![]() |
DÖN DURMA SEVDİM O GÜZELİ KİLİTLENDİ GÖNÜL KAPIM ZALİM KADER BANA NEDEN KÖTÜLÜK EDER EDEMEM KİMSEYE SİTEM ÇOK YANDI CANIM HAYALİ O YARİN UFKUMDAN SİLİNİR GİDER. DÖN DURMA BİR AN DURMAK NEYE YARAR. BEN DÖNERİM DÜNYAM DÖNER ETRAFINDA SEÇDEM TANRIYA GÖNLÜM VARISIN YARA AĞLASIN GÖZ YAŞLARIM GÖZ PINARLARIMDA AKAN AŞKIN ZEHRİDİR O DAMARLARINDA DÖN DURMA BİR AN DURMAK NEYE YARAR BEKLEDİMĞİM SABAHIN GÜNÜ OLDU AKŞAM. BU GÜN YINE HASRETI İÇİMDE KALDI YARİN KARANLIK GECENIN YANLIZLIĞINDA VARIM HEPGECE GÜNDÜZE ZATEN HASRETKARIM DÖN DURMA BİR AN DURMAK NEYE YARAR. GÖNLÜM İSYANDA SENDEN ESİNTİLERLE SANA SESLENEMEM TITRER SESİCE SESİM YETMİYOR ANLATMAYA AŞKIMI NEFESİM ÖYLE BİR HALDEYİMKİ BU İŞKENCELERLE DÖN DURMA BİR AN DURMAK NEYE YARAR DÖN DURMA DÖN EY AŞKA SEVDALI BAŞIM KARARSIN GÖZLRİM UYUŞSUN KALBİM SÖNSÜN ALEV ALEY YANAN AŞKA ATEŞIM HUZURA KAVUŞUR İŞTA O ZAMAN NAŞIM DÖN DURMA BİR AN DURMAK NEYE YARA |
http://www.resimload.com/141210/KZR_fir_lagrima7jpmw6.jpg ACILAR GECE GEZER... Seninle çiğdem topladığımız yerde içtim dün gece, Otlar bile yeşermemişti oysa, Bir çıplak topraktı uzanan, uzandığımız yerde, Acılarımı o topraklara ektim. Sendin dudaklarıma nokta nokta konan, Sen vermiştin o acıları, Eğilip o acıları öpecektim.. Sensiz daha bomboş bu şehir, Bütün içkiler daha tatsız, Tüm içtenliğimle bu gece, Sensiz anılara sarhoşça tükürdüm, bir bir.. Bütün yollar sana çıkmakta bir tanem, Elim ayağım tutmaz oldu sen gideli, Üstelik sarhoşum bu gece, Bekleme. Hayal bile olsa, gelemem, Bir koyu karanlıkta büyümüşüm ben, Gözlerim kamaşır ışıklı bulvarlarda, Ayaklarıma cümle taşlar takılmış bunca yıl, Ben o asfaltlarda yürüyemem.. Bakışlarımda, parmak izlerimdesin, bir tanem; Nereye baksam, Neye dokunsam, orada sen.. Daha fazla sevemem.... |
=* Bu Dünya *= Kainatın kuruluşunda, Milyarlarca yıl almış bu düzen... Arzı ile havasıyla ve Güneş'iyle ! Milyarlarca yıldızlar aleminde, Gezegenlerde rastlamadık bir eşiyle... Ne dünyayı anladık, Ne Ay'ı , ne de Güneş'i... Babamızdan kalan miras gibi, Bedavadan kullandık her şeyi... Doğru dürüst şükretmedik bile, Her çabanın adını koyarak çile... Yüce Allah'ım, Biz çok nankörüz! Gözümüz herşeyi görse de, Seni göremeyecek kadar körüz... Kainatın kuruluşundaki, Milyarlarca yıllık emeğe, Acaba değer miyiz? ... Çok bencil yaratıklarız. 'Hep ben varım...' başkası yok niçin? Değer mi, bizler için... Sonra, bir yaprak gibi... Sararıp solup yere düşmüş gibi, Sanki toprakla içiçe öpüşmüş gibi... Yıllarca yatıp da çürüsem.. Ruhumla kalkıp şöyle tertemiz! Yüce Rabbim, sana doğru yürüsem. Ama doğru dostdoğru yürüsem, Ruhumla o yüce ruha yürüsem... Yine de değer mi, bizler için! 'Hep ben varım...' başkası yok niçin? |
Eskidikçe Güneşi karşılıyoruz mutlu çığlıklarla öperek, Dağı, ovayı Yüzyılların uykusunu Otu, börtü böceği, Bir kanat vuruşta uçan kartalı, Ağır akan ırmağı, Ağzında dünyayı taşıyan leyleği, Korkunç bir yalnızlık duyan karacayı. Yaşamak süsler eklemektir sonsuz gerçeğe Derin bir soluk almak gibi Pencereden dışarı bakmak gibi gökyüzüne, Bir kırlangıç uçmak gibi Kök salmak gibi toprağa; Ölümse, açılan bir eski zaman sandığı. Zaman diyorsun, bir çingene gibi karşıma çıkıyorsun o zaman, O zaman zaman kaçıyor; Kim tutabilir şimdiyi dünü eskiyi Ölümlerden ölüm beğeni Kırk katırı kırk satırı? Saçlarında güller, karanfiller, dünyanın en güzel kırları, Saçında gelincikler, sabah çiyi ve tarlakuşları Çizmeli kedi Yedi derya geçen şehzade En güzel sırma tel Sabahın yedisi ve ıssız göl Ve güneşin hiçbir şeyi Güvercinlerin çığlığı! Yüz çocuk ırmağa koşuyor Bin çocuk daha Ve yanıyor ayakları kumlarda Tozda ve küllerde ve saçında. Anılar eskidikçe, insan yaşlandıkça Kavağın gölgesi suya düştükçe Rüzgarın sesi ve sis, odaya dolar Ve dağlar uzakta çok uzakta Şimdi, şu sabah gibi güzel oldukça Kırıldıkça kırağı Uçuşunu görmek güvercinlerin gökte Beni bir çocukluk anısı gibi duygulandırıyor; Görmüyor güneşi akşam ezanı köyde. Yalnız sular mı uykuya varacak dağlar kayalar mı şimdi? İşte çam çıraları da bitti Haydi sen de var uykuya: Çöksün üstüne gecenin karanlığı! http://img217.imageshack.us/img217/7748/asfgby9.png |
Mona Roza Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar |
MONA ROSA 2 Yağmurlardan sonra büyürmüş başakMeyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.. |
Sen Gidince Anladıklarım Meğer seher yelleri de kırarmış başakları, Umutlarda hep hanımeli açmazmış. Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları.. Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler, Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda, Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın kolları.. Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer, İsmi martı değilmiş, Beyaz olan tüm kuşların.. Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman, Kolay değilmiş her bilmece, İri sorular varmış yüreklere saplanan.. Nankör diye haykırırmış, Saatler her geçen an'a, Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan.. Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda, Yalnızlıkmış kökleri, Ayrılıkmış derinlere uzanan.. Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar, Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında, Erkekler de ağlarmış inan. Olsa da göz pınarları ıslanmadan.. Coşkun Deniz |
hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı .. Bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza, Bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları.. Sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık, Elde olmayan nedenlerle Ssudaki halkalar gibi genişleyen; Küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara.. Vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar Birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala.. Şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem, Yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime Eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım, Şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara. Telefonun başına geçiyorum, Alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası.. Gün ölüyor meşgul numaralarla. Şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem, Şimdi ne kadar yalnız... Yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız. Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum .......... .......... |
Soluk Soluğa Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak Onlar ki dünyanın son umudu soyları tükenen birer çılgındırlar Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde ne de aşktan başka bir sığınakları Ama yaşarlar dünyanın dört bir yayında Ölümle alay ederler sanki Nerede beklenirse oradaydılar bir kez bile gecikmediler ömür boyu Neydi onları ordan oraya savurup duran şey Onları daima yalnız kılan neydi bu yaşam denilen gürültüde Her dilden bir adları vardı onların ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar Sarışındılar belki de esmer yani birçok yüzün bileşkesi Ne altın arayıcısıydılar ne de aylak bir gezgin Vurulup düşseler de her kuşatmada serüvencidir onlar ve hiç ölmezler Ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa Bulurlar heder olmanın bir yolunu Onlar ki bu dünyada kahraman olmaya mahkumdurlar Sislenen anılar kaldı bize onlardan renkleri bozlulup duran solgun anılar Nasıl yazmalı ki silinip gitmesin bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi vurulup düştükçe ışığını karartan O serüvenlerin günlüğü tutulmadı yazılmadı o insanların destan şiiri Parça parça ettirilseler bir kartala (ki sanırım böyle oldu sonları) Fışkırır yüreklerinden başarısız ihtilallerin yangınları |
DAVETSİZ KONUK Kim seslendi? Kim uyandırdı derin uykularından? Apansız ve hiç beklenmediği bir anda çalınıverdi kapı; Sessiz, derinden ve ürkek… Kapıyı açmak açmamak arasında ikirciklenmek! Hazır mıyız? Bekliyor muyuz “yeni” konuğu? Her şey yeni… İlk kez nefes alır gibi, ilk kez görmek ve duymak gibi… Yeniden doğmak gibi her şey. Belki bekliyor, istiyordun ve çalan kapıya koşarken içindeki fırtınanın dışarıya taşmasını görmedin bile. Her şeyin yeni baştan başlayacak olması da korkutmaz! Özlemeler, düşünmeler…Korkulara düşmek yeni baştan…Yüreğin dibine itelediğin duygular ve bir zamanlar tam kıyıda durup da “denize mi açılmalı, yoksa karaya geri mi dönmeli” soruları ne kadar uzakta şimdi… Kapılıvermek yeni bir ateşe; Ansızın… |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık