![]() |
Sen Tanrıdan Bir Dileksin Ellerini açmış bir çocuk hayal et Işıltılar yayılmış olsun etrafa Bir sevgi diliyor tertemiz Göğe açılan geniş ufkuna Tutsa elinden getirse bir melek Sen varsın,aslında yok buna gerek Bu dünyada bana teksin Çünkü sen tanrıdan bir dileksin Denizin kıyısında bir adam hayal et Martılar doluşmuş etrafına Puslu gün yorgan olmuş artık Dalgalar iştirak eder olmuş dualarına Geliversen yakamozların arasından Işıltılarla tutsan elini Bu dünyada bana teksin Çünkü Sen tanrıdan bir dileksin |
HER MENEKŞE KENDİ UÇURUMUNA KANAR seher çağındasın gözlerin kuş cıvıltısı salın da gel ince bahar kadan ben alım köseğisi göversin düşümün-gülüşün gül fısıltısı kalbimin çeliğini yalasın bakışındaki yalım öyle yağmurlarla es kırılmış başaklardan bir acı bozlağın yanık külleri yedi veren sevdalar savursun yıldızlara salın da gel samanyolum kadan ben alım her menekşe kendi uçurumuna kanar hüzünsüz bir ömür daha mı iyi her gece kendi acısından ulur her hasret yarasında büyütür sevgiyi seher çağındasın gözlerin tepeden tırnağa tılsım madem ki sonu yok bu hasretin var sen git var sen git yaramda gülüşünden bir ışık kalsım bir yıldız kayması kalsım bana yürü ey küheylan salınışlım kadan ben alım |
Sen Uyuyordun Çığlıklar saplandı geceye Derin uykulardan uyandılar Uzun yollarda tay gibi Soluk soluğaydılar Günebakan türküler söylüyorlardı Altlarında kilimler El emeği göz nuru Alın teriyle dokunmuş ilmekler Haram lokma geçmemişti boğazlarından Sofraları yerde gönülleri darda Derin uykulardan uyandılar kıl çadırlarda Toprak gebeydi Koynunda sızlayan sancısıyla yakıyordu ayakları Sonra yılan, çıyan, börtüböcek Hiç konuşmuyorlardı o sabah Güneş kan rengi doğuyordu Kızıl aleviyle boyuyordu kenti Ve ağaçlar Binlerce yaprağıyla titriyorlardı Rüzgar Kehribar peteklere bal taşır gibi İhaneti, yalanı ve bütün rezilliğini ölümün Toprakta çürüyen ten gibi Ağır ağır dağıtıyordu semaya Ve kuşlar Korkunç bir depremden kaçarcasına Sarı, kurşuni kanatlarını çırparak En derin yeşili gibi kör bir kuyunun Gökyüzünü kendi renklerine boyayarak Göçüyorlardı kuzeye... Sen uyuyordun... Rüyanda en güzelinde cennet bahçelerinin Ebedi bir huzura dalmışçasına Yanağında gülüşün Zümrüt yapraklarıyla süslenmiş saçların Ve baş ucunda meleklerin beklediği bir yatakta Çırılçıplak, saf ve el değmemiş çiçekler gibi tertemizdin... Bense gece vardiyalarında Boş bir tren istasyonunda Emekli bir şimendiferin hüznü gözlerimde Bedenimde dolaştığım şehirlerin yorgunluğu Ağır, aşınmış ve pas tutmuş yüreğimle Üzerinde yol aldığım raylara hasret Yanağıma vuran dallardan ayrı Bir başıma ve alabildiğine yorgun Gelen sabahı karşılıyordum Ayak sesleriyle aralanıyordu sabah Yanakları ıslak, Makyajı akmış bir kadın Ağlamış Belli kırık kalplerle dolu valizi Yürüyordu istasyonun soğuk yolunda Dudaklarında yalan sevişmelerin izi Gözlerinde hüzün bulutları Ve ardından koşup gelecek birini beklercesine Ya da “gitme” diyecek bir ses duymak için Sessizce atıyordu adımlarını... Geceden yıldız yağıyordu sabaha Sen uyuyordun... Ilık bir Çukurova gecesinde İki yataklı bir otel odasında Bambaşka bir kentin rüyalarına dalıyordun Bense çok uzak bir ülkede hayal ediyordum aşkı Prag’da Bir son bahar yaprağı gibi düşüyordum sevdaya Taş binaların koridorlarında uyuyordum Vitava’nın iki yakası gibiydik Sen Nove Mesto’da bir katedral Ben Stare Mesto’da üçüncü sınıf bir otel odası Ellerimi umudunla ısıtıyordum... Hiç bir köprünün kaldıramayacağı hasretler Nehirler boyunca ayırıyordu ikimizi Kendi yüreğine küsmüş şehirler gibiydim Karanlık yağmurlar altında gri duvarlara çiziyordum aşkı Adım başı bir tanıdığa rastlıyordum Ama hepsiyle küstüm Sessiz merhabaları içime gömüyordum Yüreğim yarım kalmış sevdalarla dolu Yüreğim şehir dışında kimsesizler mezarlığı Ve sen bu derde düştün düşeli Bütün dermanları bilsen bile Bulutlarda mavi bir bakışa sarılmış Ateşler içinde günün güneşin Çaren aynalarda ince bir gülüş Öylece uyuyordun... Ve ne kadar sızlıyorsa gülüşün Bir o kadar yanıyordun... |
Ben sadece seni sevdim Ben sadce kalbimin sesini dinledim Ben sadece ruhumun hafifliğini hissettim Ben sadece senin özlemini duydum Ben sadece sabırla kavuşmayı bekledim Ben sadece yaşanmamışlığımı yaşadım Ben sadece seni sevdim,sadece sen.. |
Sen Beni Ne Sandın ki? Neden böyle ürkek ürkek durursun? Beni hallerini bilmez mi sandın? Ne diye tutuştun,ne diye yandın? Çağırsan yanına gelmez mi sandın? - Neden kestin selam ile sabahı? Bu can sensizlikte yaşar mı sandın Şiirden silinir belki de adın Yüreğe yazmayı bilmez mi sandın? - Yağmur yağdı,yüreklerim ıslandı Sen gittin geriye,hatıran kaldı Seni sevdim,her mevsimim bahardı Sen beni gülleri,sevmez mi sandın? - Yüzünde gülüşün güller açtırır Dağlardan dumanı sevdan kaldırır Bütün olmazları olur bildirir Sen beni gerçeği,görmez mi sandın? - Adına yazdığınm onca şiirler Nice dost yüreğe ilham verdiler Yalnız bıraktığın canlar öldüler Bu can cananını sevmez mi sandın? - Şiiri yazılmış aşkın sevdanın Bozulmuş düzeni yalan dünyanın Kararır yarını sevdasızların Sen beni sevdayı çekmez mi sandın? - Sen de ben gibisin sen de yangınsın Senin de yüreğin kor alev alev Ne dersen adına,ne koyarsan koy Seven göz gerçeği görmez mi sandın? - Ekilen dostluklar sevdadır sevda Sevda çeken yürek bilmez elveda Sevdalar uğruna düşer toprağa Sen beni topraktan,korkar mı sandın? - Hayat bir limansa,dünya bir gemi Senden başlar sana döner dümeni Sever ise böyle sever dosteli Sen beni sevmeyi bilmez mi sandın? Gidersen,düştüğün yollar kapansın Senin de yüreğin ben gibi yansın Şiirinden bir dosteli damlasın Onu yudum yudum içmez mi sandın - Hiç bir kalem bu özlemi yazamaz Benim yüreğimden seni silemez Benim sevdiceğim,bensiz ölemez Sen beni yoluna ölmez mi sandın? |
Sen uzaktın… Sen uzaklardayken Ben yıldızları seyrettim, Tutam tutam ışıklarını çekip içime. Sen uzaklardayken Ben gidişini resmettim, Yıldızlardan aldığım beyazlarla. Karanlığı tuval yapıp ayrılığı yok ettim. Sen uzaklardayken Ben yıldızları boyadım, ölümle. Ayrılığı soktum aralarına, anlasınlar aşk acısını diye. Ay’ı öldürdüm, sensizliğimi hatırlatmasın diye. Sen uzaklardayken Ben şiirlerini okudum çatlamış fısıltılarla. Bin kez dokundum yazamadıklarına Anlamaya çalıştım anlatamadıklarını. Sen uzaklardayken Ben senli hayaller kurdum, Kimsesiz çocuklardan çaldığım hayal tozları ile. Yüzüne bakamadım ağlatırsın diye. Sen uzaklardayken Ben kaderimi parçaladım. Yazgımızın değişmesini istedim. Yaşanmış tüm günahları üstlenip ateşinle kavruldum. Sen uzaklardayken Ben göz yaşlarıma sevgimi gömdüm. Dudaklarımdan çıkan her sözcükte hayat bulsun, Yüreğime serpilsin diye. Sen uzaklardayken Ben mum ışığına resmini çizdim. Mum gibi bu ayrılık erisin diye. Sen uzaklardayken Ben, beni bırakıp gittiğin yoldan hiç ayrılmadım. Her giden otobüsün arkasından el sallayıp, Her gelen otobüste inmeni bekledim… Sen uzaklardayken Ben… Hep dönmeni bekledim. |
Korkuyorum Neden bu özlem, bu bitip tükenmez bekleyiş. Neden sevdirdin kendini böyle, Neden sevdim seni söyle. hükmüm geçmiyor yüreğime Korkuyorum... Yine elimden kayıp gideceksin, yine gözyaşı yine hasret nöbetler benimle kalacak geriye Korkuyorum... Çünkü seni senden çok düşünüyor ve seviyorum Artık seni senle yaşamak istiyor bu yürek. Bana gel sevgili, Kalan ömrüm özlemle değil senle geçmeli.... |
Son Gecemiz Bu gece son Gideceksin hayatımdan Yirmi dokuz eylül Yeniden doğuşum olacak Yıllarca beklediğim Tarihini bilemediğim O özel gecede Bir başlangıç ve senle yaşam bitecek Mutluluklar dilerim ömrün boyunca.. |
Sen Var Ya Sen! Sen var ya sen Gözlerimin ta en uzak millerine kadar Kaç milyon kilometre ruhumun derinliklerinde Kainatımın sonsuzluğunda Esip geçen bir rüzgar gibi körpesin Bakışlarının sadeliğine adayım Akşamların kuytuluğunda terbiyesizleşen Nefis canavarının fısıldadığı yanlışları düzeltensin Yürek kokan şiirlerimi şiirselleştiren Ve ruhumu küreselleştiren Kaçamak ve sınırsız kalp çarpıntılarımın Tam orta yerinden fışkıran okyanussun Sen var ya sen Ürkekliğimin at nalı koşuşunda yumuşak bir jokey Ve kaçışında düşüncelerimin senden Devleri dizginleyen kırbaçsın Akşamların yıldız mevsiminde Titrekleşen bakışmalarımda iki damla yaş Boğulan ruhumda sensizlikten Sonsuza uzanan bir feryatsın Leş gibi yıkıldığım yerde ölüme Damar damar fışkıran hayatsın Kalbim bir kalpten bir kalbe koşarken Beni durdurup coşturan ezansın Sen var ya sen Hüzün akşamının gecesinde Sabahı müjdelersin yalnızlığıma Bakışlarınla vurup kaçarken Aklımın en hassas yarasına Kıpkırmızı gülleri sunarsın Çıldırtırsın ayrılığınla Vuslatınla beni parçalarsın Haydi bırak bu masumluğu O maskeler ardında bir canavarsın. Ebedi vuslatı ararken gönlüm Beni cehennemlere atarsın Yine de şiirlerime ruh veren Başlı başına dev bir ilhamsın Başlı başına dev bir yalansın. |
İKİ NOKTA ARASI CÜMLEYDİK …………………………- ne bilgi, ne silgi işe yarar bazen - Başlarken biter Bitince başlar çok şey Renkleri kurşuni Morfin kesmez acısını Yenik düşer yaşam ayak izine Nerde biter köşesi yitmiş sokak Güneş doğarsa – eğer doğarsa - beddua üz’re Gözlerin batar Canım yanar Yalanların yerine Bu bahar tenha çay bahçelerinde Yanıyor nisan şiirleri Şarkılar bir bir bitiyor Dinle bak / bir ve sıfırlardaki sesin ne diyor “ ört düşlerini , düşlerimin üstüne düşlerim üşüyor .. ” Günle geceyi ayıramadığı İki sayfa arasında Albümünde / bir resim sabrını deniyor Günlerden elerdik geceyi Gene de Çıplak kalçalarından doğardı güneş Dingin ve gecikmiş bir aceleydik Bilirdik İki nokta arası cümleydik bitecektik .. |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık