![]() |
Neden Sevdim seni ? Çünkü kendi yaşam yolculuğun için Ne varsa gönlünce değerli olan Gökkuşağı gibi saydam ve yalın Yüreğini yüreğinle bana yansıttın. Çünkü yolu senin yoluna karşıt Nice ayrı dünyaların insanlarını Anladın yıllardır sevecenlikle Hepsine de dost elini uzattın Çünkü umutları da hüzünleri de Ne güzeldi seninle başbaşa yudumlamak Yaramaz çocuklar gibi kıvancımı da Acılarımı da sevgiyle paylaştın Çünkü seviyorsun sen öz varlığını Tüm ruhunla önemsiyorsun kendini Her uzatışında sevgiyle ellerini Kalplerimizin sıcaklığına alıştın Çünkü doğal akışında yaşamın Barış adına dirlik düzenlik içinde Özenle, sevginle, yüce gönlünce Yeni dünyalar yaratmaya çalıştın Çünkü sen insanca onurunla varsın Gözyaşımı sildin saf duygularınla Sevda türküleri gibi rengarenk Açtın bana, benliğime karıştın İşte ben bütün bunlar için sevdim seni Ölünceye kadar da seveceğim seni..... |
bir yağmur damlasına.. Ruhumda sekiyor sözcüklerin.. adınla başlıyor her cümle.. bunca deniz bunca dalga.. biri darbuka çalıyor yağmur damlası sözcüklerime.. kemanın iniltisi; uzaktan ve dokunurca.. andaçlarımız ıslak şimdi.. ağarmış saçları umutlarımızın.. solmuş bir gül bizi ümitliyorken hala; bak:ağlayan biri var bu yağmurlu gecede. içe dokunan hüzne.. kapısı aralamış sevinçler buruk bakıyor çiçek açmış bir agaç gölgesinden.. biz kırdık biz soldurduk onları.. biz bıraktık ardımızda bunca mahzun bakışı.. bir yağmur damlasına sığdırdık bu güzel umutlu masalı.. şimdi iki kırık kalbiz iki suskun başkaldırı.. bak sorguluyor bizi başsavcı kodese tıkılmaya ne gerek gittiğimiz her yer avlu tutunduğumuz her şey demir parmaklık adınla bitiyor bak bir ümitvar aşk şarkısı.... |
göğsüme saplı bir hançer gibi duruyor ayrılığın bedenimde. acısı büyük bilemezsin. zeytin gözlerin hayatımın aydınlığıydı, toprağa can veren su gibiydi susuz kaldım kuruyorum; bilemezsin.. dayanılmaz bir ağrı sensizlik, nutkumu kesen, elden ayaktan düşüren; bilemezsin. en derinlerinden sinsice bir sızı kök salıyor vücuduma, kanser gibi yayılıyor, eriyorum mum gibi; bilemezsin... gözlerim kan çanağı, azgın bir nehir, yağmur öncesi bulut ey cellat! vur artık başımı; yoksa şimdi ağlayacağım. |
Şimdi bana dokunuşların kaldı. Gittin, ama hala teninde ellerim. Küçük bir çocuk gibi dizlerinde, defalarca öpülmeyi özledim. |
Ölümden önce sen vurdun beni oysa daha çok erkendi en acıyan yerime, yüreğime zehir döktün hayata karşı vakitsiz yargılandım ama daha çok erkendi unutmaz dediklerim ilk önce unuttular sokaklar segah makamında bir intihar çığlığıdır vakitsiz aşklara düştüm ben hep vakitsiz aşklara yanılmış ve yenilmiştim içimdeki Kafkasyalı çocuk yaralı ve şizofrenik bir tarihin suçlu ***idir tüm çiçekler bu suçlu ***in gözlerine saklanıyor yalnızlık ve acı benim ikiz kardeşimdir artık oysa bu çocuğun gözleri çok güzeldi eskiden bu çocuk en acıyan yerinden kanadı her zaman bu çocuğun gözleri çok güzeldi eskiden şimdiyse bir tımarhane hayat senin gözlerini böyle öptü işte çocuk anıların, düşlerin, aşkların, yalanların ve yanlışların orta yerinde elbette ki gülüşünden bile hüzün damlar gözlerin neden benim uçurumum oldu ki çocuk ben neden senin bıçağının en derin yarası oldum ki çocuk senin ellerin neden ağlıyor ve ben hep üşüyorum ki çocuk yaralı ve yorgun kuşların yalnızlığı senin gözlerine konmamalıydı çocuk her şeyin kefaretini peşin ödeyen sen, bunca acıyı hak etmedin ki çocuk bir insanı bu denli çok sevmenin bedeli bu mu olmalıydı sen hep gizli gizli sevmenin bedelini hep böyle kanayarak ödüyorsun çocuk şimdi bir Vivaldi dört mevsim bir sızıdır hele Pazar sabahları Ebruli'siz bir kahvaltıyla daha acı bir sızıdır '' ormanların tarihini aslanlar değil, avcılar; tarihi haklılar değil, galipler yazar... hayat, karşılaştığımız fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğimizle ilgilenir. '' Xsentius. M. Ö. IX. yy. anılar içimde öylesine acıyor ve kanıyor ki aşklarım aşksız, düşlerim düşsüz sesim sensiz nefesim sensiz sensiz sensiz her şey sensiz her yüz güz gibi bir anıdır bunu sen de bilirsin ama sen benim için sadece bir yüz değildin ki yüzünü güz gibi anılara gömüp de gittin beni buz gibi anılara gömüp de gittin ve her şey bitti kolum kanadım yok inancım güvencim yok dostum arkadaşım yok evim bile yok sevgili sen benim hayatla aramdaki köprüydün gittin ve insan bitti ve hayat bitti şimdi ben artık nereye ve kime giderim ki ah ne çok azız ve yalnızız artık dostlar gelir dostlar gider kırılgan yüreğimden düşlerimi bozguna uğratarak ben insanların bu kadar acımasız olacağını bilmezdim aşkın bir gün ansızın saplanan kalleş bir bıçak olduğunu hiç düşünmemiştim çocukluğumun bu denli hayatın hışmına uğrayacağını bilseydim, yaşamazdım bilseydim sana bile yüreğimi açmazdım ama bilemedim ben neden hiç bilemiyorum ki sevgili ama çocuklar neden hep kandırılıyor ki sevgili neden çocukların gözleri çalınıyor ve ertesi gün unutuluyor ey yar canan yar can yar ah seni... seni kim unudar ben hep en acıyan yerimden kanar ben hep en öpüldüğüm yerden ağlarım en güzel kızlar neden en aptal tiplerin sevgilisi olurlar bazı kavramlar neden boş ve boşlukta kalırlar bazı güzel yüzlü erkekler neden hep kızları yanıltırlar bazı dostlar neden hep ölüdür, bazı şairler neden yalancıdır bazı dostlar gibi neden sen de iki de bir ellerini yıkayıp duruyorsun bazı oyunlar ve yalanlar neden bu denli kirlidir ah vicdan....ah kanayan vicdan...oysa her şey o kadar açık ki ah çocuk, içinde sevgi ve sevgili acıması taşıdığın sürece hep üşüyeceksin ve bir gün gelecek yüreğine kazıdığın iki hece silinecek, çürüyüp düşecek anıların ve acıların mezarlığına ömrünü de alıp giderek: Eb - ru. |
ayışığı sözleri.. bugün hep yağmur yağdı,çisil çisil üşüdüm,ıslandım.. gözlerime birikti yağmur üç-dört kez tutsak birine rastladaım ve topal bir köpeğe bir de beynimi kemirip duran gerçeğe kalabalıktım ama yalnızdım temmuzdu ama üşüyordum ay gökteydi ama ışığına bakamıyordum gözlerimdeki nehri sakladım ama gördüler akıyordu çünki yanaklarımdan ve hangi gönülden geçiyordu arkı bilmiyordu hiçkimseler biri yunus-hüznü dedi öteki aytutulması karanlıktan bahsettiler bir ara kangren olmuş bir aşktan ben sustum yalnızca bir yunusa bir ayışığına bir de sana.. sonra yastığıma konuştum sen gibi bir bilsen sana anlatcağım ne çok şey vardı |
Sessiz kalmıyor gecenin koynunda, hiç bir sevda. Sıcacık, huzur dolu kucaklar açılıyor hepsine yağmurlarımı adadım canımı da sana. Gözlerini hayal ederek uyudum dün gece ellerin dolaştı yorgan yerine tenimde sesin kulaklarımda kandırdım kendimi yine ''biradan gelir'' diye bekledim yalnız bekledim gelmeni hiç bir gece bu kadar uzun olmadı yakmadı nefesin olmada uyumak açsan kapıyı şimdi gelip uzansan yanıma. Çok özledim seni. Rüyalarım yok seni görebileceğim hayal kuramıyorum sen olmadan olmuyor ki sevginsiz bakmadan, kızmadan bana ağlayamıyorum bile sen vurmadan sanki eriyorum dağ eteklerindeki karlar gibi kadehimin son damlası sen. Şimdi gelsen yüreğim senin beklediğime yanmıyorum. Kaldırımlar boş olsada yokluğunla sevdan büyük bir çığır bedenimde vuslatım aşktan benim zaman zindanda kalmış tutkular kavrulmuş hasretten şimdi gelsen. Ruhun olsa hissettiğim kör olsa bütün melekler günahlar görünmese yasaklıklar sıralansa yanımda yoksan bile şimdi gelsen. |
susku-nun yengeçleri susku denizinin yengeçleri sarmışlar geceyi sükutun ürperten türküsü uğultu... sularda karartı oluyor gece yarasını saklıyor bir yarasa sarıkaranfili soluyor dostbahçemin mavisi yitik şimdi göklerin el sallıyor birbir sevdiklerim tekin değil deniz liman değil şu karşıki ışık sessizce,batıyor Titaniği ümitlerin.. bir celladın kahkaha-sını bir çocuğun elveda-sını duyuyorum... hıçkırığim kayboluyor hırçın dalgalarda... adımlarım yanıyor, telaşlı voltalarda... yıllanmış suskuların çarmıhında yıpranmışlığımı bağırıyorum yüzümü ıslayan o elim şefkat içimi dağlayan o zalim firkat sen oluyorsun.. ama; ........ duymuyorsun.... elveda çocuk.... |
yıllardır gözümden akan yaşlardan sonra gör beni. her adımda engel olan taşlardan sonra gör beni. yalnızlığım acı belki, yıldızlar uzak değil ki, aştığım yıllar önceki dertlerden sonra gör beni. tez yorulur, hızlı koşan namert olur korkup kaçan her seher vaktinde açan güllerden sonra gör beni. tek biz miydik, boyun büken? ayrı olur mu gül diken? yapayalnız sensiz geçen, yıllardan sonra gör beni. uzun yanlış yolu bitti, dertler beni benden etti, vefasızlar çekti gitti, Onlardan sonra gör beni... |
ölmüşüm sonra.. yorgun ve yılgındı kadın düşsüz ve yoksul! ne sözü kalmıştı artık ne de saklanabileceği bir maskesi herkes gibiydi şimdi hiçkimsenin biri kağıt bir mendile yazdı hiçkimse-liğini durup uzaklara daldı parmağına doladı saçının buklesini. herkes:acıttı yüreğini hiçkimse: savurdu külleri yüzüne.. rüzgar : çarptı yüzüne olamadıklarını.. korktum ve ölmüşüm sonra... |
| Saat: 13:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık