![]() |
ACIN BİTMİYOR Aşık oldum başkalara tamam Unuttum aşkını Ama içimdeki acın bitiyor O ne zaman bitecek Başkaları canımı yakana kadar Hep sana mı üzüleceğim ben? Ceyhun Yılmaz |
bakışların gözlerin mavser bakışların kurşundu mevzilenmemiş yüreğim işte o an sol bağrından vuruldu yerlere aktı kanım toprakla yoğruldu doğan kızıl güneşle birlik işte o yerde kırmızı bir karanfil doğdu 29.05.2003© Cahid Aylar |
Tam da bu noktada başlıyor yalnızlık… Tek kişilik sabahlara uyandığında, Hele ki günlerden Pazar Geceden de demli isen hüzzama Tam da bu noktada başlıyor yalnızlık… Alabildiğine uzuyor güneş, soğuk mu soğuk. Zaman eylül sarısı da, gün karanlık. Leş kokusunda düşleri deviren şişeler Kimi çarpık, kimi kırık. Tam da bu noktada başlıyor yalnızlık. Şarkılar çekilmiş, şiirler suskun Bir benim sanırdım sevdaya sancılı. Sevda dokuz doğumda, aşk kısır. Alabildiğine kalabalık acılarım, ağır mı ağır Sen yanımda karabasan, ben yanım sana salık Çalıp gitmiş takvimdeki dünler çoktan bizi Kimi yırtık, kimi yanık. Hiçbir şey yetmez insanoğluna Dertlerden başka! Senli ya da sensiz…aşk var da… Bu noktada başlıyor yalnızlık. Tam da düşümde düşmüşken koynuna Şubat on dörtmüş…sevmek günü Ben her gün seni seviyorum Bu nasıl iş! Günlerden Pazar olması bahane Aslında her güne yalnızlığım. İşte saçma bir şiir daha dizdim geceye Gene isyan dilimde katlı kaldı Kadere lanetliği yüklemem… Amma….sen anlarsın beni. Her insan yalnızdır derken Bilmezsin ne kadar KALABALIĞIM olursun bir anda. Arzu Altınçiçek |
Ansızın Ben sensiz olanlara seni aratıyorum, Ben sensiz kalanlara seni seni yaratıyorum, Seni saklayacağım,seni yazıp-andıkça Kendimi çoğaltıyor,seni kuşatıyorum Unutmayacağım,seni yaşatacağım, Kendimi çoğalttıkça,seni kuşatacağım, Her zamanda,her yerde sen bende yaşadıkça Sen evreninde sana seni aratacağım Özdemir Asaf |
AĞLAMAK Ağlamak Unutmak kadar kolaydır inan Sevin ağlayabiliyorsan Sevin ağlıyorsan Gül ağlayabiliyorum diye Gül ağlıyorum ağlıyorum diye Sana birşey yapamam Ağlayamıyorsan Özdemir Asaf |
GÜLÜŞÜN Gülüşünde bir mana var Saklayamazsın Sarılışında ne düşler Ne düşükler Sakınamazsın Aynı yolları, Kimsesiz mekanları Birlikte özleme hasreti.. Yalnızlığımın dert ortağı gastrit.. Gülüşünde bir mana var Saklayamazsın Bütün iç savaşlaeda Rehin alındı bu yürek Kandıramazsın Hangi çekilişin Büyük ikramitesi bu, En uzak sevişmelerin Yeni yetme utancı Lakin aşk Biraz da utanmaktır yaşamaktan... Sakınamazsın Yeni yetmelik işine gelince O zaten hepimizin gizli öznesi Türkçe'de var Bazı dillerde yok Gülüşünde bir mana var Saklayamazsın Kime niyet kime felaket bu aşk Anlayamazsın Ödümüz patlıyor acı çekmekten Oysa Biraz da acıdır Aşkın mayası Kaçınamazsın Gülüşündeki manayı saklayamazsın Tutunacak verimiz yok Resmi tutanaklarda Gülüşünde bin yıllık hasret var Saklayamazsın Bu yazık karşılaşmanın Alnımıza çakılıyor anafikiri: Aşka cesaretimiz yoksa Başka zaman görüşürüz! Yılmaz Erdoğan |
Git Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın. Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak! Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez. Her darbene tehammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim. Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka! Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm, Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum. Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! İlhan Topal |
TÜRKÜLER DOLUSU Kirazın derisinin altında kiraz Narın içinde nar Benim yüreğimde boylu boyunca Memleketim var Canıma ciğerime dek işlemiş Canıma ciğerime Sapına kadar. Elma dalından uzağa düşmez Ne yana gitsem nafile. Memleketin hali gözümden gitmez Binbir yerimden bağlanmışım Bundan ötesine aklım ermez. Yerliyim yerli olmasına ilmik ilmik, damar damar Yerliyim. Bir dilim Trabzon peyniri Bir avuç tiftik Bir çimdik çavdar Bir tutam şile bezi gibi Dişimden tırnağıma kadar Ressamım. Yurdumun taşından toprağından sürüp gelir nakışlarım Taşıma toprağıma toz konduranın Alnını karışlarım. Şairim şair olmasına Canım kurban şiirin gerçeğine hasına İçerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter Eğri büğrü, kör topal kabulüm Şairim Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası Ayak seslerinden tanırım Ne zaman bir köy türküsü duysam Şairliğimden utanırım Şairim Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm. Hey hey, yine de hey hey Salınsın türküler bir uçtan bir uca Evelallah hepsinde varım Onlar kadar sahici Onlar kadar gerçek İnsancasına, erkekcesine "Bana bir bardak su" dercesine Bir türkü süylemeden gidersem yanarım. Ah bu türküler Türkülerimiz Ana sütü gibi candan Ana sütü gibi temiz Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla Köyümüz, köylümüz, memleketimiz. Ah bu türküler, Köy türküleri Dilimizin tuzu biberi Memleket ahvalini onlardan sor Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni... Ben türkülerden aldım haberi. Ah bu türküler, köy türküleri Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak Hilesiz hurdasız, çırılçıplak Dişisi dişi, erkeği erkek Kası kas, gözü göz, yarası yara Bıçağı bıçak. Ah bu türküler, köy türküleri Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi Kiminin reyhasından geçilmez Kimi zehir, kimi zemberek gibi. Ah bu türküler, köy türküleri Olgun bir karpuz gibi yarılır içim Kan damlar ucundan, mürekkep değil İşte söz, işte ses, işte biçim: "Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar" İliklerine kadar işlemiş sızı Artık iflah olmaz kavak ağacı Bu türkünün yüreğinde sancı var. Ah bu türküler, köy türküleri Ne düzeni belli, ne yazanı Altlarında imza yok ama İçlerinde yürek var Cennet misali sevişen Cehennemler gibi dövüşen Bir çocuk gibi gülüp Mağaralar gibi inleyen Nasıl unutur nasıl Ömründe bir kez olsun Halk türküsü dinleyen... Bedri Rahmi Eyüboğlu |
ÖLÜMLÜ AKARSU Aktığı her yere, Kırgınlığını götüren bir akarsuyum… Ellerine saçıldım… Yüzüne çarpılmak için… Ayaklarının arasından geçerek, Su diyen çocuklarına yetişen akarsuyum… Nice denizlerde kendimi gizledim, Kızaran yüzümü saklamak için… Önündeki bentlerden aşamayan, Asırlık taşları eriten, Doğumundan çok denize öldüğü yer önemli olan, kıvrımlı bir coğrafyayım… Bir ders kitabında ölmeden önce, son isteğim tenine dolanmak, her bir hücrendeki acıyı yıkamak…
|
Biliyorum Sana Giden Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni. Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi. Uyandım uyandım, hep seni düşündüm Yanlız seni, yanlız senin gözlerini. Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım Ben artık adam olmam bu derde düşeli. Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki. Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği. Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki. Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini. Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri. Raslaşmamak için elimden geleni yaparım Bu böyle pek de kolay değil gerçi... Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya; Bunun verdiği mutluluk da az değil ki. Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa, Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki. İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem, Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi: Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri. İlhan Topal |
| Saat: 17:00 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık