![]() |
LUNAPARK Orkestranın çaldığı ilk şarkı gibi Mutsuzdur balerin… Ayakları şişmiştir Rimelleri de akmıştır üstelik Ilık bir duş, Ve bir kahve ardından Kremasız Tek isteğidir balerinin Hızlı gecelerden bıkmıştır Eteğine sımsıkı yapışan İnsanlardan Terden, acıdan ve gözyaşından Tek isteği Bir ılık duş Ve bir kahve ardından Kremasız Elbisesini de değiştirse Pek fena olmaz Çekebilir belki Sevimli palyaçonun dikkatini… |
"İki kalp a rasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. |
Yaşanmamış Hatıralar -I- Yaşanmamış hatıralar bilirim Büyülü sonbahar akşamlarında Bulutlar üstünde su kenarında Yalnız hayal edilen hatıralar İşte; en ürpertici nağmelerle Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar Sen dudağında gülümsemelerle Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim Fakat yine bizbize, başbaşayız Duymasan düşünmesen de; unutma Bir daha bu anı yaşıyamayız. -II- Görülmemiş manzaralar bilirim Karda, kışta, belki de ilkbaharda Hür denizlerde, kuytu ormanlarda Sadece hissedilen manzaralar Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur Üşüyorum üşüyorum beni sar Karanlık başladı, gitme ne olur inan değişen manzaralar değil Kilometreler ayıramadı bizi Fakat bir gün gelir de birleştirir Beyaz bir güvercin kanadı bizi -III- Söylenilmemiş mısralar bilirim Hüzün dolu yağmurlu gecelerde Alev çalgılarının sustuğu yerde Yalnız, yalnız düşünülen mısralar Bilinmeyen şeyler huzur içinde Bilmenin bilinmez bir korkusu var Bak bütün rüyalarım nur içinde Çünkü, bugün havasını kokladığın denizaşırı bir diyar bilirim Ve o diyarda seninle beraber Yaşanmamış hatıralar bilirim. |
MELEĞİM Ey benim gönül dostu kardeşim Dilimden kalemime işledim Dokundu halin bana eridim Kırılan kanadına olsam merhemin Yüreği sevgi dolu meleğim Seni bilmeyenlerden değilim Dayanamayıp acılara sabır ettin Yıkılmadın umutlarını hep yeşerttin Anasın en güzel meyveler senin Özgür olanlar halin ne bilsin Yüreği sevgi dolu meleğim Seni bilmeyenlerden değilim Yürü diyenler diş mi bilesin Yüzündeki gülüş geri gelsin Gözündeki ışık mutluluk versin Şu sıkıntıdan artık silkin Yüreği sevgi dolu meleğim Seni bilmeyenlerden değilim Dilek Mamay 20 şubat 2002 |
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Şöyle diyebilirim: "Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler" Gökte gece yelinin söylediği türküler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere Bakışlar sanki onu bana getirecekler Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler Budur bana verdiği acıların en sonu Sondur bu onun için yazacağım dizeler |
Son Otobüs Gece yarısı.Son otobüs. Biletçi kesti bileti. Beni NE bir Kara haber bekliyor evde, NE rakı ziyafeti. Beni ayrılık bekliyor. Yürüyorum ayrılığa korkusuz ve kedersiz. İyice yaklaştı bana büyük karanlık. Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık Artık şaşırtmıyor beni dostun *****liği, Elimi sıkarken sapladığı bıçak. Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman. Geçtim putların ormanından baltalayarak Nede kolay yıkılıyorlardı. Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri, çoğu katkısız çıktı çok şükür. Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı, NE böylesine hür. İyice yaklaştı bana büyük karanlık. Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık. Bakınıyorum başımı kaldırıp işten, karşıma çıkıveriyor geçmişten Bir söz Bir konu Bir el işareti. Söz dostça Koku güzel, El Eden sevgilim. Kederlendirmiyor artık beni hatıraların daveti hatıralardan şikayetçi değilim. Hiçbir şeyden şikayetim yok zaten, yüreğimin durup dinlenmeden Kocaman bir diş gibi ağrımasından bile. İyice yaklaştı bana büyük karanlık. Artık NE kibri nazırın, NE katibin şakşağı. Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı, güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan. Ve belki, NE yazık, Hatta en güzel yalan Beni kandıramıyor artık. Artık söz sarhoş edemiyor beni, NE başkasının ki, nede kendiminki. İşte böyle gülüm, Iyice yaklaştı bana ölüm. Dünya, her zamankinden güzel, dünya. Dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi, başladım soyunmağa. Bir tren penceresiydim, Bir istasyonum şimdi. Evin içerisiydim, şimdi kapısıyım kilitsiz. Bir kat daha seviyorum konukları. Ve sıcak her zamankisinden sarı, Kar her zamankinden temiz. |
EFENDİM ADINA GELSEYDİN…! koparılmış bir dilim ekmeğin adına yazıldı aşk adını hakka adamış yüzlerce gülen yüzle beraber, gün arka sokakta unutulmuş bir çocuktu ağladığı saatler umuda sancı gibiydi, günahın dilini kıracağını bilemedin,bilmek istemedin dua için yanmış herbir sevap adına gelseydin…! yolu taşlı bir koşuşturmadadır için yüreğin uçmayı bilmez sevilere kanat çırpar var olmak allah adına yaşamak ödeviydi ondan korktuğunu bilip gülerek ona gitmekti allahın kalbine verdiği aşk adına gelseydin…! korktuğun günahların üstüne gidip sevaba erebilirdin günahtan korktuğun çıkmaz adına gelseydin…! tutuk bir tabancaydı sözlerin gidilenin arkasından konuşamamaktı, gözlerindeki acı bakış çaresizliği anlatmaya yetmedi her şeyi ben bilirim tavrıyla konuşurken aslında cahilliğin resmiydi bu… kalp kapılarını kırıp gözyaşına koşan yarınları yarattın cehennemin ateşini bir sigara ateşi sanmak gibi bir yanlışın vardı cehennemin ateşinden korkup gelseydin…! ezik bir zamanı tutuyordu ellerin evi yıkık bir insanın hayata umutla bakışı aksetmemişti sana seni çıkmaza sokan senin sonu gelmez inançsızlığındı, el verip selamete ermeyi adımladığın yaşamda bitirilen sandın doğrulduğunda yeniden devrilmen uyandırmadı seni uykundan içine girmiş şer-i şeytanı atamadın ondan kurtulmak adına gelseydin…! eli kolu bağlı bir mahküm gibi tuttu hayat seni kırılmış kalpler vakfına gitti emeğin ucu açık yollar yerine üstünde kan gibi közler olan yollara koştun hadi bu kapı işte! diyene elemin zifrini kustun, seni girdaba çeken gözleri kan çanağı insanlardı onların gittiği yeri bilemedin onlardan kaçmak adına gelseydin…! yoluna tutulan ışıklar varman gereken düşün yansımasıydı bakmaya doyamadığın çiçeklerin yeşerdiği topraklardı belki acıyı gülmeye en ucuza satmaktı, sözünü tartan kalbin olmadı açıldıkça ağzın beyninin tipisine yakalandın adını dahi koyamadığın kuyulara attı seni, kurtuluş sevgiliyi sevmekti o sevgi efendiyi bilmekti efendimi sevmek adına GELSEYDİN…! |
Sana Hasretim Hiç kimse bilemez ne çektiğimi Yarına sevdalı düne hasretim. Anlatmam imkansız inan sevgimi, Gözümde yaş gibi sana hasretim. Adını yazmışım her bir köşeye, Resmini çizmişim kara geceye, Boynum kıldan ince senle acıya, Bağrımda taş gibi sana hasretim. Sorular sen diye cevap buluyor. Her sabah sen diye sabah oluyor. Her yudum her nefes senle doluyor. Soframda aş gibi sana hasretim. Her duam adınla başlayıp biter, Hasretin can dostum düşmandan beter, Sabaha beş kala bir görün yeter, Uykumda düş gibi sana hasretim. Betül Kasapoğlu |
CAN VE CANAN Can da anam, canan da anam, Benim gücüm yetmiyor, nasıl dayanam. Can da anam, canan da anam, Bu nasıl sevgi anam, sana doyamam. Canımsın, cananımsın,herşeyimsin benim, Senin için ben canımı bile veririm. Canımsın, ciğerimsin,dünyamsın benim, Sana gecemi değil, gündüzümü de veririm. Kanımsın sen, damarımdaki kanım, Yok senden başka benim cananım, Hayalin bile beni yaşatıyor, Sana gözümü değil, özümü de veririm. |
Bensiz Yaşamaya Alışacaksın Yavaş yavaş Kayıp gidecek yıllar Avuçlarından, Tutamayacaksın. Zaman İçecek koca ömrü bir yudumda, Benden uzaklarda, Yalnızlığı alıp koynuna Uyuyacaksın. Nasıl bir duygudur aşk? Coşmak aynı yatakta / bir ırmak gibi? Sarmaş dolaş / sabahlamak geceyi? Öpmek / sıcak dudakları? Sevişmek ne? Unutacaksın. Koyduğun hiçbir şey Yerinde olmayacak / yokluğumda, Sap saman karışacak birbirine, Bağbozumu Başlayacak bahçelerinde Dalların üşüyecek, Rüzgârda titreyecek. Tipiye yakalanmış kuş gibi Donacaksın. Fotoğraflar olacak Tek tesellin, Anılar dostun. Geçmişte kalan aşkımızı Dinlediğin şarkılarda bulacaksın. Aylar sonra Yeni bir baharı Muştulayan kuşlar Öterken sabah serinliğinde, Açacaksın Uykuya terkettiğin gözlerini / bensiz Ve yapayalnız. Sol yanında sevdiğin Olmayacak yatağında, Duvarlarına Anılarımız sinmiş odanda, Yalnızlığınla kalacaksın. “Olmaz” deme sevgili! Yaşayacaksın bir gün bu yalnızlığı, Yokluğumu Soğumuş avuçlarında, Damarlarında duyacaksın. Çekip gideceğim sonunda / uzaklara, Bir gün / bensiz Yeni sabahlara uyanacaksın, Ağlayacaksın. Soracaksın kendine: “Ben nerde yanlış yaptım?” diye. Bulsan da yanıtını Yararı yok sevgili! Geç kalmış olacaksın..... Şimdiden hazırla kendini / yokluğuma, Bir gün Bensiz yaşamaya Alışacaksın. |
| Saat: 13:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık