MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

the_pretty 24 Ekim 2006 19:06

Acı benimle gelir

Birçok kelime,
Kitap kandırır,
Kapağı tavana bakar,
Rakamların sayfa çığlığı,

Işınlanıp gelmiş sevda,
Oturmuş yanıbaşına,
Bilemezsin,
Bir göz,
Gözlerine nasıl da saldırır,
Kaçamazsın,
Gönlü toprak kokan,
Karıncanın hikayesi,
Bana birgün,
Sana sonsuzluk kalır,
Duvarda salınan zaman,

Ağlar gözleri yaşlı anam,
Derdim ya hani,
Gözleri gökyüzümde dolaşan,
Gideceksen temelli,
Akşam vakti toparlan,

Islanıp gelmiş,
Bilemezsin,
Bir temmuz gecesinde,
Adı yadigar kalan....


MARLON 24 Ekim 2006 19:12

http://www.yazgulu.com/karisik/eysevgilibas.jpg
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili

radyoda bir yanık bir sevda
türküsü...yüreğime yüreğime vuruyor...
seni getiriyor uykularından...
kahve içiyorum sevgili...
hücreyi andıran odamda şiirler
büyütüyorum..
bir ağrı gibi saplanıyorsun sol yanıma
aynalarda bakışını arıyorum sevgili
simeranyayı düşünüyorum...
karkent düşleri görüyorum kimsesiz
odamda...
üşüyorum sevgili..sen yoksun...

aşkı düşünüyorum sevgili...
aşkı yazıyorum
"Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz
sevgili. Aşk bir yolculuktur sevgili...Bu
yolculukta artık para, tarifeler,
beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi
gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka
ışığa teslim olur... "

ahh yüreğim...
aşka aşık yüreğim...
yüreğimde med cezirler
senin dalgaların
kıyına vuruyorum
köpük köpük
topla beni...
sevgili...
aynalara değil
geceye tut beni



Şair: CAHİT YAĞMUR


MARLON 24 Ekim 2006 19:58

http://www.duslerdunyasi.com/valentine5.jpg


Pollyanna 24 Ekim 2006 20:36

Ankara

Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
Ankara’da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
Ankara’ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden Ankara’yı sevdiğini anlamadan
Ankara’da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha Ankara’yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır Ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman Ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.


Yılmaz ERDOĞAN


firstlady 24 Ekim 2006 20:57

Aşığım Demekle Aşık Olunmuyor.
Aşk aşk diye inliyoruz durmadan,
Duygularımız akıp gidiyor satırlara,
Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra
Geçek aşk'ı yaşıyor muyuz acaba?
Şimdiki aklım olsaydı eğer,
Sorardım kendime,aşık olmadan önce
Bu güç,bu hırs,bu azim var mı diye.
Sorardım sevdiğime
Beni sevmek yürek ister,
Sende bu yürek var mı diye.
Aşığım demekle aşık olunmuyor,
Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor.
Sevgi karşılık ister,özveri ister.
Aşk verdiği kadarını almak ister.
Aşığım demekle aşık olunmuyor,
Bozulmuşsa terazinin bir kefe'si
Gelmiyorsa verdiğin sevgi geriye
Kabuslar görürsün tüm gecelerin de.
Aşığım demekle aşık olunmuyor
Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin.
Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi,
Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi.

Cemal Şimşek








careless_WhispeR 24 Ekim 2006 21:16

Abartı Sevda

Sen en uzun Şubat'sın sevdiğim
Haftanın dokuz günü.
Yedi mevsim yaşanır
bir yılda sende;
Yetmiş yedi saat
topu topu bir günde.
Sen en uzun Şubat'sın sevdiğim,
en uzun gece.


careless_WHISPER


firstlady 24 Ekim 2006 21:27

Baharın İlk Sabahları

Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!"
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.

ORHAN VELİ KANIK


recruit87 24 Ekim 2006 22:10

Gönülden Gonüle Yol Gider Derler

Gönülden gönüle yol gider derler
Onu sürmeğe bir hoşca can gerek
Doğru söyle yiğit işin doğrusun
Hiylebaz olamaz yiğit bön gerek

Buna kılıç derler aralar açar
Püskürür meydana al kanlar saçar
Bazı kötüler de öğünür geçer
Yiğit batman döğer gözde hor gerek

Yüksek kayalarda şahinler olmaz
Kısırdır katırlar kulun kunnamaz
Bazı hocalar da çalgı dinlemez
"Nedir kuru ağaç bize din gerek"

Dadaloğlu der ki belim bükülür
Gözümün gevheri yere dökülür
Yalnız taştan duvar olmaz yıkılır
Koç yiğide emmi dayı il gerek


Pollyanna 24 Ekim 2006 22:13

Gülün heyetini anladığın gün
Dikenin ondaki mühim yerini
Topraktan su diye ne emdiğini
Bülbüllerin narin cilvelerini
İşte o gün o gün anlayacaksın

Karanfilde diken olmadığının
Dikensiz çiçeğin solmadığının
Onu kimselerin yolmadığının
Dalına bülbülün konmadığının
Niye sini o gün anlayacaksın

Gülün heyetini anladığın gün
Dikenin yerini kavradığın gün
Suyun kaynağında kaynadığın gün
Bülbülce hicranınla yandığın gün
Gülün servetini anlayacaksın

Anladığın ile kalmayacaksın
Bir fidanı tutup kavrayacaksın
Toprağın bağrına saplayacaksın
Ömrünü uğruna harcayacaksın
İşte o gün o gün anlayacaksın

Gülünü okşamak istediğinde
Gülün solduğuna şaşıracaksın
Ondan kalan birkaç kuru yaprağı
Ömrünce yanında taşıyacaksın
İşte o gün o gün anlayacaksın

O kuru yaprağa her baktığında
Maziyi yad edip irkileceksin
Ruhunla maziye her aktığında
Derdine ! dert katıp inleyeceksin
İşte o gün o gün anlayacaksın

Bir gül bahçesine uğradığında
Gördüğün her fidan tomurcuğunda
Eski gülün şefkat ve muhabbetle
Seni süzdüğünü hissedeceksin
Ondaki sevgini anlayacaksın

Dokunduğum her gül o eski güle
Ne kadar benziyor Ah! Diyeceksin
Bu güllerin dahi o eski güle
Hicran çektiğini hissedeceksin
Sende hicranından ağlayacaksın

Kurumuş çiçeğin yapraklarından
Uzanıp bir elin yanaklarından
Süzülen sıcacık gözyaşlarını
Dostça sildiğini hissedeceksin
Güldeki dostluğu anlayacaksın

Bir gün gül olmaya kalkıştığında
Bir başka çiçeğe yanaştığında
Dikensiz çiçekle kaynaştığında
Yanağında son çiğ kamaştığında
Bu şiiri yazanı anlayacaksın


arwen 25 Ekim 2006 00:10

O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.

Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman icin
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan birşeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık sacan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşıyan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin icin
Herşeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermiyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için herşeyi,
Ama herşeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşıisında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hic sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.

O sana sevmeyi,
Gercek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....



Saat: 11:51

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık