MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

KaRaYeL61 13 Ekim 2006 16:14

http://www.yazgulu.com/karisik/istbas.jpg


İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
KAR YAĞIYOR ERİK AĞACINA
KAR YAĞIYOR KUMRULARIN ÜSTÜNE
DAĞ ZORBASI GİBİ HAİN VE UMARSIZCA
ERİK AĞACI ÖKSÜZ KUMRULAR EVSİZ KALIYOR
BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN
BİRBEN ACIYORUM KUMRULARIN HALİNE
http://www.yazgulu.com/karisik/comfortroomtwinstars.jpg

İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
ANSIZIN BİR KEDİ GEÇİYOR PENCEREMİN ÖNÜNDEN
SÖYLENE SÖYLENE SİNİRLİ VE ISLAK BİR KEDİ
BELLİKİ ANSIZIN YAKALANDI BİR ÇATININ TEPESİNDE
VE MUHTEMELEN UYKUNUN EN TATLI YERİNDE
BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN
BİRBEN ACIYORUM HALİNE
http://www.yazgulu.com/karisik/comfortroomtwinstars.jpg

İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
SEN MUHTEMELEN ENDERİN UYKULARDA
BEN PENCEREMİN ÖNÜNDE
İSTANBULA KAR YAĞIYOR KAR YAĞIYOR PENCEREME
O SEBEPSİZ GİDİŞİN GELİYOR GÖZLERİMİN ÖNÜNE
KAR CAMDAN GEÇİYOR TEN'DEN GEÇİYOR
USULCA DOLUYOR YÜREĞİME
http://www.yazgulu.com/karisik/comfortroomtwinstars.jpg
VE BİR ÇİÇEK YEŞERİYOR KENDİLİĞİNDEN
DONMUŞ KALBİMİN ORTA YERİNDE
UZUN KIŞ GECELERİNDE YİTİRDİM SENİ
ÖLDÜNMÜ KALDINMI HABERİN GELMEZ
BİLMEMKİ BİR TANEM NERDESİN ŞİMDİ
HER YAĞAN KAR'DA KAYBEDENLER OLUR HEP
KİMİLERİ YUVALARINI KİMİLERİ RÜYALARINI
KİMİLERİDE SEVDALARINI
İSTANBULA KARYAĞIYOR GECENİN ORTA YERİND
E


Misafir 13 Ekim 2006 16:24

ÖZLEDİM SENİ..

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
'git artık' demek
'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa'
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

(ci)


Misafir 13 Ekim 2006 23:16

bir gün gittim…

geride yığınla soru işareti bırakarak

yanıtlamaya vaktim yoktu

geç kalmıştım hayata, uçtum kanatlarımı takarak.

bir gün gittim…

dönüp arkama bakmadım bile bir kez

nelerden vazgeçtiğimi görmek istemedim

istemedim kimseyi bir kez daha yıkmak

zaten ben gelmeyi de istemedim ki…

bir gün gittim…

hala kulaklarımda yankılanan; bir araba kapısı vuruşuyla çıktım o fotoğraftaki kareden

o kareki beni yıllarca kendimden uzağa iten.

bir gün gittim…

gitmeler hiç bitmeyecekti; bildim

bildim de, bilmemezlikten geldim

zaten ben gördüm de, görmemezlikten geldim.

bir gün gittim…

asırlar uzağa

uzaklar soğukmuş

üşüdükçe anladım düştüğümü tuzağa.

bir gün gittim…

hiç hesabım kalmadı artık kendimle

sen de dahil

herkesi affettim…


Misafir 14 Ekim 2006 11:32

Az sonra akşam yürüyüşüme çıkacağım yine. Yine adım adım gezeceğim son kırıntılarını bulabilmek için bu şehri. Yine pazarlarına dalacağım, parklarında ağaç diplerini tarayacak gözlerim. Yalnız yalnız otobüslere bineceğim. Sen olabilirsin diye duraklarda bekleyeceğim, hem ıslanacağım yağmur altında. Seni arayacağım yine bu akşam "şehir yürüyüşüm"de. Cami avlularında güvercin kovalayacağım, tıpkı seninle yaptığımız gibi. Sahafçılarda olacağım bir zaman, boş boş bakacağım vitrinlere. Mankenleri sana benzeteceğim, belki seyredeceğim sen diye. Sahile uzanacağım sonra martı seslerini duymak için. Martı seslerini duymak, seni duymak olacak. Deniz mavisinde seni göreceğim, seni içeceğim deniz gibi, senin kokunu getirecek bana deniz esintileri. Buruk bir tad gelecek damağıma, hem hüzün, hem sevinç belirecek yüzümde. Balıkçılarla sohbet edeceğim yanlız olmadığıma inandırmak için kendimi. Akşam yürüyüşüme çıkacağım yine. Batan güneş bana maziyi hatırlatacak. Güneşin batmasının senin gitmenle eşdeğer olduğu gelecek aklıma. Sen gitmeden önce güneşin hiç batmadığını hatırlayacağım birden. Ve birden yine mahzun çöküntüler içinde eve dönmem gerekecek. Seni sahilde bırakıp evin yolunu tutacağım yarın akşam oluncaya kadar...
Giderken senin beni bu şehirde bıraktığın, nasıl bıraktığın... Düşüneceğim.


Mystic@L 14 Ekim 2006 12:16

Sitare aşikâre,
söylenmeyen şeyler vardı,
aramızda.
hani kenetlenirdi de,
ağız,
yıldız kaymışcasına,
yalayıp geçerdi ya,
gözlerini.
öylece dillendirirdi ya,
bakışlarım,
anlayamadıklarını.
o kara yağız,
düşüncelerdeki pervasızlık,
dil ucunda,
pek ağırbaşlı oluyordu,
Sitare,
ya da zincirleniyordu,
akıl neferlerince..

yüz bir pare,
top atışı mı gerekirdi,
duyurmaya bir şeyleri?
hiç görmedin mi,
gözlerinde patlattığım,
maytapların parıltılarını?
“göz okumayı bilmem ki?”
diyorsun.
anlıyorum Sitare,
anlıyorum.
cam gerisinden,
kaktüsü bile menekşe görürdün de,
papatyayı papatya,
gülü gül görmezdin hiç.
ya ne görürdün,
bana baktığında?
- biçare ha?

bak ki kadere,
“en uzaklarda bir yıldız”
demiştin bir gün,
sormuştum da adını.
kadınca güzelliğine dalıp,
yürekce yaklaşırken sana,
usulca,
sen,
adınca,
ve doludizgin uzaklaşırdın,
nedense.
ay olmayı,
yıldız olmayı denerdim de,
yanı başında durmak için,
olamazdım Sitare.
hep karanlıkta kalırdım,
o yüzden.
sen pırılca ışırken,
en uzaklarda;
yalnızca,
gece olmak kalırdı bana,
ve kararmak,
ne çare..

o kadar çok benziyorsun ki,
yüreğimdekine.
o kadar andırıyorsun ki onu.
sen o’ sun aslında Sitare,
o sensin.
ya ben kimim?
Mustafa Erçin


Misafir 14 Ekim 2006 15:33

Uzaklarda bir adam sevdim
Kendimin ne yanına dönsem onu anlatırdı
Ömrümün ne yanına kaçsam onu tutardı.
Adı neydi? Umudumun içinden geçti.
Adı neydi?
Gri, dumanlıydı gözleri
Kor parçaları gizlenirdi derinlerinde
Öptüğümde dudaklarımı yakardı gözleri.
Sevdiğinde gün batar gibi
Sevdiğinde akşam gibi bakardı.
Çocuktu gözlerinin külleri
Özlediğinde yetim gibi bakardı.
Uzaklardan bir adam sevdim
Beni ıssızlığına aldı.
Adı neydi?
Her sesi hoşça kal der gibiydi
Her bakışı bırakma beni...


the_pretty 14 Ekim 2006 15:59

ÖZLEDİM SENİ..
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
'git artık' demek
'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa'
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda

bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....


firstlady 14 Ekim 2006 20:13

La Minör Çırpınışlar

Üzerine
Gün doğmamış düşler,
Sayıkladığında kırık rüzgar baladlarını
Kaç aşk boyudur zaman
Bilir misin?


Sessizliğime saklanıp
Dolaşırken kuytularımda
Hayat yalınayak bir öpücük,
Baharsa düşmekte saçlarından.

Kahküllerinde damıttığım gözyaşlarım
Ruhunda imbiklenişler ,
Hayallerimi yatırışlarım!!!
Sonrası bir dala tutunma arzusuyla
Goncalarında jale olmak.

O gecenin sabahında
Sen daha gözlerini açmadan,
Süren rüyalarının bir yerinden
Sokuluvereceğim irem bahçelerine.


Biliyorsun ki
Dünden kalan ve de yarına ait
Her şeyi yaktım gözlerinde...

Şimdi senle sarılıp sımsıkı
Poz vereceğiz güneşe ve
Ölümsüz kılmak için zamanı
Tâb olacağız gökyüzüne.

Odanın bir yerlerinde unutulmuş
Bir zamanların şaşaalı Müzik Dolabından
Bir kırkbeşlik sarıverecek sevdayı.
Ardından
Sana yazdığım o şarkının
La minör çırpınışları aksedecek
Şöminenin alaz senkromlarında.

“Gözlerine uygun renk bulamadım
Hangisi olsa içim yanıyor
Tenine uygun çiçek bulamadım
Hepsi kokusunu senden alıyor…” ***

Bittiğinde Şarkımız ;
Uzanıp söyleyen dudaklara,
Kaydedeceğim Veda buselerini
Sevda demirbaşlarına.

Işın Ergüney


the_pretty 14 Ekim 2006 23:46

SON DEFA GEL
Bir çocuğum adını heceliyorum,
Kağıtlara adını dolduruyorum,
Bir vurgun yaşadım ama
Gene de ayakta durmaya çalışıyorum...

Bu mekan neresi?
Terketmekte neyin nesi,
Unutturdun bana her şeyi,
Tanımıyorum kimseyi,

Bak gene elimi uzattım sana,
Nefes alamıyorum anla,
Aşkınlayım bekliyorum yana yana,
Ölecek yoksa,gel sahip çık şu cana...

Tenin tenime değdiğinde can gelecek,
Sen gelmezsen, Azrail'e can verecek,
Bu kalp seni dursa da sevecek,
Gel son defa olsun
Belki de bu gözler seni son defa görecek?




arwen 15 Ekim 2006 00:55

Sana Olan Sevdam


Kölelik değil sana olan tutsaklığım,
Çünkü yoktur kölelikte
Ne aşk nede Mutluluk.
Özgürlük gibi sana olan tutsaklığım,
Seviyorum Seni
Özgürlüğüme tutsaklığım kadar.
Gökyüzüne tırnaklarımla kazırken seni,
Hasretinle törpüledim acıları
Ve okurken seni yıldızlar arasından
Özleminle büyüttüm sevgimi.
Acılar ac bir çocuk gibi beslerken ayrılığı,
Anılardan çaldığım mutluluklarla yaşadım seni,
Hasretle dökülen bir damla göz yaşıydı geceyi aydınlatan,
Umut harfleriyle yazılan sözcüklerdi gökyüzündeki bulutlar
Ve gecenin ardında sen vardın
Çırılçıplak güneş gibi
Seni Seviyorum
Ve biliyorum ki
Sana tek ihanetim Ölüm olacak...



Saat: 22:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık