![]() |
Yine odamdayim dü$ünüyorum Ben burda o nöbette bekiyor Kendimi yalniz hissediyorum Onsuz uyuyamiyorum uykularim kaçiyor onu cok özlüyorum... Gözlerim telefonda, ha çaldi calacak diye bekliyorum... Beklemek, Asker yolu gözlemek cok zor Günler ay, aylar yil gibi geliyor Geçmek bilmiyor... Bitecek, bitecek elbet bu zor günler Gececek elbet... özlem bitecek... Sevdigim, yarim gelecek elbet Askerim bana dönecek elbet. gülistan eryörük |
Çalkağı Kapıyı açarım mavi bir rüzgâr: Kreşendo! Düşer düşmez erir yıldızlar avluya Büyür kardelen beyazı bir su Mermer havuzlarda Çalkağısında zamanın Teleğinden kopan kuş, dökülen pul! Bülbüller mi lâl dut ağacı mı Çatalkarası geceye savat Hangisini sussun dil –ki demlenir Bir yok sarnıçta Güle düşsem gönlümü, karanfilin yüzü asık İlle kanatır bir çakırdiken Aykırı kuğular, cüce yıldızları göğün Ah benim siyah beneğim, süveydâm Kaparım kapıyı, eteğimde Bin oğullu turunç balı Şiirin bin evcikli bağından yarama ADA Dergisi, Eylül-Ekim 2006 |
Sigarami yaktim yine sormayin nedenini efkarlandim iste Ah aahhh Ne zormus ayrilik Sayili gün diyorlar göz acip kapayincaya kadar geçer diyorlar Ah Gelde bana yüregime sor birde sen onu... Onsuz gecen günlerimde, ömrümden ömür gidiyor Tek ba$ima ü$üyorum, Ayrilik Zor geliyor Ba$imi yastiga koyunca hafif uykuya dalinca halayi geliyor.. Irkilip kalkiyorum oturup köseme On on döküyorum gözlerimden. Kapiya bakip gelecek simdi girip geldim gülüm, Ayrilik bitti diyip iceri girecek diyor ve hickiriklara boguluyorum Ne zormu$sun ayrilik, Yaman ayrilik Ne zor.... gülistan eryörük |
YANIK GÜL KOKUSU /bir şarkı çalıyor derinlerde "hicran yine hicran mı bu aşkın sonu söyle"/ biz aşkı öğrendiğimizde kirlenmemişti ayın yüzü bunca tutulma yaşanmamıştı daha parlaktı yıldızlar ellerimiz kamaşırdı kendi gücünden dalkıran rüzgârlarda -düşmana hançer yâre kuştüyü kınsız pusat- gün doğuyordu, -uykusuzduk- geceyi çoğaltan baykuşa inat neceftaşı bir ay altında ıhlamur kokuları salarken Mayıs tohumlar atmıştık gündoğumlarına ayın sedef tenine kökboyalarla yeni bir iklim çizmiştik sabaha karşı varsıl şehirleri kırmızı kalem nakışlı ilk kez aralar gibi araladık mavinin kapısını gül ve tütün kokuyordu dudaklarımız gök rakımlı tepelerde açarken anemonlar geçtik kayısı bahçelerinden, yeğni adımlarla genzimizde hâlâ süründüğümüz menkıbenin yanık gül kokusu Perihan BAYKAL... |
Ne haldeyim sorma hiç iyi değil vaziyet Suskunluğum dillendi söze dönüyor artık Yetmedi mi bunca yıl çektirdiğin eziyet Başlattığın yangınlar köze dönüyor artık Derdinle kederinle her gün sararıp soldum İçimde yer kalmadı gırtlağa kadar doldum Sayende çöle düşmüş mecnundan beter oldum Dertler doksanı çeçti yüze dönüyor artık Gözyaşım sele döndü ahım göğe yükseldi Sen duymak istemedin feryadım dağı deldi Dile düşen aşkımız sonunda göze geldi Yaptığımız hatalar bize dönüyor artık Neşeden nasipsiziz kısmetimiz yok hazdan Yalvarırım ne olur vazgeç artık şu nazdan Gönlüm murat almadı ne bahardan ne yazdan Ömrüme hazan düştü güze dönüyor artık Gözler ufka kilitli hasretin yasındayız Canımıza tak dedi sabır duasındayız Yolun sonuna geldik kışın ortasındayız Umutlara kar yağdı buza dönüyor artık ibrahim yavuz |
AYRILIK BALADI --ayrılık ay gibi sessiz gelir— hüzzam bir gece acıtırken gece sefalarının rengini bölünürken dilim dilim o gayya kuyusu kesir çözüp nakışından sevdamızın renkli ipliklerini kırışalım hangi renkleri istersin birlikte sevmiştik kırmızıyı kokusunda avcunda parlattığın elmanın tadı erguvanları biz boyamıştık mora bir Mayıs sabahı polis düdükleri arasında al kitaplarını içinde kuruttuğum güllerle okudum hepsini --ayrılık ay gibi sessiz gelir— unutulmuş derbendinde bir dağın unutur gibi dikenler arasında açan o mavi çiçekleri yüzüme çizdiğin gök kırıntısı senden yadigâr kalsın ellerime ellerinden ağzımda öpüşünden bulaşan cam kırıkları meşum kuvars git parmaklarımın arasından akan su gibi çarığın, âsan, saçındaki kırağı senin olsun bütün renkler --ayrılık ay rengidir— bana beyaz yeter yeter yüzük taşımda göllenen zehir Perihan BAYKAL... |
Sapsarı gül misali yaşlandım soldum, Beyaz saçlarımı tek tek buldum, yoldum, Yalancıktan kahkahalarda boğuldum; Acı olan hayatımdan bezdim durdum. Avucunda kayboldum göz göre göre, Yalan konuşmadım yalan, hiçbir kere, Süründüm birdenbire, yerden yerlere; Ayaklarının altında gezdim durdum. Yumuşacık yanakların gül yaprağı, Bembeyaz teninde ıslattım toprağı, Gittim sonra, aldım elime tarağı; Uzun uzun saçlarını çözdüm durdum. Seni tanıdım bitti, bitmez kederim, Seninle değişti değişmez kaderim, Söylesene ben sensiz ne ederim; Kendi mezarımı kendim kazdım durdum. ismail tekin |
Sen Aşkı Söyle aç şafağın kapağını şirazesi ibrişim durup dinlenmeden aşkı söyle narçiçeklerini pembe bir buluttan süzülen agusunu bebeğin kırsa da rüzgâr kanadını hüznün değirmi atlasında tellenir turna erir eteklerine yağan kar vakti gelince göverir süsen sen aşkı söyle ille kendine döner akrebin zehri Anafilya |
söktüm aldım kalbimi elime baktım gözlerine elini tutar gibi tuttum kıyamadım yine başkası nasıl yapar diye düşündüm biliyorum o da kıyamaz sana ama söküp almaz o kalbini eline sen gittin diye emre göçer |
Size kırmızı bir gül vermek istedim kabul eder misiniz... Saçlarınıza ilk dokunduğumda yudumladığımız çayın zarafetinde sıcacık benliğiniz vardı heyecan doluydum. size ilk kez seni seviyorum dediğimde iç seldi. sizinle doluydum tarifi mümkün değil o anın zamansız oldu siz izin verseydiniz belki de oracıkta ölebilirdim heyecan doluydum çünkü siz bana seni seviyorum demiştiniz sizin olmuştum size bir buse vermek istemiştim inanın duygusaldı heyecan doluydum... farkında mısınız... Sevdalıydık... <Size kırmızı bir gül vermek istedim kabul eder misiniz> Zeki Arlan |
| Saat: 20:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık