![]() |
Fanus Kuzgun ateşin üstünden atladı koşucu M çizdi çocuk kuş niyetine İntihara yeltendi güzel kadın Telefonu çaldı boş evin Batı, Doğu'yu evlatlıktan reddetti Tamamı çıkmış ihanet soruları yayınlandı Ölüme hazırlık kitapları basıldı Çıkmış ölümlerden faydalanarak kesin ölme soruları hazırlandı Tünelden ipliği geçiremedi üşengeç Çevreye yaydığı gürültüden dolayı özür diledi dilsiz Dar ağacına bir cellat asıldı Balonlar insan uçurdu gökyüzüne Fanusu kapattı kadın Soruları çözmeye başladı... |
Ben Böyle Olmamalıydım Ben, böyle olmamalıydım İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma. İçime bir ateş düşmeliydi Ayaklarımın feri kesilmeliydi. Kendimden geçmeliydim sonra... Adını sayıklamalıydım, adımı unuttuğumda Ama bunu kimse duymamalıydı, Seni, mahşere kadar saklamalıydım. Ben böyle olmamalıydım Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa Çalan her kapıya `sensin` diye koşmalıydım. Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan Ben hep sana yormalıydım. Gece yıldızlarını serpince göre Seni görmek için uyumalıydım. Şarkılar kime söylenirse söylensin Sana diye dinlemeliydim. Türküler dolmalıydı odama, Ben bir selvi boylu yârdan ayrıldım deyince bir ses Selvi boylu yâr sen olmalıydın Kömür gözlüm ateşine düşeli Senin için söylenmiş söz olmalıydı. Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice Bir keman, incecik çığlık olmalıydı Ama bunu kimse bilmemeliydi, Seni mahşere kadar saklamalıydım. Böyle olmamalıydım, Kelimeler taif'i taşıyınca kulaklarıma Daha yüzüme çarpmadan taif rüzgarı, Taşların izi çıkmalıydı yüzümde. Uhud anılırken, dişlerine sızı düşmeliydi. Haremde bir ikindi vakti Kem gözler çevrilince sana Ve vefasız eller uzanınca yakana İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi. Sen ötelere hazırlanırken, Öteler senin için süslenirken, Son kez baktığın pencerede hayal edip seni, Perdenin son kez kapanması gibi, Kapanmalıydı gözlerim. Sonra içime doğru gerilip, Seni bize lutfedenin ismini haykırıp, "allah(c.c.)" deyip, Düşmeliydim yere. Ama bunu kimse bilmemeliydi. Seni mahşere kadar saklamıydım. Ve mahşer günü... Uzaktan seni seyretsem. Sana yakın olmak için can atsam. Beni engelleseler, "sen kim yakınlık kim?" deseler. Ben ağlamaktan konuşamasam. Gözlerini çevirsen bana. "benim cennetim bana bakan gözlerindir." Ve tebessüm etsen. Ama bunu kimse görmese, Seni ebede kadar saklasam. yalnız değilsin Dikkat et kardeşim bu dünyaya Dünyada tek sen değilsin Şeytan kalbini sıkıştırsada Omuzundaki meleklerle yalnıız değilsin Cuma akşamı gönderdiyesen salavat Peygamberimizde (SAV) verir sana cevap Sanmaki dünyada teksin Tüm dünyayla sen aslında birsin Kendini çaresizmi hissettin O zaman Dertli birini dinle Beterin beteri var dersin Haline şükredersin Aşık maşukunu aramakta Yollarda dikenler bulunmakta Ayağına dikenler batsada Aşık maşukuna ulaşmakta Kara gecede kara çadıra girdirseler Gözünü kara bant ile örtseler Kalbine bak ne demekte Allah her yerde seninle Gel bu gün bir dene Her gördüğüne bir gülümse Tatlı sözden başka bir şey deme Bak dünya da yalnız kalınır mı? Unutma bizleri gören var Söylediğimizi duyan var Derdimize derman Bizleri seven ALLAH var. |
Ten Karışıyor Aynayamasa savaş alanı kınından çekilmiş acı, damarının üstünde sırttan damlayan ışık, ten aynada anahtarı çevirdi, açılmadı ihtimal su da yanar ayak diretse de sessizliği dur şimdi soyunsun takvim yaprağını, o duvar henüz bakir kan sıkıyor namlusu yüzün... boynuna asılı git depremde sevişen kalem yalan şiire mühür buzdan sıcak iklimin ayakların pranga, ayakların kaçmak kapı açık o elmanın iki yarısı da zehir gülümse dört yanında cinnetine akıyor nehir |
Fırtına Kadar Yorgun Susmaların Suskunluğunda ki son çığlığın Ansızın çöken bir fırtına kadar Yorgun Kelimeler paramparça dudaklarımda Bakışların Çiğ tanesi kadar ıslak Hayallerim yitip giderken Sen… Vurgun yemiş güneş gibi Umutsuzluğun gün doğumundasın Seni Seni seviyorum der gibi seviyorum… Sense suskun Suskunluğunda ki son çığlığınsa… Ansızın çöken fırtınalar kadar… Yorgun |
Ben Ölecek Adam Değilim Kapımı çalıp durma ölüm, Açmam; Ben ölecek adam değilim. Alıştım bir kere gökyüzüne; Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar. Sıkılırım, Kuşlar cıvıldamasa dallarında, Yemişlerine doymadığım ağaçların, Yağmur mu yağıyor, Güneş mi var, Farketmeliyim Baktığım pencereden. Deniz görünmeli çıksam balkona. Tamamlamalı manzarayı Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar. Ekmekten olamam doğrusu, Nimet bildiğim; Sudan geçemem, Tuzludur teneffüs ettiğim hava. Ya nasıl dururum olduğum yerde, Öyle upuzun yatmış, İki elim yanıma getirilmiş, Hareketsiz, Sükûta râmolmuş; Sanki devrilmiş bir heykel? Ellerim ne der sonra bana? Soğumuş kalbime ne cevap veririm? Utanmaz mıyım ayaklarımdan? Kalkmalıyım, Dolaşmalıyım, Sokaklarda, parklarda. El sallamalıyım Giden trenlere, Kalkan vapurlara. Bilmeliyim, Gölgelerin boyundan, Saatin kaç olduğunu... Islık çalmalıyım. Türkü söylemeliyim Yol boyunca, Keyfimden ya hüznümden. Geçmiş günleri hatırlamalıyım, Dalıp dalıp akarsuya, Hayaller kurmalıyım, Güzel geleceğe dair. Yanımdan geçenler olmalı, Selâm almalıyım; Robenson'u düşünmeliyim, Garipliğini: Şükretmeliyim İnsanlar arasında olduğuma. Nedir ki eninde sonunda ölüm? Ayrı düşmek değil mi aşinalardan? Kapımı çalıp durma ölüm, Açmam; Ben ölecek adam değilim. Cahit Sıtkı Tarancı |
Bir Gün Herşey Biter bir gün her şey biter, ne gitmeler vardır içinde ne gelmeler, bir sessizliğin çığlıkları kulaklarını tırmalar düştüğün boşluk dipsiz bir kuyudur, gözlerini kapattığında cevabını bulamazsın hiç bir şuçlama yoktur idamında; gözlerini bağlamazlar sessizce vururlar seni gözyaşı dökmeye zamanında yoktur artık, ve anlarsın bitmiştir, cam kenarları soğuktur, güneş yaksada gözlerini...... |
Kim geçtiyse sesimizin vicdanından denk düştük hep birlikte ölümün kelamına belki de her şey bir beklentiydi oysa herkes cinnet geçiriyor şimdi kör bir kuyuda! Kabimdeki sus kadar dedim iki satırlık hayat kimi zaman bir bardak hüzün! ki ayrılık önce yazılıyor sen daha geceye küsmeden! Seslerin satır aralarında boşluklar bir günah gibi henüz söylenmemiş baktığım yerde duran yüz e ayna olurken hayra yormalı her şeyi hayra yormalı ben ki gülüşümü bıraktım aynların içinde. Hep yeniden yazılıyor laneti ateşin suyun ve sesin halleştim hüznümle… ki yaşlar sonra tutulur dudakların daha titremeden! Secdemde kırılgan iki dal arası birer birer bozuyor orucunu tuttuğum dostluklar çığlığımla giriyorum itinasız rûkulara! öfkemi işitmek istiyorum tüm çıplaklığında kafirce! Sol adımımda çocukluğum sağımda yalan şimdi nefsime barışık bir sır size kalan… Beni alın götürün! ki bütün ölümler yalansızdır kefen düşe girmeden. |
Bu Gece Bu gece uyku görmedi gözlerim Izdırap kaynattım kafatasımda Uykuda toprak doluyor gözlerim Akrep dolaşıyor sıcak kanımda Bağrımı kemiriyor yarasalar Gece karanlığında düşlerimde Beni güneş doğunca arasalar Tat bulamıyorum gülüşlerimde Can havliyle attığım adımlarım Bir mezar dibinde buldum kendimi Maveradan öteye bakışlarım Kabaran sular yıkıyor bendimi Heyhat ki ömür tükeniyor birden Karanlık odama doluveriyor Kan boşanıyor açık gözlerimden Çiçekler dalında soluveriyor Ölüm tükenişte diriliş elbet Mezarım burada sığınak olur Rabbim katında en yüce merhamet Bütün sıkıntılar O’nda kaybolur |
..Akıldır en kıymetli,mükemmel bir vasıta, İmansız akılmı olur,inkar edenler hasta... |
Benim Yolum Seni düşündüm de dün gece, Efkârlı bir sigara daha yaktım. Yol çıktı yine sigaramda. Bir nefeste düştüm yola; Silkeledim kendimi küllerimden Ateşin yalınlığına bıraktım. Çektim içime iyice iyice Her zerreme işlesin diye. Dumanlar arasında canlanıverdi Hasretle kavrulan kavuşmalarımız. Sarhoşluğundayken yolun, geldim sona. Parmaklarımın arasında kalan; Yolumun kokularını sindirmiş izmaritim. Avucumda saklıyorum hazinemi, Şimdi yaksa da ellerimi. |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık