![]() |
BANA VE SANA Bir adım atabilseydin bana Koşarak gelirdim sana Bir sıcacık bakışını verebilseydin bana Güneşleri hediye ederdim sana Bir içten dokunabilseydin bana Sevgilerle adanırdım sana Bir kez kin gütmeseydin bana Her meleği tanıştırırdım sana Bir kez can diyebilseydin bana Kaç canan olurdum sana Bir sevdalanabilseydin bana Bin Kerem olurdum sana. |
Ben Sana Mecburum Bilemezsin Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin. Attilâ İlhan |
Cesaretin Var mı Ben gönlüme aldım seni, Hiç tereddüt etmeden bir dakika bile 'gider mi' diye düşünmeden Canımı, ömrümü kaybetmeyi göze alıyorum, 'acaba değer mi ? ' diye düşünmeden. Her günümü, her anımı seninle geçiriyorum Sessizce, delice Herkesten habersiz, Kimi zaman senden bile... Gecelerim de senin, rüyalarımda, Hayallerim, ümitlerim de. Kalp atışlarım sevginle her dakika her saniye Bekliyor gelir mi, ararmı diye. Ben gönlüme aldım seni, Hiç tereddüt etmeden bir dakika bile 'gider mi' diye düşünmeden Canımı, ömrümü kaybetmeyi göze alıyorum, 'acaba değer mi ? ' diye düşünmeden. Meydan okuyorum şimdi sana, Cesaretin var mı? Yaşadığın bu aşkı haykırmaya, Yada en azından Seni Seviyorum diye bağırmaya... Cesaretin var mı unutmaya. Son noktayı koymaya. Bu kadar yalandan sonra Cesaretin varmı aynaya bakmaya... |
GÜLÜŞÜN bir avuç duru sudur gülüşün gülüşün bir pınar başında yüzüme serpe serpe serinlediğim seher yelidir okşar kanatlarını yüreğimin maviye değer başım zaman kavramının dışında yelkovanın akrebi yirmidört kez çiğneyip geçtiği doğanın bütün kanunlarını ihlal edip kavrulup savrulan bir kumsalda susuz yeşeren narin bir çiçektir gülüşün ve biz ondan öncesini unutmuş olarak aşka dairlerin ütopyasını çizdik yürek haritamıza sen orada, ben burada alıp avuçlarımın arasına iki yanağını süzüp ışıltısını kirpiklerimden gözlerinin nariçi dudaklarında otuziki diş öpüşümdür gülüşün nakışlayıp adını yüreğimin kabzasına sesinin her telini sarıp belleğime yorgan misali gecelerce örtündüğüm gökyüzüdür gülüşün duruşun halkım mabedimdir gülüşün ötesi uçurum olsun varsın düşüp ölmek sende güzelleşir sende ben aşkın evrensel gizemini sevdim kırlangıçların göç göç gidip gelişini güvercinlerin bahar coşkusunu yasakları ve yasakların yasak tutkusunu sende ben unutmamayı bir de unutulmamanın onurunu sevdim ülkem bakışlım hadi tut ellerimden sıkıca bir türkünün bilinmeyen ırasını fısılda olanca sıcaklığını bırak içime iki dudak arası bir öpüş yansın sende ben türkü türkü ülkemi sevdim... |
Öğrendim! Bu sefer izledim ve bak neler öğrendim senden... Yeni şeyler öğrendim Mesela susmayı Sustukça konuşmuş olmayı Arkada kalmayı gördüm Arkada kaldıkça önde olduğumu farketmeyi... Bu sabah aynada sırıttım kendime Sessiz bi haykırışın Sırıtılarak anlatılabileceğini gördüm insanlar gördüm Yalanlar, yalancılar Rüyalar vardı sörf tahtasında sanki Yaşamlar gördüm Bir fısıltıyla anlatılan Ama sesi gibi taşın, aynı Yuvarlanıp akan tepelerden dağdan Bu sabah bir söz duydum Bir çift gözle Gözgöze geldim aynada İçinde çok derinde Seni gördüm Gözlerini Gülümseyişini Sesini duydum Ve tepkilerimi gördüm Titrememi, sırıtmamı Ve cam buğusu gözyaşımın arkasından Seni sevdiğimi gördüm!! Serhat Karaman |
SANA SEVGİLİM DEMEK GELİYORSA İÇİMDEN Sana sevgilim demek geliyorsa içimden Engel olmaya yetmez beni reddedişlerin Hayâlin bir an bile çıkmıyorken serimden Boşunadır bunca yıl beni inletişlerin Sana sarılıp öpmek geliyorsa içimden Engel olmaya yetmez bana nâz edişlerin Adından bir harf bile düşmüyorken dilimden Boşunadır bunca yıl beni bekletişlerin |
HOŞGELDİN GÜLÜM Bir simiti bile paylaşamadık seninle Ne de kuru bir ekmeği Paylaşmışken koskoca bir yüreği Gözlerin aklımdayken,unutabilir miyim seni? Hoşgeldin gül,hoşgeldin yorgun gönlüme Gülümsün ama her mevsim açan Canımsın,cana can katan Nefesimsin,bir an ayrı kalınmayan Hoşgeldin gül,hoşgeldin yorgun gönlüme Umut getirdin,viran olmuş yüreğime. |
Gece geçilen şehirler ışık seli gibidir... acilar büyütülerek unutulur sevdigim yüzünden kopunca bir buzul çiglik ellerin buz tutmuş iki yarim şarki olur ve ben yoksulluk kokulu bir gidiş birakirim sana beni adresime sorsun esmer bakişlarin dönsen de bulamazsin nasilsa gitsen de kentlerden sakindigim bekçi duruşlarimi ara emaresi boldur sokaklarin sol omuz başimdaki kokundan yakalanirim sokul ki geceme avuçlarin islanmasin saat başlarini beş geçer yelkovanin senle zamansizim amansizim senle büyük susarim kendime yenilirim her kavgada sonra koca agiz bir çocuk olurum bütün trabzanlardan kayarim bütün köprülerden sarkarim yüzüm kente sürülür içime sesin kaçar ben seni aglarim alişmak ölümdür sanki hiç ölmedik tanrinin gögsümüze taktigi bir nişandir ölüm teneşirlere yatiriliyor şimdi ellerim sana uzanmaktan yargiliyim hirçin bir iklimin sir girdabisin seni anlamak kendine çelmeler takmaktir ve kendini affetmesidir her seferinde (bazen beni affedebiliyorum istanbul) zehir yüklü bir mektup var dalgakiranlarimda parçali bulutlu durur sana kent şiirleri biriktirdigim bir gecede çok eşli bir yagmur başlar kentin en dövüşçü çocuklari aglar bilirim dişarida yagmur varsa sen içinde agliyorsundur aglama ki gülmesinler bize bak sen seviyorsun diye var sonbahar her mevsim gelişine söz veriyor saçlarina fisildiyor saçlarina bana bir pencere bile açmadigin saçlarina sensizlige alişmak bir bozgun agirlamaktir içinde biliyorum örtülerine unutma beni çiçekleri takiyorum şimdi yaşama hakkim sana gel de yagmurumdan iç seni seviyorum |
Sana sevgilerin en yücesiyle Sana duyguların taşkın seliyle Sana aşkların en yücesiyle Bağlıyım sevgilim bağlıyım sana Ellerin ellerimde olduğu zaman Gözlerim gözlerine baktığı zaman Dudaklarım ismini andığı zaman Mutluyum sevgilim mutluyum inan Yıllar ömrümü alıp gitsede Saçlarıma beyaz aklar düşsede Kalbim büyük acıları çeksede Seviyorum sevgilim seviyorum ben |
A r t ı k Rüzgar yari sürükle kalbime Yağmur gözyaşlarım olmasın artık Bulut yarin üstüne seril Güneş onu benim gibi yakmasın artık Gül yari çağır kokunla Dikenler elime batmasın artık Yaprak yare bir fısılda Toprak onu benim gibi çekmesin artık Aşkım tezgah olan kalbimde serili Yarim onu hergün deşme artık Yar aşk bıçağını bileme gözyaşımla Bırak paslansın bıçak kesmesin artık Çarmıha gerildim kulpsuz bir dolapta Ayak seslerini duyamam artık Maziye sen git fotoğraflarla İstesem de geri gelemem artık Balıklar ağlayıp da deniz tuzlu olmasın Dalgalar sahile vurmasın artık Aşkım imdat deyip kurtulsun elinden Tuzlu sularda boğulmasın artık Çeşme yaptırın her yerine yeryüzünün Mecnunlar çölde susuz kalmasın artık Şifresi çözülsün bütün kalplerin Sevginin kıymeti bilinsin artık... |
| Saat: 13:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık