![]() |
nereye gittiğimi bilmeden yürüyorum sokaklarda rüzğar beni nereye savursa sessizce kabulleniyorum başka çarem yok belkide aklım karma karışık ne yapacağımı bilemiyorum okyanuslardaki anaforlar gibi hızla kendi etrafımda dönüyorum yanlız kalmak istemiyorum bağırıyorum sesimi duyuramıyorum sessiz çığlıklarım yankılanıp dönüp yine beni vuruyor sessizce yanlızlığım çığlıklarımla buluşuyor |
Hasretin Gönlümde Sevgilim kalbim küsmüs kaderime atmaz oldu birden bire sevdim ise ölümüne seni sevdim gönlüm ile hasretin gönlümde sevgilim bütün askim senin icin duygularim darma dargin bu sözler sana maralim umut nedir ben bilemem askin idi deli eden beni bu hale düsüren benim kalbim seni seven...... |
Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. |
''HAZAN GECESİ'' Sisli bir eylül sabahının ardından Bilmem ki nedir beni böyle ağlatan Ümitlerim savruldu rüzgarlarda Kan çanağı bu gözler dünden kalan Şimdi hüzün yağmurları yağıyor Her gece yüreğimin kuytusunda Bu sonbahar yağmurları altında Sararmış yapraklar gibi aşkın avuçlarımda Bu yağmurlu hazan gecesinde Gözlerimin yaşıdır süzülen yüreğime Nasılda hüzünlü bu şarkılar; Ağlıyor gecenin sessizliğinde... |
Karlı bir kış günüydü gidişin Zaten üşüyen bedenim büsbütün dondu kaldı Seni hiç kimseler alamazdı benden Zalim Azrail seni benden aldı. Sana doyasıya sarılamadan sardı kara topraklar hiç unutmayacağız seni, ne ben ne de dostlar hiç kimse Söndüremez, içimdeki bu derin acıyı Adına yazılsada şiir, şarkı, destanlar Taparcasına sevenlerin kötü olur kaderleri Şimdi sensiz kalkacak aşıkların kadehleri Bu dünyada ayrılsada bedenleri Tanrı öbür dünyada mutlaka birleştirir sevenleri Biliyorsun uzun olur kış geceleri Şimdi oralarda bensiz nasıl yatarsın Ey zalim güneş acım dinmeden nasıl batarsın Kahrolası zalim felek sen ne canlar yakarsın.... |
hasret bir çizgidir bir daha geçilmez bilirim dökülen yaprakları kıskanmakta neymiş ben eylülü herkesten çok severim hüzün kurumuş bir daldır yüreklerde ne kadar su verirsen ver bir daha uç vermez bilirim bir bahar yaşadım ben bir bahar ki hiç yaşanmayacak soğuk bir kış öncesiydi yürek desen dondu donacaktı bu eller benim ellerim kar altındaydı son güzde gelen güneş olmuştu gülen gözlerin bir kurabiye tadında erimişti yüreğim ama şimdi eylül, şimdi mevsim hazan şimdi eylül, şimdi mevsim hazan dökülen yaprakları kıskanmakta neymiş ben eylülü herkesten çok severim şiir yazarım mesela, acı çekerim yalnızca yüreğim hafifler havadan hafif olurum bu aralar neşeme diyecek olmaz herkesi sevmeye başlarım bir seni sevmem benden kalan bir de senden kalan beni şimdi eylül, şimdi mevsim hazan diyecek bir çift sözüm var kendime dayan yüreğim dayan http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Solmuştu gönlüm yapraklar gibi kasımda Umudum yoktu bu solgun ayda Yeniden sevmek vede sevilmekten Hayaller kurdum bos sessiz sokaklarda Kulaklarımda sadece martıların çığlıkları Bos ve de sessiz sokaklarda Saatler hiç durmaksızın ilerliyor Her sessiz sokak hayatımdan saatler,dakikalar çalıyor Sonsuzluk içinde kayboluyorum Hayallerimi ve umudumu unutuyorum Boş sessiz sokaklara dalıyorum Ta ki seni ve de Geceleri boş ve de sessiz sokaklarda sadece umudun vede hayallerin sesini duyabilirsin... |
O kadar çok kırıldım ki... O kadar çok üzüldüm ki... Beni dinlemediğin zamanlar... Beni böldüğün zamanlar... Beni yanlış anladığın zamanlar... Benim yalnız kaldığım zamanlar... O kadar içerledim ki... O kadar çok gözyaşı döktüm ki... O kadar çok gücüme gitti ki... Şimdi sana tüm sevgimi aldım... Bir yelkene koydum... Saldım denize... Üflüyorum... Git diyorum... Gidiyor, bir daha geliyorsun... Nefesim tükeniyor... Ve oturup sonunda her şeyi bir kenara bırakıp... Çaresizliğime ağlıyorum... Kendimin aciz görüntüsüne kahroluyorum... Hayatıma dair her şeyde sen varsın... Ve ben seni hayatımdan çıkarmaya çalışıyorum... Sevmediğimden değil... Artık halimize dayanamadığımdan... Artık karar veremiyorum... Hangisi daha çok üzüyor bizi... Birlikte olmak mı ayrı olmak mı?... Hangisi daha güzel?... Seninle ağlamak mı sensiz ağlamak mı? Gülmekte olacak elbet bunda sonra... Ama biz zaten birlikte gülmek için birleşmedik mi? Şimdi geri dönme yollarına bakıyorum... Ben yola ne zaman çıkmıştım... Hangi cesaret ve güçle döneceğim… Ve o isteğim acep nerelerde… Koşarak geldiğim yerde başım eğik oturuyorum... Ne zaman kaldırsam sen varsın... Sıkı sıkı gözlerimi yumsam olmaz... Koşsam, kaçsam olmaz... Dursam unutmak olmaz... Böyle yavaş yavaş işte... Bir süre daha ağlayarak... Nina Simone çalsa... Ağlasam mı gülsem mi? Biri çağırsa... Gitsem mi kalsam mı... Derdimi... Söylesem mi, sussam mı? Güldüğüm şeyler ağlatacak daha biraz... Sevdiğim şeyler çirkinleşecek.. Ben de oturup izleyeceğim... Film izlemiş gibi... Oturup yorumlar yapacağım... Ama işte bu benim filmim... Tüm gülünç sahnelerde ben vardım... Tüm erotik sahnelerde... Tüm tutkulu, tüm komik sahnelerde... Ve trajik sonunda da ben varım... Hayatımın başyapıtını... Oturup seyrediyorum... Ve benden başka kimse anlamıyor... Ne filmin dilini... Ne konusunu... Ne benim için anlamını... Az kaldı... Biraz daha toparlanınca gidiyorum... Nereye gittiğimi kararlaştıramadan... Çok tanıdık bir yerden, bilinmeyene... Yeni bir yaşama başlıyorum... Ve artık şaşırmıyorum... Ama gözlerim kızarık... Ama yarı ağlamaklı... Ben işte... Geldim... Gördüm... Gidiyorum... Sen hep biraz en yakınım kalacaksın... Hepte çok uzak olacaksın... Ve ben metresini ölçemediğim bu mesafeyi... Daha bir ömür düşünüp... İşin içinden çıkamayacağım... Ve bunca anlamamışlık ve anlaşılmamışlık... Çoğu zaman elimin telefona gitmesini bile engelleyecek... En çokta buna delireceğim... İçimdeki köpekler kuduracak... Kanımın içinde buz parçacıkları... Nereye gitsem donuk olacağım... Aynalara mendebur bakacağım... Bütün duygularım soru işaretlerinin çengellerinde tek tek intihar edecek sonunda... Ve bir daha dirileceğim... Kalbim biraz daha katılaşmış... Biraz daha "büyümüş" ve yıpranmış... Ben sen aklımda olmadığın zaman dirilebilirim... Sen varken ya şehit olabilirim ya gazi... Seni savunmak için kendimle o kadar çok savaştım ki... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Seni seviyorum diyecektim ayrılalım dedim. Madem ayrılacaktın beni neden seçtin. Kurduğumuz hayalleri tek sefer de ezdin. Zamansız sözünle beni perişan ettin. Sen beni hala seviyorsun... Sen de bunu açıksa belirtiyorsun. Veda sarılışımızda derinden ağlıyorsun. Madem seviyorsun neden acı çektiriyorsun. Ben sevgini hissettikçe seni beklerim. Arkadaş tavırlarını sineye çekerim. Artık girdin kanıma bir tanem. Sen yoksan ben de sessiz giderim... |
G e c e Ben gecenin en çok, adını seviyorum. Bir kere asildir gece... Sonra karanlıktır. Yüzlerdeki sahte tebessümler, Yalan gülücükler, Anlarsınız ya. Sonra nefes alır çiçekler. Arka odada bir ayin vardır, Bense bir yangını doya doya yaşıyorumdur bu gece. Elimde bir mücevher kutusu tutuyorumdur... Mücevher kutusundaki afyon ruhunu, şöminede yanan son ******nin nefesi karışır Ateşe gizli düşen silüete. Süre baygın, Kaygı sarhoş, giz gözlerimde sarhoş. Bebek kucağımda ve a y r ı n t ı ayrıntı sırtıma geçirdiğim bin yıllık paltoda, ayrıntı usul usul hayatı adımlayan saçlarımda. ayrıntı ne kadar yağlasan da yine gıcırdayan kapıda. Kapıyı açık unuttum, Bir avuç su kadar masumsun oysa. Zamanı yakabilir misin suyla? Yap o zaman! Hadi ne duruyorsun! Umutsuzluğu demin çöpe attım. Biten şarap şişesiyle. Gözlerimi mücevher kutusuna koydum. Yatağıma girdim, mezara gömülen ceset gibi. Geç kalıcağım dünden belliydi Ağustos`a. Geceyi seviyorum dost! Ben, Gecenin En Çok Adını Seviyorum.!! |
| Saat: 23:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık