![]() |
Bir Yolculuğun Sayfaları Ömrüm... Eski şarkılar çalan eski bir trendeyim, Sanki gençliğimdir geçtiğim dağlar. Yalnızlık gibi bir masanın üstünde Çayım, sigaram ve garipliğim; Yavaş yavaş gökyüzü geçiyor üstümden. Altımızda tıkırdayıp giden raylar, İçimde bir özlem dalgası, bitecek Varılan istasyonda kavuşunca Bir sevgiliye, evlere ve kalabalığa. Ben oldum olası kendi içimdeyim Dalmış gibi bir tünele boylu boyunca; Anımsamak güneşi, görmek ağaçları, Göğün mavisine yaslanmak yeniden. Bir tren penceresidir ömrüm Varlığımla yokluğum arasında! ... Yüzün ellerimde bir avuç yaprak, Güz yalnızlığıma bulduğum bahane; İlk yazı beklemek kocaman bir boşluk. Çok uzaklarda kaldı sesim, Burada olan yalnızca bedenimdir! ... Baş kahraman da benim figüranda Bir romanın orta yerinde, Ve raylarda esriyip giden ütopyalar Sunu; Yüreği koca güzellikler demetleyen Bu aşk bahanesine ne diyeyim? .... Nesli YAZICILAR |
İçim İçim sökercesine tırnakla birşey yapabilmek için için düşünüpte kendin için içten bir düş kuramadan hemde bir şüphe bir umutsuz ve ümitsiz aşk düşürüpte içine solarcasına bir güz akşamı sökercesine tırnakla birşey yapabilmek üşendiğinden değil olmadığından hiçbirşeyi titremesi gibi bir çıplak çocuğun senin kalbinin atmaması için tüm şüphe ve umutsuzluklardan uzak sökercesine ve tırnakla birşey yapabilmek kendin için Mayıs 1998 Erol Yılmaz |
Saatim yok artık bakmıyorum Takvimim yok tarihleri unuttum Hangi yılın hangi ayı bilemem. Bunlara bakınca seni hatırlatıyor Nerde ne zaman gelecek diyorum Gece olunca hüzün çöküyor yüreğime Üstü açılırsa, ya sabah uyanamasa Saati kurdun belki ne biliyim Kapının zili de sinirime dokunuyor Sıra onda galiba. Yok edeceğim onu da çalmasın kapı Açınca sen yoksan karşımda Şımaran yada çok üşüdüm çay çorba ne var diyen Sen yoksan ne anlamsız bir hayat biliyor musun Hemen yanımdaydın gidi vermişsin Sanki bunca yıl burada değilmiş gibi Hatıraların senden vefalı çıktı Yüreğimin en derin yerindesin Yani dibinde çöreklendin sanmıştım Her an bakıyordum görecek gibi Ellerimi uzatsam tutacak gibi Şimdi nerdesin nerelerdesin Hayalin bile hayal olmuş bak Sevgini hayalını yürek arşivinde gizledim Gözlerim dolu dolu izledim Her yerde hatıralarının izi kalmış Odanda bir el izin kalmış birde kokun sinmiş Not aldığın küçük defterin masanın yanına düşmüş Masandaki lamba boyun bükmüş ışığı sönmüş Kalemlerin ucunu açmışsın belli ki, uzaklara mektup yazdın Masan dağılmış bardakta ki çayın bitmiş Radyo bir yere takılı kalmış hep o şarkıyı çalıp duruyor Şimdi uzaklardasın diyor ona bir dokundum artık sus diye Turnalara tutunda geli çalıyor şimdi Çala dursun belki duyulur ellemeyeceğim artık ona da HaFiZe |
GEZGİNİN NOTLARI- 1 Gezginiz hayatın göçebe düşlerine Tutunca kancasından aşkı Sürüklenip gideriz sözcükler ülkesine Böğürtlen dallarına sarılı dikenlerle Elimizde kalan renktir aşk sandığımız... Acının gözbebeklerine düşmüş fotoğraf Unutmanın aynasında kalan yansımalar Kurumuş çiçekte anımsananlar Sustukça bir şarkıda kederlenen Durdukça büyüyen çukurlardır içimiz... Suskunluğu kadar ölüyüz dilimizde Işıksız odalara dem döken Gölge oyunlarına kimlikler aradığımız Zamanın ko****uğu an irkildiğimiz Gezgin notlarına anlamlar düşürdüğümüz... Sessizliğin tutup elinden yürümeyi öğreniriz Gecenin sancılı yerlerine çıkar yolumuz Bir yıldız yakalamak karanlıktan umutla Uçurmamızı bağlayıp rüzgar dallarına Esip geçmek var deli yaşamımızda... Uzak laflar biriktirebilmek dilimizde Gülüşlerimizi eskitirken kendi sesimizle Dönüp dönüp havada kuşlar gibi vurulup düştük Bir dizenin son sözüne takılı kaldık Acaba ! Ölünce de yazılır mı hayatın şiiri ? Nesli YAZICILAR... |
Bedava Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava; Otomobillerin dışı, Sinemaların kapısı, Camekanlar bedava; Peynir ekmek değil ama Acı su bedava; Kelle fiyatına hürriyet, Esirlik bedava; Bedava yaşıyoruz, bedava. Orhan Veli Kanık | |
İçi dışı boş sözler hüzünlü manzaralar şimdiden bütün dillerin lanetlediği anlam dilimizin ucundaki uzaklık başkalarının cebinden çaldığım ayna yüzümün eşi yok bende gündüzler umurumda değil umurumda değil bekçi kulubeleri geceler,kıyasıya tekil serüven geceler kantaşı geceler,ayrı düşmüşleri birleştiren yalnızlık kapalı zarf yaşandı son günler yaralar ve anılarla mahsur kaldık zarf atmayın! hepiniz biliyorsunuz cevabı beyaz kağıt artık ayrıldık. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifMurathan MUNGAN |
Bahar Sana Kış Bana Benim için üzülme Zor olacaktı zaten Mutluluk şiirleri yazmak Alışmadığım şeydi gülmek, Sevdiğimle olmak Ben yine yazarım Hüzün şiirlerini Süslerim gözyaşlarım ile Gülmek istersem, Düşlerim yeter bana Bana yeter hayallerim. Gerçek gülüşler sana Sana umutlar Mutluluklar sana. Sana yaz,sana bahar Rengarenk çiçekler Bana yalnızlık,kış,kar Ve sahte gülüşler Yeter!.. Ahmet Ünal Çam Bilsem Ki Bu ayaklar benden hesap soracak, Bir düşüncenin peşinden dolaştırdım sokak sokak, Bu baş bu eğilmez baş da öyle Bazı sarhoş bazı yorgun Herzaman bir yastığa hasret! Bu ciğer de hesap soracak, Esirgedim güneşini,havasını Bu ağız bu dişler,bu mide Ne ikram edebilirim ki boş keseden Bu bilekler de hesap soracak, Göz yumdum çektikleri eziyete. Bilsem ki kimsenin parmağı yok Bu sürüp giden işkencede; Kılım bile kıpırdamadan bir sabah Çekerdim darağacına çekerdim kendimi Bilsem ki suç bende... Rıfat Ilgaz |
SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ Söyle sevda içinde türkümüzü Aç bembeyaz bir yelken Neden herkes güzel olmaz Yaşamak bu kadar güzelken? İnsan, dallarla, budaklarla bir Aynı maviliklerden geçmiştir. İnsan nasıl ölebilir, Yaşamak bu kadar güzelken? Fazıl Hüsnü DAĞLARCA KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR İLLERİ Kalktı göç eyledi Avşar illeri Ağır ağır giden eller bizimdir Arap atlar yakın eder ırağı Yüce dağdan aşan yollar bizimdir Belimizde kılıcımız Kirmani Taşı deler mızrağımın temreni Hakkımızda devlet etmiş fermanı Ferman padişahın dağlar bizimdir Dadaloğlu yarın kavga kurulur Öter tüfek davlumbazlar vurulur Nice Koçyiğitler yere serilir Ölen ölür kalan sağlar bizimdir Dadaloğlu |
KARŞI KIYIDA UMUTLAR Yokluk renginde başlar gece Kısalmış akşam saatleri ertesi Veda sızısıdır dudakta öpüşülmeyen Unutulan gözyaşları saçlara damlayan yağmur Öfkenin adı erken vapurlar mıdır yoksa umutların karşı kıyıda gökkuşağının altına bırakılması mı Hüzün renginde başlar gece aydınlık koşar adım hiçliğe Ne vedaya benzer ne gelişe yarıda kesilmiş şarkılar Bulutlar içinde uykuya dalmış damlaları yağmurun örter gökkuşağını Sessizlik renginde başlar gece içinde yalnızlık tıka basa Duvarda saat geç zamanlara takılı Bin yıl öncesinden şiire düşen dizeler Geleceğim diye yola çıkıp dönmeyenlere yağmur da damlamıyor artık Atila IŞIK |
TERKEDEN Kimdi kimdi kalan Giden mi suçludur herzaman? Ne zaman başlar ayrılıklar Dostluklar biter ne zaman Her geçen gün bir parça daha Aldı götürdü bizden Aynı kalmıyordu hiçbir şey Değişiyordu herşey Kendiliğinden Artık çözülmüştü ellerimiz Artık bölünmüştü yüreğimiz Birimiz söylemeliydi bunu Ötekini incitmeden Kimdi giden kimdi kalan Aslında giden değil Kalandır terkeden Giden de Bu yüzden gitmiştir zaten Murathan Mungan |
| Saat: 17:00 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık