![]() |
Şimdi nereye gidiyoruz ona bakalım Bilmeliyiz nereye gittiğimizi Kapıları çarparak dışarı çıkıyoruz değil mi Islak taşlarında kayarak bu eski sokağın Hala değişmeyen kaldırımlarında birbirimize tutunarak Ellerimizi arıyorsak Artık bilmeliyiz İçimde yalnız bir göçmen yerini arıyor Yağmur yağıyor, gökyüzü kapalı Nehrin bulanık suları köpürmüş, duyuyorum Beni kendine ayırmışsın, farkındayım Yollara çıkarmışsın, yaşlı atların toynak sesleri Duman içinde ve alacakaranlığın Yüzüne bakıyorum bir pencere açılıyor Bembeyaz bir zambak uzanıyor geceye Yaşadığı toprağa benzemiyor Eğimine bakılırsa dağların yalnızlığı Bu kente hiç yakışmıyor Adresi unutmuşuz kimbilir nerde Bulanık yüreklerimiz Karıştırdıkça eski aşklar ufalanıyor Yalansız, özürsüz hatta özlemsiz Bir kadın bir erkeğe tutunuyor Anılarına tutunuyor, acısız Resimleri tarıyor ıslanmış tümü Hepsi siyah beyaz Kimseyi tanıyamıyor Bu caddeler, bu evler, bu nehrin kıyısı Siniyor her yere dağıtıp durduğun sesin Sütunlara, vitrinlere, ayak seslerine Kafesler darmaduman Tüm kuşlar salıverilmiş Suyun üstünde tüten sis Dokunsan masmavi hüzün... |
Ayrılanlar için Yollarimiz burada ayriliyorArtik birbirimize iki yabanciyizHer ne kadar aci olsa, ne kadar guc olsaHer seyi evet her seyi unutmaliyizHer kaderin tesellisi bulunur, uzulmeInsan ne kadar sevse unutabilirMevsimler, gelir gecer, yillar gecerSen de unutursun bir gun gelirHic yasamamiscasina, hic sevmemiscesineUnutursun o gunlerimizi, gecelerimiziO gunlerce gecelerce sevismelerimiziHer seyi evet her seyi unutabilirsinHatta butun yazdiklarimi satir satirKalirsa, icinde bir derin sizi kalir Ümit Yaşar Oğuzcan Süresiz Ayrılık... Buğulandı yüreğim son sözlerinde Öfkemden kudurdum söyleyemesem de Yok saydın herşeyi Yaşanan onca şeyi… Hüzünle sustum başım öne eğdi.. Ne söylenebilirdi ki? Süresiz bir ayrılık yine.. Karar verilmişti benim yerime.. Dilimde bir serzeniş ama sessiz.. Yutkunur dururum, Ellerim yumruk… Vurmak istedim sana Hırsla..hınçla…acıyla… Alma ellerimi, bırak! Bakma gözlerime, git! Veda etme yine….çekil! Bu sefer ne kadar bu süre? Sen asıl onu söyle? Suresiz ayrılıklar hep…. Kapanmayacak gözlerim, İstanbul uyurken benim.. Günaha sokacaksın yine Mübarek üçaylarda Vuracağım şişelerin dibine Başka nasıl vakit geçer Seni beklerken … Şu İstanbul gecelerinde… |
yaşamın en güzel yanı bu ümit olmalı bu hiç bitmek tükenmek bitmeyen ümit sevmek doyasıya, ölünceye kadar delice sevmek özlemek ezip geçnek her adımda ayrılıkları,kırgınlıkları ne güzel böyle bir ömrü yaratmak düşlerle ve yaşamak.. içimde sızısı olmadan yanlızlığın ve unutulmuşluğun senin derdin olmadan yaşamak.. sağlam bir siper olmak sancıların karşısında ve yenilmeyen küçük çocuk olmak anılarda ne güzel böyle bir ömrü yaşatmak yüreğimde nice acıları kolayca silmek senelerden tüm dertleri koparık atmak benliğimden ne güzel böyle bir ömrü yaşamak yeni ümitlerle.. her ayrılığı unutur oldum yanlızlıklar bir bir siliniyor belleğimden geriye, sen ve senin bıraktığın güzellikler kalıyor onlarda hiç silinmeyecek D.B.Ü. |
Artik icim acimiyor, yanmiyor bedenim bu ayrilik ugruna ya sevgimi bitirdin bilmeden, yada artik ben küllendim bak artik gülebiliyorum kahkaha ata ata karistirma simdi!, ya icten gülüsüm, yada numara.. Senden ögrenmeye calisiyorum aldirissizligi hani hicbirsey senin umrunda degil ya bende artik öyle algilamaya calisiyorum ayriligimizi sen gittin dedim hep, meger giden benmisim beni calmissin. bak sen.. hic te fark etmemisim.. Hersey gönlünce olsun, sevil, sev, yasa doya doya Beddua etmemi bekleme, deymez ki sana En kisa zamanda yolla bana kalbimi ama gece gelsin olurmu? cünkü ben gece ögrendim seni gömmeyi.. |
Karanlıklar Üstüne Artık hiç sabah olmayacak yavrum Çok uzun sürecek bu siyah gece Ta zaman durunca, ömür bitince Alış karanlığa, gözlerini yum Artık hiç sabah olmayacak yavrum Bilirim, bu mor sükutu bilirim Beyaz olmalı geceler, bembeyaz Karanlıklar üstünedir şiirim Bilirim, bu mor sükutu bilirim Dağlar gibi deryalar gibi sonsuz Karanlık, karanlık ölümden beter Bir yol ki hayatla beraber biter taştan bir sükut ki hissiz ve ruhsuz dağlar gibi, deryalar gibi sonsuz Artık hiç saban olmayacak yavrum Bitkin gözlerime son bir defa bak Bir daha o yerden gün doğmayacak Bu mor gecelerde kayboldu ruhum Artık hiç sabah olmayacak yavrum. |
Beyaza Konduramadigim Gulucuk Her taraf karanlık, Ve sadece ortada bir beyaz isik. Etrafinda insanlar sitemkar Dolan gozlerle herkes o beyaza asik! Yalnizlik boyle bir sey olsa gerek, Herkes gulerken aglamaktir o zaman beyazlik! Aci duymanin kuralidir Mutlu olamazsin bir sen beyazken, Karanlikta yutmamaya and icmistir Sen sessiz sessiz aglarken. Umudun siyah olmaktir, Yapamazsin. Amacin karanlik olmustur, Tek basina konusamazsin. Goz yaslarin kurumaya yuz tutarda Sen yine de o beyaza bir gulucuk konduramazsin! Surpriz bir hayaldir senin icin, Tek beyaz dostunsa kefen. Bir gun siyahlarda olur ve beyazlara burunur İste o zaman beyaza konduramadigim,gulucuk olurum ben. ZEYNEP |
Kır Uykusu Ne hoştur kırlarda yazın uyumak! Bulutlar ufukta beyaz bir yumak, Ağaçlar bir derin hulyaya varmış, Saçında yepyeni teller ağarmış. Baş yorgun, yaslanır yeşil otlara, Göz dalgın, uzanır ta bulutlara. Öğleyin bu uyku bir aralıktır, Saf hava bir kanat gibi ılıktır. zaman gönülde ne varsa diner, Yüzlere tülümsü bir buğu iner. Erirken sıcakta yaz kokuları, Ne hoştur, ne hoştur kır uykuları! |
Bugün Sana Üşüyorum Bugün sana üşüyorum, içimde sessiz çığlıklar ardı ardına kopuyor, arzularım yoklukla öpüşüyor. Bütün geceleri sabahlara bağlıyorum, senin bana ağlayışını hatırlıyorum, her sevişmemizden sonra sen bana sırtını döner ağlardın, ben niye ağladığını her soruşumda sen sadece bilmiyorum derdin ve ben kendimi her soruşumda suçlu hissederdim. “Sen kendini suçlu hissettiğin için ağlıyordun , sen ağladığın için ben kendimi suçlu hissediyordum.” Şimdi yoksun ama ben hala kendimi suçlu hissediyorum, belki de suç seni benden ayıranda ama bunu sende bende bilmiyoruz. Şimdi yoksun; her telefon çalışında sen olmadığını bile bile telefonu ben açıyorum, ne olursa olsun dönmeni hep istedim, her sevişmemizden sonra ağla, teninde başka tenin kokusunu getir ama dön. Her gecemiz gizli bir günahtı kendimizden habersiz, olup biten her şeye rağmen biz günah ağacının birer meyvesiydik ama sen hep ağlıyordun, Ah! Niye ağladığını bir bilsem, niye gittiğini ve gidişinden sonra dönmek istemediğini, Ah! Bir bilsem. Bıktım, öylesine bıktım ki önünde diz çöküp sana “git eğer başka biri varsa ve seni ağlatmayacaksa ona git, beni terk et, yeter ki ağlama” ama ben bunları söylerken bile sen ağlıyordun. “Siz hiç sevdiğinizi başka birine gitmesi gerektiğini söyleyecek kadar sevdiniz mi?” Umutsuzum ve bugün sana üşüyorum, uzaksın, uzaklığın içimi üşütüyor, yokluğun içimi kanatıyor. “Birini unutman gerekiyorsa başka birine sığın” bunu sen söylemiştin bana, senin teninin kokusunda başka hiçbir tenin kokusunu solumadım, hiç kimseyle göz göze gelmedim çünkü seni unutmak istemedim, sen benim vazgeçilmezliğimsin, yüreğimde sana ait bir şeyler var ve yaşadığım sürece var olacak. Bugün sana üşüyorum çırılçıplak bir yürekle. |
Ertelemeyecegim Tek Seysin Bir dilin butun sozcuklerini kullansam Seni tarif edemeyecegimi biliyorum Ulasılmaz oldun hep Dokunmak hissetmek ve dolu dolu yasamak isterken seni... Kocaman bir yalnızlikti payimiza dusen Herseyi erteledim ama ertelemedigim bir sey vardi Sana benziyordu.. Su olsan dokunuldugunda bozulurdun Bozulmayan bir seydin Gidilecek bir yer olsan sonu olurdu Sonu olmayan bir seydin Uykuda gorulecek bir ruya olsan uyanirdim Beni ruyamdan uyandirmayacak bir seydin Simsiyah saclarin olsun istiyordum Ama baktım degil Uc ırmagin birlestigi yerinden opeyim desem Aklıma irmaklar gelir Dusun ki Yilan Dagından asagi iniyoruz. Ve dunyada sadece 2 kisilik bir turku kalmıs onu soyluyoruz Oyle bir seysin sen Seni dusundukce yoruluyorum desem Dunyanin en buyuk yalani olur Yalanim yok Bu gunden yarina ne kalir bilmem ama Sen kalirsin Tipki yatagı degismeyen bir irmak gibi.. Yasadiklarimiz azdi.. zamana sigmadik.. Yasamak isterken her seyi bugun sarki soyluyorsam O gun sarki degisik Sarki gibi seni yasamak isterim Halkıma benziyordun Bir yanın goc Bir yanin toprak kokuyordu hep Gezmedigim yerin kalmadi Bazen yasaklandin bana Bazen bir suc gibi boynumda tasidim seni Yedi telli sazimla bile anlatamam Sen bir ucurumun ucunda Ellerimi her uzattigimda Bin kirikla geri dondum Yasaklarin bile tanımlayamadigi bir seydin Haritalara sigmazdin Her ulkede bir baska guluyordun Uzundun, inceydin Dokundugumda nereli oldugumu seninle hatirlardim Bana hep kendimi hatirlatan bir seysin sen Uzaksin, yakinsin, ozlenensin Ama bugun degil, yarin gibi bir seysin Sen bugun her seyi degistirmek icin cabalarken Sen degismeyen olarak duruyorsun karsimda Kabul ediyorum dunyaya bu kalsin ama sen bilme... Dunyada kac iklim kac zulum kac olum Bir seni bunlarin karsisina koymak nasildir bilemezsin bilme... Bugun her olumle biraz olurken Seni dusundukce hayata donuyorum Yeniden gecenin en karanlik yerindeyim Bir sigara atesinin aydınlattıgı kadar isik bile olsan Yine de seviyorum seni... Sadece benim seni anladigim kimsenin unutmamak için Defterine not dusmedigi ama hayatinda hep dipnot olarak kalan Kendi yasaklarim gibi unutmuyorum seni.. Dagları delmiyorum inmek istiyorum oralardan Hepiniz gibi aynada saclarimi taramak, gunaydin der gibi sokaga fırlamak Ve sarki soylemek istiyorum Adına ask diyorlar gelecek diyorlar Bana yetmiyor... Her sarkımda sana bir adım daha yaklasmak istiyorum Bir baska dilden seviyorum seni... Kirmizidan daha huzurlu Gelincikler gibi bir mevsim degil Dort iklim kose bucak Kim ne derse desin Geri donecek yerim yok, Bir kentin ortasında çiglik cigliga kalsam da, Yine seviyorum seni... Bu bir suc duyurusudur.. Kendimi ihbar ediyorum... ZEYNEP |
aşk yosun kokar:******dir ismi.. Kumkapı ,senin gibi kokar, denizdir her yanı, ulaşamazsın. Aşktır, çeker vurur hapislerini yaşar, yaşatamazsın. Denizdir her yanın senin, akşam sefaları,çamaşırlar temiz , tren sesidir duyduğun, bir kilise,camda kadınlar... Rum evleri paylaşır,çingeneliğini. Sokaklar senin gibi kokar, karışık, Dansözün,zillerinde saklıyım. Aşk kokar balık. Sarhoş ağız ,aşık genç,ekmeğinde çöpçü. Anne duası ,baba nasihati ,kulaklarımda Çanlarında kilisenin, zilinde küçük ******nin, aşka haz’rol… Yok olmak,garip. Aşk garip. Hayat güzel :Sırrında ,kumkapının yaralarında. Yeminimsin,zillerini takıp çanlara , ilan edip kumkapıya. Eğer ,aşk olmazsam balıkla, deniz kokmasın bir daha çamaşırlar,balkonda çapraz… Hanımelleri geceleri boynu bükük… |
| Saat: 13:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık