![]() |
gecenin hiç bu kadar üstüme geldiği olmamıştı. hiç bu kadar acı solumamıştım. sıkıntının hapsindeyim, neçe zaman sürer bilmem. yolda, izde, evde... ne varsa sensi olan her şey yok artık. tıka basa poşetlenip atılmış, kim bilir hangi martının gagasında. ya da hangi çingenenin parmağında karlı bir doğum gününde ya da bir şişe biranın içinde. gecenin hiç bu kadar üstüme geldiği olmamıştı hiç bu kadar unutmayı istemedim, unutulmayı da, düşlerimde olma diye uyumamayı da... zamanlı zamansız kahırlanmamıştım oysa su niyetine içer oldum susuzluğum bundan öte değil... gecenin hiç bu kadar üstüme geldiği olmamıştı bu doğan ruhsuz güneşin de içimi ısıtacağı yok grinin ortasındaki griyim şimdi, fark edilemeyişliğimle baş başa bakılığında görülmeyeceklerden, hissedildiğinde duyulacaklardanım ağladığında gri, sevdiğinde sevgi renginde olanlardanım gecenin hiç bu kadar üstüme geldiği olmamıştı aslında hiç bir şey üstüme gelmemişti senin kadar kimseyle rulet oynamadım,şimdi kendi kendime yok oluş cazibesiyle sarılmışım bir kere kaybedeceğim ya ben ya bendeki sen.... her şeyi bu gece düşürdüm ellerimden zaten kırılmış anılar tuz buz şimdi vazgeçmekle vazgeçilmeyi görmenin ürpertici sonunda geceye son kez küfür söyleyen ve son kez adını mırıldanan sefil, ufkumu senle genişlettim şimdi senle daraltıyorum seni her zaman seviyorum HOŞÇAKAL BİTANEM.......... Tedavülden kalktın gönül ülkemde, Senin modan geçti bizim vitrinde, Zararına verdim, kurtuldum senden, Şimdi kalbim yeni bir aşkın peşinde. Unutmak zor değil, silmek zor değil, Elveda birtanem demek zor değil, Dimdik ayaktayım, yıkılmış değil, Şimdi kalbim yeni bir aşkın peşinde. Sen istedin canım çekip gitmeyi, Bırak artık lütfen rüya görmeyi, Çok mu istiyorsun bunu bilmeyi? Şimdi kalbim yeni bir aşkın peşinde. |
ölüme eş kıl beni.. işte kırdım tüm heykellerini hazlanışın.. acıya soyundum. zafere bilendim.. kırdım umutlarıma hazırlanmış tabutları.. bir bir yaktım geçmişin bugüne kavuşan sarsak köprülerini.. bir ibadet esvabı edasıyla kuşandım sözü.. bilgeliğin insanı vakur kılan bülbül ötüşlü sabahlarına durdum.. ve soyundum sonra ırılçıplak beni durağan kılan kaygılarımdan adımlarımı yavaşlatan aidiyetlerden.. ve üstüme oturmayan kimlik markalı bu pardesüden.. hadi ver ellerini.. gülbakışlı hayat.. bir kahkaha at.. çıldırt benii. en zirvelerde yaşanan bilge bir hayata.. gidip kurulalım o göklerdeki saltanatına erdemin.. ruhları asil, adımları yeryüzünü titreten adamlara arkadaş kıl beni.. kıl ki.. içimdeki çekirdek hayata dursun.. kutlu erdemin sancağı dalgalansın.. hiç gidilmemiş yerlerde.. ki şarkı söylesin içimdeki kuşlar.. ki umutla baksın umutsuzlar.. ki göğersin o ümitvar ide.. haydi uzat elini gülbakışlı hayat.. götür ve ölüme eş kıl beni.. |
VAPURDA Dünyanın bu muazzam kentinde; İstanbul'da bir kıyıdan diğerine taşıdım dudaklarını... Kız Kulesi selam durur, dalgalar taşır beni. Makine dairesindeki kuvvet ellerime konar, kuş olur uçurur beni. Dünyanın bu muazzam kentinde; İstanbul'da bir rüzgar eser, yasak sevdam omuz başlarıma değer... Işıkları yanar sokakların, dudaklarıma takılır adın, deniz biter; SEN GİDERSİN... |
Hiç yaşamadım hatıraları,görmedim,bilmedim. Geceleri sabahlamadım yıldızlarla,derteşmedim,seni hiç düşünmedim. Süslemedim düşlerimi,bir yaşama hevesim hallerini. Ben seni unuttum bitanem. Ağlamadım hiç,gözpınarımla yağmur olup sel olmadım. Dökülmedi hiç kalemimden hislerim, aşık olmadım tutulmadım. Bir çılgın gibi kahkahalarla güldüm hayatın acı hezimeti. Ben seni unuttum bi tanem. Pencerimin buğusuna hiç yazmadım adını,seyretmedim iç çekmedim. Resmini koymadım başucuma,onla uyuyup onla ağlamadım. Delirmedim sokaklarda, sabahlara kadar volta atmadım. Yalvarmadım sana,bir Damla sevgi dilenmedim. Ben seni unuttum bi tanem. Vur hançeri vur göğsüme ,bir Damla kan akmaz. İstersen yar yüreğimi,içinde ne sevgi ne anılarım olmaz. Ben seni unuttum bi tanem. Her sesini duyduğumda heyecanlanmadım,titremedim. Hiç bıkmadan usanmadan,yürümedim duygu tünelinibeki ışığına ulaşırım diye. Ben seni unuttum bi tanem. Sanmaki sana yazdığımda titriyor ellerim. Sanmaki duygu yüklü kalbimden kopan rüzgara karışıyor gözyaşlarım. Sanmaki hıçkırıklarım tükendiği zaman her nefesimde ölüm veyaşam arasında gider gelirim. Bir umutmuş ,bir sevgiymiş,dağ gibi yüreğim süzülüyor gülsüz çöllere yapraaak yaprak. Sen kalbinde duygudan yoksun,ruhunda sevgi yeli esmemiş,yürekleri esaret zinciri altında kırbaçlayan taş bebeğim. Ben seni beyaz karanfillerle süsleyip düşlemedim mutluluk diyarına uçmayı. Ben seni unuttum bi tanem , HİÇ sevmedim !..... ismail Akman |
ÜŞÜDÜĞÜM YER bir kum tanesinde, yaprakta çiçekte ya da bir kuş kanadında sıcaklığı yaşamanın tersine “kimse olmadan yanımda tekrar üşüyeceğim yerlere gitmek istiyorum” diyorsun gidişinle ben burada, tek başıma rüzgara yakalanmış ekinler gibi boynu bükük ve öksüz kalacağım cebinde yenilgiler, ayrılıklar yarım kalmış sevdalar koynunda yalnızlığınla “gitmek istiyorum” diyorsun gidişinle ben koca kentin hüznünü taşıyacağım dinlenmedik şarkılar yürünmedik yollar arkanda “gitmek istiyorum” diyorsun ve gidişinle ben günün içine doğan gece gibi karanlık ve yalnız olacağım |
Öğrendim İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim. Yapabileceğin tek şey sevilebilecek biri olmak; Gerisi onlara kalmış... İnsanları ne kadar düşünürsen düşün, Onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim. Güven elde edebilmek için yılların gerektiğini Ama yok etmek için saniyelerin bile yettiğini öğrendim. Önemli olanın hayatındaki eşyaların değil, Hayattaki kişilerin oldugunu ögrendim. İnsanın ancak 15 dakika çekici olabildiğini, Ondan sonra alışıldığını öğrendim. Kendimi karşilaştirmak için, başkalarinin en iyi yaptiklarini degil, Kendimin en iyi yaptıklarını kıstas almam gerektiğini öğrendim. İnsanlar için olayların değil, onların daha önemli olduklarını öğrendim. Her ne kadar ince kesersen kes, Kestiğinin her zaman iki yüzü olacağını öğrendim. Sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini, Belki bu son defa, son görüşün olabilecegini ögrendim. Her ne kadar onu çok düşünsen de, Yine de gidebileceğini öğrendim Kahramanların, yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun, Yapanlar olduğunu öğrendim. İnsanların seni hep hesapsız sevdiğini, Ama bunu nasıl göstereceklerini bilemediklerini öğrendim. Sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile, asla acımasız olmamam gerektiğini öğrendim. Gerçek dostluğun ve gerçek aşkın, aramızda uzak mesafeler olsa bile, büyüdüğünü öğrendim. Birisinin seni istediğin gibi sevmemesi, Onun seni tüm benliğiyle sevmediği anl***** gelmediğini öğrendim. Bir arkadaşin ne kadar iyi olursa olsun seni üzecegini Ve senin yine de onu affetmen gerektiğini öğrendim. Bazen başkalari tarafindan affedilmenin yetmedigini ögrendim. Kendini de affetmeyi öğrenmelisin. Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun, Dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim. Geçmişimiz ve durumumuzun oldugumuz kişiligi etkiledigini, Ama olmamız gerekene karşı sorumlu olduğumuzu öğrendim. İki kişinin tartışmasının, birbirlerini sevmedikleri anl***** gelmediğini öğrendim. Ve tartışmadıkları zaman da sevdikleri anl***** gelmediğini. Bazen kişiligini eylemlerinin önüne koyman gerektigini ögrendim. İki kişinin tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile Farklı şeyler görebildiklerini öğrendim. Hayatlarında her zaman dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen kişilerin, Sonuçları önemsemediklerini öğrendim. Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin, Hayatını, birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim. Verebileceğin bir şey kalmadığında bile bir arkadaşın ağladığında, Ona yardım edebilecek gücü bulabileceğini öğrendim. Yazmanın, konuşmak kadar duygusal gayret gerektirdiğini öğrendim. En fazla önemsediğim kişilerin, benden hep uzaklaştırıldıklarını öğrendim. İnsanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemenin Çok zor olduğunu öğrendim. Sevmeyi, Ve sevilmeyi öğrendim... Öğrendim... |
Kelimelerim kan revan içinde. Yüreğim yorgun, gözlerim solgun. Notaları öksüz bir şarkı gibi Ağlıyorum bulutların koynunda.. Ve kimseler görmesin diye, Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum.. Mürekkebimle yıkamıyorum Hasretinin karanlık duvarlarını... Gözlerimi kapattım geceye. Şiirlerimi hecelerinden vurup Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum. Bulanık sularda yıkıyorum Kan çanağı olmuş gözlerimi. Hasretin düşerken avuçlarıma, Mor tonları giydiriyorum Acıyı emen dudaklarıma. Sessizliğe bürünmüşken sevda, Baharlarda filizlenen taze dallardan Darağaçları sunuyorum yüreğime. Yokluğunu öperken dudaklarından Pusular kuruyorum aldığım her nefese.. Oysa umuda gülümseyen bu adam Boyun eğer miydi kanlı pusulara ? Diz çöker miydim karakışlara ? Ama yokluğunda Vuslatları öper gibi, Karanlıkları öpüyorum Adını ezberlettiğim dudaklarımla. |
HER NE KADAR GEÇMİŞİ DEĞİŞTİRMEK MÜMKÜN DEĞİLSE DE, YİNE BİLMEK İSTİYOR İNSAN... KALPLER SEVEBİLİR Mİ GERİYE DÖNÜK? ÜMİTLERDEN KIRINTILAR ETKİLER Mİ YAŞANMIŞLARI? YAĞMUR DAMLALARINI TEK TEK TOPLASAM VE DOLDURSAM BİTEN GÖZYAŞLARIM YERİNE. SONRA AĞLASAM ESKİYE MATUF. ÇARELER DE GELİR MİYDİ PEŞİNE? HANİ BARDAKTAN BOŞANIRDI YAĞMUR!? KALBİ "CIZZZ" EDEN YANIMA GELSİN. "CIZZZ" ETTİĞİ YERDE BENİ ANLASIN. BİR TEK DAMLA AKITAMADAN GÖZÜNDEN, İÇİ KAN AĞLAYAN GELSİN. KUSAMAYIP,YUTTUĞU KANLARI SAKLAMA GEREĞİ HİSSETMEYENLER ANLASIN HALİMDEN. DİVANE OLMAMIŞSAN, OLAMAMIŞSAN BASİT BİR AŞIK. SEN SÜSLÜ YAZILARA MÜPTELA İSEN VE TEN ÜSTÜNE BİLMİYORSAN DUYGUNU GİYDİRMEYİ... KALPLER ÖLEBİLİR Mİ ESKİ PİŞMANLIKLARA? VURSALAR BİLE ONU KIZIL SABAHLARDA. |
YOKLUĞUN sen ki, hüzünlü güz akşamlarında ellerime düşen kıyamet.. kaç bahar saklı avuçlarında ve, kaç yalancı cenneti gizler gözlerin.. şimdi, bir kış vakti yokluğun.. içime çekerim sensizliği verdiğim her solukta yanasın diye.. sensizlik sana saklı gecelerde zehir tadında.. ağır ağır içerim kanasın diye.. |
AYRILIK GÜNÜ Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü Durmadan çalınır kulaklarımda Şarkıların en hüzünlüsü Seni alıp uzaklara giden otobüs Benim üzerimden geçer hışımla Devrilir, bakakalırım ardından Bir sel gibi akan gözyaşımda... Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız Karanlık gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin Böyle perişan beklerim dönmeni Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem, en koyusu acıların Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem Böyle durup durup senden ayrılmak varsa Orada bir mezar kazılır benim için Ayrılığın nerede başlarsa. |
| Saat: 13:16 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık