![]() |
sevdam hükümsüzlüğe hüküm giydi yarınların gelişi yok artık gözlerimi ufuklar doldurmuyor bir mavi derinliktir tutsaklığım çılgınca bir macera senin yüreğine müptelalığım sana sevdalılığım hakimimde sensin savunucumda. ya sev ya terket ya özgür bırak, ya ölüme hükmet dünlerim tarihi oluştururken senlerim yarınımı yazıyor şiirlerim seni almıyor her satırında yetersiz kalıyor seni nereye koysam şaşırıyorum bir tek, yüreğim kabul ediyor. |
GÜNEŞ LEKELERİ BÜYÜMÜŞ. Güneş lekeleri büyümüş, Yıldızlar yeniden azacak. Kiralık kalem aranıyor, Yıldıznameleri yazacak. Bir sis hilali kapatacak, Korku basacak ortalığı. Karadelikler oluşuyor, Yutacak yığınla varlığı… Medya uyanmış çalışıyor, Köşeden ses geliyor; hav hav! Köhne yanardağ ağız açmış, Lav püskürecek yeniden, lav! Tatlı hayaller şurda dursun, Temelli unutun bolluğu! Akıllı tavuklar feryatta, Alıp da kaçıyor folluğu. Balans ayarı ile dünya, Oturtulacak yörüngeye, Kolu bacağı kesilerek, Piyasa gelecek dengeye. Güneş lekeleri büyümüş, Yıldızlar yeniden azacak. Hürriyet yakılıp törenle, Külleri havada tozacak… |
Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil. Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği. Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim. . . Bakma öyle, al elimden valizlerimi Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak, Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç. . . Soğuk burası, yağmur kokuyor Geceleri uyku tutmaz insanı burda Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın. . . Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun ?! Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu Yoksa uğraşma, aç değilim ! Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana. . . Yalnızlık kapat kapıyı ! Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana. Uyumak istiyorum, Unutmak istiyorum, Unutulmak istiyorum. . . Yalnızlık kapat pencereleri ! , yüzüm görmesin güneşi . çünkü acıyor. yüzüm mü yoksa yüzsüzlüğümden mi geliyor bu acı. Ölmek istiyorum. |
Hayat Üzerime Boşalıyor Şimşek çakıyor. Delicesine yağacak yağmurdan önce… Delicesine şimşek çakıyor. Sanki ayrılamıyor yağmur, sarmalandığı buluttan. Sanki bize inat, bağırıp duruyor yukarıdan. Şimşek çakıyor, az sonra yağmur yağacak. Bir bebek delicesine ağlıyor, az sonra anasından ayrılacak. Bir baba delicesine balyoz sallıyor, az sonra yavrusuna süt alacak. Bir delikanlı kan revan koşuyor, asla sevgilisine kavuşamayacak. Ve bir şarkı çalıyor taş plakta, cızırtılı. Ve benim yüreğimin cızırtısına karışıyor. Korkmamak mümkün olsa korkmayacağım. Mümkün olmuyor korkmamak, korkuyorum. *** Delicesine şimşek çakıyor, yokluğunun üstüne. Gittiğini bir kere daha anlıyorum. Gittiğini, hem de bugün akşama doğru. Gökyüzü bir karnaval yeri gibi ışıklar saçıyor her yana. Havai fişek kadar renkli, atom bombası kadar korkutucu bir şenlikle etraf yanıyor. İçim yanıyor, sancıyorum, nefessiz kaç dakika yaşanabileceğini sayıyorum. Bugün akşama doğru, şimşeklerden iki saat önce, gittin! Bırakıp beni öylece, gittin! Nasılsa bana dönmeyeceksin. Yolun açık olsun. Bugün akşama doğru gitmek nereden düştü aklına? Bak şimşekler çakıyor, ben korkuyorum! Usulca bacaklarının arasına kıvrılmak yok. Omzuna yaslanmak da! Ben korkumu geçirecek başka bir yol bilmiyorum. Çaresiz korkacağım, perdeleri kapatıp, karanlık odama sığınacağım. Sen, mümkündür kalabalıkların içerisinde, şimşeklerin raks eden renklerini seyredeceksin. Ya da gittiğin yerde, şimşekler seslerini az önce kesmiş olacaklar. Bu durum da bedenlerimiz kadar, kaderlerimiz de ayrılmış olacaklar. Korkularımız, birbirinden habersiz kalacaklar. Başka insanlar olacağız biz. Bu durumda, onca yaşadığımız şeye rağmen, yabancı kalacağız. El olacağız, iki başka garip olacağız, saçma olacağız. Bunların hepsini senin gidişin sağlayacak. Bütün bunları düşünmeden gitmek, delicesine bir şey. Bu delilik de ancak senden beklenir. Şimşek çakıyor. Gelip sana sığınamayacağımı söyleme sakın. Şimşek çakıyor diyorum, anlamıyor musun? Bilmiyorum diyorum, sensiz bir kokuyla baş etmeyi. Bilmiyorum diyorum, sen olmadan şimşeklere bakıp gülmeyi. Bilmiyorum diyorum, duymuyor musun? Şimdi burada olsan, ekmeğimize çikolata sürer yerdik. Çikolata korkuya iyi gelir der, gülerdik. Yapacak başka bir şey yok, delicesine ağlıyorum, kendi sesimden ürkerek. İki gürültü birbirine karışıyor, hıçkırık ve şimşek. Sen yok oluyorsun, bir bebek annesini kaybediyor. Balyoz sesini boğuyor şimşek, çocuk boşuna bekliyor. Hayat boşuna bekliyor. Tüm sevgililer kan revan koşuyorlar, aşk yok oluyor. Sen yok oluyorsun, aşk olsun. Yüreğimdeki cızırtı önce taş plağı, sonra tüm sesleri susturuyor. Ve şimşek susuyor, delicesine bir yağmur başlıyor. Perdeleri açıyorum. Kovalarca yağmur üstüme boşalıyor. Hayat üzerime boşalıyor. Geride boş kalıyor, yok kalıyor. Korkmamak mümkün olsa korkmayacağım. Mümkün olmuyor korkmamak, korkuyorum. |
bir hazin türkü benimki çaresiz kalmışlık balçık içinde kalmışken çırpınışım isyan edişim….. dönmek istemesem de geçmişe hatırlatır birileri dön der tekrar sevmeye sevilmeye ben her ne kadar geleceği göremesem de bir tokat gibi geçmişim vurur yüzüme hata değildi yaşadıklarım namussuzluk hiç değil utanmıyorum alnım ak yaşamam gerekiyormuş yaşadım şimdi sonunu bilmediğim bir filmi izliyorum hayatıma dair neler olacağını tahmin bile edemediğim bir film gülerken ağlayan yürekti adı………. |
Ağlama Yeter Hoşça kal demeden, ah yunus gözlüm, Duman yalnızlığın dağında öldüm. Volkandım severken, şimdiyse söndüm, Hazindir ayrılık, ağlama yeter. Aşkımızdan uzak, artık sensizim, Boşlukta kimsesiz ve nedensizim, Kapandı gözlerim, nursuz, fersizim, Yoruldu bedenim, baston ol yeter. Seninle yaşandı en güzel günler, Aşkımıza ettik kutsal yeminler, Bir hiç uğrunaydı, bitti sevgiler, Anılara dalıp yaşamak yeter. Acıları katıp aşk kadehine, Bir dikişte içtik şifa yerine, Şimdi sürmeler çek o gözlerine, Bir umudun kalsın elinde yeter. |
göğüslediğim iplerde sen varsın tutamam bu şehri avuçlarımda ellerim dünden sancılı ellerim dokunma ellerime yanarsın ateşten sırılsıklam saçlarım yüreğim mayınların kucağı sevme beni sevmelere tutsağım beni her gece iplere asarsın bu benim son ölümüm olacak tepeden tırnağa zor bir yasağım bu benim son ölümüm diyorum sen bu sevdayı anlayamazsın |
Yaşamak Ne kelimelerle anlatabilirsiniz ne de kitaplarda yazıldığı gibidir yaşamak. Fakir bir çocuğun yırtık lastik pabucunun arasından giren donduran soğuk Gözlerinden yaş olup akan ince damlalarıyla umutsuzluk Ellerini ısıtmak için üflediği buhar Tekme atılan teneke kutunun sesiyle duyulan kalabalık mutluluk... Uçuk kaçık bir genç kız Dantelini bir kenara itip saatlerce penceresinden bakan O sonsuzluk gibi gelen yollara Hayalleriyle rengarenk süslü kaldırımlar yapan Dönüp yüreğine yeniden hüzünle dolan... Kimsenin adını bilmediği küçük bir kır çiçeği İlkbahar geldiğinde uyanan ve sevgiyle sımsıkı hayata tutunan Yeryüzünün en uzak köşesinde unutulmuş, itilmiş olduğunun sanan Umduğunu bulamadan kuruyup, sonsuzluğa doğru rüzgarla savrulan... Küçük bir kalp atışı; heyecanlı olduğunda, Kanatlanıp pır pır uçup giden uzaklara Rüyasını bile göremediği o inanılmaz dünyalara Duran bir gün ansızın, sevgisi solduğunda... Ne kelimelerle anlatabilirsiniz, ne de kitaplarda yazıldığı gibidir yaşamak Çınar Ağacının en tepesine yuva yapmış bir Ağaçkakan Hani yumuşak tüyleriyle iki minik yavru, aç aç gözlerinize bakan Adını koyamadığımız bir duygu Yüreğimizden gelip te dudaklarımızdan akmayan, Tuhaf bir iç sıkıntısı; sebepsizce gün ışığını karartan Ya da hüzün; kesif dumanlarıyla ciğerlerimizi ölesiye yakan... Dudaklarınıza dokunduğunda cenneti anımsatan duygusuyla, bir yudum su Yıllar sonra karşılaşılan eski bir sevgili Özlem ile gözlerinize bakan minik bir bebek Geceleyin aniden çalan bir telefon Farkında olmadan altında kaldığın o 'Ahmak Islatan' Terk edilmek bir akşam üstü, daha güneş batmadan Ardında bırakmak doyasıya nefes alıp kokladığını Uzunca bir buse bile almadan... Yalnızlık; gecenin bir yarısında uykunuzdan uyandıracak kadar Sensizlik, bensizlik, kimsesizlik; rüyalarınızı solduracak kadar Adını hiç bilmediğiniz hüzünlü bir şarkı Sessizliğin sesi Gülümseme; yürekteki sevgiyi gözlere yansıtan Rüzgar; derin hıçkırıklarla boğulmuş gibi amansız esen Yağmur; günahların üzerine delice yağan Sevgi; serçe parmağını tutacak kadar yakın olduğun Sımsıcak bir kucaklama; yüzyıllar öncesinden gelen o tanıdıklık hissiyle Sen, Ben, O veya Biz Fırlattığın büyülü bir bakış ile, Sonsuzluğun öteki ucuna yapılan kaçamak... Ne kelimelerle anlatabilirim, ne de yazdıklarımdır yaşamak... |
SANIYORSUN Kİ... Saniyorsun ki yasamiyorum seni Saniyorsun ki dusunmuyorum Saniyorsun ki aramiyorum gecelerimde Kacinci yanginin icindeyim, bil bilsen......(U) |
Haykıramadım Sensiz geceler, sensiz günlerim oldu Özlemlerim dolu dolu, özlemlerim taşar oldu Her ne zaman sevdiğimi söylemek istediysem Tam şuram tıkandı, sevdiğimi haykıramadım Hayallerde seninle sarmaş dolaş neşelendim Seninle konuşup, sözlerinle şenlendim Ne zaman sarmak istediyse kollarım seni Hülyalarımdan uyanıp, sana sarılamadım Rüyalarımı süsledi, ela gözlerindeki bakış Hayallerim hep besleyip büyüttü seni bende Hülyama ne zaman haykırmak istediysem sevgimi Seni bende bulup, sevgimi haykıramadım Sam yeli gibi esip çatlattı tenimi, yokluğun Bir nefes kadar yakında oysa bana, çatlak dudakların Ne zaman buse alacak olduysam gül yanaklarından Solar sanıp yanakların., seni koklayamadım |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık