![]() |
FAHRİYE ABLA Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar Kapanırdı daha gün batmadan kapılar Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin , dişlerin ve akpak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen fahriye abla Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede Bahçede akasyalar açardı baharla Ne şirin komşumuzdun fahriye abla Önce upuzun sonra kesik saçın vardı Tenin buğdaysı , boyun bir başak kadardı İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla Ne çapkın komşumuzdun sen fahriye abla Gönül verdin derlerdi o delikanlıya En sonunda varmışsın bir erzincanlıya Bilmem şimdi hala bu ilk kocandamısın Hala dağları karlı erzincandamısın Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda Ne vefalı komşumuzdun sen fahriye abla AHMET MUHİP DIRANAS |
Öyle bir sevgili buldum ki dostlar Gerçeği sevdalı, düşü sevdalı Yok artık gönlüme, o yalnızlıklar Baharı sevdalı, kışı sevdalı Nesini anlatsam, nasıl söylesem? Ömrüm tazelenir yüzünü görsem Ne mutlu olurum, ah bir de sarsam Kolları sevdalı, dili sevdalı |
CAN TANEM sonsuz boşluğunda gökyüzü yalnızlığına mahkum edilir ay ışığı gün doğumu beklenirken kavuşmalara kurulur saatler narin bir çiçek gibi savrulan rüzgarla ruhlara fısıldanan ses olursun önce hafif bir rüzgar ve ardından toz toprak ile kopan fırtınanın kapattığı aşılmaz ve geçit vermez yollar dört bir yana saçılan sözleri koyup koynuna yüreklere yaşam olursun veda etmeye hazırlanan sıcak günlerden kalma bu son yaz ikindisinde kavuşmalar gibi yol yorgunu yağmurlarla saçlara dokunursun efkar demlenirken gözlerde kor alevler içinde yürekler üşür yalnızlık kara bir gölge gibi sevdalar üzerine düşer renkler siyaha döner bilinmedik renkler içinde eskitilmiş geceden sonra doğan güneşle beraber gök kuşağından süzülen ışık olursun can tanem Atila IŞIK |
Hasretine dayanmaz oldum sevdalım Dudaklarımda özlem türküsü gece ve gündüz Bir şeyler kemiriyor içimi bir şeyler Bilmezdim özleminin bu kadar acı olduğunu Bilmezdim yokluğunun bu kadar yakıcı olduğunu Yok be sevdalım Yaşanmaz bu dünyada SEN OLMAYINCA. |
AYNALAR OLMASIN aynalar olmasın lütfen çıplak bir odanın feri sönmüş sabahında dilimi jiletle kazımış türküler dökülüyor ağzımdan bir dulda yok artık sığınabileceğim öyle diyor eylül galiba kurtulamayacağım bu defa galiba… dökülüyor yağmur süzülerek rüzgarın eğlencesi bulutlardan koyulaşıveriyor birden düştüğü yer bir ince melodi salınıyor sokaklara bir deli ritim bir sızılı nefes çocukluğumun toplu “kortik” oyuncuları çıkmıştır şimdi sokağa kurtulamayacağım bu defa öyle söylüyor eylül hem de bir damla olarak yaşamak varken toprağa can vermek adına düşüyor toprağa |
Baharda açacağım Zoru seçtim seni sevdim çiçekler getirdim uzak yaylalardan kırmızı çizgilerde vuruldum dağıldım simdi bir rüzgar esecek kuzeyden savuracak son parçamı toprağa düşeceğim çiçek kopardığım yaylalarda baharda açacağım sen kokacağım Enfal Törün, Ekim 2006, İzmir |
Cennetin güzelliğini üstünde toplamış, Cehennem sıcaklığını kalbime saplamış, Bu aşk yolunda çilelerime katlanmış, Sevda yüklü meleğimsin,sevdalımsın. Bazen Azrail olur canımı alırsın, Bazen İsrafil olur kıyamet koparırsın, Ama sen varya sen, Sonuçta melek kalpli sevdalımsın. |
Yaşadığım kadar yaşadığın kadar daha yaşayacaksın ne kadar gidersen git hep aynı yerdesin gözlerini açsan maymun, şaşıracaksın kibir, aydın yüreklerde siyah perdesin hayat, seni bir celsede boşayacağım şahidimdir bahçemdeki yaban otları insan üstü mahluk gibi yaşayacağım parçaladım içimdeki bütün putları dalkavuklar sardı aşkı, kirletti diller ceketimin cebindedir artık mutluluk almak için uzansam ah yetmiyor eller bu yüzden hep yüzüm gülse, bir yanım buruk yaramaz bir rüzgar esse simdi ansızın saçlarımda eski dilek saçakları var bir zamanlar umuduydu o hoyrat kızın ağaçların yeşilini süpürdü tozlar yaşadığım kadar daha yaşayacağım her nefesim için bir gardiyan görevli hayat, sakın kıpırdama, kaşıyacağım madem bütün hüclerim seninle evli |
Pamuk ipliğine döndüm, Ha koptum ha kopacağım Biçare şaşkına döndüm Daraldım boğulacağım Sevdam beni aramıyor Ne özlüyor ne soruyor Öldü mü kaldımı diye Hiç mi hiç merak etmiyor Onu nasıl sevdiğimi Canımın içi deyişimi Ona verdiğim değerin Bilemedi kıymetini Beni anlamak istemedi Yüreğimi hissetmedi Kim bilir kimi dinledi Gerçeği görmek istemedi İsteseydi görmez miydi Benim gibi sevmez miydi Bana karşı hissi olsa Sevdim seni demez miydi |
İntihar Bahçesi kendime vardığım anlar kuşandım ıslığımı en az kendime karşı güven içinde yaşadım yüklediğim anlamlardan arınınca eşya ruhumu kanatınca kadife ve tül ellerim rüyanızdan bir mızrak boyu ayrılıp da uzanınca iliklenmiş yakama sanrılı boşluğuma fenerimi sarkıttım veda başlıkları altında gölgemi saklayacak çarmıhımdan başka sığınak bulamadım şimdi acılarla kundaklanmış zamanın silinmiş levhaların uğuldayan çanın alnımda derinleşen çarpının şahidiyim yazgımın iklimine açıldı dehliz adını gerçeğe devşirdi vehim belki biraz erken ama çaresiz aklınızda kifayetsiz nedamet hatıranızda münasebetsiz şaka dilinizde lanet olarak gideceğim |
| Saat: 19:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık