![]() |
http://img241.imageshack.us/img241/8336/4994545mdnj0.jpg yalnızlığım(a) .... Ben dar mekanlara giremedim Ya da, girdiklerim hep çok genişledi ben girince İçimdeki yalnızlığım o kadar büyüktü ki; Dar mekanlara sığamazdım... Ve o kadar büyüktü ki yalnızlığım; Benden önce gitti hep gideceğim yerlere, Ve benden sonra döndü geleceğim yerlerden Başlangıcını hiç hatırlamıyorum... İlk ne zaman hissettiğimi de bilemiyorum... Bildiğim, hep benle olduğu... Gece ve gündüz beni hiç bırakmadığı... Ve hatta uyurken Ve hatta rüyalarımda Acaba benden önce de var mıydı? Yada, Yoksa benle beraber mi doğdu? İkizim olabilir mi benim yalnızlığım?? Ben duymadan o da, Anneme anne, babama baba mı dedi yıllarca acaba? Okul sıralarında benle beraber mi öğrendi okumayı, Okudukça yalnızlaştı mı benim gibi, Çoğalacağını sandıkça azaldı mı? Beni sevmek isteyenler vardı da, Onun yüzünden mi ulaşamadılar? Ona mı dokundu bana uzanan eller?? Onda mı kayboldu bana gelenler?? Ah yalnızlığım Tek varlğım Ya ben annemi uğurlarken sonsuzluğa, Sen de ağladın mı benim kadar? Ve sen de şiir yazdın mı tıkandıkça hayatta, Düğümlendikçe boğazında yumrular?? Gözyaşların üzerine damlayıp, dağıttı mı yazdıklarını? Sen de beni mi anlattın ağlayarak yoksa? Adımı söylemeyip herkesin dilindeki gibi, Yalnızlığım mı dedin yoksa sen de bana?? |
Sabrı anlat bana... Mağlubiyetlere dayanmayı öğret ruhuma Bir ışık yak aydınlansın ufuklarım Söyle ne vâkit sona erer bu amansız sınanma? Özlemi anlat bana... Göğünde kanat çırpan vuslat kuşları Nereye konarlar yorulduklarında? Ayaz yemiş sevdaların bakışlarındaki Ümitsiz ümitleri anlat. Yalnızlığın dili olsaydı sormazdım sana... Sevgilerin nihayetini anlat... Nasıl biter bir sevda? Yakıp, yıkılan umutların külleri Nereye savrulur sonunda? Ben sustukça sen anlat... Hüzünlerine geldim, Bir damladan derya yaptığım hasret Ve Dinmek bilmeyen bir sancıyla. Al kat acılarımı acılarına... Hep vuslatı düşünürken savruldum Yüreğimin esir rüzgârlarıyla. Hayat körebe oyunuydu Sobelendim yaşanmamışlıklara. Anlat, merak ediyorum Her zaman ışık var mıdır, tünellerin ucunda? |
Gözlerimin Yaşı Benden ayrılalı bunca yıl oldu Gözlerimin yaşı nerdesin nerde Kalmadı takatım gülbenzim soldu Derdimin dermanı nerdesin nerde Gündüz hayalimde gece düştesin Sensiz yaşayamam bunu bilesin Gözlerim yollarda çıkıp gelesin Gönlümün sultanı nerdesin nerde Buralar gözümde viran görülür Sevipte ayrılan ölmez sürünür Yapılan yanlıştan geri dönülür Alnımın yazısı nerdesin nerde İştahım kesildi uykum gelmiyor Yardan ayrılanın yüzü gülmüyor Boşuna uğraştım sensiz olmuyor Tutunacak dalım nerdesin nerde Dönüşün Güner'in derdine deva Seven sevdigine eylemez cefa Kavuşursak ayrılmayız bu defa Hasretim özlemim nerdesin nerde |
MONA ROSA Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller |
yemin et mor'un üstüne sevginin ve sevdanın üstüne yemin et adı olmayanın üstüne günahlarını savur rüzgarla dönme dönülmeyeceklere bakma gözlerine acıyanın yemin et bulutun üstüne ve yağmurun ve damlanın üstüne sığındığın kalplerden çık yaşama ümit üstüne siyahı sev çelişkiye hayran ol dönme bakılmayacaklara yemin et bir kar tanesine bülbül sesine ve yürek sesine asla “asla olmazlara” takılma ne denirse susma yemin et susanların üstüne sözü diyenlerin üstüne yemin et vazgeçenlere değer verme gülme gece karanlığında yemin et şafak güneşine yemin et ayın doğuşuna gece ışıltılarına seslen harfsiz konuş güllerle yapraklarını sev dokunmadan yemin et sakladıkların üstüne ve diyemediklerin ve göremediklerin üstüne bildiklerinle yetinme bilinmeyen üstüne yemin et bir nokta olduysan dünyada bir nokta olmayan kainatta dünya üstüne yemin et bulduklarına yemin et bulamayıp unuttuklarına ve toprak kokusuna ve ölüm korkusuna ve sahil sukunetine yemin et yemin et kaf dağına gönül tepesine şimsek çakışına gözyaşına yemin et bir iç isyan yaşa sessizce sessizlik üstüne yemin et yemin et meltemlere ardından baktıklarına ağlayıp durduklarına O’nsuz da olduklarına yemin et yemin et yemini bozanlar üstüne dünya bu düzen üstüne... |
Bana Mutluluktan Bahset Anlat bana, Mutluluktan bahset.. Sevgi, Aşk sözcüklerini Kullan sık sık. 'Seni Seviyorum' de hep.. Yüreğim sevmeye, Sevilmeye hasret.. Yıllar oldu, Gönül köşkümü kapatalı.. Gel, Kanat ol, Mutluluk ülkesine uçur beni.. Unuttur Yaşanan mutsuz dünleri. Doyasıya, Dünyaya hiç gelmeyecekmiş gibi, Yarın ölecekmiş gibi, Yaşayalım günleri.. Umudum ol, Karadutum ol, Bağla beni hayata, Bağla bugünümü yarınlarıma… Silelim geçmişin kötü izlerini, Sadece Sen ol hayatımda, Bir de Güzel kızım, Ahsen’im… Dünyayı geniş, Mutluluğu, sevinci iş eyleyelim… Gülsün yüzlerimiz, Bahar gelsin ülkeme, Çiçekler açsın renk renk.. Bir beni sev, Bir tek benim ol.. |
bilemezsin, ne kadar zaman sensiz kaldım, sensiz ağladım. bilemezsin, nasıl andım adını hem sevip, hem de söverek. çektiğim acının tek suçlusu "sen" diye, "sen" diye tüm siyahlarımın mesulu. bilemezsin, seni hem çok severek, hem... bir teslim oluşu yaşayarak tüm ruhumla uğruna adayıp bir kalbi, sunup altın tepside. bilemezsin hem çok sevip, hem de söverek... her yağmurun öncesi ve her damla sonrası, her gökkuşağı renginde seni görerek... çektiğim tüm acının "tek" suçlusu, "sen" diye yaşlı gözlerimin tek sorumlusu. artık doğmayan güneşlerimin artık en sessiz gülüşlerimin, kendimden korkarak sevişlerimin, her gün batımında gidişlerimin. bilemezsin hem seni sevip, hem de söverek... bir bir kırılan umut dallarımın, bir korkak gibi saklanan duygularımın sevgiye dair sorgularımın... bilemezsin, uğruna dökülen gözlerde yaşlar, bilemezsin, uğruna bu kalpteki atışlar bilemezsin, susarken sevgi diye haykıran bakışlar. çektiğim acının tek suçlusu "sen" diye, "sen" diye tüm siyahlarımın mesulu. bilemezsin, seni hem çok severek, hem... bilemezsin, ne kadar zaman sensiz kaldım, sensiz ağladım. bilemezsin, nasıl da andım adını hem sevip, hem söverek. |
Ağlıyorum Beni benden alan, Sevdâlara salan, Zamansız solan, Güllere ağlıyorum… Güldürmeyip ağlatan, Yollarımı bağlatan, Yüreğimi dağlatan, Yıllara ağlıyorum… Sürüm sürüm süründüren, Acılara büründüren, Tâlihimi döndüren, Gül’lere ağlıyorum… Severek baktığım, Sevgilime taktığım, Türküler yaktığım, Allara ağlıyorum… Dertlerimi paylaştığım, Sevgiliye ulaştığım, Zaman zaman boğuştuğum, Sellere ağlıyorum… |
ÇENGELKOY Boğazın her yeri bir parça değişmiş şimdi, Yine Çengelköyü lakin öyle! Bahçeler, bağlar, ağaçlar, evler... Yine sessiz, yine sakin öyle! Elli yıl köyden uzak kalmışken Tanıdım: İşte benim doğduğum ev! İşte, en eski mahallem, sokağım! Geçiyor aynı sokaktan hâlâ Kendi halinde vakur insanlar... İşte hiç fasılasız dört mevsim Köye lezzet dağıtan bostanlar! İşte tılsımlı o bağlar ki bütün dünyada Yoktur eşi! Sonbahar oldu mu dallar eğilir, Sararır ayvalar altınlaşarak, Meyve halinde verirler güneşi. Tanıdım: Çarşının en ihtiyarı Başı göklerde asırlık çınarı. Bir tevekkül katıyor manzaraya. Çekilen eski kayıklar karaya. Öyle hoş bir yüzü vardır ki köyün, Bir gören artık unutmaz neresi? İşte, kış vakti coşup çağlarken, Yaz gelip kupkuru kalmış deresi! Tanıdım: Şevk ile erken uyanıp Gittiğim camii bayramlarda! Karabaş nesli tükenmiş artık Kediler damlarda... Gözlerim daldı yine, Bir hayal alemine! Elli yıl önceki tipler geçiyor karşımdan: Kamil Ağa... göğsü açıktır kış, yaz, Karda, yağmurda da hep böyle gezer aldırmaz. Yaşı yetmişse de hâlâ gençtir, Dağılır, parçalanır göğsüne çarpan yıllar... Bir avuç taze köpüktür sanki Şu ağarmış kıllar! Sami bey... ismi tanınmış hattat. Bizce İzzetle Yesari'ye de üstün kat kat. Huyu hırçıncadır amma severiz "O bizim hattatımızdır" diyerek Övünür, hem överiz. Hatemi bey ki Meşihatteydi, "Molla bey!" derdik ona. Şıktı, bir parça da hatta züppe! Başta bir ince sarık, sırtta ipek bir cüppe, Elde mercan tesbih, Şal yelek, incecik altın köstek... Şıktı velhasılı pek! Komşumuz Miralay Ahmet bey ki: Unutulmaz daha genç yaşta ölen O güzeller güzeli Eşi Növber Hanımın iç acısı! Kerim Ağa... hamlacı, Abdülmecidin hamlacısı. Anılır ismi, sayar gençler onu, Boğazın eski kürek şampiyonu! Her zaman kaşları öfkeyle çatık, Yüzü hep böyle asık, İşte en sert baba: Çerkes Ali bey! Köyde sessiz yapılırken her şey, İki haylaz çocuğun terbiyesi Duyulur her gece çığlık, çığlık! İşte ilk sevgilim, ilk aşkım, O güzel Naile ki, Hepimiz gizlice aşıktık ona! Titreyen perdelerin ardından Arıyorken biz onun gölgesini, Ansızın gökten uçan bir yıldız Gibi bir gün bırakıp gitti bizi! İşte, gayetle temiz, İşte, gayetle titiz Ebe İlhame Hanım! Severiz, bizleri paylar da yine! Çünkü biz dünlü çocuklar, hepimiz Doğmuşuz ellerine! Elde bir çanta uzaktan görünür, Köyün en hazik olan, diplomasız Cerrah Mustafendi! Evvela çanta gider, sonra peşinden kendi. İhtiyar Angeli aktar küçücük dükkanda, Sürme, laden, kına hep ayrı durur bir yanda. Kutular ayrı, paketler, kavanozlar ayrı. "Ne arasan bulunur derde devadan gayrı!" Ve nihayet Sokağın bekçisi sadık Karabaş! Bizi bir gördü mü gözler parlar, Duyulur tatlı, kesik havlamalar. Köyde herkesle yakından tanışır, Dili yok, söyleyemez söz amma, Sallanan kuyruğu dildir konuşur! İşte rüyası hayalimde kalan Çengelköy! Elli yıl önceki tipler işte! İşte bağ semti, Çakaldağ, Maslak... İşte, İcadiye! İşte, mehtabı yakından Bir gümüş ayna gibi Seyreden Tarlabaşı! İşte, tarihe bakan gözlerle Ceneviz devrini görmüş çarşı! Yine rüyalara dalmış uyuyor, Küçücük koydaki sessiz yalılar, Yine herkes tanıyor birbirini, Yine eş, dost öyle! Bir benim sade uzaktan gelmiş, Bir benim sade köyün bilmediği, Bir benim el sayılan! Beklerdim bir tanıdık yüz boşuna, Bekledim boş yere bir dost bakışı, Bir dost gülüşü... "Göçtü çoktan!" dediler Anarak ismini sordumsa kimi! Daracık, kuytu sokaklarda gezip, Aradım gençliğimi! |
Adam Dediğin Bakışı derin olmalı adamın Gözleriyle hissettiğini anlatmalı Şöyle yürekten bakıverince sana Ruhun ona akmalı Öpüşü yumuşacık olmalı Dudaklarına tüy gibi dokunmalı Ta içten koparmalı seni Nefesini hızlandırmalı Teması sahiplenici olmalı Bazen kelebek gibi Bazen kaplan pençesiyle kavramalı Bu nefis karışım damarlarını zonklatmalı |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık