![]() |
Dilenci Sen hergün köşebaşlarında Yırtık urbanla kirli ellerinle Avuç açan, sefil insan. İnan yok farkımız birbirimizden Sen belki tüm yaşamınca dilenecek; Beklediğin beş kuruşu biri vermezse Ötekinden isteyeceksin. Ama ben tüm yaşamım boyunca Tek bir kez dilendim Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim. Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim, Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim. Victor Hugo |
İstanbul'u Düşünüyorum İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhanelerıyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geciyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. Orhan Veli Kanık |
İnsan Bir Kere Ölür Her bulunduğum yerde yitiriyorum seni Yanıbaşımda olduğun oluyor kimi gün Ya da ben oluyorum sessizce gözlerinde Bir yaprak kımıldıyor hafiften Bu sessizlik bir kasırga başlangıcı Kükremeye hazırlanışı denizin Bu, aslanların sarı, vahşi gözlerindeki ölüm parıltısı Bu bir yerde erimek Apansız yok olmak belki de Ve sonra susmak, susmak yüzyıllar boyu Beni unuttuğun bir uzak çizgide Tuvale sürdüğüm boya değil artık Kırmızı kan rengidir gözlerimin En karadan daha kara yok Oysa en beyazdın sen gecelerimde O bana en yakın renkti tüy gibi Buram buram sıcaklığını çizerdim duvarlara Kokun bir tuhaftı çocuksu Sonra katmerli bir gül gibiydi baygın Gecenin en koyulaştığı o yerde Düşerdi ellerime darmadağın. Öten bir ishak kuşudur şimdi Haber getirir ölümlerden, dinle Yaşamak bir manga asker karşımda Ateş etmeyin diyorum Bir diyeceğim var Gözlerimi bağlamayın Son defa görmek istiyorum insanı Göğü, güneşi, denizleri Ve bu son ölümün olsun diyorum Bir daha öldürmeyin beni. Kibritim ıslak Sigaram yanmıyor Ne olur bir ateş verin Bu ilk aldanışım değil Bu ilk sönüşü değil umutlarımın Ben bu denizin son kıyısıyım. Bir cam kırıldı uzakta Ta uzakta, içimde bir cam kırıldı Bütün şiirlerim anlamsız şimdi Resimler renksiz, şarkılar ruhsuz Hiç bir şey artık avutamaz beni Bakın, bir çağ devriliyor içimde sersefil Son şair de kırdı son kalemini İlk meşaleyi kim yaktı bu karanlıkta Kimdi aydınlatan benim zindan gözlerimi Sevilmek mi O son artığı en ilkel çağların Bir mağara duvarındaki en eski resim Ya sevmek Hiç sönmeden bir ömür boyu O en güzel huy benimsediğim Yıkıldıkça tutunduğum dal bu boşlukta O en insancıl gerçeğim benim Ben hep böyle yüzyıllar boyu sevdim Çağlar boyu Kopkoyu bir geceydi yaşadığım sevince Ellerimi arardım, bulamazdım çoğu gün Bir saklayan vardı beni Bir tutan vardı Sana yaklaşamazdım Anlayamadığım korkular vardı içimde Hep böyle seninle sensiz kalırdım ben Bir kıvılcım sönerken Bir yanardağ patlardı içimde. Ko şimdi ben yalnız öleyim Vur ellerimi ekmeğimi al Tiksinir beni kim görse sensiz Utanır yalnızlığım bana baktıkça Aynalar mı Hani nerdeler Kimbilir kaç yüzyıl oldu kendimi görmeyeli Adım mı neydi Besbelli unutmuşum Hadi vur Hadi öldür Kurtar beni ezilmekten çürümekten Hadi gel, açtım kollarımı Bir zaman Ölmeye vaktim mi vardı seni sevmekten Sen büyüyen bir sessizliktin içimde Beni ben eden en duru ırmaktın En güzeliydin mozaiklerin Seninle maviydi gökyüzüm Çiçeklerim sende yeşerirdi Sen bambaşka bir evren yaratırdın Sularımdan Güneşimden rüzgarımdan Bak! Nasıl da her şey değişiverdi apansız Şimdi bu karanlıklarda yapayalnız Mavi mavi bir resim ağlar duvarlarımdan Ben bir tohumum Al beni toprağa ek yeniden Neredesin hani ne oldun Antik bir kadın başı mıydın Yoksa bir deniz miydin eskiden Yosunların kurudu mu öldü mü balıkların Hani bir Nefertiti yaşamıştı eski Mısır'da Yoksa o muydun sen Hadi, anlat bana neydin Belki de uzak belirsiz bir noktaydın sen Öyküme girmeseydin İnsan bir kere ölür Her gün ölen umutlarımızdır içimizdeki Paramparça olmuş sevgilerdir Her aldanış Yeni bir aldanışa hazırlar bizi Zamanla renkler değişir Donuklaşır anılar Silinir üstümüzden Güzel olan ne varsa Görür içindeki bütün hayallerin olduğunu İnsan yaşarsa. Ve bir gün insan da ölür Çimen gibi yaprak gibi Sarsılır yeryüzü yerinden Devrilen koca bir ağaçtır sanki Durur atışları yorgun kalbimizin El, ayak kesilir Göz ölür, dudak ölür, kan ölür Susar ta içimizde Yıllardır çalan çalgı Bütün teller ses vermez olur Acılar diner Ve bir gün biter bu çirkin oyun Perde iner... |
********************** Yalancı dünyaya konup göçenler Ne söylerler ne bir haber verirler Üzerinde türlü otlar bitenler Ne söylerler ne bir haber verirler Kiminin başında biter ağaçlar Kiminin başında sararır otlar Kimi masum kimi güzel yiğitler Ne söylerler ne bir haber verirler Toprağa gark olmuş nazik tenleri Söylemeden kalmış tatlı dilleri Gelin duadan unutman bunları Ne söylerler ne bir haber verirler Yunus derki gör taktirin işleri Dökülmüştür kirpikleri kaşları Başları ucunda hece taşları Ne söylerler ne bir haber verirler Rüyada konuk ettim seni Dillere destan ettim seni Basıma taç edecektim seni Yarama ilaç edecektim seni Gönlüme sultan etmiştim seni Kalbime mesken etmiştim seni Yine de yaranamadım ben seni Mecnuna çevirttirdin sen beni Ölümü çok arattırdın sen bana Deli divaneye çevirdin sen beni En çileli sair yaptırdın sen beni Çilemle yasamayı öğrettin bana Elimle kuyumu kazdırdı bana, Ah şu şairliğim olmaz olaydı! Aklına eseni yazdırdı bana, Bütün sırlarımı aleme yaydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Ona her gün güzel, her hava hoştu, Sevgisiz hayatın manası boştu, Gördüğü kısrağın peşinden koştu, Uslanmak bilmeyen bir deli taydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Evimden barkımdan çözdürdü beni, İşimden gücümden bezdirdi beni, Bulutlar üstünde gezdirdi beni, Bastığım yıldızlar hüsrana kaydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Ak yazımı baht-ı siyah eyledi, Gençliğime yazık, günah eyledi, Nerde akşam, orda sabah eyledi, Serseri hayatı marifet saydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Alnım da açıktı, yüzüm de aktı, Kimseye verecek hesabım yoktu, Günah kervanımı pazara çekti, Yükümde ne varsa, hepsini saydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... Hayal aleminde gezmem dese de, Seni bundan böyle üzmem dese de, Bu gece, tek hece, yazmam dese de, Sabaha çıkmadan sözünden caydı; Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... ********************************************* |
Şanssız Kış İmkansızdı benim sevdam Ama gücüm kalmadı bu askın sonunu bulmaya Yenildim Bekledim Her zamanki gibi Dayan gönlüm Biliyorsun ki bu son olacak Ama bu acı için atacaksın kalbini Unutacaksın Geçmişi Kimi Sevdiğini Seni üzen her şeyi unutacaksın Sakın ağlama Bir damla gözyaşın beni su uçurumdan atmaya değer Sensizliktir benim şu kalbimi acıtıp parça parça eden Göz yasım sel olur akar eğer bu imkansızlık sürerse Keşke bir kere seni seviyorum diyebilseydim Sen gidiyorsun ve ben sana dur bile demeyen zavallı bir kızım Haklısın ama bende seni sevmekle haklıydım Ah keşke su hiç sevmediğim her şey dursa ki Ben seni hiç bırakmasam Ama bırak beni Hadi Git gece gözlüm git hadi Bırak her şey imkansız olsun tıpkı yıldızlar gibi. |
Ren Kıyılarında Of of! Şu ırmak Fırat değil mayındır Öbürü Dicle değil ne kar Bir yanda Kızılırmak Ceyhan'a benzemeden elde akar Öbür yanda dalgın gözlerle Mehmetler Ren ırmağına bakar Kimbilir bu bakışlardan bir yol Gurbetten sılaya çıkar Ren kıyılarında Mehmetler gezer Gözler ufuklarda; dalgın, derbeder Sanki sular getirecek bir haber Ren kıyılarında Mehmetler gezer Vatana hasret, ezana hasret, canana hasret Ben sana hasret, sen bana hasret, can cana hasret Ren kıyılarında Mehmetler durur Hasret dalga dalga yüreğe vurur Çileler yeşerir, umutlar kurur Ren kıyılarında Mehmetler durur Vatana hasret, ezana hasret, canana hasret Ben sana hasret, sen bana hasret, can cana hasret |
Şarkılar Seni Söyler O gülüşün var ya hani senin Aklımı başımdan alır yarim O sözlerin yok mu o sözlerin Gönlüme sevinç katar sevdiğim O gözlerin var ya o gözlerin Ruhuma neşe saçar sevgilim Hep yanımda sen olsan Yüreğimi doldursan Başımın tacı olsan birtanem Şarkılar hep seni söyler bana Olmalıydım şimdi seninle yan yana Aşk şerbetinden içmeli kana kana Sevelim birbirimizi doya doya Sevda yolunda yürüyelim kol kola Olmalıyız ikimiz can cana. |
SEN DEMEK Sevda demek sen demek Her gece kendimden geçmek Kadeh,kadeh acıyı içmek Hüzün demek sen demek Allah’ım acıyla yaşıyorum Çektiğim dertlerle ağlıyorum Sevda bu tutuştum yanıyorum Yıllardır gerçek aşkı arıyorum Yarın demek sen demek Zor geliyor böyle sevmek Hiç uğruna yeminler etmek Ölümlere uçurumlara gitmek Hayal demek sen demek Rüyalar bana seninle olmak Sevgiyle kalbine coşup dolmak Gerçek demek sen demek. |
Şaşacaksın Kalacaksın Kara sevdaya tutulup, Zemheride yanacaksın, Ayrılık derdine düşüp, Ağustosta donacaksın... Dostlar sırtını dönecek, Yarin senden ayrılacak, hayat kalbini kıracak, Düşeceksin kalacaksın... Ömrün yetmez bir çok şeye, Nefret edip yaşamaya, Sevilmeden doya doya, Düşeceksin, kalacaksın... Ümitlerin birer birer, Senden elini çekerler, Buna sebep sensin derler, Her gün naçar kalacaksın... Gözlerin bomboş bakacak, Anılar içini yakacak, Gönlün hep hasret çekecek, Hiç aranmaz olacaksın... Kendi benliğinle çelişip, Hayallerine yılışıp, Derdini kendinle bölüşüp, Kendini oyalayacaksın... Bitecek hayatla her denge, Bir dert olacak, vir manga, Ayaklarına pranga, Hırsına gem vuracaksın... Anılar seni aşacak, Gün be gün aklın şaşacak, Aklın her şeye şaşacak, Bir boşluk ta kalacaksın... Her şey diken, her yol yokuş, Ne gerçek dost, ne bir bakış, gezdiğin toprağa son bakış, Vee ona konulacaksın... Her şey diken, her yol yokuş, Ne gerçek dost, ne de bakış, Bastığın toprağa son bakış, Ve ona gömüleceksin... |
Bizlere Doğru Gel Yağmur Çatlamış dudakların, kurak toprağın ümidi. Kara sinede yatan tohumların can simidi. Nâçâr mahzun gönüller, dil tekrar eder tahmîdi. Âlem-i Gayb’dan rahmet ve sekineyle gel yağmur! Sensiz boyunlar bükük, bağırlar yaralı, yanık. Buna bütün günahsız, dilsiz ümmetler de tanık. Sanma ki bu alemde bütün herkes suçlu sanık! Bizi de o günahsız masumlara kat gel yağmur! Katrelerle buluşsun dallardaki her bir yaprak. Çeksin seni sineye doya doya kara toprak. Seninle ıslansın tüm çocuklar, gülsün şen şakrak. Şimşek kırbaçlarını çek, korkutmadan gel yağmur! Boyun büken laleler, sümbüller, kekikli dağlar. Cennet gibi mis kokan üzümler, asmalı bağlar. Sensiz bahçeler hasat bekleyen kalpleri dağlar. Sakin ol, sükunet bul; olma taşkın bir sel yağmur! Aranırsın, semada gözler; kara bulutlarda. Yaşarsın yeşil fidan gibi, bitmez umutlarda. Sessiz dua gibisin şu gizemli sükutlarda. Âlem-i Şühûd’u da meleklerinle del yağmur! Susuzdur börtü böcek, ot ağaç hep sana bakar. Laleler sümbüller hep kanaatle buldu vakar. Bülbül sanki hep ağlar, nağmesiyle yürek yakar. Ot fışkırsın, kalmasın yeşil tepeler kel yağmur! İnce ince yağarak hep ‘ahmak ıslatan’ sensin. ‘Bardaktan boşalıp’ da canları koşturan sensin. Suları kabartarak dereyi coşturan sensin. Milletin dilinde hep oldun darb-ı mesel yağmur! Rabbimizin izniyle inersin nizamla yere. Dolular hep taş gibi, meyvelerde açar bere. Sel, fırtına ve tayfun yıkar göğsü gere gere. Afetin ayağını bereketinle çel yağmur! Rahmetini sererek bizlere doğru gel yağmur! |
| Saat: 22:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık