![]() |
Beni Ben Gibi Sev Beni, ben gibi sevmezsen, Sen olmaya razıyım... Zaten sevgi; sen oldum, demek değil mi? Ben sen oldum, sevgili... Nefesim sen, ruhum sen, gözlerim.. Baştan aşağı sen oldum. Senle doldum... Tek sana doyamadım. Tek sana dokunamadım. Ben kaybolmuşum bu sevgide, Sen kalmışsın tek başına... Sevilmeye alışkın bir uysallıkta, Sen olmamı seyretmişsin... Beni, ben gibi sevmezsen, Sen olmaya razıyım... Artık ben, ben de değilim... Artık ben sendeyim... Artık ben senim... Beni, ben gibi sev sen yine de, O zaman tadı damağında kalır bu sevginin... O zaman sana karışır nefesim... Ve belki o zaman biz olabiliriz... Çok geç değil, Beni, ben gibi sev sevgili... Solmaz Akça |
Labirent Sevda Bir labirent bu sevda Ne başı belli,ne de sonu Karmakarışık duygular duvarı Her yanı sarmış Akıllar firari. Biz böyle değildik eskiden Tüm çıkışlarımız Sevgiye,aşka idi. Şimdi anlayamıyorum Var ile yoku ayırt edebilmek Ya ölmekten geçiyor Ya da öldürmekten. Düşlerimin katili dediğim sen Umutlarımı çalan da sen Ah elime bir geçsen. Bir labirent bu sevda Gittikçe gelinen Yolları bitmeyen Kapıları yüzüme kapanmış Yine de,sonsuza dek içinde koşacağım Bulmaya yaşayacağım Bir labirent bu sevda Arayan ben,aranan sen... ^^Her sevda bir labirente dönüşecekse yaşamımda,sevmeyeceğim artık hiçbirinizi.böyle bilin ama pekte inanmayın.Sevgisiz olmuyor ne kadar isyan etsemde safca,tertemiz duygularla sevesim geliyor,gül yüzlü yarları,güller içinde...^^ Mehmet Caner Sümengen |
sana geldim Gece yarısı gözüm dalmış anılara. Önce gözlerin gelir hayalime, Sonra nefesin kulağıma. Dokununca sıcacık çıplak tenine Hadi uyan bak, Sana geldim. Aç gözlerini. Ne olursa olsun hadi seviş benimle Seven ve okşayan yüreğinle. Aşkı öğret, Zil zurna aşık nasıl olunur Ezberlet bana. semra tozduman |
Anlat ona aşk Rüyamı. Bir dokunuşun yakışını, Dudakların bir öpüşte eriyişini, Bu tenin onda kayboluşunu. Ayın sessiz sedasız bizi seyredişini, Yıldızların ise birbirine gülümseyişini. Söyle bana aşk, Bu yürek bu tutkuya dayanırmı semra tozduman |
Evvelim/Ezelim/Ebedimsin... GÜNAYDINIM’ sın... Fecri aydınlatan sözlerimsin sen...Karanlığın odalarına süzme ışıktır gözlerin.. Ceplerinde hüzün taşıyan adamın avuçlarında sakladığı mavi bilyelerin içinde yaşayan can... Sen perdelerime düşen günaydınımsın.. Sen yarım yamalak sözlerimin tamamlandığı yersin... Durma oralarda, gecemi gündüze çeviren kadın.. Günebakan çiçekleri gibi yüzünü bana çevir.. Soluğunu rüzgar, suskunluğunu bahar yaptım kendime.. Gözlerinin sağnaklarındayım bulut bulut düşüyorum Yeşil Cennetin kuruyan topraklara... Kalem oluyorsun yüreğimde demlenen... Kahverengi gözlerim gibi kahve gözlerinle ısık dağıtıyorsun şehrime.. Alnıma vuran ışıksın..Cünkü sen günaydınım, sen benim yaşamımsın sabahıma kanatlanan... AYDINLIĞIM’sın... Cemaline sinen nurlu gözlerine esir düşüm ben.. Esrik bir rüyayım karanlıktan aydınlığına saçılan.. Tut sevgili..Mihrabına al beni.. Gökyüzüne kanatlandır beni.Kutsa beni yüreğinle.. Kutsal mabedinde yaşamama izin ver... Duam olsun nefesin.. Nefesim olsun gözlerin.. Katılaşmış karanlığımı erit yüzünde soluklanan güneşle.. İlmekle beni ışığına..Kollarına al cocuksu sevinçlerımi... Ört üzerimi ışığınla... Saçlarımın köklerinde doğsun gözlerin.. Alnı pak sevdalara kazılsın adın.. Tıpkı karanlıklarıma bırakılan aydınlık gibi... Sen hep burada kal.Gecemin sabaha gebe kalan aydınlığı ol... Kuşluk vaktim olsun sözlerin..Perdelerim seninle gülümsesin... Şehrim seninle ısınsın.. Sen geleceğe yürüdüğüm yollara mevzilenmiş çiçeklerin gökyüzüne bakan yanısın... Sen pencerelerime süzülmüş apaydınlığımsın.... YOLLARIM’sın... Umutsuzlukta kaybettiğim yılların geleceğe giden zamanısın sen.. Tozlu yollarımsın sana uzanan... Adımlarımsın bastığım her izinde adını sayıklayan... Rüzgar koynumda sana geliyorum.. Dudaklarımda senin en sevdiğin şarkı.... Bir de bohçamda sevgi azığım...Kilitledim geçmişimi karanlığa... Ben sana koşuyorum..Hem de yalınayak... Bilirim ki yollardaki dikenlerin çıplak ayaklarımın kanamasından korkarsın sen... Dudaklarınla öpme sakın yollarıma serilmiş dikenleri.. Bırak kanasın ayaklarım.... Yollarımsın bâd- ı saba ile yıkanmış.. Bulut bulut gölgelerinde ilerlediğim varlığının bayram arifesindeyim.. Sana kavuşmak, bir bayram sabahı... Toprak yağmuru sağarken dudaklarıyla sen benim vuslatımsın hasretin omuzlarına vurulmuş... Sen benim yollarımsın adınla onurlandırılmış.. Gözlerini mavi ufuklara çevir.. Toz bulutuyla sana gelmekteyim... Ellerimde mavi bilyelerim nefes nefese sana koşuyorum . Bekle beni..Daraldı zaman.. Yaz yağmuru kadar mesafem kaldı sana..Geliyorum.... Kaybolan yılların cilasız zamanlarından senin için yollara koyuldum.. Zamansızlığın patikalarını geçmişken bir dağ kaldı aramızda... Üzüm bağlarından geliyorum sana..Az kaldı sevgili.. Yollarımsın, adımlarıma ömür diye sunulmuş... SABRIM’ sın.. Acıya minnet eden bir cocuğun ellerine tutuşturulmuş ekmek gibi bereketli yüzün.. Su gibi aziz, hayat kadar elzem ve nefes kadar sonsuz bir cansın sen... Akşam kuytularında yalnızlığın ayak dibinde düşmüş benliğimin gözlerinde tekrar hayatı kazanmasıydı.. Takâtim, dayanağım, sabrımsın sen.. Soğuk ve yapay cocuklarla bastırılmamış cocuksu düşlerimin yeniden sabırla örülüşüydü yüzündeki tebessümler.. Ezberimsin. evvelim , ezelim ve ebedimsin... Sebebim, nefesim ve ahirim.. Sen, çaresizliğin ayak uçunda demlenen yüreğime armağan edilen sonsuzluk hediyesi.. Sen, göğsümde taşıdığım eşsiz paye... Sen benim acıya dayanma gücüm, sen benim yüreğime işlenmiş sabrımsın... ''HAYATIMSIN'' Şeceresi hüzün olan adamın buzdan kalbine düşen hayatsın.. Canıma can diye süzülen canânsın. Kanadında mutluluk olan baharlarsın sen... Gonca güllerle süslenmiş sabahların gülümsediği cansın sen.. Kaybettiklerimin ardından tek kazandığımsın.. Bedeli ödenmiş acılarımı dudaklarındaki nefesle gideren şifâsın sen.. Bağrı yanmış ve susuzluktan yüreğimi kurumuş kıyılarıma dolan ve benliğimden aşıp yüreğimde çoğalan bitmez deryâsın sen.. Yaralarıma kendi yarası gibi bakıp sökük yüreğimi Eyyubvâri sabırla mutluluk ekleyen, çöllerimdeki serabın tükendiğini bilip dudaklarındaki ab- ı hayat ile menzile giren Leylasın sen... Göğsümde her zaman övünç abidesi diye saklayacağım ömrü vefasın sen.. Sen susuzluğuma düşen hayatsın.. Bak çöllerim yeşeriyor.. Dokun toprağa.. Zamanın göğsünde elenmiş topraktan “ sen ” fışkırıyor bak.. Dua dua filizleniyor kuru yapraklar.. İçinde büyüttüğüm kız çocuğunu vakitsiz gömen adamın kuru dudaklarına sunulmuş ab- ı hayatsın... Sen benim gözlerindeki kendimi gördüğüm hayatımsın... Soluklandığımsın, nefes aldığımsın.... Velhasıl; sen benim evvelim, Ezberim, ezelim, ebedimsin... Sen benim herşeyimsin... " Sen dünden daha büyüksün içimde sevgili....." İsmail Sarıgene... |
ADIM SONBAHAR nasıl iş bu her yanına çiçek yağmış erik ağacının ışık içinde yüzüyor neresinden baksan gözlerin kamaşır oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar ATTİLA İLHAN |
BENİ BEKLESEN Beni beklesen, Ben; Bulutların apağında, Yağmurların yanağında, Çisil,çisil sana gelsem..... Beni beklesen, Ben; Tozu dumana katıp, Hareketsizliği yakıp, Vuslat,vuslat sana gelsem.... Beni beklesen, Ben; Anı tazeleyerek, Yüzünü özleyerek Adım,adım sana gelsem.... Beni beklesen, Ve ben sana gelsem.... ......................... Lokman HATİMOĞLU |
Ben doğarken asi doğmuşum Kızıl alevler içinde aleme bakmışım Ellerim kilitli yumruk halinde tutmuşum Feleğin sinesine patlatırcasına Tetikte durmuşum Ben doğarken asi doğmuşum Gözlerim kapalı yüreğim kentik kentik Kül basmışım yarama Kömür tozunu ilaç diye içmişim Hüzünden maya tutmuşum Ben doğarken asi doğmuşum Sicimle bağlanamaya yeltenmişim Nasırlı ellerin dikenlerini En asi günümde sineme kazmışım O zaman acıyla dost olmuşum Ben doğarken asi doğmuşum Uçurumlardan düşmüş Çamurla sıvanmışım Cansız düşmüş İnadaına demişim yaşamın Ben doğarken asi doğmuşum Kan damlarken yüreğime huysuz Koynumda sürgün martılar ürkek Özlemlerimde güvercinler uçurtmuş Hayallerimde umut biriktirmişim ..A.VAHAP ERGÜVEN |
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Hisset! Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde Dolaşan damarlarımı... Hisset damarlarımın, kanımın Seni aramak için Deliler gibi dolaşmasını... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini? Gönlümde esen rüzgârları dinle... Nefesimi tutmasam Gözlerindeki derin ovalarda titreyen Bütün yeşillikler kül olur, Sazlar büyür simsiyah, Kuruyan gözpınarlarında... Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni. Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere... İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgârım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim! Yüreğinde yer var mı? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin Üzerine düşen yaprak gibi; Düşürüyor musun gülüşlerini Ve öpüşlerini sesimin üstüne? Akıyor musun benimle beraber, Akıyor musun yıldızlara doğru? Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız? Neden her üşüyüşümde Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma, Neden eriyip kayboluyorlar? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum... Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni... Hisset! Hisset, damarlarımdaki kanımın, Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını... Söylemiştim değil mi? İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz... Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgarım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim. Yüreğinde yer var mı? Muammer Erkul... |
Dilim Varmıyor... Kırmızı gül verdin önce elime Sonra zehir oldu her bir kelime Allahtan bul denir böyle zalime Dilimin ucunda dilim varmıyor Kararsız, tutarsız halin dilemma Çözemedim seni sanki muamma Bana yaptıkların çok oldu amma Beddua etmeye dilim varmıyor Çektiğim son bulsun numaracıdan Falda yine çıktın falcı bacıdan Deva diye inle sürün acıdan Beter ol demeye dilim varmıyor Acıyla inile heder ol diye Derman ara daha beter ol diye Ben gibi dert, tasa, keder ol diye İçimden geçiyor dilim varmıyor Nasılda kendine bağladın beni Peşinde bir mecnun sağladın beni Aşkınla kül ettin dağladın beni Sende yan demeye dilim varmıyor Nice vaatlerle beni kandırdın Aşkın ateşine nasıl yandırdın Lanet olsun bu candan usandırdın Sen kıvran demeye dilim varmıyor Bana verdiklerin acı hediye Acımın farkına varırsın diye Binlerce beddua kafamda niye? Onbinde birine dilim varmıyor Yalanlar üstüne hep planlar kurdun Elbet düşer diye ağını ördün Sevinsene zalim düştüm ya gördün Sen de düş demeye dilim varmıyor Safmışım içimde seni büyüttüm Sırat köprüsünde beni yürüttün Sana sevgi güttüm sense kin güttün Aşksız kal demeye dilim varmıyor Haberin var mıdır bu günahından Acıdan inile kahrol ahından Farkına varmadan son sabahından Anlarsın demeye dilim varmıyor Çıkıp gelsen bir gün çalınsa kapım Yalvarsan desen ki sendeymiş hapım Yeminler müsait değildir yapım Defol git demeye dilim varmıyor Bundan sonra kötü konuşmam desen Acı çektirenler baş düşman desen Gönül ettiğinden bin pişman desen Yalansın demeye dilim varmıyor Bir daha mı tövbe yeminler olsun Yalansam gözüme topraklar dolsun Sevda bahçemdeki güllerim solsun Aşksız kal demeye dilim varmıyor Açtığın yaralar sarılmaz oldu Kibirden yanına varılmaz oldu Yoruldu bu dilim darılmaz oldu Darılayım desem dilim varmıyor Aşkına yandırdın beni kavurdun Kül oldum yelinle çöle savurdun Kahrımdan kendimi yerlere vurdum Vurulasın desem dilim varmıyor Dünya yansa kalsa bir tek insansız Bu aşktan vazgeçmem artık imkânsız Beğendin mi şimdi gördün insafsız Vicdansız vicdansız be hey vicdansız Vicdansız demeye dilim varmıyor... Mete Yıldız |
Ellerinde Umutsuzluğa düşmen niye? ... Niye gözünde biriken inciden damlalar... YÜREĞİNDE SAKLADIĞIN SEVGİME SİTEMİN NİYE? ... NİYE... Yalnızlığı dost bilip, Sarılman ben diye... Yanman, çaresizliğin aleviyle Uyanman kanter içinde,NİYE? --------Aynaları düşman bilme karşında, --------Sırt dönme yaşama -------- Sevmeyi bulmuşken gülüşümde Senin olsun, ------- Al yüreğimi İşte şimdi.... Sevginle tutsak, -------- ELLERİNDE..... Leyla Işık |
SEVEN YÜREĞİME SOR Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer hasretin ateş olup giriyorsa koynuma ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde savruluyorsam sokak sokak ürperiyorsam yaprak yaprak esip geçen rüzgarlara sor beni hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa kahroluyorsa kalbim seni her andığımda ve tanımıyorsa hiç bir kural yüreğim kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem ateş - alev sevdalara sor beni seninle gözgöze geldiğimde ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan düğümleniyorsa boğazım çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim konuşamıyorsam tek bir kelime depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı deli - divane gönlüme sor beni kirpiklerimden süzülen damlalar islatiyorsa yüreğimi her gece hep bulutlarda saklıyorsam seni düşüyorsan içime tane tane her yağmur yağıdığında kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan susuyorsa denizler seni düşündüğümde gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi gelip sokuluyorsan uykularıma gelip sokuluyorsan rüyalarıma sensiz geçen gecelere sor beni damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan şiir olup doluyorsan kulaklarıma masmavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi sana anlatamıyorsam bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam ve beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni Nuri CAN |
Sürekli maske takmaktan İçim Kan ağlarken İnsanlara gülmekten yoruldum Çok sinirliyken bile Sakin olma zorunluluğundan yoruldum Hıçkırarak ağlamak isterken Gözyaşlarımı içime akıtmaktan Delice severken içimden dağlara denizlere Hoyratça esen rüzgara toprağa kuşlara Seviyorum diye haykırmak isterken Susmaktan yoruldum Mavinin her tonunda kaybolmak isterken Siyaha esir olmaktan yoruldum Kendimden yoruldum Hep güçlü olmak ne zordur Hep sorumluluk sahibi olmak Her zaman haklı olmak Herseyi bilmek zorunda olmak Ruhum yoruldu Çoçukken genç olmak Gençken olgun olmak Çok zor yoruldum Çabuk tükettim ömrümü Yarınlarımı... Umutlarımı... Duygularımı... Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim Oyunun adı hayat Başrolde ben Yardımcı oyuncular sevgi, aşk, acı, geçmiş Senaryo konusu Herseye ragmen Mutlu Olma Sanatı Ve oyun bitti..perdeler indi ışıklar söndü Kendimden yoruldum. Artık tutunduğum Güvendiğim Yanındayken kendim olduğum Maske takma ihtiyacı hissetmediğim Ağlamak istediğimde özgürce ağladığım Haykırmak istediğimde sevgimi Sınır tanımadan haykırdığım Sen varsın Artık Oyunun ikici perdesini açtım Her yer ışıl ışıl Başak saçların bal rengi gözlerin umudum Senin sevgin yarınlarım Kendimden yorulduğum yerde seni buldum... aLinTi |
sevgin mihrabım oldu solgun yüzümde aşkının fırtınası essin, bırak! rüzgar; kanatlarında yeryüzü ağırlığınca hasret taşısın kalbimin en ağrıyan yerine. volkanlar yak yüreğimde sönmeyen alevlerin sarsın canevimi. O sen ol yokluğumun seninle başlayan ölümsüz meleğim, O sen ol. hançerin sevgiyse çal gül yaprağından daha narin kalbime ben hazırım. seninle ölümsüzlük şehrine yolculuğum var çağırsınlar. şevki atik |
KORKUYORUM Kokuyorum… Aşkımı sana haykırmaya Yüzüne bakıp sana yalvarmaya korkuyorum Korkuyorum… Bir daha gözlerine bakamam diye Bir kez daha sesini duyamam diye Telaşlıyım Uzaklardan koşup elini tutamam diye Artık hayatın kendisinden korkuyorum Yaşamın ahından aşkın kahrından Senin karşılık vermediğin aşkınla yanıyorum Ve yüreğimi tutuşturuyorum Ve korkuyorum… Uzaklara gideceksin diye Diliyorum yüce Allah’ tan Beni bu hasretten kurtarsın diye BARIŞ KARAGÖZ |
AYRILIKTA SÖYLENMİŞ BİR YAZ TÜRKÜSÜ Gözlerine bakar ağlar Bu son şarkıSon umut Gitme hep burada kal Bizimle kal bu kıyıda Her yanına dokundum bakışının Her yerini tanıdım göklerinin Gün boyu sende uçtum Dinlendim dallarında Atlılar gibi yoruldum yanında UyudumÖlür kıyı ölür yazlar Alır götürür karakış Her bahar her umuda zorunlu mu Neden yolcusun bu kadar GideceksenAl götür umudumu Al götür sonuna kadar Afşar TİMUÇİN |
SESSİZ AKŞAM DÜŞLERİ Bembeyaz akşamlara çıkmak Deniz kıyılarında ya da dağ başlarında Daha doğar doğmaz sarhoş Pırıl pırıl bir günden Akşam gelin gibi süzüle süzüle Yamaçlardan ağır ağır inerken Seni duymak seni sevmek seni okşamak Seni konuşmak ve seni susmak İlk karanlıkla birlikte erkenden Senin hazırladığın sofraya oturmak Senin yaydığın çarşafların üzerine Uzanıp uzun uzun düşünmek seni Dünyayı yepyeni güzelliklerle Yeniden yaratır gibi Elinle kapladığın yorganı örtünüp Seni duymak seni düşünmek seni bulmak Haritaya yeni bir ada yazdırır gibi Her yanını her şeyini öğrenmek Saçlarını boynunu sırtını belini Kollarını omuzlarını dizlerini ayaklarını Hatta ayıp olmasın en gizli yerlerini Yani baştan sona seni ezberlemek AFŞAR TİMUÇİN |
Yıllar Sonra (Yeniden Doğu`m) Yollar kapalıydı Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece. Dışarıda barut kokusu Kar tozlarına karışıyordu. Karanlıkta bir aydınlık Okuluna ulaşmaya çalışıyordu. Yollar kapalıydı... Kapalıydı... Uzak şehirlerdeki dostları geliyordu aklına... Şimdi çoktan doldurmuşlardır Akşam seanslarını sinemaların. Bedava içkisini içiyorlardır Sergi açılışlarının. Belki de bir barda Eleştirisini yapıyorlardır Okumadıkları birkaç kitabın. Yollar kapalıydı Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece. Güneşle randevusu vardı sabaha Yetişmesi gerekiyordu. Yedi yaşındaki bir çocuğun Gözlerinde yaşadı ilk mutluluğu. Küçücük göğsünde bir dev taşıyordu. Her harfinde alfabenin Gözleri daha da parlıyordu. Anlatabilir miydi dostlarına? Bu çocuk tarihi yazıyordu. Yollar kapalıydı Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece... Bu dağların arkasında Başka insanlar da var. Sizler nasıl yaşıyorsanız burada, Onlar da yaşıyorlar. Siz bilmeseniz de onları Onlar belki de sizi Biliyorlar?!... Yollar kapalıydı, Kar yağıyordu. Zakkum tadındaydı gece... Güneş doğmayabilirdi sabaha. Bahar gelmeyebilirdi. Bu kışın ardından, Papatyalar açmayabilirdi... Ama yollar kapalıydı, Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece. Kimin umurundaydı?... İrfan Mutluer |
BAŞKALAŞAN AŞK adını anmak güzeldi dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması.. adını anmak.. yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak.. biraz gülünç, biraz sitemkar.. güzeldi... adının türkçedeki yankısı özeldi... Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, sülalesi Kandilli yoğurtcunun mekanında.. Denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikle.... güzeldi.. ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde yüz yıllık bir hasreti gidermek güzeldi... Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi... Cümlelerimiz öznesiz.. Umursayan yok Kanlıca'daki yoğurdu... Ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın mührüdür artık..... YILMAZ ERDOĞAN |
Hüner değil Hüner değil, Sevmek güzeli, Güzellikleri... İnanmak, Bir gün biteceğine, Saadetlerin de. Öyleyse, Fırsat bu fırsat.... Pay etmeli sevgiyi, Herkese, her şeye. En güzeli de, Gülümseyebilmek, Tüm çirkinliklere. Peşin yargılarla, Zincirlere vurmamalı duyguları. Kör kuyulara atmalı, Nitel, Nicel, Düşünsel farklılıkları. Bitmeli kaygılar. Toprağa gömülmeli, Savaş baltaları. Ve... Her kişi, Sevgi ve saygı olgunluğu ile Yaşamalı. 1989 Hasan Yılmaz |
Bu Gece Yalnız Kalmış Yıldızlar Bu gece yalnız kalmış yıldızlar. Yakamozlar göz kırpmıyor hayallere. Mehtap yalnız bırakmış, kapatmış gözlerini Düşünceye dalmış deniz, başını önüne eğmiş rüzgarlar. Yas tutuyor şehrin sokakları sanki. Duyulmuyor kimsesizlerin ayak sesleri. Parlayan yıldızlar gülerek bakmıyor gözlerime, camların arkasından. Bu gece bir tuhaf, bir yalnızlık kokusu var melteminde denizin. Seslendim duyuramadım sesimi hayallerime. Boş bekledi kollarım, sarılamadı, kucaklayamadı ruhunu hayallerim. Seslendim, duyuramadım sesimi geceye, haykıran martılara, El salladım göremedi, selam yolladım almadı. Bir kerecik olsun gözlerime bakmadı bu gece yıldızlar. Öksüz kedi yavruları gibi dolaştım kaldırımlar arasında. Hüzünlendim, üşüdüm, benden uzaklara bakan gözlerini düşündüm. Bu gece yalnız kalmış yıldızlar... Ufuklar denizlerde boğuluyor sanki... Sanki denizler ufuklarda kaybolmuş, Dağlar yasa bürünmüş, geceler zifir olmuş kahrından. Sessizlik kader olmuş bu gece, sensizlik kahır olmuş. Bu gece yalnız kalmış yıldızlar... Ellerinden tutmamış, gözlerini kapatmamış nazlı papatya. Bak martılar ağlıyor sahilde, sesine ses vermedin diye. Sessizliğin, sensizlik kadar zormuş. Anladım ki sevgi haykırdıkça cana can katıyormuş... Ferhat Eren |
UNUTMA Kİ Sen uykusuzluk nedir bilir misin Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı Sen günden güne erimeyi bilir misin Dev bir ağacın vekarı içinde ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu Sevmekten Günler geceler boyu yürümekten Elin, ayağın, kalbin yoruldu mu Sen yalnızlığın acısını bilir misin Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı Bütün gururunu çiğneyip Sevdiğinin geçtiği yollarda Bastığı toprakları eğilip öptün mü Sen çaresizlik nedir bilir misin Sen yokluk nedir gördün mü Yanan başını duvarlara Vurup parçalamak geldi mi içinden Sen her gün bir defa öldün mü Böyleyim diye ayıplama beni Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yeni bir asker gibi Darılma Unutma ki Her seven adsız bir kahramandır Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN |
Hem Yakın Hem Uzaksın Ne zaman gece olsa Siyah saçların gelir aklıma Sonra Yıldız yıldız gözlerin, Tutup öpmek ister seni canım Ay ışığı teninde dolaşmak ister parmaklarım. O an,gece kadar yakınsındır bana. Söz dinlemez olur deli gömlüm. Uzanır ellerim, Sarmak ister kollarım. İşte o zaman Gökyüzü kadar uzaksındır bana Emin Akduman |
SESSİZ AKŞAM DÜŞLERİ Bembeyaz akşamlara çıkmak Deniz kıyılarında ya da dağ başlarında Daha doğar doğmaz sarhoş Pırıl pırıl bir günden Akşam gelin gibi süzüle süzüle Yamaçlardan ağır ağır inerken Seni duymak seni sevmek seni okşamak Seni konuşmak ve seni susmak İlk karanlıkla birlikte erkenden Senin hazırladığın sofraya oturmak Senin yaydığın çarşafların üzerine Uzanıp uzun uzun düşünmek seni Dünyayı yepyeni güzelliklerle Yeniden yaratır gibi Elinle kapladığın yorganı örtünüp Seni duymak seni düşünmek seni bulmak Haritaya yeni bir ada yazdırır gibi Her yanını her şeyini öğrenmek Saçlarını boynunu sırtını belini Kollarını omuzlarını dizlerini ayaklarını Hatta ayıp olmasın en gizli yerlerini Yani baştan sona seni ezberlemek AFŞAR TİMUÇİN |
Yeni Bir Yıl Yeni bir akşam bu akşam Umutların yeşerdiği bir akşam Seni doyasıya düşleyeceğim yeni bir akşam Eskilerinden farklı yeni bir akşam. Farklı benim için çünkü bir yaş daha yaşlanacağım Bir umut süresiyle yine vedalaşacağım Yeni yıla umutlarımı taşıyacağım Seni yine unutmayacağım Her gece gibi bu gece de saracak Bütün benliğiyle yalnızlığımı Hissettirecek çektiğim ızdırabın acısını Başaramayacak uykusuzluğum seni anmamı Düş alemine yaklaştığım her saniyede Sızlayan yüreğimin acısını bastırmayacak Ayaklarımın isyan eden ağrıları, Nede, göz yaşlarımın dudaklarımdaki acı tadı Biliyorum ey zalim ne ben sana varacağım Nede sen beni bulacaksın gecenin derinliğinde Umut ya, garip ama alamıyorum benliğimi Seni düşünüyorum,düşündükçe eriyorum Yok olmadan seni aynı yerimde ellerim açık Gözlerimde yaş, umutla bekliyorum. Ethem Turan |
Kısacık Ben yaşamdan tat almak için sevmedim seni, Ben seni sevmek için yaşadım, Aşkını damarlarımda hissetmek için. Birgün gelirde sevgilim, Sana seni sevdiğimi söylersem, Sakın seni sevdiğimi düşünme, Çünkü benim aşkım ne kelimelerle anlatılır Ne de harflerle!!! Gümüş |
Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim.Parlak bir inciydin benim için. Paha biçilmez bir inci... Ben seni soguk ve yagmurlu bir günde Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da Beni sardigi bir anda sevdim Seni sadece selvi boyun,siyah saçlarin yada kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye degil Fikirlerinle,konusmandaki güzelligin ve benim o kor halde yanan yüregimle sevdim Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atisimda vücudumun dört bir kösesine yayildigini Beni sardigini her nefes alisimda cigerlerime isledigini bilerek sevdim Seni kis gecelerinin o soguk yataginda birlikte uyuyup beni isittigin Yaz sicaginda uyuyamayip sikintilarim oldugun Ve rüyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanimin kaynadigi Kalbimin yerinden firlayacagini hissettigim anlarda O islak dudaklarinla beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki bos ve degersiz geçen dakikalarda Kayip zamanlarimizda,seni arayip bulamadigim Çaresizlik içinde oldugum,içki sofralarini dost bildigim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramizdaki kilometreler nasil çoksa Bende seni o kadar yogun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan atesin ile Zihnimde olusan hayallerin o ay parçasi çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki isiltiyi görecegim anlari beklerken Kalbimin yanip tutustugu anlarda Gelip o bu atesi alevlendirerek Bana sarilarak beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettigin mutlulugu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiginden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layik olduktan sonra baskalari tarafindan o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandim derken kaybetmekten korkuyorum. Aramizdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kirmaktan korkuyorum. O temiz ve masum göz yaslarini daha fazla akitmaktan korkuyorum. Evet korkuyorum; seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten ... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum. Yada yanlis anlasilmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarinda yalniz kalmaktan korkuyorum. Dostluguna doyamadan uluorta yalniz kalmaktan korkuyorum. Yüregimdeki o ince sizinin bir gün çogalmasindan ve beni sarmasindan korkuyorum. Sevgi denen güzelliginin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostlugun ölüp yerine nefretin yesermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet; seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kiyamiyorum uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yasadigin mutlulugu huzuru sana yasatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasini verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyasindan baska bir sey birakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten degil; dostlugunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve degerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum ... ÇÜNKÜ; BEN iLK DEFA SEViYORUM... Atilla İLHAN |
içmeyeceğim bu akşam hasreti sigaramın dumanıyla şiir de yazmayacağım türküler saza küsmüş bana ne ezgiler beni dinledi mi ki yıldızlara ışık saçmayacağım gece karanlık kalsın, saçlarıma bakmayacağım adaaaam sende, boşver gitsin, rakıya bardak koymayacağım bu gece de ayık kalsın herkes. sıra bende şimdi içkiyi sarhoş edeceğim hasret beni çekecek türkülerde adım kalsın saz, bana çalsın bu gece. saçlarım rüzgarı savuracak gözyaşlarım ağlayacak benim yerime. yağmurun, üstüne üstüne yürüyeceğim gün yüzlü, güneş gözlü sabahları ben doğuracağım. hep aşk mı beni terkedecek, bu defa da ben gideceğim ardıma bakmadan mumları da yakmayacağım işte benim alevlerim yeter bana uyandım, bu rüyayı bir daha görmeyeceğim. sıcaktır elleri aşkın. gidersem, çok üşüyeceğim... ışık aktaş |
Yaralanan Kuşlar Evlerimiz; ağaçların kollarında, koltuk altlarında, doruklarında, çatılarda, bacalarda… Yüksek olan her yerde. Bizimki ormanın içinde. En büyük ve en yaşlı çınar ağacının koltuk atında. Ne demekse bilmiyorum ama köklü bir aileymişiz. Benim için köklü aile olmaktan daha önemlisi genç olmak. O kadar gencim ki! Yaralanmaktan, ölmekten, yaşamaktan, kaybolmaktan korkmuyorum. Oysa çok fazla genç avcılar tarafından vuruldu. Hem de gözlerimin önünde. Avcıların gençlerin peşinde olduğunu biliyorum. Yaralanan, ölen ne kadar yakınım olursa olsun, sanki sıra bana gelmeyecekmiş gibi hissediyorum. Hani yakının kanser olur üzülür, ağlarsın ama sıra sana gelene kadar anlamadığını hissedersin. İşte öyle bir şey. Pencereden komşunun oğluna bakıyorum. Evlerimiz karşılıklı. Onun da bana bakmasını seviyorum. Birlikte büyümeye çalışıyoruz. Onların evi de çok güzel. Birbirimizi görünce; önce o, sonra ben takla atıyoruz. Kanadıma çarparak yarenlik yapıyor; “Seni seviyorum, kaçalım mı? ” diyor. “Kaçalım” diyorum. “Uçalım, uçalım, uçalım. Gökyüzünün en yükseğine çıkalım. Kaybolalım” diyor. “Kaybolalım” diyorum. Kanatlarımızı açıp bütün havayı içimize doldurup, yan yana havalanmaya başlarken, nerden geldiğini anlamadığımız kurşunlarından biri onun şakağından giriyor, benim şakağımdan çıkıyor. Avcıları aynı anda görüyoruz. Kaçmaya çalışırken kanatlarımızdan vuruyorlar. Hızla düşüyoruz. Düşerken çarpışıyoruz ve hızım kesildiği için sert düşmüyorum Ölmüyorum ama yaralanıyorum. Yerde yaralı bir sürü kuş var. Kanadımı sürükleyerek aralarında onu arıyorum, bulamıyorum. Zaman yaralananlar için hem hızlı hem de yavaş geçiyor. Yaralarımız bizi bozuyor. Zaten bozulalım diye kafamıza ateş ediyorlar. Kafamızda önce tedbir, sonra kendini düşünme, sonra bana ne, sonra da korku oluşmaya başlıyor. Bu durumu kabul etmek istemeyen bazı yaralılar yaralandıklarını inkâr ediyor. Ben onlara, onlara da bana acıyor. Gerçek olan ise hiç birimizin uçamadığı. Yaralılar apartman veya en iyi ihtimalle gökdelenler üzerinde yaşamaya başlıyor. Kendi etraflarında havalanabiliyorlar. Göç edemedikleri için kışın donuyorlar. Donarken de metal haline geliyorlar. Sonra hurdacıya veriliyorlar. Ölmediğimi şans sayıyorum. Metal haline gelene kadar onu arayacağım. Umudumu keserken başkalarında onu arıyorum. Ararken değişiyorum. Zaman geçtikçe onu bulsam da tanıyamayacağımı anlıyorum. Herkes gibi ben de değişiyorum. Kanatlarım değişirken kararıyor. Kafama yediğim kurşun içindekileri zedeliyor. Yıllar geçtikçe onu bulma umudumu kaybediyorum. Yine de hüzünlü bekliyorum. Hurdacı; “Üzülme bana verildikten sonra neyde yaşamak istersen onda yaşarsın” diyor. “Nasıl? ” diyorum. Sıralıyor; “Emaye, çelik, alimunyum… ne olmak istiyorsan onda yaşarsın” diyor. “O halde ne yapmak istiyorsanız, yapın” diyorum. Kara kanatlarım, kömürleşmiş kafamla beklerken, zamanımın geldiğini düşünen hurdacı metalleştirmeye götürüyor. Metalleşme işlemi çok kolay. Hiçbir şey hissetmiyorsun. Çünkü acılarını yaşarken, gelmeyen sevgiliyi beklerken, uçamaz ve apartmanın çatısına mahkûm olmuşken, yavaş yavaş farkında olmadan sertleşiyor ve metalleşiyorsun. Hurdacı sadece bekleyişini sonlamak için götürüyor. Metalleştikten sonra; avcıların uçanları nasıl vurduğunu yıllardır izlediğim apartmanın tepesinde bir süre kalıyorum. Ve bir gün hurdacıya gidecekleri apartmandan aşağı süpürüyorlar. Düşerken bir kuşla çarpışıyoruz. Birlikte aşağı iniyoruz. Yerde bir şeyler söylemeye çalışıyor. Gücümü toplayarak metalik sesin ne dediğini anlamaya çalışıyorum. “Gözlerin bir içim su, İçim yandı doğrusu” şarkısını onun sesinden dinliyorum. Anlıyorum ki; Ne yaparlarsa yapsınlar gözleri asla metalleştiremiyorlar. Gülcan Yıldız |
ADI BENDE GİZLİ SEVGİLİM Gözlerine bakıp uuttuğum dünyaları, Benden bi-haber sevgilim.... Nasılsa gökyüzü,yani maviyse.... Sen de kaybetme doğallığını, Nasılsa sevgi,büyükse gayet... Sen de tertemiz tut,kirletme kalbi... Sen de bir beni sev, Başka gözlerden bi-haber sevgilim... Nasılsa benim sevgim,büyükse yahut.... .......Yusuf ÖNAÇ |
Irsi Arzular Bir tülün bir de perdenin arkasında Müstehcen oluyorsun hava kararınca Güzel kadın nasıl koklanmak isteniyorsun Bir bilebilsen En pasaklı halinden Tenhalığını bulamadık biz bu aşkın hiç Çıkıverse benden ah bir zaman İkimiz kalacağız içiçe Yalana sarılırmış gibi sımsıkı inan İncinecek öyle çok halimiz var ki Ben en ketum olana çatıyorum Rasgele dudakların Dudakların çiğ Rüzgara saçıldık beş mevsim Sen yıprandın tenimde Beni kurutan binbir dert Ah çiçeklerim ah çiçeklerim Yine de bir yanımız var hiç eskimedi Küsmelerimizde biçimlenir Sen bana eski bir oyuncak gibi bakarsın Ben seni hayalimden sakınırım 13.12.2007 Rüzgar Su |
GİTME YÜRĞİMDEN Gitme yüreğimden sevgili Silemem izlerini Zamansız yarında solurum dertlerini Gitme yüreğimden sevgili Ezilirim hasretinle Ulaşamam engin mavilere Gitme yürğimden sevgili Kalırım karanlığa Erişmez gecelerim,toz pembe sabahlara Parmak uçlarımda bile Dolaşırken deli sevdan Saçlarımın karasına Gizlenmişken gönül yaram Gitme yüreğimden sevgili Düşürme gözümden sevmeleri Yorma zamansız yeşeren kırılgan güvenimi.... .................Alıntı |
Yar Diye Bekledim Seneler boyu Sevdanı topladım gönül kutumda, Sır diye sakladım seneler boyu. Yaralı gönlümü birtek kurşunda. Vur diye sakladım seneler boyu. Gözlerin harç oldu, aşk temelimde. İsmin ezber oldu,gönül dilimde. Küçücük bir resmin kaldı elimde. Yar diye sakladım,seneler boyu. Ne karşılık verdin,bunca sevgiye? Daha sana güveneyim ne diye? Yıllar önce gönderdiğin hediye. Gör diye sakladım,seneler boyu. Dedin ben bunları bilmiyor idim. Kamil oldum,bir zamanlat tor idim. Saçlarını merhem diye korudum. Sür diye sakladım,seneler boyu. Yetiş kendi ellerinle sür dedim. Yoksa bu dert beni öldürür dedim. Yanan yüreğimi söndürür dedim. Kar diye sakladım,seneler boyu. Sevdanı koyacak yer bulamadım. Onu taşıyacak er bulamadım. Dünya'da vefalı yar, bulamadım. Var diye sakladım,seneler boyu. Gönlümü bastırdım uyut' la her gün. Hasreti paylastım bulutla her gün. Karşılık bekledim umutla her gün. Ver diye bekledim,seneler boyu. Kime dost dediysem,gözüm tutmadı. Neylediysem,gönül sözüm tutmadı. Kimseye demeye yüzüm tutmadı. Ar, diye sakladım,seneler boyu. Benim için,güzellikte ser idin. Hakkın yarattığı,şah eser idin. Gönül pazarımda,mücevher idin. Kâr diye bekledim,seneler boyu. Sevdan filizlendi,güllendi bende. Gönül depremlerle sallandı bende. Sevgin budaklandı,dallandı bende. Bar diye sakladım,seneler boyu. Binali der,yeter nazın,endamın. Ömrümü tüketti sitemin,gamın. Çaresini bulmak, gizli yaramın. Zor diye sakladım,seneler boyu. ....................................03.12.2007 Binali Kılıç |
Bayrağıma Saygım Sonsuzdur Adına nice destanlar yazılmış canımsın bayrak Ay yıldızın üzerine ne güzel de yakışmış bayrak Ülkemin her yerinde uçar dalgalanırsın bayrak Benzeri olmayan bayrağıma saygım sonsuzdur... Genç kızlar seninle gelin olmak istiyor bayrak Şehitlerin tabutlarına örtülür hep sarılır bayrak Kale burçlarına dikilmiş dalgalanırsın bayrak Şehitler kanıdır bayrağıma saygım sonsuzdur.... Düğün varsa biryerde yükseklere dikilir bayrak Bayramlarda törenlerde kurtuluşta asılır bayrak Hacdan dönenler evlerine asar sallanır bayrak Manevi değerli bayrağıma saygım sonsuzdur... Gönüllüyüm istekliyim bayraktarın olayım bayrak Gücün bize güç katsın hız versin millete bayrak Bayrağa hürmetsiz kimler varsa hepsi soysuzdur Atadan emanet bayrağıma saygım sonsuzdur... Mehmet Karlı |
Gül için dikenine katlanabileceklerini söyleyenlerdir, kır çiçeklerini göremeyecek kadar güle bağlanmış olanlar 'Gül' derler, başka bir şey demezler üstüne... Ömürleri güllere ulaşmak için tükenirken, ehemmiyet vermezler, ayak altında kalan, gül kadar narin, gül kadar güzel ama güzelliği fark edilmeyen kır çiçeklerine. Mutlu olma sevdasına düşmüşlerdir kendilerince. Mutlu olmak için zorluklara katlandıklarını bile söyleyebilirler. Onlar için güzel bellidir artık. Takvim yaprakları birer birer düşerken, kimi zaman yol katedemediklerine üzülürler. Oysa güzellikler yanıbaşlarındadır her zaman, ama onlar her zaman güzellikleri uzakta aramak sevdasındadırlar. Uzaktaki kıymetlidir; zorluklarla elde edilen değerlidir; aradığında elinin altında olmayan güzeldir, derler. Yanıldıkları tek nokta var: Onlar hep uzaklara bakarken, birileri katlanmıştır, onun güzel bulmadıklarına, birileri kıymet vermiştir kır çiçeklerine... Mutlu olmak için, gelecek bir yarını beklemezler. Ayaklar altında ezilenlere ehemmiyet verip, onlardaki güzelliği fark edip, yarını beklemeden, bugünden mutlu olmaya başlayanlardır onlar. Bir kır çiçeğinin güzelliği onlar için yeterlidir. Gülde gönülleri varsa bile, onlara ulaşmak için ömür tüketmekten korkarlar ve kır çiçeğindeki gül güzelliğini fark ederler. İnsan her zaman güzeli ister, güzel hastasıdır. Güzele ulaşmak için ömrünü feda eder. Oysa bir baksa etrafındakilere, mutlak bir güzeli fark edecektir. Ama tek bir düşüncenin kavanozunda kapalı kalmıştır. Güzeli ararken, ezerek geçtiği bir başka güzeli fark edemeyecek kadar kördür artık. Oysa bir çevirse uzakta takılı kalan gözlerini; gönül rahatlığı ile bir taksa farklı güzellikleri de görme gözlüğünü... Hayatına renk verse, kır çiçeklerinden demetlenmiş bir demetle... Hayatını güzellikler yönüne değil de, güzellikleri hayatın yönüne çevirmeye çalışsa... Bir görebilse kır çiçeğinin gül tarafını... Bir görebilse, hayal pınarının çeşmesinin değil de suyunun önemli olduğunu... Yetinse elindeki ile, güzelliğini bulmaya çalışsa elindekinin. Sevdiklerini gül demetleriyle mutlu edebilme fikrini atsa kafasından. Bir gün de kır çiçeği toplasa, sunsa sevdiklerine... Hayatını gül arama yolunda feda edeceğine, görse kır çiçeğinin gül yanını... Bir fark etse ayaklarının altındakileri, bir ehemmiyet verse kır çiçeklerine. "Sonuçta ikisi de çiçektir. Gül herkesçe güzeldir, kır çiçeği de bence güzeldir." dese. Uzaklara bakmaktan, güle ulaşmaktan dermansız kalacağına, bu enerjiyle kır çiçeğini sevmeye ve sevdirmeye çalışsa; bu güzelliği sevdikleriyle paylaşsa. Güle ulaşma arzusuyla koşturanlara gösterebilse kır çiçeğinin gül yanını. Anlatabilse gül için ömür tüketmenin boş olduğunu... Gül güzeldir; ama sevgi mevsimi geçtikten sonra, gül için koşmanın bir anlamı kalmayacaktır. Öyleyse hiç vakit kaybetmeden al eline bir demet kır çiçeğini, onun sana sunduğu mutluluğu görmeye çalış. Çünkü hayat, mükemmeli aramaya yetecek kadar uzun değil! alıntı.... |
Herşey Bir Oyundu Hayatımda Hayat akıp gidiyor avuçlarımdan bense tutamıyorum. Sadece gidişini seyredeyebiliyorum. Yapabileceğim en iyi şeyse avuçlarımdan kayıp gidene el sallamak oluyor. Ne acı dimi? Kalbin acılar içinde parçalansa da yüzün gülmek zorunda oluyor ya hani en acısı da bu olsa gerek... Yalandan etrafa gülücükler dağıtmak, daha açılan yaralarının kabuğu bile düşmeden yaralarına yenilerinin eklenmesi, yüreğin parçalansa da gözlerinin gülmek zorunda olması ve dahası o gülmek zorunda olan gözlerinin gözyaşlarını bile için akıtmak zorunda kalması. Çok acı bunlar çoooooookkkk.... İçimden geldiğince, hıçkıra hıçkıra ve de özgürce ağlayamıyorum bile. Dedim ya gözyaşlarım içime akıyor hayat! Bir kabus olsa keşke bunlar. Bende uyansam. Geçse ve bitse... Ama olmuyor işte. Ne geçiyor ne de yüreğimdeki yaraların kabuğu düşüyor. Aksine o yaralara her gün yenileri ekleniyor. Neden artık kalp kırmak bu kadar kolay hayat, söylesene neden? Oysa eskiden böylemiydik biz? Ne değişti söylesene. İnsanlar mı değişti, sen mi? İnsanlığımızı, vicdanımızı, saygımızı ne zaman yitirdik biz? Neden oyunlarına yenildik haa neden? Kayıp gidiyorsun avuçlarımdan bense tutamıyorum. Çırpınıyorum ama boşuna bu çırpınışlar. Attığım her kulaçta biraz daha boğuluyorum , batıyorum, nefes alamıyorum. Çok acı bişey bu. Anladım ki... Her şey bir oyundu hayatımda... Saklayıp sarıldığım o aşk.... O kendini gizleyiş... O deli kaçış... O yanış... O bitiş... Yalnız kulum hakikat! Hayat akıp gidiyor avuçlarımdan bense tutamıyorum. Sadece gidişini seyredeyebiliyorum. Yapabileceğim en iyi şeyse avuçlarımdan kayıp gidene el sallamak oluyor. Ne acı dimi? Fakat bu kez değişen bir şey var. Perdeyi sen açtın belki ama ben kapatıcam. O zevki sana bırakmam hayat. Son kozu ben oynucam, sen değil. Hadi akıp git avuçlarımdan. El sallıcam şimdi ardından hemde büyük bi zevkle... Ruhum belki çok acıyacak ama bedenim dimdik duracak. Sen söylemen gerekenleri söyledin şimdi sıra bende... Sus ve de konuşma. Artık can yakma hayat. Perdeyi ben kapatıcam. Bak her gün yenisini eklediğin yaralarıma rağmen göğsümü gere gere duruyorum karşında. Hiçbir yerede gitmiyorum ben.Seni uğurluyorum. Oyun bitti. Sahne kapandı. .....ALINTI..... |
Yalnız Sen Mevsim kıştı seni sevdim sensiz Sensiz hem ben hem de kış sessiz Sessiz sessiz ağladım ben sensiz Bahar da gelse bu kollar yine sensiz Sular sessiz seller sessiz yel sessiz Ne yağmur var ne de kar, hava bile sessiz Issız ıpıssız dünyam, kalbim yine sensiz Dinmez bu sevda gönül artık hep sensiz Bitmez sabahı yok bu gecenin Harap gönlümde kalmadı taş taş üstünde Yıkıldı hayallerim dünyam bile başıboş Söndü tüm arzularım bundan böyle artık yas Gün doğmuyor güneşe hasret gözlerim Nedir bu sensiz gecelerdeki kasvetim Dünya umurumda değil serilse önüme artık Ve sen yalnız sen umudumsun, sabahımsın.. Faruk |
Sesine Uyku Kaçmış Adam Bir Adam Vardı Bu Şehrin Bir Yerlerinde Sesine Uyku Kaçmış Bir Adam Ağlasa Duyardınız Yağmur Şırıltısı Gibi Yağardı Düşler Ormanına Yüzü Silik Bir Adamdı Gözlerinde En Çok Da Gözlerinde Saklıydı Hüznü Bu Yüzden Kısardı Gözlerini Buz Gibi Sessizdi O Sesine Uyku Kaçmış Bir Adamdı Ne Zaman Düş Kursa Çocukluğunun Soğuk Günleri Gelirdi Aklına Gençliğinin Deli Fişek Günlerine Yazgılıydı Yazgısı Vadesi Dolmamış Toprakların İnce Tortularında Saklıydı Ruhunun Gizemliliği Ve Bir Gün Bir Şeylerin İntikamını Bıraktı Ardında Bir Türlü Alamadığı Şapkalı Günlerin Umut Kokan Güvercinleriyle Birlikte Gitti Bu Şehirden Sesine Uyku Kaçmış Adam Gecelerdir Onu Düşünüyorum Uykularım Kaçıyor. Kahraman Tazeoğlu |
Dayanamıyorum sensizliğe Üşüyen ellerimde ağlıyor yalnızlığım Seni soruyorum sabahlayan yıldızlara Soruyorum seni doğan güneşe Susuyor yıldızlar Işığını kesiyor güneş Dudaklarıma inleyen nağmeler Sen duymazsın dağlar deler Rüzgara yaren oldu nefesim Esti sen diye şehirden şehre Saklandı rüzgar ağaçların bedenine Kaldı senli nefesim boş sokaklarda Kor alevlere düştü gölgeni tutamayan ellerim Islak gözlerimi kahretti gururum Yürüdü gözlerim gözlerine Çarpıyorum kalbimi toprağa taşa Kucaklıyor beni kucaklıyor seni Senden bir parça her damla Tesellim oluyor ağlayan bulutlar Kızıl göklerde yürürken gözlerim Hasretini hıçkırıyor boş sokaklar Özleyişimin kokusunda kalacak çiçekler Gül endamımda saçlarına konacak bülbüller Boşlukta kalacak senli bakışım Hakkedemeyişinin günlüğü açılacak sayfa sayfa Islatacak yağmurum sırdaşın olmayacak güneş Dayandığın her ağaç gövdesi titretecek bedenini Gölgemde yürüyecek ayakların Avuçlarımdan kayan aşkıma yağmurlar ağlayacak! nurten tarım |
seni sevdiğim için özür dilerim Sen Varya Kızım Sen Sevmesini Bilmeyen Aşk İçin Hiç Değmeyen Birisin Aynı Zamanda Zır Delinin Birisin Adını Kalbime Aşkla Yazmıştım Güzel Bir Hayali Gerçek Sanmıştım Senin Sevgine Nasılda Kanmıştım SENİ SEVDİGİM İÇİN ÖZÜR DİLERİM… Aşkından Karşılık Beklemek Suçmuş Su Vefasız Dünyada Neler Yokmuş Senin Beni Sevmeye Niyetin Yokmuş SENİ SEVDİĞİM İÇİN ÖZÜR DİLERİM… İntikamım Çok Acıdır Yapmayan Yalancıdır Söyle Bu Kaçıncıdır Senin Bana Yaptığın Her Şeyin Bir Sırası Var Sıra Bana Gelecek Unutma Şunu Zalim SON GÜLEN İYİ GÜLECEK… Yaptığın Yanına Kalmayacak Bir Kıyamet Kopacak Kulağını Aç İyi Dinle ZALİM Seninle Hesabım Var İNTİKAMIM ALINACAK! Sen Her Zil Çaldığında O Mudur Diye Kapıyı Actınmı Sen Her Telefon Çaldığında O Mudur Diye Telefonu Kaldırdın mı Sen Sokağın Başından Geçerken Gözlerinle Beni Aradın mı, BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Senin Sevgin Yasamadan Bittimi Senin Güllerin Açmadan Kırılıp Koparıldım mı Senin Aciz Bedenin Hiç Bu Dünyada Yandın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Ardı Ardına Sığara Yaktın mı Sen Hiç Sabahlara Kadar Agladınmı! Sen Hiç Severken Aldatıldın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Her Gördüğünü Bana Benzettin mi Peki Sen Bana Değil Bir Başkasına Seni Seviyorum Dedin mi Sen Diyemezsin Be Güzelim Sen Sevemez Sen Hiç Duvarlara Seni Seviyorum Diye Yazdın mı Sen Hiç Kendine Söz Verdin mi Bu Sevda Bitmeyecek Sen Hiç Allah a Dua Ettin mi Sevdiğimi Bana Kavuştur Diye BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç İsyan Ettin mi Allah a Neden Yarattın, Neden Yaşatmıyorsun Diye Sen Hiç Azrail’e Meydan Okudun mu Sen Benim Canımı Alamazsın Diye Sen Hiç Kaderine Kustunmu Ben Kaybettim Sen Kazanıyorsun Diye BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Doğduğuna Pişman Oldun mu Sen Hiç İçki Sarhoşu Değil Aşk Sarhoşu Oldun mu Sen Hiçbir Kula Kul Oldun mu Sen Meyhaneleri Hiç Kendine Ev Yaptın mı Sen Allah Var Bir Başkasına Taptın mı Sen İçipte Bir Sokak Kösesine Yattın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç İnsanlığını Bir İnsana Sattın mı Sen Hiç Kendini Bilerek Ateşe Attın mı Sen Yıllarca Bir sevgi Uğruna Yıpratıldın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Feleğin Ağır Sinesiyle Karşılaştın mı Senin Göz yaşların Yağmur Olup Sele Kariştimi Senin Zavallı Ömrün Taş Kalbin Acı Çekmeye Alıstımı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Çıkılmaz Bir Kuyuya Atıldın mı Sen Karanlık Bir Odada Yalnız Kaldın mı, Sen Hiç Bitmeyen Bir Acıyla Yandın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Senin Umutların Ve Hayallerin Hiç Yasamadan Bittimi Sen Unutmak için Doğduğun Yasadığın Yerlere Gittin mi Sen Doğruyu Sevmedinki Utanasın ZALİMMM!!! BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Varya Kızım Sen Sevmesini Bilmeyen Aşk İçin Hiç Değmeyen Birisin Aynı Zamanda Zır Delinin Birisin Adını Kalbime Aşkla Yazmıştım Güzel Bir Hayali Gerçek Sanmıştım Senin Sevgine Nasılda Kanmıştım SENİ SEVDİGİM İÇİN ÖZÜR DİLERİM… Aşkından Karşılık Beklemek Suçmuş Su Vefasız Dünyada Neler Yokmuş Senin Beni Sevmeye Niyetin Yokmuş SENİ SEVDİĞİM İÇİN ÖZÜR DİLERİM… İntikamım Çok Acıdır Yapmayan Yalancıdır Söyle Bu Kaçıncıdır Senin Bana Yaptığın Her Şeyin Bir Sırası Var Sıra Bana Gelecek Unutma Şunu Zalim SON GÜLEN İYİ GÜLECEK… Yaptığın Yanına Kalmayacak Bir Kıyamet Kopacak Kulağını Aç İyi Dinle ZALİM Seninle Hesabım Var İNTİKAMIM ALINACAK! Sen Her Zil Çaldığında O Mudur Diye Kapıyı Actınmı Sen Her Telefon Çaldığında O Mudur Diye Telefonu Kaldırdın mı Sen Sokağın Başından Geçerken Gözlerinle Beni Aradın mı, BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Senin Sevgin Yasamadan Bittimi Senin Güllerin Açmadan Kırılıp Koparıldım mı Senin Aciz Bedenin Hiç Bu Dünyada Yandın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Ardı Ardına Sığara Yaktın mı Sen Hiç Sabahlara Kadar Agladınmı! Sen Hiç Severken Aldatıldın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Her Gördüğünü Bana Benzettin mi Peki Sen Bana Değil Bir Başkasına Seni Seviyorum Dedin mi Sen Diyemezsin Be Güzelim Sen Sevemez Sen Hiç Duvarlara Seni Seviyorum Diye Yazdın mı Sen Hiç Kendine Söz Verdin mi Bu Sevda Bitmeyecek Sen Hiç Allah a Dua Ettin mi Sevdiğimi Bana Kavuştur Diye BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç İsyan Ettin mi Allah a Neden Yarattın, Neden Yaşatmıyorsun Diye Sen Hiç Azrail’e Meydan Okudun mu Sen Benim Canımı Alamazsın Diye Sen Hiç Kaderine Kustunmu Ben Kaybettim Sen Kazanıyorsun Diye BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Doğduğuna Pişman Oldun mu Sen Hiç İçki Sarhoşu Değil Aşk Sarhoşu Oldun mu Sen Hiçbir Kula Kul Oldun mu Sen Meyhaneleri Hiç Kendine Ev Yaptın mı Sen Allah Var Bir Başkasına Taptın mı Sen İçipte Bir Sokak Kösesine Yattın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç İnsanlığını Bir İnsana Sattın mı Sen Hiç Kendini Bilerek Ateşe Attın mı Sen Yıllarca Bir sevgi Uğruna Yıpratıldın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Feleğin Ağır Sinesiyle Karşılaştın mı Senin Göz yaşların Yağmur Olup Sele Kariştimi Senin Zavallı Ömrün Taş Kalbin Acı Çekmeye Alıstımı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Sen Hiç Çıkılmaz Bir Kuyuya Atıldın mı Sen Karanlık Bir Odada Yalnız Kaldın mı, Sen Hiç Bitmeyen Bir Acıyla Yandın mı BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Senin Umutların Ve Hayallerin Hiç Yasamadan Bittimi Sen Unutmak için Doğduğun Yasadığın Yerlere Gittin mi Sen Doğruyu Sevmedinki Utanasın ZALİMMM!!! BUNLARI SEN YASAMADIN SEN BİLEMEZSİN BUNLARI BEN YASADIM BEN BİLİRİM ALLAHSIZ BEN BİLİRİM KİTAPSİZ… Alıntı |
HERŞEY AŞKINA Uçan kuşların kanadındadır diye seyrederken gökyüzünü, Dalıp gitmişim özlediğim hayaline tutamamışım, uzanmışımda, Gezdiğimiz yerlerdedir gönül izlerin diye, dolaşırken parkları, Düşüp kalmışım, hala aşkının sarhoşuyken duramadım ayakta. Sanki uyurken ellerin yine yüzümde,yine yanımda bir sevda, Bil ki uyurken yine sevdana dualarım, yine mutluluğuna, Her şey aşkına,iyi ol diye, benimle ya da bensiz hayatında, Resimlerine bir buse kondurdum, yine her gece uyuyamadığımda. Sende hayat gibi vefasız olmayasın,hasret kalmayasın dünyada, Unutsan da beni ateşin yüreğimde, düşünme ölmem yaktığında, O mum ışığının ardındaki güzel gözlüsün, hala hatırımda, Hala benim için saklanan en değerli varlıktır güneşin,sen olmasan da yanımda. http://www.siirperisi.net/images/sair.gif TEVFİK FARİSLİ |
http://i223.photobucket.com/albums/dd250/bLue__qirL/920372a51b9bb018849c752sl6.jpg Zaman, hayata adadığım fiilleri hep geçmişle çekimliyor Gelmişti… Gitmişti… Bitmişti… Oluyor hep. Okunaklı hayatlardan okunulası bir hayat dizmek istiyorum kendime. Bildik geçmişimden dem vuruyorum ilkin. Ve ömrümün asıl satırı geliyor… Susuyorum… Bol üç noktayla satırlar atlıyorum. Okunulası olması gereken hayatım, susulası satırlarda can buluyor Vazgeçiyorum beni bana yazmaktan. İki satırdan fazlam yok çünkü… Ya$adığımı unutuyorum... Bana Ölmediğimi ispat et !alıntı.. |
NE ZAMAN YAĞMUR YAĞSA Ne zaman yağmur yağsa, Seni düşünür, seni yaşarım. Gözlerin gelir aklıma, Islak, üzgün gözlerin... Ve yanaklarından süzülen, O iki damla yaş senin... Yüreğime hançer gibi saplanır, Yaralar beni derinden. Kıyasıya durmak bilmez hançer, Yaralar ki biteviye. En olmaz yerimden, Biçare yüreğimden... Ne zaman yağmur yağsa, Buğulu camlara çarpan, Başıboş damlalar gibi, Yüreğimde de hissederim Gözlerinden akan gözyaşlarını. Zaptedemem işte o an, Yüreğimde dinmek bilmeyen Sana olan sevgimi. Yağmur damlaları gibi, Bırakırım kendimi... Ne zaman yağmur yağsa, Gözyaşlarım yüreğime saplanır, İçimde büyür öksüz sevgin, Yüreğim birdenbire dağlanır. Bir buruk hüzün kaplar içimi, Ben hep seni düşünürüm. Çaresizlik diz boyu bende, Dertlenir, üzülürüm. Seninle yaşamak ister, Seninle geçsin derim, ömrüm. Ne zaman seni düşünse yüreğim, Öbek öbek sevgiler oluşur içimde. Damla damla doluşur sevgim, Bir beklenti, bir ümit bende. Seni ister, sana koşar, Her an sevginle coşarım. Sana sevgim artar birden, Aşk güllerim yeniden açar, Mutluluğu arar yeniden, Kışım bahar olur yüreğimde... Ne zaman yağmur yağsa, Camlarda damla damla yağmur, Pencerede gözü yaşlı ben. Hep seni düşünürüm, Sen bunu hiç bilmeden. Sana sevgim her geçen gün artar, İster anla beni, ister anlama, İster ağla ben gibi, ister ağlama, İster bil halimi, ister bilme. Zaten bilemezsin ki bunları sen, Hem ne değişir ki, bilsen... Ne zaman yağmur yağsa, Gözü yaşlı iki kişi: Biri gökyüzü, biri de ben. Yağmur toprağına kavuşur, Ben ise sana kavuşamadım hiç. Yalnız hayalimde kavuştum, Hayalimde benim oldun sen. Hayalinle yaşadım, sana taptım, Sana gönlümde bir saray yaptım, Seni baştacı yaptım... Ne zaman yağmur yağsa, Seni düşünürüm: Sen ve ben! .. Mehmet Ali ÇIBIKLI |
Kaç zaman geçti, Hayallerimin içinden akıp Umutlarımla savrulup sürüklenip giden yıllar… Araya girdi felek çaldı seni benden Alıp götürdü sonsuz yolculuğa Kaybolmuş bende ki sevgin Kaçıyor köşe bucak gecelere… Körelmiş bir bıçak, Kalbimde izi kaldı, Saplanmış bir hançer Hala sırtımda asılı, Elimde yırtık resmin Kaderim böyle yazılı… Silindi hafızan silindi benliğin Kalbimi bıraktım o sevdiğin gülistana Rüzgârların yapraklarımı kopardı, Güneşin ise bedenimi yaktı. Yapraklarım soldu Bedenim kuru kaldı Yaşananlar dün gibi hala aklımda Silinmedi, silemedin benliğimi metin mungan |
kırmızı gülüm Sen sabrımın güneşi Sen sevdamın kanayan gülü Ben seni beton duvarların İçinde büyütüyorum Sen canımın güneşi Gözlerimin bulutu Kalbimde büyüttügüm Kanayan kırmızı gülümsün Sanmaki gülümü solduracağım Ben sen değilim Gözlerimle canımla bakarım Ben gülüme yıldız özcan |
senden vazgeçemedim Unuttum senden kalan hatıraları Birer birer kopardım Kapattım gönlümün kanayan yarasını. Bir seni unutamadım Senden bir türlü kopamadım Senin hasretinde kavruldu tüm yaşanan her şey Ve ben senden vazgeçemedim Yürürken bile yürüdüğümü anlamıyorum Gözlerimin baktığı şeylere dalıp gidemiyorum Gülerken güldüğümü, sevinçten havalara uçtuğumu saymıyorum Ağlarken bir seni hatırlıyorum. çünkü anlıyorum Senden vazgeçemediğimi anlıyorum ve ağlıyorum. Her gece demiyorum. Ağladığımı bir ben biliyorum Soğuk buzlu taşlar da kaldırımlarda Sabahladığımı biliyorum Çaresizim yardım bile isteyemiyorum. İstememde senin elinden olmayan her şeyi Dokunamam koklayamam senden izinsiz bir şeyi Sonra kızar gidersin son gidişin gibi Geriye hiç ama hiç dönmezsin Şimdi dönmediğin gibi... Sevgim yerini nefrete mi bırakacaktı! Aşkın biter bitmesine de sevgin hiç biter mi? Duyguların söner mi? Gece yaktığın bir mum gibi erir kül olur mu? Aşkının bittiğine inanırım ama sevginin solmasına asla Senden ayrı kaldığım bu aylarda Hep aşkımın solmasını istedim. Güneş yüzü göstermedim Bir damla su vermedim Boğazımda kaldı yediğim her şey aldığım hava Gördüğüm güzellikler bana bir kâbus oldu Uyandım her sabah korkudan Üstümde bir gariplik bir halsizlik var Kendimden vazgeçiyorum senden asla vazgeçemedim... metin mungan |
Ben mi istedim bu pencerenin ardından denizi izlemeyi? Ve üzerinden geçen gemileri. Ben mi istedim bu karanlık, bu yalnız, bu hüzünlü akşamlarda seni düşünmeyi Düşünürken ağlamayı, Ağlarken de seni benden uzaklaştırdığı için bu yaşama lanetler okumayı ben mi istedim ? Ben istemedim bu pencerenin ardından denizi izlemeyi Ve üzerinden geçen gemileri Ben istemedim bu karanlık, bu yalnız, bu hüzünlü akşamlarda seni düşünmeyi Düşünürken ağlamayı, Ağlarken de seni benden uzaklaştırdığı için bu yaşama lanetler okumayı ben istemedim Ben, ben hep senin yanında olmayı istedim O sıcacık ellerinden tutup, O dünyalar güzeli gözlerine saatlerce doymadan, bıkmadan, bakmayı istedim Ve her defasında seni ne kadar çok sevdiğimi haykırmak istedim dünyaya Seni seviyorum, seni seviyorum, Seni, seni seviyorum ! Çok şey mi istedim ? Ben hep senin yanında olmak seni sevmek istedim Seni kanatlarımın altına alıp sarmak, Öpmek koklamak istedim Her defasında haykırmak istedim dünyaya Ben, ben çok şey istemedim gülüm Ben, ben yalnız seni sevdim Ben senin yanında olmak istedim Çok şey istemedim Sadece sadece, Seni sevdim, seni sevdim Seni, seni sevdim... alıntı |
Açılmaya Başladı Bilgi canımıza ferman okuyor Kör gözlerim açılmaya başladı Ellisinden sonra inan korkuyom Kör gözlerim açılmaya başladı Yaşamla hesabım bence bu belki Farklılığı fark edenler ne derki Doğamız çok güzel yüzler çok renkli Kör gözlerim açılmaya başladı Çok hoyrat yaşadım bu beni üzer Güzel ile çirkin kol kola gezer Dünya hayalimden de inan çok güzel Kör gözlerim açılmaya başladı Gençlik yıllarımda veremediğim Yaşlılık dağ imiş göremediğim Korkum karanlıkmış yenemediğim Kör gözlerim açılmaya başladı Günden güne rezaletin dümeni Öğrendikce inan korkutur beni Gün geçtikce tanır oldum ben beni Kör gözlerim açılmaya başladı Yaşlandıkca soluğumuz kesilir Bakış açımızda neler eksilir Göz bantlarım yavaş yavaş çözülür Kör gözlerim açılmaya başladı Bilgisizlik acısını bilmeyen Kuşatılmış korkuları yenmeyen Bakar körmüş baktiğını görmeyen Kör gözlerim açılmaya başladı Yaşlandıkca öğrenmenin korkusu Dost Şeref in bundan kaçar uykusu Nasıl bir yer karanlığın arkası Kör gözlerim açılmaya başladı 10-10-2007 Şerafettin Muş |
Gereği Düşünüldü Sizin inek bizim tarlaya girdi Keçiler damdaki serğiyi yedi Hekim Bey,bu adam beni çok gerdi Yeter artık gereği düşünüldü Şu tarlanın sınırı babamı aldı Bahçedeki elmaları kimler çaldı Bu yolu buradan geçiren yandı Gidin artık gereği düşünüldü Kadınlar çeşmede saçlar havada Çocuklar yumurta çalar tavada Hekim Bey,çıldırırım ben burada Bıktım artık gereği düşünüldü Sizin oğlan bizim kızı kaçırmış Biz kan davalıyız bunlar çıldırmış Kızın anasıda pek bir cazğırmış Deli etmeyin gereği düşünüldü Senin kaşının üstünde gözün var Tavuğuma kış dedi biraz sıkar Neden camımı indirdi bu çocuklar Gidin artık gereği düşünüldü Yaşım yetmiş tarladan su akıtmam Ot tıkarım bu tarlaya bastırmam İnadımdan bir adım geri atmam Alın bunları gereği düşünüldü 20.12.2007 Ali Ekber |
Saçlarının Kokusu Lotusa benzer saçlarının kokusu içime çektikçe tüm fenerlerim söner gözlerin narin bir bakışla donmuş güneşimin tüm buzlarını çözer mesut aşıklar yakalanınca tek bir bakışına aşıklığına kara bir isyan eder bilinmez gergef gergef ördüğün bu ağa neden sadece uyanık aşıklar düşer denizci türkülerinde duyulur saçlarının kokusu dalgaların kıyıya vurmaları sendendir sen varken bitmez dağdan dağa rüzgarın kokusu gökyüzünün avare kusları senin eserindir tanrının yeryüzüne saldığı sis seni benden saklamak için midir rahibeleri anladım isa aşkına peki sendeki bu tazelik nedendir solgun denizlere renk veren saçlarının kokusu gölgesinde saklar, gökkuşağının kayıp rengini cezirde sana koşar, okyanus sularının buğusu sana hasetlerindendir eliflerin yalnız duruşu gel salalım çılgınca heryere, saçlarının kokusunu baharlar hiç eskimesin yeryüzünde. İsimsiz Şairler |
| Saat: 23:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık