![]() |
Suskunum Sana Hangi şiire başlasam suskunum sana Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun Güneşte kavrulan bir kum tanesi Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun Haykırabilsem Belki bir nehir köpürebilir sesimde Silinebilir kuraklığın bütün izleri Upuzun çöller vadileşebilir içimde Hangi güzelliği özlesem suskunum sana Yürek boşluğunda bir of kadar suskun Özlüyorum seni masmavi Koşuyorum sana bembeyaz Ve kahroluyorum bir anda kapkara Ah oluyorum Of oluyorum Ve susuyorum Oysa haykırabilsem Işık yumağı bir pınar olur soluğum Hangi türküye uzansam suskunum sana Ağıt ağıt, özlem özlem suskun Tut ki vurulmuşum Aşktan ve kandan bir damla olmuşum Bir saçlarının rüzgarına Bir de ağzının kıyılarına konmuşum Hangi dalga silebilir beni senden Hangi kasırga koparabilir Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum Coşkuların her şahlanışında Sana deprem deprem susmuşum Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası Sözlerinde baskı yasası yeter Hangi kavgayı özlesem suskunum sana Zafer sabahlarında gece kadar Bayram sabahlarında yas kadar suskun Böyle güzelliklere de Böyle suskunluklara da lanet olsun Al bu suskunluğumu al artık Al ki Bütün gürültüler kahrolsun |
Bu mavi limanda oturmuş gemiler bekliyorum.BİR KIZIN HİKAYESİ Kimi yorgun, kara bir şilepten Kimi, martı kanadı gibi ak bir gemiden Sanıyorum, gülerek karşıma sen çıkacaksın. Bu yüzden, Kaç yolcunun boynuna atıldım “sensin” diye, Işıklı, kalın bakışlarını gördüm onlarda. Soluk başını, Suskun, anlamlı yüzünü, Uzun parmaklı katı ellerini. Ama yok... Onlar sen değilmişler, Hepsi bencil, çıkarcı, hepsi yüreksizmişler. Her biri bir dönemeçte beni sensiz bıraktı. Hani duymasam, hani inanmasam sana Yüreğim bu aldanışlarda tuz buz parçalanacaktı. Biliyorum... Şu koca yeryüzünde bir sen sevebilirsin beni Sen anlarsın karanlığımdan. Sen bilirsin sevildim mi tok kedi gibi şımardığımı, hayınlaştığımı. Umursamaz görünürken kıskançlıktan geberdiğimi Yalnız sen bilirsin. Tembelsem, suskunsam, İnceden inceden sözlerle dokunuyorsam sana Dudaklarımda alev varken “hayır” diyorsam Bir sen bilirsin de bunları, içinden “beni seviyor” dersin. Sonra saçlarımdan öpüp pencereden sokağı seyredersin. İşte bana adanmış insan, İşte bana adanmış dünya, Seni her gemiden bunun için bekliyorum ya... Bahar gelmiyor mu, çiçeğe durmuyor mu ağaçlar, Güneş esmerliğimi öpmüyor mu... Ah şu Nisan almıyor mu aklımı başımdan, Şu doğduğum ay Mayıs beni yeşil yeşil çıldırtmıyor mu, Anlatamam... Haziranda her şey durulmuş, her şey sütliman. Ama harabım, bitkinim, yoksulum senden yana. Caddelerde kirli gölge gibi dolaşıyorum. Bütün günler, bütün geceler kendimi yenmeye uğraşıyorum. Ama olsun... Belki bir limandasın, gemi bulamıyorsun, Belki bin parçasın sen de benim gibi, Belki uzak bir kıyıda, bir bankın üstünde Boş limana bakıp ağlayarak oturuyorsun. Üzülme... Ne olur iyi bak kendine... Vapur dumanlarında -herhal- kirlendim biraz, Rıhtımlarda -herhal- eskidim. Ama kimse çalamadı buramdan seni, Kimse burama ilişemedi. Şu rezil insan kırıntıları bin kılığa girip beni aldatsalar da İçimde işte bembeyazım, işte yepyeniyim. Ne olur kendine iyi bak... Bir gün seni bana getirecek vapur mutlaka limana girmiş olacak. Hem bütün gemiler batmış, köprüler yıkılmışsa bile Ağlama sakın... İşte söz, işte kendimi koyuyorum ortaya, Her bahar, bütün rıhtımlarda, -Gelmemiş, belki de hiç gelmeyecek sevgilim Seni bekleyeceğim... |
Sen şimdi suskunluğum oluyorsun En çığırtkan yalnızlıkları bırakıp arkanda Beni bir uçurumun kenarına terk ediyorsun Üşüyorum... Yüreğim buz kesiyor yokluğundan Her yanımdan kuşatıyor dağ gibi gitmelerin Karanlık bir sonbahara rehin düşüyorum Kurumuş yaprak gibi eksiliyorum senden Oysa ben yüreğinin nasırında filizlenmiştim Bir tomurcuk edasıyla düşerken toprağına İlk suyumu gözlerinin maviliğinden içmiştim Ayrılık yüklü bulutlar taşıyordu denizinden Üstüme yağmur yağıyordu; içime sen Sel bakışlı karanfiller açardı geceye Boynu bükük yakamozlar fışkırırdı içinden Gözlerinde bir masal buğusu taşırdın Eski zamanlardan kalma dalgınlığını bir de Düşlerimi getirmiştim sana Babil'den Olur da belki tutarsın diye ellerinden Ama sen suskunluğum oluyorsun şimdi Ve bana seni susmak kalıyor Uçurum boylarında yağmuru beklerken... |
SANA GETİRDİM En güzel türkümü böldüm yarıda Sustum yüreğimi sana getirdim Aşk kınından kalemimi çıkarıp Kestim yüreğimi sana getirdim Yürek vermez yürekliye darıldım Küstüm yüreğimi sana getirdim Bir güvercin kanadının ucuna Astım yüreğimi sana getirdim Denizlerde tuz koymadım yarama Bastım yüreğimi sana getirdim Sesimin ibresi az konuş dedi Kıstım yüreğimi sana getirdim Dalgalarca dalgalandım rüzgarca Estim yüreğimi sana getirdim Sen can istemişsin candan da öte Dostum yüreğimi sana getirdim |
O akşam; Bir sızı hissettinmi yüreğinde Derinlerden gelen, Bir çığlığın sesi yankılandımı kulaklarında Sebebini bilmediğin, Neolduğunu anlayamadığın. Bir duydu kapladımı düşüncelerini. Yoksa beni mi düşündün Belki öyledi belkide değil... Sen beni düşlerken, Yaşatırken hayellerinde,en güzel duygularla. Ben ise yalnızdım. Yalnızdeğildim aslında. Sadece sen yoktun, okadar... Sen oturmuş beni düşlerken, Gecenin bi saatinde, Yollarda beni ararken, Yokluğumu bildiğin halde.. Ben bir başkasının kollarında Seni düşünerek Aldattım onu... |
üç heceli gece gece devrilir gözlerine sarı kelimeler asılı güneşte gazete sayfasında yalınayak serseri alt yazıda sarhoş düşler biraz bahar ağlar biraz geceyi susar karakalem bir hayat diz çökmüş ışığa ölmek için susuyor kendi yalnızlığına dizelerde vurulur kayıp fermanı bir delinin esiri benli yitik köy kaçağı siyah mektup soluk istasyon damlası açık alın siren sesi kabahat belkide mavi yangın duası sözüm yok ölüme biraz zaman geceye biraz şarap saklandı soğuk martı kendi derdine kanatlandı acısı kırılgan kederinde kaderi yağmur sancısı bahar yankısı zamanda iklim saati -vuruldum düşecek yerim yok bağırdı ağladı sustu... |
Bu Gece Yazabilirim Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim. Şöyle yazabilirim: "Yıldızla yüklü gece, Mavmavi yıldızlar titreşir uzaklarda." Döner gökte, şarkı söyler gece rüzgarı. Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim. Sevdim onu, o da sevdi beni bazen. Böyle gecelerde duyumsadım onu kollarımda. Öptüm, öptüm uçsuz bucaksız göğün altında. Sevdi beni, ben de sevdim onu bazen. Nasıl sevilmez o kocaman duru gözler. Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim. Benim olmadığını düşündükçe, duyumsadıkça onu yitirdiğimi Duymak uçsuz bucaksız, onsuz daha da sınırsız geceyi. Gönüle düşer dizeler, çiy çimene düşercesine. Ne çıkar sevgim onu tutamadıysa Gece yıldızla yüklü ve yanımda değil o Hepsi bu. Uzakta şarkı söylüyor biri. Uzakta. Gönlüm razı değil onu yitirmeye. Gözlerim bulmak istiyor onu, alıp getirmek için Yüreğim ağrıyor ama o yanımda değil. Aynı gece beyazlatıyor aynı ağaçları Ama biz aynı biz değiliz artık. Sevmiyorum onu artık, bu kesin ama nasıl sevmiştim eskiden Sesim rüzgarı aradı sesine dokunmak için Başkasının, kimbilir kimin olacak, öpüşlerimden önceki gibi. Sesi, pırıltılı bedeni, sonsuz gözleriyle. Sevmiyorum bu kesin, ama belki de seviyorum Unutmak uzun sürer çabucak geçse de sevgi. Böyle gecelerde aldım onu kollarıma Ama gönlüm yitirmeye razı değil. En son acı bana çektirdiği Ve bunlar son dizeler onun için yazdığım. |
Her yerde hayalin var, sevdan kanımda. Sensizim diye, sığmıyorum bir yere. Sarılmak istemiştim, yoktun yanımda. Resimlerini öptüm! Binlerce kere... Sevdan bir deli rüzgar, bağrıma esen. Bakışın bir destandır; nefesler kesen. Şu umutsuz aşığa bir ''-Evet! '' desen; Senin ayaklarına, Dünya'yı sere. Hasret dediğin, ölümden de beter ki. Şu ömür dedikleri, gün gelir biter ki. Sen dile Meleğim! Sen iste yeter ki; Bu can, senin yoluna; canını vere... Uyku tutar mı, gece hasret çekeni? Bir yangının alevi, sarar bedeni. Nasıl isyan etmem ki? ''-Çaresiz Ben''i: Şu diyardan-diyara, atan kadere! |
Terk Edersen Bir gün terk edip gidersen eğer Döndüğünde sanma ki bulacaksın beni Pişmanlık duyduğunda nedensiz terk edişinden Dönüp geleceksin dizlerime kapanıp af dilemeye Nerede olduğumu soracaksın tanıdıklarına Adrese gerek yok diyecekler o mezarlıkta Boş gelme kabrimi ziyaretime gelirsen eğer Kırmızı karanfiller ser üstüme o bana yeter |
Yine sensiz bir gün başlamakta dalında çırpınan yaralı bir kus gibiyim sen uzak karanlıkta ve çaresiz zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. İnsen ömrü boyunca ya bekliyor yâda bekletiliyor beni bekliyorsun belki de bir başkasını ama sunu bil suna inan ki Kalbim Daima Seninle. |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık