![]() |
Aşkın Rehberi aşkın bir rehbere ihtiyacı varsa o benim eğer ruhun bir şarap tadındaysa ve kalbin bir gıdaya ihtiyacı varsa ben senin için bir gülüm en güzel gününde yalnız senin için açarım mutluluğun eviyim gözlerinde neşenin en yüce tapınağıyım ve rahatlığın başlangıcı güvenliliğinin hiç bitmeyen bir alışkanlığınım tatlı bir gülüş sıcak bir bakışla tatlı düşler sahnesinden döndürürsün şu an ki mutluluk yuvasına sen ki şairliğimin en güzelini kutluyorum seninle ve bir yol göstericisi gibi ve bir öğretmen gibi beni hayat yolumda kanalize ediyorsun belki bir çocuğun bakışının gözlerinde gizli yada bir şefkatli annenin göğsündeyim sen bana gelen tanrının yücelttiği varlıksın felek gibiydim eskiden birgün yapar birgün yıkardım demekki insanoğluda olgunlaşıyor ben bir menekşenin açılışını içimde hissederken artık güçlü fırtınalardan korkmadan yürüyeceğim ve ben kendimi kendimle buldum ve en iyi bildiğim yol kendi yolum dürüstlük yolu olduğunu olgunlaştıktan sonra anladım... Mustafa Can KÜÇÜK |
Allah Derim Sirtimda, tasinmaz yükü göklerin; Herkes kosar, ziplar, ben yürüyemem! Isterseniz hayat asini verin; Sayili nimetler bal olsa yemem! Ey akil, nasil delinmez küfen? Ebedi olusun urbasi kefen! Kursa da bosluga asma köprü, fen, Allah derim, baska hiçbir sey demem! Necip Fazil Kisakürek |
Ne Günahım Var Benim Zikir ettim gece gündüz ismini Kul eyledim bu alemde cismimi Şu gönlüm e cizdim aşkın resmini Af edilmez ne günahım var benim Emrin'le yüce dağlar'ı delerdim İsteseydin seni mesut ederdim Sevmeseydim çoktan çeker giderdim Af edilmez ne günahım var benim Ateş idim küle eyledin közümü Dertli iken mutlu gördün yüzümü Dinlemedin rezil ettin sözümü Af edilmez ne günahım var benim Ersin ÜNAL |
Ayrı Düştüm Ayrı düştüm nazlı yardan Aşk ateşi tüter serden Mevlam koru türlü şerden Nazlı yarim ağlamasın Yari sevmeye doyamam Uzak sesini duyamam Gurbet uzun gün sayamam Ciğerini dağlamasın EZGİLİ'nin dertli başı Durmaz akar gözün yaşı Yıkılıpta yarin kaşı Karaları bağlamasın Kevser EZGİLİ... |
Rubai Ömür defterinden bir fal açtım gönlümce; Halden anlar bir dost gelip falı görünce: Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin: Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece. ömer HAYYAM |
|
YOLUN SONU Bu bir yol hikayesi Uzun ve karanlık bir hikaye Ne acıdır ki ortada bir ayrılık var Hikayeyi hüzünlü kılanda bu olsa gerek... Mevsim sonbahar aylardan kasım Sararan yaprakları peşinden kovaladığı Sanki ayrılığı ifade eden Ilık yağmurlar yağıyordu İstanbula Ve ben yola koyuldum Uzun ve karanlık yollara. Benki hayatının baharında Ve hiç gurbete çıkmamış ben Kısa süreli ayrılıklarım oldu Ama bukadar uzun sürelisi Aklıma gelmemişti bu kadar erken geleceği Ayrılmasına ayrıldım ya Anamdan babamdan Ayrılamadım bir türlü Karımdan çocuğumdan Benim kitabımda yazmazdı Canımı,kanımı geride bırakmak Lakin hayatımda açacağım yeni sayfanın İlk satırı bu oldu.Ayrılmak.. Kim korkar kurşundan,silahtan,savaştan Ben masum bakan bir çift gözden korkarım Ölüm neymiş azrail benden korksun Daha ne olduğunu anlamadığı üç yaşından korkarım Gözümden akarken kan damlaları Zaman uzaklığı saat ise Ayrılığı gösteriyordu Hayatımda hiç sevmediğim Ama yapmak zorunda bırakıldığım Bir şeydi vedalaşmak Ne kadardı? Yada ne zamana kadardı? Acaba dönüşü varmıydı? Bilmiyorum ama gidiyorum Yalnız,tek tabanca Yalansız hayatımda Gerçek birbuçuk sene daha Son bir el öpüştü anamın babamın Son vedaydı gardaşlarımın Sarılıp kokladığım karımın Kucaklayıp öptüğüm çocuğumun Ve artık ağlıyorum Galiba ayrılık bu olsa gerek..... Selçuk Doğan |
Bazen Gidenim Ben Bazen De Kalan her yitik sevdamın ardından bir yeni bahara başlıyor yolculuğum ve hep acı ve hep hüsran karşılıyor açtığım her kapıda girdiğim her gönülde gördüğüm her rüya da beni gözlerim gözlerine deyiyor, hasretim,özlemine iki damla oluyor gözlerimde düşüyor geride bıraktığım,hayallerime sonra bir yenisi ekleniyor yitip giden,beni eriten aşklarıma gene iki damla göz yaşı ve sırtımda yüklü,hayal kırıklıkları bazen gidenim ben,bu diyardan bazen de kalan. şimdi gitmeli mi benden kalmalımı bilmiyorum.. Pakize Gülşah TATLIDİL... |
Sana Ne Demeliyim bilmem ki Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek Mevsimler birbiri ardına akarak gitti Sözler sevileşti suskun gönülde Yürekte zamanlar zay olup gitti Gömdük düşleri, duyguları Kül bastırdık üzerine Ne gönlün ocağı kabullendi Ne iç yangını yüreğimizin Umuda el salladık, ufuk yanarken Diyemedik birbirimize Dememiz gerekeni Sana ne demeliyim, bilmem ki Soğuklar apansız bastırdı Kar kapıda, ben yangınlardayım Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti... Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime Ve ben, senli düşlerin buğusundayım Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Sana ne demeliyim bilmem ki KÖMEN Haydar Okur |
Deli Gece/ler Ben biraz kuşmuşum Bir deli'nin kanatlarıyla uçmuşum Aşk beni gül dalında ağırla Ben biraz coşmuşum Mutluymuşum Mutsuzmuşum Hep kıskanmış durmuşum Yar beni biraz koynunda oyla Leyla olmak kolay Mecnun olmak kolay Bir çöl bir vaha yeter Bir de masalını kendi yazanlar var Sevdaları yasak Yasakları dudak mührü Ateşe kendini atanlar var Ferhat olmak kolay Şirin olmak kolay Bir dağ bir kazma yeter Kendi gece, sevdalısı deli Kulağında yâr sesi Cehennem gibi hasreti Başkasının koynunda yatanlar var. Ben biraz kuşmuşum Bir deli'nin kanatlarıyla uçmuşum Hüzün benden uzak dur Umut sıkıca sarıl boynuma Güzelmişim Çirkinmişim Söz kimin umurunda Ateşe hasretim yâr koynunda Celâlettin Çevik |
Pes Etmek Yok yüreğimdeki ışık bir yanıp bir sönüyor etrafımda belirsizlik, hiç durmadan dönüyor bir sızı musallat oldu, yüreğimde acım var. iyilik yaptım attım suya, görünmeyen tacım var dertlerin derdim oldu senin için ağladım senin açtığın yaraya al yazmanı bağladım kimsesizlik tak edince tabancamı yağladım beş el ateş ettim sana selam yolladım karınca kararınca gönül insanı oldum dostlarımdan yana bir boşaldım bir doldum yeri geldi dört bacak altı koldum boşa gitti uğraşlarım ak saçlarımı yoldum namerde minnet eyleme başı var da sonu yok adaletin tartısında gramaj var tonu yok bir iskeletten ibaret damarı var kanı yok kaldı ortalıklarda yüzüne bakanı yok saygıda kusurum yok hep önünde eğildim herkes orda idi amma bir ben orda değildim açmadı kapısını zorladım öyle girdim kimse geride kalmadı en son kişi ben-idim sessiz durandan kork hep içinden kaynıyor görünmez cinleri var yüreğinde oynuyor dünyayı yedi bitirdi daha gözü doymuyor hiç kimseyle paylaşmıyor hiç kimseyi koymuyor karım var kazancım var yürğimde sancım var acılar yoğursada bu dünyaya hıncım var benim şu dertlerime geçirecek dişim var bu dünyada daha çok yapılacak işim var. Selahattin Su |
Mektuplar Elbet Döner Aşka... Solar bahçemde güller baharı bekleyerek Zembereği sökülür saatlerin zaman durur Bir sam yeli eser bağrıma davetsiz Göğsüne kokunu ekleyerek Vazgeçilebilirlerden olabilirdin Üstüne basılıp geçilebilirdin Bir nefes misali göğsümde durmasan Bir gök ağlayabilir anca sen gibi titreyerek Düğümlenir ve yağar yağmur sicim sicim Ben bir taş olabilirdim istesem bir engin dağ Eriyebilirdim seni içime çekerek Aynalarımda olabilirdin Aksi sedamda bir ses Söylenmemiş şarkım olmasan Bir söz söylenebilir zamanını bekleyerek Aşk durdurur zamanı mekânı çeker ayaklarından Güpegündüz rüyalar görebilirsin gözbebeklerinde Bir nehir olup akabilirsin kirpiklerine yüklenerek Bir hiç olabilirdin Bir göç olabilirdin Ayaklarıma prangalar vurmasan Bir selam geldi senden aldım titreyerek Senden gelen her şey kabulüm teklifsiz Ne mektuptur bu zarfsız pulsuz İçine nasıl sığar aşk kilitleyerek Bir nefes olabilirdin Bir kandil bir ateş Mektuplar elbet döner aşka Şimdi her yerde olabilirdin İçimde olmasan... Ahmet Selim |
Yerin seni cektigi kadar agirsin Kanatlarin cirpindigi kadar hafif.. Kalbinin attigi kadar canlisin Gozlerinin uzagi gordugu kadar genc... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kotu.. Ne renk olursa olsun kasin gozun Karsindakinin gordugudur rengin.. Yasadiklarini kar sayma: Yasadigin kadar yakinsin sonuna; Ne kadar yasarsan yasa, Sevdigin kadardir omrun.. Gulebildigin kadar mutlusun Uzulme bil ki agladigin kadar guleceksin Sakin bitti sanma her seyi,sevdigin kadar sevileceksin. Gunesin dogusundadir doganin sana verdigi deger ve karsindakine deger verdigin kadar insansin Bir gun yalan soyleyeceksen eger Birak karsindaki sana guvendigi kadar inansin. Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin Günesin seni isittigi kadar sicak. Kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin ve guclu hissettigin kadar guclu. Kendini guzel hissettigin kadar guzelsin.. iste budur hayat! Iste budur yasamak bunu hatirladigin kadar yasarsin Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar usursun ve karsindakini unuttugun kadar cabuk unutulursun Cicek sulandigikadar guzeldir Kuslar otebildigi kadar sevimli Bebek agladigi kadar bebektir ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ogren, SEVDIGIN KADAR SEVILIRSIN UMUT BOZ |
Bir resim çiz bana İçinde sadece sen olsun. Ama bu öyle bir sen olsun ki Senin içinde dünyalar dursun Bana öyle bir resim çiz ki Canlar bedenlerden çıksın Özgürlüğü bulsun Resimlerinde. Bana öyle bir resim çiz ki Resmin içinde bir balıkçı türkü söylesin Balıklarla beraber. Leyleklerin kanatlarında çocuklar büyüsün. Martılar dile gelsin de anlatsınlar İnsanların balıklardan neler çektiğini. Öyle bir resim olsun ki bu Ucu bucağı görünmeyen sakin denizin dalgaları vursun uçaklara. Tarlalar yıldızlarla dolsun da O yıl bol meyve versin ekinler. Dağlar dile gelsinler martılar gibi Ters dönsünler bir çakılın üstünde durarak. Zaman tersine dönsün Bütün ölüler dirilsin. Belki bütün hasretlikler biter Ve ecdadıyla yaşar insanlarda, kendilerini bilirler. Belki de bulunmayacak icatlardan vazgeçilir. Ya da dünyada barış olduğu günler hatırlanır. O ki resim Ne kâğıdı olsun Ne kalemi Ne de resmi yapan biri O kadar büyük olsun ki Hepsini yüreğinde çiz. Bana öyle bir resim çiz ki Ve bu öyle bir resim olsun ki Kulları yalvardıkları Tanrı’ya Dokunabilsinler. Belki o zaman cevaplanır bütün sorular… |
Canımsın Sen hiç düşünme canım, üzülme! Öyle usulca değil, aniden gideceğim hayatından. Yaralansamda, acısamda, kanasamda, Dönüp arkana baktığında, yokum! Gitmişim çok uzaklara... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Güneş yine senin kalbinde doğacak, Kararmayacak hiç umutların. Bulanmayacak ırmakların, Buz gibi içine akacak, Öyle serin, öyle ferah, Yanmayacak hiç yüreğin... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Yine konacak pencerene kuşlar... O an kanat çırpacak kalp atışlarında hatıralar... Kopan bir inci kolye gibi dağılacak gözlerinde Yaşadığımız senli benli dakikalar... Ve ateşten bir kor düşüp yüreğine, Yine yakacak seni, hülyalı bütün sevdalar... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Yıldızlar yine yerli yerinde duracak... En parlak, en pak-yıldızın belki olmayacak... Ama sevgim bir yıldız gibi gözlerinde parıldayacak. Yanıbaşında soluklanacak sevgim, Sevgim hep, yüreğini kucaklayacak... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Yine iki filiz verecek her bahar belki Annenin hediyesi olan saksı çiçeğin... Birisi sen olacaksın yine, ben olmayacağım ötekisi... Ama sevgim saracak hayatını bir sarmaşık gibi... Gözlerim gözlerinde yeşerecek her mevsim... Sevgim hep, çiçeğe duracak bahçende yediveren gül gibi... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Yağmurlar yine yağacak toprağın üstüne.. Ve sen canım, yine duyacaksın kokusunu toprağın... Zannetme ki benim tenim olacak yine kokladığın... Bir ben, bir benim kokum, bir de benim gözyaşlarım, Yağmayacak artık nisan yağmurları gibi içine... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Kimbilir, bir hiç kimse gibi ben, Hiç kimsesiz olan, karabulutların içinde saklanacağım... Ama sevgim, dolu dizgin yağacak gökyüzünden üzerine... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Aldığın her nefesi sellerine katacak sevgim... Sevgim hep, su serpecek yağmur bereketiyle gönlüne... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Yine yürüyeceksin yürüdüğümüz o sahillerde.. Yine sıcacık, yine titreyen bir başka el olacak belki ellerinde... Belki de, sevgim ısıtacak denizlerindeki enginliği. Sevgim hep, çöl güneşi gibi yansıyacak denizlerine. http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Ve denizlerinin kokusu, tuzu, medd cezri, Ve de sevgim, ruhuna akacak bir meltem esintisiyle. Ve sen canım, yine seveceksin taşıdığın can gibi sevgilini... Yine aşkımsın, yine canımsın diyeceksin birilerine... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Sen hiç düşünme canım, üzülme! Yüreğim avuçlarımda, yansamda, kül olsamda, Sevdaların en masumundan payımı alıp, Bir sonbahar gününde, öyle usulca değil.. http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Veda bile etmeden, aniden uçacağım! Yokluğun, kimsesizliğin ve sensizliğin diyarına... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Yine bir hiç olacağım belki... Belki de, yok olacağım, hiç kimsesizliğin hiçliğinde! Ve belki kanayacağım, sensizliğin en zirvesinde! Ama sevgim, dağ gibi yücelecek ufuklarında... Taze bir fidan gibi büyüyüp köklenecek sevgim... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Sevgim hep, hayat verecek, su gibi damarlarına. Ve sevgimin şarkısını mırıldanacak dudakların.. İşte öyle birşey, işte, öyle birşey diye... Ama hüzün değil, sonsuz bir umut doğacak, Sonsuzluğa değin içine... http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif Sen hiç düşünme canım, üzülme! Öyle usulca değil, Aniden çekip gideceğim hayatından. Nasıl var olduysam yanında, Öyle yok olacağım yokluğunda! Bir tek şiirlerim, Bir de, adım kalacak dudaklarında... Alıntı |
Artık sonuna geldik. Sonsuz olacağımızı söyleye söyleye bitirdik kendimizi. Deli gibi sevdiğimizi söyleye söyleye bitirdik. Oysa ben gerçekten sonsuza dek sevebilirdim seni, hem de deli gibi. Ama artık bitti. Şimdi içimde büyüttüğüm o masum bebek olmadığını biliyorum. Şimdi bana yaptıkların için kendimi kandırmaktan, kendime seni affettirecek bahaneler bulmaktan, seni her zaman kalbimde, kalbime karşı koruyup kollamaktan vazgeçiyorum. Sana duyduğum o anne şefkatinden vazgeçiyorum. Bir aşk değil bir savaştı yaşadığım. Fark ediyorum. Kendimle savaştım ben. Kendimi sana inandırmak için zorladım. Gelmeyişlerine, sevmeyişlerine, yalanlarına kendimi ikna etmek için, senin sevginle kendimi kandırmak için, bir masalı yaşadığımıza inanmak için savaştım. Kendime yenildim sonunda. Sana değil. Şimdi içimdeki bu savaşı bitiriyorum. Bir gün bu savaşın biteceğine, sevginin buna değeceğine olan inancımı, gözlerindeki sahte aşkı bırakıp ellerine, kendime sadece yaşamımı alıyorum. Sensiz yaşanmayacağına inansam da, senden hayatımı ayırmakta zorlansam da, artık seninle savaşmaya güç bulamadığım yaşamım ellerimde, gidiyorum. Senin galip başladığın bu aşkta, yenile yenile seni yenmeyi öğrendiğim bu savaşta, seni içimde bitiyorum. Artık bitti kendimle savaşım. Yenildin içimde; Ben -bir- im artık. Sen sıfır! -Biz- bittik artık, Git biraz da başka yürekleri kır !!! KEMAL TOKYÜREK |
ÖMER HAYYAM HAYYAM (Ebul Feth Ömer bin Ibrahim; Ömer Hayyam da denir), iranli Sair ve bilgin (Nisapur 1044.ay.y 1123/1136). Hayatı, gençlik yillari kesinlikle bilinmiyor. Elde bulunan eserlerinden, hayatiyla ilgili olaylari anlatan bazi kitaplardan, felsefe, matematik ve astronomi konularinda çalistigi, bu alanlarda düzenli bir ögrenim gördügü anlasilmaktadir. Hayyam ("Çadırcı") takma adini, atalarinin çadircilik yapmalari yüzünden aldigi söylenir. Ömer Hayyam, zamaninda daha çok bilgin olarak ün kazandi. Iran'in, Selçuklular yönetiminde oldugu bir zamanda yetişti. Hayyam'in fizik, metafizik, matematik, astronomi ve siir konularinda degisik eserleri vardir. Bunlar arasinda Ibni sina'nin Temcid (Yücelme) adli eserinin yorum ve tercümesi de yer alir. Zamaninda, bir bilgin olarak ün kazanan Ömer Hayyam'in edebiyat tarihindeki yerini saglayan, sonraki yüzyilarda da dogu islam dünyasinin en büyük Sairlerinden biri olarak anilmasina yol açan Rubaiyat'idir (Dörtlükler). Ömer Hayyam, iran ve dogu edebiyatinda rubai türünün kurucusu sayilir.Hayyam, oldukça kolay anlasilan, yumusak, akici, açik ve seçik bir dil kullanir. Şiirlerinde gerçekçidir. Yasadiklari, gördüklerini, çevresinden, zamanin gidisinden aldigi izlenimleri yapmaciga kapilmaksizin, oldugu gibi dile getirir. Ona göre, gerçek olan yasanandir, dünyanin ötesinde ikinci bir dünya yoktur. Insan, yasadikça gerçektir, gerçek ise yasanandir. En sasmaz ölçü akil ve sagduyudur. insan bir akil varligidir. Gerçege ancak akil yolu ile ulasilabilir. Onun siirinde zamanin haksizliklari,akil almaz saçmaliklari ince, alayli, igneleyici bir dille yerilir. Dörtlüklerinin konusu ask, sarap, dünya, insan hayati, yasama sevinci, içinde bulundugumuz geçici dünyanin tadini çikarma gibi konulardır. BİR KALB Kİ Bir kalb ki onun sevmesi, aldanması yok. Tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok. Bin kez yazık olsun sevisiz bir yüreğe, Aşksız geçecek günlerin faydası yok. CAN YOLDAŞI Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler, Ecel çiğnedi hepsini birer birer, Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına, Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler. DAL GONCAYI BİR SABAH Dal goncayı bir sabah açılmış buldu, Gül melteme bir masal deyip savruldu Dünyada vefasızlığa bak; on günde Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu. Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim; Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam. ELİMDE OLSA Elimde olsa bu dünyayı küçümserdim İyisine de kötüsüne de yuh çekerdim Daha doğrusu bu aşağılık yere Ne gelirdim ne yaşardım ne ölürdüm. PERGEL Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz İki başımız var, bir bedenimiz Ne kadar dönersem döneyim çevrende Er geç başbaşa verecek değil miyiz? RÜBAİ Dünyada akla değer veren yok madem, Aklı az olanın parası çok madem, Getir şu şarabı, alın aklımızı: Belki böyle beğenir bizi el alem! RÜBAİ Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin. Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin, cehennemin üstündesin. RÜBAİ Şarap içmediğin için, Sarhoşlara sövme. Eğer Allah tövbe verirse, Ben sadece Şarap içmemek için tövbe ederim. Sen; Şarap içmemekle övünüyorsun. Ancak; Öyle ayıp işler ediyorsun ki, Şarap onların yanında Yüz kere zemzemle yıkanmıştır. RÜBAİ Evvela; Benim rızam olmaksızın Dünyaya getirildim. Hayatta; Hayretimden başka bir şeyim artmadı. Sonra yine elimde olmadan Bu dünyadan göçeceğim. Gelmekten, kalmaktan, göçmekten Maksat ne? Hala anlamış değilim............ |
GİTTİĞİN GECE renklerin maviden siyaha vedaların şarkıya döndüğü bu gece seni yitirdiğim ayaza vurmuş kış gecesine ne kadar da benziyor gün yorgunu kaldırımlar ve yollar aynı adreslere taşırken kapı gibi aralanan gökyüzünden göz yaşlarıma karışan deli dolu sensizlik yağar şimdi yokluğunu siyah bir elbise gibi kuşandığım bu gecede yüreğimde hüzzamın hasat zamanıdır Atila IŞIK 10 Haziran 2006 |
Elde var hüzün söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüşürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne meseller söylerdi mercan köz nargileler zamanlar değişti ayrılık girdi araya hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması sırılsıklam âşık incesaz kadehlerin mehtaba kaldırılması adeta düğün hayat zamanda iz bırakmaz bir boşluğa düşersin bir boşluktan birikip yeniden sıçramak için elde var hüzün Attila İlhan |
Zulüm O ayrılık günüydü Uğurlamıştım limanda Alıp götürüyordu seni gemi Ak köpükler bırakarak geri Döneceksin bir gün gittiğin gibi Limanda beyaz martılar söyledi Gidenler dönmeseydi geri Hiç kimse sevmezdi gemileri Şimdi giriversen kapıdan usulca Gülümseyen bir çocuk edasıyla Sana hiçbir şey sormayacağım Belki,belki mutluluktan ağlayacağım isimsiz kral |
Seni sevdim sevgilerin en güzelini vermek icin Seni dusundum gecelerce en guzel duslerimde yasattım seni Ne varsa sana adadım elimdekileri sana adadım yuregimin her zerresini Yanlızca sen sev istedim sen sar istedim yuregimin her kösesini Seni gördum nereye baktıysam gözlerime isledim gözlerini Ve yalandan uzak en temiz sevdayla yarınlarımda bir sana yer verdim Bir tek seni yazdım kaderim diye bir tek seni istedim hersyden cok Sen yoksan anlamsız dunya anlamsız yasamak Sensizligi ölumden bin beter bildim Guluyorsam mutluysam bunca cileye inat bilirim ki bu senin eserin Bir tek senin kollarındayken yasamayi seviyorsam senin kollarındayken acıları siliyorsam her ne kadar kabul etmesende, ben seni daha cok seviyorsam biliyorum ki bu senin eserin Ve hic bir zaman anlatamam seni sevmenin tadini Ve doymaz yuregim doymaz ellerim bedenim seni sevmeye.. Bunca sene sonra seviyorsam kendimi, sen sevdigin icindir beni Ve seviyorsam seni bana sevmeyi ögrettigin icindir Sevebildigim tek insan sen oldugun icindir Biliyorum ki ne zaman dolsa gözlerim bir an acıyla sen sileceksin gözyaslarimi Ne zaman sarılacak bir beden arasam sen saracaksın beni Ve senin sıcaklığında taniyacagim sefkati Seninle gulecek seninle agliyacagim Benim bildiğim tek gercek sen olacaksın hep Ve ben en guzel siirlerimi sana saklayacagim en guzel duslerimi sana Sen yeter ki yarınlarda bugunku gibi sev beni Senin sarhoslugundan hic ayrilmasin yuregim Ve ecele kadar benimle kal yanlız benimle Seviyorum seni ve bir ömur yasatacagim Yuregimde Sevigini... |
Hayır Diyorum Benden Irak’ın Özgürleştirilmesine! |
Kalbim Acıyor Bir gönül yorgunu şu kalbim benim Neden aldattın gittin ey zalim Bu kadar mıydı senin o yüce sevgin Dönüşü yok artık kalbim acıyor Bırakıp gittin ardına bakmadın Madem mutluydun neden ağladın Doğan güneşimizi sen kararttın Dönüşü yok artık kalbim acıyor Dönüp de bir bak şu maziye Ne kalmış o büyük aşktan geriye Bu uğraş, bu çabalar boş niye Dönüşü yok artık kalbim acıyor Gönül defterimden sildim ben seni Acı dolu mazime gömdüm sevgini Tanrıdan dilemem bil artık seni Dönüşü yok artık kalbim acıyor Aşkı, sevgiyi sende aradım En büyük acıları sende yaşadım Başkalarının oldun ses çıkartmadım Dönüşü yok artık kalbim acıyor Şenay Gilor (U):cry: |
SANA BAKMAK
|
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR işten çıktım sokaktayım elim yüzüm üstümbaşım gazete sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sokakta tomson sokağa çıkmak yasak sokaktayım gece leylâk ve tomurcuk kokuyor yaralı bir şahin olmuş yüreğim uy anam anam haziranda ölmek zor! havada tüy havada kuş havada kuş soluğu kokusu hava leylâk ve tomurcuk kokuyor ne anlar acılardan/güzel haziran ne anlar güzel bahar! kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur çalışmışım onbeş saat tükenmişim onbeş saat acıkmışım yorulmuşum uykusamışım anama sövmüş patron ter döktüğüm gazetede sıkmışım dişlerimi ıslıkla söylemişim umutlarımı susarak söylemişim sıcak bir ev özlemişim sıcak bir yemek ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler çıkmışım bir kavgadan vurmuşum sokaklara sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sarı sarı yapraklarla birlikte sanki dallarda insan iskeletleri asacaklar aydemir'i asacaklar gürcan'ı belki başkalarını pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim dökülüyor etlerim sarı yapraklar gibi asmak neyi kurtarır sarı sarı yaprakları kuru dallara? yolunmuş yaprakları kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç hani rüzgâr hani kuş hani nerde rüzgârlı kuş sesleri? asılmak sorun değil asılmamak da değil kimin kimi astığı kimin kimi neden niçin astığı budur işte asıl sorun! sevdim gelin morunu sevdim şiir morunu moru sevdim tomurcukta ve öptüğüm dudakta ama sevmedim, hayır iğrendim insanoğlunun yağlı ipte sallanan morluğundan! neden böyle acılıyım neden böyle ağrılı neden niçin bu sokaklar böyle boş niçin neden bu evler böyle dolu? sokaklarla solur evler sokaklarla atar nabzı kentlerin sokaksız kent kentsiz ülke kahkahanın yanıbaşı gözyaşı işten çıktım elim yüzüm üstümbaşım gazete karanlıkta akan bir su gibi vurdum kendimi caddelere hava leylâk ve tomurcuk kokusu havada köryoluna havada suçsuz günahsız gitme korkusu ah desem eriyecek demirleri bu korkuluğun oh desem tutuşacak soluğum asmak neyi kurtarır öldürmek neyi yaşatmaktır önemlisi güzel yaşatmak abeceden geçirmek kıracın çekirgesini ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak nerdeyim ben nerdeyim ben nerdeyim? kimsiniz siz kimsiniz siz kimsiniz? ne söyler bu radyolar gazeteler ne yazar kim ölmüş uzaklarda göçen kim dünyamızdan? asmak neyi kurtarır öldürmek neyi? yolunmuş yaprakları ve kırılmış dallarıyla bir ağaç söyler hangi güzelliği? kökü burda yüreğimde yaprakları uzaklarda bir çınar ıslık çala çala göçtü bir çınar göçtü memet diye diye şafak vakti bir çınar silkeledi kuşlarını güneşlerini: «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet, memet!» gece leylâk ve tomurcuk kokuyor üstümbaşım elim yüzüm gazete vurmuşum sokaklara vurmuşum karanlığa uy anam anam haziranda ölmek zor! bu acılar bu ağrılar bu yürek neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar bu ağaçlar niçin böyle yapraksız bu geceler niçin böyle insansız bu insanlar niçin böyle yarınsız bu niçinler niçin böyle yanıtsız? kim bu korku kim bu umut ne adına kim için? «uyarına gelirse tepemde bir de çınar» demişti on yıl önce demek ki on yıl sonra demek ki sabah sabah demek ki «manda gönü» demek ki «şile bezi» demek ki «yeşil biber» bir de memet'in yüzü bir de güzel istanbul bir de «saman sarısı» bir de özlem kırmızısı demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı geride kalanlara nerdeyim ben nerdeyim? kimsiniz siz kimsiniz? yıllar var ki ter içinde taşıdım ben bu yükü bıraktım acının alkışlarına 3 haziran '63'ü bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta bir kırmızı gül dalı eğilmiş üzerine yatıyor oralarda bir eski gömütlükte yatıyor usta bir kırmızı gül dalı eğilmiş üzerine okşar yanan alnını bir kırmızı gül dalı nâzım ustanın gece leylâk ve tomurcuk kokuyor bir basın işçisiyim elim yüzüm üstümbaşım gazete geçsem de gölgesinden tankların tomsonların şuramda bir çalıkuşu ötüyor uy anam anam haziranda ölmek zor! Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Dayan Kalbim Seni dağladılar, değil mi kalbim, Her yanın, içi su dolu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dxxxxa*yan kalbim üç beş nefes kadarcık! ______ anOnim!..:kiss: |
MONA ROZA Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller sezai karakoç |
Gözüm Dalıyor Özlemler büyüdü kocaman oldu Sevgi şelalemse hâlâ çağlıyor Sensiz geçen günler hasretle doldu Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Beni hatıralar sana bağlıyor Güldüğüme bakma özüm ağlıyor Bıraktığın izlerse yürek dağlıyor Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Sordun mu kendine sebep neydi? Düğümlenen kalbim çözüm ariyor Gururun seni de beni de yendi. Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Bir sürpriz yapıp ta gel ne olursun Yalnızlık ağ misali beni sarıyor Boş bekleyen gölüm seninle dolsun Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Geçmişe döneriz elbet dilersen Her kimle konuşsam seni soruyor Gül yerine diken getir istersen Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Gülten Ertürk |
Konuş sevdiğim Yüreğinin şarkısını söyle Gece karanlık, yıldızlar bulutların arkasında yitip gitmiş Rüzgar iç çekiyor yaprakların arasında Bırak çözeyim saçlarını, kulaklarını göğsüne bastırayım Ve orada o tatlı yalnızlıkta gözlerimi kapatıp Kalbinin mırıltılarını dinleyeyim yüzüne hiç bakmadan Bende bakamam Dayanamam gözlerine, tut ellerimi, Bu aşk böyle bitmemeli ne olur gitme Böyle sensiz çaresiz bırakma beni Söylediklerin bitince Sessiz oturalım hiç kımıldamadan Yalnız ağaçlar fısıldaşsın karanlıkta Ve öylece bitsin gece Birbirimizin gözlerine bakıp ayrı, ayrı yollara gidelim konuş sevdiğim... Yüreğinin şarkısını söyle bana Kim bırakmış kim Kim bırakmış seni söyle, tut ellerimi Gitme aşkım gitme böyle ne olur gitme Böyle sensiz çaresiz bırakma beni Güller duruyordu gecenin içinde Sarı güller... Ne olur koparma, dedim O kadar güzel duruyorlar ki orada Ah! ... dedin, biz de birlikte güzeldik Ve koparıp gülleri bıraktın ellerime... BURCU ATALAY |
İKİ BIÇAK İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme İki bıçak seç kendine Biri yaralamak için Biri öldürmek Pusu kur gözleri Karanlık gölgesine Biri sevmek için Biri ihanet İki yürek seç kendine Biri yaşamak için Biri gizlenmek Bir korkak, bir kaçak, bir firar Kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor Olduğu yerde Kalırsan sel basar yataklarımı Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde Kimi zamanlar olur sevgilim Murathan Mungan |
Umutlu Yürek Benim için önemini bir söylesen, Bir bilsem niye hala sen dediğimi, Bir bilsem yazgımın nereye varacağını. Hayır deyip inatlaşsam, Yüreğimin dilini kesip konuşmasa, Anlatmayı kesse gözlerini. Çekip vursam beynimi,düşünmesin diye, Ya da kessem kollarımı,elim gitmesin diye telefona, Gözlerimi bağlasam,görmesin diye seni, Ayaklarımı da kessem gitmesin diye sana. Ah,ah bir kendime söz geçirsem, Bir dinletsem kendimi kendime, Bir sığdırsam içimi içime. Bir anlasam gelmeyeceğini, Artık görsem gerçeği,kabullensem... Bende sen olmasan,benim sende olmadığım gibi. Sevsem doyasıya sorgusuz sualsiz. Ama sadece uzaktan sevmekle yetinmeyi bilsem . Ya da en iyisi bana varsan. Gözlerim açık, ellerim telefonda, ayaklarım sana gelmekte, beynim seni düşünmekte, yüreğim seni içime almakta olsa, Güvensem,aşkı tek kişilik yaşamasam, Keşke demeyip,kırmasak birbirimizi, Zamanı zamanında benimle yaşasan, Hep yanımda olacağına emin,huzurla yaşasam. Gözlerine dalıp,ellerimi yüreğinde unutup,sevsem doyasıya, Sevsem,hiç bırakmayı düşünmeden, Bıkmadan,usanmadan yanında olsam, İşte o zaman yüreğin yüreğimle tadını çıkarır bu aşkın... Seni çoooooooook seven umutlu yürek.... Gizem Soybil |
biliyorum Göremesem de yıldızları yattığım yerden Biliyorum ki onlar orada; gökyüzünde.. Gülmese de güneş bulutların arasından gecenin mavisinde Biliyorum ki o orada; sonsuzlukta.. Açmasa da çiçekler kış ortasında Biliyorum ki onlar orada; toprakta.. Gözlerim gözlerinde kaybolmasa da Biliyorum ki onlar orada; yüreğimde.. Ve dilim söyleyemese de seni sevdiğini Biliyorum o beklemekte.. Doğadaki herşey gibi, zamanının gelmesini... |
Söz verdim kendime unutmak için Bambaşka bir hayat kurdum, olmadı O sessiz vedanın, o garip göçün Sebebini hayra yordum, olmadı Dedim; olsun bu da Dünya halları Tanrı, ayrılıkla sınar kulları Ellerinle diktiğin o gülleri Kendi ellerimle kırdım, olmadı Niye ömrüm geri dönmez eskiye Niye bu delilik, bu boşluk niye Meydan uslandırır yiğidi diye Beladan belaya girdim, olmadı Sanki ensemde bir zehirli bıçak Bir maziden böyle kaçılır ancak Ne varsa hediyen tespihi oyuncak Çöpe attım, yaktım, kırdım olmadı Akşam onbirde yatmayı denedim Sazımı kırıp atmayı denedim Köprüde balık tutmayı denedim Başıma ne işler sardım, olmadı Ayşe’deki resmine hiç bakmadım O kokulu mumlardan da yakmadım Gözlerini düşlerime sokmadım Her şeyinden uzak durdum, olmadı Bir boşlukta günümü gün eyledim Seni bir maziye sürgün eyledim Üç sene kendime yalan söyledim İşi gamsızlığa vurdum, olmadı Gördüm; insan ölür susuz, ekmeksiz Ama gördüm insan yaşar yüreksiz Dedim; herşey yalan, herşey gereksiz Namluya bir kurşun sürdüm, olmadı Şiir: Ali Kınık |
İKLİM.. aşk iklimdir tarikat cihazlarıyla yaratır dünyasını inanmayanlar için Allah imkanıdır aynıdır cenneti cehennemi ahreti uyandırır kendi ahlakını ister ikliminden nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi tabiatının koşulları ya da iklim tuzağı kendi derinliği kadar sever herkes uçurum başlar bir yerinden aşk rehin alır dünyayı soğuğun uykusu başka sıcağın uykusu bazı uykusuzluklar rüyadır iklimle beslenir aşk gök haritası ile kalbin kapısı eştir aşk merhamet ister sahibinden leyla ile mecnun çölde geçer sanrı, humma, aşk aynı çölün çocuklarıdır akraba karanlığında çoğalır bire kadar inen tanrılar yol kaderle kısalır Kum Saati'nde akan eski soru: neden çöle indi dört kitap aynıdır çöl ile kalbin kapısı geçilmez tutulmadan aşkın doğusu ve batısı çünk aşkın doğusu ve batısı vardır kuzeyden güneye iner mazinin kavimleriyle kapısı bulunmayan şehirlere kapısı bulunanlar aşkı surların dışında bırakır kaleler düşer şehirler yakılır kıyamet yeryüzü provası sükunet cinnetiyle geçer tufandan korkanların hayatı onlara okudukları kitaplar kalır mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz çünkü mazi kalplerde yaradır zamanların birbirini tutmamasıdır aşk birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır ölümlü insan ile görece zaman var oluş bir alaydır bilgeliğin ardından koşan yalın gerçeklerle yaşlanır aşkın çetin definesi Babil kulesi kadar dağılmıştır yeryüzüne binlerce tarifle, aşk hala gizdir kayıp kule diller kadar şifrelenmiştir tene ve tarihe ışık hızında yeniden dirilinceye kadar kule, kalp, dil bilmece sahibinin körüdür aşk başka alemlerin gözleri ödünçtür aşk üzerine söylenmiş bütün sözler unutulmadan hatırlanmaz bir daha bunu yapan aşktır aşk insanın içindeki gençtir kendi içindeki yol ortasında kalan yarım hayatların kayıp sahipleri için aşk uzaktır aşk uzak olduğunda kullanılmaz yakınlıklarla aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için daha önce de söylendi: her öğrenilen bir sonrakine saklanır zaman aşktan böyle intikam alır kimse koşamaz zamanın önünden hiçbir sönmüş gerçek onaramaz kor kayıpları aşk kusurdur hatadır günahtır yasaktır imkansızdır bu yüzden insanlık için hala bir imkandır bir başlangıçtır aşk insanın kendine başlangıcı çok az kişi ilk kez aşık oluyormuş gibi tekrarlayabilir aşkı başlangıçları unutanlar için artık imkansız olanı bu, hayatı tekrarlamaktır diyalektik bile bu yüzden aşktır aşk hakkında söylenmiş bütün sözler yaşanmadan yalandır aşk bir haktır sonuna kadar kullanır kullanılmaz olanı iyi aşk şiiri yoktur, hiç olmadı, bu da olmadı her aşk şiiri yalnızca tekrarlar tekrarlanmaz olanı her biri yalnızca bir sonrakinin ilhamı belki bu kadar söz bağışlatır bana bu aşkı 2001 yazıydı çok istedim çok istedi çok istedik ama olmadı MURATHAN MUNGAN |
PERİLİ ŞİİR (Leyla'nın doğumunda bir gök yaratığının söylediği) Bir peri miydi bir peri miydi Sevgilim bir peri miydi Diriliş dedim diriliş dedi Kav dedim kav dedi Gözleri yumulu bir peri miydi Gözleri yumulu bir peri miydi Bir uyurgezer gibi Bir uyurgezer gibi Çeşmelerin yankısı mıydı Çeşmelerin yankısı mıydı Aldı bıraktı beni Aldı bıraktı beni Baharın gözleri miydi Baharın gözleri miydi Kırlardan bana baktı Kırlardan bana baktı Işığın kardeşi miydi Işığın kardeşi miydi Kirpiklerimi gördü Kirpiklerimi gördü Ruhumun şebnemi miydi Ruhumun şebnemi miydi Gözyaşlarıma yağdı Gözyaşlarıma yağdı Öldüğümü bildi Öldüğümü bildi Dirildiğimi bildi Dirildiğimi bildi Bir peri miydi bir peri miydi Sevgilim bir peri miydi Diriliş dedim diriliş dedi Kav dedim kav dedi S.KARAKOÇ |
Liselim Hadi çıksana dışarı tenefüs zili çaldı Ben yine bekliyorum okulun arka bahçesinde Sen mezun olalı belki yıllar oldu ama Giderken diplomanla birlikte, kalbim de sende kaldı Hani ilk seninle gitmiştim sahile Kaçıp gitmiştik yazlığa Beraberdik akşama kadar Bana yine sabah olmamıştı sen gelene kadar Yine sinema, yine sahil Yine dalgalansın saçların Gene gözlerin gene sözlerin Gene gülüşlerin olsun Seninle benim yanımda Ayrılma ne olur ayrılma Hani herkes derdi işte bunlar liseli El ele göz göze diz dizeydik Hani sormuşlardı geç kalınca nerdeydiniz Ben hep seninleydim sen nerelerdeydin Şimdi üniversitedesin Aykırısın çılgın özgür Motora da biniyormuşsun Denize de gidiyormuşsun Evet kıskanıyorum ben hala lisedeyim Evet unutamıyorum ben hala liseli seviyorum Evet kabul ediyorum sen yoksun artık Evet ben de mezun oldum o okuldan artık Ülkü Ural |
"Arz-ı hal etmeğe cana seni tenha bulamam seni tenha bulacak kendimi asla bulamam" Ulvii "Sevgilim!Halimi arz etmek için seni tenha bulamıyorum.Seni tenha bulunca da kendimi asla bulamıyorum."- |
Dilenci avuçlarımda bir dilenci çocuğun zavallılığyla geliyorum sana ılık bir yaz yağmurundan sabahın üşüten yalnızlıklarına akar gibi akıyor ellerim ellerinden yalnızlığın kahramanca zaferi kapatıyor bir kez daha kapılarımı yaşama. kendi alemimde bir dünya yaratıyorum ikimize tekmelerini hissediyorum aşkımızın kalbimde daha var doğmasına diyorum bu yoksul hayatta zenginliğim olur belki sonra ufka dönüyorum yüzümü varlıkla yokluk arasındaki ince çizgide sana kendi yokluğuma doğru süzülmek ve senin kumasallarında kaybolmak istiyorum sonrada kıyılarında karaya vurmak. ürperiyorum bir an ruhum ayrılıyor bedenimden o dilenci çocuğun gözlerinden bakıyorum sana ve son kez aşk dileniyorum... mikail kartal |
Şehirden Bir Çocuk Sevdin Yine Savruk yillarin soldurdugu bedenime dokun Yine masum hirslarini sevdanin ateşinde yaktin, şehirden bir çocuk sevdin yine Ah! seni ona taşiyan çocuk ayaklarin işte geliyorsun, haylaz, vefali ellerin şehrin dalgalarini okşuyor Ah! seni ona taşiyan gözlerindeki susuzluk şehirden bir çocuk sevdin yine... Omuzuna astigin çantani görüyorum buradan. Havai taragin, komik anahtarliklarin, yarim rujun, yoksul fihristinden her harften iki-üç isim, uçurumda sahipsiz birkaç tokan, gözyaşlarinla parçalanmiş mendillerin. Yaktin masum hirslarini geliyorsun oysa bir bilsen, seni ona taşiyan şehir saçini bagladigin iple bile alay ediyor Ah! bir bilsen herkes tetikte; sense böyle hesapsiz, böyle sevinçle Ah! bir bilsen sadece güzelligin tutuyor acimasizligin kapilarini Yaktin masum hirslarini geliyorsun, şehirden bir çocuk sevdin yine... Cezmi Ersöz |
Yeminim Var Sen de bir gün sana olan sevgimi anlamak istersen, Şehrin ışıklarına değil, Gökyüzündeki yıldızlara bak,göreceksin, Çünkü onlar her akşam, hiç sönmeden ordalar, Ara sıra birkaçı yerini beğenmez kayar, İşte onlarda gökyüzünde kaybettiğim seni arar. Taki sabah oluncaya kadar... Sonra o muhteşem görüntülerini güneşe bırakırlar, Dağların tepelerin ardından, Bütün ihtişamıyla, Sanki dünyaya meydan okurcasına ortaya yavaş yavaş çıkar. O ilk görüntüsüne bile kimse bakmaya cesaret edemaz, Bir ateş topudur gökyüzünde, Oysa nekadarda ufak görünüyor öyle değil mi ? İşte... Onda da kalbimi göreceksin, Senden sonra kimsenin dokunamadığı, Kimsenin bakamadığı, Girmeye bile cesaret gösteremediği kalbimi. İşte... O gün bu gündür, Bu kalp senin adınla yanar, tıpkı güneş gibi. Çoğu zaman bende dayanamam içimdeki bu ateşe, Elime hançeri alıp, Yerinden çıkartıp, Parça parça etmek gelir içimden. Yapamam... Kendime verdiğim söz aklıma gelir... Her gün dualar,yeminler ederim. Sana soyadımı veremedim... Kızım olursa adını ona vereceğim.... mikail. kartal |
Ne denir ki Varım yoğum Bir senim var Birde sensizliğim Uykuya akraba Hayalin gözkapağımda Dilimin yarısında Sensizliğin zehri Diğerinde tadın Alışmışım hem sana Hem yokluğuna Benimsin derken sana Yüreğimden söylüyorum Doğru olsa kollarımda Olurdun ya Yinede hatırlatma Sen nerde olursan Kimde olursan Kimle olursan Bilesin ki seni yaşayan Sana yaşayan Sadece benim Ve sevgin Bir dikenli tel gibi Damarlarımda Sök sökebilirsen Ve bir gün elbet Döneceğin yer kalbim Tahtın orda hilal ışık |
Ağlamalıyım.. Hani erkekler ağlamaz dersin ya Hüngür hüngür olmalıyım.. Kaybettiğim gücümü, savaşlarımı Sağlayamadığım barışlarımı Senden öncelerimi ve sensiz geçen sonralarımı Paylaşılmasını yasakladığım yalnızlıklarımı Sana ulaşamamaya inat etmiş çaresizliklerimi Sana olmayan bütün şiirlerimi Sensiz dinlediğim bütün şarkıları Sensizliğe kefen biçtiğim kendimi Toprağa gömmeliyim.. Ve ağlamalıyım ardımdan.. Hani unutursun derdin ya Sana ve bana olan kızgınlıklarımı unutmalıyım Yanmamalıyım belki ama Her an ufak bir kıvılcımdan bütün vücudumu saracak ateşe hazırlıklı olmalıyım Aklıma bir tek ayrılığı getirmeliyim İkimizinde bu saçma sapan gidişinin ardından ağlamalıyım.. O kadar ağlamalıyım ki Göz yaşlarımı sen silmeden Güle yel değmeden Aşkım ölmeden Sen gelmeden Yangınlarımı söndürmeliyim göz yaşlarımla.. Hani şüphe ederdin ya aşkımdan Şüphelendiğin bütün delilleri ortadan kaldırmalıyım.. Aşkıma yaptığın bütün sorgulardan aklanarak çıkmayı başarmalıyım.. İçimdeki hasretinle seni yüceltmeli Dış görünüşüme bir gün geleceksin diye bitmeyen ümidimin tebessümünü dağıtmalıyım.. Sana sevda demiştim ya Sevdaların en yücesi olduğunun farkına vararak Allahtan sonra sana inanmalıyım Ve o inançtan korkarak Başımı avuçlarımın içine alarak Sensiz bir saniyeye bile dayanamayarak Ağlamalıyım.. Beni artık hesaplarına konuk etmekten vazgeç.. Beni artık seveceksen sev.. Bak ömür bitiyor.. emrah seydioğlu |
GÖZLERİN DİPSİZLİKTİR Zaman vururken darbelerini Karanlık erken iner yalnızlığına düşer bir ölünün soğuk________ __________________ gölgesi... Yaslarsın fitürsuzca sırtını şehrinin/tepelerine Önün deniz, başında bir deli rüzgar_______ __________________ayaz gözlerinde saklayamazsın gelgitleri /ışıldar,üşürken____ ____ yalnızlık.... gözlerindir dipsizliğe gömen seni uzaklardadır bakışın, ürkek kuşlar gibi usulca sokulurken/özlemine saklanır hüzünlerin______ en derinde... titrer bedenin,üşür ellerin yorar yalnızlığın_______ __________________ senide ve bağırmak istersin gecenin karanlığına _________ben yalnızım.... oysa susar sesin soğuk_ gecede yankılanıp uzaklardan duyduğun bir ölünün mezar türküsüdür/ sadece.... TAYLAN KOÇ |
Masal Aşk Var mısın... Masal gibi bir aşk yaşayalım seninle Bir sen bir ben bilelim yaşananları Sonra denizden bir boş sayfa açıp Var mısın... Sulara yazalım masal aşkımızı Varsın yaşanmamış olsun Dalgalar kayalarda söylesin şarkımızı Aşkımız kıyı kıyı, liman liman dolaşsın Var mısın... Bir düş olup düşelim sulara Bedenlerimiz arzulara teslim Aşk selinde yıkanalım sırılsıklam Dev dalgalarda bir bedende sarsılalım Var mısın... Koskoca bir ummanda kaybolalım Aşkımızı anlatalım uçan kuşa Dolaşıp liman liman cümle alemi Fırtınada aynı limana sığınalım Var mısın... Yazalım yaşanmış gibi yaşanmamışları Öpüşmelerimizi boş kumsalda Hayal sevişmelerimizi bulutlar altında İster adı masal olsun aşkımızın Var mısın... Bir gecede bin defa ölelim İçimizde masalsı ürpermeler Kah ağlayalım kah gülelim Sulara aşkımızı yazıp acıları silelim Var mısın... Bir masal yazalım sulara Yaşanmamış aşkımızın masalını Sonra ölelim hiç yaşamamış gibi yarın Masal aşkımız sularda yaşasın... mikail kartal |
SULTAN Seçkin bir kimse değilim ismimin baş harfleri acz tutuyor Bağışlamanı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat bir boş rüyaymış Geçen ibadetler özürlü Eski günahlar dipdiri Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harflerinde kimliğim Bağışlanmamı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat boş geçti Geri kalan korkulu Her adımım dolu olsa İşe yaramaz katında Biliyorum Bağışlanmamı diliyorum C.ZARİFOĞLU |
Seninle O güzel gözlerinde bulurdum ben kendimi Bana akan sevginle, yakardın yüreğimi O tatlı tebessümün içimde yanan ateş Verdiğin o ümitler, benim yaşam tesellim Ne o, şimdi bitti mi, bizim büyük aşkımız Ne o, birdenbire böyle ayrılacak mıyız Ne olacak şimdi o verilen tatlı sözler Sana bağladığım kalbimdeki ümitler Ayrılık vakti geldi diyorsun şimdi bana Arkana bakmadan gidiyorsun elveda Ayrılık imkansız diyordun hani bana Şimdi gözlerin neden bakmıyor benden yana Şimdi ayrıldık diye mutlumusun kendince Ben ağlıyorum odamda, sensiz ve sessizce Mutlu olduysan eğer, benden sana bir söz yok Ben kendimle yaşarım, yaşarım kederim çok Senden kalan hatıralar ağlatır beni Bir kırık saz gibi inletir beni Bir garip aşık gibi gezerim ömür boyu Gezdiğimiz yerlerden, geçerim deli dolu Hep çile hep dert ile yanarım ömür boyu Gözyaşlarıyla dolu sensiz bir ömür boyu. mikail kartal |
Ölecek Miyim Anne ? Ellerim üşüyor nedense uzat ellerini anne Ya ellerin çok sıcak ya da benimkiler çok soğuk Bacağım ağrıyor kanım akmıyor sanki donuk Yüreğim üşüyor , yoksa ölecek miyim anne ? Gözyaşım akmıyor nedense gözlerini ver anne Ya sen ağlıyorsun ya da benim yüreğim Canım acıyor içten içe ve donuyor elim Bu sessizlik niye yoksa ölecek miyim anne ? Isınmıyor ayaklarım nedense yüreğini ver anne Ya bedenim ıslanmış ya da bedenimden canım çıkıyor Selen öğretmenim nerde gözlerim hep onu arıyor Bu ağıt bu figan kime , yoksa ölecek miyim anne ? Güllerim kurumuş başucumda onlara gözyaşlarımı ver anne Ya susuzluktan ağlıyorlar ya da benim acılarıma Ve Selenim; gidersem iyi bak anama, kardeşime Gülen gözlerin solmuş, yoksa ölecek miyim anne ? Karanlık çöküyor odama ışığını ver anne Ya benim gözlerim kararmış ya da güneşim doğmamış Farkında mısın bilmiyorum anne gözlerin ıslanmış Avuçların yaşla dolmuş , yoksa ölecek miyim anne ? isimsiz kral |
lâ minörden hicaz besteler I. akıp gider hayat akıp gider zaman durduramazsın dünyâyı sarhoş yıllar önünde seni bekler kadehte yaşlandıkça anlarsın ah o günler dersin nâfile saçlarındaki aklar yüzünü aklar kaptırmışın kendini bir boş hayâle göz yaşların şâhidin aynalar her zaman doğruyu söylemez dostum gerçeği kalbine sor uzat ellerini sonsuzluğa dostum çünkü özgürlük senin kaderindir II. sevilmemiş ve unutulmuş bir bestedir hayat mâvi sonsuzluktan uzanır tâ içine bir gitar ve bir de yalnızlık titretir tellerini hayâtın ve öksüz hüzünler salınır gökyüzüne rayından çıkınca dünyânın III. seni sen yapan ne varsa hepsini koy kadehe içiver bir dikişte bırak akıp gitsin klozete bakma sen kozanı yırt da karış insanların içine demelerine çünkü onlar seni öldürmek istiyor sen çok mu cesursun aslında kaybetmekten yoksunsun yâni kaybedeceğin kadarsın çünkü özgürlük senin kaderindir Alkım Saygın |
VEDA Silahlara veda Geceye rüyaya ve sana Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden Düzenlerin çıkmazına Çizdiğim resmin Saat kulesi ağlıyor Ağzım o çeşit yok Şişe bu çeşit var Sen bir gece gelsen Güneş doğmasa Gitmeden yine gelsen Bu yeni geleni Bu bize bakanı Sana bir anlatsam Güneş doğmasa Sandıkların içini göstersem sana Çizdiğim resmin Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde Bir rafa koyabilsen Olup biteni ve onları Sabaha kadar konuşsak O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam Ateşi karı tüfeği çeksem Ocağa pencereye kapıya Kemana veda Yağmurda şeytan ve şapkası Silahın ölümünü kutluyorum Tren kaçırmış gibiyim Sana veda |
BİTMEMİŞ SEVDAMIN ANLAMI Senden ayrılalı ne kadar oldu bilmiyorum Sensiz yaşamaya hâlâ alışamadım Bir kış günüydü, yollara vurdum Seni koyup aklıma, dünyayı dışarı kapadım Biraz yürüdüm önce Sonra ilk gelen otobüse atladım Hep bindiğim o otobüs ilk kez öylesine sessizdi Baktığım yüzler silikti hiç yokmuşçasına Bulabildiğim ilk yere oturdum, cam kenarına Otobüs hareket etti, giderek hızlandı ama Zihnimde düşünceler çok daha hızlıydı Ve dur-durak bilmiyordu Lakin vardığım her durak sensizliğe açılıyordu İnmedim, cesaret edip de inemedim Dengemi yitirip düşmekten korktum Biraz daha oturup gönlüme yöneldim Hissettiklerime inanmak istemiyordum Zaman hızla ilerliyorken Ve ben bir çıkmazla boğuşurken Gerçeğinle hayalin arasında gidip geliyordum Kırılmış kalbim gururumla bir olup Senden nefret ettiğimi haykırıyordu Öte yandan içimi kemiren bir duygu Seni hâlâ yüreğimde tutuyordu Böyle daha ne kadar sürdü bilmiyorum Yokluğunla sarhoş ruhumun gidip-gelişi Tekrar kendime geldiğimde bulunduğum yer Varmak istediğim yer miydi bilemezken Gözlerim seçmese de nerede olduğumu anlıyordum: İnmek zorunda olduğum Başımı taşlara vurduğum Geceleri uykularımda sayıkladığım seni Anılarınla sarılmış bu yerde yâd ettim İşte o an son durağımın senin yanın Hissettiklerimin de hasretin olduğunu Bu kış gününde içimin üşüdüğünü Bitmemiş sevdamın anlamını fark ettim Aslında öyle çok şey vardı ki “Neden? ” diye sormak istediğim Bir bilsen öyle çoktu ki hasretini çektiğim Bu son olmalı Allah’ım, artık yeter! Unutmaya çalışmak ayrılıktan da beter… göktuğ nezihi özyönüm |
| Saat: 23:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık