![]() |
YARIM KALAN SEN BENİM SEVİNÇLERİM, GÜLÜŞLERİMDE YARIM KALMIŞ. GÜLEMEDİĞİM DOYASIYA,ÇOCUKCA. YAŞIYAMADIĞIM SERE SERPE. YAŞANABİLECEK BİR ÖMRE BEDEL AMA SANİYELERE SIĞDIRILMIŞ TADINI ALAMADIĞIM MUTLULUKLARIM. TADI DAMAĞIMDA KALANIM. SEN HİÇ BİTMEYEN HASRETİM; İNANAMADIĞIM BİR TÜRLÜ YOKLUĞUNA. KARA HABER MİSALİ. YEMEN AĞITLARINDAKİ GİBİ: GELMESEN BİLE HEP BEKLEDİĞİM. GELİR DİYE GÖZLENENİM. İSYANIM, GÜNAHA GİRECEK KADAR. TANRIYA BAŞ KALDIRMAM. OLUR MU BÖYLE KEDER? KADERSİZLİK KOYDUM ADINI OLUR MU BÖYLE KADER? ISLAKLIĞI KALMIŞ DUDAKLARIMDA, KANAKANA İÇEMEDİĞİM,ABIHAYATIM. SUSUZLUĞUM HİÇ BİTMEYEN. VE PAYLAŞAMADIĞIM KALABALIKLAR İÇİNDE,TEK BAŞINA YANLIZLIĞIM HİÇ GİTMEYEN. GÜLÜŞLERİMDE SAKLI ACILARIM. HERKESİN GÖRDÜĞÜ,BİLMEDİĞİ KİMSENİN. ANLATAMADIĞIM KELİMELERLE KANAYAN İÇİN İÇİN BANA VERDİĞİN TEK ŞEY İSTEMEDEN ADINI KADERSİZLİK KOYDUM YA KATLANIRIM SENİN İÇİN. 03.07.07. Yadigar malko |
SEVİNÇSİZ ANILAR Ölümüm kandil olacak, Akşamlar akşamlar akşamlar olacak Ben bu acılı baloda Maskesini yitirmiş seferi şair Ben inançsız yolcu Bütün istasyonlarda Kanlı rütbeler takılacak omuzuma Bir kuşluk vakti dalgın atların hıncını düşünürken Sen "Yalnızlığın bahçesini sulamış olacaksın" Ve gidiyorum... Dudaklarımda bir nergis tadı Bak, kar izleri örttü bile, Kendini iyi koru, bu kış çok uzun sürebilir. Anılarım tutkularıma bağlıydı bilirsin Artık pişmanlık olsa da olur olmasa da. Ne olursun sen hep böyle kal Varsın ellerim ellerinsiz kalsın. "Ölümüm kandil olacak, akşamlar akşamlar akşamlar olacak..." Cezmi Ersöz |
...Utansın... Bir ömür adadım sana sultanım. Gönülde cennetim, dünyada han’ım Yaradandan sonra mevkiim, makamım, Kokunu çalarsa rüzgar utansın.. Duygu sellerinde bendi tutansın, Kitabım, inancım gibi kutsalsın, Sevda buketinde gerçek goncasın, Seni incitmişse yürek utansın.. Sakınırım seni kitabım gibi, Sevgin en samimî hitabım gibi, Kalbi sarmalayan kaburgam gibi, Sakınmazsa seni, ruhum utansın.. Sır olup dolaştım arzın üstünde, İlahi sanatın yonttuğu büstte, Kimse dokunduysa ya da öptüyse, Başka el değdiyse beden utansın.. Senden baskasından aldıysam koku, Kahreder kuşkunun en hafif şoku.. İstersen yarayım kalbimi oku, Rastlarsan bir ize, gönül utansın.. ( Ahmet Günbay YILDIZ ) |
Gözlerinle Sevebildin mi Sen bir kadını, Gözlerinle sevebildin mi? Dokunmadan, Kırpışan kirpiklerinde nemlenmiş bulutları Rüzgarına katıp, Islanmış dudaklarında gezdirebildin mi? Akşamları her çöküşünde içine bir hüzün, Hatırladığın oldu mu Yanaklarından süzülen damlaları? Okşarmış gibi onu, Çok uzaklardan yüreğinin kafesinde var olabildin mi? Bir kadına verilebilecek en güzel lezzeti, Tenini sağarmış gibi incitmeden Ona yaşatabildin mi? Gecenin bir vaktinde ....Ve en arzulanan o anda, Ağlayışlarında bulundun mu? Kulağına 'Seninim' diye fısıldayan Bir kadın, Gözlerinde salkım salkım dökülen Bir sevda çiçeği gibi açtı mı hiç sana? ... Ali Arslan |
Sanma şahım |sen herkesi |sadıkane |yar olur. Sen herkesi |dost mu bildin |belki ol | ağyar olur. Sadıkane |belki ol |alemde |gülzar olur. Yar olur |ağyar olur |gülzar olur |yar olur. YAVUZ SULTAN SELİM Padişahtan benzersiz bir şiir yana ve aşşağıya ne kadar güzel bir düzen |
Aradan geçen yıllara inat birleşirken ellerimiz Yüreğimizde kocaman sevgimiz, gözlerimizde korkularımız vardı Sevgiye mi kapılıp gitmeliyiz, yoksa korkularımıza mı yenik düşmeliyiz Söyle sevgili ne yapmalıyız biz… Ya yine yaşanırsa geçmişteki acılarımız Gönül yaramız kanarsa ne yaparız Söz verebilecek miyiz birbirimize mutluluğa dair Söyle sevgili ne yaşayacağız biz… Hatıralar geçerken usumdan, gözlerimdeki yaşı silemedim Akan gözyaşlarımızı dindirebilecek miyiz? Ellerimizin ve yüreklerimizin kenetlendiği yerde Söyle sevgili geçmişi unutabilecek miyiz biz… Yılların eskitemediği bir sevda bizimkisi Onca zamana ve yaşanmışlıklara inat, “birbirimize ait’iz” diyebiliyorsak Karşılaştığımızda yüreğimiz ilk günkü gibi titreyebiliyorsa Çok büyük sevda bizimkisi Söyle sevgili sevdamızı yaşayabilecek miyiz biz… gökez doğangönül |
Ölüme Yakin Aksamüstüne dogru, kis vakti; Bir hasta odasinin penceresinde; Yalniz bende degil yalnizlik hali; Deniz de karanlik, gökyüzü de; Bir acayip, kuslarin hali. Bakma fakirmisim, kimsesizmisim; - Aksamüstüne dogru, kis vakti - Benim de sevdalar geçti basimdan. Söhretmis, kadinmis, para hirsiymis; Zamanla anliyor insan dünyayi. Olürüz diye mi üzülüyoruz? Ne ettik, ne gördük su fani dünyada Kötülükten gayri? Ölünce kirlerimizden temizlenir, Ölünce biz de iyi adam oluruz; Söhretmis, kadinmis, para hirsiymis, Hepsini unuturuz... mikail.kartal |
Sen Gittin Ya Ask bana hasret kaldı Senle dolu şu kalbimde Yollar adımlarımı saydı Bir bir Hasretinle dole her gece Sen gittin ya Aynalara küstüm Çünkü sen yoktun gözlerimde Uykulara küstüm Rüyamda sen yoktun yine Sen gittin ya Dilimde şiir oldu ismin Bilmeden Gözlerimde resmin oldu Çizmeden Aklımda hayalin kaldi Gitmeyen İçimde sevgin kaldı Bitmeyen Şimdi sen gittin ya.. Giderken bende ÖLDÜM.. BiR BiLsen... HAKAN CENGAY. |
Söyle bana söylenmemiş sözlerini Gözlerimi kapayınca görmeliyim Açıkken gözlerim, göremediklerimi Varlığımın hiçbir anlamı yoksa eğer Yokluğum ürkütmemeli seni. ismail korkmaz |
Daha Sana Dokunamadım BileBu küçük odanın her yerini doldurdum seninle. Her eşyada sen varsın. Yılların hüznünü solumuş duvarları ilk defa neşeyle tanıştırıyorsun. Bu yüzden seni o kadar çok seviyorlar ki onlar… Seninle olabilmek için her daim beni de bırakmıyorlar. Biliyorlar çünkü senin bende olduğunu. İçimin bir parçası olduğunu… Ve bana da seviniyorlar biliyorum. Bazen çehreni bana göstermek için çırpınıyorlar. Hüzünle baş başa olduğumu anladıkları an seferber ediyorlar seni. Sanki yılların hüznünü taşımak yormamış onları. O yaşlı kapı bile hep kapalı artık senle beni odada baş başa bırakmak için. Aşk denen şey bu olmalı. Küçük odada her şeye resmini çizebilmek… Ve işte bu küçük odada yaşayabilmek kocaman hayalleri. Tutup düşleri elinden her gece sana getirmek… Bak yine sendeyim umutlarımla. Onlara seni anlatıyorum. Seni gösterip, işte bu, sizi yaşatan diyorum. Bir anda sıyrılıyorum tüm geçmişimden. Dalıyorum hiç korkmadan engin denizlerine. Oysa yüzme bilmiyorum ben. Sen tutuyorsun elimden, korkma diyorsun, korkma! Korkmuyorum, sahiden korkmuyorum sevgili. Sözlerin yüreğime nefes gibi doluyor, gözlerin ufkumu açıyor. Güç veriyorsun bana. Yüzüyorum yüzüyorum yorulmuyorum. Yıldızlar geldi yine yanı başıma. Seni anlatıyorum. Tebessüm ediyorlar. Huşu içinde dinliyorlar. Her gece anlatıyorum her gece dinliyorlar. Bıkmadan. Bir serap gibi girişin içime… Sonra ete kemiğe bürünen sen… Gözlerinin içine dalıyorum. Çılgınca koşuyorum, durup dinlenmeden varmak istiyorum vatanıma. Tüm engelleri kaldırıyorsun önümden. Canımın ta içine işliyorsun. Seni seviyorum diyorum, içim titriyor. Hiç bu kadar dolu olmamıştı bu iki kelime. “Seni seviyorum.” Sanki yüreğimden kopuyor bir parça dilime taşınıyor, ordan sana. Bir daha söylüyorum, bir daha. Her söylediğimde hissediyorum yüreğimin ılık ılık dolduğunu senle. Aşk denen şey bu olmalı işte. Sustuğunda bile gözlerin anlattığı şey. Sevişmelerimiz geliyor aklıma. Dudağında yakıyorum kendimi. Atıyorum alevlere. O an sanki dünyanın tüm rengi siliniyor. Her şey yok oluyor. Tek seni görüyorum, seni hissediyorum ve seni yaşıyorum. Başka hiçbir şey kalmıyor bende. Her şeyi yoluna seriyorum. Yüreğimi vermişim sana, aklımı da bırakıyorum. Fısıldıyorum seni ne çok sevdiğimi ama sonra susuyorum hep, sen de susuyorsun. Oysa ne çok şey söylüyor suskunluğumuz. Karaya vuran dalgalar gibi vuruyor içime içime sessizlik… Aşk bu olmalı. Aniden uyanmak uykudan ve bilmek o anda çok uzaklarda adının söylendiğini. Çok uzaklarda olduğunda bile duyabilmek seni… Aynı anda kelimeleri çarpıştırmak ve gülümsemeyle susmak… Aynı şeyi düşündük yine. Seni seviyorum. Ama daha sana dokunamadım bile… ERKAN AYRANCI. |
Saçların rüzgârdır, gözlerin alev, Tutuştu yanıyor tenim bu akşam. Yüreğimi saran yangın içinde, Çağlayanlar kadar şenim bu akşam.. Dinleyin, kadere isyân edenler, Gelsin aşkı görsün yalan diyenler, Duysun sevincimi bütün sevenler, İzmir sokakları benim bu akşam… tekin para |
Diclenin Sesi Olan Sesedir] Yazın dibinde bir gün bedeninde yarım yaşamak kükreyişler kavgalar getirmişti bir adam.. tarlasında talan dünyanın mavi kalan yüzünden güneş kaçkını çocuklarla günü aydınlardan umarsız göçebesi gibiydik.. düşlerimizi yola vurmadan merhabalarla mı yayılıyordu uğurlanmalara ne kentlerin bütün köprüleriyle kanıyorduk sokaklarına oysa ağıtlarımızla selamlanırdık.. yürek sunaklarımızdan kendi benliğindeydi soluksuzdu gecelerimiz kara tüneller ortasında yüklenmiştik gölgelerimizi sislerin ustasıymışçasına elleriyle katran bulaşığıydı adam; dağların ayaklarından söz ediyordu, ayaklarımızın üstündeki dağlardan! Ben yokum mesela sen varsan; işte benim dışım diyordu fısıldayarak çiçeklerdir.. mutluluğun ayak izlerinden kalan boy aynasından uçarı sevdaların koparken delişmen ölümlerin akşamları düşlerimize iniyordu adam.. aynaların ardından; bıyıksız burkulmuş ziyadesiyle ayrılıklara türküler uzatıyordu karanfil açarmışçasına onurlu oysa, yalatmalıydık nefeslerimizi koparıp aynanın sırrından: ölü yıkayıcılar, sırıtıyordu musalla taşlarında mum alevinde eriyendi, mührümüzdü bedenimiz maskelerimizin yanığıyla yüzünü buruşturuyordu adam ilk gelmesini istediği suretlerimizi.. bulamıyorduk çıkınından! Yazgılarında uğuldayan bütün inanlara iyilikler adına bir sövgü yaktığımızda mushaflara budala aşklar mühürlüyordu adam.. çoğul oynaşmaların sancısından; zamanın meskenlerini oyalarken ölüm körelmiş yüreklerle göğsümüzü yarandı kadınlar duvar örüyordu yırtık utanç hükümleri.. apış aramızdan sağalmış yaraların mahşer kapıcılarına sahte şiirler gibi ezberletmiştik adlarımızı korkar olmuştuk inandıkça suçsuz olduğumuza nöbetleşe tutulan sancıların kasıklarındaki kargılardan yağmurla birlik sığınamayacaktık hiçbir günaha miladından sonra bile kimse kaçamayacaktı adından ne uzayan ebemkuşağına ne leyleklerin babacanlığına gözler kondurulamayacaktı sevgililere.. göğün dibine dalan; ateş fışkırır sandığımız dudaklarımızlaydı adam anımsansın istediği gülümsemeleri sırtlanıp gidecekse ürküsüydük tarlamızda buğdayın, tırpan savurmanın aşklarımızdan. M.Mustafa USLU |
Yokluğunun devamı yok be sevgili Tıkanıyor sözler Hikayeler boğuyor insanı Ödenmesi gereken bedeller kime kaldı ki? Her tarafımdan acı akıyor Bugün hayat dediğim şeyin savruluşuna yakalanıyorum Zayıf kanatlarım kanıyor. ismet baygın |
İlk İlk sen oldun hep, İlkelerim sende. İlk göz ağrımsın hepsinin ötesinde. İlk çocukluğum oyun bahçende, İlk gençliğim kızaran yanaklarla girdiğim yüreğine, İlk ihtiyarlığım; hem de bir gecede. İlk güneş tutulmam, med-cezirim, İlk tedirginliğim, gelgitlerim. İlk asmam okulu, ilk asılmam darağaçlarında, İlk savruluşum hayal rüzgarlarında. İlk bahanem hastayım diye İlk dışarı çıkmayışım. İlk şahanem aşığım diye İlk içeri girmeyişim. İlk ayak ayaküstüne atıp, İlk içime çekişim seni. İlk kahramanı hissedişim kendimi romanlarda, İlk hiç kimseliğim sensizlik konulu rüyalarımda. İlk afetim, ilk depremim; İlk sarsılışım, ilk toparlanışım. İlk kaçırışım otobüsü, ilk dalışım duraklarda. İlk kaybedişim, İlk arayışım seni uzaklarda İlk kavruluşum şubat ayazlarında. İlk titreyişim, ürperişim temmuzlarda. İlk senle yatışım, İlk sensiz uyanışım sabahlara. İlk kayboluşum bildiğim adreslerde, İlk buluşum kendimi geldiğin köşelerde. İlk kumarım, kaybedişim; İlk akıllanmayışım belki kazanırım diye. İlk meyhane açışım sabahın köründe, İlk kadeh fırlatışım gecenin on birinde. İlk aldatışım, yalan söyleyişim arkadaşlarıma, İlk ihanetim büyüdüm diye oyuncaklarıma. İlk atlıkarıncam, uçan balonum, İlk şişirmeyişim ilk kaybetme korkum. İlk seslenişim bir hayale, İlk başvurmayışım oyunlarda hileye. İlk ebe oluşum, İlk sobelenişim hem de bile bile İlk parçalanışım atom misali, İlk delişim fizik kurallarını senin olayım diye. İlk yumuşaklığım kuş tüyü, İlk sen uzanırsın diye. İlk sertliğim, oynayışım kötüyü sana zarar gelir diye. İlk borç isteyişim önüme gelenden, İlk çırpınışım seni sinemaya götüreyim diye. İlk askerliğim, ilk teskere alışım elinden. İlk asiliğim; İlk başkaldırışım sıradan sevdalara. İlk yargılanışım, ilk beraatim. İlk itirazım beraatime, İlk hüküm giyişim kendi kendime. İlk ütülenişi yüreğimin bayram sabahlarına, İlk çıkarılışım saklandığım sandıklardan, İlk unutuluşum hatırlanmamacasına sandıklarda. İlk sen oldun hep, İlkelerim sende. İlk göz ağrımsın hepsinin ötesinde. isimsiz kral |
ay ışığından taçlar takardım gecelerde saçıma… sevdanın sultanıydım ben sen gönül sarayımın padişahı.. ki gözlerini ay ışığım seçmiştim... her gece bakıyorum hala o ay’a... aynı gezegendeyiz ya.. belki buluşur gözlerimiz masal dağının ardında.. yıldızlar şahit,gözlerimdeki pul pul olmuş damlalara elimi uzatsam,sana değecekmiş sanırlar hala. geceleri ne çok severim bilirsin... sen her gece yokluğunla düşlerime gelirsin.. cemile aydın |
Deryam Bi Ateş Gönlümde D illere düşmüşüm dikenli yürekler kanatmış ruhumu E llerimde sevdam pusulam geliyorum O'na doğru R üzgarda kokusu içime doluyor her solukta Gülümün Y anında olsam amade emrine her günü ömrümün A ma kader aşka düşenleri karşılar çile buketleriyle M ahrum eder beni de avunurum ceylanımın hayaliyle B ir gurbet dar gelir bin diyara duyurur beni hasretin İ smini anmaktan harap yorgun kanar dudaklarım A llah'ın verdiği en büyük nimet senin beni yakan ateşin T esellisi yar sende hem zehirimsin hem de dermanım E fkarlanır güneş gözlerinin buğusu perdeledikçe zihnimi Ş avkın vurur geceme ay çekemez senin güzelliğini G iden ben değilim sadece beden gizli canım cananda O da yaşıyorsa mutlu ben divane de onun kulu N e var ki vuslat beklenilen geceler uzun sarılmadıkça L eyla bile kıskanır çekemez seni ey güzel ahu Ü zülme bebeğim tasalanma geçmiş aşkların hicranından M adem sevmişim bırakamam seni bu dünyada kavuşmadan D önsün alem dönsün diller sen benimsin her akşam E lbet eğer gidersem ben ölmüşüm ayrılığın ardından. isimsiz kral |
Beni Tutukla Sevgili Bu gün binbir hüzün vurdum Bu gün katiliyim sensizliğin İtiraf ediyorum Tutukla beni..... Ellerimi ellerine kelepçele Bıraktım, Tutuklu kalsın gözlerim gözlerinde Nasılsa Sende yıllardır suç ortağımsın benim Sakladın beni,yıllardır yüreğinde Birlikte sevdik Birlikte vardık can olmanın tadına Ne Dünyalar kurduk birlikte Ne zindanlar yıktık verip gönül gönüle Ne düşler döndürdük gerçeğe Bu gün tanığıyim Ve de sanığıyim sana vurulmanın Bu gün beni tutukla Koy can evine Sende bir ömür sürmeye Cezam senden olsun, razıyım Dünden razıym hemde Hadi artık,bekletme daha fazla Gözlerini gözlerime resmet Ellerini ellerime kelepçele Ve suss! Sadece yüreğinin sesini dinle Sende kalsın yüreğim. Unutma sakın seni sevdiğimi Sevda ateşlerinde erir her tür kelepçe Beni acilen tutukla Sende erimek istiyorum..... alıntı |
Dünyada akLa değer veren yok madem. Aklı az olanın parası çok madem. Getir şu şaraby, alsın aklımızı Belki böyle beğenir bizi eLaLem..Ömer Hayyam |
KENDİME ÖĞÜT http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Uslanma hiç hep deli kal Büyüme sakın çocuk kal Es deli deli böyle kal Son harmanında sevdanın Tüken toz toz savrula kal Suçüstü bulmalı ölüm Ölürken de sevdalı kal ... aziz nesin |
SON AŞIK Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım, Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene Ak düşünce saçların kumral rengine Kollarında son aşıkın ben olacağım. Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen, Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ... O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen? Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar ... O gün bana yalaşırken ey ilahi yar, Esirgeme gözlerimden bir son buseni, Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın, Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni! Faruk Nafiz ÇAMLIBEL |
Bağrımda Açan Gül Bağrıma bir acı olup yerleştin Gözlerindeki anlamı Hareketlerindeki anlamları Biliyorum İçindeki fırtınaları okuyabiliyorum Yaşadığın içinde yaşattığın duygularını biliyorum Güzel gözlü kız Beni sevdiğini biliyorum Beni sevdiğini biliyorum Sana kalbimi ruhumu Tüm saf duygularımı Açmak isterdim Açamam bilmediğin acılarıma cefalarım Çilelerim var Hayatta kalmak istemediğimi bilmiyorsun Hayatta kalmak istemiyorum Yaşamak istememe sebeplerimi bilmiyorsun Seni zayıf ve güçsüz yanlarımın yaratacağı sıkıntılara sürüklemek İstemiyorum Yüzün kadar ruhun da mahsum Kalbin kadar gözlerinde güzel Seni tüm saflığınla ve güzelliklerinle Acılarıma çekmek istemiyorum Güzelim şunu da itiraf etmem gerekiyor Sana aşık oldum Seni seviyorum Tüm acılarımın yarattığı pusu biraz olsun azalttın Hayata biraz umutla bakmamı sağladın Yüzündeki güzel gülümse ruhuma uzun bir aradan sonra Huzuru yaşattı. Güzel kız seni seviyorum Ama hayata karşı olan güvensizliğim elimi bağlıyor Sana doğru uzatmama engel… Yakın bir zamanda defalarca ölümün kıyısından dönüşümün Yaraları henüz iyilşemedi sana doğru adım atmama engel Tüm yazdıklarım ve yazamadığım Acılarıma inat seni seviyorum Yüreğinle acılarıma ortak olabileceğine İnanıyorsan Beni hayatta tutmayı başarabileceğine inanıyorsan Kalbim sana açık Kırpıp durduğun gözlerindeki huzur verici ışığınla Vücudunda oluşan heyecanlarla Ruhundaki saflığınla Seni bekliyorum Bana bir adım atmanı bekliyorum Güzel kız seni acılara sürüklemekten korkuyorum Gel ve beni bu korkulardan kurtar Hayata bağlanmamı sağla Aşkınla güzel yüzünle Gel seni bekliyorum Seni inanamayacağın Kadar çok seviyorum. Kalbim sana açık Her zerre acıma inat Her kindar yaralarıma İnat seni seviyorum. Ahmet Doğru |
HAMD U SENA Ne var ki mevcûd ise âlemde, güzel, doğru, iyi; Arayan fikri, bulan râhu, seven sevgiliyi Bize bahşetmiş olan Hazret-i Rahmân'a şükür. O büyük Rabb'e şükürler ki, ayak bastığımız Yeri halketti barınsın diyerek varlığımız; Ve yer üstünde hayâlin cereyânınca uzun, O büyük Rab ki, ışıklar yakıyor göklerde, Lûtfunun feyzini, görsün diye insan yerde; En büyük nîmete hamd, en küçük ihsâna şükür. O büyük Rab ki, ufuklar boyu nîmetlerini, Hüsn ü an, reng ü füsun, aşk ü cünûn mahşerini Gayrı kâfi görerek sevdiği biz kullarına Şimdiden vâdediyor başka bir âlem yarına; Mâ-i Tesnîm'e şükür, Ravza-i Rıdvân'a şükür. O ki, sedâsına yandıkça bütün mahlûkat, Arş-ı Alâ'da Ezel kasrına çıkmış yedi kat, Geriyor hüsn-i ilâhîsine atlas perde... En güzel vuslatı tattırmak için mahşerde Bize, gündüz gece, zehrettiği hicrâna şükür. F.N.Ç. |
ÇEŞMELER I. Benim yalnızlığımdan Damıtılmış çeşmeler Kurumuş unutulmuş Ceşmelerin akışıyım İnsanlık içinde Ay görmez onları onlar ayı görür Aydan haberlidirler Söylediklerinin çoğu Ay hakkındadır Aya dair Ayın tarihine ait Fındıklılı Mehmet Ağa Çeşmesi Silahtar Tarihinin yazarı Yenilmez karpuzlar Acı salatalıklar yıkamıştım suyunda İçilmez Bozuk suyunda Gece yarısı Ayışığında Yaz ay ve ben Silinmeye yüz tutmuş yazı Ölümü hecelemiştik Ortalığı dolduran sesinde Ta... aşağılarda olan yatıra Bir türkü söylüyordu Ölüm ötesinde açmış Menekşeler kimliğinde Ölüydü insanlar Yalnız yaşıyordu o yatır Ve o çeşme Ben de Sıratı andıran bir çizgide Soluyordum devrildim devrileceğimi Hayatı ve ölümü birlikte Aynı geçmezlik ve değişmezlikte Aynı yenilik ve tazelikte Ürpererek geçiyordu yarasalar Uzaklardan Beyoğlu'nu bir telgraf gibi İleterek birbirine S.KARAKOÇ |
Yeniden Ahududu reçelim Dut pestili gülüşüne Çok susadı yüreğim!.. Yediveren tomurcuğu yanaklarında eriyen kaybolan… geçtiğin yollarda açılmak için çan atan çiçek benim!.. Yırtmak istiyorum ayrılıktan yıpranan kozamı ipekböceği ömrü kadar.. bir mutluluk için!.. gel el ele verelim!.. Tek başına tat vermiyor… Yoksunluğun şarabından içmek… gel yine berâber içelim!.. gülleri kıskandıran sevdâmızı yeniden ezber edelim! Yeniden yazsın rüzgarlar adımızı Göklere, bulutlara resmimizi çizsin dağlara!.. Yeniden düşler ülkesine hayâller diyarına gidelim!.. Gülsuyu rengi gözlerinde kendimi kaybettiğim bilinmesin, söyleme kimseye!.. ne olup bittiğini yalnızca biz bilelim!.. Kara üzüm pekmezi bakışların öksüz kalmış resimlerimin tek tesellisi!.. Hatıralarımı özlem emzikleriyle beslediğim dedikodusu yayılmış her tarafa deme sakın, yayan değilim!.. Yüreğini damıttığı rafineri demişler gözlerine!.. Desinler, mühim değil!.. Kıskansınlar, aldırma!.. Biz birbirimizi sevdiğimiz, ve sevmemiz gerektiği için sevelim!.. isimsiz kral |
HIZLA AKAN MIZRAK Sabahtır Alkışlar gecenin Sıcak damları sükûn yapılarıyla Aydınlatır bir ucundan Kahvaltı sofrasında çay tasını Düzgün uysal Işıklı bir de ağız Gizlice götürür hücreyi bütüne Ve akla her gelen telgraf telinde Öpüşür iki güvercin İncelmiş ve yumuşamış gagalarıyla Bu geçen mızrak Kalın kararlı Atanın değer biçilmez atıyla Kuşkusuz yolunda gerek Mızrak geçer ışığı Geçer geceyi dolduran karanlığı da C.ZARİFOĞLU |
Mâden İşçisi Kim bilir ne de zordur Yerin metrelerce altında gün Yüzü görmeden umuda kazma sallayan Bir kömür mâdeni işçisi olmak. Kim bilir ne kadar da zordur Bir grizu patlamasında Evine ekmek götürmek pahasına Canından olmuş bir mâden işçisinin Gözü yaşlı yakını olmak. Ölmek kolay da yaşamak zor zanaat. (21 Ocak 2006/ İstanbul) Timur İlikan |
Git Bana değil Uzaklara bakıyorsan Benimle değil Başkalarıyla paylaşıyorsan İçimi değil Dışımı seviyorsan Birdenbire değil Yavaş yavaş öldürüyorsan beni O zaman çek git hayatımdan. isimsiz kral |
UYUYAN GÜZEL Haziran bir gece yarısı Tenimde serin, gizemli ayışığı Altın kıyıları Nemli, baygın tütsüler yayan Dingin zirvelere Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları Usulca evrensel vadiye kanatlanan Ulaşılmaz, gizemli ayışığı... Eğiliyor biberiyeler mezarına, Zambaklar dalgalara Çürüyor suskun yıkıntılar Göğsüne sarıp gecenin sisini Çekiliyor sonsuz uykuya Lethe gibi, bak! Nehir, bile bile Uyukluyor yatağında Hiç uyanmayacakmış gibi Irene'in yazgılarıyla yattığı yerde Uyuyor tüm güzellikler! Ah, görkemli prenses! Gerçek olabilir mi- Bu pencere, kara geceye açılan? Ürkünç kımıltılar perdelerde Eğleniyor alaycı ruhlar ağaç tepesinde Sesleniyor her aralıktan Arsızca odanda dolaşan Bedensiz ruhlar, büyücüler Süslü kapağı altında gömütünün Gizlenmiş uyuyan ruhun, Uzayıp kısalıyor duvarlarda gölgeler Beyaz hayaletler gibi uçuşan... Ah, sevgili prensesim! Hiç mi korkmuyorsun? Ne rüyalar görüyorsun? Belli ki uzak denizlerden gelmişsin Küçük bahçemizin sadık ağaçlarına Ne tuhaf rengin... Giysilerin... Saçlarının uzunluğu Ve bu dayanılmaz sessizlik! Prenses uyuyor! Ah, bırakın uyusun Kutsal sığınağında Tanrı'nın, derin derin Bir kez daha kutsal kılınsın bu oda Bu yatak, melankolik, bir kez daha! Yalvarırım Tanrım, gözleri açılmadan Gömütüne hayaletler uğramadan Uyusun prensesim! Aşkım uyuyor! Ah, bırakın uyusun İncitmesin solucanlar bedenini Uyusun sonsuza dek Yaşlı ormanın loş kuytularında Açılsın yüksek kemerleri gömütünün Dağıtarak karanlığı ansızın Üzerinde işlemeli tabut örtüleri Anımsatır atalarının cenazesini Utkulu, sevinçli, huzur verici... Küçük bir kızken Taş atardı prenses Ayrıksı bir gömüt kapısına Bir yankı daha, her taşla Ürkerdi düşüncesinden bile, Günahkar çocuk, biçare! Ölünün iniltisiydi, yükselen gömütten... Edgar Allan POE |
Gitmelerim Sen de Kaldı Bir düş ağlıyordu ilk ışıklarında sabahın Bir sevda adanıyordu tan gölgelerinde Uzağım dedikçe yakınıma sokulan izdüşümlerin Parıltısı sarıyor gitme şarkılarımın eteklerini Salıncak öykülerinde pandül hayatlar misali Dinlemde yorgun zamanların arsız kuşları Sen sevda Dörtnala gelse de uzak asya’dan Diz çökmüş çaresizliğine Nazım Aranmış Can baba anason dalyanlarında Yetmedi bir de “ kaptan” sustu aşk-ı mecburiyetten Hala süregelen hükmün Yakmaktayken her sevdayı fermanlarınla Dinmek bilmeyen şehvetinin esirinde Çıkmakta yel değirmeni seferlerine gönüller Üşengeç dalga kıranların hapsindeyken terkedilişler İnmekte meyanından çığlık çığlığa arzular Kimsesizliğini duyurmak istencinde Başını bağladığım erguvan ağzı şiirler Yokluğunun sancısındayken eylül düşlerim Ne sen kaldın geride aşk Ne ben öldüm derinde Ve de gitmelerim Sen de kaldı ya Ayıpsı iç çekişle Gülmekteyim berinde ... isimsiz kral |
Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak sana bakmak suya bakmaktır sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar bahçıvanlar değil tüccarlardır sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken sana şiir yazmak ahmaklıktır bir tek söz kalır dişlerimin arasından ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır sana bakmak Allah’a inanmaktır Yılmaz Erdoğan. |
BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRİ YAZABİLİRİM Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Şöyle diyebilirim: "Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler" Gökte gece yelinin söylediği türküler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere Bakışlar sanki onu bana getirecekler Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler Budur bana verdiği acıların en sonu Sondur bu onun için yazacağım dizeler Pablo NERUDA |
Dönebilmek o dönüşü olmayan yollardan Sürekli bir aldanış bir daha bir daha Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha Çıkabilmek ve sevmek durmadan usanmadan Konuşmak Konuşmak gözlerle fısıltılarla Duymak büyülü sıcaklığını beyaz ellerin Her geçen dakika var olduğunu anlamak için Yaşamak arzu dolu dudaklarda, şarkılarla Unutmak ne varsa kötülükten yana İnmek sevilen gözlerin derinliğine Öyle mutlu, öyle sarhoş, alabildiğine Bin yıl içmek o sulardan kana kana Her gün ona koşmak dağlardan tepelerden Her yerde, her zaman onsuz edememek O en tatlı hayal, en büyük gerçek Anlarsın taşan o günlerden gecelerden Sonra bir gün o bütün karanlıkları yırtasın gelir Başını alıp gidesin gelir uzak denizlere Artık her şey boş ve yalan sevdin ya bir kere Her yerinden bir buğu halinde o yükselir Sen yoksun Artık anla yeryüzünde bir o var Onun elleri var, gözleri, dudakları Anlarsın tenin beslediği zaman toprakları Ve hala seversin zaman bitinceye kadar Yeniden var oluştur ya da bir başka türlü oluştur bu Nice aldanmalardan sonra bir aşka dönüştür bu. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Bekle Beni/Anemon Bekle beni bekle geliyorum Çiğ düşmüş tan vakti olacak Tam vakti olacak Yola çıkışım. Yalın ayak taslara basarak Dikenler batarak Pusudan kaçarak Kursun sıkarak Düşerek kalkarak Hasretinden yanarak Bekle beni bekle geliyorum. Elimde bir karanfil Mahzun, sefil Doğan güne bakarak Sevinç naraları atarak Çiğ gibi apansız Yalnız, yapayalnız Bekle geliyorum Bekle beni bekle Seni istiyorum. anemino isimli ktapdan |
BAKMADIN Karanlığa büründü çocuksu gülüşlerim Yağmurlar okşamaz oldu saçlarımı.... V e bir sonbahar akşamı,ayrılık çaldı kapımı Aslında ayrılık bile denmez,zaten ne kadar beraberdik? Ama o akşamı hiç unutmayacağım Hain bir yağmurda ıslanırken ümitlerim Çınlamaya başladı kulaklarımda ayrılık kokan sözlerin Her sözün saplanırken yüreğime bir ok misali O gece yağmur değildi gözlerimdeki Yavaş yavaş kaybolurken gözlerimden Seni unutmayacağım dedim sessiz bir çığlıkla Ve unutmadım.Belkide unutamadım. Mahvoldu günlerim hüzün düştü gecelerime Ani bir sıçrayışla bölündü bütün rüyalarım Sabahlara kadar ıslandı hayallerim gözlerimde Çok istedim herşeyi unutup toz pembe bakmayı hayata Ama tozlarında boğuldum pembe yolların O kadar çok istedim ki gülmeyi beceremedim Bir tebessümün bu kadar pahalı olduğunu bilmiyordum En büyük umudum oldu en küçük hayallerim Onlarda tükendi. Ve şimdi ağlıyorum ******* arayan bebek misali Dönüp bakmadın,yağmur değil gözlerimdeki... ............... Bahadır Ünal |
Asker Ocağında(1) Sistemler çöktü akşam şafağında, Ne psikoloji var nede moral burada, Herşeyim alt-üst olmuş artık, Kafayı yemek üzereyim asker ocağında. Yanaşık düzen eğitimi aklımdan çıkmıyor, Şafak saymıyorum çünkü zaman geçmiyor, Tek başarım sürünme,hatam olmuyor, Ömrüm yat-kalk ile geçmiş asker ocağında. Dans ederiz,dansın adı komando dansı, Vermiş Allah'ım böyle bir şansı, Bir ayrılık var Allah'ın belası, Yoksa güzel herşey asker ocağında. isimsiz kral |
ELVEDA Yolun sonunda Aslında yeni bir hayatın başlangıcında Ölümün yanıbaşındayım Mutlu ve huzurlu olsamda Korkuyorum İnan bana ölmekten değil senden ayrı olmaktan Hayat diye birşey yok Acı keder hüzün Yaşamanın bir anlamı kalmayınca Canını almak için azrail kollarını açınca Direnmeye ne gerek var Aşk kavramı önemini yitirmişken Sevmenin ne anlamı var Eninde sonunda ölüp gideceksin Hayat için çabalamanın ne anlamı var En önemlisi sen yokken Ben yaşasam kaç yazar Boşverdim dünyayı Yaşama kaygısını boşverdim Herşeyi boşverdimde Bir tek senden vazgeçemedim Uyuşturucu içmem İçenleride hiç sevmem Bağımlılıktan bırakamamktan korkarım Ama sen var ya sen Uyuşturucu gibi kanıma işledin Kanımdan bedenime bedenimden ruhuma geçtin Ve şimdi yapamıyorum Seni bırakıp gidemiyorum Ama buna mecburum Ve son olarak sana şunu söylüyorum Seni çok seviyorum... .......................... Zeynep Ertekin |
Sende Kalmış Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış. Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış. Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış. Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim, Saçlarına hasreti tanımayan hallerim, Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış. Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam, Avunabilmek için bir tavla atıyorsam, Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam, Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış. Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok. Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok. Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok. Aynalarda kendimi göresim sende kalmış. Sende kalmış umudum, saadet çağım sende, Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende, Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende, Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış. Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa, Sanki her noksanımı mecburum itirafa, Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış. Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek, Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek, Kelime-i şahadet getirmem için gerek, Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış. isimsiz kral |
Gözlerinde Müebbeti İstiyorum Gözlerinde müebbeti istiyorum En acımasız mahkemelerde yargılasınlar beni. Bedenimden yüreğimi söküp Yüreğinde nefes almak olsun suçum. Son isteğim; Darağacım, yıldızların düştüğü Saçlarının tellerinden örülsün. Yüreğinde ölmeyi istiyorum. Baharları mevsimlerden çalıp Gözlerine doldurmakla suçlasınlar beni. İnfazım, gözyaşlarında son bulsun... Çıplak yüreğime, Gözyaşlarının umut zincirlerini geçirsinler. Aldığım nefes sevdana olsun. Gözlerin güneş gibi düştüğü Gönül mapusluğunda, Ömür boyu yüreğinin müebbetini istiyorum. Gülüşlerinde erimeyi istiyorum. Yağmurların sadece gözyaşında olduğu Güneşin, hep gülüşlerinde solduğu Bir ceza istiyorum. İnfazım, gözlerinde erimek olsun. Avuçlarında solmayı diliyorum. Ömrümden vazgeçip, Senin gözlerine firardan yargılanayım. Susma hakkımı kullanıp, Gözlerinde müebbeti istiyorum İsmail Sarıgene |
Karıma Mektup Bir tanem! Son mektubunda: "Başım sızlıyor yüreğim sersem!" diyorsun. "Seni asarlarsa seni kaybedersem;" diyorsun; "yaşayamam!" Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı en fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki sevgili; zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nâzım'a! Ben, alaca karanlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim... Karım benim! İyi yürekli, altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim; ne diye yazdım sana istendiğini idamımın, daha dava ilk adımında ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın. Haydi bunlara boş ver. Bunlar uzak bir ihtimal. Paran varsa eğer bana fanila bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağrısı, Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı. Nazım Hikmet Ran |
Öylesine Git Ki Gitmemiş Gibi Gelişin gibi sessiz olsun gidişin… haydi git: ardın sıra baktığıma, her biri canımdan bin parça söken kırmızımsı güller bıraktığıma aldırmadan… acımadan perişan hâlime ve kulak asmadan gitmesin diye sessizce yalvaran kalbime… Haydi git!.. Öylesine git ki gitmemiş gibi sıcaklığın tâzeliğini korusun hep kıyıda, köşede kaldığımda ısıtacak beni Hep taze buğusu yüreğimde sevginin hiçbir şey bitmemiş gibi Hep içimde kalsın izleri Gözlerinin buğulu eylülsü rengi… Haydi git!.. Her kapı çalınışında sevineyim sen çalmışçasına, mutlulukla dolayım, seni karşılamışçasına… hasretinle dolarak hiç ayrılmamışçasına… Haydi git!.. gözlerin arkada kalmadan, vedâ etmeden ağlayarak ve ağlatmadan.. dayanacağım her ne olursa olsun sensizliğe gökler, yerler olsun şahit!.. sabrım bitmeden haydi... aklım gitmeden haydi… yoksa sen olacaksın ölümümün sebebi dayanabilirsen öylece gitmeye haydi... öylesine git ki hiç gitmemiş gibi.. Verdiysen kesinkes gitmeye karar öyle bir iz bırak ki…bitmemiş gibi 06.01.03 Kadir Karaman |
Buzullar Bile üşüyen yanıydı yüreğimin aşk titreyen yanı geldin, sardın sıcacık.. alabora olurken ümitlerim hüzün fırtınalarında, simdi kentin kıyılarında sen vardın sıcacık.. sınırlarını kim çizebilir gökyüzünün? dolu dizgin esen rüzgarı kim tutabilir? kim sığdırabilir yağmuru avuçlarına? aşktan başka! BUZULLARI BiLE ERiTiR O BAK GÖRDÜN SICACIK.. isimsiz kral </B> |
İLK Yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler Sana baktım yıllarca hep aynı özlem penceresinden Yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden Denize karsı küçüle küçüle giden evleri İnce ince karşılardın olağan karşılardın Şen dünya içinde sen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen Bahar bilgisi güneş rengi at soluğu ve sen Seni çağırıyorum geç gel ağlayan son bakireler içinden Kadınlar taş heykeller gibi gelip gecer sarı kayalardan Hangisine baksam sen kımıldar sen seslenirsin içerlerden Çekil karşımdan sultanı cariyelerde aramak körlügü diyorum Körlük güneşe ve gözlerime doğru gelen Sen bir el uzanışıyla aydınlanan yeni ay mısın Geyik resimleriyle kabarık her köşen Geyik derisinde akan ilk nehir Bir el uzanışıyla İlk sokağın ağzında kaybolursan ağlayacağım Leylaklarla akrepler gözlerine bakıp insan olurlarsa Çocuk cennetinde günahların ilkini sen işliyorsun demektir Suna Parlayan denizler gürültüsüz şiirler kapanan kapılar sana gök taşlarını getiriyorlar Seni sayıklıyor Denemesi yanlış yapılmış ilk ok s.KARAKOÇ |
Kendiliğimden şiir yazmadım Şiir yazdırttı kendini Hiçbir seviyi ben bırakmadım Seviler bıraktırttı kendini Kaçmadığıma bakmayın siz Döğüştümse namus deyip Hiçbir kavgayı ben çıkarmadım Kavgaya zorladılar beni Bu amansız yarışa kendim girmedim Soluk soluğa yarışta buldum kendimi Gönüllü katılmadım hiçbirine İstesem de istemesem de yarışa kattılar beni Biliyorum ki yazılan artık yaşanmaz Ben yazmak istemedim Yaşamak istedim sevgimi Kendileri yazdırttılar kendilerini AZİZ NESİN |
Bizimle Kalan Biz birinci çoğul kişiler Çoğul dedimse sanmayın çoğa eş Ne yandan sayılsa bir elin parmakları ancak Yani benseno, biz Bütün hırslarımızı gömdük de geldik Önce yeşil sırmalı bir küpe Sonra yıldırım karası bir çınara Dağları anlamış bir isyancı gibi Bir elimiz lâm öteki elif Haksızlık etmeyerek ekmeğe aşa, suya Yılları biriktiren sarnıca Ağıtlardan geçtik de geldik Acıyı ezerek kayrak iki taş arasında İçimize kanayarak kan(a)dıkça Omuzlarımızda kör baykuşlar Yüzümüzde hatmi ibiği Kekik vefasıyla avuşarak Kuş uçar kervan geçer evimizden Sevdanın bıraktığı yerden Sarılarak geldik birbirimize Kâh barışık kâh dargın Geriye biz kaldık yine bizden Toplanmamış döşek serkeşliği Çilingire düşmemiş kilit sessizliği Kanmadan geldik Sorusuz cevapların tamahına Üzengisiz bir at sırtında Rivayet kipinde geçmişimiz.. isimsiz kral |
ABHAZYA'M Seni düşünüyorum; Ey rüyalarımdaki cennet vatanım Sıla kokan, hasret kokan, Kaderiyle başbaşa bırakılan vatanım Seni düşünüyorum; Abhazya dağlarının yücesini, Sahillerini... Bambaşkadır ırmakların nehirlerin Ey uzaklardaki Abhazya'm Artık özgürlük türküleri okunsun Zalim düşman ayak basmasın yeşiline. Seni düşünüyorum; Kahraman şehitlerimizi düşünüyorum Vatan uğruna, millet uğruna Ne ocaklar söndü biliyorum Ey yüreğimdekki sevdam Bazen Gagra' dayım, Otel Abrasgil' de Ritsa Gölü' ndeyim bazende Son derece neşeli Agua' dayım şehit mezzarlarında Kirpiklerim ıslak gözlerim nemli Seni düşünüyorum; Ey rüyalarımdaki cennet vatanım Abhazya'm Narin HARTOKA |
Haydi gel sevgilim Uzanalım toprağın altına Çiçekler mayalansın göğsümüzde Bu akıp giden bu kör gidip yol giden Kalabalıkları bu insanları Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları Uyarmak için bir an durdurmak için Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız Ama şimdi kendimizi zorlasak da anımsayamadığımız tasarlayamadığımız o kırlangıçları Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz ? Uzansak yerin altına ve toprak olsak. ERDEM BEYAZIT |
Açmam diyor güller beklerim sewdiğimi mewsimini ben bir güle döndüm http://fc04.deviantart.com/images3/i/2004/146/1/0/Black_Baccara_rose.jpg gülde hazan döküldü bütün yapraklarım http://fc03.deviantart.com/fs7/i/2005/176/3/0/Lonely_Rose_by_Demonmiss27.jpg söyle bana yagan yağmur http://fc02.deviantart.com/fs11/i/2006/175/3/c/Raincity_by_anjelicgreen.jpg saçlarım daki karlar eriyecekmi? http://fc04.deviantart.com/fs6/i/2005/039/c/9/Kiss_From_A_Rose_by_PrincessArwen.jpg bu mewsimde gelmeyecek http://fc04.deviantart.com/fs9/i/2006/049/5/3/To_Drown_A_Rose_by_glitterdarkstar.jpg güllerim sararıp solup ölecekmi http://fc02.deviantart.com/fs12/i/2006/263/8/9/A_Rose_For_The_Dead_by_Night_Hawk77.jpg |
KAL BİRAZ DAHA
Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa? Sonra, kim aydınlatır benim gecemi, Günümü kim paylaşır? Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak, güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir. Her dizede sen olmalısın, adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık, sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime. Ben, bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir. Ruhum durmaz bedenimde, hücrelerim yaşamaz. Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm , Ölürüm gitme, kal biraz daha... KAL BİRAZ DAHA... |
Canım Sevdiğim tâ en derinindesin yanan yüreğimin, uğruna canım feda olsun,canım sevdiğim baharısın ömrümün,herşeyim sensin aşkımsın,ruhumsun, kara sevdamsın benim sevdan ruhudur,yüreğidir bedenimin en ulaşılmaz hülyamsın,yarınımsın sen nehridir sevdasız çölleşmiş yüreğimin ismini ruhuma yazdım,sana sevgimden.. isimsiz kral |
Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün önümdeki uçurumlara aldırmadan varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın o gerçekleşmeyen hayallerim. ardımda yaralı bir yürek kederli bir ömür ve yoksul anılar bırakarak çekip gidiyorum sevdiğim hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı hoşçakal |
| Saat: 15:10 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık