![]() |
Yeşil “ Yolu Dinle Unutmak istiyorum Nasıl sevdiğimi bile unutmak Kıyılarımın suları aşamadı O yüksek karlı dağları Sen mi ben mi Bilemedik bir şeyleri Sevdamızı incitmeden? Çiçeklerin açamadı Benimkiler gibi Bırakalım öykümüzü Bir masal gibi anlatsınlar Ne o baharlar açar Ne de o balıklar bizi dinler Bir kez de git yüreğinle Yeşil yolu dinle O kadar yürüdüm ki Yalnız ve yorgun Küllerini savur demiştin Okyanusa Bu derece dağıtamazdım seni Tükenirdim. Şimdi başım dingin Yüreğimin sızıları dinmiş Aşamadığım dağların Koşuları bitmiş Bir renk denizinde Sevgileri topluyorum. Kumların üzerindeki izler Belirsiz bir ülkede Çoktan kayboldu Bu masal dinledikçe yeşil Anlattıkça güzel Kal o dağlarda Bitmesin Yeşil yolun masalı Sevim YAZAR |
İSİMLENDİRİLEMEYEN DUYGU Nedir..beni sayfa,sayfa yazdıran? Kolumu,kanadımı kıran nedir? Onbeş uzaklarda gezdiren. Günlerdir uykumu kaçıran,nedir? Nedir..?Göğsümdeki korkunç heyacan. Kapımın önünden gelen ses nedir? Nedir? ta beynime hücum eden kan? Beni tekrar çocuk yapan his,nedir? Şemsi Belli |
Rüyalarım Olmasa Yıldızlara baktırdım, fallara çıkmıyorsun, Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa. Pencereden bakmıyor, yollara çıkmıyorsun; Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa... Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak? Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak? Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak, Seni sarmam imkânsız rüyalarım olmasa... Sevmesem özler miyim seni can pahasına? Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına. Adını söyleyemem, senden bir başkasına; Seni sormam imkânsız rüyalarım olmasa... Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam, Sana değil, saçının bir teline kıyamam. Yıllar sonra dönsen de nerde kaldın diyemem; Seni kırmam imkânsız rüyalarım olmasa... Yalvarırım mektup yaz, beş dakkanı ayır da, Su serp yanan sineme sağlığını duyur da, Yaban gülü gibisin, dağda, kırda, bayırda; Seni dermem imkânsız rüyalarım olmasa... Cemal Safi |
Hiç Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda kaldin mi hiç? Hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi, her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi. Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemigini yakarcasina özlemek... çok kötü degil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu ısıtamamak , artik sonunun "Pi" hali degil mi?Biliyorsun degil mi? Ne kadar umutsuz bir arayistir o, kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek, belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur degil mi? Ne kadar eritir insani farketmeden. Sende biliyorsun degil mi bunlari.? Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina. Güzel bir kafe kesfettiginde, güzel bir film seyrettiginde, güzel bir sarki dinlediginde güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi paylasamadigin için onunla. Bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin mi ortada? Hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi? Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün oldu mu hiç? Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan nefret edemedigin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden birisine ask siirleri yazabildin mi? Onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara feda oldun mu hiç? İçinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin, özlemini, susuzlugunu, açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç? Kanayan yarasini gördügün ama merhem olamadigin zamanlar. Gücünün, hani o tanrisal gücünün bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu gördügün zamanlar oldu mu hiç? Hiiiiiiiç.... Hiiç... hiç... bir hiç.. CAN DÜNDAR...... |
İlginç bişey mutluluk Neden insan sevinçli günlerini eskide saklar ki, Yaşadığımız acılarsa hep bugünmuş hatırlar, Peki, bugün mutlu olmadık mı? İyi düşün… serhat gültekin |
yıl, bir kere yirmi bir ocak çeker cennetiniz kayıp cehenneminizde nergisler sürgün d/üşüyor soluğum adı ‘’hiç ’’durağında sırrında soyunuyor ayna şiir çıplak tadını çarmıha ger dilimde- git - indir kendini kendimden indir güne ağıt yakan kuşların gagasını aşk masum değil! Dolunay Ünal |
Çöz Lepiska saçlarını. Şöyle İki yana salla Salıver Uçuşsun.. Kalk ayağa, İnce topuklar üstünde Salın biraz Dalgalı deniz gibi, Görenlerin İçi gitsin. Otur yanıma, Bahar kokunu Çekeyim içime. Sımsıkı sarılayım Sana.. Sonra, Kördüğüm olalım. Ne kadar Uğraşsalarda, Çözemesinler Bizi... münir üsküdar |
Niçin İnsanlar sevmeyi unuttu mu ne? Ve de gülmeyi... Başımı kaldırsam kan görüyorum Yoksa kin Resimde gölgesi binlerce hasretin Ne sıcak bir merhaba Ne de bir tebessüm Kalmamış izi mutluluğun ve sevincin Oysa biz hala yaşıyoruz Bilmem ki niçin?.. Ahmet Selçuk İlkan |
Artık suya ihtiyaç yok Bedenimde... Bedenim beynimde yok Bir natürmort tablo gibi aynada Güneş ışınlarıyla oynayabilir gözlerim Sen sviyi çizen kadın Bir çeşme başında Bedenimden suyun geçişini güneşe Anlatabilirmisin çocuklarıma Siyah ve beyazla yetinerek her öğlen vakti Gel öyleyse Dinle tenimin masalını Ve dilimde ki sessizliği söyle Söyle çocuklarıma Damarlarımda ki vadilere Biriken kumların benim olmadığını Çünkü ben Suçlu değilim Yargıç güneşse Eğer suçluysam Suç ortağım güneştir Kansız bedenlerde vampir değilim Alı sevdim diye maviden çok Hep kırmızı aktı şimdiye kadar Ve güneş kıskanmadı beni Sevdi hep bedenimi Sen sevgiyi çizen kadın Sevgiyi yazmak Ve çocuklarıma güneşle anlatmak Bilsen ne zor Seviyle her gün yaşamak Ve en kötüsü imkansız Her şey bittiğinde Onu bir tablo gibi kenara koymak ismet zeren |
Y ü r e ğ i m d e k i G i z olandır korku dağlardan büyük umutsuzluk kol geziyor ülkemde dünyamda dağlarına karlar yağmış memleketimin ülkem işgal altındadır 88/89 bir saniyelik andır ülkem işgal altındadır binlerce canım kafeste milyonlarcası tutsak ülkem işgal altındadır açlık yokluk kıtlık özgürlüğe ve sana hasret dünyam işgal altındadır sarılmışız her bir yandan kuşatmadayız değişik değişkenler kuşatması cephede düşman içerde "dost" çevremizde belirsizler kuşatmadayız değişik değişkenler kuşatması yüreğimdeki giz geçmişimden geleceğime uzanan köprüm bilinire doğru akan güneşim apaydınlık ışığım ateş çemberinden geçtim irin denizinde sınandım ne leş kargaları bildi ilişkimizi ne dostlar tam kavradı seni yüreğime gizledim yüreğimdeki giz kör karanlık gecelerde iliğime kadar üşümüş tepeden tırnağa ıslak sabah seher ayazında yok oluşun eşiğinde seni yüreğime gizledim bilincim savaşım sevdam var oluş nedenim bir avuç toprak yüreğim beynimdeki gizleri toprağa taşıyan topraklaşan bir sıcacık yuva yüreğim dünyadan büyük dostları saran barındıran bir sıkılmış yumruk yüreğim faşizmin beynine yıldız yıldız çakan bir sıkılmış yumruk yüreğim yıldızlara doğru akan yıldızlaşan bir avuç toprak yüreğim çiçeğe bezedim öptüm toprağı öptüm çiçeği öptüm seni çağların derinliğinde sırladım seni yüreğime gizledim yüreğimdeki giz iyiliğin mutluluğun ustası güzelliğin ezgisi azdan çoğa çoktan çoğa utkunun türküsü kitleleri coşturan balerinim seni öğrendim evrenselliğini kavradım tarihin derinliğinden coğrafyanın genişliğine seni yaşıyorum geleceğini yazıyorum geleceğini yazıyorum kanımla kanımla sevgimi sunuyorum sırım sırım sırladım yüreğime gizledim seni yüreğime gizledim yüreğimdeki giz seni yüreğime gizledim yüreğimdeki giz "ille dostun bir tek gülü yaralar beni" dost hançerine göğüs gere gere seni yüreğime gizledim yüreğimdeki giz dost gülü korunman için kahramanlaşanlar korunmana alındılar adına kahraman kesilip el üstünde tutulan hainleri yaftaları boynunda gönderdim gönderiyoruz *** çukuruna sarılmışız çok yönlü kuşatmadayız değişik değişkinler kuşatması hainleri sıraladık da upuzun dizi dizi dost gülüne gücümüz yetmiyor dost gülüne gücümüz yetmiyor dost gülüne gücümüz yetmiyor can pazarına düşmüş 'dostlar' tavşandan hızlı serçeden korkak ışık hızıyla savruldular yanımızdan suçlayarak saygıyı yitiren soğuk yürekli sevgisizler ******* satar kendini satar seni satar beni satar insanlığından sıyrılıp da insanlığı satar çığlık aç anaların apış arasından fırlayan çığlığın bilinci sana çığlık gönderiyorum aç anaların rahmindekilere umut sana çığlık gönderiyorum ezilenlerin kavgasından çığlığa karışmış çığlık sana çığlık gönderiyorum dört bir yandan kavganın içinden sana çığlık gönderiyorum acılı onurlu çığlık esir düşüp teslim olmayanlardan onuru uğruna canını ezilmiş böcek gibi fırlatıp atanlardan sana çığlık gönderiyorum uğruna utkunun doruğuna erişenlerin onur utku sevgi kokan çığlığını sana çığlık gönderiyorum yanan yüreğimden senin çığlığını senin için uğruna ölümün üstüne uçanların sevda türküsü adını kanla kazıdık yüreklere beyinlere kanımızla sunduk sevgimizi sevenler kır çiçekleri toplasınlar diye kulaktan kulağa yürekten yüreğe ezgilerinle dağdan dağa türkünü söyledik sevda ateşindi ovalarda yaktığımız şehirleri diz çökerttik önünde tezgahlarda kıyımlarda darağacında gülümsedik en acımasız acılar altında güvenle bağlılıkla destanını yazdık direncin sevginin bilincin insanüstü sevgiyle sevildin anlayansın bilensin kar kırmızı yağanda cehennem harlamasında tutkun yol gösterenimizdi bizi bizden koruyan kavganın en acımasızıdır yaşadığım kanlı şiddetli kır çiçeklerinden dağ doruklarına metropollerin yoğunluğuna sevgilinin sözünde devrimin kucağında kavganın en acımasızıdır yaşadığım ha vurdu ha vuruldu düşman kavgası basit tekillik kavganın en şiddetlisidir yaşadığım beyinleri sarsan kendimle kavgamdır parçacıklarımı uzaya dağıtan başka zamana başka mekana başka boyuta gönderen mikrobik cımbızla topluyorum kendimi cüce yıldız acımasızlığından genişleyen uzaydan ve kendi ellerimle yaratılıyorum yeniden yeniden yeniden yaratanımızdır ellerin anlayansın bilen kavrayan biliyor biliyor biliyorsun yeniden yaratanımızdır ellerin bilenim anlayanım kavrayanımsın insanlara saygımın sevgimin sonsuzluğu kişiliğime vurduğum damgalardandır savaşın göbeğinde sesimi duyamaz olduğumda şehit kanlarımızın göletlerinde ayaklarım ıslananda düşman leşlerinin sendeletmesinde ağız dolusu küfretmemin kulaklara kadar açık ağızla gülmemin çiçek koklamamın çocuk sevmemin ve sevgiliye incecik yüreğimden kopardığım hasretli parçacıklarla selam göndermemin mutluluğunu plazmamdaki atomlara kadar duyumsamamı sen anlayabilirsin yatıp uzandım otlar üstüne ıslığımla parçaladım çiğ tanelerini ilahların gözyaşlarından yaptığım kolyeyi taktım da tanrıçamın boynuna armağan sundum yoldaşımın koynuna anlayanımsın seni kavradığıma tanığımsın biliyorsun kavrayanım biliyorsun evrenselliğinle bizleri kapsıyorsun yeniden yaratanımızdır ellerin yangı yürek yangısıyla dolaşıyorum kavganın göbeğinde yürek yangısıyla anaların yürek yangısıyla toprağa yavru vermiş anaların işkenceden ilmekten kurşundan tezgahtan darağacından pusudan canından can veren anaların yürek yangısıyla biliyor biliyor biliyorsun ellerin ellerin ellerin yeniden yaratanımızdır ellerin engel ilkyaz aylarında keçilerin belini ısıtan sıcaklık beynimin ürünü yüreğimin sevgisi insanlaşanları kucaklasın diye bünyemin yokluğa koşuşunda ölümüne yaşıyorum ölürüm dağlarına taşlarına suyuna çiçeğine ölürüm tutkuna ölürüm sana ölürüm gelişimine bensiz kalırsın yetim öksüz boynu bükük karnına tokat yer de vay arkam deyi dolanırsın gel öldürme beni senin için yaşanılır sevgi çiçeğim yaşanılır savaşılır yaşanılır yaşanılır savaşılır bunalımın bunalımımı geometrik katlayan bunalımın dostluk hücresinin intiharıdır sevgi çiçeği ezilir umut ışığı kararır kırılır hain güllesine dost hançerine göğüs gerişim bunalımına engel uzat ellerini aşalım engelleri duyumsuyor yaşıyor biliyorsun yaşıyor biliyor görüyorsun biliyor biliyor biliyorsun ellerin ellerin ellerin yeniden yaratanımızdır ellerin uğruna insanlık onuru için can verirken önünde uğruna onurumu çiğnedim ipekten halı yapıp tutkumu yüreğimin sevda çiçekleriyle yollarına serdim onurumu ezildim tutkunun doruğundayım inişsiz doruklarda buluttan buluta uçtum da geldim gönülden gönüle aktım da geldim yüreğime akanları teptim de geldim kapına yüz sürdüm küçüldüm ayrılığı yaşadım gök mavisi denizlerin derinliklerinde çöl karanlığı buz dağlarında sensizliği karınca kalabalığı insan selinde kendimden uzaklığı kuşun kanadından yerin kulağından geldi haberin ıssız çiğ tanelerinin esintisinden avundum yoluna baş koyduğum yaptığım çarmıha gerildim ellerimle yaptığım çarmıha çağlarca sayısını unuttum uğruna ölümlerimin sayısını sensizlik ölümden acı kor insana ayrılığı öldürmeyedir savaşım hasretliği öldürmeye insan insana sevecenlerin ışığı sevgi çiçeği sevgiye saygı insana sevgi yüceltiyor bizi insan insana buluştuk el ele tutuştuk uzunca uzun söyleştik insanlığı yaşadık acıların acısını ayrılığın acısını korkuların korkuncunu sevginin en mutlusunu insanlığı yaşadık adım adım koşar adım adım adım sağlam adım el ele yürek yüreğe omuz omuza yürüdük insanlaşma kavgasının ortasına bizleşmeye bütünleşmeye koşuyor beyninin (bilincinin) bulanıklığını aşıyor yoldaşlar arasında yoldaşlaşıyorsun nüve geçmişimden geleceğime uzanan köprüm bilinire doğru akan güneşim apaydınlık ışığım ben devrimim geleceğini belirleyenim kendini yaşıyor benden bana koşuyor benzerlerimi aşıyor bana ulaşıyorsun seni kendime kodladım kendine bakışta iç dünyanı tartışta izlerimi bulacak beni yaşayacaksın seni kendime kodladım bilincindeki bulanıklığı aşıyor insanlaşma kavgasında insanlaşıyor benzerimden benzerime bana koşuyorsun geleceğini belirleyenim seni kendime kodladım bilinire doğru sevginin sıcağın hasretiyle ateş saldım yüreğimden kopanlara acılı çığlık alazıyla ışıktım gönlünüzü hainleri ışınladım da dost gülüne gücüm yetmiyor gök ekinler yeşersin insanlaşma hızlansın diye yüreğimi verdim buyruğunuza beynimi bilincimi bedenimi tok uyunsun kardeşçe sevgi çiçekleri açsın evrende insandan insana saygı yaşansın diye yüreğimle kızıla boyadım bulutları güvercin saldım yıldızların ötesine ötesini size bırakıp güzelliği dostluğu kardeşliği işledim bilinçlere insanlara adandım insanlaşanlarca bende bulursunuz kendinizi geleceğinizim şimdiden güzel günlerin bitmediği çiçeklerin solmadığı mavilikler beldesinde beyazı yaşayın çocuğa saygının çiçeğe sevginin doruğunu insandan insana baskının açlığın ve tutsaklığın -miş li geçmişin rivayetiyle anlatıldığı mavilikler beldesinde beyazı yaşayın kelebeklerin kanadından izleteyim çiçekleri sonsuz maviliklerde beyazı yaşayın Sevgilim Devrimim Salim Yılmaz |
| Saat: 13:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık