![]() |
Seni seviyorum diye Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı Seninle yaşamaya hazırlanırken Sana uzanan yollarımı kapaman niye? Biliyorum haykırışlarım boşuna Şahin pençesinde asılı serçe gibi Nafile tüm çırpınışlarım Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde Alkış tutuyorsun alabildiğine Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime Sen kulaklarını değil Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum Karanfil moru gecelere Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına Dizeleri ağlatıyorum. Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat Seni yaşamak istememdi ütopyalarım Tek sana adanmışlığımdı ölümüne Tek senin doldurduğundu rüyalarım Şimdi Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım Bilmiyorum Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden Bir avuç toprak olmadan sonunda Sen diye kucakladığım. Bir gün Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine Yüreğin bende emanet biliyorsun Ve ben Yüreğin yüreğimde Yüreğin ellerimde Çok yakında Çekip gideceğim yok oluşun koynuna Beni düşürdün ya bu hale Günahı boynuna. |
O Gece Aklımdan çıkmaz, çıkmayacak hiçbir zaman gülüm, Her elimle çektiğimde direnmeden göğsüme sokuluşun, Bir kuş gibi ana kucağı gibi, benimseyişin, O gece birtanem o gece direnmeden beni sevişin. Seni neden böyle karşılıksız sevmişim, O gece anladım birtanem seni gerçekten çook sevmişim, Sen de beni sevmişsin, evet karşılıksız sevmişsin, Anladım ki sen de sevmişsin, o gece. O Gece Önce bir tereddüt içimde , Sonra yıktı geçti korkunun surlarını, Önde kalbim , Arkasınde bir kucak sevgi... Hiçbirşey yoktu etrafımda Kimse... Sana doğru yaklaşırken adım adım. Yüreğim çoktan atılmıştı önüme, Hızlı kalp atışlarıyla. Bir kucak sevgi,arkasında Ben... Benmiydim? Sana doğru yürüyen , Yoksa bir sevdamı... Ama.. Çoktan varmıştı,çıkmıştı Tam yanıbaşındaydı. Aşkınla çarpan yüreğim, Bir kucak sevgi ve ruhum... Peki duydunmu O sessizlikte Rüzgarın bile esmediği anlarda Hissetinmi yüreğinde Kalbimin, Bir kucak sevginin Ruhumun ve aşağıdan benim Seni seviyorum haykırışlarını O Gece O gece ben olmayacağım. Utancımdan bakamadığım aynalarda Güldüğünüzü görecek Anlayacaksınız. Her gece birinin olmadığı gecedir. Gecelerinizi karıştıracak gitgide Olmayanlarınızın çoğalması. Benim olmadığımı duyduğunuz bir gece Korkacaksınız. Şimdiden düşünüyorum son kalanımızı Son gidenimizin bu gecesinde. Ama bir gece olacak, ortalarda bir gece.. İçinde siz de olmayacaksınız, Ayrıca. O Gece Bir gün terk ettiğinde beni, Hasretler yağacak o gece. İçeceğim sabaha kadar belki, Öleceğim kahrımdan o gece. Sabah olmayacak benim için, Soracağım kendime, bu ayrılık niçin? Ayrılığı kabul ederken için için Ağlayacağım o gece. Yağmurlar yağacak gönül tahtıma, Hicranlar dolacak gönül bahtıma, Aşkımı yazacağım mezar taşıma, Elveda diyeceğim o gece. |
Bugün senle öyle doluyum ki Öyle hasretim ki sana Seni öyle özledim ki Seni öyle istiyorum ki Sesini öyle duymak istiyorum ki Elini öyle tutmak istiyorum ki Bakislarini üzerinde hissetmek istiyorum Nesefesini üzerimde Kokunu icime cekmek istiyorum Seninle hic konusmadan Hesaplasmadan Sana sarilmak Sonsuza dek Öyle kalmak istiyorum.. |
Gözler Yangın Şimdi bunca yıl çığlıklar koşturulmuş bu yolda deli taylar gibi ter içinde çığlıklar savrulan bir yanlışa vurulmak için mi yoksa dağları yırta yırta yürüyen bir ırmak diliyle durulmak için mi gözler yangın şimdi-ufuklar duman dünya değişiyor-masalı koca bir yalan tam kırk yıl bulandırdılar suları nilüferleri dağlara taşıdılar kekikleri çaylara uğrun uğrun-ince ince-gizlice ve sinsice yürüdüler karanlıklara pınarbaşlarında yarpuzlar utandı ormanda köknarlar sonra leylak düşmanı bir akşam vakti dünyanın değiştiğini buyurdular ihaneti kanlı bir gelinlik içinde yeryüzünün yatağında doyurdular durduk düşündük sularla birlikte dağlarla - ormanlarla - bulutlarla birlikte durduk düşündük nergislerle - nevruzlarla - güllerle birlikte yok olan hiçbir çiçek yoktu yeryüzünde durduk düşündük martılarla - turnalarla - güvercinlerle birlikte yok olan hiçbir güzellik yoktu yeryüzünde durduk düşündük nehirlerle - denizlerle - okyanuslarla birlikte yok olan hiçbir dalga yoktu yeryüzünde tam da yunuslar sevişirken arsipel'de tam da gökkuşağı sevinleşirken özlenen renkler siliniyor dediler tam da insanın insanlığına çeyrek kala yarım metrelik cam bir savaş alanıyla çıktılar karşımıza teknoloji yalanıyla gözler yangın şimdi ufuklar duman dünya değişiyor masalı koca bir yalan çocuklar ölürken bütün ülkelerda ey koca nazım ey ustamın ustam dediği milyonlar içindeki vatansız yalnızım çocuklar güldü demiştin o büyük ülkede gel de gör şimdi o yüzlerde büyümüş yarınsız öfkeyi gel de gör gece gelen telgraftaki yüce değerin nasıl bir körlüğe kurban verildiğini yüreklerde yükselen son anıtın da gel de gör nasıl yerlere serildiğini sonrası vurgun soygun ve talan sonrası gözyaşı ve kan caykovski harlemde bir tepinme tolstoy sutyen boşluklarında pembe dizi mayakovski bir papaz duası belki puşkin çarlık özlemlerinin şiirsel gizi gözler yangın şimdi ufuklar duman dünya değişiyor masalı koca bir yalan ne olur tunçtandı demirdendi demeseydin bir tabuttan korkan o şaire gönül vermeseydin a....... neruda'nın şili kasımpatılarını hasan hüseyin'in kırmızı gül dallarını howard fast'ın fırtına sonrası çığlıklarını ölmeden önce mezarının başına koysaydın burcu burcu gürcü gürcü koksaydın dünya değişiyor masalına kahkalar atsaydın son anda sokup ellerini kanayan kalbine çocuk yüzlü yepyeni bir şiir çıkarsaydın nasıl da severim seni hiroşimalı bir kızın yaprak dudaklarında işçi tulumuyla istanbul da taksim alanında ve 1960 yazında küba da nasıl da severim al şimdi ellerimi yattığın o büyük ülkenin topraklarına uzat yanar parmaklarım yanar ne solohovlar ne de gorkiler var yalnızca seni o topraklarda tutsak edenler ve memed in özlemiyle oraya gömenler var yanardağlar mı patlıyor bilemiyorum denizlerle karalar yer değiştiriyor dinazorlar mı göçüyor yoksa bir yanım tırpan yine-bir yanım gül bahçesi bir yanım soygun yine-bir yanım ter ezgisi söyler misin ey ustaların ustası nedir bu değişmenin yarınsız sonrası şimdi senin ceviz yaprağı kıvıl kıvıl ülkende kimi dünya değişiyor masalının halinde ki orta asya nın kımız tadı hala dilinde kimi zonguldak madenlerinde paşabahçede ve çukobirlikte yurtiçi kargoda ve toros gübrede direnen bütün yüreklerle birlikte kimi dört bin yıllık güneş peşinde adının özgürlüğü için döğüşmekte değişen nedir söyler misin alınterinin nehirleştiği bu yaşam içinde bir tren penceresinde saman sarısı saçlar rüzgarın yelesinde nasıl ülkeden ülkeye beyinden yüreğe nasıl fırtınalarla koşar o büyük coşkular o sonsuz duygular uzansam her teline şimdi ellerim yanar her biri beş dolara bir masadan uçar bir başka masaya konar seninse bu körkütük gidiş içinde insanlık adına yüreğin bir başka kanar dikersin gözlerini masmavi yarınlara insanlığın insanca yaşamını özlersin ve söylenirsin kendi kendine çağının tanığı her şair gibi sen de ne açlık ne zulüm ne de kan ancak biz kazandığımız zaman ve bütün insanlık insanca yaşadığı zaman |
GERÇEK Hayat bir su gibidir,akar gider Yön vermek bazen senin, Bazen başkalarının elindedir.. Güzel geçsin dersen; Kötü anları yaşayacaksın.. Vaktinde düşten kalkmış gibi Vaktinde menekşeyi koklamış gibi olacaksın.. Ama unutma; Her anında gerçeğe muhtaç olmalı, Onunla yaşamalısın.. ..Green Almond.. :banana: |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif ADIM ADIM AŞK Bir gizemdi bakışların soru işaretleri yüklenmiş kırılmış köprünün ayağı yol kapanmış belki iyot kokusu takıldı soru işareti çengeline düştü suya bir rüzgar öpüşü bir dalga teninde Kanatlandı sözcüklerim deniz feneri ışığı ayaklandı kıpırdadı süt limanlığı dinginliğimin,ağırdan elin eridi elimde uyuştum soluk alışlarında gözlerinde şiirsellik mutlu gemiler yanaştı limana anlamlı imgeler aktı dudaklarının kıvrımından bana Kahve gözlerin kısıldı bir köz düştü bahtiyarlığıma pembelere büründü ağaçlar köpük köpüktü bir hırka,bir çatal çaldı beni art arda vuruldum çoğaldın tümcelerimde Sarmalandım an be an hırsızlar çaldı uykularımı ben yıldızları sayarken en parlağı sendin kayboldum sende yok oldum tükendim şafakla yavaş ya va ş |
Gözler Yangın Şimdi bunca yıl çığlıklar koşturulmuş bu yolda deli taylar gibi ter içinde çığlıklar savrulan bir yanlışa vurulmak için mi yoksa dağları yırta yırta yürüyen bir ırmak diliyle durulmak için mi gözler yangın şimdi-ufuklar duman dünya değişiyor-masalı koca bir yalan tam kırk yıl bulandırdılar suları nilüferleri dağlara taşıdılar kekikleri çaylara uğrun uğrun-ince ince-gizlice ve sinsice yürüdüler karanlıklara pınarbaşlarında yarpuzlar utandı ormanda köknarlar sonra leylak düşmanı bir akşam vakti dünyanın değiştiğini buyurdular ihaneti kanlı bir gelinlik içinde yeryüzünün yatağında doyurdular durduk düşündük sularla birlikte dağlarla - ormanlarla - bulutlarla birlikte durduk düşündük nergislerle - nevruzlarla - güllerle birlikte yok olan hiçbir çiçek yoktu yeryüzünde durduk düşündük martılarla - turnalarla - güvercinlerle birlikte yok olan hiçbir güzellik yoktu yeryüzünde durduk düşündük nehirlerle - denizlerle - okyanuslarla birlikte yok olan hiçbir dalga yoktu yeryüzünde tam da yunuslar sevişirken arsipel'de tam da gökkuşağı sevinleşirken özlenen renkler siliniyor dediler tam da insanın insanlığına çeyrek kala yarım metrelik cam bir savaş alanıyla çıktılar karşımıza teknoloji yalanıyla gözler yangın şimdi ufuklar duman dünya değişiyor masalı koca bir yalan çocuklar ölürken bütün ülkelerda ey koca nazım ey ustamın ustam dediği milyonlar içindeki vatansız yalnızım çocuklar güldü demiştin o büyük ülkede gel de gör şimdi o yüzlerde büyümüş yarınsız öfkeyi gel de gör gece gelen telgraftaki yüce değerin nasıl bir körlüğe kurban verildiğini yüreklerde yükselen son anıtın da gel de gör nasıl yerlere serildiğini sonrası vurgun soygun ve talan sonrası gözyaşı ve kan caykovski harlemde bir tepinme tolstoy sutyen boşluklarında pembe dizi mayakovski bir papaz duası belki puşkin çarlık özlemlerinin şiirsel gizi gözler yangın şimdi ufuklar duman dünya değişiyor masalı koca bir yalan ne olur tunçtandı demirdendi demeseydin bir tabuttan korkan o şaire gönül vermeseydin a....... neruda'nın şili kasımpatılarını hasan hüseyin'in kırmızı gül dallarını howard fast'ın fırtına sonrası çığlıklarını ölmeden önce mezarının başına koysaydın burcu burcu gürcü gürcü koksaydın dünya değişiyor masalına kahkalar atsaydın son anda sokup ellerini kanayan kalbine çocuk yüzlü yepyeni bir şiir çıkarsaydın nasıl da severim seni hiroşimalı bir kızın yaprak dudaklarında işçi tulumuyla istanbul da taksim alanında ve 1960 yazında küba da nasıl da severim al şimdi ellerimi yattığın o büyük ülkenin topraklarına uzat yanar parmaklarım yanar ne solohovlar ne de gorkiler var yalnızca seni o topraklarda tutsak edenler ve memed in özlemiyle oraya gömenler var yanardağlar mı patlıyor bilemiyorum denizlerle karalar yer değiştiriyor dinazorlar mı göçüyor yoksa bir yanım tırpan yine-bir yanım gül bahçesi bir yanım soygun yine-bir yanım ter ezgisi söyler misin ey ustaların ustası nedir bu değişmenin yarınsız sonrası şimdi senin ceviz yaprağı kıvıl kıvıl ülkende kimi dünya değişiyor masalının halinde ki orta asya nın kımız tadı hala dilinde kimi zonguldak madenlerinde paşabahçede ve çukobirlikte yurtiçi kargoda ve toros gübrede direnen bütün yüreklerle birlikte kimi dört bin yıllık güneş peşinde adının özgürlüğü için döğüşmekte değişen nedir söyler misin alınterinin nehirleştiği bu yaşam içinde bir tren penceresinde saman sarısı saçlar rüzgarın yelesinde nasıl ülkeden ülkeye beyinden yüreğe nasıl fırtınalarla koşar o büyük coşkular o sonsuz duygular uzansam her teline şimdi ellerim yanar her biri beş dolara bir masadan uçar bir başka masaya konar seninse bu körkütük gidiş içinde insanlık adına yüreğin bir başka kanar dikersin gözlerini masmavi yarınlara insanlığın insanca yaşamını özlersin ve söylenirsin kendi kendine çağının tanığı her şair gibi sen de ne açlık ne zulüm ne de kan ancak biz kazandığımız zaman ve bütün insanlık insanca yaşadığı zaman |
AÇSAM RÜZGARA Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Mavilerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaz... Mercan adalarda bir liman.. Beyaz bulutların ardından Gelse altın ışıklı bir yaz. Doldursa içimi orada Baygın kokusu iğdelerin. Bilmese tadını kederin Bu her alemden uzak ada. Konsa rüya dolu köşkümün Çiçekli dalına serçeler. Renklerle çözülse geceler, Nar bahçelerinde geçse gün. Her gün aheste mavnaların Görsem açıktan geçişini Ve her akşam dizilişini Ufukta mermer adaların. Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş, İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş. Versem kendimi bütün bütün Bir yelkenli olup engine; Kansam bir an güzelliğine Kuşlar gibi serseri ömrün. |
neden sevinir insan zafer kazandığında,kazanmak neye yarar ki kaybeden olduğunda |
Kadına Eğer kral olsaydım.! Çiğneyerek tahtımı Memleketin halkını dizlerine sererdim. O kuvvetli hükmümle bütün tacı tahtımı Bir tek bakışın için sana feda ederdim. Eğer Allah olsaydım.! O heybetli, o derin Kainatın, semanın, denizlerin, her yerin İrademin önünde eğilen meleklerin Sevgilim bir busene hepsi senindir derim |
| Saat: 23:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık