![]() |
Engin Ol Neler cektigimi bilemezsin ki, Sen kendi derdine dusmussun gonul. Gozumdeki yası goremezsin ki, Sen, kendi derdine dusmussungonul. Engin ol Engin’in hallerine bak Sevda atesiyle yanıyorum bak Ask ile, zevk ile arsa cıkarsin Cikar umarsizca seyran edersin Ya benim hallarim nicedir dersin Senkendi derdine dusmussungonul Engin olEngin’in hallerine bak Sevda atesiyle yaniyorum bak ZEYNEP |
Şeytan Islığı “..... her gece sessiz bir Ay girer uyuyan kadınların odalarına..ağlamalarına üzülür belki....belki o muhteşem kıvrımlarına dokunamadığına.....” üzülme kanamasın yazamayan ellerin zehirli sarmaşıklar defolsun bedeninden erkekse ateş damarlarını benden istesin gölgeleri yok çakallar dizilmiş geçeceğin yollara hala buradayım bak /ağlama bir benim sana kör olmayan beni her nerede istiyorsan korkma / an bu tıslayan yılan kim / nereden geliyor bu fısıltılar “ yalandır diyorum yalan, bitmeyen aşklar yalan! ” çağrılırsa sabah utanır çekilirse gece ve hangi erkekse o adını çağıran / sakın seni tanımasın öldürürüm işte bir başıma yatağına getirdiğim turuncu güneş sen bir uyan sevgilim / uyanma veyahut/ hiç örtme kalçalarını bilirim her gece utangaç Ay dudaklarından öper seni ben ürkek girerim odana / lakin benim öpüşlerim hayasız ah! .dokun / tenim Mars / gövdemi sorma / gövdem en ilkel ateş ıslanırsın ve dile gelir bilmem kaç bin efsane bin bir gece masallarında Şehrazat’a açılır gövdelerimiz açılsın/biliriz / nasılsa gerisi kandır gördüğümüzün gerisi dehşet bir kalır kesiksoluklarımız şehvet panayırında/çocukluğumuz kalır yetişkin bedenlerimizle nasıl büyük oyunları oynadığımız üşüdüğümüz kalır hatta içindeyken nasıl gülerek ağladığımız kimse karışmasın titremelerimize kimse ilişmesin sorularınızı da çekin üzerimizden, ne kadar uzun gözleriniz nasılsa gerisi kandır gördüğümüzün gerisi dehşet bir kalmaz mel’un şeytanın cennetteki son gecesi gittikçe azalır frekanssız tıslayışı / fitnesi cehennem ve ateş sen ey mezarsız ceberrut hayvan /çek ıslığını dünyamızdan yankılanır çığlık çığlığa göklerde dinmeyen iğrenç ses; “yalandır diyorum yalan, bitmeyen aşklar yalan aslında sizin sevdiğiniz ve itirafa utandığınız vahşet size son sözlerimdir ey insanlar / sevmeyin sakın sevmeyin şehvetten ötesi kan / şehvetten ötesi dehşet....! ” |
Kırk Küsur Kırk küsur.. Sakladıkların içinde göl, Umutların, Kuyruğu kopuk bir döl, Milyonda bir.. Ki, Hilkat garibesi bir sevda, Gözler şaşı, Kulaklar sağır, Ve duyarsız eller.. Kırk küsur.. Belki de kırk uzun adım. Ne bir arpa boyu, Ne bir üzüm salkımı. Öylesine bir yaşam, Geriye bakıldığında. Nadasa bırakılmış, Ötesi çürük, Berisi yanık.. Kırk küsur.. Ağlayan nar yüreğinden, Kaskatı damarlarına damlayan, Tas tas kızılcık şerbeti. Ve sapır sapır dökülen, Yıllanmış dişler. Gülen ayvanın, Yeşil-beyaz, Ve dimdik dirilişi, Yıllar sonra.. Kırk küsur, Kara kırlangıç; Ak sevdalara kanat çırpan.. Yok oluş, Sinsice bir siniş değil, Bu uçuşlar. Yeniden doğmuşluğa, Taptaze bir başlangıç. Ne doludizgin, Ne de başıboş, Usul usul, Kırk küsur.. |
SANA BEN HİÇ BİRŞEY SÖYLEMEDİM Gitmeleri ardına takarken, Kuşandın, mor renkli elvedaları. Gitmenin, rengini sordum? Sen: -Laciverte bulanan kan rengi dedin... Neden dedim? Sen: -Sustun... Gittin... Giderken, hiç bir şey söylemedin... Vuslatları giyinirken yüreğim, Kılıçlar kınına dar geliyordu Öfke nöbetlerimde.... Kavgaya aç olan dişlerim, Darbeleri sindiremiyordu. Vuruyordun, Vuruyordun, en acımasız halinle. Hiç bir şey, söylemeden gidiyordun... Ellerime tutunup, Susmaları oynuyordun.. Karşıma geçip, denizi taşlıyor, Beni derinlere atıyordun... Yol kenarlarına takılıyordun. Bir han duvarına asılıp, Nehir uzantılarında Kayboluyordun... Düşlerimin en ücrasında Belirene dek.. Prangalar örüyordun, Pamuktan ellerinle. Giydiriyordun yüreğime, Dar gelen Vuslat acemiliğini... Lâl olan ellerim, Öksüz bir çoçuk gülümsemesiyle uyandı. Rüya bitmişti... Sen, ağlamayı untutalı beri Ben ölüme göz kırpıyorum. Maviye kayan yanlarımı, Gözlerine sundum Ey yar... Hadi vur beni! En intahara yakın yerimden. Hadi vur beni! Ki infazını, Yokluğuna bırakma. Yoksa düşlerin, Yaşatmaz beni.... |
http://img.blogcu.com/uploads/huzunadasi_caddeyedusenyalnizligim.jpgCADDEYE DÜŞEN YALNIZLIĞIM Sessiz bir yağmur yağar, yedi tepesi ıslanır İstanbul'un. siyah siyah bakar gözlerimiz... çingene bir çocuğun, sokak başında; kirli ellerinin dokunduğu, akortsuz keman tellerinden çıkan sesler; dökülür kaldırımlara; taşlara konar gözlerimiz... buz beyazı bir ay doğar; ışıkları yayılır gecenin karanlığına. elleri cebinde bir adam yürür yalnızlığına. çöp karıştıran köpekler bacaklarına dolaşır. bir eski sevdayı arar gözlerimiz... yağmur değer saçlarına, erozyona uğramış gibi duyguları; kayar gider yüreğinden. Taksim'in orta yerinde ıslanır anılar. şimdi gitmek zamanıdır. ışığını yitirir solar gözlerimiz. caddenin aydınlığı geride kalır, keman duyulmaz, yedi tepesi ıslak İstanbul'da, gece başlar; yastıkta ağlar gözlerimiz... Atila IŞIK |
SEVMEK DEDİĞİN NEDİR Kİ?... Sevmek,beğenmektir. Sevmek, özlemektir. Görmek istemektir sevmek... Ve sevmek, görmeden duramamaktır.Sevmek, ısrar etmektir. Sevmek, vazgeçmemektir. Pes etmemektir sevmek...Sevmek, merak etmektir. Sevmek, sevdiğine "Sevgilim" diyebilmektir. Dokunmak istemektir sevmek. Sevdiğine yakın olmak istemektir. Soluduğu havayı solumaktır. Sevdiğinin haliyle hallenmektir. Ve sevmek, sevdiğini yaşamaktır. Sevmek, hissetmektir. Sevmek, üşümektir. Titremektir sevmek, Sevgiliyi düşünerek... Sevmek, temmuz güneşinde suyu, sıcak çöllerde gölgeyi özlemektir. Sevmek, ateşe düşmektir. Kor olmaktır sevmek, yanmaktır. Sevmek, ölmektir bazen, Sevgilisizliği düşünerek... Sevgilinin ölümsüzlüğünü düşünmektir. Sevmek, yok olmaktır Sevgilide... Sevgilinin yüreğinde olmaktır. Yüreğin de taşımaktır Sevgiliyi... Ve sevmek, belki bazen sevilmektir. Sevmek, istemektir, hiçbirsek beklememektir. Hesaplamamaktır sevmek... Sevmek, inanmaktır. Sevmek yaşamaktır. Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır. Sevmek, sevdiği olmaktır. Sevdiği ile sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiği ile kalbini bölüşmektir sevmek. ...Ki tek kalp olunsun. Sevgide son yoktur. Biten sevgi yoktur. Bitmiş gibi görünen sevgi vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşadıkça yaşatılır sevilen. Vazgeçmiş gibi görünmek vardır bu yüzden. Vazgeçmek değil... Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil sevdiğin içindir. Hatta ondan onun adına istersin. onu daha sonsuz sevebilmek için istersin. İstersin ama bir gün gelir bu isteklerde son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin onu... Sonsuzluğa götürmek, onunla sonsuzluğa varmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu olmaz mi. Sevgili bunu belirler sadece. Sevmek, sevgiliden sevgiliyi istemeyi öğrenmektir. Sevmek, sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir. Sevmek, sevmek istemektir. Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o... Öyle ki, tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne ondan anlaşılmayı beklersin, ne onu anlamayı... Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, olmasını... Beklediğin bir şey yoktur. Sevmeyi, daha çok sevmeyi becermenin dışında... Sevmek, gücenmemektir. Sevmek, sevgilinin hiçbir sözüne üzülmememeydi öğrenmek demektir. Sevgilinin ölüm hançerine bile "hayır" dememektir sevmek. Sevgiliden gelen her hareketi, her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen ölüm emrine, "ölürüm" diyebilmektir. Sevmek, ÖLMEKTIR. Sevmek, ölmeyi bilmektir. Sevgili için yaşamaktır. onun eli, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı zaman ölmesini bilmektir. Sevmek, vermektir. Almamaya yemin ederek vermektir Ama almalar kurtaracaksa sevgiliyi, almasını da bilmektir SEVMEK. Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar var olmaktır o sevgiden. Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yasama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevdiğinin cani olmaktır. Ölümü istediğinde verebilsin diye ölmeden... Sevmek, güvenmektir. Sevmek, onaylamaktır. Sevmek , sevgiliyi bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yakın olmaktır. Sevgiliye... Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir. Sevmek, her şeyi göze almaktır. Sevgilinin olduğu cehenneme yürüyüp olmadığı cennete girmemektir sevmek. Sevmek, bir olmaktır. Sevmek, sevmeyi hak etmektir. Sevmek, sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. Sevgilisiz geçen gecelerde sevgiliyi yaşamaktır. ASK, BIR SEVMEKTIR. BIR KERE SEVMEKTIR. VE SEVMEK, BUNLARI GÖRMEDEN BILE HISSEDEBILMEKTIR. |
Sen Varsın Güzel sesine,şirin sözlerine, İplik iplik nakışlarda sen varsın.. Aşk Kitabından Kanunları okudum, Madde madde satırında Sen Varsın... Özsuyusun hayat denen düzenin, Nedenisin kader ile neşenin, Sevda cephesinde şehit düşenin, Herzaman başucunda Sen Varsın... Sıcaklıgını hissettigim an gelir bahar, Yapraklarda yeşilligin,çiçeklerde kokun var, Yama yama olmuş kalbimdeki yaralar, Sıra sıra dikilişinde sen varsın..... Gelmak için yorulma,çok uzaklara, Sen kendini benim kalbimde ara, Umut Güneşi beyaz bulutlara, Her girip çıkışında sen varsın..... Bu satırları buradan yazarken, Aşkın içimde alev alev yanarken, Kurtaran Hakan bu kafayla giderken, Onun her kelimesinde Sen Varsın..... |
ÇOK UZUN SÜRDÜ Çok uzun sürdü bu sefer, Yarın , yarın diyerek geçirdim seneleri, Ama yine de aramadın, yine de sormadın. Artık sayamaz oldum günleri, Belki üç yıl, belki beş yıl, Bildiğim tek şey yoksun Ve sanırım artık olmayacaksın da. Alışmalı mıyım sensizliğe, Yoksa hala gelme umudunla mı yaşamalıyım İşte onu bilemiyorum. Belki de biliyorum bütün cevapları, Ama korkuyorum gerçeklerden. Hiçbir şeyden korkmadığım kadar, Korkuyorum sensizlikten. |
Çizebilseydim, Bahar olacaktı yüzün... Yazabilsem, En uzunu şiirlerin... Olmadı, beceremedim... Adını duvarlara yazacak çağım da Çoktan geçti benim. Yasak sevdamın Gözaltı tarafı... Çaresiz, Seni yüreğimde erittim. Ama yine de Hoşgeldin eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi Hoşgeldin... 'Ağır ağır çıkılan bir merdiven' yok... Eskittiğin yıllardan değil, Sızlayınca yüreğin, anlıyorsun: yine gecikmişsin... Sen, yeni yeni öğreniyorsun sevmeyi, Bense çoktan düşürmüşüm aklıma ölümü... Gönlün bedene baş kaldırdığı yerdeyim... Ama yine de hoş geldin Eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi, hoş geldin Ben bir bu dağları eskitemedim, Bir de sana düşmüş yüreğimi... Gittiğim yolları hiç hesaba katma! Düşünü görmediğim uykular zaten haram Gökyüzünü boyayacak zaman da kalmadı... Haydi sar kollarını... 'Ayrılık' diyeceğim, Dilim varmıyor... Daha yeni söylemiştim; Hoş geldin eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi, hoş geldin. Deniz tuzunu saklıyor Çizdiğim beyazlarda Karlar çürüdü Suyumuz ekşi, Gönlümüz kırık. Sevip de kaçanların hiç biri, yüzyıllardır yakalanamadı. Firarinin umudu tükenmiyor, Yaşamadan bitmiyor kör olası... Ama yine de hoş geldin eskimeyen yüzümün yeni gülümseyişi Hoş geldin Bir tarafımızı Eylül'de budamışlardı Kalanı, sevdana kurban... Aklıma seni düşürdüm, Bu akşam gözlerimi Küllükte söndürdüm. Hoş geldin eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi, hoş geldin Korkunun bittiği yere yazdım adını, Dağların en kuytu yerine... Sonsuzluk değildi beklediğimiz, Bir parça 'mutluluk' diye diretmiştik. Çok mu geldi bilmem ki Kaderin gözüne Ama yine de hoş geldin eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi Eskidi saatler, Zamanı geldi, Yeniden düşmeliyim yollara... Geceler sırtımda Cebimde sevdalarım Yardan öte söyleyecek sözüm vardı benim. Düşlere saklamalı şimdi yari, uyanmamacasına! Yükselmeli ateşim Kanamalı sıkmaktan avuç içlerim Terleyip atmalıyım içimden seni Kimseler bilmemişti, görmemişti gelişini, Benden gidişindeki gibi... Ama yine de hoş geldin. Eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi, hoş geldin... |
Sen Varsın ellerimde yavru kuş gibi sıcaklığın parmak uçlarım dahi sen varsın sabahlarım seninle başlayıp seninle biter sana uzanır karanlıkta hep düşünceler sen kalbimin en ücra köşesinde bile varsın |
| Saat: 13:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık