MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Fırtına 26 Eylül 2007 20:16

Aşkın Rehberi

aşkın bir rehbere ihtiyacı varsa o benim
eğer ruhun bir şarap tadındaysa
ve kalbin bir gıdaya ihtiyacı varsa
ben senin için bir gülüm
en güzel gününde yalnız senin için açarım

mutluluğun eviyim gözlerinde
neşenin en yüce tapınağıyım
ve rahatlığın başlangıcı
güvenliliğinin hiç bitmeyen bir alışkanlığınım
tatlı bir gülüş
sıcak bir bakışla
tatlı düşler sahnesinden döndürürsün
şu an ki mutluluk yuvasına

sen ki şairliğimin en güzelini kutluyorum seninle
ve bir yol göstericisi gibi
ve bir öğretmen gibi beni
hayat yolumda kanalize ediyorsun

belki bir çocuğun bakışının gözlerinde gizli
yada bir şefkatli annenin göğsündeyim
sen bana gelen tanrının yücelttiği varlıksın
felek gibiydim eskiden
birgün yapar birgün yıkardım
demekki insanoğluda olgunlaşıyor
ben bir menekşenin açılışını içimde hissederken
artık güçlü fırtınalardan korkmadan yürüyeceğim
ve ben kendimi kendimle buldum
ve en iyi bildiğim yol
kendi yolum dürüstlük yolu olduğunu olgunlaştıktan sonra anladım...


Mustafa Can KÜÇÜK


yüksel2 26 Eylül 2007 21:53

Allah Derim

Sirtimda, tasinmaz yükü göklerin;
Herkes kosar, ziplar, ben yürüyemem!
Isterseniz hayat asini verin;
Sayili nimetler bal olsa yemem!

Ey akil, nasil delinmez küfen?
Ebedi olusun urbasi kefen!
Kursa da bosluga asma köprü, fen,
Allah derim, baska hiçbir sey demem!


Necip Fazil Kisakürek


Fırtına 26 Eylül 2007 23:02

Ne Günahım Var Benim

Zikir ettim gece gündüz ismini
Kul eyledim bu alemde cismimi
Şu gönlüm e cizdim aşkın resmini
Af edilmez ne günahım var benim

Emrin'le yüce dağlar'ı delerdim
İsteseydin seni mesut ederdim
Sevmeseydim çoktan çeker giderdim
Af edilmez ne günahım var benim

Ateş idim küle eyledin közümü
Dertli iken mutlu gördün yüzümü
Dinlemedin rezil ettin sözümü
Af edilmez ne günahım var benim


Ersin ÜNAL


Fırtına 26 Eylül 2007 23:11

Ayrı Düştüm

Ayrı düştüm nazlı yardan
Aşk ateşi tüter serden
Mevlam koru türlü şerden
Nazlı yarim ağlamasın

Yari sevmeye doyamam
Uzak sesini duyamam
Gurbet uzun gün sayamam
Ciğerini dağlamasın

EZGİLİ'nin dertli başı
Durmaz akar gözün yaşı
Yıkılıpta yarin kaşı
Karaları bağlamasın


Kevser EZGİLİ...


diabloazul 27 Eylül 2007 18:09

Rubai
Ömür defterinden bir fal açtım gönlümce;
Halden anlar bir dost gelip falı görünce:
Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin:
Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece.
ömer HAYYAM


Demir YumruK 27 Eylül 2007 18:28



jöly 27 Eylül 2007 18:29

YOLUN SONU
Bu bir yol hikayesi
Uzun ve karanlık bir hikaye
Ne acıdır ki ortada bir ayrılık var
Hikayeyi hüzünlü kılanda bu olsa gerek...

Mevsim sonbahar aylardan kasım
Sararan yaprakları peşinden kovaladığı
Sanki ayrılığı ifade eden
Ilık yağmurlar yağıyordu İstanbula
Ve ben yola koyuldum
Uzun ve karanlık yollara.
Benki hayatının baharında
Ve hiç gurbete çıkmamış ben
Kısa süreli ayrılıklarım oldu
Ama bukadar uzun sürelisi
Aklıma gelmemişti bu kadar erken geleceği
Ayrılmasına ayrıldım ya
Anamdan babamdan
Ayrılamadım bir türlü
Karımdan çocuğumdan
Benim kitabımda yazmazdı
Canımı,kanımı geride bırakmak
Lakin hayatımda açacağım yeni sayfanın
İlk satırı bu oldu.Ayrılmak..
Kim korkar kurşundan,silahtan,savaştan
Ben masum bakan bir çift gözden korkarım
Ölüm neymiş azrail benden korksun
Daha ne olduğunu anlamadığı üç yaşından korkarım
Gözümden akarken kan damlaları
Zaman uzaklığı saat ise
Ayrılığı gösteriyordu
Hayatımda hiç sevmediğim
Ama yapmak zorunda bırakıldığım
Bir şeydi vedalaşmak
Ne kadardı?
Yada ne zamana kadardı?
Acaba dönüşü varmıydı?
Bilmiyorum ama gidiyorum
Yalnız,tek tabanca
Yalansız hayatımda
Gerçek birbuçuk sene daha
Son bir el öpüştü anamın babamın
Son vedaydı gardaşlarımın
Sarılıp kokladığım karımın
Kucaklayıp öptüğüm çocuğumun
Ve artık ağlıyorum
Galiba ayrılık bu olsa gerek.....

Selçuk Doğan



Fırtına 27 Eylül 2007 19:21

Bazen Gidenim Ben Bazen De Kalan

her yitik sevdamın ardından
bir yeni bahara başlıyor yolculuğum
ve hep acı ve hep hüsran karşılıyor
açtığım her kapıda
girdiğim her gönülde
gördüğüm her rüya da beni

gözlerim gözlerine deyiyor,
hasretim,özlemine
iki damla oluyor gözlerimde
düşüyor geride bıraktığım,hayallerime

sonra bir yenisi ekleniyor
yitip giden,beni eriten aşklarıma
gene iki damla göz yaşı
ve sırtımda yüklü,hayal kırıklıkları

bazen gidenim ben,bu diyardan
bazen de kalan.
şimdi gitmeli mi benden
kalmalımı
bilmiyorum..

Pakize Gülşah TATLIDİL...


Demir YumruK 27 Eylül 2007 23:47

Sana Ne Demeliyim bilmem ki

Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek
Mevsimler birbiri ardına akarak gitti
Sözler sevileşti suskun gönülde
Yürekte zamanlar zay olup gitti

Gömdük düşleri, duyguları
Kül bastırdık üzerine
Ne gönlün ocağı kabullendi
Ne iç yangını yüreğimizin
Umuda el salladık, ufuk yanarken
Diyemedik birbirimize
Dememiz gerekeni
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Soğuklar apansız bastırdı
Kar kapıda, ben yangınlardayım
Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti...
Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime
Ve ben, senli düşlerin buğusundayım

Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Sana ne demeliyim bilmem ki

KÖMEN


Haydar Okur


ELwinG 28 Eylül 2007 00:36

Deli Gece/ler


Ben biraz kuşmuşum
Bir deli'nin kanatlarıyla uçmuşum
Aşk beni gül dalında ağırla
Ben biraz coşmuşum
Mutluymuşum
Mutsuzmuşum
Hep kıskanmış durmuşum
Yar beni biraz koynunda oyla

Leyla olmak kolay
Mecnun olmak kolay
Bir çöl bir vaha yeter
Bir de masalını kendi yazanlar var
Sevdaları yasak
Yasakları dudak mührü
Ateşe kendini atanlar var

Ferhat olmak kolay
Şirin olmak kolay
Bir dağ bir kazma yeter
Kendi gece, sevdalısı deli
Kulağında yâr sesi
Cehennem gibi hasreti
Başkasının koynunda yatanlar var.

Ben biraz kuşmuşum
Bir deli'nin kanatlarıyla uçmuşum
Hüzün benden uzak dur
Umut sıkıca sarıl boynuma
Güzelmişim
Çirkinmişim
Söz kimin umurunda
Ateşe hasretim yâr koynunda

Celâlettin Çevik


Sedef 21 30 Eylül 2007 02:22

Pes Etmek Yok

yüreğimdeki ışık bir yanıp bir sönüyor
etrafımda belirsizlik, hiç durmadan dönüyor
bir sızı musallat oldu, yüreğimde acım var.
iyilik yaptım attım suya, görünmeyen tacım var

dertlerin derdim oldu senin için ağladım
senin açtığın yaraya al yazmanı bağladım
kimsesizlik tak edince tabancamı yağladım
beş el ateş ettim sana selam yolladım

karınca kararınca gönül insanı oldum
dostlarımdan yana bir boşaldım bir doldum
yeri geldi dört bacak altı koldum
boşa gitti uğraşlarım ak saçlarımı yoldum

namerde minnet eyleme başı var da sonu yok
adaletin tartısında gramaj var tonu yok
bir iskeletten ibaret damarı var kanı yok
kaldı ortalıklarda yüzüne bakanı yok

saygıda kusurum yok hep önünde eğildim
herkes orda idi amma bir ben orda değildim
açmadı kapısını zorladım öyle girdim
kimse geride kalmadı en son kişi ben-idim

sessiz durandan kork hep içinden kaynıyor
görünmez cinleri var yüreğinde oynuyor
dünyayı yedi bitirdi daha gözü doymuyor
hiç kimseyle paylaşmıyor hiç kimseyi koymuyor

karım var kazancım var yürğimde sancım var
acılar yoğursada bu dünyaya hıncım var
benim şu dertlerime geçirecek dişim var
bu dünyada daha çok yapılacak işim var.

Selahattin Su


CaNaRY 30 Eylül 2007 08:43

Mektuplar Elbet Döner Aşka...

Solar bahçemde güller baharı bekleyerek
Zembereği sökülür saatlerin zaman durur
Bir sam yeli eser bağrıma davetsiz
Göğsüne kokunu ekleyerek

Vazgeçilebilirlerden olabilirdin
Üstüne basılıp geçilebilirdin
Bir nefes misali göğsümde durmasan

Bir gök ağlayabilir anca sen gibi titreyerek
Düğümlenir ve yağar yağmur sicim sicim
Ben bir taş olabilirdim istesem bir engin dağ
Eriyebilirdim seni içime çekerek

Aynalarımda olabilirdin
Aksi sedamda bir ses
Söylenmemiş şarkım olmasan

Bir söz söylenebilir zamanını bekleyerek
Aşk durdurur zamanı mekânı çeker ayaklarından
Güpegündüz rüyalar görebilirsin gözbebeklerinde
Bir nehir olup akabilirsin kirpiklerine yüklenerek

Bir hiç olabilirdin
Bir göç olabilirdin
Ayaklarıma prangalar vurmasan

Bir selam geldi senden aldım titreyerek
Senden gelen her şey kabulüm teklifsiz
Ne mektuptur bu zarfsız pulsuz
İçine nasıl sığar aşk kilitleyerek

Bir nefes olabilirdin
Bir kandil bir ateş
Mektuplar elbet döner aşka
Şimdi her yerde olabilirdin
İçimde olmasan...


Ahmet Selim


RuYa 1 Ekim 2007 15:04

Yerin seni cektigi kadar agirsin
Kanatlarin cirpindigi kadar hafif..
Kalbinin attigi kadar canlisin
Gozlerinin uzagi gordugu kadar genc...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kotu..
Ne renk olursa olsun kasin gozun
Karsindakinin gordugudur rengin..
Yasadiklarini kar sayma:
Yasadigin kadar yakinsin sonuna;
Ne kadar yasarsan yasa,
Sevdigin kadardir omrun..
Gulebildigin kadar mutlusun
Uzulme bil ki agladigin kadar guleceksin
Sakin bitti sanma her seyi,sevdigin kadar
sevileceksin.
Gunesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
ve karsindakine deger verdigin kadar insansin
Bir gun yalan soyleyeceksen eger
Birak karsindaki sana guvendigi kadar inansin.
Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin
Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin
Günesin seni isittigi kadar sicak.
Kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
ve guclu hissettigin kadar guclu.
Kendini guzel hissettigin kadar guzelsin.. iste budur
hayat!
Iste budur yasamak bunu hatirladigin kadar yasarsin
Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar usursun
ve karsindakini unuttugun kadar cabuk unutulursun
Cicek sulandigikadar guzeldir
Kuslar otebildigi kadar sevimli
Bebek agladigi kadar bebektir
ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ogren,
SEVDIGIN KADAR SEVILIRSIN UMUT BOZ


nünü 1 Ekim 2007 16:35

Bir resim çiz bana
İçinde sadece sen olsun.
Ama bu öyle bir sen olsun ki
Senin içinde dünyalar dursun

Bana öyle bir resim çiz ki
Canlar bedenlerden çıksın
Özgürlüğü bulsun
Resimlerinde.

Bana öyle bir resim çiz ki
Resmin içinde bir balıkçı türkü söylesin
Balıklarla beraber.
Leyleklerin kanatlarında çocuklar büyüsün.
Martılar dile gelsin de anlatsınlar
İnsanların balıklardan neler çektiğini.

Öyle bir resim olsun ki bu
Ucu bucağı görünmeyen sakin denizin dalgaları vursun uçaklara.
Tarlalar yıldızlarla dolsun da
O yıl bol meyve versin ekinler.
Dağlar dile gelsinler martılar gibi
Ters dönsünler bir çakılın üstünde durarak.
Zaman tersine dönsün
Bütün ölüler dirilsin.
Belki bütün hasretlikler biter
Ve ecdadıyla yaşar insanlarda, kendilerini bilirler.
Belki de bulunmayacak icatlardan vazgeçilir.
Ya da dünyada barış olduğu günler hatırlanır.

O ki resim
Ne kâğıdı olsun
Ne kalemi
Ne de resmi yapan biri
O kadar büyük olsun ki
Hepsini yüreğinde çiz.

Bana öyle bir resim çiz ki
Ve bu öyle bir resim olsun ki
Kulları yalvardıkları Tanrı’ya
Dokunabilsinler.
Belki o zaman cevaplanır bütün sorular…


H€L€N 2 Ekim 2007 16:10

Canımsın

Sen hiç düşünme canım, üzülme!
Öyle usulca değil, aniden gideceğim hayatından.
Yaralansamda, acısamda, kanasamda,
Dönüp arkana baktığında, yokum!
Gitmişim çok uzaklara...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Güneş yine senin kalbinde doğacak,
Kararmayacak hiç umutların.
Bulanmayacak ırmakların,
Buz gibi içine akacak,
Öyle serin, öyle ferah,
Yanmayacak hiç yüreğin...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Yine konacak pencerene kuşlar...
O an kanat çırpacak kalp atışlarında hatıralar...
Kopan bir inci kolye gibi dağılacak gözlerinde
Yaşadığımız senli benli dakikalar...
Ve ateşten bir kor düşüp yüreğine,
Yine yakacak seni, hülyalı bütün sevdalar...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Yıldızlar yine yerli yerinde duracak...
En parlak, en pak-yıldızın belki olmayacak...
Ama sevgim bir yıldız gibi gözlerinde parıldayacak.
Yanıbaşında soluklanacak sevgim,
Sevgim hep, yüreğini kucaklayacak...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Yine iki filiz verecek her bahar belki
Annenin hediyesi olan saksı çiçeğin...
Birisi sen olacaksın yine, ben olmayacağım ötekisi...
Ama sevgim saracak hayatını bir sarmaşık gibi...
Gözlerim gözlerinde yeşerecek her mevsim...
Sevgim hep, çiçeğe duracak bahçende
yediveren gül gibi...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Yağmurlar yine yağacak toprağın üstüne..
Ve sen canım, yine duyacaksın kokusunu toprağın...
Zannetme ki benim tenim olacak yine kokladığın...
Bir ben, bir benim kokum, bir de
benim gözyaşlarım,
Yağmayacak artık nisan yağmurları
gibi içine...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Kimbilir, bir hiç kimse gibi ben,
Hiç kimsesiz olan, karabulutların
içinde saklanacağım...
Ama sevgim, dolu dizgin yağacak
gökyüzünden üzerine...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Aldığın her nefesi sellerine katacak sevgim...
Sevgim hep, su serpecek yağmur
bereketiyle gönlüne...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Yine yürüyeceksin yürüdüğümüz o sahillerde..
Yine sıcacık, yine titreyen bir başka el
olacak belki ellerinde...
Belki de, sevgim ısıtacak denizlerindeki enginliği.
Sevgim hep, çöl güneşi gibi yansıyacak
denizlerine.
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Ve denizlerinin kokusu, tuzu, medd cezri,
Ve de sevgim, ruhuna akacak bir meltem esintisiyle.
Ve sen canım, yine seveceksin taşıdığın
can gibi sevgilini...
Yine aşkımsın, yine canımsın
diyeceksin birilerine...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Sen hiç düşünme canım, üzülme!
Yüreğim avuçlarımda, yansamda, kül olsamda,
Sevdaların en masumundan payımı alıp,
Bir sonbahar gününde, öyle usulca değil..
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Veda bile etmeden, aniden uçacağım!
Yokluğun, kimsesizliğin ve
sensizliğin diyarına...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Yine bir hiç olacağım belki...
Belki de, yok olacağım, hiç kimsesizliğin
hiçliğinde!
Ve belki kanayacağım, sensizliğin en zirvesinde!
Ama sevgim, dağ gibi yücelecek ufuklarında...
Taze bir fidan gibi büyüyüp
köklenecek sevgim...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Sevgim hep, hayat verecek, su gibi damarlarına.
Ve sevgimin şarkısını mırıldanacak dudakların..
İşte öyle birşey, işte, öyle birşey diye...
Ama hüzün değil, sonsuz bir umut doğacak,
Sonsuzluğa değin içine...
http://www.kalbiminsesi.nl/gifler/ci/SD.gif
Sen hiç düşünme canım, üzülme!
Öyle usulca değil,
Aniden çekip gideceğim hayatından.
Nasıl var olduysam yanında,
Öyle yok olacağım yokluğunda!
Bir tek şiirlerim,
Bir de, adım kalacak dudaklarında...

Alıntı


RuYa 2 Ekim 2007 16:15

Artık sonuna geldik.
Sonsuz olacağımızı söyleye söyleye bitirdik kendimizi.
Deli gibi sevdiğimizi söyleye söyleye bitirdik.
Oysa ben gerçekten sonsuza dek sevebilirdim seni,
hem de deli gibi.

Ama artık bitti.
Şimdi içimde büyüttüğüm o masum bebek olmadığını biliyorum.
Şimdi bana yaptıkların için kendimi kandırmaktan,
kendime seni affettirecek bahaneler bulmaktan,
seni her zaman kalbimde, kalbime karşı koruyup kollamaktan vazgeçiyorum.
Sana duyduğum o anne şefkatinden vazgeçiyorum.
Bir aşk değil bir savaştı yaşadığım. Fark ediyorum.
Kendimle savaştım ben.
Kendimi sana inandırmak için zorladım.
Gelmeyişlerine, sevmeyişlerine, yalanlarına kendimi ikna etmek için,

senin sevginle kendimi kandırmak için,
bir masalı yaşadığımıza inanmak için savaştım.
Kendime yenildim sonunda.
Sana değil.
Şimdi içimdeki bu savaşı bitiriyorum.
Bir gün bu savaşın biteceğine,
sevginin buna değeceğine olan inancımı,
gözlerindeki sahte aşkı bırakıp ellerine,

kendime sadece yaşamımı alıyorum.
Sensiz yaşanmayacağına inansam da,

senden hayatımı ayırmakta zorlansam da,
artık seninle savaşmaya güç bulamadığım yaşamım ellerimde,
gidiyorum.
Senin galip başladığın bu aşkta,
yenile yenile seni yenmeyi öğrendiğim bu savaşta,
seni içimde bitiyorum.
Artık bitti kendimle savaşım.
Yenildin içimde;
Ben -bir- im artık.
Sen sıfır!
-Biz- bittik artık,
Git biraz da başka yürekleri kır !!!

KEMAL TOKYÜREK


Pasakli_Prenses 2 Ekim 2007 16:34

ÖMER HAYYAM
HAYYAM (Ebul Feth Ömer bin Ibrahim; Ömer Hayyam da denir), iranli Sair ve bilgin (Nisapur 1044.ay.y 1123/1136). Hayatı, gençlik yillari kesinlikle bilinmiyor. Elde bulunan eserlerinden, hayatiyla ilgili olaylari anlatan bazi kitaplardan, felsefe, matematik ve astronomi konularinda çalistigi, bu alanlarda düzenli bir ögrenim gördügü anlasilmaktadir. Hayyam ("Çadırcı") takma adini, atalarinin çadircilik yapmalari yüzünden aldigi söylenir. Ömer Hayyam, zamaninda daha çok bilgin olarak ün kazandi. Iran'in, Selçuklular yönetiminde oldugu bir zamanda yetişti.
Hayyam'in fizik, metafizik, matematik, astronomi ve siir konularinda degisik eserleri vardir. Bunlar arasinda Ibni sina'nin Temcid (Yücelme) adli eserinin yorum ve tercümesi de yer alir. Zamaninda, bir bilgin olarak ün kazanan Ömer Hayyam'in edebiyat tarihindeki yerini saglayan, sonraki yüzyilarda da dogu islam dünyasinin en büyük Sairlerinden biri olarak anilmasina yol açan Rubaiyat'idir (Dörtlükler). Ömer Hayyam, iran ve dogu edebiyatinda rubai türünün kurucusu sayilir.Hayyam, oldukça kolay anlasilan, yumusak, akici, açik ve seçik bir dil kullanir. Şiirlerinde gerçekçidir. Yasadiklari, gördüklerini, çevresinden, zamanin gidisinden aldigi izlenimleri yapmaciga kapilmaksizin, oldugu gibi dile getirir. Ona göre, gerçek olan yasanandir, dünyanin ötesinde ikinci bir dünya yoktur. Insan, yasadikça gerçektir, gerçek ise yasanandir. En sasmaz ölçü akil ve sagduyudur. insan bir akil varligidir. Gerçege ancak akil yolu ile ulasilabilir.
Onun siirinde zamanin haksizliklari,akil almaz saçmaliklari ince, alayli, igneleyici bir dille yerilir. Dörtlüklerinin konusu ask, sarap, dünya, insan hayati, yasama sevinci, içinde bulundugumuz geçici dünyanin tadini çikarma gibi konulardır.

BİR KALB Kİ

Bir kalb ki onun sevmesi, aldanması yok.
Tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok.
Bin kez yazık olsun sevisiz bir yüreğe,
Aşksız geçecek günlerin faydası yok.


CAN YOLDAŞI

Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler,
Ecel çiğnedi hepsini birer birer,
Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına,
Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler.

DAL GONCAYI BİR SABAH

Dal goncayı bir sabah açılmış buldu,
Gül melteme bir masal deyip savruldu
Dünyada vefasızlığa bak; on günde
Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu.

Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam
Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam
Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim;
Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam.

ELİMDE OLSA

Elimde olsa bu dünyayı küçümserdim
İyisine de kötüsüne de yuh çekerdim
Daha doğrusu bu aşağılık yere
Ne gelirdim ne yaşardım ne ölürdüm.

PERGEL

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var, bir bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç başbaşa verecek değil miyiz?

RÜBAİ

Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!

RÜBAİ

Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.

RÜBAİ

Şarap içmediğin için,
Sarhoşlara sövme.
Eğer Allah tövbe verirse,
Ben sadece
Şarap içmemek için tövbe ederim.
Sen;
Şarap içmemekle övünüyorsun.
Ancak;
Öyle ayıp işler ediyorsun ki,
Şarap onların yanında
Yüz kere zemzemle yıkanmıştır.

RÜBAİ

Evvela;
Benim rızam olmaksızın
Dünyaya getirildim.
Hayatta;
Hayretimden başka bir şeyim artmadı.
Sonra yine elimde olmadan
Bu dünyadan göçeceğim.
Gelmekten, kalmaktan, göçmekten
Maksat ne?
Hala anlamış değilim............



kambis 3 Ekim 2007 00:10

GİTTİĞİN GECE



renklerin maviden siyaha

vedaların şarkıya döndüğü

bu gece

seni yitirdiğim

ayaza vurmuş kış gecesine

ne kadar da benziyor



gün yorgunu kaldırımlar

ve yollar

aynı adreslere taşırken

kapı gibi aralanan gökyüzünden

göz yaşlarıma karışan

deli dolu

sensizlik yağar



şimdi

yokluğunu

siyah bir elbise gibi kuşandığım

bu gecede

yüreğimde hüzzamın hasat zamanıdır



Atila IŞIK



10 Haziran 2006


Sedef 21 3 Ekim 2007 01:37

Elde var hüzün

söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün

ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün

o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam âşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün


Attila İlhan


Misafir 3 Ekim 2007 11:19

Zulüm

O ayrılık günüydü
Uğurlamıştım limanda
Alıp götürüyordu seni gemi
Ak köpükler bırakarak geri

Döneceksin bir gün gittiğin gibi
Limanda beyaz martılar söyledi
Gidenler dönmeseydi geri
Hiç kimse sevmezdi gemileri

Şimdi giriversen kapıdan usulca
Gülümseyen bir çocuk edasıyla
Sana hiçbir şey sormayacağım
Belki,belki mutluluktan ağlayacağım

isimsiz kral


nünü 3 Ekim 2007 15:08

Seni sevdim
sevgilerin en güzelini vermek icin
Seni dusundum gecelerce
en guzel duslerimde yasattım seni
Ne varsa sana adadım elimdekileri
sana adadım yuregimin her zerresini
Yanlızca sen sev istedim
sen sar istedim yuregimin her kösesini
Seni gördum nereye baktıysam
gözlerime isledim gözlerini
Ve yalandan uzak
en temiz sevdayla
yarınlarımda bir sana yer verdim
Bir tek seni yazdım kaderim diye
bir tek seni istedim hersyden cok
Sen yoksan anlamsız dunya anlamsız yasamak
Sensizligi ölumden bin beter bildim
Guluyorsam mutluysam bunca cileye inat
bilirim ki bu senin eserin
Bir tek senin kollarındayken
yasamayi seviyorsam
senin kollarındayken acıları siliyorsam
her ne kadar kabul etmesende,
ben seni daha cok seviyorsam
biliyorum ki bu senin eserin
Ve hic bir zaman anlatamam seni sevmenin tadini
Ve doymaz yuregim
doymaz ellerim bedenim seni sevmeye..
Bunca sene sonra seviyorsam kendimi,
sen sevdigin icindir beni Ve seviyorsam seni
bana sevmeyi ögrettigin icindir
Sevebildigim tek insan sen oldugun icindir
Biliyorum ki
ne zaman dolsa gözlerim bir an acıyla
sen sileceksin gözyaslarimi
Ne zaman sarılacak bir beden arasam
sen saracaksın beni
Ve senin sıcaklığında taniyacagim sefkati
Seninle gulecek seninle agliyacagim
Benim bildiğim tek gercek
sen olacaksın hep
Ve ben en guzel siirlerimi sana saklayacagim
en guzel duslerimi sana
Sen yeter ki
yarınlarda bugunku gibi sev beni
Senin sarhoslugundan hic ayrilmasin yuregim
Ve ecele kadar
benimle kal yanlız benimle
Seviyorum seni
ve bir ömur yasatacagim
Yuregimde Sevigini...


diabloazul 3 Ekim 2007 16:07

Hayır Diyorum Benden Irak’ın Özgürleştirilmesine!




Dökülen mürekkep gazetelerinize
Kanıdır ülkemin.
Ekranlarınızdan yayılan ışık
Parıltısıdır gözlerindeki Basra’nın çocuklarının.
Hıçkıra hıçkıra ağlayan, sürgünün karanlığında,
Benim;
Yetimim, öldürdükten sonra siz annemi, babamı: Dicle’yi, Fırat’ı;
Dulum, çarmıha gerdikten sonra siz ruh eşimi: Irak’ı.
Senin için ülkem benim: çarmıha gerilmiş, bölgeler arasında!


Ahım olsun size, savaş ağaları.
Beni dinleyin:
Hayır diyorum eğlencesine askerlerin, evimin damında.
Hayır diyorum diktiğiniz dala dikeceğinize de.
Hayır diyorum halkımın kafasına bomba olarak düşen özgürlüğünüze.
Hayır diyorum benden Irak’ın özgürleştirilmesine ya da O’ndan benim.
Irak’ım ben.


Mektuplardır otlarım ve biliyorum ne istediğimi.
Bırakın beni kendi başıma, başkaldırıma, yokluğunuza.
Geri dönün okyanus aşırı filmlerinize.
Bırakın kalanları bana
Minarelerden, atalarımın anıtmezarlarından,
gömütlerinden ailemin...
Ve için petrol kupalarından aksırıncaya tıksırıncaya dek.


Soyun kükürtün balını ve kumunu çölün.
Taşıyın kendinizle müşterilerinize.
Taşıyın diktatöre her parçanızda, kanımla satın aldığınız.
Alın, ne istiyorsanız alın ve defolun gidin,
Yalnız bırakın beni
Yakılıp yıkılmış düşleriyle bacımın,
Palmiye yangınlarıyla Mezopotamya kıyılarında,
Kemikleriyle babamın
Ve ikindi çayıyla.


Yalnız bırakın beni
Üzünçlü şarkılarıyla güneyin,
Boğazı kesik dansıyla kuzeyin
Tavuskuşuyla Yezidiler’in.
Yalnız bırakın beni
Sararak yaralarını toprağımın: Irak’ın.
Yalnız...
Meryem denli...
Yalnızca yalnızlığımla...
Ülkem: Bölgeler arasındaki çarmıh.
Bilirim nasıl canlandırılır dirilişi.


Bilir külünden yeniden doğmayı.
Unuttunuz belki, Anka Kuşu’nun yaratıcısı değil mi kendisi?


Sizin için bir cehennem, savaş ağaları.
Beni dinleyin:
Korku vermiyorsunuz uçaklarınızla Bağdat’ın bulutlarına.
Asker çıkartmıyorsunuz bahçemize.
Hayır. “Hayır” diye bağırıyorum benden Irak’ın özgürleştirilmesine ya da O’ndan benim.
Irak’ım ben.
Köyler tomurcuklandı sığınağımdan ve biliyorum ne istediğimi.
Bırakın beni kendi başıma, aileme ve unutuşunuza.



Muhsin Al Ramli
Iraklı şair
(d. 1967)
İspanyolca’dan çeviren: Ulaş Başar Gezgin/ 11.07.2006





















jöly 3 Ekim 2007 16:46

Kalbim Acıyor

Bir gönül yorgunu şu kalbim benim
Neden aldattın gittin ey zalim
Bu kadar mıydı senin o yüce sevgin
Dönüşü yok artık kalbim acıyor

Bırakıp gittin ardına bakmadın
Madem mutluydun neden ağladın
Doğan güneşimizi sen kararttın
Dönüşü yok artık kalbim acıyor

Dönüp de bir bak şu maziye
Ne kalmış o büyük aşktan geriye
Bu uğraş, bu çabalar boş niye
Dönüşü yok artık kalbim acıyor

Gönül defterimden sildim ben seni
Acı dolu mazime gömdüm sevgini
Tanrıdan dilemem bil artık seni
Dönüşü yok artık kalbim acıyor

Aşkı, sevgiyi sende aradım
En büyük acıları sende yaşadım
Başkalarının oldun ses çıkartmadım
Dönüşü yok artık kalbim acıyor

Şenay Gilor

(U):cry:


ahmed 4 Ekim 2007 05:33

SANA BAKMAK

Her şey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin uçurtma mesela
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine..

Bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
Senin dışında..
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
Her şeyden
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla..

Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden açan soran bere budak yok
Bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
Kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel bir şey yok...

Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Her şeyi anlattım
Olan olmayan acıtan sancıtan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine...

Sana bakmak
Suya bakmaktır
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır ...

Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvanlar değil tüccarlardır
Sen öyle göz
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken
Sana şiir yazmak ahmaklıktır ...

Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar ..

Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz ...

Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak
Suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak
Allah’a inanmaktır...

(yılmaz erdoğan)



ELwinG 4 Ekim 2007 17:57

HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete

sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak

sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur

çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara

sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri

asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi

asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!

sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı

işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak

nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?

kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!»

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?

«uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara

nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?

yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
eğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
eğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

Hasan Hüseyin Korkmazgil


gamble_ 4 Ekim 2007 21:07

Dayan Kalbim


Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dxxxxa*yan kalbim üç beş nefes kadarcık!
______ anOnim!..:kiss:


yüksel2 4 Ekim 2007 23:03

MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller
sezai karakoç


nünü 5 Ekim 2007 09:11

Gözüm Dalıyor

Özlemler büyüdü kocaman oldu
Sevgi şelalemse hâlâ çağlıyor
Sensiz geçen günler hasretle doldu
Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ...

Beni hatıralar sana bağlıyor
Güldüğüme bakma özüm ağlıyor
Bıraktığın izlerse yürek dağlıyor
Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ...

Sordun mu kendine sebep neydi?
Düğümlenen kalbim çözüm ariyor
Gururun seni de beni de yendi.
Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ...

Bir sürpriz yapıp ta gel ne olursun
Yalnızlık ağ misali beni sarıyor
Boş bekleyen gölüm seninle dolsun
Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ...

Geçmişe döneriz elbet dilersen
Her kimle konuşsam seni soruyor
Gül yerine diken getir istersen
Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ...

Gülten Ertürk


RuYa 5 Ekim 2007 12:13

Konuş sevdiğim
Yüreğinin şarkısını söyle
Gece karanlık, yıldızlar bulutların arkasında yitip gitmiş
Rüzgar iç çekiyor yaprakların arasında
Bırak çözeyim saçlarını, kulaklarını göğsüne bastırayım
Ve orada o tatlı yalnızlıkta gözlerimi kapatıp
Kalbinin mırıltılarını dinleyeyim yüzüne hiç bakmadan

Bende bakamam
Dayanamam gözlerine, tut ellerimi,
Bu aşk böyle bitmemeli ne olur gitme
Böyle sensiz çaresiz bırakma beni

Söylediklerin bitince
Sessiz oturalım hiç kımıldamadan
Yalnız ağaçlar fısıldaşsın karanlıkta
Ve öylece bitsin gece
Birbirimizin gözlerine bakıp ayrı, ayrı yollara gidelim
konuş sevdiğim...
Yüreğinin şarkısını söyle bana

Kim bırakmış kim
Kim bırakmış seni söyle, tut ellerimi
Gitme aşkım gitme böyle ne olur gitme
Böyle sensiz çaresiz bırakma beni

Güller duruyordu gecenin içinde
Sarı güller...
Ne olur koparma, dedim
O kadar güzel duruyorlar ki orada
Ah! ... dedin, biz de birlikte güzeldik
Ve koparıp gülleri bıraktın ellerime...
BURCU ATALAY


Misafir 6 Ekim 2007 01:42

İKİ BIÇAK
İki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözleri
Karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek
Bir korkak, bir kaçak, bir firar
Kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk
İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor
Olduğu yerde
Kalırsan sel basar yataklarımı
Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
Kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme

Murathan Mungan


Sedef 21 6 Ekim 2007 01:44

Umutlu Yürek
Benim için önemini bir söylesen,
Bir bilsem niye hala sen dediğimi,
Bir bilsem yazgımın nereye varacağını.
Hayır deyip inatlaşsam,
Yüreğimin dilini kesip konuşmasa,
Anlatmayı kesse gözlerini.
Çekip vursam beynimi,düşünmesin diye,
Ya da kessem kollarımı,elim gitmesin diye telefona,
Gözlerimi bağlasam,görmesin diye seni,
Ayaklarımı da kessem gitmesin diye sana.
Ah,ah bir kendime söz geçirsem,
Bir dinletsem kendimi kendime,
Bir sığdırsam içimi içime.
Bir anlasam gelmeyeceğini,
Artık görsem gerçeği,kabullensem...
Bende sen olmasan,benim sende olmadığım gibi.
Sevsem doyasıya sorgusuz sualsiz.
Ama sadece uzaktan sevmekle yetinmeyi bilsem .
Ya da en iyisi bana varsan.
Gözlerim açık, ellerim telefonda,
ayaklarım sana gelmekte,
beynim seni düşünmekte,
yüreğim seni içime almakta olsa,
Güvensem,aşkı tek kişilik yaşamasam,
Keşke demeyip,kırmasak birbirimizi,
Zamanı zamanında benimle yaşasan,
Hep yanımda olacağına emin,huzurla yaşasam.
Gözlerine dalıp,ellerimi yüreğinde unutup,sevsem doyasıya,
Sevsem,hiç bırakmayı düşünmeden,
Bıkmadan,usanmadan yanında olsam,
İşte o zaman yüreğin yüreğimle tadını çıkarır bu aşkın...
Seni çoooooooook seven umutlu yürek....

Gizem Soybil


KENCISii 6 Ekim 2007 07:11

biliyorum
Göremesem de yıldızları yattığım yerden
Biliyorum ki onlar orada; gökyüzünde..

Gülmese de güneş bulutların arasından gecenin mavisinde
Biliyorum ki o orada; sonsuzlukta..

Açmasa da çiçekler kış ortasında
Biliyorum ki onlar orada; toprakta..

Gözlerim gözlerinde kaybolmasa da
Biliyorum ki onlar orada; yüreğimde..

Ve dilim söyleyemese de seni sevdiğini
Biliyorum o beklemekte..
Doğadaki herşey gibi, zamanının gelmesini...


KENCISii 6 Ekim 2007 14:34

Söz verdim kendime unutmak için
Bambaşka bir hayat kurdum, olmadı

O sessiz vedanın, o garip göçün
Sebebini hayra yordum, olmadı

Dedim; olsun bu da Dünya halları
Tanrı, ayrılıkla sınar kulları
Ellerinle diktiğin o gülleri
Kendi ellerimle kırdım, olmadı

Niye ömrüm geri dönmez eskiye
Niye bu delilik, bu boşluk niye
Meydan uslandırır yiğidi diye
Beladan belaya girdim, olmadı

Sanki ensemde bir zehirli bıçak
Bir maziden böyle kaçılır ancak
Ne varsa hediyen tespihi oyuncak
Çöpe attım, yaktım, kırdım olmadı

Akşam onbirde yatmayı denedim
Sazımı kırıp atmayı denedim
Köprüde balık tutmayı denedim
Başıma ne işler sardım, olmadı

Ayşe’deki resmine hiç bakmadım
O kokulu mumlardan da yakmadım
Gözlerini düşlerime sokmadım
Her şeyinden uzak durdum, olmadı

Bir boşlukta günümü gün eyledim
Seni bir maziye sürgün eyledim
Üç sene kendime yalan söyledim
İşi gamsızlığa vurdum, olmadı

Gördüm; insan ölür susuz, ekmeksiz
Ama gördüm insan yaşar yüreksiz
Dedim; herşey yalan, herşey gereksiz
Namluya bir kurşun sürdüm, olmadı

Şiir: Ali Kınık


Misafir 7 Ekim 2007 02:54

İKLİM..

aşk iklimdir
tarikat cihazlarıyla
yaratır dünyasını
inanmayanlar için
Allah imkanıdır

aynıdır cenneti cehennemi
ahreti uyandırır

kendi ahlakını ister ikliminden
nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi
tabiatının koşulları
ya da iklim tuzağı
kendi derinliği kadar sever herkes
uçurum başlar bir yerinden
aşk rehin alır dünyayı

soğuğun uykusu başka sıcağın uykusu
bazı uykusuzluklar rüyadır

iklimle beslenir aşk
gök haritası ile kalbin kapısı eştir
aşk merhamet ister sahibinden

leyla ile mecnun çölde geçer
sanrı, humma, aşk
aynı çölün çocuklarıdır
akraba karanlığında çoğalır
bire kadar inen tanrılar
yol kaderle kısalır

Kum Saati'nde akan eski soru:
neden çöle indi dört kitap
aynıdır çöl ile kalbin kapısı
geçilmez
tutulmadan
aşkın doğusu ve batısı

çünk aşkın doğusu ve batısı vardır
kuzeyden güneye iner
mazinin kavimleriyle
kapısı bulunmayan şehirlere

kapısı bulunanlar aşkı surların dışında bırakır
kaleler düşer şehirler yakılır
kıyamet yeryüzü provası
sükunet cinnetiyle geçer
tufandan korkanların hayatı
onlara okudukları kitaplar kalır

mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz
çünkü mazi kalplerde yaradır
zamanların birbirini tutmamasıdır aşk
birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır
ölümlü insan ile görece zaman
var oluş bir alaydır
bilgeliğin ardından koşan
yalın gerçeklerle yaşlanır

aşkın çetin definesi
Babil kulesi kadar dağılmıştır
yeryüzüne binlerce tarifle, aşk hala gizdir
kayıp kule diller kadar
şifrelenmiştir tene ve tarihe
ışık hızında yeniden dirilinceye kadar
kule, kalp, dil
bilmece

sahibinin körüdür aşk
başka alemlerin gözleri ödünçtür
aşk üzerine söylenmiş bütün sözler
unutulmadan
hatırlanmaz
bir daha
bunu yapan aşktır

aşk insanın içindeki gençtir
kendi içindeki yol ortasında kalan
yarım hayatların kayıp sahipleri için
aşk uzaktır

aşk uzak olduğunda
kullanılmaz yakınlıklarla
aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için
daha önce de söylendi:
her öğrenilen bir sonrakine saklanır
zaman aşktan böyle intikam alır
kimse koşamaz zamanın önünden
hiçbir sönmüş gerçek onaramaz kor kayıpları

aşk kusurdur hatadır günahtır
yasaktır
imkansızdır
bu yüzden insanlık için hala bir imkandır

bir başlangıçtır aşk
insanın kendine başlangıcı
çok az kişi ilk kez aşık oluyormuş gibi
tekrarlayabilir aşkı
başlangıçları unutanlar için
artık imkansız olanı

bu, hayatı tekrarlamaktır
diyalektik bile bu yüzden aşktır

aşk hakkında söylenmiş bütün sözler
yaşanmadan yalandır

aşk bir haktır
sonuna kadar kullanır
kullanılmaz olanı

iyi aşk şiiri yoktur, hiç olmadı,
bu da olmadı
her aşk şiiri yalnızca tekrarlar
tekrarlanmaz olanı
her biri yalnızca bir sonrakinin ilhamı
belki bu kadar söz
bağışlatır bana bu aşkı
2001 yazıydı
çok istedim çok istedi çok istedik
ama olmadı
MURATHAN MUNGAN


yüksel2 7 Ekim 2007 03:02

PERİLİ ŞİİR
(Leyla'nın doğumunda bir gök yaratığının söylediği)

Bir peri miydi bir peri miydi
Sevgilim bir peri miydi
Diriliş dedim diriliş dedi
Kav dedim kav dedi

Gözleri yumulu bir peri miydi
Gözleri yumulu bir peri miydi
Bir uyurgezer gibi
Bir uyurgezer gibi

Çeşmelerin yankısı mıydı
Çeşmelerin yankısı mıydı
Aldı bıraktı beni
Aldı bıraktı beni

Baharın gözleri miydi
Baharın gözleri miydi
Kırlardan bana baktı
Kırlardan bana baktı

Işığın kardeşi miydi
Işığın kardeşi miydi
Kirpiklerimi gördü
Kirpiklerimi gördü

Ruhumun şebnemi miydi
Ruhumun şebnemi miydi
Gözyaşlarıma yağdı
Gözyaşlarıma yağdı

Öldüğümü bildi
Öldüğümü bildi
Dirildiğimi bildi
Dirildiğimi bildi

Bir peri miydi bir peri miydi
Sevgilim bir peri miydi
Diriliş dedim diriliş dedi
Kav dedim kav dedi
S.KARAKOÇ


Sedef 21 7 Ekim 2007 03:20

Liselim

Hadi çıksana dışarı tenefüs zili çaldı
Ben yine bekliyorum okulun arka bahçesinde
Sen mezun olalı belki yıllar oldu ama
Giderken diplomanla birlikte, kalbim de sende kaldı

Hani ilk seninle gitmiştim sahile
Kaçıp gitmiştik yazlığa
Beraberdik akşama kadar
Bana yine sabah olmamıştı sen gelene kadar

Yine sinema, yine sahil
Yine dalgalansın saçların
Gene gözlerin gene sözlerin
Gene gülüşlerin olsun
Seninle benim yanımda

Ayrılma ne olur ayrılma

Hani herkes derdi işte bunlar liseli
El ele göz göze diz dizeydik
Hani sormuşlardı geç kalınca nerdeydiniz
Ben hep seninleydim sen nerelerdeydin

Şimdi üniversitedesin
Aykırısın çılgın özgür
Motora da biniyormuşsun
Denize de gidiyormuşsun

Evet kıskanıyorum ben hala lisedeyim
Evet unutamıyorum ben hala liseli seviyorum
Evet kabul ediyorum sen yoksun artık
Evet ben de mezun oldum o okuldan artık

Ülkü Ural


yüksel2 7 Ekim 2007 04:06

"Arz-ı hal etmeğe cana seni tenha bulamam
seni tenha bulacak kendimi asla bulamam"

Ulvii

"Sevgilim!Halimi arz etmek için seni tenha bulamıyorum.Seni tenha bulunca da kendimi asla bulamıyorum."-


KENCISii 7 Ekim 2007 15:25

Dilenci
avuçlarımda bir dilenci çocuğun zavallılığyla geliyorum sana
ılık bir yaz yağmurundan
sabahın üşüten yalnızlıklarına akar gibi
akıyor ellerim ellerinden
yalnızlığın kahramanca zaferi
kapatıyor bir kez daha kapılarımı yaşama.

kendi alemimde bir dünya yaratıyorum ikimize
tekmelerini hissediyorum aşkımızın kalbimde
daha var doğmasına diyorum
bu yoksul hayatta zenginliğim olur belki

sonra ufka dönüyorum yüzümü
varlıkla yokluk arasındaki ince çizgide
sana kendi yokluğuma doğru süzülmek
ve senin kumasallarında kaybolmak istiyorum
sonrada kıyılarında karaya vurmak.

ürperiyorum bir an
ruhum ayrılıyor bedenimden
o dilenci çocuğun gözlerinden bakıyorum sana
ve son kez aşk dileniyorum...

mikail kartal


Pollyanna 7 Ekim 2007 15:37

Şehirden Bir Çocuk Sevdin Yine

Savruk yillarin soldurdugu bedenime dokun
Yine masum hirslarini sevdanin ateşinde
yaktin,
şehirden bir çocuk sevdin yine
Ah! seni ona taşiyan çocuk ayaklarin
işte geliyorsun,
haylaz, vefali ellerin şehrin
dalgalarini okşuyor
Ah! seni ona taşiyan gözlerindeki susuzluk
şehirden bir çocuk sevdin yine...

Omuzuna astigin çantani görüyorum buradan.
Havai taragin, komik anahtarliklarin, yarim rujun, yoksul fihristinden her harften iki-üç isim, uçurumda sahipsiz birkaç tokan, gözyaşlarinla parçalanmiş mendillerin.

Yaktin masum hirslarini geliyorsun
oysa bir bilsen, seni ona taşiyan şehir
saçini bagladigin iple bile alay ediyor
Ah! bir bilsen herkes tetikte;
sense böyle hesapsiz, böyle sevinçle

Ah! bir bilsen
sadece güzelligin tutuyor acimasizligin
kapilarini

Yaktin masum hirslarini geliyorsun,
şehirden bir çocuk sevdin yine...


Cezmi Ersöz


KENCISii 7 Ekim 2007 16:11

Yeminim Var
Sen de bir gün sana olan sevgimi anlamak istersen,
Şehrin ışıklarına değil,
Gökyüzündeki yıldızlara bak,göreceksin,
Çünkü onlar her akşam, hiç sönmeden ordalar,
Ara sıra birkaçı yerini beğenmez kayar,
İşte onlarda gökyüzünde kaybettiğim seni arar.
Taki sabah oluncaya kadar...
Sonra o muhteşem görüntülerini güneşe bırakırlar,
Dağların tepelerin ardından,
Bütün ihtişamıyla,
Sanki dünyaya meydan okurcasına ortaya yavaş yavaş çıkar.
O ilk görüntüsüne bile kimse bakmaya cesaret edemaz,
Bir ateş topudur gökyüzünde,
Oysa nekadarda ufak görünüyor öyle değil mi ?
İşte...
Onda da kalbimi göreceksin,
Senden sonra kimsenin dokunamadığı,
Kimsenin bakamadığı,
Girmeye bile cesaret gösteremediği kalbimi.
İşte...
O gün bu gündür,
Bu kalp senin adınla yanar, tıpkı güneş gibi.
Çoğu zaman bende dayanamam içimdeki bu ateşe,
Elime hançeri alıp,
Yerinden çıkartıp,
Parça parça etmek gelir içimden.
Yapamam...
Kendime verdiğim söz aklıma gelir...
Her gün dualar,yeminler ederim.
Sana soyadımı veremedim...
Kızım olursa adını ona vereceğim....

mikail. kartal


arwen 8 Ekim 2007 01:48

Ne denir ki
Varım yoğum
Bir senim var
Birde sensizliğim
Uykuya akraba
Hayalin gözkapağımda
Dilimin yarısında
Sensizliğin zehri
Diğerinde tadın
Alışmışım hem sana
Hem yokluğuna
Benimsin derken sana
Yüreğimden söylüyorum
Doğru olsa kollarımda
Olurdun ya
Yinede hatırlatma
Sen nerde olursan
Kimde olursan
Kimle olursan
Bilesin ki seni yaşayan
Sana yaşayan
Sadece benim
Ve sevgin
Bir dikenli tel gibi
Damarlarımda
Sök sökebilirsen
Ve bir gün elbet
Döneceğin yer kalbim
Tahtın orda


hilal ışık


arwen 8 Ekim 2007 06:09

Ağlamalıyım..

Hani erkekler ağlamaz dersin ya
Hüngür hüngür olmalıyım..
Kaybettiğim gücümü, savaşlarımı
Sağlayamadığım barışlarımı
Senden öncelerimi ve sensiz geçen sonralarımı
Paylaşılmasını yasakladığım yalnızlıklarımı
Sana ulaşamamaya inat etmiş çaresizliklerimi
Sana olmayan bütün şiirlerimi
Sensiz dinlediğim bütün şarkıları
Sensizliğe kefen biçtiğim kendimi
Toprağa gömmeliyim..
Ve ağlamalıyım ardımdan..


Hani unutursun derdin ya
Sana ve bana olan kızgınlıklarımı unutmalıyım
Yanmamalıyım belki ama
Her an ufak bir kıvılcımdan bütün vücudumu saracak ateşe hazırlıklı olmalıyım
Aklıma bir tek ayrılığı getirmeliyim
İkimizinde bu saçma sapan gidişinin ardından ağlamalıyım..
O kadar ağlamalıyım ki
Göz yaşlarımı sen silmeden
Güle yel değmeden
Aşkım ölmeden
Sen gelmeden
Yangınlarımı söndürmeliyim göz yaşlarımla..

Hani şüphe ederdin ya aşkımdan
Şüphelendiğin bütün delilleri ortadan kaldırmalıyım..
Aşkıma yaptığın bütün sorgulardan aklanarak çıkmayı başarmalıyım..
İçimdeki hasretinle seni yüceltmeli
Dış görünüşüme bir gün geleceksin diye bitmeyen ümidimin tebessümünü dağıtmalıyım..
Sana sevda demiştim ya
Sevdaların en yücesi olduğunun farkına vararak
Allahtan sonra sana inanmalıyım
Ve o inançtan korkarak
Başımı avuçlarımın içine alarak
Sensiz bir saniyeye bile dayanamayarak
Ağlamalıyım..

Beni artık hesaplarına konuk etmekten vazgeç..
Beni artık seveceksen sev..
Bak ömür bitiyor..


emrah seydioğlu


arwen 8 Ekim 2007 18:19

GÖZLERİN DİPSİZLİKTİR


Zaman vururken darbelerini
Karanlık erken iner yalnızlığına
düşer bir ölünün soğuk________
__________________ gölgesi...

Yaslarsın fitürsuzca sırtını şehrinin/tepelerine
Önün deniz,
başında bir deli rüzgar_______
__________________ayaz
gözlerinde saklayamazsın gelgitleri /ışıldar,üşürken____
____ yalnızlık....

gözlerindir dipsizliğe gömen seni
uzaklardadır bakışın,
ürkek kuşlar gibi usulca sokulurken/özlemine
saklanır hüzünlerin______ en derinde...

titrer bedenin,üşür ellerin
yorar yalnızlığın_______
__________________ senide
ve bağırmak istersin
gecenin karanlığına
_________ben yalnızım....

oysa susar sesin soğuk_ gecede
yankılanıp uzaklardan duyduğun
bir ölünün mezar türküsüdür/ sadece....



TAYLAN KOÇ


KENCISii 8 Ekim 2007 20:08

Masal Aşk
Var mısın...
Masal gibi bir aşk yaşayalım seninle
Bir sen bir ben bilelim yaşananları
Sonra denizden bir boş sayfa açıp
Var mısın...
Sulara yazalım masal aşkımızı
Varsın yaşanmamış olsun
Dalgalar kayalarda söylesin şarkımızı
Aşkımız kıyı kıyı, liman liman dolaşsın
Var mısın...
Bir düş olup düşelim sulara
Bedenlerimiz arzulara teslim
Aşk selinde yıkanalım sırılsıklam
Dev dalgalarda bir bedende sarsılalım
Var mısın...
Koskoca bir ummanda kaybolalım
Aşkımızı anlatalım uçan kuşa
Dolaşıp liman liman cümle alemi
Fırtınada aynı limana sığınalım
Var mısın...
Yazalım yaşanmış gibi yaşanmamışları
Öpüşmelerimizi boş kumsalda
Hayal sevişmelerimizi bulutlar altında
İster adı masal olsun aşkımızın
Var mısın...
Bir gecede bin defa ölelim
İçimizde masalsı ürpermeler
Kah ağlayalım kah gülelim
Sulara aşkımızı yazıp acıları silelim
Var mısın...
Bir masal yazalım sulara
Yaşanmamış aşkımızın masalını
Sonra ölelim hiç yaşamamış gibi yarın
Masal aşkımız sularda yaşasın...

mikail kartal


yüksel2 8 Ekim 2007 22:35

SULTAN

Seçkin bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum
C.ZARİFOĞLU


KENCISii 8 Ekim 2007 22:40

Seninle



O güzel gözlerinde bulurdum ben kendimi
Bana akan sevginle, yakardın yüreğimi
O tatlı tebessümün içimde yanan ateş
Verdiğin o ümitler, benim yaşam tesellim

Ne o, şimdi bitti mi, bizim büyük aşkımız
Ne o, birdenbire böyle ayrılacak mıyız
Ne olacak şimdi o verilen tatlı sözler
Sana bağladığım kalbimdeki ümitler

Ayrılık vakti geldi diyorsun şimdi bana
Arkana bakmadan gidiyorsun elveda
Ayrılık imkansız diyordun hani bana
Şimdi gözlerin neden bakmıyor benden yana

Şimdi ayrıldık diye mutlumusun kendince
Ben ağlıyorum odamda, sensiz ve sessizce
Mutlu olduysan eğer, benden sana bir söz yok
Ben kendimle yaşarım, yaşarım kederim çok

Senden kalan hatıralar ağlatır beni
Bir kırık saz gibi inletir beni
Bir garip aşık gibi gezerim ömür boyu
Gezdiğimiz yerlerden, geçerim deli dolu

Hep çile hep dert ile yanarım ömür boyu
Gözyaşlarıyla dolu sensiz bir ömür boyu.


mikail kartal


Misafir 9 Ekim 2007 14:39

Ölecek Miyim Anne ?



Ellerim üşüyor nedense uzat ellerini anne
Ya ellerin çok sıcak ya da benimkiler çok soğuk
Bacağım ağrıyor kanım akmıyor sanki donuk
Yüreğim üşüyor , yoksa ölecek miyim anne ?

Gözyaşım akmıyor nedense gözlerini ver anne
Ya sen ağlıyorsun ya da benim yüreğim
Canım acıyor içten içe ve donuyor elim
Bu sessizlik niye yoksa ölecek miyim anne ?

Isınmıyor ayaklarım nedense yüreğini ver anne
Ya bedenim ıslanmış ya da bedenimden canım çıkıyor
Selen öğretmenim nerde gözlerim hep onu arıyor
Bu ağıt bu figan kime , yoksa ölecek miyim anne ?

Güllerim kurumuş başucumda onlara gözyaşlarımı ver anne
Ya susuzluktan ağlıyorlar ya da benim acılarıma
Ve Selenim; gidersem iyi bak anama, kardeşime
Gülen gözlerin solmuş, yoksa ölecek miyim anne ?

Karanlık çöküyor odama ışığını ver anne
Ya benim gözlerim kararmış ya da güneşim doğmamış
Farkında mısın bilmiyorum anne gözlerin ıslanmış
Avuçların yaşla dolmuş , yoksa ölecek miyim anne ?

isimsiz kral


nünü 9 Ekim 2007 14:47

lâ minörden hicaz besteler

I.

akıp gider hayat
akıp gider zaman
durduramazsın dünyâyı

sarhoş yıllar önünde
seni bekler kadehte
yaşlandıkça anlarsın

ah o günler dersin nâfile
saçlarındaki aklar yüzünü aklar
kaptırmışın kendini bir boş hayâle
göz yaşların şâhidin

aynalar her zaman doğruyu söylemez dostum
gerçeği kalbine sor
uzat ellerini sonsuzluğa dostum
çünkü özgürlük senin kaderindir

II.

sevilmemiş
ve unutulmuş bir bestedir hayat
mâvi sonsuzluktan uzanır tâ içine

bir gitar
ve bir de yalnızlık
titretir tellerini hayâtın

ve öksüz hüzünler salınır gökyüzüne
rayından çıkınca dünyânın

III.

seni sen yapan ne varsa hepsini koy kadehe
içiver bir dikişte
bırak akıp gitsin klozete

bakma sen
kozanı yırt da karış insanların içine demelerine
çünkü onlar seni öldürmek istiyor

sen çok mu cesursun
aslında kaybetmekten yoksunsun
yâni kaybedeceğin kadarsın
çünkü özgürlük senin kaderindir

Alkım Saygın


yüksel2 9 Ekim 2007 22:01

VEDA

Silahlara veda
Geceye rüyaya ve sana
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden
Düzenlerin çıkmazına

Çizdiğim resmin
Saat kulesi ağlıyor
Ağzım o çeşit yok
Şişe bu çeşit var

Sen bir gece gelsen
Güneş doğmasa
Gitmeden yine gelsen
Bu yeni geleni
Bu bize bakanı
Sana bir anlatsam
Güneş doğmasa
Sandıkların içini göstersem sana
Çizdiğim resmin
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde
Bir rafa koyabilsen
Olup biteni ve onları
Sabaha kadar konuşsak
O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam
Ateşi karı tüfeği çeksem
Ocağa pencereye kapıya

Kemana veda

Yağmurda şeytan ve şapkası
Silahın ölümünü kutluyorum

Tren kaçırmış gibiyim

Sana veda


arwen 10 Ekim 2007 01:03

BİTMEMİŞ SEVDAMIN ANLAMI


Senden ayrılalı ne kadar oldu bilmiyorum
Sensiz yaşamaya hâlâ alışamadım
Bir kış günüydü, yollara vurdum
Seni koyup aklıma, dünyayı dışarı kapadım

Biraz yürüdüm önce
Sonra ilk gelen otobüse atladım
Hep bindiğim o otobüs ilk kez öylesine sessizdi
Baktığım yüzler silikti hiç yokmuşçasına
Bulabildiğim ilk yere oturdum, cam kenarına

Otobüs hareket etti, giderek hızlandı ama
Zihnimde düşünceler çok daha hızlıydı
Ve dur-durak bilmiyordu
Lakin vardığım her durak sensizliğe açılıyordu

İnmedim, cesaret edip de inemedim
Dengemi yitirip düşmekten korktum
Biraz daha oturup gönlüme yöneldim
Hissettiklerime inanmak istemiyordum

Zaman hızla ilerliyorken
Ve ben bir çıkmazla boğuşurken
Gerçeğinle hayalin arasında gidip geliyordum
Kırılmış kalbim gururumla bir olup
Senden nefret ettiğimi haykırıyordu
Öte yandan içimi kemiren bir duygu
Seni hâlâ yüreğimde tutuyordu

Böyle daha ne kadar sürdü bilmiyorum
Yokluğunla sarhoş ruhumun gidip-gelişi
Tekrar kendime geldiğimde bulunduğum yer
Varmak istediğim yer miydi bilemezken
Gözlerim seçmese de nerede olduğumu anlıyordum:
İnmek zorunda olduğum
Başımı taşlara vurduğum
Geceleri uykularımda sayıkladığım seni
Anılarınla sarılmış bu yerde yâd ettim

İşte o an son durağımın senin yanın
Hissettiklerimin de hasretin olduğunu
Bu kış gününde içimin üşüdüğünü
Bitmemiş sevdamın anlamını fark ettim

Aslında öyle çok şey vardı ki
“Neden? ” diye sormak istediğim
Bir bilsen öyle çoktu ki hasretini çektiğim
Bu son olmalı Allah’ım, artık yeter!
Unutmaya çalışmak ayrılıktan da beter…


göktuğ nezihi özyönüm



Saat: 23:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık