![]() |
Seni yitirdiğim, söyle gerçek mi ? Ey güzel, bırakıp beni gittin mi ? Her şarkı, her söz kulaklarımda Hala bugün gibi çağlayıp durmakta. Bir yolcu nasıl bakışlarıyla Delmeye çalışırsa uzakları, Nasıl keşif için uğraşırsa Havada gizlice şakıyan kuşları, Öyle aranıyor gözlerim durmadan Tarlayı, çalıyı, ormanı tekrar; Ey güzel sevdiğim, dön artık bana ! Seni çağırıyor söylediğim şarkılar ! GOETHE |
Serzeniş Üşürdü umutlarım yarını düşündüğümde Bir ıssız bakışa saklanmışlığı korkularımın Ruhumu yıkardı Yılmıştım düzeninden aykırılığımın Ve aslında aşk bana aykırıydı Üşürdü umutlarım yarını düşündüğümde Ruhum delice hayallere sarılırdı... Nasıl özlüyorsam evimi Eski umarsızlığımı özlüyordum ve Zordu geri dönülmezdi biliyordum Binlerce yıldız yakaladığım gözlerin Binlerce yıldır oradaydılar Oysa ellerim her seferinde boşluğa uzanıyordu Anlamıyordum Nasıl özlüyorsam evimi Yüzyıllardır seni özlüyordum... Anneme itafen isimsiz kral |
Yüreği uzakta da olsa hissedebiliyor musun? Bakışlardaki sıcaklığı Sözlerdeki sevgiyi anlayabiliyor musun? Paylaşmanın engin mutluluğunu yaşayabiliyor musun? Tanrıma binlerce teşekkürler Seni karşıma çıkardı diyor musun? Uçan bir kuşun kanatlarında Kokan çiçeğin dallarında onu hatırlıyor musun? Yeni bir güne merhaba derken Biten bir günle vedalaşırken Onu düşünüyor musun? Cevapların evetse eğer Bu aşk demektir biliyor musun? ANIL ÖZTÜRK |
Şehit anne , oğlun öldü deseler, al bayrağa sarsalar, gurur duy, oğlum şehit de ağlama anne... 9 çocuk doğurdun, 9 asker oldular 9 asker 9 oğuz soydular 1 inin adını şehit koydular, başını dik tut ağlama anne... elimde silahımla nöbet tutmadım mı dağlarda hainlere kurşun sıkmadım mı gece gündüz hasretinle yanmadım mı hakkın çok, ağlama, hakkını helal et anne... yaşarken gariptim, ölürken şehit, yaşarken yalnızdım, ölürken ordu, selam edin nazlı yare, nazı bize şerbet oldu kavuşmadan şehit oldum ağlama anne... bin canım olsa şu vatana feda olsun, al bayrağın yanına silahım konulsun namustur bayrağım başımda dursun al bayrağı görünce gurur duy ağlama anne Ömer SAĞIROĞLU |
Sende Gördüm ihaneti sende gördüm,nefreti de, yıllarca yürekte taşınan kini de, aşkı,sevgiyi sende gördüm bir anda başlayan öfkeyi de.... gel artık bana, alma öfkeni yanına, sadece aşkınla gel buraya, sarıl sıkıca bana... dokun bana,dindir hasreti, sende gördüm ben her şeyi, aşkın başladığı anda ihaneti, olmadın benim,nasılda özlettin kendini hayır sevgili gitme, bu son olsun yeter, dayanamam bu gidişe, inan bana yürek senin için senide yener... kokma sevgili korkuları da gel... ben yaşattın bana ihaneti, ama sen sorgula beni... isimsiz kral |
HABER VERİYORUM Altımızda kayan bu ölü şehri durdursana Ey gücü toprak kadar eski Ey gücü yer kadar ağır çocuk Büyüyen elimin üstüne koy elini Sana bir yürek vuruşu gibi belirli Gelen zamanı haber veriyorum |
Uzak ülkelere gidiyorum Sensiz sokaklarda, sensiz otel odalarında Keyifsiz aşklar yaşıyorum Günboyu büyük caddelerde gezip dolaşiyorum Sana benzeyen kişilerle konuşup Senin sesini duymak istiyorum Alışamadım, alışmakta istemiyorum 1995/11/28 Banu Kalyoncu |
yine yoksun bu dünyada. ne sesin, ne kokun ne gülüşlerin. nerdesin kiminle hangi şarkıyı dinliyorsun; hangi hüznü yaşıyorsun yine? durdu zaman o buruk şarkıda saatler durdu, güneş durdu. ve sen yoksun. bir umut arıyorum, bir ışık karanlıkta. elimi tutacak bir el; bir sevinç bir el uzat ellerime, ne olur. yoluma yoldaş olacak bir ses, ne olur. ama sen yoksun. okyanusta bir damla su kavrulmuş dudaklarıma. ve gönlümü rahatlatacak bir nefes türkü. üşüdüm bu yalnızlıktan. yoruldum. sen yoksun.. usandım buruk sevdalardan kırık kalplerden. bir hikaye anlat bana ayrılıksız. bir mavi; bir yeşil: ve nihavent olmayan bir şarkı, hüzünsüz ayrılıksız. ama sen yoksun. esen rüzgarlarda kokun çağlayan derelerde sesin var. sıcaklığın gün ışığında, karanlıklarda hasretin. yağmurlar ıslatır beni, yalnızım ve sen yoksun. ve sen yoksun bu dünyamda. ama: sevdandır beni hayata bağlayan sevdandır acılar içinde yüreğimi dağlayan tanrım bağışlasın beni! affetsin. o nurla, sevdanla şu gönlümdür her gün ağlayan. ama sen yoksun. yadigar malkoç |
Çok uzaklardan, Bu satırlar sadece sana Bu gece içime hapsedip Son defa düşüneceğim seni Soluğun can verecek bedenime Sana dokunup, seyredeceğim Mosmor dudaklarım da bırakıp sevdamı. Son defa çekeceğim içime Buram buram aşk kokunu Hatırlar mısın Bir kasım sabahı Bırakıp gittiğin toprakları, Parçaladığın yüreği? Adını her anımsayışında Yanaklarıma düşen yaşları? Bu gece Son defa hüzün’e sarılıp Ağlayacağım Artık omzunda ağlayıp, Derdimi anlatamayacağım Saçlarını okşayıp, Bizli hayallere dalamayacağım? Bu gece son defa Aşkın kadehinde Sarhoşluğunu tadacağım Aklımdasın her solukta Derdimi anlatsam hafifler miyim sence Naz’ım yalnızlığa geçmiyor İçimdeki kırgınlığı, kıskançlığı Dudaklarıma ve gözlerime Anlatamıyorum sevdiğim Sen bir kez daha Görebilecek miyim? Avuçlarında yeniden hayat bulup Gerçekten gülecek miyim? Bu gece son defa kucağında Hazan yaprağı gibi kırılgan Bir cemre gibi sabırsız Dizlerinde uyumak istiyorum 2001/01/19 Banu Kalyoncu |
Uzaktaki Sen Bilirim ki artık onun gözleri benim için Issız bir gece vakti Çok ama çok uzaklardaki Bir şehrin ışıkları gibidir Sürekli ona doğru koşmama rağmen Hiç bir zaman sokaklarında koşamayacağım Ve hiçbir zaman ona ulaşamayacağım Ama olsun ; Ben yine bu şehrin gözyaşlarına kapılıp Sana aldanırım. |
ÖLÜM GİBİSİN İnanki bu kadar sevmedim kimseyi Seni unutmaya yetmiyor ki zaman İnanki bu kadar yakmadı kalbimi Koymadı hiçbirşey yokluğun kadar Bir tek gülüşün kaldı o günlerden bana Anılara yenik düşmüş birçok hatıra Nasıl anlatayım derdimi bilmem ki sana Bir yanık türkü oldun puslu sağlarda Sen gecem gibi,günüm gibi,ömür gibisin Seni yaşayamam konuşamam yasaklarım gibisin Sen ateş gibi,güneş gibi,vatan gibisin sana dokunamam Sarılamam ölüm gibisin Şaban AYKAN |
Güle Güle Karar verdim bundan sonra Seni düşünmeyeceğim Gece gündüz hasretinle Gün be gün ölmeyeceğim Gidersen git güle güle Arkandan koşmayacağım Bir kenarda kara kara Üzülüp yanmayacağım Gönül suyum kurusada Gül gibi solmayacağım Pişman olup yalvarsanda Ben senin olmayacağım Ne haldedir merak edip Kimseye sormayacağım Boş kalsada başkasını Yerine koymayacağım Efkarlanıp sağda solda Sazımı kırmayacağım Kerem gibi yanmak için Yanında durmayacağım Bilirsin ki ben Muradım Seni unutmayacağım Senin için gözlerimden Yaşlar akıtmayacağım.. isimsiz kral |
İNANÇ İşte, soluk alıyorum, Çalışıyorum, yaşıyorum, Ve şiirler yazıyorum (Elimden geldiğince). Hayatla ben bakışıyoruz kaş altından Ve savaşıyorum onunla, Gücümün yettiğince.. Hayatla kavgalıyız, Ama sanma ki Nefret ediyorum hayattan Tersine, tam tersine! Sonunda bilsem öleceğim, Hayatı kaba, çelikten pençeleriyle Yine seveceğim! Yine seveceğim!.. Diyelim, boynuma Geçirip yağlı urganı Sordular bana: "Söyle, ister misin bir daha yaşamak?" Haykırırım hemen: "Çözün! Çözün! Çabuk çözün İlmeği canavarlar!" Hayat için herşeyi yapabilirim, Uçabilirim gökyüzünde Bir deney uçağıyla, İçine girebilirim patlayacak Bir roketin bir başıma, Çok uzak Bir gezegeni arayabilirim boşlukta.. Gönlüm yine de Titrer sevinçten Masmavi Göğü seyrederken. Gönlüm yine titrer sevinçten hala sağım diye, yaşıyorum.. Ama diyelim ki, Aldınız Ne kadar diyelim Bir buğday tanesi kadar İnancımdan Haykırırım o zaman yüreğinden yaralı bir panter gibi Haykırırım acıdan.. Ne'm kalacak benim o zaman Soyulduktan sonra darmadağın olurum daha doğrusu açıkçası Soyulduktan sonra sıfıra inerim ben.. Belki de siz mutlu günlere inancımı benim yıkmak istersiniz inancımı daha güzel daha anlamlı olacağına gelecekteki yaşamın!... Söyleyin lütfen neyle saldıracaksınız? Kurşun? Hayır! Yararsız! Durun! Kurşununuz beş para etmez! İnancım zırhla kaplıdır göğsümde ve bu zırha işleyecek kurşun icat edilmemiştir henüz, İcat edilmemiştir! Nikola Vaptsarov |
sensiz güne merhaba İşte ben sensiz geçen bir güne daha merhaba diyorum. Tadı yokki bir somun ekmeğin,suyun, Soluduğum havanın, Tadı bile yok ne şekerin ne tuzun. Yokki sevenim, Ben çiçekleri bile sevemem korkarım dikenlerinden. Ben aşık olmadım,belki oldum göründüm. Yaşamımdaki aşkı, İçemedim ki o duyguyu acımı tatlımı. Sabır, sabır çektikçe ufalanır parçalanır yüreğim... Beni bugün benimle bırakın acılarımla, Tükenip giden umutlarımla. Uğraşmayın benimle, Acımayın boş çuvallar gibi atın. Atın ne fark eder ki... Vurun be vurun; Birde siz vurun,ne yani vurulmadık yerim mi kaldı? Korkmuyorum ölmekten, Artık ölüm bile bana boş geliyor. İşte ben bunlerı yaşıyorum. İşte ben denizim. Azgın dalgalara kapılmış bir gemi, Yokki yok gidecek hiç bir yeri. Aşkım bu mısraları içimden geldiği gibi yazıyorum Biraz duygusal oldu ama bu gece şairliğim tuttu. Ve ağlıyorum AĞLIYORUM..! Seni bilmesemde görmesemde ne fark eder ki ben senın o tertemiz yüreğini seviyorum hacı ali kılıç |
Seni Sevdim Seni sevdim, seni birdenbire değil, usul usul sevdim, "Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil Nasıl yürür özsu dal uçlarına Ve günışığı sislerden düşsel ovalara Susuzdu, suya değdi dudaklarım, seni sevdim, Mevsim kirazlardan, eriklerden geçti, yaza döndü Yitik ceren arayı arayı ******* buldu, Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek, Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı, Ağustos dindi, Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi. Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar Ve onların yoğun boyunlu kadınları, Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa, Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce, Köprüler ve yollar, tahviller senetler hükmünde Dışa açılmadan önce, içe açılmadan önce, kapanmadan önce. Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz Senet senet satılmadan önce. Şirketler, vakıflar, ocaklar kutsal kılınıp, Tanrı parsellenip kapatılmadan önce, Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin.. Gülten Akın |
Ben Olmadan Yaşıyorum Hayatımdan son kez çıktığın o gün Bütün güzellikleri bir bir kuruttun Her şeyi bırakıp gittiğini sanma Beni benden ayırıp yolda unuttun Saatimi hiç kurmadım yokluğunda Geceydi uyandığım her sabahta Artık ben, ben olmadan yaşıyorum Belki de olamam bir daha Hiçbir şeye tahammülüm kalmadı Bensiz kalan bana bile Hiçbir şey geri getiremez beni Ben bile bilmiyorum gittiğim yeri Ne yeni bir aşk, ne yeni bir sevgili Senin kadar sıcak değil kimsenin eli Kimsenin gözlerine bakamıyorum Artık ben, ben olmadan yaşıyorum Herkesi sana benzetip Hiç kimseyi yerine koyamıyorum Ne geceler rahatlatıyor beni, ne gündüzler Gittiğim her yerde varlığın beni gizler Gittiğim her yerde kendimi arıyorum Artık ben, ben olmadan yaşıyorum Sensiz gecelerimi sayamadım, çokluğundan Hüzünlerime sarılıp uyuyamadım, yokluğundan Sesini kıstım artık çığlıklarımın Bir kere bile olsun duymadığından Şimdi uykusuz geçirdiğim her gece Sensiz ve bensiz bir yalnızlığa bürünüyorum Bana ben değil sen lazımsın sadece Artık ben, ben olmadan yaşıyorum .. isimsiz kral |
tut ellerimden Tut ellerimden beni, bırakma düşüyorum Sen bana kuvvet oldun ben sensiz yürüyemem. Tut ellerimden ısıt, sensiz çok üşüyorum Ben meçhule düşerim peşimden sürüyemem. Sana olan duygular gönülde yığın yığın Beni karanlıklardan çekip aldı ışığın Her gün seni anarken uzaklarda aşığın Ben sana yandım durdum, ellere eriyemem. Yaşadığımız aşklar şiirlerde sav oldu Uzaklardaki gönül bakışlara tav oldu Yüreğimdeki sevgin hasretinle lav oldu Yapıştı yüreklere, kanar ki kürüyemem. Nefesimin içinde her an bil ki nefesin Çok uzaktan geliyor senin o tatlı sesin İkimizin kalbi de çırpınıyor nerdesin Aşkın ile şoktayım, el varıp arayamam. leyle inan |
Düşünceler Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda, kumla köpüğün arasında. Yükselen deniz ayak izlerimi silecek, rüzgar köpüğü önüne katacak, ama denizle kıyı daima kalacak. Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır. Anımsamak bir tür buluşmadır. Unutmak ise bir tür özgürlük. Yüreğimdeki mühür kalbim kırılmadan çözülebilir mi? Sevgililer birbirlerinden çok aralarındakini kucaklarlar. Arkadaşlık her zaman için tatlı bir sorumluluktur, asla bir fırsat değil. Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç senin gerçeğini açığa çıkarabilir. İşte böyle bir anda ya güneş altında çıplak danset, ya da çarmıhını taşı. İnsanlık, sonsuzluğun dışından sonsuzluğa akan bir ışık nehridir. Şafağa ancak gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir. Gariptir ki, kimi zevklerin tutkusudur, acılarımızın bir kısmını oluşturan. Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe, yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir. Cennet orada, şu kapının ardında, hemen yandaki odada; ama ben anahtarı kaybettim. Belki de sadece koyduğum yeri unuttum. Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin, toprak üzerinde uyuyanlarınkinden daha güzel olmadığı gerçeğinde, yaşamın adaletine olan inancımı yitirmem mümkün mü? Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim. Karşındakinin gerçeği sana açıkladıklarında değil, açıklayamadıklarındadır. Bu yüzden onu anlamak istiyorsan, söylediklerine değil, söylemediklerine kulak ver. Söylediklerimin yarısı beş para etmez; ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir diye konuşuyorum. Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp, sessiz erdemlerimi eleştirmeye başladığında doğdu. Bir gerçek her zaman bilinmek, ama ara sıra söylenmek içindir. İçimizdeki gerçek olan sessiz, edinilmiş olan ise gevezedir. İçimdeki yaşamın sesi, senin içindeki yaşamın kulağına ulaşamaz. Yine de kendimizi yalnız hissetmemek için konuşalım. Sözcüklerin dalgası hep üstümüzde olsa da, derinliklerimiz daima dinginliğini korur. Yaşam kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa, aklını konusacak bir filozof yaratır. Zihnimiz bir süngerdir, yüreğimizse bir nehir. Çoğumuzun akmak yerine, sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip! Eger kış, 'Baharı yüreğimde saklıyorum' deseydi, ona kim inanırdı? Her tohum bir özlemdir. Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir. Arkasındaki gerçeği görürsün, ama cam seni gerçekten ayırır. Haydi seninle saklambaç oynayalım. Yüreğime saklanırsan eğer, seni bulmak zor olmaz. Ancak kendi kabuğunun ardına gizlenirsen, seni bulmaya çalışmak bir işe yaramaz. Neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir. Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim, durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil. Hayır, boşuna yaşamadık biz! Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı? Özel ve ayrımcı olmayalım. Unutmayalım ki, şairin aklı da, akrebin kuyruğu da gururla aynı yeryüzünden yükselir. Evim der ki, 'Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.' Yolum der ki, ' Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.' Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, 'Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır; gidersem, ayrılışımda bir kalış. Yalnızca sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir.' Daha dün, yaşam küresi içinde uyumsuzca titreşen bir kırıntı olduğumu düşünürdüm. Şimdi biliyorum ki, ben kürenin ta kendisiyim, ve uyumlu kırıntılar halinde tüm yaşam içimde devinmekte. Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde, ve nedenini bilmeden kederlendiğinde, işte o zaman büyüyen her şeyle beraber büyüyecek ve üst benliğine uzanacaksın. Ağaçlar yeryüzünün gökkubbeye yazdığı şiirlerdir. Ama biz onları devirir ve boşluğumuzu kaydedebilmek için kağıda dönüştürürüz. Güzelliğin şarkısını söylersen eğer, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır. Esin daima şarkı söyler; asla açıklamaya çalışmaz. En büyük sarkıcı, sessizliğimizin şarkısını söyleyendir. Eğer ağzın yemekle doluysa nasıl şarkı söyleyebilirsin? Ve eğer elin altınla yüklüyse, şükretmek için nasıl kaldırabilirsin? Sözler zamansızdır. Onları zamansızlıklarını bilerek söylemeli ya da yazmalısın. Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir yaradan veya gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır.. Kum ve Köpük - 1926 Halil Cibran |
Yağ Yağmur Sil köşelerde asılı kalmış kirli paslı izleri... Al götür uzaklara sessiz silik nağmeleri... Yağ yağmur kükret semaları, korksun ihanet denen hain, ört üstünü sislerinle derinlerde gizli kalmış kırık dökük mazinin... Yağ yağmur teslim sana benliğim, al götür ruhuma mıhlanan kılıç keskini sözleri damla damla gir gönlüme sil süpür her sokak başında yol gözleyen yalnızlık denen haini... Yağ yağmur bir ışık tut önüme bul getir bana kıyılarda yosun tutmuş yaşanmamış gençliğimi... |
Ey Benim Nazli Cananim Ey benim nazli cananim Severim kimseler bilmez Bir istir geldi basima Çekerim kimseler bilmez Bak su kalbimin isine Saldi sevdayi basima Gece gün ask atesine Yanarim kimseler bilmez Varin söylen su hayina Girmesin benim kanima Bir ates düstü canima Tüterim kimseler bilmez Gevheri ümidim Hak'tan Yandi bu bagrim firaktan Ey efendim derd-i asktan Ölürüm kimseler bilmez Gevheri |
BEN SENİ SENSİZ SEVDİM Ben seni severken Sen yanımda yoktun ki! Ben seni özlerken Sen bilmiyordun ki! Ben seni sensiz sevdim... Sen yokken bakışların vardı Beynime kazınmış Nereye baksam oradaydılar, Ben seni sensiz sevdim... Göremesenm de,rüyamdaydın, Sevmesen de,kalbimin derinliklerindeydin Ve kimse seni oradan çıkaramayacak. Sen bile! Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan,da hayalin vardı, Sen olmasan da,şarkılar vardı; Seni hatırlatan.... Sen olmasan da,her dakika aklımdaydın. Ben seni sensiz sevdim.... Sen olmasan da,yıldızlar vardı, Sen olmasanda bulutlar vardı, Sen olmasanda,gün batımları vardı Sen olmasan da, denizler vardı... Ben seni sensiz sevdim.... Aslında sen hep vardın, Aynı şehirde,aynı sokakta, "Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum"ama; Ben seni sensiz sevdim.... Ne olurdu sen de beni sevseydin? Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim? Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni, Hani kıyamet koptuğunda.... Ben seni sensiz sevdim... Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!! ................................. M.Ahsen SAKAREİSOĞLU |
GİDİYORUM Gidiyorum Kirli bir sabaha bırakıp kendimi Düşlerim sende kalsın Aynada kirli sakal asılı kalan yüzüm Dört duvar, susan kapı hüzün sesim Gidiyorum, gelirim yeniden.... H. KAYA |
yüreğim Siz benim sakin olduğuma bakmayın fırtınalar kopuyor içimde. Doluyum yağmur bulutları gibi dokunsanız boşalmayacağım, hayır, yağmak için baharı bekliyorum bekliyorum açmasını erik çiçeklerinin sevgiyle dokunmak için yapraklarına. Yüreğim, sönmemiş yanardağ sıcak, coşkulu sessiz. gülsüm cengiz |
dinmedik hala biz yorgun gece yorgun tuşlar ve parmaklarımız düşünemez olduk bellekler durgun sanki bitmiş her şey neyi anlatıyorduk ta burada durduk ha şu anlık sözler gidip gelen şiirler öyküler beklemek vardı günlerce postacı yolunu bir mektuptu özlemlerin düşü yaşananı her günün açarken titrerdi değil mi ellerimiz gözyaşı damlatırdık kağıtlara şimdi gitmez ki iletelim ışık kadar hızlı şu aletle gider mi dersin kokusunu özlerdik sevdanın hatırla canım 'bilmez miyim' derdin kelimeler seçkin idi ben bir beyefendiydim sen se hep hanımefendi nezaket ucundaydı kalemin dudaktan kalplere nasıl bir afettir ki bu zamane soysuzu seni de yendi beni de mehmet necip özmen |
susacağım Tutacağım, Tutacağım gırtlağından Yüreğimde isyan eden ne varsa Prangaya vuracağım Kusacağım sevgini Sana ait ne varsa. Bir çukura atacağım. Yüreğimin derin köşelerinde Baktım ki sen varsın Sökeceğim yüreğimi Yerinden sökeceğim. Gerekirse, Kızgın yağlarda kavuracağım. Biliyorsun, Biliyorsun öldüremem, Kendimi... Asla katil olamam Kıyamam hiç bir canlıya... Karşılıksız sevdim ben Sana da gel diyemem Gel desem de gelmezsin zaten Belki de gelemezsin Hoşça kal gamzelim Hoşça kal yanağı benlim Hoşlukla kal Çiğdem'im Ve Senin Yağmur'un gidecek ebediyen Hepsi bende sır olarak kalacak Aramızda geçenlerin Sonsuza kadar Susacağım. nebi ünler |
SANA BÜYÜK BİR SIR SÖYLEYECEĞİM Sana büyük bir sır söyleyeceğim, Zaman sensin. Zaman kadındır, ister ki Hep okşansın, diz çökülsün hep Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına. Bir taranmış, Bir upuzun saç gibi zaman, soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi. Zaman sensin uyuyan, sen şafakta, ben uykusuz seni beklerken, Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi.. Sen ki benim saat-sakağımda vurursun, Boğulurum soluk alıp vermesen, Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın. Sana büyük bir sır söyleyeceğim, Her söz, Dudağımda bir dillenen zavallı, Acınacak bir şey ellerim için, kararan bir şey bakışının altında.. Sana büyük bir sır söyleyeceğim, Korkuyorum senden, Korkuyorum yanın sıra gidenden, pencerelere doğru akşam üzeri El kol oynatışından, söylenmeyen sözlerden. Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan, korkuyorum senden. Sana büyük bir sır söyleyeceğim, Kapat kapıları. Ölmek daha kolaydır sevmekten, Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam, Sevgilim... Louis Aragon |
seni sevmek Seni sevmek... İmkansızı sevmekmiş, Aslında olmayanı, Yada olsada faydası dokunmayanı. Seni sevmek... Gökteki en uzak yıldızı sevmekmiş, ulaşılmaz, tek Yada sadece en görkemli ışıltısı olan. Seni sevmek... Güneşi sevmekmiş, Ona dokunamayacağın, Dokunduğunda yanacağın. Seni sevmek... Ulaşılmaz olanı sevmekmiş, Ulaşsanda alamayacağın, Alsanda elinden kaçıracağın. Ve seni sevmek aslında, Evrende hiç varolmayanı sevmekmiş, Yada tüm gerçekliğiyle içini yakan, Hayatını paramparça yapan. Seni sevmek, seni sevmek, seni sevmek, Seni sevmek dünyayı sevmemek, Yada kısaca, Kendini hiiiç sevmemekmiş be bitanem. emine çelik |
O An O akşam gözlerimi alamadım senden Hasretle tüten yıllara inat Anlatmak zor geldi duygularımı,korktum Sensiz geçen sabahları hayra yordum Güneş kadar sıcaktın o an Kar tanesi kadar berrak Yağmur kadar saf ve temizdin o an .... Mutluluğun ve sevginin resmini çizen ressam olmak istedim o an öyle güzeldin ki fırçalara hükmedemedim Gözlerimde renk,kulağımda tatlı bir sestin o an .... Gülleri düşündüm hepsi güzel ne çare; Sen,daha güzeldin o an ve her an Gözlerine tutulmuştum,sözlerine vurulmuştum Huzurluydum gözlerine baktığım zaman Sen,okuyup da bitiremeyeceğim roman Sen,eşi benzeri olmayan güzelliktin O AN... İbrahim Şengün |
BENİ ANLAYANA BU ŞİİRİM Canın kadar beni sevmeni istiyorum Elimi sıkı sıkı tutmanı istiyorum Yaşamayı istiyorum seninle bu hayatı Limanlara vuran denizin sesiyle Aşkımızın başlamasını istiyorum Neşe dolu beni sevmesini,aşık olmanı istiyorum Ve...... Bekliyorum... şebnem örs |
gün seninle başlar güneş doğmaz sen uyanmasan dünya sen varsın diye dönüyor bilesin çiçekler sana kokmak için açarlar bilmezsin hiç eline çiçek aldığını da görmedim tıpkı tutmadığın gibi ellerimi oysa o eller senin içindir yar bilmezsin seninle biter ben gün seninle başlar hüseyin mavice |
Yağ Yağmur Sil köşelerde asılı kalmış kirli paslı izleri... Al götür uzaklara sessiz silik nağmeleri... Yağ yağmur kükret semaları, korksun ihanet denen hain, ört üstünü sislerinle derinlerde gizli kalmış kırık dökük mazinin... Yağ yağmur teslim sana benliğim, al götür ruhuma mıhlanan kılıç keskini sözleri damla damla gir gönlüme sil süpür her sokak başında yol gözleyen yalnızlık denen haini... Yağ yağmur bir ışık tut önüme bul getir bana kıyılarda yosun tutmuş yaşanmamış gençliğimi... Esra Özdemir |
YOKSUN AKLIM ÇIRPINIŞLARDA isyanlarda yokluğun aklım çırpınışlarda.... yitik ellerimin arasına alıp başımı düşüyorum anılara bir İstanbul sabahı usumda gün ağarıyor serin.. puslu tenim tenine akarken aydınlık doğuyor gözlerimize aşka uyanıyor dünyam gün daha bir parlak çayın kokusuna sinmiş sevda karşılıklı yudumlarken hayatı varlığını hissetmek güzel çekip çıkarıyor karanlıklardan sarmalıyor sımsıkı alıyor yaşamın içine yeniden DERİN MAVİ |
BU ŞİİR ONDAN UTANIYOR Bu ne güzel koku böyle, bu ne güzel koku. Gül bahçesinden yoksa gelen o mu? Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu? Bu ne güzel koku böyle, bu ne güzel koku. O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor, yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne? Bu nasıl yüz böyle, bu nasıl ışık? Bu nasıl ay böyle, bu nasıl güneş? Mağradan mı çıktı, dağdan mı iniyor, o yalnızlığın adamı, o dost? Boş yere arama şarap testisini sen. Koklama onun ağzını sen boş yere. Şu meyhaneciden mi geliyor sandın onu; dostum, onu sen kendin gibi belleme. Yolda o yapayalnızsa ne olur? Başında sarık yoksa ne çıkar? Ne bundan güneşe bir leke olur, ne ayın gösterişine zarar. Bu gece uyuma dostum, uyuma. Bir kolayına getir onu bul. Sarhoşlar meclisine hep böyle geceleyin gelir o. Bu gece uyuma dostum, uyuma. Biz duvara asılı duran resimleriz. Bizi yapan ressamın varlık şavkı duvarın üzerine bir vurdumu, bakarsın o anda canlanıvermiş, kımıldanmışız Onun selvi boyu bir göründü mü, bakarsın dünya güllük gülistanlık. Kalktı bir salındı, kendinibir gösterdi mi. bakarsın kıyamet koptu gitti. Bakarsın Calinus gibi hastalar ülkesindendir o. Bakarsın hayret yurdunda dolaşır hastalar gibi. Sustum artık ben, sustum artık Bu şiir utanıyor ondan. Mevlana Celaleddin Rumi |
Kaz Dağları Yağmalanırken... Dağların sesi çıkmaz mı sanıyorlar? Dağların sesi çıkar. Dağların sesi rüzgârlardır, ırmaklardır. Dağlar rüzgârlarla seslenir, ırmaklarla gürülder. Kaz Dağları tarihin coğrafyaya emanetidir. Altında altın vardır, üstünde zeytin. Zeytin binlerce yıldır doğanın canlısıdır. Altın binlerce yıldır orada yatmaktadır. Şimdi Kaz Dağları delik deşik edilmek isteniyor. Sondajlar başlamış. Yakın gelecekte bu yağma durdurulmazsa zeytin bu cinayetin kurbanı olacak. Altını alıp gidecekler. Ondan sonra ne altın kalacak ne zeytin. Geriye artık yüzüne bakamayacağımız topraklar kalacak. *** Çanakkale şehitleri orada yatıyor. 'Bu topraklar için can vermiş yiğit asker.' Ona nasıl açıklanacak bu gözü dönmüş yağma? Bu 'altına hücum' lar, bu yeni yağmacılar? Bunlar için mi can vermişti o yüz binlerce şehit? Vatan toprakları parsellenip satılsın diye mi? Kaz Dağları da şehit düşsün diye mi bu para babalarına? Vatanı satsınlar diye mi geldiler Ankara'ya bu yeni gelenler? 'Muhafazakâr demokrat' diyenler kendilerine. Böyle mi 'muhafaza' ediyorlar vatan topraklarını? Böyle mi 'demokrat' lar, halka kulaklarını tıkamış? Onlar ne muhafazakâr ne demokrat. Onlara gerekeni yapacak olan bu halk. *** Çanakkale yöresi, Ayvalık, Küçükkuyu, Ören örgütleniyor. Çanakkale Çevre Platformu harekete geçiyor. Halk, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ayakta. Bu kez altıncıların sandığı gibi olmayacak. Orada adını halkın koyduğu bir referandum yapılıyor. Kaz Dağları savunuluyor, savunulacak. *** Çanakkale savunması yeniden yaşanacak. 'Kim nerede' diye bir soru yok. Hepimiz oradayız. O kazılar duracak. Tarihin coğrafyaya emanetini hep birlikte koruyacağız. Zeytin galip gelecek. Dağların sesi çıkmaz mı sanıyorsunuz. Dağların sesi rüzgarlârdır, ırmaklardır. Dağların sesi biziz. Dağların ayakları bizim ayaklarımızdır. Biz halkız ve ayağa kalkıyoruz... Dr Erdal Atabek |
ACIMSIN Sana gitme kal diyemedim çünki,bende kalıpta acı çekmeni istemedim sen daha iyisine layıksın dedin ben içimden senden senden iyisi var mı dedim unut dedin yaşanmamış say dedin insan canını nasıl unutur dedim... sen arkana bakmadan gittin ama arkanda bin enkaz bırakacağını bilemedin şimdi yüreğimde sen kanıyorsun hayat boyu kanayacaksın hiçbir zaman kapanmayacak hiçbir saniye unutulmayacaksın orada bir yerde ince bir sivri acı olarak kalacaksın sen beni unutup sevdiklerinle mutluluk şarkıları söylerken ben senden uzak bir mekanda elimde şarap şişesi gözlerimde hayalin yüreğimde bıraktığın yara ile beraber olacağım.... ....................................... Ümit BOZYİĞİT |
Asker annesi Canından can olan askerdir şimdi Özlemine ağlar asker annesi Gururla seyreder askeri kendi Onurlanıp çağlar asker annesi Çektiği özlemdir başka derdi yok Her şeyi vatanı başka yurdu yok Sayılı gün dolar bunun ardı yok Günü güne bağlar asker annesi Hasretten her zaman duyarlar sancı Sağ salim gelirde görmezler acı Bütün askerlere her gün duacı Zoru kolay sağlar asker annesi COŞARİ diyor ki bu kutsal yolsa Her asker anası bu yolu bulsa Evlat mı vatan mı tercihte kalsa Önce vatan yeğler asker annesi İbrahim Coşar |
Efendim I Boynuna bir ip at Kölen diye yollardan gezdir beni II Gözlerini süzüyorsun Bir balık gibi akıyorsun kaldırımlarda Bir daha yüreğini kaparsan bana 'Bu yaprağı parampaça yaparım' Çiçekleri sarı yapraklar ve bir ocak ayı Ağız ağıza sin ve cim harfleri Ateş kararıyor, bu içimin alevleri Acı çekiyorum elimden alınmışsın gibi Bir mektup hikayemiz olacak Baştan başa notalar bülbül ağızları Dik kafalı bir baş görüyorlar Başını eğmiş dalların yaprağında Zayıf bir çocuk yüzü, gülümsüyor Dikkatle bak, korku dolu bakışları O boğulurken gülücükler Saçılıyor Ölüm bir kuş kaldırıyor mezarlıktan Ak kanatları, hayat yok oluyor Çıkıp geliyorsun Kor gibisin, bir kar gibisin Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan 'Yaşamak' bir perde gibi kalkıyor aramızdan Zamansız mekansız bir tünel başındayız şimdi O mavi gözleri görmüş olmalıyım Bir ikindi vakti kaskatı ellerimin altında Uçuşlu saçlar bukleler Üstünde uyuyan eller Sevgim uzanıyor Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri Görüyorum kıpırdanışlarını Uykunda gül açan yanaklarını Cahit Zarifoğlu |
Ağlayan Bakışlar http://www.hikayeler.net/hikayeresim/aglamakguzeldirdu2.jpg Bir bakış… Evet sadece bir bakış… Ve… … Bin aşk… Bin sevda… Bin yürek… Bin düşünce… Bin gözyaşı… Bin okyanus… Bin hüzün… Bin masal… Ve daha binlercesi… Hepsi bir bakışta… Ama bir bakış var ki… Anlatılması en zor olan bakış… Ağlayan bakış… Sanmayın gözyaşı var… Yok… Ağlayan bakış işte… Tarif edilemeyen… Kurtarılmayı bekleyen… Gururuna da yenik düşmeyen bir bakış… Bazen sinirli… Bazen neşeli… Bazen düşünceli… Ama ne olursa olsun her zaman ağlayan bakış… Bulunması da en kolay olan bakış… Âşık bir dostunuz kadar yakındır… Yanı başınızdadır… Sadece bir dost yeter… Ha bide aşık olması lazım… Bilin ki şanslısınız… Dostundan başkasına da görünmeyendir bu bakış… Sadece size ağlar… Sadece size anlatır her şeyi… Bakması da yeterlidir… Bir bakış… Ve… Bin acı… Bin sızı… Bin yara… Bin kara bulutlu gökyüzü… Bin çıkmaz sokak gibi kalpler… Ve daha binlerce kör kuyu… Hepsi o bir bakışta… Hepsi o ağlayan bakışlar da… Dostumun ağlayan bakışların da… Dostunun ağlayan bakışların da… Göksu Görel |
YÜREĞİM Yüreğim Islaktır benim Kuytularda ağlamaktan Ve hafif uçuktur rengi Kurusun Diye kaç kez Güneşe asılmaktan... sunay akın. |
Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle arkandan yana yakıla değil Hüzünle, kahırla değil Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle sensizliğe yanıp sabahlara kadar değil Ben seninle ağlamak istiyorum Omzunda ki değmeli yanaklarımdan Birkaç tuzlu damla omuzlarına Tadını hiç bilmediğim dudaklarını öperken Ağlamak istiyorum ki hiç bilmediğim tadı Değsin gözyaşlarımın, dudaklarına Ve bir an gözlerini aç ki ben kaybolayım Doğada olmayan mavilikteki gözlerinde Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle bir ağla ki benle okyanusunda kaybolayım Öyle sensizliğe, hayata değil Benimle olduğun için Bir gece sabaha kadar Seninle ağlamak istiyorum Öyle yanında falan değil Gözlerinin okyanusuna bakarak İçinde son kulacımı atana kadar Ben seninle ağlamak istiyorum Ama sen ayçiçeği gibisin Gündüz güneş açınca oh.. Hep yanımdasın gündüzleri Ama boynum bükülür her gece Söz verdiğin saatte gidersin çünkü. Ceyhun Yılmaz |
http://www.yazgulu.com/karisik/slumberheart1.jpghttp://www.yazgulu.com/karisik/slumberheart2.jpg http://www.yazgulu.com/karisik/slumbertitle.jpg http://www.yazgulu.com/karisik/slumberbar.jpg Seni görüyorum düşlerimde Yanımdasın; Ellerini tutuyorum sımsıkı Gözlerine bakıyorum sıcacık İçim ısınıyor senin yanında Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor Dansediyorlar etrafımızda Başımı omuzuna dayıyorum; Sarhoş olmuş gibiyim Başım dönüyor Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme İnanamıyorum... Hiç uyanmak istemiyorum Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde Yanımda sen varsın düşlerimde Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra Bakıyorum ama yoksun Kalbim kanıyor Canım çok yanıyor Hasretin altın saplı hançer olmuş Saplanmış yüreğime ölüyorum.... Başım dönüyor aşkım Gözlerim kararıyor Zaten sensiz karanlık değil miydi? Nefes alamıyorum aşkım Sensiz hiç nefes almadım ki Hasretin öldürüyor beni Çok canım yanıyor bir tanem Kalbimi söküp atmak istiyorum Bu acı dinsin diye Onda da sen varsın yapamıyorum Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda, Gördüğüm her şeyde Duyduğum her sözde sen varsın Düşüyorum birtanem Artık sensizliğe dayanamıyorum Avutmuyor hayalin Sıcaklığın olmayınca Üşüyorum,ölüyorum... Yeşim Erdoğdu http://www.yazgulu.com/karisik/slumberbar.jpg |
Hiç yaşamadım hatıraları, görmedim,bilmedim. Geceleri sabahlamadım yıldızlarla,derteşmedim, seni hiç düşünmedim. Süslemedim düşlerimi, bir yaşama hevesim hallerini. Ben seni unuttum bitanem. Ağlamadım hiç, gözpınarımla yağmur olup sel olmadım. Dökülmedi hiç kalemimden hislerim, aşık olmadım tutulmadım. Bir çılgın gibi kahkahalarla güldüm hayatın acı hezimeti. Ben seni unuttum bi tanem. Pencerimin buğusuna hiç yazmadım adını, seyretmedim iç çekmedim. Resmini koymadım başucuma, onla uyuyup onla ağlamadım. Delirmedim sokaklarda, sabahlara kadar volta atmadım. Yalvarmadım sana, bir Damla sevgi dilenmedim. Ben seni unuttum bi tanem. Vur hançeri vur göğsüme , bir Damla kan akmaz. İstersen yar yüreğimi, içinde ne sevgi ne anılarım olmaz. Ben seni unuttum bi tanem. Her sesini duyduğumda heyecanlanmadım, titremedim. Hiç bıkmadan usanmadan, yürümedim duygu tünelinibeki ışığına ulaşırım diye. Ben seni unuttum bi tanem. Sanmaki sana yazdığımda titriyor ellerim. Sanmaki duygu yüklü kalbimden kopan rüzgara karışıyor gözyaşlarım. Sanmaki hıçkırıklarım tükendiği zaman, her nefesimde ölüm veyaşam arasında gider gelirim. Bir umutmuş , bir sevgiymiş, dağ gibi yüreğim süzülüyor gülsüz çöllere yapraaak yaprak. Sen kalbinde duygudan yoksun, ruhunda sevgi yeli esmemiş,yürekleri esaret zinciri altında kırbaçlayan taş bebeğim. Ben seni beyaz karanfillerle süsleyip düşlemedim mutluluk diyarına uçmayı. Ben seni unuttum bi tanem , HİÇ sevmedim !..... İRFAN SAYLAR |
Sevdiğimsin Susmaları marifet bildi dilin, Suskunluğun en zifir zindanlarında. Gönlümün değişmeyen Pİ sayısısın İçimsin,içimdesin,içten içe bitişimsin. Nereye gidersen git, Baktığın yer baktığım yerdir bilesin. Dünlerim,gelecek günlerimsin. Elbet bir gün beni,sevdiğini sende söleyeceksin. İçimdeki ümidim,hep beklediğim, Bir gün döneceğini bildiğimsin. En önemlisi,sen benim sevdiğimsin. Sevda kaya |
EVLİLİK Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız, ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız. Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız, ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda.. Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın. Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi. Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin. Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın. Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer yalnız olduğunu unutmayın. Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın, çünkü ancak hayatın elidir yüreklerinizi saklayacak olan. Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın, çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır, Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez... Halil CİBRAN |
YOLCULUK Yolculuk, her zaman düşündüm onu; İçimde bu azgın dâvet ne demek? Oraya, nerdeyse güneşin sonu, Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek. Altımdan kaydırdı bir el minderi; Herkes yatağında, ben ayaktayım. Bir gece, rüyada gördüğüm yeri, Gözlerim yumulu, aramaktayım. Beni çağırmakta yabancı dostlar; Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız. Eski evde, şimdi bir başka ev var: Avlusu karanlık, suları tadsız. Her akşam, aynı yer, aynı saatta, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi, yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk! Başım; artık onu taşımak ne zor! Başım, günden güne kayıtsız bana. Dalında bir yaprak gibi dönüyor, Acı rüzgârların çektiği yana... N.F.KISAKÜREK |
S e n Sen... Şu an yine seni düşünüyorum Her zaman olduğu gibi Önümde kitaplar hepsinde sen, sen yazıyorsun Seni okuyorum Seni çalışıyorum Günlerce, haftalarca, aylarca Damarlarımdaki kana seni işlemek istiyorum Beni sen yaşatasın istiyorum Sen benim için tek yaşam kaynağısın Öyle olmanı istiyorum Seni istiyorum Sensiz duramıyorum Sen... Azrailim olmanı istiyorum Zamanı gelince canımı alacak Doktorum olmanı istiyorum Hastalandığımda tek ilacımın Sadece bir tebessüm olmasını istiyorum Seni istiyorum Bilirsin ki: sensiz duramıyorum Sen... Eşim olmanı istiyorum Bir ömür boyu dostum olacak Dost kalacak Eş istiyorum Seni istiyorum Bilirsin ki: sensiz duramıyorum Sen... ...Şu an yine seni düşünüyorum Her zaman olduğu gibi Önümde masa Bugün yine menüde sen varsın Seni yiyiyorum Seni içiyorum Seninle doyuyorum Seninle yaşıyorum Seni istiyorum Bilirsin ki: sensiz duramıyorum Sen... Kolumdaki saatim olmanı istiyorum Zamanın sensiz olmayacağı gibi Sen "Dur" deyince dursun istiyorum Bütün kâinatın Seni istiyorum Bilirsin ki: sensiz duramıyorum Sen... Beynim olmanı istiyorum İçimdeki bütün bilgileri sana endekslemek İstiyorum ki; Gözlerim olmanı istiyorum Kimse bakmasın diye Aynaya bakmak istiyorum Gözlerime Seni göreyim diye Seni istiyorum Bilirsin ki: sensiz duramıyorum Sen... ...Evet Sevgilin olmak istiyorum Ben... Emrah Uruç |
Sevda dediğin ne ki gülüm Düşmeye gör ardına Cenneti de yaşarsın dünyada Cehennemide Hem de aynı anda Sevda dediğin ne ki gülüm Hele düş ardına Yoksunluğu da yaşarsın en altta Varlığı ta doruklarda Dururken sıfır noktasında Sevda dediğin ne ki gülüm Yoktun dün Varsın dolu dolu bugün Olmayacak belki de yarın Sevda dediğin ne ki gülüm Bir göz uzaklığı belki Boş ver aldırma sen Yaşamak için yeter ki umutların olsun Esin Döndüoğlu |
Bir Günüm... acıyı özümsedim çok az gülümsedim mutluluk ümidini inat ettim besledim dertleri oyalarım sevgiyi kovalarım üzmem kimseyi lakin yüreğimi dağlarım bugün olmasa bile bitecek elbet çile çok ihtiyacım var sevgiyle uzanan ele doğa tabiat çiçek baharlar gene gelecek asık suratlı kader bir gün banada gülecek yar nazarında sevgim üçbeş kuruş anca etti şöyle böyle der iken bu şiirde böyle bitti 081004 Hakan Timur |
Bir göründün Birden kaderim oldun Bir estin sen Yüreğime senli doğdun Hoş geldin yüreğime canım Senle doğacağım sabaha Senle eseceğim gününe Senle dolacağım gecene Seni ben sevdam; Mutluluk bulutuna çıkaracağım Seni ben sevdam; Mutluluk denizine götüreceğim Senle dolan hayatımı, Sana ve senlere adayacağım Kadrini, kıymetini bileceğim Seni ben sonsuza taşıyacağım Bir girdin hayatıma Pir girdin gönlüme Senle dolu hayatım canım Ben seninle yok olacağım alaaddin uygun |
O AKŞAMDI ışıklı tellerine takıldı ayaklarım.. karşımda alev alev duran kirpiklerinin.. kapattın yüreğimi karanlık evlerine bana kim olduğumu soran kirpiklerinin.. o akşam yakamozlar gibiydi bakışların.. akdeniz gözlerinin damlasıydı o akşam.. sağnak sağnak boşaldın çorak topraklarıma tebessümün göklerin cilasıydı o akşam.. bir anda kelepçeli buldum ellerimi varlığın gurbetimin sılasıydı o akşam dağları birer birer devirip sana gelmek gönlümün en ateşli duasıydı o akşam.. sakıncalı saatler yaşadım yollarında.. yüzün sanki sonsuzluk şuasıydı o akşam.. aldandım bulutlara uzanan ellerine bu sevda ömrümün son sevdasıydı o akşam.. gülleri, sümbülleri kıskandıran endamın merhametsiz derdimin devasıydı o akşam.. oysa anlayamadım ızdırap olduğunu içimde bir heyula,bir serap olduğunu her lahza çöktüğünü ve harap olduğunu.. bilemedim ne deniz ne mehtap olduğunu.. meğer kalbin kalbimin belasıydı o akşam.. Nurullah GENÇ |
| Saat: 23:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık