MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

kambis 10 Ekim 2007 05:03

YARIM KALAN


SEN BENİM SEVİNÇLERİM,

GÜLÜŞLERİMDE YARIM KALMIŞ.

GÜLEMEDİĞİM DOYASIYA,ÇOCUKCA.

YAŞIYAMADIĞIM SERE SERPE.



YAŞANABİLECEK BİR ÖMRE BEDEL

AMA SANİYELERE SIĞDIRILMIŞ

TADINI ALAMADIĞIM MUTLULUKLARIM.

TADI DAMAĞIMDA KALANIM.



SEN HİÇ BİTMEYEN HASRETİM;

İNANAMADIĞIM BİR TÜRLÜ YOKLUĞUNA.

KARA HABER MİSALİ.

YEMEN AĞITLARINDAKİ GİBİ:

GELMESEN BİLE HEP BEKLEDİĞİM.

GELİR DİYE GÖZLENENİM.



İSYANIM, GÜNAHA GİRECEK KADAR.

TANRIYA BAŞ KALDIRMAM.

OLUR MU BÖYLE KEDER?

KADERSİZLİK KOYDUM ADINI

OLUR MU BÖYLE KADER?



ISLAKLIĞI KALMIŞ DUDAKLARIMDA,

KANAKANA İÇEMEDİĞİM,ABIHAYATIM.

SUSUZLUĞUM HİÇ BİTMEYEN.

VE PAYLAŞAMADIĞIM

KALABALIKLAR İÇİNDE,TEK BAŞINA

YANLIZLIĞIM HİÇ GİTMEYEN.



GÜLÜŞLERİMDE SAKLI ACILARIM.

HERKESİN GÖRDÜĞÜ,BİLMEDİĞİ KİMSENİN.

ANLATAMADIĞIM KELİMELERLE

KANAYAN İÇİN İÇİN

BANA VERDİĞİN TEK ŞEY İSTEMEDEN

ADINI KADERSİZLİK KOYDUM YA

KATLANIRIM SENİN İÇİN.

03.07.07.

Yadigar malko


recruit87 10 Ekim 2007 05:41

SEVİNÇSİZ ANILAR

Ölümüm kandil olacak,
Akşamlar akşamlar akşamlar olacak
Ben bu acılı baloda
Maskesini yitirmiş seferi şair
Ben inançsız yolcu
Bütün istasyonlarda
Kanlı rütbeler takılacak omuzuma
Bir kuşluk vakti dalgın atların hıncını düşünürken
Sen "Yalnızlığın bahçesini sulamış olacaksın"
Ve gidiyorum...
Dudaklarımda bir nergis tadı
Bak, kar izleri örttü bile,
Kendini iyi koru, bu kış çok uzun sürebilir.
Anılarım tutkularıma bağlıydı bilirsin
Artık pişmanlık olsa da olur olmasa da.
Ne olursun sen hep böyle kal
Varsın ellerim ellerinsiz kalsın.
"Ölümüm kandil olacak,
akşamlar akşamlar akşamlar olacak..."


Cezmi Ersöz



CaNaRY 10 Ekim 2007 06:13

...Utansın...
Bir ömür adadım sana sultanım.
Gönülde cennetim, dünyada han’ım
Yaradandan sonra mevkiim, makamım,
Kokunu çalarsa rüzgar utansın..

Duygu sellerinde bendi tutansın,
Kitabım, inancım gibi kutsalsın,
Sevda buketinde gerçek goncasın,
Seni incitmişse yürek utansın..

Sakınırım seni kitabım gibi,
Sevgin en samimî hitabım gibi,
Kalbi sarmalayan kaburgam gibi,
Sakınmazsa seni, ruhum utansın..

Sır olup dolaştım arzın üstünde,
İlahi sanatın yonttuğu büstte,
Kimse dokunduysa ya da öptüyse,
Başka el değdiyse beden utansın..

Senden baskasından aldıysam koku,
Kahreder kuşkunun en hafif şoku..
İstersen yarayım kalbimi oku,
Rastlarsan bir ize, gönül utansın..
( Ahmet Günbay YILDIZ )


nünü 10 Ekim 2007 12:08

Gözlerinle Sevebildin mi

Sen bir kadını,
Gözlerinle sevebildin mi?
Dokunmadan,
Kırpışan kirpiklerinde nemlenmiş bulutları
Rüzgarına katıp,
Islanmış dudaklarında gezdirebildin mi?
Akşamları her çöküşünde içine bir hüzün,
Hatırladığın oldu mu
Yanaklarından süzülen damlaları?
Okşarmış gibi onu,
Çok uzaklardan yüreğinin kafesinde var olabildin mi?
Bir kadına verilebilecek en güzel lezzeti,
Tenini sağarmış gibi incitmeden
Ona yaşatabildin mi?
Gecenin bir vaktinde
....Ve en arzulanan o anda,
Ağlayışlarında bulundun mu?
Kulağına 'Seninim' diye fısıldayan
Bir kadın,
Gözlerinde salkım salkım dökülen
Bir sevda çiçeği gibi açtı mı hiç sana? ...

Ali Arslan


yüksel2 10 Ekim 2007 22:26

Sanma şahım |sen herkesi |sadıkane |yar olur.
Sen herkesi |dost mu bildin |belki ol | ağyar olur.
Sadıkane |belki ol |alemde |gülzar olur.
Yar olur |ağyar olur |gülzar olur |yar olur.

YAVUZ SULTAN SELİM

Padişahtan benzersiz bir şiir yana ve aşşağıya ne kadar güzel bir düzen


arwen 11 Ekim 2007 05:27

Aradan geçen yıllara inat birleşirken ellerimiz
Yüreğimizde kocaman sevgimiz, gözlerimizde korkularımız vardı
Sevgiye mi kapılıp gitmeliyiz, yoksa korkularımıza mı yenik düşmeliyiz
Söyle sevgili ne yapmalıyız biz…

Ya yine yaşanırsa geçmişteki acılarımız
Gönül yaramız kanarsa ne yaparız
Söz verebilecek miyiz birbirimize mutluluğa dair
Söyle sevgili ne yaşayacağız biz…

Hatıralar geçerken usumdan, gözlerimdeki yaşı silemedim
Akan gözyaşlarımızı dindirebilecek miyiz?
Ellerimizin ve yüreklerimizin kenetlendiği yerde
Söyle sevgili geçmişi unutabilecek miyiz biz…

Yılların eskitemediği bir sevda bizimkisi
Onca zamana ve yaşanmışlıklara inat, “birbirimize ait’iz” diyebiliyorsak
Karşılaştığımızda yüreğimiz ilk günkü gibi titreyebiliyorsa
Çok büyük sevda bizimkisi
Söyle sevgili sevdamızı yaşayabilecek miyiz biz…


gökez doğangönül


KENCISii 11 Ekim 2007 10:51

Ölüme Yakin
Aksamüstüne dogru, kis vakti;
Bir hasta odasinin penceresinde;
Yalniz bende degil yalnizlik hali;
Deniz de karanlik, gökyüzü de;
Bir acayip, kuslarin hali.

Bakma fakirmisim, kimsesizmisim;
- Aksamüstüne dogru, kis vakti -
Benim de sevdalar geçti basimdan.
Söhretmis, kadinmis, para hirsiymis;
Zamanla anliyor insan dünyayi.

Olürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük su fani dünyada
Kötülükten gayri?

Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Söhretmis, kadinmis, para hirsiymis,
Hepsini unuturuz...

mikail.kartal


estudiantes 11 Ekim 2007 22:49

Sen Gittin Ya
Ask bana hasret kaldı
Senle dolu şu kalbimde
Yollar adımlarımı saydı
Bir bir
Hasretinle dole her gece



Sen gittin ya
Aynalara küstüm
Çünkü sen yoktun gözlerimde
Uykulara küstüm
Rüyamda sen yoktun yine


Sen gittin ya
Dilimde şiir oldu ismin
Bilmeden
Gözlerimde resmin oldu
Çizmeden
Aklımda hayalin kaldi
Gitmeyen
İçimde sevgin kaldı
Bitmeyen



Şimdi sen gittin ya..
Giderken bende ÖLDÜM..
BiR BiLsen...

HAKAN CENGAY.


arwen 11 Ekim 2007 23:30

Söyle bana söylenmemiş sözlerini
Gözlerimi kapayınca görmeliyim
Açıkken gözlerim, göremediklerimi
Varlığımın hiçbir anlamı yoksa eğer
Yokluğum ürkütmemeli seni.


ismail korkmaz


estudiantes 11 Ekim 2007 23:50

Daha Sana Dokunamadım BileBu küçük odanın her yerini doldurdum seninle. Her eşyada sen varsın. Yılların hüznünü solumuş duvarları ilk defa neşeyle tanıştırıyorsun. Bu yüzden seni o kadar çok seviyorlar ki onlar… Seninle olabilmek için her daim beni de bırakmıyorlar. Biliyorlar çünkü senin bende olduğunu. İçimin bir parçası olduğunu… Ve bana da seviniyorlar biliyorum. Bazen çehreni bana göstermek için çırpınıyorlar. Hüzünle baş başa olduğumu anladıkları an seferber ediyorlar seni. Sanki yılların hüznünü taşımak yormamış onları. O yaşlı kapı bile hep kapalı artık senle beni odada baş başa bırakmak için.

Aşk denen şey bu olmalı. Küçük odada her şeye resmini çizebilmek… Ve işte bu küçük odada yaşayabilmek kocaman hayalleri. Tutup düşleri elinden her gece sana getirmek… Bak yine sendeyim umutlarımla. Onlara seni anlatıyorum. Seni gösterip, işte bu, sizi yaşatan diyorum. Bir anda sıyrılıyorum tüm geçmişimden. Dalıyorum hiç korkmadan engin denizlerine. Oysa yüzme bilmiyorum ben. Sen tutuyorsun elimden, korkma diyorsun, korkma! Korkmuyorum, sahiden korkmuyorum sevgili. Sözlerin yüreğime nefes gibi doluyor, gözlerin ufkumu açıyor. Güç veriyorsun bana. Yüzüyorum yüzüyorum yorulmuyorum.

Yıldızlar geldi yine yanı başıma. Seni anlatıyorum. Tebessüm ediyorlar. Huşu içinde dinliyorlar. Her gece anlatıyorum her gece dinliyorlar. Bıkmadan. Bir serap gibi girişin içime… Sonra ete kemiğe bürünen sen… Gözlerinin içine dalıyorum. Çılgınca koşuyorum, durup dinlenmeden varmak istiyorum vatanıma. Tüm engelleri kaldırıyorsun önümden. Canımın ta içine işliyorsun. Seni seviyorum diyorum, içim titriyor.

Hiç bu kadar dolu olmamıştı bu iki kelime. “Seni seviyorum.” Sanki yüreğimden kopuyor bir parça dilime taşınıyor, ordan sana. Bir daha söylüyorum, bir daha. Her söylediğimde hissediyorum yüreğimin ılık ılık dolduğunu senle. Aşk denen şey bu olmalı işte. Sustuğunda bile gözlerin anlattığı şey.

Sevişmelerimiz geliyor aklıma. Dudağında yakıyorum kendimi. Atıyorum alevlere. O an sanki dünyanın tüm rengi siliniyor. Her şey yok oluyor. Tek seni görüyorum, seni hissediyorum ve seni yaşıyorum. Başka hiçbir şey kalmıyor bende. Her şeyi yoluna seriyorum. Yüreğimi vermişim sana, aklımı da bırakıyorum. Fısıldıyorum seni ne çok sevdiğimi ama sonra susuyorum hep, sen de susuyorsun. Oysa ne çok şey söylüyor suskunluğumuz. Karaya vuran dalgalar gibi vuruyor içime içime sessizlik…

Aşk bu olmalı. Aniden uyanmak uykudan ve bilmek o anda çok uzaklarda adının söylendiğini. Çok uzaklarda olduğunda bile duyabilmek seni… Aynı anda kelimeleri çarpıştırmak ve gülümsemeyle susmak… Aynı şeyi düşündük yine. Seni seviyorum.

Ama daha sana dokunamadım bile…

ERKAN AYRANCI.


arwen 11 Ekim 2007 23:57

Saçların rüzgârdır, gözlerin alev,
Tutuştu yanıyor tenim bu akşam.
Yüreğimi saran yangın içinde,
Çağlayanlar kadar şenim bu akşam..

Dinleyin, kadere isyân edenler,
Gelsin aşkı görsün yalan diyenler,
Duysun sevincimi bütün sevenler,
İzmir sokakları benim bu akşam…



tekin para


arwen 12 Ekim 2007 01:46

Diclenin Sesi Olan Sesedir]

Yazın dibinde bir gün
bedeninde yarım yaşamak kükreyişler
kavgalar getirmişti bir adam.. tarlasında talan

dünyanın mavi kalan yüzünden
güneş kaçkını çocuklarla günü aydınlardan
umarsız göçebesi gibiydik.. düşlerimizi yola vurmadan

merhabalarla mı yayılıyordu uğurlanmalara ne
kentlerin bütün köprüleriyle kanıyorduk sokaklarına
oysa ağıtlarımızla selamlanırdık.. yürek sunaklarımızdan

kendi benliğindeydi soluksuzdu gecelerimiz
kara tüneller ortasında yüklenmiştik gölgelerimizi
sislerin ustasıymışçasına elleriyle katran bulaşığıydı adam;
dağların ayaklarından söz ediyordu, ayaklarımızın üstündeki dağlardan!


Ben yokum mesela sen varsan;
işte benim dışım diyordu fısıldayarak
çiçeklerdir.. mutluluğun ayak izlerinden kalan

boy aynasından uçarı sevdaların
koparken delişmen ölümlerin akşamları
düşlerimize iniyordu adam.. aynaların ardından;

bıyıksız burkulmuş ziyadesiyle ayrılıklara
türküler uzatıyordu karanfil açarmışçasına onurlu
oysa, yalatmalıydık nefeslerimizi koparıp aynanın sırrından:

ölü yıkayıcılar, sırıtıyordu musalla taşlarında
mum alevinde eriyendi, mührümüzdü bedenimiz
maskelerimizin yanığıyla yüzünü buruşturuyordu adam
ilk gelmesini istediği suretlerimizi.. bulamıyorduk çıkınından!


Yazgılarında uğuldayan bütün inanlara
iyilikler adına bir sövgü yaktığımızda mushaflara
budala aşklar mühürlüyordu adam.. çoğul oynaşmaların sancısından;

zamanın meskenlerini oyalarken ölüm
körelmiş yüreklerle göğsümüzü yarandı kadınlar
duvar örüyordu yırtık utanç hükümleri.. apış aramızdan

sağalmış yaraların mahşer kapıcılarına
sahte şiirler gibi ezberletmiştik adlarımızı
korkar olmuştuk inandıkça suçsuz olduğumuza
nöbetleşe tutulan sancıların kasıklarındaki kargılardan

yağmurla birlik sığınamayacaktık hiçbir günaha
miladından sonra bile kimse kaçamayacaktı adından
ne uzayan ebemkuşağına ne leyleklerin babacanlığına
gözler kondurulamayacaktı sevgililere.. göğün dibine dalan;

ateş fışkırır sandığımız dudaklarımızlaydı adam
anımsansın istediği gülümsemeleri sırtlanıp gidecekse
ürküsüydük tarlamızda buğdayın, tırpan savurmanın aşklarımızdan.

M.Mustafa USLU


arwen 13 Ekim 2007 00:14

Yokluğunun devamı yok be sevgili
Tıkanıyor sözler
Hikayeler boğuyor insanı
Ödenmesi gereken bedeller kime kaldı ki?
Her tarafımdan acı akıyor
Bugün hayat dediğim şeyin savruluşuna yakalanıyorum
Zayıf kanatlarım kanıyor.


ismet baygın


Misafir 13 Ekim 2007 21:30

İlk



İlk sen oldun hep,
İlkelerim sende.
İlk göz ağrımsın hepsinin ötesinde.

İlk çocukluğum oyun bahçende,
İlk gençliğim kızaran yanaklarla girdiğim yüreğine,
İlk ihtiyarlığım; hem de bir gecede.

İlk güneş tutulmam, med-cezirim,
İlk tedirginliğim, gelgitlerim.
İlk asmam okulu, ilk asılmam darağaçlarında,
İlk savruluşum hayal rüzgarlarında.

İlk bahanem hastayım diye
İlk dışarı çıkmayışım.
İlk şahanem aşığım diye
İlk içeri girmeyişim.

İlk ayak ayaküstüne atıp,
İlk içime çekişim seni.
İlk kahramanı hissedişim kendimi romanlarda,
İlk hiç kimseliğim sensizlik konulu rüyalarımda.

İlk afetim, ilk depremim;
İlk sarsılışım, ilk toparlanışım.
İlk kaçırışım otobüsü, ilk dalışım duraklarda.
İlk kaybedişim,
İlk arayışım seni uzaklarda

İlk kavruluşum şubat ayazlarında.
İlk titreyişim, ürperişim temmuzlarda.
İlk senle yatışım,
İlk sensiz uyanışım sabahlara.

İlk kayboluşum bildiğim adreslerde,
İlk buluşum kendimi geldiğin köşelerde.
İlk kumarım, kaybedişim;
İlk akıllanmayışım belki kazanırım diye.

İlk meyhane açışım sabahın köründe,
İlk kadeh fırlatışım gecenin on birinde.

İlk aldatışım, yalan söyleyişim arkadaşlarıma,
İlk ihanetim büyüdüm diye oyuncaklarıma.
İlk atlıkarıncam, uçan balonum,
İlk şişirmeyişim ilk kaybetme korkum.

İlk seslenişim bir hayale,
İlk başvurmayışım oyunlarda hileye.
İlk ebe oluşum,
İlk sobelenişim hem de bile bile
İlk parçalanışım atom misali,
İlk delişim fizik kurallarını senin olayım diye.
İlk yumuşaklığım kuş tüyü,
İlk sen uzanırsın diye.
İlk sertliğim, oynayışım kötüyü sana zarar gelir diye.

İlk borç isteyişim önüme gelenden,
İlk çırpınışım seni sinemaya götüreyim diye.
İlk askerliğim, ilk teskere alışım elinden.

İlk asiliğim;
İlk başkaldırışım sıradan sevdalara.
İlk yargılanışım, ilk beraatim.
İlk itirazım beraatime,
İlk hüküm giyişim kendi kendime.

İlk ütülenişi yüreğimin bayram sabahlarına,
İlk çıkarılışım saklandığım sandıklardan,
İlk unutuluşum hatırlanmamacasına sandıklarda.

İlk sen oldun hep,
İlkelerim sende.
İlk göz ağrımsın hepsinin ötesinde.


isimsiz kral


arwen 14 Ekim 2007 04:08

ay ışığından taçlar takardım
gecelerde saçıma…
sevdanın sultanıydım ben
sen gönül sarayımın padişahı..
ki gözlerini ay ışığım seçmiştim...
her gece bakıyorum hala o ay’a...
aynı gezegendeyiz ya..
belki buluşur gözlerimiz
masal dağının ardında..
yıldızlar şahit,gözlerimdeki
pul pul olmuş damlalara
elimi uzatsam,sana değecekmiş sanırlar hala.
geceleri ne çok severim bilirsin...
sen her gece yokluğunla düşlerime gelirsin..


cemile aydın


Misafir 14 Ekim 2007 12:53

Deryam Bi Ateş Gönlümde



D illere düşmüşüm dikenli yürekler kanatmış ruhumu
E llerimde sevdam pusulam geliyorum O'na doğru
R üzgarda kokusu içime doluyor her solukta Gülümün
Y anında olsam amade emrine her günü ömrümün
A ma kader aşka düşenleri karşılar çile buketleriyle
M ahrum eder beni de avunurum ceylanımın hayaliyle
B ir gurbet dar gelir bin diyara duyurur beni hasretin
İ smini anmaktan harap yorgun kanar dudaklarım
A llah'ın verdiği en büyük nimet senin beni yakan ateşin
T esellisi yar sende hem zehirimsin hem de dermanım
E fkarlanır güneş gözlerinin buğusu perdeledikçe zihnimi
Ş avkın vurur geceme ay çekemez senin güzelliğini
G iden ben değilim sadece beden gizli canım cananda
O da yaşıyorsa mutlu ben divane de onun kulu
N e var ki vuslat beklenilen geceler uzun sarılmadıkça
L eyla bile kıskanır çekemez seni ey güzel ahu
Ü zülme bebeğim tasalanma geçmiş aşkların hicranından
M adem sevmişim bırakamam seni bu dünyada kavuşmadan
D önsün alem dönsün diller sen benimsin her akşam
E lbet eğer gidersem ben ölmüşüm ayrılığın ardından.


isimsiz kral


*JANSET* 14 Ekim 2007 22:44

Beni Tutukla Sevgili

Bu gün binbir hüzün vurdum
Bu gün katiliyim sensizliğin
İtiraf ediyorum
Tutukla beni.....
Ellerimi ellerine kelepçele
Bıraktım,
Tutuklu kalsın gözlerim gözlerinde
Nasılsa
Sende yıllardır suç ortağımsın benim
Sakladın beni,yıllardır yüreğinde
Birlikte sevdik
Birlikte vardık can olmanın tadına
Ne Dünyalar kurduk birlikte
Ne zindanlar yıktık verip gönül gönüle
Ne düşler döndürdük gerçeğe
Bu gün tanığıyim
Ve de sanığıyim sana vurulmanın
Bu gün beni tutukla
Koy can evine
Sende bir ömür sürmeye
Cezam senden olsun, razıyım
Dünden razıym hemde
Hadi artık,bekletme daha fazla
Gözlerini gözlerime resmet
Ellerini ellerime kelepçele
Ve suss!
Sadece yüreğinin sesini dinle
Sende kalsın yüreğim.
Unutma sakın seni sevdiğimi
Sevda ateşlerinde erir her tür kelepçe
Beni acilen tutukla
Sende erimek istiyorum.....

alıntı


yüksel2 14 Ekim 2007 23:13


Dünyada akLa değer veren yok madem.
Aklı az olanın parası çok madem.
Getir şu şaraby, alsın aklımızı
Belki böyle beğenir bizi eLaLem..Ömer Hayyam


Misafir 15 Ekim 2007 00:20

KENDİME ÖĞÜT
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Uslanma hiç hep deli kal
Büyüme sakın çocuk kal
Es deli deli böyle kal
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savrula kal
Suçüstü bulmalı ölüm
Ölürken de sevdalı kal ...
aziz nesin


yüksel2 15 Ekim 2007 19:16

SON AŞIK

Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,
Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene
Ak düşünce saçların kumral rengine
Kollarında son aşıkın ben olacağım.
Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,
Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...
O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?

Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar ...
O gün bana yalaşırken ey ilahi yar,
Esirgeme gözlerimden bir son buseni,

Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,
Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni!
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL


Sedef 21 15 Ekim 2007 19:18

Bağrımda Açan Gül

Bağrıma bir acı olup yerleştin

Gözlerindeki anlamı

Hareketlerindeki anlamları

Biliyorum

İçindeki fırtınaları okuyabiliyorum

Yaşadığın içinde yaşattığın duygularını biliyorum

Güzel gözlü kız

Beni sevdiğini biliyorum

Beni sevdiğini biliyorum

Sana kalbimi ruhumu

Tüm saf duygularımı

Açmak isterdim

Açamam bilmediğin acılarıma cefalarım

Çilelerim var

Hayatta kalmak istemediğimi bilmiyorsun

Hayatta kalmak istemiyorum

Yaşamak istememe sebeplerimi bilmiyorsun

Seni zayıf ve güçsüz yanlarımın yaratacağı sıkıntılara sürüklemek

İstemiyorum

Yüzün kadar ruhun da mahsum

Kalbin kadar gözlerinde güzel

Seni tüm saflığınla ve güzelliklerinle

Acılarıma çekmek istemiyorum

Güzelim şunu da itiraf etmem gerekiyor

Sana aşık oldum

Seni seviyorum

Tüm acılarımın yarattığı pusu biraz olsun azalttın

Hayata biraz umutla bakmamı sağladın

Yüzündeki güzel gülümse ruhuma uzun bir aradan sonra

Huzuru yaşattı.

Güzel kız seni seviyorum

Ama hayata karşı olan güvensizliğim elimi bağlıyor

Sana doğru uzatmama engel…

Yakın bir zamanda defalarca ölümün kıyısından dönüşümün

Yaraları henüz iyilşemedi sana doğru adım atmama engel

Tüm yazdıklarım ve yazamadığım

Acılarıma inat seni seviyorum



Yüreğinle acılarıma ortak olabileceğine

İnanıyorsan

Beni hayatta tutmayı başarabileceğine inanıyorsan

Kalbim sana açık

Kırpıp durduğun gözlerindeki huzur verici ışığınla

Vücudunda oluşan heyecanlarla

Ruhundaki saflığınla

Seni bekliyorum

Bana bir adım atmanı bekliyorum

Güzel kız seni acılara sürüklemekten korkuyorum

Gel ve beni bu korkulardan kurtar

Hayata bağlanmamı sağla

Aşkınla güzel yüzünle

Gel seni bekliyorum

Seni inanamayacağın

Kadar çok seviyorum.

Kalbim sana açık

Her zerre acıma inat

Her kindar yaralarıma

İnat seni seviyorum.


Ahmet Doğru


yüksel2 15 Ekim 2007 19:42

HAMD U SENA

Ne var ki mevcûd ise âlemde, güzel, doğru, iyi;
Arayan fikri, bulan râhu, seven sevgiliyi
Bize bahşetmiş olan Hazret-i Rahmân'a şükür.

O büyük Rabb'e şükürler ki, ayak bastığımız
Yeri halketti barınsın diyerek varlığımız;
Ve yer üstünde hayâlin cereyânınca uzun,

O büyük Rab ki, ışıklar yakıyor göklerde,
Lûtfunun feyzini, görsün diye insan yerde;
En büyük nîmete hamd, en küçük ihsâna şükür.

O büyük Rab ki, ufuklar boyu nîmetlerini,
Hüsn ü an, reng ü füsun, aşk ü cünûn mahşerini
Gayrı kâfi görerek sevdiği biz kullarına
Şimdiden vâdediyor başka bir âlem yarına;
Mâ-i Tesnîm'e şükür, Ravza-i Rıdvân'a şükür.

O ki, sedâsına yandıkça bütün mahlûkat,
Arş-ı Alâ'da Ezel kasrına çıkmış yedi kat,
Geriyor hüsn-i ilâhîsine atlas perde...
En güzel vuslatı tattırmak için mahşerde
Bize, gündüz gece, zehrettiği hicrâna şükür.
F.N.Ç.


yüksel2 16 Ekim 2007 20:14

ÇEŞMELER

I.

Benim yalnızlığımdan
Damıtılmış çeşmeler
Kurumuş unutulmuş
Ceşmelerin akışıyım
İnsanlık içinde

Ay görmez onları onlar ayı görür
Aydan haberlidirler
Söylediklerinin çoğu
Ay hakkındadır
Aya dair
Ayın tarihine ait

Fındıklılı Mehmet Ağa
Çeşmesi
Silahtar Tarihinin yazarı
Yenilmez karpuzlar
Acı salatalıklar yıkamıştım suyunda
İçilmez
Bozuk suyunda
Gece yarısı
Ayışığında
Yaz ay ve ben
Silinmeye yüz tutmuş yazı
Ölümü hecelemiştik
Ortalığı dolduran sesinde
Ta... aşağılarda olan yatıra
Bir türkü söylüyordu
Ölüm ötesinde açmış
Menekşeler kimliğinde

Ölüydü insanlar
Yalnız yaşıyordu o yatır
Ve o çeşme
Ben de
Sıratı andıran bir çizgide
Soluyordum devrildim devrileceğimi
Hayatı ve ölümü birlikte
Aynı geçmezlik ve değişmezlikte
Aynı yenilik ve tazelikte
Ürpererek geçiyordu yarasalar
Uzaklardan
Beyoğlu'nu bir telgraf gibi
İleterek birbirine
S.KARAKOÇ


Misafir 17 Ekim 2007 09:53

Yeniden

Ahududu reçelim
Dut pestili gülüşüne
Çok susadı yüreğim!..
Yediveren tomurcuğu
yanaklarında eriyen kaybolan…
geçtiğin yollarda açılmak için
çan atan çiçek benim!..

Yırtmak istiyorum
ayrılıktan yıpranan kozamı
ipekböceği ömrü kadar..
bir mutluluk için!..
gel el ele verelim!..
Tek başına tat vermiyor…
Yoksunluğun şarabından içmek…
gel yine berâber içelim!..
gülleri kıskandıran sevdâmızı
yeniden ezber edelim!
Yeniden yazsın rüzgarlar adımızı
Göklere, bulutlara
resmimizi çizsin dağlara!..
Yeniden düşler ülkesine
hayâller diyarına gidelim!..

Gülsuyu rengi gözlerinde
kendimi kaybettiğim
bilinmesin, söyleme kimseye!..
ne olup bittiğini yalnızca biz bilelim!..
Kara üzüm pekmezi bakışların
öksüz kalmış resimlerimin tek tesellisi!..
Hatıralarımı özlem emzikleriyle beslediğim
dedikodusu yayılmış her tarafa
deme sakın, yayan değilim!..
Yüreğini damıttığı
rafineri demişler gözlerine!..
Desinler, mühim değil!..
Kıskansınlar, aldırma!..
Biz birbirimizi sevdiğimiz,
ve sevmemiz gerektiği için sevelim!..

isimsiz kral


yüksel2 17 Ekim 2007 23:02

HIZLA AKAN MIZRAK

Sabahtır
Alkışlar gecenin
Sıcak damları sükûn yapılarıyla
Aydınlatır bir ucundan
Kahvaltı sofrasında çay tasını

Düzgün uysal Işıklı bir de ağız
Gizlice götürür hücreyi bütüne
Ve akla her gelen telgraf telinde
Öpüşür iki güvercin
İncelmiş ve yumuşamış gagalarıyla

Bu geçen mızrak
Kalın kararlı
Atanın değer biçilmez atıyla
Kuşkusuz yolunda gerek

Mızrak geçer ışığı
Geçer geceyi dolduran karanlığı da
C.ZARİFOĞLU


Sedef 21 18 Ekim 2007 01:13

Mâden İşçisi

Kim bilir ne de zordur
Yerin metrelerce altında gün
Yüzü görmeden umuda kazma sallayan
Bir kömür mâdeni işçisi olmak.
Kim bilir ne kadar da zordur
Bir grizu patlamasında
Evine ekmek götürmek pahasına
Canından olmuş bir mâden işçisinin
Gözü yaşlı yakını olmak.
Ölmek kolay da yaşamak zor zanaat.

(21 Ocak 2006/ İstanbul)

Timur İlikan


Misafir 18 Ekim 2007 10:19

Git




Bana değil
Uzaklara bakıyorsan
Benimle değil
Başkalarıyla paylaşıyorsan
İçimi değil
Dışımı seviyorsan
Birdenbire değil
Yavaş yavaş öldürüyorsan beni
O zaman çek git hayatımdan.



isimsiz kral


diabloazul 18 Ekim 2007 12:00


UYUYAN GÜZEL
Haziran bir gece yarısı
Tenimde serin, gizemli ayışığı
Altın kıyıları
Nemli, baygın tütsüler yayan
Dingin zirvelere
Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları
Usulca evrensel vadiye kanatlanan
Ulaşılmaz, gizemli ayışığı...

Eğiliyor biberiyeler mezarına,
Zambaklar dalgalara
Çürüyor suskun yıkıntılar
Göğsüne sarıp gecenin sisini
Çekiliyor sonsuz uykuya
Lethe gibi, bak! Nehir, bile bile
Uyukluyor yatağında
Hiç uyanmayacakmış gibi
Irene'in yazgılarıyla yattığı yerde
Uyuyor tüm güzellikler!

Ah, görkemli prenses! Gerçek olabilir mi-
Bu pencere, kara geceye açılan?
Ürkünç kımıltılar perdelerde
Eğleniyor alaycı ruhlar ağaç tepesinde
Sesleniyor her aralıktan
Arsızca odanda dolaşan
Bedensiz ruhlar, büyücüler
Süslü kapağı altında gömütünün
Gizlenmiş uyuyan ruhun,
Uzayıp kısalıyor duvarlarda gölgeler
Beyaz hayaletler gibi uçuşan...

Ah, sevgili prensesim! Hiç mi korkmuyorsun?
Ne rüyalar görüyorsun?
Belli ki uzak denizlerden gelmişsin
Küçük bahçemizin sadık ağaçlarına
Ne tuhaf rengin... Giysilerin...
Saçlarının uzunluğu
Ve bu dayanılmaz sessizlik!

Prenses uyuyor! Ah, bırakın uyusun
Kutsal sığınağında Tanrı'nın, derin derin
Bir kez daha kutsal kılınsın bu oda
Bu yatak, melankolik, bir kez daha!
Yalvarırım Tanrım, gözleri açılmadan
Gömütüne hayaletler uğramadan
Uyusun prensesim!

Aşkım uyuyor! Ah, bırakın uyusun
İncitmesin solucanlar bedenini
Uyusun sonsuza dek
Yaşlı ormanın loş kuytularında
Açılsın yüksek kemerleri gömütünün
Dağıtarak karanlığı ansızın
Üzerinde işlemeli tabut örtüleri
Anımsatır atalarının cenazesini
Utkulu, sevinçli, huzur verici...

Küçük bir kızken
Taş atardı prenses
Ayrıksı bir gömüt kapısına
Bir yankı daha, her taşla
Ürkerdi düşüncesinden bile,
Günahkar çocuk, biçare!
Ölünün iniltisiydi, yükselen gömütten...

Edgar Allan POE


Misafir 19 Ekim 2007 12:10

Gitmelerim Sen de Kaldı




Bir düş ağlıyordu ilk ışıklarında sabahın
Bir sevda adanıyordu tan gölgelerinde


Uzağım dedikçe yakınıma sokulan izdüşümlerin
Parıltısı sarıyor gitme şarkılarımın eteklerini
Salıncak öykülerinde pandül hayatlar misali
Dinlemde yorgun zamanların arsız kuşları

Sen sevda

Dörtnala gelse de uzak asya’dan
Diz çökmüş çaresizliğine Nazım
Aranmış Can baba anason dalyanlarında
Yetmedi bir de “ kaptan” sustu aşk-ı mecburiyetten

Hala süregelen hükmün
Yakmaktayken her sevdayı fermanlarınla
Dinmek bilmeyen şehvetinin esirinde
Çıkmakta yel değirmeni seferlerine gönüller

Üşengeç dalga kıranların hapsindeyken terkedilişler
İnmekte meyanından çığlık çığlığa arzular

Kimsesizliğini duyurmak istencinde
Başını bağladığım erguvan ağzı şiirler

Yokluğunun sancısındayken eylül düşlerim

Ne sen kaldın geride aşk
Ne ben öldüm derinde


Ve de gitmelerim
Sen de kaldı ya


Ayıpsı iç çekişle

Gülmekteyim berinde ...

isimsiz kral


nünü 20 Ekim 2007 11:28

Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak

sana bakmak suya bakmaktır
sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır

sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır
sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak
sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak Allah’a inanmaktır

Yılmaz Erdoğan.


diabloazul 20 Ekim 2007 11:45



BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRİ YAZABİLİRİM
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim

Şöyle diyebilirim: "Gece yıldızlardaydı
Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler"

Gökte gece yelinin söylediği türküler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler

Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler

Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler

Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler

Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler

Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
Bakışlar sanki onu bana getirecekler

Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler

Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için
Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler

Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler

Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever
Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer

Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler

Budur bana verdiği acıların en sonu
Sondur bu onun için yazacağım dizeler

Pablo NERUDA


LaDymm 20 Ekim 2007 20:01

Dönebilmek o dönüşü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanış bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çıkabilmek ve sevmek durmadan usanmadan

Konuşmak Konuşmak gözlerle fısıltılarla
Duymak büyülü sıcaklığını beyaz ellerin
Her geçen dakika var olduğunu anlamak için
Yaşamak arzu dolu dudaklarda, şarkılarla

Unutmak ne varsa kötülükten yana
İnmek sevilen gözlerin derinliğine
Öyle mutlu, öyle sarhoş, alabildiğine
Bin yıl içmek o sulardan kana kana

Her gün ona koşmak dağlardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatlı hayal, en büyük gerçek
Anlarsın taşan o günlerden gecelerden

Sonra bir gün o bütün karanlıkları yırtasın gelir
Başını alıp gidesin gelir uzak denizlere
Artık her şey boş ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir buğu halinde o yükselir

Sen yoksun Artık anla yeryüzünde bir o var
Onun elleri var, gözleri, dudakları
Anlarsın tenin beslediği zaman toprakları
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar

Yeniden var oluştur ya da bir başka türlü oluştur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aşka dönüştür bu.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Misafir 21 Ekim 2007 09:59

Bekle Beni/Anemon



Bekle beni bekle geliyorum
Çiğ düşmüş tan vakti olacak
Tam vakti olacak
Yola çıkışım.

Yalın ayak taslara basarak
Dikenler batarak
Pusudan kaçarak
Kursun sıkarak
Düşerek kalkarak
Hasretinden yanarak
Bekle beni bekle geliyorum.

Elimde bir karanfil
Mahzun, sefil
Doğan güne bakarak
Sevinç naraları atarak
Çiğ gibi apansız
Yalnız, yapayalnız
Bekle geliyorum
Bekle beni bekle
Seni istiyorum.


anemino isimli ktapdan


miss_didem 21 Ekim 2007 10:34

BAKMADIN

Karanlığa büründü çocuksu gülüşlerim
Yağmurlar okşamaz oldu saçlarımı....
V e bir sonbahar akşamı,ayrılık çaldı kapımı
Aslında ayrılık bile denmez,zaten ne kadar beraberdik?
Ama o akşamı hiç unutmayacağım
Hain bir yağmurda ıslanırken ümitlerim
Çınlamaya başladı kulaklarımda ayrılık kokan sözlerin
Her sözün saplanırken yüreğime bir ok misali
O gece yağmur değildi gözlerimdeki
Yavaş yavaş kaybolurken gözlerimden
Seni unutmayacağım dedim sessiz bir çığlıkla
Ve unutmadım.Belkide unutamadım.
Mahvoldu günlerim hüzün düştü gecelerime
Ani bir sıçrayışla bölündü bütün rüyalarım
Sabahlara kadar ıslandı hayallerim gözlerimde
Çok istedim herşeyi unutup toz pembe bakmayı hayata
Ama tozlarında boğuldum pembe yolların
O kadar çok istedim ki gülmeyi beceremedim
Bir tebessümün bu kadar pahalı olduğunu bilmiyordum
En büyük umudum oldu en küçük hayallerim
Onlarda tükendi.
Ve şimdi ağlıyorum ******* arayan bebek misali
Dönüp bakmadın,yağmur değil gözlerimdeki...
...............
Bahadır Ünal


Misafir 21 Ekim 2007 10:42

Asker Ocağında(1)

Sistemler çöktü akşam şafağında,
Ne psikoloji var nede moral burada,
Herşeyim alt-üst olmuş artık,
Kafayı yemek üzereyim asker ocağında.

Yanaşık düzen eğitimi aklımdan çıkmıyor,
Şafak saymıyorum çünkü zaman geçmiyor,
Tek başarım sürünme,hatam olmuyor,
Ömrüm yat-kalk ile geçmiş asker ocağında.

Dans ederiz,dansın adı komando dansı,
Vermiş Allah'ım böyle bir şansı,
Bir ayrılık var Allah'ın belası,
Yoksa güzel herşey asker ocağında.


isimsiz kral


miss_didem 21 Ekim 2007 11:29

ELVEDA
Yolun sonunda
Aslında yeni bir hayatın başlangıcında
Ölümün yanıbaşındayım
Mutlu ve huzurlu olsamda
Korkuyorum
İnan bana ölmekten değil senden ayrı olmaktan
Hayat diye birşey yok
Acı keder hüzün
Yaşamanın bir anlamı kalmayınca
Canını almak için azrail kollarını açınca
Direnmeye ne gerek var
Aşk kavramı önemini yitirmişken
Sevmenin ne anlamı var
Eninde sonunda ölüp gideceksin
Hayat için çabalamanın ne anlamı var
En önemlisi sen yokken
Ben yaşasam kaç yazar
Boşverdim dünyayı
Yaşama kaygısını boşverdim
Herşeyi boşverdimde
Bir tek senden vazgeçemedim
Uyuşturucu içmem
İçenleride hiç sevmem
Bağımlılıktan bırakamamktan korkarım
Ama sen var ya sen
Uyuşturucu gibi kanıma işledin
Kanımdan bedenime bedenimden ruhuma geçtin
Ve şimdi yapamıyorum
Seni bırakıp gidemiyorum
Ama buna mecburum
Ve son olarak sana şunu söylüyorum
Seni çok seviyorum...
..........................
Zeynep Ertekin


Misafir 21 Ekim 2007 12:14

Sende Kalmış

Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu
Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
Saçlarına hasreti tanımayan hallerim,
Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim
Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış.

Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Kelime-i şahadet getirmem için gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.

isimsiz kral


Misafir 21 Ekim 2007 16:32

Gözlerinde Müebbeti İstiyorum


Gözlerinde müebbeti istiyorum
En acımasız mahkemelerde yargılasınlar beni.
Bedenimden yüreğimi söküp
Yüreğinde nefes almak olsun suçum.
Son isteğim;
Darağacım, yıldızların düştüğü
Saçlarının tellerinden örülsün.

Yüreğinde ölmeyi istiyorum.
Baharları mevsimlerden çalıp
Gözlerine doldurmakla suçlasınlar beni.
İnfazım, gözyaşlarında son bulsun...

Çıplak yüreğime,
Gözyaşlarının umut zincirlerini geçirsinler.
Aldığım nefes sevdana olsun.
Gözlerin güneş gibi düştüğü
Gönül mapusluğunda,
Ömür boyu yüreğinin müebbetini istiyorum.

Gülüşlerinde erimeyi istiyorum.
Yağmurların sadece gözyaşında olduğu
Güneşin, hep gülüşlerinde solduğu
Bir ceza istiyorum.
İnfazım, gözlerinde erimek olsun.

Avuçlarında solmayı diliyorum.
Ömrümden vazgeçip,
Senin gözlerine firardan yargılanayım.
Susma hakkımı kullanıp,
Gözlerinde müebbeti istiyorum


İsmail Sarıgene


Misafir 21 Ekim 2007 16:33

Karıma Mektup

Bir tanem!
Son mektubunda:
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.

"Seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"yaşayamam!"

Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.

Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzım'a!

Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...

Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.


Nazım Hikmet Ran


Sedef 21 21 Ekim 2007 16:35

Öylesine Git Ki Gitmemiş Gibi

Gelişin gibi sessiz olsun gidişin…
haydi git:
ardın sıra baktığıma,
her biri canımdan bin parça söken
kırmızımsı güller bıraktığıma aldırmadan…
acımadan perişan hâlime
ve kulak asmadan
gitmesin diye
sessizce yalvaran kalbime…

Haydi git!..
Öylesine git ki gitmemiş gibi
sıcaklığın tâzeliğini korusun hep
kıyıda, köşede
kaldığımda ısıtacak beni
Hep taze buğusu yüreğimde sevginin
hiçbir şey bitmemiş gibi
Hep içimde kalsın izleri
Gözlerinin buğulu eylülsü rengi…

Haydi git!..
Her kapı çalınışında sevineyim
sen çalmışçasına,
mutlulukla dolayım,
seni karşılamışçasına…
hasretinle dolarak
hiç ayrılmamışçasına…

Haydi git!..
gözlerin arkada kalmadan,
vedâ etmeden ağlayarak ve ağlatmadan..
dayanacağım her ne olursa olsun sensizliğe
gökler, yerler olsun şahit!..
sabrım bitmeden haydi...
aklım gitmeden haydi…
yoksa sen olacaksın ölümümün sebebi
dayanabilirsen
öylece gitmeye haydi...
öylesine git ki hiç gitmemiş gibi..
Verdiysen kesinkes gitmeye karar
öyle bir iz bırak ki…bitmemiş gibi

06.01.03

Kadir Karaman


Misafir 21 Ekim 2007 16:44

Buzullar Bile

üşüyen yanıydı yüreğimin aşk
titreyen yanı
geldin, sardın
sıcacık..

alabora olurken ümitlerim
hüzün fırtınalarında,
simdi kentin kıyılarında
sen vardın
sıcacık..

sınırlarını kim çizebilir gökyüzünün?
dolu dizgin esen rüzgarı kim tutabilir?
kim sığdırabilir yağmuru avuçlarına?
aşktan başka!

BUZULLARI BiLE ERiTiR O
BAK GÖRDÜN
SICACIK..


isimsiz kral
</B>


yüksel2 21 Ekim 2007 18:03

İLK

Yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler
Sana baktım yıllarca hep aynı özlem penceresinden
Yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden
Denize karsı küçüle küçüle giden evleri
İnce ince karşılardın olağan karşılardın
Şen dünya içinde sen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen

Bahar bilgisi güneş rengi at soluğu ve sen
Seni çağırıyorum geç gel ağlayan son bakireler içinden
Kadınlar taş heykeller gibi gelip gecer sarı kayalardan
Hangisine baksam sen kımıldar sen seslenirsin içerlerden
Çekil karşımdan sultanı cariyelerde aramak körlügü diyorum
Körlük güneşe ve gözlerime doğru gelen

Sen bir el uzanışıyla aydınlanan yeni ay mısın
Geyik resimleriyle kabarık her köşen
Geyik derisinde akan ilk nehir
Bir el uzanışıyla
İlk sokağın ağzında kaybolursan ağlayacağım
Leylaklarla akrepler gözlerine bakıp insan olurlarsa
Çocuk cennetinde günahların ilkini sen işliyorsun demektir Suna
Parlayan denizler gürültüsüz şiirler kapanan kapılar sana
gök taşlarını getiriyorlar
Seni sayıklıyor
Denemesi yanlış yapılmış ilk ok
s.KARAKOÇ


nünü 22 Ekim 2007 09:46

Kendiliğimden şiir yazmadım
Şiir yazdırttı kendini
Hiçbir seviyi ben bırakmadım
Seviler bıraktırttı kendini

Kaçmadığıma bakmayın siz
Döğüştümse namus deyip
Hiçbir kavgayı ben çıkarmadım
Kavgaya zorladılar beni

Bu amansız yarışa kendim girmedim
Soluk soluğa yarışta buldum kendimi
Gönüllü katılmadım hiçbirine
İstesem de istemesem de yarışa kattılar beni

Biliyorum ki yazılan artık yaşanmaz
Ben yazmak istemedim
Yaşamak istedim sevgimi
Kendileri yazdırttılar kendilerini

AZİZ NESİN


Misafir 22 Ekim 2007 11:24

Bizimle Kalan



Biz birinci çoğul kişiler
Çoğul dedimse sanmayın çoğa eş
Ne yandan sayılsa bir elin parmakları ancak
Yani benseno, biz
Bütün hırslarımızı gömdük de geldik
Önce yeşil sırmalı bir küpe
Sonra yıldırım karası bir çınara
Dağları anlamış bir isyancı gibi
Bir elimiz lâm öteki elif
Haksızlık etmeyerek ekmeğe aşa, suya
Yılları biriktiren sarnıca
Ağıtlardan geçtik de geldik
Acıyı ezerek kayrak iki taş arasında
İçimize kanayarak kan(a)dıkça

Omuzlarımızda kör baykuşlar
Yüzümüzde hatmi ibiği
Kekik vefasıyla avuşarak
Kuş uçar kervan geçer evimizden
Sevdanın bıraktığı yerden
Sarılarak geldik birbirimize
Kâh barışık kâh dargın
Geriye biz kaldık yine bizden
Toplanmamış döşek serkeşliği
Çilingire düşmemiş kilit sessizliği
Kanmadan geldik
Sorusuz cevapların tamahına
Üzengisiz bir at sırtında
Rivayet kipinde geçmişimiz..


isimsiz kral


Misafir 22 Ekim 2007 19:22

ABHAZYA'M

Seni düşünüyorum;
Ey rüyalarımdaki cennet vatanım
Sıla kokan, hasret kokan,
Kaderiyle başbaşa bırakılan vatanım
Seni düşünüyorum;
Abhazya dağlarının yücesini,
Sahillerini...
Bambaşkadır ırmakların nehirlerin
Ey uzaklardaki Abhazya'm
Artık özgürlük türküleri okunsun
Zalim düşman ayak basmasın yeşiline.
Seni düşünüyorum;
Kahraman şehitlerimizi düşünüyorum
Vatan uğruna, millet uğruna
Ne ocaklar söndü biliyorum
Ey yüreğimdekki sevdam
Bazen Gagra' dayım,
Otel Abrasgil' de
Ritsa Gölü' ndeyim bazende
Son derece neşeli
Agua' dayım şehit mezzarlarında
Kirpiklerim ıslak gözlerim nemli
Seni düşünüyorum;
Ey rüyalarımdaki cennet vatanım
Abhazya'm

Narin HARTOKA


yüksel2 22 Ekim 2007 21:09

Haydi gel sevgilim
Uzanalım toprağın altına
Çiçekler mayalansın göğsümüzde
Bu akıp giden bu kör gidip yol giden
Kalabalıkları bu insanları
Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan
Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine
Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları
Uyarmak için bir an durdurmak için
Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük
İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız
Ama şimdi kendimizi zorlasak da
anımsayamadığımız tasarlayamadığımız o kırlangıçları
Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz ?
Uzansak yerin altına ve toprak olsak.
ERDEM BEYAZIT


NAIAS 22 Ekim 2007 21:54



nünü 23 Ekim 2007 10:26

KAL BİRAZ DAHA


Kaç mavi yasak yaşadık seninle,
kaç deli gece...
Düşünse, dolunay bile utanır,
yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar.
Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız.
Ve düşlerim...
Düşlerim sınırsızdı alabildiğine
Duygularım sabırsız.
Bir çocuk kadar günahsız.
Sahi, sen de sevebilir misin beni
seni sevdiğim kadar,
dokunabilir misin yüreğime?
Bak, orada sen varsın.
"Mutluluk nedir?" diye sorsalar
"Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen."
Sesin, gözlerin, ellerin sonra,
titreyen dudakların ve arzun çekingen
Sen, benim her şeyimsin.
Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş?
Çiçekler açar mı sen olmasan,
Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa?
Sonra, kim aydınlatır benim gecemi,
Günümü kim paylaşır?
Kim sorar derdimi,
Ben neye sevinirim,
Kimle gülerim?
Kal biraz daha...

Beraber büyüttük sevinçlerimizi,
Beraber öğrendik yaşama direnmeyi
Sevmeyi beraber öğrendik.
Bak, güneşler doğdu üzerimize
Yolumuza begonyalar serildi.
Ağlamak bu kadar kolay mıydı,
Ve güzel miydi gülmek kadar?
Herkese seni anlatmak istiyorum
Seni söylemek şiir şiir.
Her dizede sen olmalısın,
adın olmalı çığlık çığlık...
İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık,
sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde...
Sevdan olmalı deli dolu
Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı.
Ben seni sevmeyi seviyorum
Ve seni özlemeyi.
Bu bir itiraftır...

Aşkın yoksa ben de yokum
Yetim düşlerimin
kimsesizliği kuşatır benliğimi
Hüzünler yağar gecelerime.
Ben, bir garip ben olurum,
Sığamam odalara,
taş duvarlar üzerime üzerime gelir.
Ruhum durmaz bedenimde,
hücrelerim yaşamaz.
Kurumuş dallara döner yüreğim,
susuz çöllere...
Gece böyle bitemez, ben ölürüm ,
Ölürüm gitme, kal biraz daha...
KAL BİRAZ DAHA...


Misafir 23 Ekim 2007 11:20

Canım Sevdiğim

tâ en derinindesin yanan yüreğimin,
uğruna canım feda olsun,canım sevdiğim
baharısın ömrümün,herşeyim sensin
aşkımsın,ruhumsun, kara sevdamsın benim

sevdan ruhudur,yüreğidir bedenimin
en ulaşılmaz hülyamsın,yarınımsın sen
nehridir sevdasız çölleşmiş yüreğimin
ismini ruhuma yazdım,sana sevgimden..


isimsiz kral


nünü 23 Ekim 2007 11:21

Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün
önümdeki uçurumlara aldırmadan
varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın
o gerçekleşmeyen hayallerim.
ardımda yaralı bir yürek
kederli bir ömür
ve yoksul anılar bırakarak
çekip gidiyorum sevdiğim
hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı
hoşçakal



Saat: 15:10

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık