MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

Misafir 29 Eylül 2006 01:12

O gün Gelecek Bir gün
O gün de gelecek
Sende arayacaksın beni
Sokak sokak gezerek
Ellerinde yırtık bir resmim
Dudaklarında adım sesin,titrek.

Eskimiş bütün takvimleri toplayıp
Maziye dönmeyi düşüneceksin.
Kimbilir kaç gece saatlerini alacaksın geri Delice.

Bütün mektuplarımı çıkaracaksın sandıktan
Ve sende kalan tek gömleğimde
Geride kalan yılları koklayacaksın.

Ve bir gün karşılaşacağız
Uzak bir şehrin garında
Ben taşıyacağım valizlerini.

Önce tanımayıp
3 kuruşu tutuşturup elime
çekip gideceksin
Sonra kokumdan tanıyacak
Geri geleceksin.
Ben tanımazdan geleceğim seni
İyice karışacak kafan.

Şunu Bilki
Şairler küser ama unutmaz asla

Sen geç kaldın bu trene
Ama yine de
Bu beden bir gün ölür ama
Seni seven bu yürek asla.....


mydarling24 29 Eylül 2006 01:13

Çiçek Tozları

Sevgi bir bilmecedir çözülmeyen,
Sevgi bir denklemdir bilinmeyen,
Sevgi çiçek tozlarıdır havada uçuşan,
Sevgi kağıt helvadır
Yiyip yiyip, doyulmayan,
Sevgi şeker elmadır, yalayıp bitince
Elinde sapı kalan,
Kimine göre sevgi
Sıcak, mutlu, bir ömürdür yar ile koyun koyuna yaşanan.


arwen 29 Eylül 2006 01:16

Seni Sevdiğim İçin Özür Dilerim




Adını kalbime aşkla yazmıştım.
Boş ver aldırma, bir gün silerim.
Güzel bir rüyayı, gerçek sanmıştım.
Seni sevdiğim için özür dilerim!....
Dünyada çıkarcı ne kadar çokmuş meğer.
Senin beni sevmeye niyetin yokmuş.
Aşka karşılık beklemek suçmuş
Seni sevdiğim için özür dilerim.


Misafir 29 Eylül 2006 01:22

yanar karaköy iskelesi kurtulur balıklar

salonun ortasındaki piyano gibi duruyordu yalnızlık
camlar mevsimin ilk yağmuruyla kırılıyordu
ıslanıyordu portren
ıslanıyordu saçlarım
ve daha dündü verdiğim kararlar.
kendimi yağmurdan ayırarak
yalnızlığımın tuşlarına vuruyordum
her ses kederli ayrılıklar tutuyordu içimde
bir yanım karaköy iskelesinde yolcular uğurlarken
bir yanım kendini son kalkan vapura atıyordu
camyüzümdü bekleme salonunda yağmura itiraz eden
verdiğim kararlardı bırakacağım denize
oysa içimdeki vinçlerle kaldırıyordum hayatta kalma isteğimi
ve sisler arasında çarpışan iki tekneden
arta kalanlarla anlıyordum:
rastlantı ancak hatır sayılırdı aramızda.

vapurlar boş kalkıp boş yanaşırdı rıhtıma
yine de el sallayan insanlar olurdu
kendimi yağmurdan ayırarak güverteye geçecektim
güverte hüznümün yarısıydı
rüzgarda savrulan iki ağaç gibi duruyordum eşikte
biri sevdiğim kitaplar alırdı, biri sevdiğim kitaplar adıydı
ben piyano tuşlarına vuruyordum
(yalnızlığımın tuşlarına)
bu öyle bir dengeydi ki; aramızda her son söz
denizin dalgalarında nöbet tutan fenerlerdi
o çırpıntıda seni arıyordum
derken orada gördüm:
balıkçının livarını doldurma uğraşıydı umut
ve aynı umuttu
dudaklarındaki iğne yırtıklarıyla birbirine sokulan
ve kaygan pullarıyla denizini arayan balıkları
balıkçıdan ayıran.

yani senle ben arasında yanaşmaydı karaköy iskelesi
yeniden başlardı hayat
elleri bavullu yolcular balık ekmek satın alırdı
çiçek pasajına kadar kalbim, kalbine çelik halatlarla bağlanırdı
sonra yeniden karaköy iskelesi
çımacı önce seni savururdu vapura
sonra beni atlar
geceyi bir perde gibi gererdi aramıza

gece hep ıslak olurdu
ıslaklık beyaz bir ışık gibi inerdi güne
ve kendime alıştırarak söylerdim
yürümekte olduğun sokakların
çoktandır unutulmuş olduğunu

son kalkan vapurdan
seni böyle uğurlardım.

hatırlayabildiğim her şeyi gözden geçirirdim
gözden geçirmek ıslak vücudunu sere serpe bulmaktı
dokunmaktı ilişkinin lacivert sularına
ki iki ucuna durduğumuzda
otuzbeş seramik parçasıydı aklımızdan geçenler
çünkü bu antre zamanın içimizde durduğu gibi
tutmuyordu gidişini
çünkü sen yokmuş gibi gelirdin
bu yüzden ezberimde kalan son cümleyi de
silerdim teninde
ve ancak derinliğime ipler indirdiğimde anlardım
bunun yalnızca ‘düş’ olduğunu

ama bir karar almıştım, o güverteye çıkmalıydım
senin mezopotamya kültürün
atlasların bilmediğim öykülerini fısıldıyordu
bir gitar sesi gibi açılıyordu sayfalar
kendimi bu bitişiklikten alıkoyamıyordum
her seferinde uzaklaştırdığım üşüme isteğim
kendine kusursuz hikayeler ediniyordu
böylece seni izliyordum.

derken, önce gitar sustu
sonra bildik bir hikayenin sonu gibi geldin
elinde kibritle izliyordun her şeyi
ben adres defterime ekliyordum yangını
eğlenceli bir yolculuk olmalıydı
havayı kuşatan koku
dün pulları kaygan bir balığın dudağını sıyırmıştı.



arwen 29 Eylül 2006 01:32

Sen Varsın


Ne yürüdüğüm yol aynı,
Ne gezdiğim yerler,
Ne sevdiğim kişiler,
Ne de...başka şeyler
Herşey bambaşka artık.
Nedeni nedir bilmem?
Sorsam bile her akşam yatmadan önce,
Cevap hep aynı oluyor...
Eski günlerimi özler oldum
Sadece sen varsın şimdiden...


mydarling24 29 Eylül 2006 01:34

Dertliyim Yurekten

Olmaz olaydim keske dunyada
Gormez olaydim keske dunyada
Sarmaz olaydim seni cana dunyada
Dertliyim dertliyim yurekten cileliyim

Seni goren su gozlerim kor olsun
Bize eden zalim (ALLAH) dan bulsun
Hem elleri hem kollari kirilsin
Dertliyim dertliyim yurekten yaraliyim

Ben aglamayimda kimler aglasin benim halime
Aman el degmesin benim gonca gulume
Bir gun olurum dostlar aglamasin olume
Dertliyim dertliyim yurekten kederliyim

Iki gozum pinar oldu durmaz cagliyor
Felek benim elimi kolumu bagliyor
Ayriligin acisi yuregimi dagliyor
Dertliyim dertliyim yurekten derliyim


arwen 29 Eylül 2006 01:40

Gecem gündüzüm kalmadı
Şimdi sen yoksun yanımda
Artık hiç tadım kalmadı
Harab oldum yokluğunda
Takatim,sabrım kalmadı
Bu çileli aşk yolunda
Sen varsın dualarımda,
Yakarışlarımda

Hüzünler sarmış her bir yanımı
Söküp aldın benden bu canımı
Yıkıp gittin tüm umutlarımı
Günler,aylar geçti yıllar
Sensiz kaldı dar sokaklar

Bahtıma güneş doğmuyor
Sabah olmuyor ki sensiz
Gönlüme huzur dolmuyor
Geçmiyor günüm kedersiz
Dertlerim bitmek bilmiyor
Soluyor ömrüm sevgisiz
Bir başımayım ümitsiz,
Çaresiz,kimsesiz.


Misafir 29 Eylül 2006 01:49

Ey Aziz Aşk
Ezelde yaratılmış ebedî
Her ruha kodlanan his
Mümkünü mümkünsüz sır
İnkârsız inkârsın…

Hem zan’sın, hem de var
Kâinatta tek mizan
En hakikî hakikat
En muhteşem yalansın…

Ne, neden, nasıl ile
Muallâk her sorunun
Evet, hayır, çünkü, belki
Tarifsiz tarifi, cevapsız cevapsın…

Şekillendiremediğimiz şekil
Mânâlandıramadığımız mânâ
Sonuçlandıramadığımız dava
Hem maraz, hem ilaçsın…

Karınca’nın cüsseden büyük yükü
Bağa’nın yarıştığı yol
Kartal’ın koruduğu Serçe
Ahu’nun parçaladığı Kaplan’sın…

Çelikten kozayı delen kelebek
Bebek dudağında nakıyy gülümseme
İpek kadar zarif ve ince
Mevcudat da ayarsın.

Dervişin dilinde hâl
Şairin parmağında sihir
Ressamın fırçasında ahenk
Ozanın gönül mızrabıyla çaldığı sazsın…

Çölde bir avuç bengisu
İrem kokulu rüzgar
Suyun söndüremediği ateş
Buzun içindeki nar-ı beyza’sın...

İki kirpik arası yakalanan an
Ürkekçe tutulan elde titreyiş
Tende gezinen dilde ki haz
Çift kişilik ilahî bir danssın...

Kalbi besleyen taam, ruhun aldığı nefes
Vazgeçilmez arayış, af beklenmeyen ceza
Ben’in içindeki ben, can içre Can’sın…

Her gönlün gizli niyazı
Bir ömür yaşansan da doyulamayan
İlmini öğrenmeye zaman yeter mi?

Ey Aziz Aşk sen ki!
Üç harfle ulaşılan kâmil sanat
Tek heceyle yazılan külliyatsın…



Misafir 29 Eylül 2006 01:54

Yalnızlığım

Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım

Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.

Bir camın arkasında açılıyor güllerim,
Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.
İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;
Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim

Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım
Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.

Fazıl Hüsnü Dağlarca


mydarling24 29 Eylül 2006 02:06

Dertliyim Yurekten

Olmaz olaydim keske dunyada
Gormez olaydim keske dunyada
Sarmaz olaydim seni cana dunyada
Dertliyim dertliyim yurekten cileliyim

Seni goren su gozlerim kor olsun
Bize eden zalim (ALLAH) dan bulsun
Hem elleri hem kollari kirilsin
Dertliyim dertliyim yurekten yaraliyim

Ben aglamayimda kimler aglasin benim halime
Aman el degmesin benim gonca gulume
Bir gun olurum dostlar aglamasin olume
Dertliyim dertliyim yurekten kederliyim

Iki gozum pinar oldu durmaz cagliyor
Felek benim elimi kolumu bagliyor
Ayriligin acisi yuregimi dagliyor
Dertliyim dertliyim yurekten derliyim



Saat: 13:24

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık