür...
------------------
Kutsa beni ey Aşk!

Kutsamadın beni ey aşk
Ne Leyla’nın susuşuyla büyüttüğü gibi
Ne Kays’ın ilan-ı aşkı ve yaşadığı elem sonucu bulduğu Vahdet gibi
Kutsamadın beni kutsamadın…
Ben kimiyim?
Ben sadece benim…
Küçük kara bir kız çocuğu
Ne benden ötem var ne benden gerim
Ben sadece benim
Ben sadece…
Ne Leyla olmasını bilirim susmasını bilen
Ne Mecnun…
Yanmaktan ziyade yanmasını bilen…
Susmak ve yanmak…
İkisini de severim ya
Gel gör ki ikisi olmasını da bilemem
Ben sadece benim
Adım gibi küçük yumuşak bir kaya parçası…
Üzerimde ki oyuklar mı?
Onlar…
Onlar bir yaban atından kalma
Adı gibi yaban…
Sevdam gibi yavan…
Severdik birbirimizi ya
O benden çok özgürlüğe aşıktı
Bense özgürlükten çok ona…
Huysuzlaştı bir gün hırçınlaştı
Belli ki kaldıramamıştı sevdamın ağırlığını
Yada
Benimseyememişti yüreğimde ki yerini
Haklıydı da o bir yaban atıydı yaban…
Ah adı aşktı ya
Hani adı hep zehirle anılan aşk…
İşte,ne ben zehir olmalıydım sevgiliye can çekiştiren
Ne de o olmalıydı beni zehreden
Olmamalıydık…
İkimizde zehir olmamalıydık…
Biz,biz olmamalıydık…
Velhasıl,
Ne zorbalık yakışırdı bana ne tutsaklık yakışırdı ona
Salmalıydım
Kördüğümle düğümlediğim iplerini bırakmalıydım sarı ovalara
İnce bir zaman dilimin de elimle saldım o yaban atını
Saldım da yuların dan sarkan ipin ucunda unutmuştum yüreğimi
Ve sanırım bundandır hala ona hoşça kal diyememem…
Olsun,
Varsın onun olsun
Varsın sürüklensin peşinden
Varsın yara alsın, parçalansın, kanasın
Elemsiz olgunlaşmayan aşk için…
Senin için…
Varsın sürünsün iz bıraksın en derininde yüreğimin…
Nasılsa hepsi hepsi bir aşk için
Hepsi hepsi senin için…
Haydi kutsa beni artık ey aşk!
Rahmet pınarlarına bırak ondan kalma oyuklarımı
Zira onun geri de bıraktığı oyuklar çağlamazsa,
Arklara dönmeyi hak eden şu yol izleri var ya,
İşte o izler bu kuraklıkta kaybolup gidecek
Ve eğer o izler kaybolup giderse,
Yanmayı yeni öğrenen bu kalbim
Bilki pişmeden tükenip gidecek
Tükenip gidecek…


Merve TOK




yüksel2 26 Eylül 2007 18:31

Beklenen
Ne hasta bekler sabahı,
Ne kanlı şahidi mezar,
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti, istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme artık neye yarar?..


Necip Fazıl Kısakürek


volture 26 Eylül 2007 18:39

Annem yok artık
Annem yok artık.Beni düşünen kalbi yok.Bitti.
Umutsuz olmak istemiyorum.
Umutsuzlugun bir çıkar yol olmadığını biliyorum.
Annem yok artık,yeryüzü çok gördü onu,
Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını
Çok gördü
Dalgın yüreğini çok gördü
Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini.
Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi.
İşte geldim çocuklar demeyecek
Nasılsın yavrum demeyecek
Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını,
Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık,
Yine gel demeyecek,
Çıkarken ben kapıdan,çıkıp karanlığa karışırken
Yeni bir dönemi başladı ömrümün,
Annemin olmadığı dönemi,
Onu yüreğimin üstüne nasıl bastırmak
İstediğimi bilemeyecek artık.
Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana,
Aklımda hep son dönemlerinin annemi
Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan,
Çocuklarım olduğunda onlara annemi anlatabileceğim
Sadece.
Fotoğraflarına bakacaklar,
Ufarak,biraz mahsunca bir kadın
Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp
Kapımı açıp girmeyecek
Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın,
Kocasına sığınan biraz bütün fotoğraflarında
Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor,
Uğultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım...

Anne diyemeyeceğim artık bir başkasına,
Sesimin anneme seslenirkenki tonuyla
Tatil dönüşlerinde annemin uğrayacağım evi yok,
Beni seven birileri olacak mı yine de
Gidip koşulsuz uzanacağım bir yatak,
Saçlarımı okşayacak bir el
Ama ben anneme de bütün bütüne
Bırakamadım kendimi
Saçlarımı okşarken,yorulur şimdi
Bırakır şimdi diye düşünürdüm
Ve çılgınca yaramaz,beyni boş
Denecek kadar yaramaz,
Ve hastalıklı denecek kadar duyarlıklı
Bir çocuktum çocukluğumda
Dizlerine oturduğum birgün,indim utanarak,
Kısa pantolonumdan fırlayan
Ve bana artık büyümüş gelen dizlerimle
Oysa ilkokul ikide ya var ya yoktum daha
O zaman tanıdım sonsuz geniş caddelerini Kars'ın,
Sonsuz geniş göğünü ve o zamanlardan kaldı
Yüreğimde sonsuz bir uçurum duygusu
Annem hiçbir zaman bilmedi bunları
Yüreği büyümüş bir çocuktum ben
Gizli gizli ne kadar çok ağladım
Bir gün öleceğini düşünerek onun
Annem yok artık,
Onun yüreğindeki ben de yokum,
Yani annemle tanımlanan ben de öldüm onunla
Şimdi,
Yeni bir tanıma alıştırmalıyım kendimi,
Şimdi ,
Ben kendimi düşünmezken bile
Kim düşünür beni...

Umutsuz olmamak gerektiğini biliyorum,
Bu acımasız gecede
Yazgı diye birşey yok
İçinde yaşadığımız bu toplum öldürdü annemi
Çarpıntılarla hırpalanan yüreği
Dayanamayıp parçalandı sonunda
Şimdi toprak dolar gözlerine,
Artık istese de kımıldayamaz,
Yokluk esir aldı onu
Bağladı ellerini,kollarını sessizlik,
Çaresiz bile değil artık
Bir çocuk gibi korunmasız,
Karıştı bin yılın ölüsüne
Ama onun umutları
Benim de umutlarım olacak bundan böyle,
Çaresizleri korurken
Annemi de korumuş olacağım biraz
O dilediğince yaşayamadı ömrünü,
Varlığını özgürce geliştiremedi
Ama bütün insanlar,
Varlıklarını özgürce geliştirecekler birgün
Ve annemi hiçbir zaman unutmayacağım
Her ölüm kahramancadır,
Annem hepimizden önce yaşadı
Bu kahramanlığı
Eyy benim yüreğim,güç ver bana
Eyy hayat güç ver bana
Anneme yaraşan şiirler söyleyim
Boşuna yaşamış olmasın o,
Sonsuzlaşsın
İçten,pürüzsüz dizelerimle...

Nasıl acı duyarsa bir mağara adamı,
Nasıl çıkarsa ölçüsüz haykırışlar gırtlağından
Öyle bağırayım ben de,sonsuzlaşsın yüreğim,
Bütün insanlara sevgiler taşıyacak kadar
Ve öylesine güzelleşsin ki her şey,
Öylesine erisin ki yumuşak bir ışıkta
Öylesine bilgileşeyim,
Öylesine sevgiyle dolsun ki kalbim,
Ölürken annemleşeyim
Biliyorum var olmaz bir daha yok olan şeyler
Umurumda degil
Biçim değiştirdiği maddenin,
Ruh diye birşey de yok
Ama gizli sevgiler bulunup çıkarılırsa
Yüreklerinden insanların
Çıkarılırsa karanlığından unutuşun
Yaşanmış olan şeyler
Ve tek bir insan yüreği gibi çarparsa
Bir günlük insanlık,
Hiçbir şey yok olmamış olacaktır,
Dönüşerek sonsuz,büyük ve
Bütün zamanları birleştiren bir sevgiye...

Ataol BEHRAMOĞLU



AH ANNECİĞİM AH Ah anneciğim ah!
Çok erken bıraktın beni öksüz,
Böyle yapayalnız, böyle çaresiz...
Şimdi kim uyutacak ki beni?
Kim ninni söyleyecek ki?
Soğuk kış gecelerinde kim?
Kim üstümü defalarca örtecek ki?...

Ah anneciğim ah!
Kim soracak ki bıkıp usanmadan?
Aç mısın oğlum?
Yemek yedin mi yavrum?
Sofranı kurayım mı evladım? ...
O an şefkat damlardı gözlerinden anneciğim,
Duymamazlıktan gelirdim ki yine sorsun diye...

Ah anneciğim ah!
Sen bir defa öldün ben bin defa!
Küllenir dendi acılar ama küllenmiyor!
Âhımdan içim yanıyor!
Nerdesin anneciğim nerdesin?
Merhamet kundağına sarsana gene beni,
Sevgi dolu sinene alsana gene beni...

Ah anneciğim ah!
Bir gülüşün vardı ki gül bile kıskanırdı;
Sabah güneşi gibi ışırdı gözlerin.
Yaşama sevincimdin, huzur kaynağımdın...
Şimdi sen yoksun!
Ne ağlayanım var
Ne senin gibi sevenim...

Ah anneciğim ah!
Kapıda beni hasretle bekleyişini özledim,
Her kucaklayışında dirilirdi sanki yüreğim,
Yok olurdu birden deryalar kadar derdim,
Şimdi sen yoksun!
Ve ben bir bebek kadar aciz!
Bir bebek kadar çaresizim!...

Ah anneciğim ah!
Sensiz bu dünyanın,
Ne cefası çekilir,
Ne sefası sürülür.
Biliyor musun anneciğim?
Sana kavuşmaktır artık tek dileğim;
Tek dileğim: ´sana kavuşmaktır´...



Hızır İrfan ÖNDER



Saat: 11:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık