![]() |
Acı benimle gelir Birçok kelime, Kitap kandırır, Kapağı tavana bakar, Rakamların sayfa çığlığı, Işınlanıp gelmiş sevda, Oturmuş yanıbaşına, Bilemezsin, Bir göz, Gözlerine nasıl da saldırır, Kaçamazsın, Gönlü toprak kokan, Karıncanın hikayesi, Bana birgün, Sana sonsuzluk kalır, Duvarda salınan zaman, Ağlar gözleri yaşlı anam, Derdim ya hani, Gözleri gökyüzümde dolaşan, Gideceksen temelli, Akşam vakti toparlan, Islanıp gelmiş, Bilemezsin, Bir temmuz gecesinde, Adı yadigar kalan.... |
http://www.yazgulu.com/karisik/eysevgilibas.jpg Sevgili En sevgili Ey sevgili radyoda bir yanık bir sevda türküsü...yüreğime yüreğime vuruyor... seni getiriyor uykularından... kahve içiyorum sevgili... hücreyi andıran odamda şiirler büyütüyorum.. bir ağrı gibi saplanıyorsun sol yanıma aynalarda bakışını arıyorum sevgili simeranyayı düşünüyorum... karkent düşleri görüyorum kimsesiz odamda... üşüyorum sevgili..sen yoksun... aşkı düşünüyorum sevgili... aşkı yazıyorum "Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. Aşk bir yolculuktur sevgili...Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... " ahh yüreğim... aşka aşık yüreğim... yüreğimde med cezirler senin dalgaların kıyına vuruyorum köpük köpük topla beni... sevgili... aynalara değil geceye tut beni Şair: CAHİT YAĞMUR |
|
Ankara Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.. asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar... kimse keman çalmaz belki ama çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış gri sisli binalar... alnının ortasında ciddi bir devlet asabiyeti. çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar, bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş! (biz bir şeyi delicesine severiz ama tanrım neyi?) kahve önü çatlak mozaik bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde çok sigara içen öğrenciler bir daha asla yaşayamayacağı aşkları teğet geçerken hep onu sevmeyenleri severek hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara, yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını bir izmirli güzele dayatmak varken (hep kardeş olacak değiliz ya, yaşasın halkların sevgililîğî!) soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan dağda çoban, şehirde şark çıbanı sayılan, fırat'ın büyük elleri ararat'ın kız yelleri cilo'nun derin nefesleri hülasa kente hukuk mukuk okun mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş anadolu çocukları, Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar (belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman bu kar mevzuu kızlara yeterince ilginç gelmemiştir hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar hüzünlü gelmez insana Ankara’da, yoksa bugün bir hayat yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra. Kimse keman çalmaz belki Belki bu fiim hiçbir zaman o kadar fiyakalı olmayacak ama Hiçbir lahmacunda o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin tadını vermeyecek bir daha Çok daha iyilerini yedim sonra bizzat Urfa'da hatta Ama hiçbirinde o kadar aç oturrnadım sofraya Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar çok yabancı bir soluk duyulur bazı bilinmez bir dilin ıslığından anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür bu kadar insanın neden Ankara’yı sevdiğini anlamadan Ankara’da yaşamak yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama biz her duvara bilvesile onların adını yazarak yaşadık kül ve betondan mürekkep yaşadıkça yaşanılası gelen o tuhaf bozkır kokusunda. Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar. asfaltlar ışıldar... bir günden bir sürü gün yapan mesai saatlerinde hiçbir şey yapan hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan rakıyı bol sulu içen dokunmasın için deği! çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı, hep kağıtlara bakarak, hep kağıtlardan bakarak hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u aynı anda sevmeyi başararak, karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı çok beğenmeyerek ama yine de bu tasarrufunu takdir ederek boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi yürüyen... memurlar....... Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.. asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar... biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi dükkanının -ki bütün plan kar altında tuzsuz ay çekirdeği çitileyip yanı sıra bafra içmektir- kötü ışıklandırılmış vitrininden umutsuzca içeri bakan, kimliği gereğinden fazla sorgulanmış, merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş, -yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir- doğduğu yer yüzünden doğuştan kavgacı zannedilen ama pek çoğu kavgadan nefret eden kavgacı esmer cesur korkak çoğu kürt çoğu türk çocuklardık... Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.... ha sonra belki ahmed arifin aklına hiçbir şairin aklına gelmeyecek -çünkü hiçkimse bir daha Ankara’yı O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir: kar altındadır varoşlar hasretim,nazlıdır Ankara..... ustam yine sen bilirsin ama hangi aralıkta bir şair ölmüşse işte o,en netameli aydır bence. Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar... asfaltlar ışıldar... yalanlar... şimdi ve sonra ne zaman Ankara'ya kar yağsa elim gönlüm, çocukluğum buz tutar. Yılmaz ERDOĞAN |
Aşığım Demekle Aşık Olunmuyor. Aşk aşk diye inliyoruz durmadan, Duygularımız akıp gidiyor satırlara, Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra Geçek aşk'ı yaşıyor muyuz acaba? Şimdiki aklım olsaydı eğer, Sorardım kendime,aşık olmadan önce Bu güç,bu hırs,bu azim var mı diye. Sorardım sevdiğime Beni sevmek yürek ister, Sende bu yürek var mı diye. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor. Sevgi karşılık ister,özveri ister. Aşk verdiği kadarını almak ister. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Bozulmuşsa terazinin bir kefe'si Gelmiyorsa verdiğin sevgi geriye Kabuslar görürsün tüm gecelerin de. Aşığım demekle aşık olunmuyor Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin. Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi, Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi. Cemal Şimşek |
Abartı Sevda Sen en uzun Şubat'sın sevdiğim Haftanın dokuz günü. Yedi mevsim yaşanır bir yılda sende; Yetmiş yedi saat topu topu bir günde. Sen en uzun Şubat'sın sevdiğim, en uzun gece. careless_WHISPER |
Baharın İlk Sabahları Tüyden hafif olurum böyle sabahlar Karşı damda bir güneş parçası, İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar; Bağıra çağıra düşerim yollara; Döner döner durur başım havalarda. Sanırım ki günler hep güzel gidecek; Her sabah böyle bahar; Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum. Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!" Şairliğimle yetinir, Avunurum. ORHAN VELİ KANIK |
Gönülden Gonüle Yol Gider Derler Gönülden gönüle yol gider derler Onu sürmeğe bir hoşca can gerek Doğru söyle yiğit işin doğrusun Hiylebaz olamaz yiğit bön gerek Buna kılıç derler aralar açar Püskürür meydana al kanlar saçar Bazı kötüler de öğünür geçer Yiğit batman döğer gözde hor gerek Yüksek kayalarda şahinler olmaz Kısırdır katırlar kulun kunnamaz Bazı hocalar da çalgı dinlemez "Nedir kuru ağaç bize din gerek" Dadaloğlu der ki belim bükülür Gözümün gevheri yere dökülür Yalnız taştan duvar olmaz yıkılır Koç yiğide emmi dayı il gerek |
Gülün heyetini anladığın gün Dikenin ondaki mühim yerini Topraktan su diye ne emdiğini Bülbüllerin narin cilvelerini İşte o gün o gün anlayacaksın Karanfilde diken olmadığının Dikensiz çiçeğin solmadığının Onu kimselerin yolmadığının Dalına bülbülün konmadığının Niye sini o gün anlayacaksın Gülün heyetini anladığın gün Dikenin yerini kavradığın gün Suyun kaynağında kaynadığın gün Bülbülce hicranınla yandığın gün Gülün servetini anlayacaksın Anladığın ile kalmayacaksın Bir fidanı tutup kavrayacaksın Toprağın bağrına saplayacaksın Ömrünü uğruna harcayacaksın İşte o gün o gün anlayacaksın Gülünü okşamak istediğinde Gülün solduğuna şaşıracaksın Ondan kalan birkaç kuru yaprağı Ömrünce yanında taşıyacaksın İşte o gün o gün anlayacaksın O kuru yaprağa her baktığında Maziyi yad edip irkileceksin Ruhunla maziye her aktığında Derdine ! dert katıp inleyeceksin İşte o gün o gün anlayacaksın Bir gül bahçesine uğradığında Gördüğün her fidan tomurcuğunda Eski gülün şefkat ve muhabbetle Seni süzdüğünü hissedeceksin Ondaki sevgini anlayacaksın Dokunduğum her gül o eski güle Ne kadar benziyor Ah! Diyeceksin Bu güllerin dahi o eski güle Hicran çektiğini hissedeceksin Sende hicranından ağlayacaksın Kurumuş çiçeğin yapraklarından Uzanıp bir elin yanaklarından Süzülen sıcacık gözyaşlarını Dostça sildiğini hissedeceksin Güldeki dostluğu anlayacaksın Bir gün gül olmaya kalkıştığında Bir başka çiçeğe yanaştığında Dikensiz çiçekle kaynaştığında Yanağında son çiğ kamaştığında Bu şiiri yazanı anlayacaksın |
O durmadan kaçıyor; Sen ardından gitmiyorsan; O günün her saatinde saklanıyor, Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan; O sana acıların en büyüğünü tattırıyor, Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan; Boşuna aldatma kendini, Onu sevmiyorsun demektir. Elindeki içki kadehinde, Dudağındaki sigarada , Okuduğun kitapta, Mırıldandığın şarkıda, Söylediğin şiirde, Gördüğün rüyada Ve yaşaman icin Ciğerlerine doldurduğun havada O yoksa; Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan; Onu sevmiyorsun demektir. Renkler onunla değerlenmiyorsa, Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının, Mavi maviliğinin farkında değilse, Beyaz yalnız o giydiği zaman Güzelliğini haykırmıyorsa, Sabahları onu görünceye kadar Güneş doğmuyorsa Ve onsuz gökyüzü geceleri Aya, yıldızlara hasret değilse Onu sevmiyorsun demektir. Sokakta gördüğün her yüzde Ondan birşeyler aramıyorsan, Güzel bir manzara, Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa, Uykudan uyandığın zaman Yaşamakta olduğundan önce Onu hatırlamıyorsan, Omuzlarına dökülmüş saçları, Bir sis perdesinin ardında Her zaman gülen, Işık sacan gözleri Aklına gelmiyorsa, Durup durup avuçlarının Sıcaklığını özlemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Dünyada yaşıyan öteki insanların Senin için hâlâ bir değeri varsa , Ona karşı tutumunu Toplumun köhne ve manasız Kurallarına göre ayarlıyorsan Ve açık açık Sanki var olduğunu haykırırcasına Sevgini söylemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Yok o senin icin Herşeyden değerliyse, Gözünü yumduğun anda Onu görebiliyorsan, O bütün şarkılarda, Bütün şiirlerde, Bütün resimlerde ise, Ona muhtaç olduğunu Söylemekten utanmıyorsan, Senin içten ve büyük sevgine Karşılık vermiyeceğinden Korkmuyorsan, Bütün bencil duygularından Sıyrılabilmişsen Onun için herşeyi, Ama herşeyi yapacak gücü Kendinde buluyorsan, Her hali sana Ayrı ayrı güzel geliyorsa, Karşıisında kendini Bir çocuk gibi hissediyorsan, İstediği anda onun için Ölebileceksen, Onun için yaşıyorsan Ve yine onun için Bildiğin bilmediğin Bütün düşmanlıklara Karşı koyabileceksen, O her geçen dakika Sende biraz daha büyüyorsa Ve kendi kendine bile Çok sevdiğini bütün Samimiyetinle, İnanmışlığınla İtiraf edebiliyorsan, Bir gün o seni hiç, Ama hic sevmediğini söylese bile , Senin sevginde azalma olmayacaksa Ve ölünceye kadar onu aşkların En olumsuzu ile sevebileceksen; İşte o zaman Onu seviyorsun demektir. O sana sevmeyi, Gercek aşkı öğretti. Sen onu hep sevecek Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın. O , hiç sen olmasan bile, Seni bir parça sevmese bile.... |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık