![]() |
İstanbul'da Gül Devri Başlıyor al işte bu da gözlerinin içine senli benli bakan İstanbul tüm güller ölmüş de İstanbul'da, bir sen kalmışsın bu kadar güzel alkol kokusuna alışık çamaşır ipleri balkonlarda Boğaz'da gümbür gümbür bir yeşil akşamcılar, eskiciler, körkütük dolmuşlar güzelliğini bütün millet duymuş sevgilim, hangi elbisen anlattıysa senin için kalkmış kadehler, İstanbul bu yüzden çin çin kulak kabartırsan Galata Kulesi'ndeki caz patlamasını duyacaksın bir şarkı aşağı atlamış ordan, bizi öpüşüyor görünce martılar on dokuz mayıs gösterilerini falan bırakmışlar haydi yallah gökten limana inmişler deniz çok bozulmuş bu işe ama ses etmemiş neden olacak efendiliğinden hah işte bu da vapur arkası cümbüş köpük İstanbul tüm yürekler kirlenmiş de İstanbul'da bir seninki kalmış bu kadar beyaz bir kız gitmiş Köprü'nün çelik telli saçını örmüş bir çocuk iki kere iki eşittir senin adın yazmış karatahtaya adamın teki tutmuş kötü şeyler söylemiş yürüyüşüne ek olarak ben bu kadarına dayanamamışım kızmışım heyt oğlu heyt şiddetinde tepesi atmaksa tepesi atmak kıskanmaksa kıskanmak önce İ'yi duman etmişim, sonra S'yi ardı sıra A'yla N'yi Tanzanya'ya sürmüşüm B, U, L de sizlere ömür bulvarın başlangıcında İstanbul üç kurşunla Bizans harabelerine dönmüş cinayetse cinayet kansa kan olmuş şehir senin yüzünden nice zaman sonra kendime gelmişim bir pişmanlık bir ağlama tutturmuşum aman allah tüm gözler kurumuş da İstanbul'da bir benimkiler kalmış bu kadar ıslak emektar saatim düş gördüğümü anlamış basmış yaygarayı zır da zır zır da zır zır da zır altıyı vapur geçe ( uyandım işte bu da düş görmemden sonraki İstanbul başın göğsümde sevgilim böyle sıcak uyuman bir başka tüm uykular uyunmuş da İstanbul'da bir seninki kalmış bu kadar uzun bir gül geldi durdu pencerenin önüne, içeri bakıyor İstanbul'da tüm güllerin ölmediğini anlıyorum şimdi onunla oh be çocuklar gibi seviniyorum İstanbullulardan özür diliyorum aklım başıma gelmişken çöp arabalarında, evde kalmış kızlarda kayıkhanede bu ilkbahar yosmaların uykusuzluklarını biliyorsanız onlar da yasadışı öpüşmelerimizde bizim bir gül kokusudur sürüp gitsin diyorum ve gül devrini başlatıyorum İstanbul sokaklarında sürüsüne bereket ) Akgün Akova |
BAHAR GÖZLÜM Kaç yıl oldu görmeyeli, Neredesin bahar gözlüm, Kalbimdeki izin belli, Silemedim bahar gözlüm. Seni sensiz yaşıyorum, Dertlerimle coşuyorum, Kalbimdesin taşıyorum, Atamadım bahar gözlüm. Unutmadım sözlerini, Çok özledim gözlerini, Bıraktığın güllerini, Kurutmadım bahar gözlüm. Son mektubun şu an bende, Gözyaşın var kelimende, Düğümlendi söz dilimde, Diyemedim bahar gözlüm. |
Sensizlik,her gece ölüm gelsene Ağlarım hayalin uykumu böler Sende benim gibi bir gün sevsene. Alışır gözlerin hayalim bekler Bensizlik, dersinki ölümden beter Sensizlik,ölümden beter bilsene Anla aşkının ateşi yakar Sevdamı kalbimi bir gün görsene. Gözyaşlarından bir nehir akar Gözlerin ardımdan hasretle bakar Sensizlik, hayatımı ediyor zehir Her geçen saniye inanki çok zor Bir gün anlarsın yar o gün de gelir. Kalbin ateşlerde,yüreğin bir kor Sensizlik ne demek bir de sana sor |
YA BEN Mİ BEN Kirlibeyaz yüzünde rüzgarın Öfkemi dinlendiriyorum. Giysilerim. Takvimin sonu. Demirci topal ve sarışın anlıyorum. Anlıyorum. temellerine su sızan evleri uzak kenti getiren günüme günüme yaşlı bir ağacı ağacı. Dağda kar çoğaldıkça kuzeyi kapatan dağda daha esmer buranın çocukları İstanbul daha uzak ve bir ırmak tavrıyla kesiyor yolumu dere ve her sözün başında kökleri kemirilmiş, buğday tarlada çürümüş, tütün ya ben mi, ben ne güzel ah özlemin çoğaldıkça kar dağda. Dağda kar çoğaldıkça uzak bir gök iner gününe ve gözlerinin içine vurur kırpışan ateşi yalnızlığımın ya ben mi, ben temellerine su sızan evler için yalnız o evler için. |
Damla damla aniden girdin hayatima Sırılsıklam ettin sevgi selinle Gittiginde henuz kurumamisti dallarim Hayatimin ilk ve son yaz yagmuru Karaydi bulutlar soguktu hava yagmur yagiyordu bardaktan bosanircasina Sen gitmistin bir daha dönmemek uzere Hayatimin ilk ve son yaz yagmuru |
Sensizlik nicedir kavuruyor içimi Bilmiyor musun hasret çektiğimi Hep özlemle mi anacağım adını Gel artık,boşuna kanatma yaramı Sensizlik nicedir kavuruyor içimi Alev alev sarıyor tüm bedenimi Gel gör, bak ne haldeyim şimdi Halden hallere soktu sensizlik beni Sensizlik nicedir kavuruyor içimi Omuzlar çöktü,özlem büktü belimi Ne hallere soktun yaralı yüreğimi Bir haber gönder sevindir yüreği mi Sensizlik nicedir kavuruyor içimi Soldurdun bahçemde tüm güllerimi Çaldın başucumdan ay’ımı,güneşimi Karanlık kuyularda yalnız bıraktın beni Gel artık yada bir haber gönder emi Sensizlik nicedir kavuruyor içimi |
Aşk benim hiç Senim olmamış Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi… |
Yine sensizliğin ayak sesleri Geziniyor içimde Yine sevgisizliğin Kurak bıraktığı kalplerde yetişen Cılız yaz aşklarını fark ediyorum Ölüm mü yoksa sensizlik mi Ayırt edemedim Çünkü ölüm sensizlikse Sensizlik zaten ölümdür...... |
agora meyhanesi iki damla yaş getirdim sana agoradan iki damla arzu iki damla yalvarış erkekçe ve milyonlarcaaşk getirdim sana delice hani o karşılıksız sevenlerin,kör kütük içenlerin yatağından kadehlerin ilah olduğunu gördün mü sen hiç? aşkımızın barlarda söylendiği bu gece yarısı saat 24:20 otobüsü kaçmadıysa ve ben çıldırmadıysam bu içi dolu meyhane yıklımadıysa direklerisana dayanıyorsa ve geliyorsa ayaklarım kanayıncaya kadar sana ben senin oldu,diyorum anlasana yalnızlar rıhtımındabu gece sensiz hıçkırıklar duyuyorum ve ben yalnızım bu gece al bu şiir dolu sayfaya sor nişan yüzüğümüzü kahırların en büyüğü benim olsun unutma... insan Tanrı'ya bizi yarattığı için Tanrıdır. sanabu satırları birsonbahar gecesinin felç olmuş bir köşesinden yazıyorum beş yüzmumluk ampullerin karanlığından saatlerdir boşalan kadehine şarkılar dolduruyorum ve kaldırıp kedehimi bu sensiz geçen REZİLCE HAYATIN ŞEREFİNE İÇİYORUM gelıyor ayaklarım kanayıncaya kadar sana ben senin oldum dıyorum anlasana burası A_G_O_R_A M_E_Y_H_A_N_E_S_İ burada yaşanır aşkların en şahanesi en değerlisi sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin ama bu sekiz köşe seni çok iyi tanır burada saçların her teline bir gelen içilir gözlerinin rengine bir şarkı seçilir şimdi umutlarımı meze yapıp içiyorum ve tabaktaki her zeytin tanesine o simsiyah bakışlarını koyuyorum kaldırıp kadehimi bu sensiz yaşamın ŞEREFİNE İÇİYORUM... |
Ben orada öldüm en çok orada bilmezsin Orada zaman buruşmuş bir eski resimdi Orada sen yoktun, gözlerin belli belirsiz Koptum oradan, bir kırık heykelim şimdi Bir kolum derin denizlerde tek başına Ayaklarım çöllerde kum tepelerinde gömülü Alıp götürür saçlarımı bir soğuk rüzgâr Ben orada öldüm, en çok orada bir başka türlü Hiç bende değilsin, burada yoksun ki Orada var mısın, ya da ben yok muyum Tek değiliz seninle, bütün olmadık hiç Şimdi nerdeyiz nasılız bilmiyorum Orada akşamlar daha çok serin Ben bu kadar değilim, bu kadar yıkık Sarhoşum, kederliyim, yoksulum, sensizim Orası sisler içinde orası karanlık. Bensiz olduğun yerde değil mi en güzelsin Bensiz olduğun yerde söyle şarkılarını aşkın Bir mermeri al, yont, şekil ver ona benden Bir günah işlercesine sessiz ve dalgın En iyisi sen burada kal, hep burada Ellerinle kal, dudaklarınla, gözlerinle Tut ki bütün renkler senin mavi kırmızı Burada her şey sen nasıl istersen öyle Bir büyük ayna duvarlar çok büyük Orayı düşünme hiç burada soyun Utandır duvarları pencereleri, kapıları İki yalnızız şimdi anlıyor musun Var sandığın sen sen değilsin bir başkası Benim anlasana benim o yok dediğin Sabahları bir serin havayım içine dolan Benim akşamları pencerende beklediğin Hiçbir şey bilmiyorum, sen anlıyorsun Senin bilmediklerini anladığım gibi Güzel, parmaklarının değdiği bir şey Sensizlikler içinde seninle olmak iyi Orada bulutlar yağıyor paramparça Orada ağlayan dağlardır göğe en yakın Orada sen yoksun, orada bir şey yok Orada kan ve ölüm, orada yangın |
| Saat: 13:16 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık