![]() |
BURDAYIM SÖZÜMDE ...Düşüyorum Karıncanın peşine minik depremler oluyor Yabanıl ot kokuları,sonra düşler,düşüyorum... Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve kirli Sular buharlaşıyor buluşalım dediğin denizde Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum Bekle demiyorum kimseye,unutma demiyorum Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik İnat ve öfke,kaybediş ve kayboluş oluyoruz Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın Ayışığı,telgraf direkleri ve fesleğenler Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi Unutulan bir şey kaldı mı diye soruyor tiran Kampana çalarken çöldeyiz o geniş çevrende Mısır'ı soyun diyordu Musa belleksizdir firavun Babil ve burası iki istasyon iki uzak nokta Belki bir imgede düzlem olabilen iki grilik Düşler ve tarih inilecek son istasyon Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi Beklemesini bilmiyor acelesi olan ve nedense Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok Ahmet Telli |
YÜZ.. Biliyor musun sen bir şiirde ilk satırsın ilk sözcük Beyaz bir gül Beyaz bir gül ne kadar beyaz olursa o kadar Ne kadar suysa bir su O kadar Ben en yakın yüzüm yüzüne Uyandığın sabaha, yatağına Birden bulup birden yitirdiğin bir şey olur ya,ona Bir dağ okulunda ilk derslere giren çocuklara İlk coğrafyacılara İlk harflerine bir alfabenin. Yüzün ki korkular verir bana ne zaman yüzümü tutsam yüzüne Ben ki ölüme hiç eğilmedim hiç girmedi sözlüğüme Belki sokağa ilk çıkan bir çocuktur ölüm Belki senin bazen topuz yaptığın saçın Bir yaban çiceği ya da ve daha ilk geliyordur dünyaya Bir demet maydanozu koparıp bırakmak belki de. Dedim ya hiç bilmiyorum arabı belki de benim sık sık çıkarıp Baktığım bir fotoğrafın Bıyıkları hep yüzüne düşen bir adama çektirdiğim Bir suya bakarken Bir suya Duru mu duru ve daha sessiz ölümün kendinden. Ben ki seninle aştım yasları Koydum çağıma adımı.Bir burukluğu yüzün gibi. İLHAN BERK |
Gözlerim Eskidi Baba... Alnımda üşüdü sabah sessiz ve derin Uykusundan uyandı acıyan bedenim Elleri göğsünde beyaz susku Çörekli ot düşen üzgüler serpeli Pamuk üstü kara düşlü O gün bu gündür yiyemediğim siyahi Nazara mı iyi gelirdi neydi Bahçeye taşındı tüm çığlıklar İkii kollu tahtadan yapılan tahtırevenda İnsan soluğu sokuldu minarenin kapısına Titrek bakışlarımı yuttu gün pusa bulana bulana Gözlerimi eskitene kadar ağlıyordu nisan Çamura karılan çocukluğumu içine çekerek Gökyüzü kopmuş ipler sürüsü iskeleti çıtadan Alıp ruhumun yarısını yükseliyordu göğe babam Hayal gibi seyrediyordum öylece Sınırı olmayan tarlalar hüzün ekili Sorular imla hatası,bakışlarım küçük kalıyordu Ellerim boş müzik kutusu kadar sessiz Çığlığım karabasan arası belli belirsiz Tutunup acılı çiçeklere saklanıyordu Yeşile sıkışmış çivi,delikleri sanki hançer Beyaza giydirilmiş,nefesi kesik beden Ne çok göz bakıyor sana bilsen Hüzün ekili dallarda laleler kırmızı bir yaş Bahçende sana bakan son çiçeğindim ben. Bilemezdim kucağında yaşamın rengi varmış Saçlarımı saran gölgen bulutlara kaymış Börtü böceğe yakalanan özlem sancıyor Sarkıp bir yastığın kenarına gözlerim saklanıyor Hep sessizlik sana dönüyor Bulutlar seyri seferde Geceler matem eskisi... Neslihan Yazıcılar |
TERTEMİZ ŞEYLERDEN SÖZEDEYİM Tertemiz şeylerden sözedeyim İlk sevdalarımdan, ilk dostlarımdan. Ne toprağın kokulu çiçekleri Ne yıldızlar Ne vahşi gönüllü, vahşi ruhlu insanlar ; Hiç, hiç bir şey kalmıyor ebedi olarak, Her şey kuruyor sabah çiğleri gibi. Ama bir şeyler kalıyor ki çok kıymetli. İşte bu kalıntıların parıltısı Bir emanet sanki sonsuzluğa. Çimenler üstünde oturmak Dostlarla bir şeyler okumak Dolaşmak yıldızların altında Gelecekten konuşmak... Rüyalar boyunca fakir çocuklar Zengin görünüyor insana Bir kız sevmiştim bir zamanlar Sessiz - sedasız Ne dilerse yapacaktım benden On dördünde ay gibi tamdı sevdamız Ama şimdi zamanın külleriyle örtülüdür Gönlüm baştan başa. Uzun uzadıya yeretti bunlar hafızamda Koca bir ömür boyu Mezarlarında kaldı sevdalarım Artık genç de değilim ki Zaman gelip geçiyor yanımdan. Hala gençlik var ya dünyada Ve her yerde açılıyor ya genç gönüller Gelin ey genç dostlarım Vahşi diyarlara göç edelim Ve masmavi göğün altında Temiz, tertemiz şeylerden sözedelim Huzur ve rahatlık bunda. Ho Chih-Fang |
Diyebilseydim Anladım diyemem kiSuçluyum Belki ben anlatamadım sana kendimi Tutuştum,yandım da yokluğunda her gece Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi Her gün her dakika seni özlerdim Bitmezdi kederim senin yanında bile Susardım,gözlerime baktığın zaman Mermer bir heykelin çaresizliğiyle Oysa neler düşünürdüm sen yokken Sana kavuşunca neler söylemek isterdim Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi Ayrılık başlayınca ben bitedim En kötüsü beni koyup gitmendi O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz Hep yarım kalmış heyacanlar hazlar içinde Biterdi bir kış,geçerdi bir yaz Ve nice yıllar kovalardı birbirini Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler Bütün teselliler uzaklarda kalırdı Bütün çüçekleriyle solardı bahçeler Ne olurdu saadetlerin en büyüğü İşte ellerimde al,diyebilseydim Anlardın,ve hiç gitmezdin,değil mi Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Mahkum Zaman Hep erken kararlarımızın mahkumu olduk biz Halbu ki davayı açan da bizdik Yargıyı koyan da, cezayı çeken de Bugünün kıymetini yanlışlarla anladık. O tarihti artık, bitmişti, yoktu, biliyorduk. Ama biz dünle yattık, dünle kalktık. Yarın alınmamış bir piyango biletiydi Biz bugündük hala. Yarın senaryosu çoktan yazılmış, Ve bizim hiçbir zaman karelerini önceden Göremeyeceğimiz bir filmdi, bilmediğimiz Biz ya tutarsa diye, olur olmaz Tahminler yaptık. Kimi zaman kazandık belki; ama yanlıştık Yanlış olduğumuzu da biliyorduk. Birbirimizin dert duvarıydık bazen, Bazen moral fıçısı. En kurnaz planların ve de yalanların ortağıydık sonra. Uçuk hayallerin kurucusu, kendimizden başka herkesin kurtarıcısıydık İki damla yaş süzülürdü, ağlayabildiğimiz için sevinirdik. Biz hep gülerdik, içimizi kimse bilmedi. Biz hep çabaladık, aslını kimseler görmedi Zaman en pahalı ilaçtı belki, Ondan korkuyordu gözümüz Biraz mahcup etsek de gururu Biz o ilacı yüreğimizle satın aldık Öyle ki yine zamanın eline kaldık. Elif Nuray |
Kaç Yazar Sevindim,üzüldüm... Her şeyimle bütünüm. Yenmeyi yenilmeyi yaşadim, Şu üç günlük dünyada... Aglamişim,gülmüşüm Kim takar... Anamdan babamdan başka. Yazmişim silmişim, Kimi zaman ezilmişim. Eşimden dostumdan Bir vefa görmemişim. Ugruna şiirler şarkilar yazdigim insanlar Arayip sormamişlar hiç Satilmişim... Gök yüzünde bir yildiz olmuşum Milyonlarca yilsiz arasunda kaybolmuşum Parlasam kaç yazar Çok parlasam. Işigim yetmezki... Bir şehri aydinlatmaya. Yagmur olmuşum Denizlerde, Su olmuşum. Dalga dalga yagsam kaç yazar Çok yagsam... Suyum yetmezki bir kuşu doyurmaya. Konu olmuşum herşeye Örnek olmuşum. Gazetelerde dergilerde başlik olmuşum. Yazilsam kaç yazar Heryere yazilsam. Harflerim yetmez ki Insanlari anlatmaya Kadir Özyürek | |
SEVGİ ÜSTÜNE Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır. İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı. Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtaralım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar
|
YENİDEN SEVDA Yıllar önceydi, Bir kenara koymuştum. Sanki asırlar geçmiş, Nereye koyduğumu unutmuştum. Ummadığım bir anda, Tutuştum Aramaya başladım,panik olmuştum. Tozlu da olsa,al be al bulmuştum. Çalınmasın diye ciğerime sokmuştum Seninle sevdamı yeniden bulmuştum Uzunca, nur damlalı sevgiyi konuştum Artık kara sevda olmuştum sinan oğuzhan |
bir sapsız kürekle defnettiler cananı gözümden esirgediğim gidiyor musun? kimse durdurmadı içimdeki azgın talanı gözümden esirgediğim gidiyor musun? dumansız ocağıma sebep göç mevsimi yağmursuz kışların berduş müdavimi herk ettim diyordun bağımı bahçemi gözümden esirgediğim gidiyor musun? sığırcık dolu dere kenarı garip çeşmesi sarındı örtüsüne sarı harman güneşi köyümüm kokusu gibi aziz bildim seni gözümden esirgediğim gidiyor musun? idaremin eflatun titrek alevi gölgede üşür yokluğun pusu yüreğim kuytuda büzüşür çatılarım ***** kara baykuşlar ötüşür gözümden esirgediğim gidiyor musun? Ndr…….02/02/2007 |
| Saat: 19:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık