![]() |
Ey Aziz Aşk Ezelde yaratılmış ebedî Her ruha kodlanan his Mümkünü mümkünsüz sır İnkârsız inkârsın… Hem zan’sın, hem de var Kâinatta tek mizan En hakikî hakikat En muhteşem yalansın… Ne, neden, nasıl ile Muallâk her sorunun Evet, hayır, çünkü, belki Tarifsiz tarifi, cevapsız cevapsın… Şekillendiremediğimiz şekil Mânâlandıramadığımız mânâ Sonuçlandıramadığımız dava Hem maraz, hem ilaçsın… Karınca’nın cüsseden büyük yükü Bağa’nın yarıştığı yol Kartal’ın koruduğu Serçe Ahu’nun parçaladığı Kaplan’sın… Çelikten kozayı delen kelebek Bebek dudağında nakıyy gülümseme İpek kadar zarif ve ince Mevcudat da ayarsın. Dervişin dilinde hâl Şairin parmağında sihir Ressamın fırçasında ahenk Ozanın gönül mızrabıyla çaldığı sazsın… Çölde bir avuç bengisu İrem kokulu rüzgar Suyun söndüremediği ateş Buzun içindeki nar-ı beyza’sın... İki kirpik arası yakalanan an Ürkekçe tutulan elde titreyiş Tende gezinen dilde ki haz Çift kişilik ilahî bir danssın... Kalbi besleyen taam, ruhun aldığı nefes Vazgeçilmez arayış, af beklenmeyen ceza Ben’in içindeki ben, can içre Can’sın… Her gönlün gizli niyazı Bir ömür yaşansan da doyulamayan İlmini öğrenmeye zaman yeter mi? Ey Aziz Aşk sen ki! Üç harfle ulaşılan kâmil sanat Tek heceyle yazılan külliyatsın… |
hüzün takıldığı gözlerde aradım seni Simsiyah bir hüzün sararken gökyüzünü, Karanlik gecenin sonsuzlugunda Kalabaliklar içinde yapayalnizim. Ruhumda dipsiz firtinalar eserken Hüzün takildigi gözlerde aradim seni. Eksik kalan birseyler vardi besbelli, Gecenin çözülmez esrarinda, Sensizdim... Çaresizdim... Siirler yazmaliydim sevgiye, hasrete dair, Dizeler kanayan yüregimden, Damla damla akmaliydi. Ölüm sessizliginde susan geceye Sensizligin de dayanilmaz sancisini, haykirmaliydim Sen çikagelmeliydin, sonsuzluktan Ben çildirmaliydim mutluluktan..... |
Geceyle karşıladım sensizliği Yanımda boş duran yatağımda Sabahla tazeledim özlemimi Hiç beklenmedik vedalarla süzlendi yapraksız dallarım Alışarak,yaşayarak öğrendim Sensiz şiirler yazarak,şarkılar okuyarak yaşadım Özlemlerimi,özlemini Rüzgarın sessiz çığlığında Vedalarda gizlenmiş son mektubunda Elveda yazıyordu kaleminde kaln son mürekkepinle O an özlemler başladı Hem sabahla hem geceyle Kaç defa hatırlatmayın dedim geceye ve sabaha Hep son darbeler hatırlattı Vedalarla başlayan özlemini |
kalbim yoruldu Gözlerim arıyor bana bakan güzel gözlerini, Ellerim arıyor elimi tutan ellerini, Uzaklardasın, Söylermisin bana nedenini, Yoksun ya yanımdamda çekiyorum hasretini, Gittin, Gittiğinden beri bu gözlerim ağlıyor, Bana bakan o güzel gözlerini arıyor, Tutmaz oldu ellerim,görmez oldu gözlerim, Hasretinle yanan bu bedenim oldu kefenim... Artık bundan sonra tek başıma biriyim... Senin için bu dünyadan bile vazgeçtim, Açtın bu yüreğimde bir kapanmayan yara, Allah'ım sabır ver bana... Bıktım artık her gece göz yaşı dökmekten, Dayanmaz oldu artık bu bedenim hasretine.... Sevme kalbim yoruldu, Sen hasretimsin benim, Gidişine dayanamam, Bırakma beni sevgilim....... |
Sen Ben Biz Üç beş sayfa koydum masaya Birde kalem aldım elime Bir sayfa benim, bir sayfa senin Son sayfada bizimdi Beni bir satırda anlattım Seni bir sayfada Bizim sayfamız boş kaldı Kalemden kıskandım, kağıttan kıskandım Bizi kendimize sakladım O boş sayfanın yerine Bize ait her şeyi Kalbime yazdım. |
Ben seni sensiz yaşadım bu sokaklarda, Bu sokaklar öğretti bana sensizliği Gündüzlere çıkmayan gecelerim. Soğuk tahta banklarda O banklar öğretti bana yalnızlığı. Yine böyle bir anda yazıyorum sana bu satırları, Yine, olabildiğine soğuk sokaklar, sensiz Yine ben tahta banklarda, yalnız ve çaresiz İşte böyle, sona yaklaşan hayatımın, son anları. Aşk öylesine büyük bir hikmettir ki Sen bu satırları okuduktan sonra bile Benzer yönlerimiz olacak Ama ufak birde fark Sen beni mezara gömeceksin Bense seni mezarda, kalbime. |
AŞK ... Aşk; yalnız bir operadır kış güneşinde dinlenen. Aşk; bazen bir zaman hatasıdır. Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara. Uzun bir suskunluktur ya da durmadan ondan konuşmaktır. Aşk; bir filmin, bir karesinde takılıp kalmak... Bazen tuhaf bir cesaretle meydan okumaktır. Aşk; bazen nedenini bilmediğiniz bir duraksamadır. Aşk; bir harabenin ortasında birşey bulup da ne yapacağını bilemeyen iki savaş çocuğu gibi kalmaktır. Eylül'ün toparlanıp gitmesini izlemektir. Bir bakış bile anlatmaya yeterken herşeyi kalbinizi dolduran duyguların kalbinizde kalmasıdır. Aşk; canınızla beslemektir hüznün kuşlarını. Aşk; vazgeçmektir gözlerinden. Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır. Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir. Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir. Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır. İclâl Aydın |
Dağların ardında mehtabı izlerken Her zaman resimlerinle avunurken Gözlerinin güzelliği yüreğimde canlanırken Sensiz olmak o kadar zor ki. O hüzünlü şarkıları dinlerken Yüreğimden gelen acıyla bize ağlarken Baharın güzelliğinde seni beklerken Sensiz olmak o kadar zor ki. Camdan baktığımda ötüşen kuşları görürken Kapım çaldığında bir sevinçle açarken Ve karşımda sonsuzluğu görürken Sensiz olmak o kadar zor ki. |
Geç Kaldın Aşk Boyalı yüzün gerisinde gizliyken Devamlı gülen palyaço aşk İnince sahnesinden hayatın içine Silindiğinde yüzü bir hüzün denizi Yüzmek bilinmezin derinliğinde Yılların yorgunluğundayken nefes Vurgunu göze almak deliliği İpleri elindeyken kuklanın Kuklacı olmak kolay haydi gül Kaçıverince ipin ucu elinden Artık yarın ümitleri yeşertir umarsın Şimdi kuklanın elinde iplerin Son nefesine ne kalmış korkusu Yaşanan her anı kâr saymaya başlarsın Ya erken varılır gidilecek yere Ya da hep geç kalır gelecekler Mutluluk mu o kendini kandırmaca Arkandan güler dilek ağacında asılı renkler Kaç kulaçlık ömür biçilir ki Zindan saatlerin küflü kadranında Mineleri dökülmüş rakamların Son çırpınışlarına takılı kalmışken sevda |
Aşka Ve Ayrılığa Dair en çok da burnunu seviyorum en çok da yukarı doğru kalkıp buruşmasını bana sevgiyle baktığında yanyana iki koltukta oturuyoruz sanki eski bir çağdan beri oturuyoruz parmaklarının terine dokunuyorum aşkın dokunuşunu yorumluyoruz böylece var olan ne varsa suspus sana karşı babanı ne kadar sevdiğini anlatıyorsun durup dururken saçlarını öpüyorum eğilip ikimize ait gizli sözcükler üretiyoruz amansız ayrılıklar gibi çoğalıyor birşeyler söylemek istiyorsun tarifsiz bir suskunluğa geçiyorsun sonra gözlerini böyle yumman '-seni seviyorum' demek kadınım ah! onca korkuya onca yasağa rağmen nasıl da karışıyor soluklarımız birbirine biliyoruz aşk bizi biliyor biz de aşkı en çok da içimizdeki çocuksu yanımız en çok da akıp giden zamana karşı |
| Saat: 19:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık