MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Demir YumruK 16 Kasım 2007 13:33

İşte Beyaz,İşte Yaşam,İşte Aşk..

koridorlar
tren istasyonları gibi pürtelaş
vagonlarda yaşam kavgaları...odalar
beyaz melekler üzgün
doktorlarda bir telaş
hayat memat meselesinde insanlar
aşk varmı?
gözlerde küçücük flörtler
odalarda hayat anları
feryat... figan... can pazarı...
ah hayat,ah yok olma duygusu
sevgililerde tereddütler,
heyecan
yaşama..yaşatma meslesi...dertler
anlarda kücücük meşkler
gönüllerde kaybolma korkusu
gözlerde hatıralar..
beklenen sevgililer..
ve özlenilen anlar...
aşk varmı?
olmalımı
olmamalımı derken
olmalı
hemde yüreğin tam ortasına konmalı
gülümsemeli yaşam
aşk gülümsemelerde tutuklanmalı..
hiçbirşey unutulmamalı..
koridorlar
tren istasyonları gibi pürtelaş
ve vagonlarda yaşam kavgaları...odalar
beyaz melekler umutlu
doktorlarda bir telaş
işte aşk,
işte beyaz,işte yaşam

Nevin Kalafatoğlu
18 Mayıs-18 eylül 2003

içbükey yaşam dansı anları
Antalya Tıp Fakültesi koridorları
Nevin Kalafatoğlu


Demir YumruK 16 Kasım 2007 13:52

Bir Rüyaya Dalar Gibi

Sevgimizi
Parmak uçlarımızdaki
Dokunuşlara taşırdık
Dokunuşlarımızda
Özlem fırtınaları eserdi
Fırtınalarımızda
Sakin limanlar olurdu
Sığınabileceğimiz
Sakin limanlarımızda
Çılgınca sevişirdik kimi
Ve gözlerimizi kapardık
Bir rüyaya dalar gibi

Bekir Mutlu Gökçesu


Demir YumruK 17 Kasım 2007 12:26

Ümit aşıkları

Sevgiler umuda uyanıyor
Beklerken baharı dallar umutla
Yakamozlara ümit aşıkları
bekleşir sabırsızca

Benim gönlümde ayrılık türküsü
Sabahlar uzak karanlık gecelerime
Ay yüzlüm diyebilmek sabaha
Gönülçelen olmadan

Bakamam ışıklara gözüm alır
Gönlüm zaten karanlıklarda
Umut etmek ümit etmek
Karanlıkların aydınlığına

Sanmaki biter karanlıklar aydınlığa
Işıklar yansada göremezsin
Bende bu yürek sende bu inat
Yeni arayışlara girmiş sende

Küçük odalar havasız ve sıkıcı
Affetmek zor arayan seni
Ne kadar arasada ellerin
Çaresiz ümit aşıkları...

27.03.2002
Erol Şen


CaNaRY 17 Kasım 2007 14:20

Yetersin Bana

Bir yırtık pabuçla eski elbise,
Giyerek gelsen de yetersin bana.
İçimden sevdayı haykıran sese,
Uyarak gelsen de yetersin bana.

İstemem yanında getirme bir şey,
İki gözün var ya, dünyada her şey.
Sevgi mirasını gönlüme pey pey,
Sayarak gelsen de yetersin bana.

Yağmura bürüyüp son baharımı,
Seninle göreyim aşk seherimi.
Gülen bakışınla sarhoş serimi,
Ayarak gelsen de yetersin bana.

Sevgimizi kurtar, hasret yasından,
Gözlerini içir, gönül tasından.
Maziyi ömrünün yumurtasından,
Soyarak gelsen de yetersin bana.

Hüzün tarihini geride bırak.
Vuslat sevinciyle titresin yürek.
İpek saçlarına kırılmış tarak,
Koyarak gelsen de yetersin bana

Senden uzaklarda, umudum düşte.
Hüznüm dudağında açan gülüşte.
Yaralı kuş gibi ''Seninim işte',’
Diyerek gelsen de yetersin bana.

Mehmet Nacar


Demir YumruK 17 Kasım 2007 17:51

Çığlıklar

İçimin çığlıkları karıştı birbirine;
Bir tarafta tekrar gün ışığına çıkmaya çalışan
Umut çığlığı,
Diğer tarafta derinlerdeki umutsuz sızıyı atmaya çalışırken bocalayan
Sevda çığlığı...

Hangisi galip gelecek?

Umut, sevdanın ışığıyla sönecek mi, yoksa,
Karamsar sevda, iyimser umuda yol mu verecek?

Umudun üzerine kurulan yeni umut,
Umudun, birgün gerçek sevdayı bulması
Ve
Sonsuz, tek bir mutluluk çığlığına dönüşmesi...

Filiz Angay


yaremce 17 Kasım 2007 22:13

SENİ DUSUNSEM

Ne zaman seni dusunsem,
Cogalir icimde gul bahceleri,
Gozunun baktigi yerde,
El degmemis tomurcuklar uyanir sevdama,
Mavi denizi,
yüce dagları daha bir sever olur gonlum,
http://www.herice.com/mail/6211/annelergunu-kalp.gif
Ne zaman seni dusunsem,
Gunes yeniden dogar üzerime,
Yildizlar sevisir gokyuzunun gonul bahcelerinde,
Sevda ırmagında bogulur opuslerim,
Seninle uyur,
seninle uyanır duslerim..
alıntı...

Gülün dikeni batti dün parmagima, ve hala gülümseyerek bakiyorum parmagimdaki kücük siyriga...
kizamadim... cünkü gülün dikeni batmadan önce sükretmistim; " Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmissin " demistim. Kizamadim, cünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme cekmistim , bakmaya kiyamamis kokusuna hayran kalmistim, cünkü batmadan önce yüregime koymus onu sevmistim... dikenini unutmusmuydum? unutmustum dikenini... unutmustum iste....
acitmayayim diye dokunmaya cekindigim gül, ince ve derin bir yara acmisti parmagima... gülümsedim yarayada... süzülen iki damla kanada... cünkü o yarayi acan bakmaya kiyamadigim o güldü...
.... .... ....
sevdiklerimizin yüregimizde actiklari yaralarda aslinda o gülün actigi yara gibi degilmiydi... ince ve derin bir yara... aslinda cok önemsiz gibi görünsede her kimildadiginizda yüreginizi inceden sizlatan bir yara... ama dostlariniz o yarayi acmadan önce siz muhabbet dolu kokularini sineye cekmistiniz, zamani, mekani ve kalbinizi paylasmistiniz... yarayi acmadan önce siz onlari kalbinize koymustunuz... kizabilirmiydiniz... kizamazdiniz elbet...
sevdiklerimizin actiklari yaralarda o gülün actigi yara gibi ince ve derin... ama yarimiz o yarayi acmadan önce biz sükretmistik, kokusunu sinemize cekmis, bakmaya kiyamamistik...dikenini unutmusmuyduk... unutmustuk tabi... ama biz gülümsemeliyiz yaraya... belki süzülen iki damla kanada... gülümsemeliyiz iste.... cünkü o yarayi acmadan önce biz onu kalbimize koymustuk ve sevmistik...


-alıntı-


arwen 18 Kasım 2007 04:18

Günahların en büyüğüydü gönülle oynamak
En acısıydı
Sadece son defa güzeli bulup
Maksadım sadece sevdayı yaşamaktı
Biraz da yaşatmak.
Affet beni
Sevdam gerçekti ben yalandım
Ben kendi ateşinde
Kendi közünde yanan olacaktım
Alevlerim seni de tutuşturdu
Affet beni yanıldım
Oysa sadece ben yanacaktım.

Hiç istemezdim güllerin solmasını yanaklarından
Gamzelerinin hüznü taşımasını
Gözlerinin mutluluk dışında
Hiç istemezdim inan yaş akıtmasını…
Affet beni
Yaşla değilmiş cahillik
Yürekle oluyormuş
Yanlışlıklar komedyası hep yürekte duruyormuş.

Yediğim lokmanın tadı sendin oysa
İçtiğim su kadar berraktın
Gözyaşların damladı biliyorum gönlüne
Bulandın.

Keşke diyorum o gece olmasaydı
Keşke güneş hiç batmasaydı
Sen ağlamasaydın, ben ağlamasaydım
Yer yarılsaydı da
En dibinde ben olsaydım…

Heyhat,
Heyhat ki heyhat
Kuşlar sustu bir defa
Yanaklarındaki kızıllık gitti, izi kaldı bulutların
Şimşekler hevesiz
Yol bilmeyen göçmen kuşlar gibi
Hep kıyılara çarptı yüreğim yüreğini düşündükçe
Ne yaptımların ucunda hep ben sallandım
Kementler boynuma dolanıp durdu
Çok bekledim gelmedi Azrail
Ölüm kudurdu…


turgut uzdu


Sedef 21 18 Kasım 2007 18:03

Rengin Gül Düeti




Bir rüya resitalinde gölgelerin
Yakıyor geceyi muhacir yüreklerde

Şuh dalgalarında esaretim
Çözülmelerindeyken tutkunun

Tutunmada dillerim öfkene…



çığlık çığlığa dolanmada ebruliler
Sığınmada sessizliğe sevda…

Bir yağmur anlatısındayken kadın
Renklerini soldurtmadan rüzgar söylevlerine
Ezik bir laterna sesinde uyuttu yalnızlığı

Sanma ki
İstanbul özlemi erguvan olacaksın

Okşadıkça papatyalar hisarı
Koklayacaksın Oya çiçeğini
Meşk olacaksın


Sanki bir yerlerde
Rüzgarı kalmış sevda esintilerinin

Ufuklarına mavi yağmış
Titremede lila saçlarında hengameler
Sıla muhabbetlerindeyken içli bir fasıl
Varsayılarına eklenmede gülden düetler


Sanma ki
Beyaz üstü lacivert kalacaksın

Çıkartacaksın hepsini renklerin
Soyundukça gecenin gölgesi
Şeffaf kalacaksın!




Işın Ergüney


CaNaRY 19 Kasım 2007 05:11

HANGİ FIRTINANIN SEFERİSİN...?

Hangi güneşle doğdun sen sabaha
Hangi rüzgarla estin sen geceye
Hangi dalgayla vurdun sen sahile
Hangi yıldızla baktın sen gökyüzüne

Söyle hangi sabah yaktın beni.
Hangi rüzgarla vurdun sen yüzüme...

Herzaman varmış ilkler ve sonlar sen hangisiydin.
ilkimmi,sonummu söyle...

Yada dur ben söyleyeyim...
Ben çok ilkler gördüm,ama hiçbiri bu kadar acıtmamıştı...

Hiç bu kadar yakmamıştı ve hiç bu kadar sızlatmamıştı yüreğimi...
Sen hangi seferin fırtınasısınki;aşamıyorum,yene miyorum seni...
Tıkanıyor yollarım fırtınandan şiddetinde parçalanıyorum...

Hangi yağmurla yağdın sen üzerime
Hangi karla düştün sen saçlarıma
Hangi ateşle yaktın sen yüreğimi
Hangi nemle kaldın sen gözlerimde

Söyle nasıl ıslattınki beni kuruyamıyorum...
Nasıl düştünki üstüme bu beyazlardan kurtulamıyorum...

Nasıl bir gidiştiki bu sendeki gidiş ben hala titriyorum...
Nasıl baktınki bana o gözlerinle,ben hala ağlıyorum..
hayalin düşmeyi versin aklıma

ben heran tükeniyorum.
Nasıl bir ateşsinki sen bir kartanesi gibi eriyorum...


Sahi söylesene sen hangi fırtınanın seferisin...

Erdoğan NAS


CaNaRY 19 Kasım 2007 07:12

Küflü Güller
Bana bırakıp gitme şüphenin yükünü.
Kaldıramaz umutlarım.
Ya unuttukların, unuttuklarım...
Kara defterde kuruttukların.

Sus! ..
Kaçmasın büyüsü aşkımın.
Sus! ..
Dolmasın gözlerime sözlerindeki zehir.
Ve taşıp ağzından boğmasın süt beyazımı.

Biliyorum kaçamak gözlerinde yarım kalanı.
O muydu ilk aşk acısı?
Yakıcı...
Söyleme gözlerinin rengini.
İğneli beşiğe teslim etme gözlerimdeki gün ışığını.
O ışıkla büyüttüm küflü güllerimi.
Sahici, deli dolu...
Engel tanımaz yüreğimle.
Güllerim yürek kırmızısı.
Taşıdığım, güne koşan aşkımın doğum sızısı.

Sus! ..
Ağıtların sustuğu dünyama puslar çöreklenmesin.
Ben çok kustum yüreğimdeki sevgileri yeryüzüne.
Ben ağlarken topraklar ağladı.

Ve ben sana yüreğimdeki okyanusları taşırdım.
Sana umut çiçeklerimi taşıdım.
Ölesiye, kan ter içinde...
Sen vardın...


Yasemin Yılmaz


Demir YumruK 19 Kasım 2007 14:26

Vatan için bayrak için

Akan kanlar giden canlar,
Vatan için bayrak için,
Yirmisinde yiten canlar,
Vatan için bayrak için.

Kına yakar anneleri,
Allah için vatan için,
Yaslı şehid anneleri,
Gururludur vatan için.

Şehid olur gazi olur,
Vatan için millet için,
Yaşanan gün mazi olur,
Allah için vatan için.

Ne mutlu Türküm diyene,
Vatana kurban gidene,
Ne mutlu Türküm diyene,
Allah için vatan için milletim için.
Ümüt Güngör


Demir YumruK 19 Kasım 2007 20:02

Bizim Asker/Uğurlama

Davul zurna yolcu ederiz seni
En büyük asker bizim asker
Emri vazife eyler isen eğer
Melekler seni korur asker

Arınırsın ocakta,sivil esvaptan
Kolaylık dileriz sana Allahtan
Korkma sakın gölgeden,karanlıktan
Nöbetin kolay olsun asker

Çok ararsın annenin aşını
Olmaz bu kadar diye sallama başını
Taşına dikkat et, kırma sakın dişini
Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker

Eksik etme bizden nameni
Boşa gitmesin,vatanın emeği
Unutma sakın,dostlarım demeyi
Sigaranı arkadaşın ile böl’de iç asker

Duygu selidir biliriz askerlik
Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik
Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik
Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker

Güzel olur askerin izini, çarşısı
Tozdan dumandan görünmez karşısı
Kaş,göz,işmar ederse dişiden birisi
Eve,sılaya kapta gel asker

Biz, kurduk düğünü halay’ı
Davulcu,kemani bekliyor,alayı
Mendil yetişmiyor,bekletme anayı
Tezkere,başına taç olsun asker

Nizamiye çıkışı etrafına bakın
Küfür etme maviye,yeşile sakın
Kutsal emanetidir,ulu ecdadın
Şerefli sancağı,öpte gel asker

M. Akif Gülhan 10.12.2004-
Kıymetli kardeşimiz Serkan Acar’a ve nezdinde tüm asker kardeşlerime ithafımdır
Mehmet Akif Gülhan


miss_didem 21 Kasım 2007 09:20

UMURUNDA MI SENİN

Sensiz,sevgisiz kalmışım bir başıma,
Hiç aldırmıyorsun döktüğüm gözyaşıma,
Hasretten öldü yazın mezar taşıma,
Acılara boğuldum,umurunda mı senin?

İlk zamanlar seni seviyorum demiştin,
Bırakmam seni deyip yemin etmiştin,
Sonra durup dururken neden dğiştin?
Günlerim sayılıyor,umurunda mı senin?

Ben unutmadım sevda yeminlerimizi,
Tüm günlerden güzel geçen günlerimizi,
Umut nehrinde yüzdürdürdüğümüz gemimizi,
Ama gülmeyi unuttum,umurunda mı senin?

Şimdi tüm denizlerde gemilerim battı,
O çok güvendiğim yarim aşkımı sattı,
Felek beni benden alıp meçhule attı,
Şimdi ben yokum,umurunda mu senin?

Şansım sana şansızlığın bana kaldı,
Kalbim ağır sevdanı taşıyan bir hamaldı,
Gönlün benden alacağını fazlasıyla aldı,
Ve bana dert kaldı,umurunda mı senin?

Tüm bunları hak ettim seni sevdiğim için,
Bunca çektiğim acı senin mutluluğun için,
Hala yaşıyorsam bil ki bir tebessümün için,
Gençliğim son nefesinde,umurunda mı senin?
.................................
Adem GÜRCAN


Demir YumruK 21 Kasım 2007 16:08

Sevgiliye Sitem

Kırmızı beyaz renkler bayrak misali,
Çokta yakışmıştı kıyafeti,
Boş boş bakıp geçti içim cız etti,
Gülüm beni tanımadı.
Kırmızı karanfil takmış göğsüne,
Rengi de canlı mı canlı.
Köşede karşılaştık,
Kalbim duracaktı.
Boş boş bakıp geçti,
Gülüm beni tanımadı.
Yoluna turabolam,
Hiç mi izi kalmadı anıların.
Hikâyelerde böyle bitmez sanırdım, sevdaların.
Hatırladı sandım, sevindim.
Boynunu büktü güldü geçti,
Gülüm yine tanımadı.

Mefail Özbek


Bluesorrow 21 Kasım 2007 18:35

SAVAŞÇI
Yol uzun ve zorluydu,
Gökyüzü soğuk ve gri,
Beyaz ay donmuş ölü bir parça gibi...
Hırsız ve ******, kral ve asker,
Savaşçı, büyücü, sahtekar ve ozan
Bu yolda benimle geldiler.

Rüzgar, bilenmiş bir bıçak gibi keskindi
Islak, tozlu denizlerden eserken;
Kuru, siyah,
İskelet gibi ağaçlar
Fırtınada hayalete benzerdi...
Yaşam köpüklü bir şarap benim için,
yağma, şehvet ve savaşımdan oluşan,
Ve ben bu şarabı en keskin tortusuna kadar içtim.
Ben vahşi topraklardan,
Görkem ve büyü ülkesine gelen savaşçıyım...
Çelik, ateş ve kanla kazandım
İnsanoğlunun kazanabileceği herşeyi.
Oynadığım kumarda
Şeytanı kendi oynunda yendim...
Görkem, şeref, parıltı ve ün...
Ve ölümün gülen kafatasıyla alay ettim.

Döğüşüp öldürecek düşmanları vardı,
Sevilip güvenilecek arkadaşları,
Karanlık geceleri şenlendirecek şarkılar,
Sabahlara dek içilecek şarap,
Sonunda geçmişe gömülüp yitirilecekse ne çıkar?..
Ben tüm zenginliklerden payımı aldım,
Kazanmak gibi yitirmeyi de tattım.
Yaşamda var olanların en iyilerine alıştım.

Mezar derin ve hava soğuk,
Dünya kokuşmuş küflü beyinle dolu.
Ve ben tüm değerlerinize baş kaldırırken,
Boş inançlarınıza gülüyorum...
Dünyanın karanlık kavrulmuş yüzeyinde
Eğri yolumuz zorlu topraklardan geçiyor,
Ama biz mutlu ve neşeli savaşçılarız
Daha kolay yolları istemeyiz.
Düzenbaz ve nefret verici yaşamın kaderi
Sağ elimdeki kılıcımda çizilir
Ve ölüm benim arkamdan gelir.

Ben bu tozlu, sert yollarda kurudum.
Ben artık yaşlı ve güçsüzüm
Oysa ölüm tüm zamanlar boyunca güçlü.
Fakat bedenler ölümü tatmak üzere doğdu.

Selam tanrılar,
Boş bir gökyüzünün altında
Yanınızda neşeyle yürüyeceğim.
Günahkar ruhların nasıl kıvranıp inlediğini,
Şişko kurnaz papazlardan dinledim...
Yalnız altın için alıp sattıkları o cennette,
Benim gibi acımasız bir barbarın yeri var mı?..
Rahipler ve kutsal kitaplarıyla birlikte,
Alevlere dalacağım.
Cehennemin kızıl boğazından aşağıya yürüyecek
Ve şeytanın tahtına oynayacağım.

Yaşam,
Ölümle benim yorucu, yıllar boyunca
Oynadığımız bir oyundu.
Yaşamı, korkmadan ve cesaretle karşıladım,
Ölüm yaklaşırken kaçmalı mıyım?

Selam savaşçım, yiğit dostlarım,
Köleler, silahşörler ve oynak genç kızlar;
Ayrıldığım yolda gözüm kalmadı.
Burada son bulur yol,
Azrailin kucağında...

Lin Carter & Ali Recan


the_lily 22 Kasım 2007 09:36

adsız şiir

Gitti gidiverdi
Bir sükenin içinde
bir parçam
Parçam sende kalsın çocuk
Ellerimi bana ver
Bedenimde uzayıp giden gül ağaçları
Oysa ruhumda son sevgi tılsımları
Gitme gel bana
Sesini duymalıyım
Bakire sevgimi alırsan koynuna
Tütün kokusunda dağıt etrafa beni
Ansızın bütün doğa
İsmimi geçirince dudakların
Kaybolup giden zamandı
Sakın ah çekme
Bende sendeyim.
Jale Bektaş


Demir YumruK 23 Kasım 2007 13:18

Türkiyem içimde
Vatandan uzakta sanmayın beni
Türkiyem içimde,ayrı değilim
Gurbetçi diyerek, anmayın beni
Türkiyem içimde, ayrı değilim

Ay-yıldız göğsümde, şanım, gururum
İmanım kalbimde, parlayan nur’um
Vatanım ben sana kurban olurum
Türkiyem içimde, ayrı değilim

Vatan sevgisini, bildim imanla
Her karış toprağı, yoğrulmuş kanla
Türkiye devleti, kurulmuş şanla
Türkiyem içimde, ayrı değilim

Atamın, babamın, anamın yeri
Ruhumdur, nur’umdur, gözümün feri
Et kemik misali, daha ileri
Türkiyem içimde, ayrı değilim

Mikdatî der yoktur başka vatanım
Senin hasretinle, matem tutanım
Türkiyem bendendir, ben de ondanım
Türkiyem içimde, ayrı değilim
Mikdat Bal


*JANSET* 23 Kasım 2007 13:38


Sonsuz olmalıydı seninle her şey
Zamana sıkışıp kalmamalıydı
Saatler değil günler, aylar, yıllar değil
Sonsuz olmalıydı seninle her şey.....

Misal, konuşmalarımız alelacele olmamalıydı
Seni sevdiğimi sonsuzluğa yayıp söylemeliydim
Sıkışmamalıydık zamanın acımasızlığına
Gözümüz saatte değil yüreklerimizde olmalıydı

Tutabilmeliydim zamana inat yüreğini ellerimle
Gözlerine anlatabilmeliydim saatlerce sevdamı
Dokunabilmeliydim zamansızca tenine dakikalara inat
Dudaklarından bal toplamalıydım can özüme katmalıydım seni sonsuz kere

Misal, sevişebilmeliydik zamanın acımasızlığına inat saatlerce
Günlerce hatta aylarca
Doyabilmeliydi tenim tenine
Sınırlama olmadan, dakikalar dörtnala koşmadan

Misal, kokunu çekebilmeliydim korkusuzca içime
Zaman geçiyor telaşı olmadan sarılabilmeliydim sımsıkı sana
Veda hiç olmamalıydı yaşanan sonsuzluklar içinde
Bir sen bir de ben olmalıydık zamanın dar geçidinde

Keşkeler ne kadar anlamsız kalıyor bu boyutta..
Zaman geçiyor durmadan ne yazık..
Oysa ki sonsuz olmalıydı seninle her şey
Zamana sıkışıp kalmamalıydı..


Zamanım sensin benim.
Zamanım yok.
Sen yok.
Hiçbir şeyin tadı yok.


Zamansızlıklar içinde seviyorum seni.....

alinti


Demir YumruK 23 Kasım 2007 14:22

Özgür olmalı.
Özgür olmalı ruhum,
Doru tayın yelesine çarpan,
şakacı rüzğarın estiğince.

Özgür olmalı duygularım,
kanat çırpan bulutların,
gökte köpüren beyazınca.

Özgür olmalı sevdam,
Yağmurdan sonra açılan,
gökkuşağının renklerince.

Özgür olmalı ufkum,
Deryada uzaklaşıp giden,
buharlının dumanınca.

Özgür olmalı dilim,
Gecenin ortasına çakan,
şimşeklerin özgürlüğünce.

Özgür olmalı yarınlarım,
Kendini ilah sanan,
savaş lordlarının ipoteği olmadan,
Dört mevsimin sürdüğünce.

Özgür olmalı insanlığım,
İnsanca yaşamayı,
kendilerine hak görenlerin,
yaşamınca.
Ne bir eksik,
Ne bir fazla,
Yaradanın sunduğunca.
İshak Özlü


Sedef 21 23 Kasım 2007 20:28

Vurma Zalim

Arşa çıkar yetimlerin feryadı
Vurma zalim şu zavallı yavruya
Olmadı dünyada hiçbir muradı
Vurma zalim şu zavallı yavruya

Üstü yok, başı yok ayağı yalın
Tadını unutmuş şekerin balın
Sözüne bakıp ta riyakar elin
Vurma zalim şu zavallı yavruya

Bir deri bir kemik kalmış bedeni
Gelen aratırmış, önce gideni
Mevla affeder mi zulüm edeni
Vurma zalim şu zavallı yavruya

Sultan Karataş


Sedef 21 23 Kasım 2007 20:35

Üçün Sevdası

Bu gece vurmalıyım kendimi
Evet...
Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
Yakmalıyım bu şehri de bu gece
Kendimle beraber yakmalıyım bu şehri de
Bir daha gün doğmamalı
Ve bir daha ışık yanmamalı bu şehirde
Benim gibi ağlayan
Benim gibi sevdiğinden ayrı kalan
Ve benim gibi unutulan olmamalı
Aslında hiçbir şey olmamalı
Beni yakan bu şehri, kendimle beraber yakmalıyım bu gece

Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
Yakmalıyım bu şehri de bu gece
Anılarımdan başlamalıyım
Sonra senden
Sonra cadde cadde sokak sokak yanmalı bu şehirde
Beni yakan bu şehir şimdi kendi yanmalı...

Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
İlk başta gözlerimden başlamalıyım
Sonra ayaklarıma sıkmalıyım
Aslında mecburum ayaklarımdan vurmaya
Gelmemeliyim yanına seni de vurmamalıyım
Çünkü sen ölmemelisin
Çünkü sen yaşamalısın.
Çünkü bu şehri yakarken içinde sende olmalısın..
Bu koca şehirle beraber sende yanmalısın...
Son olarak kalbime sıkmalıyım
Ama önce resmine son bir kez daha bakmalıyım
Ardından resmini de yakmalıyım
Ve sonra
Ve sonra kalbime de sıkmalıyım.

Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
O köşe de başlamalıyım kendimi vurmaya
Seni beklediğim o köşedeki ağacın altında vurmalıyım.

Ben öldükten sonra yanmalısınız sizde
Öldükten sonra yanması gereken üç şeyde
Bu koca şehir, sen ve üç yerinden vurulmuş cesedim...

İsmail Demir


Fırtına 23 Kasım 2007 21:06

Kunduz

Ateşten geçmiş
Kurtlar var
Ateş çemberi benim vicdanımla yakılmamış
Dört noktanın kimseye hesap vermediği
Yerin hükmü
Anka kuşu
Nede değerli
Hikayenin uzanamayacağı
Senin hiç
Yeniden ölçülse tutmayacak tabi
sıkıntılar atıldı
Koruma altına alamadığımız Dünya'da
Altta kalana
el uzatın
24 09 07


Ramazan Mehmet Tanal


Fırtına 24 Kasım 2007 15:00

MİLYON KERE AYTEN
Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi
Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum şiirler yazıyorum Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var
Ya da Ayten'i beş geçiyor

Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan

Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li
İki laf ederiz.

Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi?
Ölüm bile kötü değil Aytensizlik kadar

Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun

Ümit Yaşar Oğuzcan


Sedef 21 24 Kasım 2007 15:27

Umutsuz Aşk

Bu mısralarım sana
Ey zavallı sevgilim!
Yine oradayım hıh çok komık değilmi
Her zaman buluştuğumuz o cam ağacının dibinde
Geçirdiğimiz vakitler,ağladığımız günler
Film şeridi gibi geçti gözümün önünden
Bir haykırış atayım dedim hırçınca vuran dalgalara
umuduma yenik duşen sevgi bağıma
Neden se yapamadım sevgilim..
Neden se sana olan kinimi kusamadım yosun tutmuş kayalıklara
Neden se atamadım o masum o edalı sulara
Çünkü hala senden kalan bir sevgi var içimde
Kopartıp atamadığım yüreğimin en derin köşesinde sakladıgım bir sevgi
Umutsuzca bekleyen bir AŞK ...
Her umut edişimde sana daha da bağlanmamak
Sana daha ağlamamak için içimden bir laf geçer
UMUTSUZ bir aşk;
YANMIŞ BİR EVİN CEPTE DURAN ANAHTARI GİBİDİR

Sessiz Tan


Demir YumruK 24 Kasım 2007 15:32

Hayırlı Olsun
Eğitim öğretime başladık yavaş yavaş,
Cehaleti yok etmek için açmıştık savaş,
Heybemizde bir soğan, iki de kuru lavaş,
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.

Medeni! devletlerin çöplüğüne oturduk,
Pırıl pırıl gençleri bataklığa batırdık,
Normal insan değil de süper hamal yetirdik,
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.

Çocuk yirmi beş kilo, yükü kendinden ağır,
Baş tarafta üç maymun, dilsiz, kör ve de sağır,
Sınıflar altmış kişi, megafon al da bağır,
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.

Taşıma öğrenciyle değirmeni döndürdük,
Araba çıkamadı, katırlara bindirdik.
Sistem yalama oldu, sündürdükçe sündürdük.
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.

Lüzumsuz bilgilerle beyinler doldurulur,
Dershane, kurs ve sınav, okuldan yıldırılır,
Çocuk papağan olmuş, düşünce öldürülür,
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.

Görünce üzülürüm saygı, sevgi, edep yok,
Hangisini sayayım, nezaket yok, hitap yok,
Çanta dolusu kağıt, işe yarar kitap yok,
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.

Bu sistem toptan yanlış, aklı olan görüyor,
Milli değerimizden hangisini veriyor?
Uyuşturucu, alkol okulda ne arıyor?
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.

Okulların önünde kapkaççılar fırlanır,
Türkçe’yi öğretmeden yabancı dil zorlanır,
Umarım sorumlular akıllanır, arlanır,
Yeni eğitim yılı hayırlı olsun dostlar.
Şahin Yılmaz


Fırtına 24 Kasım 2007 16:35

BEN BİR EYLÜL- SEN HAZİRAN

Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgâr
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun..
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım onuncu aylara
Ben bir eylül,
Sen haziran...

Ümit Yaşar Oğuzcan


Sedef 21 24 Kasım 2007 16:37

Telepati

beni düşünüyorsun biliyorum.
çünkü ben seni düşünüyorum.
az önce yüreğimden bir şeyler koptu.
birden titredi bütün vücudum
beni düşünüyorsun biliyorum
ve buna bayılıyorum...

Derya Özgür


Fırtına 24 Kasım 2007 16:42

BEŞİNCİ MEKTUP



Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız .
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi nerdesin, ne yapıyorsun?
Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın , değil mi?
Öyleyse ayrılmadık. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz .

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten. Ömür boyunca
ya bekliyor, ya bekletiyor insan ikisi de kötü,
ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra
yürümesini, konuşmasını, büyümesini...

Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini,
aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.

Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor,
sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir
parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan.
Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin
çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor
bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu.

Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve
yaşayıp beklerken ölmek !

Özleme bir diyeceğim yok. O, kömür kırıntıları
arasında parlayan bir cam parçası.
O, nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O, tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız, özleyişlerimizle alımlı,
yaşantımız özlemlerle güzel.

Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin anlatılmaz .

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni;
seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
yine seni özlediğim içindir.
Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki !



Ümit Yaşar OĞUZCAN


Demir YumruK 24 Kasım 2007 16:46

Sensiz sonum

Artık beni bekleyenim yok
Hayatın sensiz anlamı yok
Çoluk, çocuk, aile viranmış
Bir, bir hepsi çekip gidermiş
Bu gönlümün sahibi gitmiş
Ömrümün sonu hazanmış
Sensizlik sonram azapmış
Gittin gideli bu yok oluş
Bana biçtiğin kadermiş

Senden sonrası
Senszice yaşammış
Canın sağ olsun canım
Bundan sonrası
Canhıraş feryat figanmış
Bekleyenim yok
Sensiz sonum toprakmış
Alaaddin Uygun


Fırtına 24 Kasım 2007 16:47

ALTINCI MEKTUP


Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı
ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım .
Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi "beni iç"
diye fısıldıyordu, "beni iç". Sonra yalvarmaya başladı:
"Ne olur" dedi "ne olur haydi iç beni".

Bir bardak doldurdum, tepeme diktim .
Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine
değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum .
Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka
türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım .

Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşıkarşıyaydık .
Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan.
Gözlerim gözlerine soruyordu: "seviyor musun?" diye.
Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep
evet diyordu. Oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı
çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın,
bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu.
Hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .

Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu
ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum,
kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum
ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı.
Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona.
Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp
gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı?
Belki çok yakındı kimbilir. Biz onu
göremiyecektik. O, gözlerimizi kör ettikten sonra
saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.

Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu.
Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk
kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar
gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.

Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk .
Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi.
Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü.
Bir şeyler koptu içimizden.

Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum .





Ümit Yaşar OĞUZCAN


Aynacan 24 Kasım 2007 16:50

Anılar İçinde
Simdi kimsezizim yalnizim
Sen gittin kaldin anilar icinde
Fakat bilmeni isterdim
Sarkimiz caliyor halen kalbimde

Yine yildizlar serilmis yakamoz üstüne
Munzur yikilmis dag etegine
Bak her sey yerli yerinde
Bir sen yoksun kaldin anilar icinde

Gün doguyor yine kuslar ötüyor
Benin icimde firtinalar dinmiyor
Kuzey rüzgari götür beni savur tözumu dört yana
Yarim gitti kaldim yalniz, sarildim anilara

Sevmedim kimseyi seni sevdigim kadar
Vermedim deger kimseye sana verdigim kadar
Kapattim kapisini kalbimin sen giderken ardindan
Simdi yoksun, kalacaksin anilarimda ben ölene kadar! ! !

Suat Atar


Sedef 21 24 Kasım 2007 16:51

Neydi Aşk

gözlerinde cenneti gürdüm
sen cehheneme çevirdin
yüreğinde umudu gürdüm
sen umutsuzluk eyledin
sende özgürlüğü gürdüm
sen darağacına yolladın
bakışlarında sevgiyi gürdüm
sen ihaneti sevdin

elimi uzatım
kolumu kopardın
gözlerine baktım
güzlerimde güzyaşı gürdüm

sana göre
aşk yoktu
olamazdı da
belki de gerçekten yoktu

hayır sevgili
vardı
aşk
gürdüğüm cennet
hissetiğim umut
adı sen koyduğum
özgürlük
kavuşamadığım sevgi
anlıyamadığın
gözyaşım

Zekeriya Turan


Fırtına 24 Kasım 2007 16:51

SEKİZİNCİ MEKTUP


Bana çılgın diyorsun, seni sevdiğim için.
Yanılıyorsun, sevmek çılgınlık değil.
Sevmek insan tarafımızı bulmamızdır bence.
Biraz da yaklaşmamızdır Tanrıya zaman zaman.

Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı.
O, ot gelip, ot gidenlere acımalı. Sevebilen insan
kendini keşfetmiş insandır. Talihli insandır.
Çektiği bütün acılara rağmen; mutlu,
kıvançlı insandır o. Aşktır yücelten bizi ve
derinliğimiz aşktandır. Gerisi boş, yalan.

Aşksa, sevmektir. Durmadan,
nefes alırcasına sevmektir.

Sevmakle sevilmek ayrı şeyler... Sevilmeyi
çoğaltmak, ona bir başka şekil vermek,
daha da yoğunlaştırmak onu, elimizde değil.
Oysa ki, sevgimizi dilediğimiz gibi yoğurabilir,
dilediğimiz şekli verebiliriz ona.

Derinlikse derinlik, yükseklikse yükseklik,
genişlikse genişlik.

Sevmekle gücümüz var, irademiz, aklımız var.
Biz varız sevmekte. Sevmek, yaratmaktır bir bakıma.
Sevilmekse; yaratılmak...

Demek ki, biz seninle birbirimizi yaratıyoruz
durmadan. Sen beni yarattıkça güzelsin işte ve
ben seni yarattıkça güçlüyüm, daha bir insanım.

Beni sevmeseydin yine bir şey değişmeyecekti
benim için. Sen biraz eksik kalacaktın,
biraz sen kaybedecektin. O kadar.

Şimdi insanların en güzeliyiz, en iyisiyiz elbette.
Seviyoruz , seviliyoruz .

Sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin
anda ölebilirim. Karşılık vermediğin anda değil.

Birbirimizi yeniden yaratmaya devam edelim.





Ümit Yaşar OĞUZCAN


Aynacan 24 Kasım 2007 17:00

anlamadın ki

anlamadın ki sana olan sevgimi
anlamdın ki sana olan özlemimi
anlamadın ki sensizligin kördügüm oldugunu
anlamadın ki ona yanarım
sen benim gönlümde yaralar açtın

anlamadın ki beni bırakıp gittigin de , sessizce ağladığımı,
anlamadın sensizligin kuytusundada boguldugumu
şimdi anlarsın belki ayrıldığımızı
peki mutlumusun....!



Ayhan


Fırtına 24 Kasım 2007 17:05

SONSUZ AŞK

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga, seven - kıyı, sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İşte, ben de seni böyle severim yar.

Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Okşanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte, ben de seni böyle beklerim yar.

Yar, ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.

Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları
Verir meyvesini ağaç
meyve tohum olur, tohum kök olur
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte bende böyle yar;
Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak icin.



Gassan Satar


Sedef 21 24 Kasım 2007 19:02


Vursunlar Beni

bir gün gelir, senin tatlı sesini,
duyamaz olursam, vursunlar beni.
canıma can katan o gözlerini,
göremez olursam, vursunlar beni...

dünyaya değişmem senin aşkını,
ölsem unutamam, bakışlarını,
kendi ellerimle gözyaşlarını,
silemez olursam, vursunlar beni...

sevgini sökemez kimse kalbimden,
yaksalar, yıksalar çıkmaz gönlümden,
ellerimi açıp, seni Rabb'imden,
dilemez olursam, vursunlar beni...

vursunlar beni, vursunlar beni,
ölmeden, mezara koysunlar beni...

Cemil Kartal


Fırtına 24 Kasım 2007 19:03

HİÇ BİLMEDİN


Hiç görmedin,
Senin için akan gözyaşlarımı...
Hiç bilmedin,
Seni düşünürken
Nasıl dalıp gittiğimi...
Hiç hissetmedin,
Çöl ortasında, vadiyi özler gibi
Seni özlediğimi...
Unutmaya çalıştım...
Unutamadım...
SEN, unutamadığımsın...
Hiç sormadım,
Unutulmuşluk kervanının bir yolcusu
Bir handa sabahlayan, bir yabancı
Bir günlüğüne açan çiçek..
Bir gecede bitirilen sohbet mi olmak istedin???
Göremedin çabamı...
Unutmaya çalıştığımı bilmedin...
Çektiğim ızdırabı hissetmedin...
Ne gelir elden??
Unutamadım...
SEN unutamadığımsın...


Özen KIRAÇ


arwen 25 Kasım 2007 03:11

son


Son zil sesini duyacaksın
Yüreğinde
Ama sana masal gibi gelecek
Bitmeyecek gibi gelsede
Herşey
Paldır kükdür bitecek

Dildeki tuz
Gözyaşım mı diyeceksin
Benim dediğin sevgiler
Benim dediğin emekler
Bütün bunlara değermiydi diyeceksin

Herşey çok
Yabancı gelecek
Dinleyipte sevdiğin hiçbirşeyi
Sevneyeceksin
Duyduğun sesleri gördüğün yüzleri
Dokunuşları
Sevişleri öpüşleri
Hatırlamak bile istemiyeceksin

Neden.........?
Öyle çok bitmiş olacak ki herşey
Öyle çok tükenmiş ki sabır umut
Güven sevgi
İnanamayıp kendine
Bunların hepsini ben mi yaşadım
Diyeceksin


zeynep salman


Fırtına 25 Kasım 2007 10:49

SENİ DÜŞÜNDÜĞÜM TÜRKÜ

Benim bir canla sevip bin özlemle andığım,

Bari gölgeni bırak bana

Su çiçeklerinin en güzel yanları budur,

Giderken gölgelerini verirler suya.

Güz akşamları dal kıpırdamazken,

Suda halkalanan gözleridir

Sen de gölgeni bırak bana.

Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp sevdiğim,

Güzelliğini burada ince ince aratma.

Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi

Birdenbire bir şeyler bırak.

Bir şeyleri soğut, bir şeyleri yak,

Dağıt bir şeyleri, bir şeyleri kur.

Kendini hiç yokmuşsun gibi bırakma

Kafamın her yanıyla bir şeyler öğrendiğim,

Sonsuza uzanan sevinç, güzele vurgun tasa

En azından bin yılda arayıp bulduğum,

Bana aşk şiirleri yazdırma artık

Beni burada gölgen gibi bırakma


AFŞAR TİMUÇİN


Sedef 21 25 Kasım 2007 18:10

Sakın Sorma

sevginin destanını
ben yazdım sayfa sayfa
aşkın acısını
ben tattım yana yana
yalnızlığın cehennemini
bir ben bilirim sakın sorma

Fuat Asığ


Fırtına 25 Kasım 2007 18:23

YÜREKTEN SEVEMEM ARTIK


İçime akıttım gözyaşlarımı

Bir daha ardından

Ağlamam artık

İncittin acıttın duygularımı

Bir daha yürekten

Sevemem artık

Bir daha gönülden

Gülemem artık



Verdiğin acılar şifasız derin

Dilimin ucunu yakıyor

İsmin

Gözlerim gülse de gülmüyor içim

Bir daha yürekten

Sevemem artık

Bir daha gönülden

Gülemem artık



Gururum delice gururum var ya

Çiğnetmem ben onu

Ayaklarında

Yalvarsan yakarsan kul olsan bana

Bir daha yürekten

Sevemem artık

Bir daha gönülden

Gülemem artık



Rüzgarlar misali kırdın dalımı

Kopardın benimle sevgi

Bağını

Yitirdim ben çoktan bahar çağımı

Bir daha yürekten

Sevemem artık

Bir daha gönülden

Gülemem artık



FAİKA SARP


€c€m 25 Kasım 2007 20:08

Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Ben seni hiç sevmedim ki
Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki
Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisan'a hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben sevdim mi adam gibi severim


Sedef 21 25 Kasım 2007 22:48

Ölçüsüz Aşk

Seni seviyorum desem, var olan en yüce dağlar kadar,
En yücesi bir yol kadar düz olur...

Seviyorum desem seni, bütün denizler kadar, yetmez ki,
İçimdeki aşkın bir damlasından, zaten bin deniz olur...

Desem seni seviyorum, evren ne kadar büyükse,
Şu koca evren çok çok küçülür, ölçü olmaz az olur...

Seni seviyorum desem,büsbütün mevsimler kadar,
Dört mevsimin bütünü de, sımsıcacık yaz olur...

Desem seviyorum seni, sayısız yıldızlar kadar,
Yıldızlar güneşe dönüşür, tüm geceler gündüz olur...

Seviyorum seni desem, bütün canlılardaki hayatlar kadar,
Ölenlerde katılınca, yaşam dünyaya hiç sığmaz olur...

Seni seviyorum desem, acı gerçek ölüm kadar,
Yaşam utanır kendinden, zerreleşir, bir toz olur...

Özlüyorum seni desem, bir anlığım bin romandan çok olur...
Aşkımıza kalem yetmez, kağıt yetmez, bu sevdaya, bu özleme az olur...

04.06.2004 Taşkışla/Taksim

Bayram Tunca


nünü 26 Kasım 2007 14:07

Ay Yüzlüm

Utanır;
Bakamam yüzüne
Ama içim sevginle dolu
Gözlerim seni arar.

Diline gelse, desen
Söylesen, açıklasan
Soğuğum kışım bitse
Gelse gönlüme bahar.

Yanında
Yanı dibinde
Yardımına muhtaç
Biri var.

İki dünya arası gerçek aşka
Vereceğin kararla
En güzel mutluluğa
Ruhu saran huzura

Çağır beni ay yüzlüm
Çağır...
Bekliyorum...

İbrahim Ethem Bingül


Demir YumruK 26 Kasım 2007 15:08

Mutlu Ol

Mutlu ol.
Havada süzülen şu kuşlara bak.
Ne kadar ahenkle uçuyorlar.
Sen de uçmaya çalış, özgür olmaya çalış.
Kanatlarını kopartma sakın kimselere.
Gayret göster.
Üzülme hiçbir zaman.
Elbet seni kırmaya çalışanlar çıkacaktır karşına.
Müsade etme.
Kuşlara özen, onlar sevginin sembolüdür.
Mutlu ol.

Özlem Toprakçı


ahmed 26 Kasım 2007 18:57

Uzat Ellerini


Firtinalar esti bugün icimde
Herseyi koparip aldilar bende
Artik bir eser kalmadi kalbimde
Seni yaziyorum
Duy, duy parcalara böldün beni
Hak etmedim bunlari yasamaya
Tastan yüregini yimisat biraz da
Gör, gör gözlerimden akan yaslari
Feryatimi duy
Cigliklar arasindayim,paramparca kalbim
Senin yüzünden
Nasil da vurdum duymaz bir insansin
Nasilda anlamiyorsun beni
Ucurumun kenarinda duruyorum bak
Uzat ellerini, düsüyorum derinlere
Son saniyeler hayal gibi geciyor
Zaman sanki durdu duracak
Rüzgari hissediyorum tenimde
Bosluga dogru adim adim
Yaklasiyor soguk karanlik kayalar
Hayatim geciyor gözümün önünden
Ve sonra.............
Sessizlik ,sessizlik,sessizlik!


yüksel2 26 Kasım 2007 19:53

BİR GEZGİN ADAM

Bir adam belki de en çok bir rüzgardır şimdi
Şişli yabancı gölge gibi gezgin bir rüzgar
Şehri bir yabancı gibi dolaşıyor
Şehrin mabetleri bir bir tükeniyor
Başlıyor içinde sonsuz susuzluk
Avuçlarının içi terliyor.
Erdem BEYAZIT


Sedef 21 26 Kasım 2007 23:20

Oranda

Yüzümde hüzünden gölgeler varsa,
O hüzün yüzündendir olsa olsa.
Bilmiyorum, bu yaşamın çoğu yaşanmamışsa,
Yaşanmadığı okunur, şimdi, daldımsa.

Özledikçe yalnız durup-susup baktımsa,
Sorulacakken nedeni nasıl sormadımsa.

Geldiğini umudumda umudla umdumsa,
Geleceğini görüyor-biliyordum anlattımsa.

O geçip-gitti ora'sına, ben görmedim, baktıysa.
Derim ki şimdi, bir daha gelse de, sorsa.

Sözümle, yüzümle, gözümle dedim, duysa.
Bense buramda onu bekledim oysa.

Yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa,
İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa

Özdemir Asaf


Demir YumruK 27 Kasım 2007 19:44

Baharın Kokusu Var Teninde
Güne,
güzel başladım,
aklıma geldiğinde.
Baharın kokusu var
teninde...

Renklerin
cümbüşünü yaşıyorum seninle.
Dünyamı değiştirdin,
bir gecede...

Bulutlar dağılıyor,
sen gelince.
Neşe sevinç
coşku iç içe...

Dünyanın
en güzel erkeğini
yaşatıyorum yüreğimde...

İstanbul, Nisan 2004
Hülya Arısan


Bluesorrow 29 Kasım 2007 03:03

GECENİN KAPILARI
Bütün kapılar kapandı, dışardayım
Birden karşıma çıkmayın korkuyorum
Uykusuzum fena halde, sokaktayım
Karanlık bastırdı mı bozuluyorum

Fena bir yerimden koptuğum doğru
Kendimden çok fazla yaşamaktayım
Nereye bağlanacak bu işin sonu
Aslında ben kimim meraktayım

Bütün kapılar kapandı, sokaktayım...

ATTİLA İLHAN




Saat: 02:16

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık