![]() |
Bir Rüya Gördüm Bir rüya gördüm Sen ve ben vardık Sımsıkı sarılmıştık Seni özlediği söylüyordum Daha sıkı sarılıyordum Rüya olduğunu biliyor Ve Ağlıyordum Bir rüya gördüm Sen ve ben vardık Ellerimizle birbirimizi kavramıştık Ay ışığında bir sahilde Geziyorduk sessizce Beraberdik dalga sesleriyle Ağlıyordum Gerçek olsa diye Bir rüya gördüm Deniz kenarında yakamozlarla Tüm güzelliklerin yanında Sendin en güzel olan Aklımı başımdan alan Rüya olduğunu hatırladım Uyandım ve tekrar ağladım. |
KUDURDU GÖNLÜMÜN KABUĞU yine kudurdu gönlümün kabuğu sallanır yüreğim depremlerde galiba bu olmalı sevdanın çabuğu kalbim bambaşka eğilimlerde sular seller götürüyor gözlerim öyle bir afete yakalanmışım hasretim yağmur karlı özlemim aşkınla sırılsıklam ıslanmışım püskürtüyor bak nefretin lavlarını göğsümün en hassas bölgesi eksiltmiyor o kor güneş ışınlarını gitmiyor ki başımdan gölgesi gülistan |
Yıldızlar Yıldızlar ayak uçlarımdaydı! İnanmazsın! sen yoktun gittim ,o kavak dibine silkeledim çoğunu üstümden, gülüyorlardı sebebsizce maytaplar nasıl parlaşırdı bilirsin çocukluğumuzda ateş böcekleri nasıl yanardı! yemin ederim diyesim geliyor bak yıldızlar ayakuçlarımdaydı sen öyle isterdin aynı öyleydiler düşlerindekiler gibi saymaya kalktım delicesine her birine isim verdim en parlağıydı senin adınla seslendiğim senin gözlerinle baktı bu kez onlar ve dinlediler benden ezberlediğimiz şarkıları bazıları sustu kırpışıp kırpışıp bakıp durdular gece boyu selam yolladım senden her birine sönüp sönüp gittiler yalnızlığımı bir mum ışığına verdiler olsaydın! sende görürdün yemin ederim diyesim geliyor bak yıldızlar ayak uçlarındaydı seninde ağlıyordu sen diye seslendiğim, hiç gülümsemedin ki hadi kalk yerinden bir bak, |
KIRIK HAYALLER BULVARI Sahil boyunca ıslak kaldırımlardan geçiyorum, serin bir Eylül akşamında. Sigaramın dumanını ciğerlerime çekiyoırum. Tütün,deniz ve yağmur kokusu bir birine karışıyor. Boş kaldırımlarda yankılanan ayak seslerimi dinliyorum. Aklımda bin bir düşünce.. Sokak lamba'ları,renkli neon'lar yağmur birikintilerinde hoş bir görüntü oluşturuyor. Bir melodi geliyor aklıma yıllar öncesinden.. Tony Bennett'in sesi kulaklarımda mırıldanıyorum; Kırık hayaller bulvarı.. Liman'dan gelen tiz bir şilep sesiyle ürperiyorum. İşte az ileride Kırık hayaller Bulvarı göründü... Rüzgar şertleşiyor,,az önce gecenin sessizliğini yırtan şilep ışıl ışıl ve ağır ağır önümden geçiyor. Kırık Hayaller Bulvarı'nda hep hüzün vardır. Hep yalnızlık ve iç çekişler vardır.. sigara dumanıyla savrulan.. ENFAL TÖRÜN, İZMİR |
Son Kez Giysilerimi topladım, son kez baktım, odaya,odamıza Gözyaşlarımı akıttığım yatağımıza, Öyle güzel uyuyordun ki, Kıyamadım, veda edemedim, Son kez de olsa, öpemedim. Uyandığında bir not bulacaksın Başucunda, "Artık,biz eskisi gibi aşık değiliz" Oysa ki ne umutlarımız, Ne hayallerimiz vardı, Aman boş ver artık kimin umurunda... Binlerce resimden, şiirlerimizden Hiçbirini almıyorum yanıma, Artık neye yarar ki Senden ayrıldıktan sonra. Söz ver bana, iyi bak çiçeklerime, balıklarıma En önemlisi, seninle dolu anılarıma, Evet artık gidiyorum, Ruhumu,benliğimi sana bırakarak Bak aynadaki dudak izlerime Silmek istedem de silemiyorum. Sende kalsın tüm düşlerim, Sende kalsın kendime ait ne varsa Sesimi,gözlerimi, nefesimi veriyorum Saklayabilseydin eğer; Kalbimi de verecektim sana. Hoşça kal sevgilim, Hoşça kal hayalim, Hoşça kal olmayan geleceğim, Hoşça kal ve iyi bak; "Artık eskisi gibi olmayan aşkımıza"......... |
DÜŞLERDE KALAN Düşlerde kaldı eski dostluklar. çıkar peşinde şimdi insanlar. O gülen yüzler özlenir oldu şimdi her yerde yalan gülüşler. Güneş bir tuhaf yağmur da öyle. ve de rüzgar; ne iş bu böyle..? Kediler kaldı bir tek candan ve de köpekler bize armağan. Kuşlar da tabii iyi dostturlar; ve de çiçekler hiç aldatmazlar. Bir sevgimiz var bizi bağlayan hep içimizde saklanıp duran. Hazır ortaya çıkmaya her an umutlarımız tam kaybolmadan. ENFAL TÖRÜN, İZMİR |
BİR GÜN ANLARSIN Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabha olmayı bilmez Dikiir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar,ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu Şerefin,faziletin,iyiliğin,güzelliğin Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incilmişliğin,kırılmışlığın Duyarsın Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına ağlarsın Dolar gözlerin,için burkulur Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz Ama yorgun Ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler,acı Sevmek;acı ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi,ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden SENİ SEVDİĞİMİ BİR GÜN ANLARSIN... |
UZAKLARDA BİR KADIN AĞLIYOR Uzaklarda bir kadın ağlıyor, dokunmaya dahi kıyamadığım tek aşkımı düşünüyorum. Şimdi onu kucaklayan hoyrat eller geliyor aklıma; ürperiyorum. Uzaklarda bir kadın ağlıyor. ENFAL TÖRÜN,İZMİR |
Deli Dolu O deli dolu, çılgın... O hırçın, umarsız... Bir de sorarsanız, Uçsuz bucaksız, Olabildiğince sonsuz. Hala soruyorsunuz, SEVDA...bu, ................SEVDA tanıyorsunuz... O tatlı, o harika... O akıl almaz... O beyaz tertemiz... Bir de isterseniz, Vermem imkansız. Hala soruyorsunuz, AŞK........bu, ................AŞK, olunmaz onsuz... O acı, o mide de sancı, O yolcu, o hancı, O sevgi yüklü kervancı. Bana sorarsanız eğer, Onsuz olunmazmış meğer, AŞK...........dedik ya arkadaş, ....................o, her şeye değer... |
Neredesin? Ve aynı şeyler var yine gönlümde biraz hüzün,biraz gam, biraz keder!!! Bu kasvetli gençliğimin, bu yorgun halimin bir sebebi olsa gerek ; gece her zamankinden daha karanlık oluyor bu saatlerde nedense... yıldızlar sanki sonbahar yaprakları gibi dökülmüş puslu ay ışığının altında gözükenlerde her an kendilerini bırakıverecekmiş gibi göz kırpmalarına devam ediyorlar.... ay sanki her yıldızın parıldayış çabalarına inat bembeyaz koskocaman yüzünü göstermiş sanki ağlıyormuş gibi ışıklarını döküyor ve dökerken de bakıyor yüzüme... ağlamaklı, üzgün,üzülmüş.... Bir kadın var köşe başında kucağında minicik bir yavru, gözleri ağlamaklı, bir yere gidiyor belli giyinmesinden ama bu saatte araba olmaz ki, ben bildim bileli hiç geçmedi bu saatte, gönlümün patika yolu gibi dar ve soğuk, rüzgarın hep dert estirdiği bir parça mutluluk varsa savurup uzaklara sonbahar yaprakları gibi götürdüğü bu sokaktan. Sokak lambasının aydınlığı vuruyor melek yüzlü yavrunun o yorgun ve masum yüzüne... gözleri dolmuş , tedirgin iri bakışları, soğuktan kızarmış yanaklarıyla etrafını yargılar gibi bakıyor, yargılayıp ta mahkum ettiği tek şey ne ki: gözleri!... gözleri ve o loş ışığın parlatabildiği, onun gözlerinden annesin yüreğinden damlayan iki damla yaş... Soğuktan üşüyen yüzünü avuçlarıyla ısıtmak isterken fark ediyor ağladığını, kucağından yere indirip diz çöküyor yanına ve tıpkı bir zamanlar ben ağladığımda annemin başörtüsünün bir kenarlarıyla göz yaşlarımı silmesi gibi o ceylan gözleri siliyor... sanki sildiği yaşlar kadının gözünden tekrar dökülüyor ve çaresiz kucağına alıyor kayboluyor sokakların aydınlık ama dünyasının karanlık çıkmaz sokaklarında..... Perdemi örtüp soğumuş çayımdan bir yudum alıyorum ve düşünüyorum seni ve senle geçen günleri.... Ne verdin bana, neleri alıp götürdün ve ne kaldı bu yalnız odamda senden, boynu bükük yarım hayallerimden ve masamın üstünde duran çerçeveli, bir zamanlar gülen resminden başka... Geçen gün yine Daralmışlığımla geç saatte yürürken sonbahar rüzgarlarıyla bir gariplik düştü içime içim bulandı derin sular gibi, geçmişimi düşündüm çocukluğumu , lise yıllarımı, aşklarımı... o zamanlar hayata iyi ki gelmişiz derdik nereden bilirdik sonradan hayatın bize güleceğini hem de kahkahalarla beynimizde patlarcasına.... sigaramda kalmamış, bitane var onu da eve dönünce çay yapar içerim demiştim... olmadı yine parçalı bulutlu oldu gönül, çaya fırsat kalmadı.... tuttum ucunu sigaramın, bastım yüreğime, yaktım... belki on tane daha olsa, onunu da içerdim.. .içimden bir şeyler akıp gitmişti, gözlerim doldu ağlamak istedim ağlayamadım oturdum olduğum yere, sensizliğinle üşüdüm havanın soğukluğuyla değil... tuttum evin yolunu yavaş yavaş, ömrümün en olmadık yerlerinde yaşadıklarımı düşündüm... uzandım o soğuk o buzdan yatağıma çaktım gözlerimi tavana; seni düşündüm..... Sen de böyle gitmiştin benden, avuçlarımdan, kollarımdan, yüreğimden... varlığını fark ettirebildiğin tek şey olur olmaz zamanlarda ayrılık hikayeleri anlatman olmuştu ve benim de uyku sessizliğiyle dinlemem çaresiz.... “böyle aşk olmaz” “bu şekilde seninle yaşayamam” “bu dünyaya seninle uğraşmaya gelmedim, mutlu olmaya geldim” der çekip giderdin... sonra peşinden gelir bin bir nazla seni bu kararından caydırmaya çalışırdım, olmadı ağlardım... küçük bir çocuğun karanlıktan korktuğu gibi korkardım sensiz kalmaktan... belki senin benim açımdan sorunların beni anlamamandan doğan ve adını ilgisizlik koyduğun, benim için anlamı olmayan ama senin için her şeyi yıkarcasına manalı bir o kadarda değerli saydığın fikirlerindi.. bana en çok “saçmalama” dediğim için kızardın ama işin doğrusu çokta saçmalardın... Yastık yapıp yattığım zaman, gecenin bir vaktinde , beni uyandırmamak için usulca çektiğinde kolunu, fark eder “nereye gidiyorsun” diye sorardım, gülerdin başını bir sağa bir sola çevirerek ve “korkma uzağa değil mutfağa kadar” derdin.... şimdi ben böyle bir başıma, böyle bitkin, böyle çaresiz böyle umutsuz kaldım... artık hüzünlü şarkılar içimi yakmıyor, en yalnız aşk şiirleri yüreğime çakılmıyor ve ben artık yalnızlığımla, küçük şeylerle mutlu olan yüreğimle ama büyük düşünen beynimle aldım bana yeten fikirlerimi, bohçaladım yüreğimdeki sevgileri düştüm gönlümün uçsuz bucaksız patika yoluna... sen anlayamadın beni!!! Veya anlamak istemedin, bizim hayatımızda suçsuz olan yoktu, mutlaka biri suçu üstüne almak zorundaydı ve susmalıydı; bizim hayatımızda biri diğerine göre yaşamak zorundaydı, bizim hayatımızda memnun iki kişi olamazdı ve bizim hayatımızda mutluluk kapıyı aralamazdı belki hüzün kapısı açık, cereyan yapar hasta oluruz diye korkardık, bizde açamazdık.... İşte geldi geçti bitti gidiyor..... ne sen varsın artık yanımda ne de yüreğini yüreğime hapsettiğim sevgiler, firar etmiş hükümlüler gibi her biri bir tarafta pusmuş, saklanmış gibi yaşıyor kendi kendilerine... tabi bunun adına yaşamak denirse.... İşte oldu, isteğin oldu, Sen beni terk ettirdin , ben seni terk ettirdim... ben senden soğudum, sen benden..... Giderken sana nereye gidiyorsun diye sormamıştım hatırlarsın.... Gönlümün düşmüş olduğu gibi düştüğüm, karşına çıkan yol ayrımlarında sadece mutluluk tabelasının asılı olmadığı patika yollarda bana doğru geliyorsun hayallerimde,görüyorum.... ve sırası geldi şimdi soruyorum : “mutfak o kadar uzakta mıydı be canım” |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık