![]() |
Sensiz şehrimde fırtınalar kopuyor sanki. Ölümün hırçın dalgaları kıyısız ömrümde Her vuruşta bir parçamı alıyor Üşüyorum işte .. Gözlerim, gözlerini arıyor gökyüzünde... Ama gökyüzü kapalı göstermiyor bana yüzünü bile.. Şehre yağmur yağıyordu Bereket dağıtan yağmurlar bile acımasızdı sensizlikte... Her damlasında saçlarıma kor ateşler düşüyordu Tüm şehri dolaşıyorum çıplak ayaklarımla Önümde seni bulma umutlarım... Arkamda beni kovalayan zifiri yalnızlık. Saatler geçmek bilmiyor Gözlerim bir an saate dalsa Yelkovan cellatlığa, Akrep ise karanlığa bürünüyordu. Umutlarıma akbabalar üşüşürken Dikenler batıyor sensiz yüreğime Hançerler med-cezir gibi giriyor içime Sensizlikte üşüyorum Yaşayamıyorum sensiz Susuyorum Rüzgâr bile sessiz Ayaklarım yoruluyordu Çukurları dolduran su birikintilerine çarpa çarpa Soluk almam zorlaşıyor her adımımda Arsız dikenler yetişiyor yüreğimin toprağında Ayazlar kapı eşiğinde beni beklerken Sensizlikte üşüyorum... Üşüyorum ya Bedenimi, hasretinin kıvılcıma atıp ısınmak istiyorum Hayır... hayır Isıtmıyor hücrelerimi hiçbir şey Denizlerde yansam, ateşlerde sönsem de Sensizlikte üşüyorum Bir sokak lambası görsem Sen diye seviniyorum işte Hayal olduğunu anlatınca köşe başına yılıyor yüreğim Ağlamak geliyor içimden Ağlayamıyorum bile . Sensizlikte üşüyorum Sanki sensiz duygularım bölük pörçük Yıldızlar varsa da gökyüzünde, sanki bana sönük Ölümü ensemde hisseder gibiyim Kimsenin olmadığı sokaklara girmiyordu ayaklarım Korkuyordum işte Karanlıktan değil ; Sensizlikte ölümün kalbimi esir almasından Korkuyordum. Kılcal damarlarımdan canımı çekiyorlar sanki Her yerde seni ararken Sensizlikte üşüyorum. |
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin |
Hazana Renk Düşende Hüzün sağıyor, gecenin parmakları isteksizce zamandan, Kırılgan ve ürkek, ay ışığında asılı kalmış gözlerim, Yılgınlığını taşıyor, en derin ummanın ıssızlığından, Ne bir sesi, ne bir esintisi var, bitkin gülümsemelerim. Ah! Dudaklarının kıvrımlarına yerleşir hüznüm, kıyamam, Oysa gülmeli hep ahu gözlerin, nevbahar kokulu rüzgâr. Bir deli yağmur sevdan, avuçlarımdan kayar gider tutamam, Solgun renklerime inat, gökkuşağı giyinmiş yılların var. Doğar mı, yalnızlığın karanlığına gözlerinde ki ışık? Yitirmek korkusu mu, kabullenişim bitimli sevdaları? Acımasız son ürkütmez, yaslı gönlüm gitmelere alışık, Hazan’da ne kadar yaşatılır ki rengârenk bahar dalları. |
İZMİR SEVGİLİM Ne zaman özlesem o İzmir saçlarında nice aşklara tanık olur imbat Gözlerinde gece yaldız yağıyor denize Ve elinde nergisleriyle gelen Belki de adı İzmir bir sevgilidir Rüzgarıyla deniziyle nergisleriyle gelen Belki de sevgilim işte bu şehir En eski şarabını sunar ince elleri yaşarım gür sularla soylu coğrafyasıyla Esrik öpücükleri Aşklar ve kentler birlikte yaşar Birlikte soluk alır eski fotoğraflar da bile İkiye bölebilir misiniz hasreti Bir şarkıyı maviye sevinci Ayrı koyarsanız İzmir'le İzmirliyi Kırılır tuz-buz olurlar billurlar gibi Ey Dinçer doğdun gezdin sevdin ne güzel Sen Homer'den beri İzmirliydin Yüzün güneşiyle yanık için nergisiyle serin Hani el ele koşmuştunuz ya vapura bir gün Kazı duvarına teşekkür ederim diye Pasaport' daki taş iskelenin. Dinçer Sümer |
Bana gönül bağından gonca gül deren pirim Bir sır varır Huda'ya o yola can vereyim Muhammedü'l-emindir iki cihanda serim Hakikate götüren o kula can vereyim Gönlümüzün Kâbe'si cananın cemâlidir Ab-ı bekaya varan âlemin kemâlidir Tevhid ki sevdamızın kusursuz amelidir Yaradan'a açılan o ele can vereyim Abd-i aciz Yunus'u dergaha katıştıran Eyyüb'ün benliğini kurt ile yatıştıran İbrahim peygambere cibrili yetiştiren Mevlana'yı döndüren o dile can vereyim O nurül-envardır ki döndüm yüzümü nura Ruhumu hapseyleyip durdum huzur-u dâra Zirve-i aşkta maksud vuslat-ı menzil tura Âl-i abâ makamı o âl'a can vereyim Beytülahzan'da daldım Yakup ile hüzüne Niyaz ettim Hünkar'ın eşiğine izine Ehlibeyt'in baş tacı Hak Resul'un gözüne Kerbela'ya dökülen o sele can vereyim |
Ne kaybetmeler buldum ben Bir elim bile kayip gitti otekinden Her sehre bir cakil tasi firlattim Aslinda hic olmayan denizimden Bir film seridi gibi geciyorum simdi olmayanlarimin icinden, Cok isteyince oluyordu hani, Soyle ner'desin, Hic gelmeyen? Bu sarkilar Hepsi yalan Seni benden neden aliyor zaman? Kapim calmaz..gelen olmaz.. Yoksun diye istahsiz;sabah olmaz zaman ... Ama.. BikTim.. Karanliktan... |
Canım hep cananı özler Kor oldu bağrımda közler Ağlamaklı oldu gözler Kederlerdir benim derdim Sensiz geçmez oldu günler Kaldı mazide dünler Derbederim bugünler Sensizliktir benim derdim Seni yüreğime koydum Kalbime resmini oydum İlk kez sevdiğimde toydum Yalnızlıktır benim derdim Ölesiye seni severdim Yoluna canımı verdim Aşkımı önüne serdim Ayrılıktır benim derdim Saçlarına esen yeldim Kükreyerek akan seldim Uğruna dağları deldim Elemlerdir benim derdim Günden güne kahroldum Acılarla yoğruldum Yapraklarla savruldum Hasretlerdir benim derdim. |
Ölesiye bağırdım Seni haykırdım sessizliğine Sen gene duymadın... Öylesine yokoldum ki yokluğunda Heryerim sensin Ama sen benim değilsin... O kadar bekledim ki rüzgar esmesini, Esince seni getirmesini, Ama o rüzgar hiç esmedi... O kadar gözledim ki yolunu, Geçen bütün arabaları saydım, Ama hiç birinden sen inmedin... O kadar çok şarkı dinledim ki, Gelince "işte bu bizim şarkımız" diyebilmek için Ben şarkımızı buldum Ama sen hala gelmedin.. |
BU AKŞAM Bu akşam seni özlediğimi yazacağım ve küllerimi yalnızlar sokağına döktüğümü teninin kokusunu ciğerlerime işlediğimi nar çiçeğinin güneşe gebe olduğunu arının çiçeğe unutamadığı geceleri fısıldadığını içimdeki tomurcuk mevsiminin yorulduğunu durup durup şiirini okuduğumu ve bana aktığını ve sana usta ozanlardan dizelerle seslendiğimi Mesela M.Cevdet Anday'dan Orhan Veli"den becerebildiğim kadarıyla Özkan Mert'ten Refik Durbaş'tan Sina Akyol'dan ve senin bildiğin benim beğendiğim diğer ozanlardan gözlerimdeki fotoğrafına baktığımı ve akmaması için bir cigara yaktığımı İzmir'in taşınmaz olduğunu kordonun taşlarının çimen koktuğunu ve sana aktığımı ve seni öyle çok öyle çok özlediğimi bu akşam seni özlediğimi ve içimdeki savaşı yazacağım Fatma Koştan |
İhtilâl Eski defterlerin yapraklarını teker teker Acı içinde açtı gözyaşı parmaklar Ne umutlar gizliymiş aslında içinde; fark ettim Yaşanandan çoktu, yaşanmamışlıklar Paslı çiviler gibi beynime çakılmışlar Söksem de olmadı silinmedi izleri… Kalsın göz bebeklerinde çiçeğin yılan hüzün Süzülsün gökyüzünden haşmetiyle siyah Pençelerine alsın sevincin kırık gülümsemelerini Kırılsın hepsinin kalemi gerçeğin mahkemesinde Titresin korku içinde tüm umutlar, hayaller Zaten cesaretsizdi yürekleri… Gece kan yağmuru bir ihtilâlle Bütün düşleri düşürdüm iktidardan Onlar değil miydi acımasızca beni kandıranlar Merhametsizce taktım ilmeği boyunlarına Zevkle seyrettim sallanışlarını darağacında Onlara ram olmuş ruhumu, kilitledim zindanına Bu sonu çoktan hak etmişlerdi… Renksizliği oturtum koltuğa bundan böyle Bıraktım peşini bütün renklerin Gözüm tok artık süzülüşlerine etrafımda Beyazı, sarısı, moru, pembesi, mavisi Sadece hayalmiş, hepsi de aynıymış Acımasız olsan da gerçek sana biat ettim Renklerim bana hep yalan söyledi… |
| Saat: 23:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık