![]() |
Bir isyan faslıdır şimdi bu suskunluğum Hovardaca harcanan mevsimlere Bu kaçışlara bu gelgitlere Ömrümüze kesilmiş biletlere İsyanımdır bu acı acı gülüşüm Oysa Kaç kez sildim seni haritamdan Kaç kez mil çektim o kahvegözlere Gel gör ki Kendime bile geçmiyor artık sözüm İşte bir kürek mahkumu İşte bir yürek mahkumu Kapında yine Bitmedi bu kara sevda Bitmiyor be kahve gözlüm.. |
Sen Olacaksın ( dünya yansa malım kalmadı içinde ,çilelerim ayrı ayrı biçimde..) ellerinle çizdin bu yolu yokluğumda beni çoğaltmıyorsun soluk soluğa beni ARAYACAKSIN içindeyim her yanın parça parça çığlık atıyorum içimdeyim duymuyorsun beni BULAMIYACAKSIN iki yürek atıyor bir bedeniz sen uzaktasın korkuyorsun orda SÜRÜKLENECEKSİN borçlusun ağlattın borçlusun kalbimin ritmini bozdun borçlusun beklettin KAÇACAKSIN görmüyorsun gözlerin dolacak günlerini alacağım bakacaksın bana boş ÖLMÜŞÜM BİR MEZARDAYIM |
Kırmızı bir karanfilde kayboldu düşlerim, Zamansız sesleniyorum yine sana, Kor bir ateşte yandıktan sonra, Yağmur düştü yüreğime Uykusuz gecelerim sende kalsın, Ağıtlar türkülerde kalsın,sevdan yüreğimde Yarınlar sana kalsın,sonsuzluklar bana... Renklerini kaybettim mevsimlerin, Ne söylesem,ne düşünsem hepsi boş. Ayrılık düştü yüreğime. Üstümde siyah bulutlar var,ağır mı ağır, Gözyaşlarım sende kalsın, Senden ırak yalnızlıklar bana kalsın. Ağıtlar türkülerde kalsın,sevdan yüreğimde Yarınlar sana kalsın,sonsuzluklar bana... Pusudaydı silahlar, Vuruldum düştüm bir eylül akşamında Kırmızı bir gül açtı ufukta, Ölüm düştü yüreğime... Üzerime örtüldü yaşanmamış zamanlar. Yaşadıklarımız hep sende kalsın, AĞITLAR TÜRKÜLERDE KALSIN,SEVDAN YÜREĞİMDE, YARINLAR SANA KALSIN,SONSUZLUKLAR BANA... |
SEVDA ÜSTÜNE Küçücük pencerem bahçeye bakar Bademler, erikler geceye bakar Bir ışık dökülür yapraklardan şıkır şıkır Filizler susmuş, tohumlar uyumuş; Bir an durmuş, genişlemiş büyümüş Bir eski şarkı, bir eski bahar, bir bildik deniz Vakit nisan ortasında bir akşam... Bu şiirde sevda sevda üstüne Senelerdir veda veda üstüne Yareli yüreğimde dağ dağ üstüne Vakit nisan ortasında bir akşam. Mehtap ettiğinden bihaber Kuşlarla, çiçeklerle, balıklarla beraber İki tel kumral saç olsa avucumda şimdi Ağlayıp ağlayıp avunsam... |
Elini Vermiyor Hayat! Yerde kıvranan kalbimin üstünde dansediyor acılar koparıp göğsümden yerlere fırlattığım kalbimin kimse dönüp bakmıyor görmüyor ateşler içinde kıvrandığını kalbimin eğilip almıyor ateşler içinde yanıyor kalbim! kalbim ahhh!!! Yaprakları acılı rüzgarlada ürperen yorgun bir dağ lalesiyim bir yol başında yaralı ceylanların gözlerinde inliyor bedenim ruhum bir cellâtınki kadar soğuk ve tedirgin kirli bir hayatın karanlık odalarında mil çekiliyor gözlerime kör oluyorum! dost bildiklerim hançerini saplıyor göğsüme yaralanıyor canevim kan damlıyor her yerimden yüreğimden ellerimden gözlerimden dudaklarımdan... ahhh!!! Zifir karası gecelerin acısı zaptediyor ruhumu kalbimin en ince sızısından vuruyor hayat ne güneş ısıtıyor üşüyen anılarımı artık ne de insanlardan kaçıp sığındığım tenhalar çıkmaz sokaklarda yitirdim yolumu, şaşkınım şimdi yüreğim çırpınan yaralı bir kuş gibi çaresiz kış kadar soğuk bedenim şimdi param parça her yerim bir ihanet sisinde yitirdim herşeyimi yıldızlar göz kırpmıyor , ay küs sisli geçen her gecenin ardından yağmuru bekliyorum Ah!!! Diyorum, keşke bende duygusuz yaşamayı becerebilseydim yalanlar sıralayabilseydim, yalanların ardından aç çocukların gözlerine bakıp utanmasaydım yanmasaydım bu kadar dünyanın acısına gözlerime perde çekip, unutabilseydim her olup biteni ihanetlere incitmeseydim yüreğimi bu kadar Ey ömrüm ödedim borcunu acıların, azad eyle beni anladımki söz geçmiyor yüreğe tufandan sonra bağışlamıyor hayat yüreğiyle oynayanı el yordamıyla yürüyorum şimdi yürüdüğüm yerde yalanlardan örülmüş bir duvarın kenarından tutunarak, onurlulara mahsus acılı taşlara yürüyorum... bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikle sürüklüyorum bölük pörçük hayatımı ardımdan. Ey kalbe saplanan hançer ey ciğere işlenen kurşun bu yürek artık ağlamamalı, yanmamalı acılara bu kadar ağır geliyor onurlu bir ömrün çekilen yükü bir yanım deniz, bir yanım uçurum, bir yanım ateş yalnız bir yolcuyum meçhule giden dümensiz bir gemide gözlerimde kaç bin yıllık ah! yüzme bilmediğini bile bile denize atıyorum kalbimi alıp götürsün diye upuzun yanlızlıklara dalgalar Yorgun bir dağ lalesinin hazin hikayesi hayatım yaşama sevincimi yıllar önce çiçekleri çiğnenen bir bahçede yitirdim ağrılar içindeyim şimdi ah! mavi kuş yorgunum, bitkinim, dargınım! elini vermiyor hayat! bir uçurum kenarında ha düştüm düşeceğim her gece bir yıldız kayıyor gözlerimden yüreğimden bir dilek sönüyor her gece bu yüzden hep yetimdir bir yanım bir yanım aşka ve acıya ayarlı enkaz oldum, toz oldum, duman oldum (*)"ben bu kahrı çeke çeke yoruldum" kara bir dumanla boğuluyorum şimdi şimdi kara gecelerin kör kelebeği gözlerim karanlıklar içindeyim dipsiz bir kuyuda dolunay bulutların arkasından bakar bakar darılır... ben dolunaya bakar bakar utanırım... |
Bırakıp Gittin Beni bırakıp gittin beni bütün kapılarda bütün çöllerde tek başıma kodun şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim vardığım hiç bir yerde deildin sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını denizde dalgakırandan da boş boşluğunu bir günün seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden başını çevirdiğin için ağladığımı görmedin hiç bana bakıp görmediğin için ben yokken içini çektiğin için ayağına düşen gölgene acıdın mı hiç sen Louis Aragon |
Masal I. Masal bu ya, evvel zaman içinde Payitahtda bir güzelce kız varmış İnce, zayıf, çıtkırıldım bedende Alemin sığdığı yürek atarmış Biçimli yüzünde kara gözleri Alev alev, ışıl ışıl yanarmış Bakışı etrafa yöneldiği an Nice yürekleri çarpar, yakarmış Her mevzuda az-çok bir şeyler bilir Umulmadık meseleden anlarmış Zerafette, incelikte, hünerde Melekesi bir "prenses" kadarmış Bahtı da gözleri kadar karanlık Ve yılmadan mutluluğu ararmış II. Masal bu ya, evvel zaman içinde Payitahtda bir de genç adam varmış İşe gelir-gider sabah ve akşam Kendi halinde bir hayat yaşarmış Dünya ha var, ha yok onun gözünde Bahar seli gibi çağlar, akarmış "Efenin teki"ymiş şartsız, kayıtsız Nerde akşam oldu; orda yatarmış Güzelliğe meftun, güzele tutkun Güzellere döner döner, bakarmış Hiç bir başarıya varmamış amma "Şair"miş, kendince şiir yazarmış Şiiri de bahtı kadar karanlık Ve yılmadan mutluluğu ararmış III. Masal bu ya, evvel zaman içinde Günlerden bir günde, olmadık bir an "Prenses"le "Şair" karşılaşmışlar İkisini birden sarmış heyecan "Aradığım budur" hayallemesi Sanki biri canmış, biri de canan Yüksek frekanslı iletişimler Mesajlar savrulmuş, mesajlar yaman Bir kırmızı gülmüş bağlantıları Musiki ve şiir yumağı saran "Hüzünle sarardı ümid goncası" Andelip misali "Şair"de figan "Sen miydin o" şaşkınlığı içinde "İyiki senmişsin" dönsün bu devran Ve tutmuşlar mutluluğun ucundan "Şair" gönül hayran, "Prenses" handan IV. Masal bu ya, evvel zaman içinde Sıyırmış yükünü, atmış "Prenses" Yıldızları gören gönül evinin Üstüne kör çatı çatmış "Prenses" Kapıyı kapatıp zor ve güzele Fayda ve konforla yatmış "Prenses" Bir bebek edinmiş oyuncakçıdan Geri kalan ne var satmış "Prenses" Bebek büyüdükce artmış geliri Servetine servet katmış "Prenses" Bebek bahaneymiş, atlama taşı Zulüm ve ihanet tatmış "Prenses" Utanç ve gururdan bir çizgi çekmiş Aşılmaz, geçilmez hatmış "Prenses" Ve eskiyi uzak tutar bu çizgi Sadece seyredip, şadmış "Prenses" V. Masal bu ya, evvel zaman içinde Aşk denilen ecir esas hayatmış Aşkın deryasında yüzmek zor iştir "Prenses" üç fersah gitmeden batmış Bu zamanda, sade sevda yeter mi? Variyetsiz olmak bir kabahatmiş Asude bir aşkın kahrı çekilmez Maksadı, meramı tüm şatafatmış Rahat şevk verir ki; meşk olsun aşkta Tez ferah edinmiş, lüksü donatmış Ya sevdası yalan, ya olan-biten Hep kırmış, hep dökmüş, vurup kanatmış En zayıf yerinden vurmuş "Şair"i Günah silahıyla sarıp, kuşatmış Amma ne hikmetdir bir yol dener ki Meram; zühd-ü süluk.. yeni icatmış! Ve "Şair"e ondan geriye kalan Sahte gözyaşları, naylon feryatmış Hani bittiydi ya bu tuhaf masal "Şair" tabutundan kalem uzatmış VI. Masal bu ya, evvel zaman içinde Mutlu devirlerin hep sonu vardır Masalın sonunu yazmış "Prenses" Kimbilir şu anda kimlere yardır "Şair" sevgisinin kadrini bilmez Yaptıkları kendisini inkardır Üç-beş dünyalığa tamah eyleyip Bir gönlü katletmek ancak zarardır Bazı zararları görmek güçse de Albenisi, cazibesi ısrardır On kişide olan umar halbuki "Şair"de olanın biri kadardır "Prenses", "Şair"i ihmal ettikce "Şair"in şiiri sırf intizardır Çıkmaz bir sevdaya mesken edilmiş Kitlemiş aşkını, kalbi mezardır Ve ne olsa yapar bu deli "Şair" Gayrı dünya onun gözüne dardır ... Dedik ya masal bu üstünde durma Her masalda iyi-kötü SON vardır |
CEPHEDE Aslında ben daha güzel ölürdüm arka bahçede askercilik oynarken tahta tüfeğimle toprağa uzanır annemin sesiyle doğrulurdum hemen -Çabuk kalk üstün kirlenecek hınzır! Yerdeyim yine bak anneciğim n'olur kızma adımı çağır |
Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalp ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Aya haber sal çıksın bu gece; Görünsün şöyle gönlümce. Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp tozu dumana, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan. Cahit Sıtkı Tarancı |
AY YUZLUM... Ayin karanligina sakladim duslerimi.Bir sevdanin yollarinda berdus bitkin geziyorum simdi ve sen beni sevmiyor buz gibi duruyorsun karsimda..İlk kez bu kadar cok korkuyorum..Ay yuzunu cevirdi benden..Yuregime dikenler batiyor icim aciyor allahim... Gunesin donuk sari golgelerinin altindan bakiyorsun bana:gozlerine bakiyorum baktikca terk edilmis bir ulkenin ucsuz bucaksiz insansiz topraklarini goruyorum...Bir cicek olmali acmaya yuz tutmus.Bir cicek bin umuda yeter ama oda yok.. Umutsuzluk ne sana ne bana yakisiyor yakismiyani tasiyoruz uzerimizdene garip..Ne kadar yakinsan o kadar uzaksin bana:kiyisiz bir denizin uzakligi bu..Dalgalarinin kayalara vurup parca parca olmasini istemedigin icin mi kustun sahillerime..ne simdi bu soylesene..Butun firtinalari goze almisken ben simdi neden yelken basamiyorum sendeki o sonsuz mavilige..?Senin gormedigin o sahilde demir atmis bekliyorum oylece... boyle donuk baktikca sen..yapraklarini dokmus asirlik bir cinarin kovuguna yerlestirdigim huzunlerim bir bir cikiyor ortaya..derinden soluyorum acilari.Hep kal istiyorum benimle kal..bende kal..huzunlerimde o cinarin kovugunda kalsin.. Sonra yine donuk gozlerin dikiliyor karsima donuyorum..Kaybolmus iki yuregi yeniden bir araya getirmenin cabasi benimkisi..Kullenmeyecegine inandigim bir alevi yuregimle yeniden canlandirmaya calismak .... Yorgunsan senden daha yorgunum inan..Yuregimin en buyuk devrimi sen ay yuzlum sensin beni yoran..... Her seye ragmen bir gunebakan dogurmaya calisiyorum icimde ayin karanligina sakladigim duslerime inat... Yuregine koy ellerini ve sadece yureginin soyledigi sozleri dinle bir kez yakindan bak bana en yakindan goremedigin gozlerime iyi bak bak da gor kendini...Degistir cirkin anilari en guzelleriyle Ask savas degildir korkma hoyrat eller yok ki seni incitecek...Ben yasatiyorum seni eski bendeki seni..OLMENE İZİN VEREMEM... SENDE KAPİLMA BENİM GİBİ OLUMUN SOGUKLUGUNA AY YUZLUM.... NOT : ALİNTİ DEGİLDİR YAZAN : ZEYNEP...S.U |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık