MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 10 Şubat 2007 03:48


Bir Yolculuğun Sayfaları Ömrüm...

Eski şarkılar çalan eski bir trendeyim,
Sanki gençliğimdir geçtiğim dağlar.
Yalnızlık gibi bir masanın üstünde
Çayım, sigaram ve garipliğim;
Yavaş yavaş gökyüzü geçiyor üstümden.

Altımızda tıkırdayıp giden raylar,
İçimde bir özlem dalgası, bitecek
Varılan istasyonda kavuşunca
Bir sevgiliye, evlere ve kalabalığa.

Ben oldum olası kendi içimdeyim
Dalmış gibi bir tünele boylu boyunca;
Anımsamak güneşi, görmek ağaçları,
Göğün mavisine yaslanmak yeniden.
Bir tren penceresidir ömrüm
Varlığımla yokluğum arasında! ...

Yüzün ellerimde bir avuç yaprak,
Güz yalnızlığıma bulduğum bahane;
İlk yazı beklemek kocaman bir boşluk.
Çok uzaklarda kaldı sesim,
Burada olan yalnızca bedenimdir! ...
Baş kahraman da benim figüranda
Bir romanın orta yerinde,
Ve raylarda esriyip giden ütopyalar

Sunu;
Yüreği koca güzellikler demetleyen
Bu aşk bahanesine ne diyeyim? ....

Nesli YAZICILAR




Mystic@L 10 Şubat 2007 11:14

İçim İçim

sökercesine tırnakla
birşey yapabilmek
için için düşünüpte
kendin için
içten bir düş kuramadan
hemde
bir şüphe
bir umutsuz ve ümitsiz aşk
düşürüpte içine
solarcasına bir güz akşamı
sökercesine tırnakla
birşey yapabilmek
üşendiğinden değil
olmadığından hiçbirşeyi
titremesi gibi bir çıplak çocuğun
senin kalbinin atmaması için
tüm şüphe ve umutsuzluklardan uzak
sökercesine ve tırnakla
birşey yapabilmek
kendin için

Mayıs 1998
Erol Yılmaz


Misafir 10 Şubat 2007 11:43

Saatim yok artık bakmıyorum
Takvimim yok tarihleri unuttum
Hangi yılın hangi ayı bilemem.
Bunlara bakınca seni hatırlatıyor
Nerde ne zaman gelecek diyorum
Gece olunca hüzün çöküyor yüreğime
Üstü açılırsa, ya sabah uyanamasa
Saati kurdun belki ne biliyim
Kapının zili de sinirime dokunuyor
Sıra onda galiba.
Yok edeceğim onu da çalmasın kapı
Açınca sen yoksan karşımda
Şımaran yada çok üşüdüm çay çorba ne var diyen
Sen yoksan ne anlamsız bir hayat biliyor musun
Hemen yanımdaydın gidi vermişsin
Sanki bunca yıl burada değilmiş gibi
Hatıraların senden vefalı çıktı
Yüreğimin en derin yerindesin
Yani dibinde çöreklendin sanmıştım
Her an bakıyordum görecek gibi
Ellerimi uzatsam tutacak gibi
Şimdi nerdesin nerelerdesin
Hayalin bile hayal olmuş bak
Sevgini hayalını yürek arşivinde gizledim
Gözlerim dolu dolu izledim
Her yerde hatıralarının izi kalmış
Odanda bir el izin kalmış birde kokun sinmiş
Not aldığın küçük defterin masanın yanına düşmüş
Masandaki lamba boyun bükmüş ışığı sönmüş
Kalemlerin ucunu açmışsın belli ki, uzaklara mektup yazdın
Masan dağılmış bardakta ki çayın bitmiş
Radyo bir yere takılı kalmış hep o şarkıyı çalıp duruyor
Şimdi uzaklardasın diyor ona bir dokundum artık sus diye
Turnalara tutunda geli çalıyor şimdi
Çala dursun belki duyulur
ellemeyeceğim artık ona da


HaFiZe


Misafir 10 Şubat 2007 12:15

GEZGİNİN NOTLARI- 1
Gezginiz hayatın göçebe düşlerine
Tutunca kancasından aşkı
Sürüklenip gideriz sözcükler ülkesine
Böğürtlen dallarına sarılı dikenlerle
Elimizde kalan renktir aşk sandığımız...


Acının gözbebeklerine düşmüş fotoğraf
Unutmanın aynasında kalan yansımalar
Kurumuş çiçekte anımsananlar
Sustukça bir şarkıda kederlenen
Durdukça büyüyen çukurlardır içimiz...


Suskunluğu kadar ölüyüz dilimizde
Işıksız odalara dem döken
Gölge oyunlarına kimlikler aradığımız
Zamanın ko****uğu an irkildiğimiz
Gezgin notlarına anlamlar düşürdüğümüz...


Sessizliğin tutup elinden yürümeyi öğreniriz
Gecenin sancılı yerlerine çıkar yolumuz
Bir yıldız yakalamak karanlıktan umutla
Uçurmamızı bağlayıp rüzgar dallarına
Esip geçmek var deli yaşamımızda...


Uzak laflar biriktirebilmek dilimizde
Gülüşlerimizi eskitirken kendi sesimizle
Dönüp dönüp havada kuşlar gibi vurulup düştük
Bir dizenin son sözüne takılı kaldık


Acaba !
Ölünce de yazılır mı hayatın şiiri ?

Nesli YAZICILAR...


MaKaLeLe 10 Şubat 2007 13:17

Bedava

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

Orhan Veli Kanık |


Misafir 10 Şubat 2007 13:23

İçi dışı boş sözler hüzünlü manzaralar şimdiden
bütün dillerin lanetlediği anlam
dilimizin ucundaki uzaklık
başkalarının cebinden çaldığım ayna
yüzümün eşi yok bende
gündüzler umurumda değil
umurumda değil bekçi kulubeleri
geceler,kıyasıya tekil serüven
geceler kantaşı
geceler,ayrı düşmüşleri
birleştiren yalnızlık
kapalı zarf yaşandı son günler
yaralar ve anılarla mahsur kaldık
zarf atmayın!
hepiniz biliyorsunuz
cevabı beyaz kağıt
artık ayrıldık.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifMurathan MUNGAN


tikkymelike 10 Şubat 2007 17:23

Bahar Sana Kış Bana

Benim için üzülme
Zor olacaktı zaten
Mutluluk şiirleri yazmak
Alışmadığım şeydi gülmek,
Sevdiğimle olmak
Ben yine yazarım
Hüzün şiirlerini
Süslerim gözyaşlarım ile
Gülmek istersem,
Düşlerim yeter bana
Bana yeter hayallerim.
Gerçek gülüşler sana
Sana umutlar
Mutluluklar sana.
Sana yaz,sana bahar
Rengarenk çiçekler
Bana yalnızlık,kış,kar
Ve sahte gülüşler
Yeter!..

Ahmet Ünal Çam


Bilsem Ki
Bu ayaklar benden hesap soracak,
Bir düşüncenin peşinden dolaştırdım sokak sokak,
Bu baş bu eğilmez baş da öyle
Bazı sarhoş bazı yorgun
Herzaman bir yastığa hasret!
Bu ciğer de hesap soracak,
Esirgedim güneşini,havasını
Bu ağız bu dişler,bu mide
Ne ikram edebilirim ki boş keseden
Bu bilekler de hesap soracak,
Göz yumdum çektikleri eziyete.
Bilsem ki kimsenin parmağı yok
Bu sürüp giden işkencede;
Kılım bile kıpırdamadan bir sabah
Çekerdim darağacına çekerdim kendimi
Bilsem ki suç bende...

Rıfat Ilgaz


Misafir 10 Şubat 2007 18:30

SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ

Söyle sevda içinde türkümüzü
Aç bembeyaz bir yelken
Neden herkes güzel olmaz
Yaşamak bu kadar güzelken?
İnsan, dallarla, budaklarla bir
Aynı maviliklerden geçmiştir.
İnsan nasıl ölebilir,
Yaşamak bu kadar güzelken?


Fazıl Hüsnü DAĞLARCA


KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR İLLERİ

Kalktı göç eyledi Avşar illeri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

Dadaloğlu yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice Koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir


Dadaloğlu


kambis 10 Şubat 2007 21:53


KARŞI KIYIDA UMUTLAR



Yokluk renginde başlar gece

Kısalmış akşam saatleri ertesi

Veda sızısıdır dudakta

öpüşülmeyen

Unutulan gözyaşları

saçlara damlayan yağmur

Öfkenin adı erken vapurlar mıdır

yoksa

umutların karşı kıyıda

gökkuşağının altına bırakılması mı



Hüzün renginde başlar gece

aydınlık koşar adım hiçliğe

Ne vedaya benzer

ne gelişe

yarıda kesilmiş şarkılar

Bulutlar içinde uykuya dalmış

damlaları yağmurun

örter gökkuşağını



Sessizlik renginde başlar gece

içinde yalnızlık

tıka basa

Duvarda saat

geç zamanlara takılı

Bin yıl öncesinden

şiire düşen dizeler

Geleceğim diye yola çıkıp

dönmeyenlere

yağmur da damlamıyor artık



Atila IŞIK



tikkymelike 10 Şubat 2007 23:05

TERKEDEN

Kimdi kimdi kalan
Giden mi suçludur herzaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman

Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey
Kendiliğinden

Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden

Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de
Bu yüzden gitmiştir zaten


Murathan Mungan



Saat: 17:00

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık