MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

jöly 7 Ocak 2008 01:24

Çirkin Kadınlar

Rüyamda çirkin kadınlar gördüm dün gece
Yüzlerini elleriyle kapatmışlardı
Bakışlarında çirkin olmanın utancı
Kalplerinde Tanrıların merhameti vardı.

Ölümü hatırlattı bana çirkin kadınlar
Ölüm daha güzel değildi yaşamaktan
Bakıp bakıp ağladılar sessizce
Bütün aynalara uzaktan

Bir asır kadar uzun dakikalar geçti
Yalvardılar Tanrıya çirkin kadınlar
Güzel olmayı dilediler gök gibi, deniz gibi

Bir an için Tanrı olmadığıma yandım
Rüyamda çirkin kadınlar gördüm dün gece
Ve bir ölüm uykusundan uyandım.


Ümit Yaşar Oğuzcan


arwen 7 Ocak 2008 01:41

Üşüdü yüreğim
Yalnızlığımda
Dilimde bir aşk şarkısı
Titrerken yanıklaştı
Sesim.
Kar yağmış sanki
Hücrelerime
Çırılçıplak
Kaldım
Ayazın ortasında
Kışın güneşi
Isıtmıyor
Bedenimi.
Sarılmak istiyor
Sarmalanmak
Kor ateşi
Kucaklarda,
Ve uyumak
Biraz.

tarık tan


Sedef 21 7 Ocak 2008 02:23

yanlızlığım

sesiz ve karanlık bir odada
vurdumduymaz gecenin karanlıgı götürürken yanlızlıgımı uzak diyarlara çaresiz boyun bükmek kalırdı ayrılıga amansız bir kovalamaca başlar geceyi kovalarım sabahı ve seni getirsin diye oysa uzadıkça uzardı gece 11.10.2003 agrı çaresiz vazgeçerim yakarım bir sigara bir daha bir daha... sonra aglarım hayeller kurarken ve seni düşünürken

Celal AKTAN



arwen 7 Ocak 2008 02:37

İçim dışıma çıkıncaya kadar
Dışın içime girinceye,
Bükülüp içince,
İçimce erinceye,
Özümüze,
Ruhumuza
Karışıp sindirilinceye kadar;
Capcanlı, dipdiri teninden,
Ellerinden, gözlerinden öpüyorum aşk


deniz şimşek


Demir YumruK 7 Ocak 2008 15:24

Ankara

Ankara büyük şehir
İçinde yoktur nehir
İçimde var bir kahır
Özlendin ey ankara

Ankara büyüksün, yücesin
Sanki aydınlık gecesin
Her zaman usumdan geçersin
Özlendin ey ankara

(Serdar Sayıl-1982) Serdar Sayıl


Sedef 21 7 Ocak 2008 16:27

Yıkıntı

Her yıkıntının dibinden bir hazine çıktı.
Bin siir dokudum yaslarımla..
Her mutsuz göz kırpışımdan
Binlerce yıldız fıskırdi bagrımdan semaya
Ama artik her duygunun,
O kişi için kusursuz oldugunu biliyorum
Her yıkılmışlığında bir yüceliş olduğunu sezdim
yakamozları ,yalnız görenin bildiğini
Hazinelerin ise..Viranelerde gizli olduğunu anladım
Karlar erimeden toprak görünmüyor.
Bahar gelmeden ağaçlar dönmüyor yeşile
Acı olmadan aşk da bilinmiyor.
Bir zaman dilimi, sevgi yaşamda..
Onsuz bir anlamı yok geçen yılların.
Anladım artık, kapladı ruhumu
Acıyla, yıkıntıyla, göründü, geldi .
yaşadıklarım devrildi,altüst oldu
Diplerde,altlarda,
Bin değer yakaladım.

Sevgi Damlaları


arwen 7 Ocak 2008 20:56

Giderken sen ey aşk!
Üşür çiğ damlaları gözlerimde
Mülteci düşler vurur yüreğimi
Kurşuni bir renk alır gökler
Afaklar yağmur yağmur...
Cemre düşmez yeryüzüne ey aşk
Küheylani vurur dalgalar sahile
Kan, kırmızı akmaz...
Hüzün eskimez...
Gitme ey aşk!
Seni şaha kaldıracak
Ne bir Yusuf ne bir Kerem...
Ama gitme ey aşk
Mecnunu yollara düşüren
Seyyahı martının peşinden sürükleyen
Şairi elif elif diye gezdiren aşk
Gitme...
Sensiz buralar ayaza keser
Avuçları doldurmaz dualar
Sağnak sağnak boşalmaz toprağa yağmurlar
Bülbül unutur gülünü
Geceler suspus olur
Güneş doğmaz sabaha
Aydınlıklar bırakır yerini karanlıklara
Gitme ey aşk
Gitme...


elif hilal


arwen 8 Ocak 2008 23:35

Gitme yar! ..
Benim için döktüğün,
Son gözyaşlarından sonra
Henüz kurumadı düşlerim..

Gitme!
Gözlerimiz bakışırken
Sahte değil henüz gülüşlerim..

“Seviyorum” diyen diline inat
Artık sahteyse yürek dilin
Güneşin battığı en yakın ufukta
Gözlerimden silin! ..

Sus!
Hiçbir şey söyleme!
Ayrılığın adı söz ile konulmaz.
Gönül almaları sakla kendine
Bu yara artık onulmaz..

Sessiz ve derinden olsun gidişin
Ayrılığın adı kapıya yazılmaz.
Kokunu da al oda köşelerinden
Tek tek söndür umutları
Ayrılığın resmi mavilerle çizilmez..

Hayatımda hiç olmamış gibi
Anıları da al heybene
Yit..

Hiçbir zaman gelmemiş gibi
Arkana bakmadan
Git! ..


ömer bolat


miss_didem 9 Ocak 2008 14:23

ADIMLA NASIL BERABERSEM

Adımla nasıl berabersem
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi yüreğimiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
ayrı şartlar altında kısmet olmayan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Atilla İLHAN


ErdeM9 9 Ocak 2008 21:22

Yürümek (Nâzım Hikmet)
 
YÜRÜMEK

Yürümek;
yürümeyenleri
arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
bir mavzer gözü gibi
karanlığın gözüne bakarak
yürümek!..

Yürümek;
dost omuzbaşlarını
omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup
yürümek!..

Yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkandan çelme attıklarını
bilerek
yürümek…

Yürümek;
yürekten
gülerekten
yürümek…
____________________________
Nâzım Hikmet - Aralık 1935


arwen 10 Ocak 2008 03:06

ister misin bilmek yüreğimdeki adını
bekle o zaman dinle
bilir misin nedir vazgeçilmezlik
aşk.. sevgi... dostluk
bilir misin nedir unutulmazlık
hissetmek düşünmek..düşünülmek
ağlamak..
ne olduğunu bilmek sevginin
ve güvenmek...
ve sarılmak sıcak bir şefkatle...

değer buna her şey
bütün uykusuz geceler
bütün yaşanılan gel gitler
inan bana
değer sana
saatlece sarılmak isterdim
ve anlatmak..

keşke yüzyirmidokuz harf olsa
harfler kelimeler yetmiyor seni anlatmaya
aşkımsın..
birtanemsin..
herşeyimsin
anlasana...

Ayfer Artuç


nünü 10 Ocak 2008 13:38

Ellere Söyleyemedim

Mevsimler bosuna gecti sessiz sedasiz.
Birikti duygular dile getiremedim
Yagmurlu bir gundu cikip gittin ansiz..
Seni sevdigimi ellere soyleyemedim

Yol boyunca hem yurudum hem dusundum
Nice baharlar gocmen kuslar geldi gecti
Sen kaldin duslerimde cananim olarak
Seni sevdigimi ellere soyleyemedim

Simdi daglar dumanli gonlumde hazan var
Guller solmus lalelerde sisli bir huzun var
Gittin gideli icimde tarifsiz SIKINTI var
Seni sevdigimi ellere soyleyemedim

Salih Kıvanç


miss_didem 10 Ocak 2008 15:34

KİMLERE VERDİN

İçimden bir parça kopar oldu
Kelimeler zorlanırken birleşmeye
Kimler aldı bu sevgiyi senden
Bir mecburiyet türküsü içinde...
Eskisi kadar acımasız oldu yürek
Binlerce acıyı bir anda yaşarken
Kimler aldı derin yeşilliklerini
Ben gezmek isterken gözlerinde....
Yıkılıyorum derken öğrendim
Yıkılsamda ellerimin boş kalacağını
Kimler aldı bu uzun yolları
Sadece seninle ben dolaşırken...
Sevdalar alınmaz yaşanmak isterken
Sevdalar verilir vazgeçilerek
Kimlere verdin sevdamı
Sevdam ki onu eğilmeden taşıyana yakışır....

Alıntı


arwen 10 Ocak 2008 16:59

Göğe erdim sanmıştım
ayaklarımı yerden kestiğini düşünüp
kutsamıştı adeta evren duygularımı
saf masum aşkımı

şimdi şaşkın gözlerle bakıyorum
zavallı ruhum ateşi masum bir melek sanmış
yüzyıllardır şeytandır kötü melek
allah onuda yaratmış
şimdi anlıyorum
iyiden kötü...kötüdende iyi olmazmış

kırmızıymış pelerini
köretmiş gözlerimi
sarmış sarmalamış benliğimi
acaba neydiki benden istediği
yıllar sonra kusuyor şimdi

ben şaşkın gözlerle seyrediyorum
ölüşünü bitişini
iyi bir ders oldu öğrettikleri
çalışıyorum ezberliyorum

uzatılan beyaz bastonlara
takılan siyah gözlüklere
kırmızıgülün alına
dökülen timsah göz yaşlarına
inanmamayı öğreniyorum

yaşı yoktur öğrenmenin
aldım dersimi ezberliyorum...


türkan sezgin


arwen 10 Ocak 2008 23:12

Bahaneler bitti düştün elime
Anladın mı şimdi kaygılarımı
Ardımdan sarfetme bir tek kelime
Tükettin en tatlı duygularımı

Şu masum halime neler yapmadın
Sustukça üstüne üstüne geldin
Diller döktüm bir tek sözü kapmadın
Zaten hayatta her şeyi sen bildin

İhtiras gönlünde yaralar eyler
Kendiliğin seni tanımaz artık
Diline gem vursam feryatlar söyler
Yüreciğim sana acımaz artık

Hoyratça kullandın duygularımı
En bezgin kuldan bir farkım kalmadı
Aşk,sevgi adına kavgalarımı
Yitirdim de,sana gıkım çıkmadı

Olmaz olsun,buna sevgi mi denir
Kendimce kazdığım kuyuya düştüm
Aşka bunca emek nasıl ödenir
Gönül dinlemeden aşka üşüştüm

Engin NAMLI


KaRaYeL61 11 Ocak 2008 08:57

Feryad-ı İsyanım (Kayıp Destanı)

Mem nelere gark olmadı Zin’in ateşi için
Ferhat dağlar delmedi mi Şirin'in düşü için
Kusur ise her saniye her yerde seni anmak
Mecnun az mı yemin etti Leyla’nın başı için

Sesi yorgun gözlerinden uykusuzluk seçilir
Görkeminin zerresinden Ağrı Dağı küçülür
Gecelerin kollarında leblerinin bal suyu
Aydan dökülürcesine kana kana içilir

Uykularından kopardım hoş geldin mihmanımsın
Artık geri dönüşü yok ahımsın eyvahımsın
Elâlem ne derse desin hiç umurumda değil
Akıbetine razıyım sevabım günahımsın

Sana yine sana yandım Nesimî'de dün gece
Gözlerinle yüzüleyim bend olayım Hallac'a
Öyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında
Ha ben sana yollanmışım ha Muhammed mi'raca

Cümle cihan güzelleri yüzlerine ben örsün
Gözlerin balyozu oldu içerimdeki örsün
Ruhumdaki fırtınalar Merih'i usandırdı
Nuh'a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün

Yokluğuna dayanamam ahım arşı boyladı
Gölgeni Nil'de görmüşler piramitler söyledi
Hele bir bak şu sevdaya kimler yanmış ben gibi
Dediği üzre Yunus'un "gör beni aşk neyledi"

Son duraklarda beklerdim sonun olsaydı senin
Neler verilmez ki yerim yanın olsaydı senin
Çıkar kınından ne olur kirpiklerinle bile
Çal sineme gözlerini aşkına şah Hüseyn'in

Harikalardan biriymiş diyorlar Çin seddine
Seni görmeden hükmetmek kimin düşmüş haddine
Ulu divana baş vurdum dönsün diye Bağdat’tan
Ol sebepten ahvalimi arz ettim Bedreddin'e

Gamzelerini görseler bülbüller de lâl olur
Aşklar ülkesi sarsılır korkunç ihtilâl olur
Beklenmedik bir zamanda ölür isem sebebi
Beni eritip bitiren sevda-i iclâl olur

Kahreden ateş bilinem yananı sen olsaydın
Nal olurdum aşk atına bineni sen olsaydın
Deseler ki şu kadehte ağu var içen ölür
Bir solukta bitirirdim sunanı sen olsaydın

Belki de hatırlanırım ararsın şimdi nerde
İzim deryada damladır köyüm Hatçepınar'da
Bizim köyün kıyısında Dilav suyuna uğra
Hangi çobanın kavalı ağlıyorsa ben orda

Tanrılar yaratan Zerdüşt serdarıdır aslımın
Mazdek Hürrem nişanıdır inancımın neslimin
Dersimli Seyyid Rıza’ya ağır selamları var
Himmeti var gayreti var Horasanlı Müslim'in

Seni tanrılara sunam keremetin görünsün
Nazar eden köryılandan beter olsun sürünsün
Dağlar naz yapmaya aday insafını bağışla
Bağışla ki gözlerinde eşkıyalar barınsın

Söyler misin anlar mısın ah çekerin suçu ne
Bulutlardan damlar gibi düştüm girdap içine
Ay bulandı güneş kustu yıldızlar beklemede
Artık yolla gözlerini yolla Çin-u Maçin'e

Titanik'ten son sesleri alizeler getirdi
Son seslerin son demini balinalar bitirdi
Her yerde terör estiren sabıkalı gözlerin
Bermuda’yı kamçılayıp Atlantis’i batırdı

Toprak sudan bülbül gülden dost dosttan bulur deva
Dârâ'dan çok önce seni ağırlamış Ninova
Benim ömrüm yanan roma senin gözlerin Neron
Örste demir dövmededir şimdi Demirci Kawa

Melekler ipekyolu'nda aryaları gözledi
Yeri göğe ayı güne seni bana sözledi
Ilık bir güz akşamıydı yine senin yüzünden
Koçero Harran’a doğru atını mahmuzladı

Kirpiklerin yeni değmiş kaşların firik başak
Ay ışığı az geliyor hadi gözlerini yak
Fesatların hasetlerin eli kına görmesin
Terk-i canan eylemeden Şahmeran'a danışak

Keşke gelmez olaydı böyle bir hâl başıma
Temaşaya meraklılar toplandı el başıma
Herkesin dilinde şarkı elinde yarin eli
Artık yine sensiz artık yalnızım kul başıma

En yorulmaz yolcusuyum müptelası bu yolun
Ben zamanla boğuşayım sen seyreyle sen salın
Kor alevler buz kesilir gördüklerinde beni
Bir sensizlik yakar bir de hasreti İstanbul’un

Sen ey gönüller sahibi ey yüzleri gök zemin
Ey deryalar şahanesi sen ey gözleri kimin
Düzgün Baba hatırına Munzurlar'a mihman ol
Mihman ol da güneşlensin yaylaları Dersim'in

Gözlerinin dokunduğu her mekân memleketim
Bakıver de uzamasın gurbetim esaretim
Ahmed Arif hasretinden prangalar eskitmiş
Beni böyle eskitense prangalı hasretim

Umutların menzilinden uzaklara atılmış
İki cihan mucizesi ilâhlara katılmış
En amansız gecelerde aynalar yine suskun
Perçemi yüzünü gizler sanırsın ay tutulmuş

İmanım varsa kaşların, kirpiklerinse dinim
Muhammed Kâbe'ye döner, benimse sensin yönüm
Musa meşhur asasıyla, çarmıhı ile İsa
Bütün hepsi senin olsun, senin gözlerin benim

Senin yüzdüğün sularda ayrılık ölümü yur
En son yolcun ben olayım bekle biraz gitme dur
Beni İstanbul’a götür ya da İstanbul getir
Dokununca Nazım’ın ellerini yakan vapur

Gördüklerin sensizliğin dayanılmaz göçüdür
Sıla gurbet gurbet sıla birbirinin içidir
Ne aradın ne de sordun ben nerede neylerim
Kara Fatma Kara Yılan senden şikayetçidir

Bilirsin ki sevenlerin ayrılığı kâbustur
Tahir'i Zühre’ye bahşet zemmedenleri sustur
Sen istesen Sina Çölü bin çeşit çiçek açar
Suya sudan köprü kurmak yalnız sana mahsustur

Bazen kırmızı karanfil zakkum mereti bazen
Sevmeyenleri şad edip sevenlerini üzen
Ağlayanın güleninden misli misli fazladır
"İşte gidiyorum çeşm-i siyahım" diyen ozan

Bahçıvanlar kır bayırda boz kevene gül aşlar
Ol sebepten didelerden eksilmez kanlı yaşlar
Sana yanar sana susar sana acıkır sana
Ehl-i Haklar, Kakailer ve mağrur Kızılbaşlar

Meri keklik Binboğa'dan Çukurova’yı süzer
Yörüklere konuk olur yaylalarını gezer
Al'Osman'a diklenenler Göv Osman'a kul oldu
Avşar ellerinin hali Dadaloğlu'nu üzer

Sana sevdalıdır diye Pir Sultan asılırken
Kadılar bayram ettiler Hızır’a susulurken
Bilcümle taş kesildiler sözde Itır sevenler
Kirli sarı bir bıçakla Nergisler kesilirken

Senin rengin tüm renklerin şahı padişahıdır
Senin ahın tüm ahların kahredici ahıdır
Yıllar gün misali geçti asırlar ay misali
Herkes kendi âleminde bu neyin eyvahıdır

Yüreğim atom yüklenir sesini duyduğum an
Dört kitap çaresiz kalır el-aman aman aman
Başka biri yapar mıydı Eyyub'a sabır verdim
Ay kendini kuşatıp da gece sustuğu zaman

Arzu'yu Kamber'e yolla bayram seyran etsinler
On emiri on bir eyleyip Tur'da semah tutsunlar
Lûtfeyle de Eshab-ı Kehf açsın kapılarını
Yediler'e yoldaş olup yedi asır yatsınlar

Güzelliklerin mimari cennetlerin ustası
Misk-ü amberli cemlerin vazgeçilmez bestesi
Dört kapı kırk makam mağdur mecbur olsa da sana
En çok Zerdüşt yanar bir de Zerdüşt'ün avestası

Tay Dağı'ndan Kafdağı'na bakışların gerilmiş
Nazlarını çekemiyor arap atlar yorulmuş
Yol bilenler hâl bilenler sırrın sual etmişler
Nesimî Hallac-ı Mansur Şah Hatayi darılmış

Gel de dal tomura dursun daha uzansın elim
Eski dostu yarenleri gel de çağırsın dilim
Bir "he" desen ben Sırat'ı tez geçerim kıratla
Köroğlu tek vekilimdir Kiziroğlu kefilim

Ay ışığı bilâdestur rüyalarıma dalar
Kuşkularımı bağlamış uykularımı yolar
Daha kuşlar uçamazken nergisler açamazken
Bir sen vardın gülümseyen bir sen bir de inkalar

Gözlerinden uzak olmak inan beni bitirir
Gider de gelmez bilirim yıllarımı götürür
Bir sonbahar yaprağı ol dalı ver kuşun çekme
Kızılırmak incitmeden seni bana getirir

Ağuları yıllandırıp içirdin yudum yudum
Ahvalimi anlar diye Baba Üryan’a dedim
Karıncayı gözlerinin karasından vuran ben
Çok saldırdım ruhumdaki seni öldüremedim

Yerim yurdum meçhul oldu neredeyim şaşmışım
Kafdağını turnaların kanadında aşmışım
Kanlılar kandan vazgeçer üçler beşler aşkına
Sen de bir gün Maraş’tan geç ocağına düşmüşüm

Bana gözlerini gönder sakın ha olmaz deme
Kime yanam dertlerimi yalnızlığımı kime
Bir başıma kâbuslarla boğuşurken ansızın
Hayallerin şeref verdi dün akşam viraneme

Hicran son arifesinde yolculuk var makbere
Siyabend'i öldürdüler Xece ölmek üzere
Ab-ı hayat çeşmesidir leblerin esirgeme
Ne o tanrıya minnet et ne de dal tevekküre

Bulutlar yağmur yorgunu ufuklar ateş yüklü
Bir damla ateşte derdim senisizliklerim saklı
Yedi kıtaya dağılıp elleri boş döndüler
Huma kuşu intizarda turnalar ağlamaklı

Sana sunulmaya hazır gökkuşağı destimde
Emrine amade olmak hayran olmak kastımda
Gözden ırak alemlerde yitik insanlar gibi
Ha ülkeler zaptedilmiş ha gözlerin üstümde

Hal bilmeze yoldaş olmak yola zulüm değil mi
Cevreyleyip gönül kırmak dile zulüm değil mi
Ömründe bir defa bile gül koklamamışların
Bahçıvana saldırması güle zulüm değil mi

Mevsimlerin prensidir güzleri Akdeniz'in
Aşikârdır huzurunda gizleri Akdeniz'in
Damıtılıp Lût Gölü'ne bağışlansa suları
Leblerinde denizleşir buzları Akdeniz'in

Şarkılarını dokudum senle geçen her anın
Sebebi katili olma yorgun yaralı canın
Sen de anlamazsan beni sen de gider gelmezsen
Şikayet ederim seni Şah'ına Pir Sultan’ın

Sürmeleri yel götürür gözlerine güneş çek
Yağmur yanak rengin yağsın bulutlara kına ek
Lübnan yeniden kurulur yine şenlenir Beyrut
Ama senin gözlerinin savaşı bitmeyecek

Yeter çektiklerim yeter benden beter olası
Yusuf'u kahretmedi mi Züleyha'nın çilesi
Yüzün suyu hürmetine binboğalar and içer
Ol diyarda vekilimdir Diyarbakır Kalesi

Karda kan damlası rengi yüreklerde ölmezin
Ne hükmü var ne kıymeti gidip geri gelmezin
Dost Fuzulî mest Fuzulî mayaları anlatmış
Sızıları Zap Suyu'nda Siverekli Yılmaz’ın

Bana renklerini uzat uzat ellerimi tut
Tut ki gönüller şenlensin tut ki yeşersin umut
Kervanlar yollara düştü Şam'dan Darüsselam'dan
Doğuver de incinmesin mahcup olmasın Nemrut

Sırrın dirheminde tutsak arzuların ağlaşır
Bıçkın kaçak hislerinde gece-gündüz bağlaşır
Bir elinde Van Gölü var bir elinde Urmiye
Damlasını sürgün etsen nurhaklarda çağlaşır

Duyar mısın İnce Memet Toroslardan seslenir
İki canlı Hatçesiyle doruklara yaslanır
En onulmaz en insafsız en çaresiz ağrılar
Gözlerinin feri değse iflah olur uslanır

Senin olmadığın yerde benim yokluğum başlar
Hayallerim yola düştü arandı dağlar taşlar
Hayyam çorak yüreğime bir kaç damla dem serpti
Periler Cudi Dağı'nda izine rastlamışlar

Sen pervasız çığlıklar at ben kahrolam ben üzgün
Sen kırklarda demlenedur ben beklemekten bezgin
Deryaların kucağında cem tutar semazenler
Düşlerim dağlar başında düşlerim dolu dizgin

Seni Dicle beni Fırat resmetmiş güneş ya rab
Güneşin vekili aya yıldızlar olmuş turab
Bizleri merak edenler aydan izin alsınlar
Bir başkadır yıldızlardan görülse Şattü'l-arab

Yağmur yüklü bulutlardan ruhunu koklayışım
Çağları tedirgin etmiş ömrünü saklayışım
Eyyub'un sabrı tükendi tükenmiyor nedense
Ne senin gelmeyişlerin ne benim bekleyişim

Gözlerinin damlasıyla çölde gül yetiştirdim
Sam yelleri yenik düştü sesinle çatıştırdım
Gölgenin düştüğü yerden bir avuç sönmüş külü
Serptim derin uykularda Kerem'i tutuşturdum

Dilek ağacına gittim sesini bağlamışsın
Islaktı dallar yapraklar hıçkırıp ağlamışsın
Karac'oğlan hayıflanır Hayyam duysa gücenir
Bulanık göl sularını şaraba yeğlemişsin

Düştüm dipsiz kuyuların en zifiri yerine
Sarkıt gözlerini durma muhtaç oldum nârına
Semiramis haber salmış zümrüd'ü-anka ile
Davetliymişiz Babil'in asma bahçelerine

Sesi mavi rengi esmer bu diyarda sazların
Geceleri parlamaktır töresi yıldızların
Dağlar uykulara daldı okyanuslar uykuda
Beni sabahlara boğan senin deli gözlerin

Teninin saçtığı nurdan güneş bile utanır
Söyle seni benden başka daha iyi kim tanır
Sevdalıların tarihi ıstıraba büründü
Seni arzular kıskanır seni Aslı kıskanır

Yanarım ah çeker gibi çekerim nazlarını
Canını canıma değdir tutuştur közlerini
Bir bilsen bir bilebilsen hallerim pemperişan
Merhem ol yarelerime gizleme yüzlerini

Düşlerimle savaşarak gün be gün yordum seni
Hayallerimle kuşatıp ruhuma kordum seni
Dediler ki aradığın şaraba yoldaş oldu
Yanıbaşımda bekleyen Hayyam'a sordum seni

Daha mecalim kalmadı bitti bu son çağrı gel
Gel ki yokluğun tükensin tükensin bu ağrı gel
Köroğlu'dan kıratını istesen sana verir
Seni Nemrut'a beklerim her sabaha doğru gel

Aşıkların sırdaşıdır Dicle gizemli akar
Siti muradına erdi Botan seyrana çıkar
Kör olası kinli beko keyfinden dört köşedir
Mem Zin'i Zin Mem'i yakar tacdin evini yakar

Serbest geceleri giyin korkularını sıyır
Yudumla ki mest olasın şarabı sudan ayır
Çöl su ister lâl dil ister gözlerini isterem
Vermeyenin iki yüzü ben garibanı doyur

Haramiler cirit atar kaynağında bu nehrin
Dudaklarını savur ki hükmü kırılsın zehrin
Bir bakışın bir taburdur gönder ordularını
Sana mecburiyeti var yedi tepeli şehrin

Kudretinden sual olmaz can verir can alırsın
Ya ömrü saadetim ya da Azrailim olursun
Mecnun'un yerine sordum dediler Allah bilir
Ben nerede ne olurum onu da sen bilirsin

Bir yanımda yarasalar işitir ağıtları
Halepçeli bir çocuğa taşıtır ağıtları
Küllerim Ağrı'da çığdır tüterim çığlık çığlık
Sivas'ta tutuşan ateş kuşatır ağıtları

Gözlerinin beşiğinde rüyalarım sallanır
Zehri kana zerk etseler damarında ballanır
Gılgamış küçük asyanın sensiz fotoğrafıdır
Yaşar Kemal'in dilinde Anadolu dillenir

Ben dostumu hak bilirim hakkı bilir dost beni
Tanrıların sofrasına çağırır bir dest beni
Nesimî'nin derisinden sızan şarabı tattım
Damlasına dilim sürdüm bir hoş etti mest beni

Hallac olup taşlandılar hak ruhunu tadanlar
Zal'ın elinden savruldular riyakârlar nadanlar
Aşkı şehvete boğduran ummi nebi misali
Zul'm ile serdar oldular nefse biat edenler

Hakkı sırda sır olanın sor kendisi necidir
Aklı mahrum ruhu kanlı her kelâmı acıdır
Baba Üryan yana yana der ki aman uzak dur
Gönül gözü görmeyenin Allah'ı kıyıcıdır

Saçlarından dökülüyor yıldız yıldız sırmalar
Düştüğü yeri yakar da sırlarımı tırmalar
Kör karanlık bir gecede cürm-ü meşhut dediler
Gözlerinde saklanıyor beni ele vermeler

Gözlerinde gözlerinde en çılgın uçurumlar
Atmacalar yuvalanmış bıldırcınları kovalar
Kâbil Hâbil'e yapmadı senin yaptıklarını
Duy feryad-ı isyanımı duy artık havar havar

Beni sensizliğe sürme uzaklara bakamam
Girdaplarda boğulurum boğulurum çıkamam
Nice sefil ihanetin ceremesini çektim
Öldürseler gözlerimi gözlerinden çekemem

Yaslı doruklardan güler sağlarımıza kaçak
Bir tılsımlı anahtardır bağlarımızda kaçak
Tiksinirim siliklikten mıntıkama uğrama
Bize kaçaklık yakışır dağlarımıza kaçak

Gel de bülbüller kıskansın gel de güller serpilsin
Gel de ahrimanlar yansın gel de allar serpilsin
Istıraplar diyarını baykuşlara hibe et
Gel de Emekçiyi güldür gel de diller serpilsin.


nünü 11 Ocak 2008 11:43

Gönül Kokulum

Hiç bilmediğim kokunu özledim
Nasıl kokar tenin boynuna sokulsam
Ve usulca dokunsa dudağım tenine
Nasıl yakar sıcağın…
Aklıma takılıyor her gece
Fena halde seni özlüyorum
Başım her yastığa değdiğinde

Gönül kokulum,
Neresinden tutup çekmeli
Kısaltmalı şu mesafeleri.
Sen dağları yık,
Ben kurutayım denizleri.
Hadi iki adım at benden yana,
Ben uçayım.

Asalım bir ağacın dalında ayrılığı,
Özlemi tam yüreğinden vuralım.
Kavuşalım…
Yarına ertelediklerimizin arasından
Çekip çıkaralım birbirimizi.
Haydi bir iyilik yapalım
Kavuşturalım...
Hasrete prangalı yüreklerimizi


Nesrin Akalmış


Demir YumruK 11 Ocak 2008 14:09

Bir Yiğit Millet Taşıyor

Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
Ergenekondan almış hızını,
Yüreğinde vatan var,
Kim takar kurşun yarasını.
Katmış arkasına;
Malazgirt’ten,
Mohaç’tan,
Plevne’ den yiğitler
Nefesinde duyarsın
Kürşad’ın narasını

Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
El uzanmaz dizginine
Ufukları zırh yapmış
Düşmanın mermisine
Diyor; Ben Türk’ üm
Senin aslın ne?
Kalmasa bedende ferim
Nefesim yeter nesline”

Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
Emdiği ak sütün hükmüyle
Nam salarken üç kıtaya
Karşılamıştın onu; ellerinde güllerle
Ey! .. Toprağımın zulmü,
Ey! .. *****nin dölü...
Şimdi, nefretin niye?
Kustun vahşetini bir küçücük karaya
O kara ki kökü bağlı arş-ı âlâya
Titrese de Seddülbahir
Titrese de Çanakkale
Yeşiline al düşürüp,
Karışacak erenlere
Gecenin koyusunda kalmışken cenderede
Mehmet’ten kan istiyor,
Gül istercesine...

Kan değil can vermeye
Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
Değil İngiliz, Fransız gibi çapulcu,
Cihanın ordusuyla baş eder tırnak ucu...
Mermiler kanatlanır Seyid'in ellerinde
Mayınlar Nusret’in nargilesinin marpucu
Ateşler su tadında
Kanlar bayrak olmakta
Gülleler gül açıyor Ruh-i çemende
Evliyalar, enbiyalar saf olmuş,
Bu mübarek cihadı seyretmekte...

Bir Mehmet,
Bir Nazmi
Bir Kemal,
Bir yiğit koşuyor Çanakkale' ye elinde istikbâl
Yürek koyuyor namlusuna mermi yerine,
İmanıyla vuruyor, çelik kalelere
Aşkını siper edip göğsünü gere gere
Tarih yazıyor Çanakkale’de
Namus taşıyor al çerçeve içinde
Sunuyor; imanın mefkûresinde
Ak alınlı nesillere öyle bir millet taşıyor ki;
Sırtı değmemiş yere

Kim bilirdi adını ey! Çanakkale,
Mehmet’im kanat olmasaydı üstüne

Perihan Dirican


arwen 11 Ocak 2008 23:05

bakıyorum ufuklara şimdi yoksun
bıraktığım umudum da yoksun
arıyorum seni ıraklarda
gözümden uzaksın yoksun..
kokun sinmiş soluduğum havaya
ama sen yoksun
hayallerimdesin bendesin
ama sen yoksun nerelerdesin sevdiğim
bensiz nerelerdesin
bak bıraktığın gibiyim
araladığın kapındayım hala
gidişini izler gibiyim..
senden başka olmadı bu yüreğimde
hala kokunla yaşıyorum
ama sen yoksun
birtek ben ve kokun kaldı geriye sevgilim..
kokunla yaşıyorum seni bekliyorum...


hakan şahin


arwen 12 Ocak 2008 04:21

Keşke
Beni bu kadar sevmeseydin
Seni merak etmez,
Düşünmezdim
Güneşim diyorsun
Güneşe kızıyorum
Hani gizleniyor ya buluta
Göstermiyor kendini sana
Esmediğinde rüzgara
Getirmez diye kokumu
Sararan yaprağa öfkem
Gözlerimi anımsatmayacak sana
Keşke sevmeseydin bu kadar
Yetişemediğimde telefona kahrolmazdım
Kaçırdığımda treni üzülmezdim
Ağlamazdım yağdığında yağmur
Yastığım kuru
Kadehim dolu kalırdı
Keşke sevmeseydin beni
Bu kadar düşünmezdim seni


oya özpoyraz


Sedef 21 12 Ocak 2008 13:25

Avuçlarımda ki Acılar / Abdullah ORAL

Suyla yazılmış bir kader çizgisindeydi-
Ölümün üşüttüğü küçücük eller.
Yağmasına düşmüştü çapulcunun
Gözlerinde donup kalırken aydınlık

Yüreğimdeki sevda kuşlarını uçurdum
Çocukların güvercin kanatlı gözlerinde
Karanlığın sustuğu yere düşmesin diye gelecek

Pusuda bekleyenler vurdular düşleri
Başladı büyümeye avuçlarımdaki acılar
Suya yazılmış kader çizgileri-
Düşerek akıp gidiyordu sularına Diclecin:
Arkalarında gölgelerini bırakarak.


nünü 14 Ocak 2008 10:58

Kalbimdeki Güvercinden Öpün Beni...
Rüzgarın sesiyle ufka doğru yayılırken hazan gazeli
Albatrosların kanatlarında silinir deniz

Bulutlar maviye dönüşür sancılanır gökyüzü
Mavi yağmurdan öksüz bulutlar doğurur

Ve sağanak karanlığın sardığı şehrime dönerim
Ellerimde maviden mahcup kandil

Yüzümde meydanların yalnızlığı
Sözlerimde çırpınan devrim acıları

Boşluklarımda yanıp sönen güneş
Uzaklaştıkça tenimden sıyrılan gölgemi çalar

Kalbimde çığlık çığlığa bir güvercinle
Nasıl tanıyabilirim ışığın rengini

Dudaklarımda karanfil simyasıyla
Doludizgin mahşere yürüyorum şimdi

Can suyu derdimle kuşlayıp denizleri
Ak gerdanından okşayacağım dolunayın mavi benlerini

Ateş bağına açılan pencereden bakıp hayata
Hüzün içen aşkların duasına sesimi kapatacağım

Hatıra yapraklarının arasında unutulmasın
Diye solan gül saklı ruhumda

Uyandığınızda yakut uykularınızdan
Rüyalarınızı saran bahar aşkınızla bulun beni

Yazılmayı bekleyen şiirler saklı gözlerimde
Kalbimdeki güvercinden öpün beni..


Nisan Serap Muratoğlu


Sedef 21 14 Ocak 2008 20:50

Tahir`le Zühre Meselesi...

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

1949

Nazım Hikmet Ran


nünü 15 Ocak 2008 13:44

YAGMUR KACAGI

Elimden tut yoksa dusecegim
Yoksa bir bir yildizlar düsecek
Eger sairsem beni tanirsan
Yagmurdan korktugumu bilirsen
Gozlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa dusecegim
Yagmur beni goturecek yoksa beni
Geceleri bir carpıntı duyarsan
Telas telas yagmurdan kaciyorum
Saray burnu'ndan geciyorum
Aksamsa eylulse ıslanmıssam
Beni gorsen belki anlayamazsin
İc lenir gizli gizli aglarsin
Eger ben yalnizsam yanilmissam
Elimden tut yoksa düsecegim
Yagmur beni goturecek yoksa

Attila İLHAN


miss_didem 15 Ocak 2008 16:21

SENİ SEVMEK

Binlerce yıldır suçunun ne olduğunu bilemeden kürek cezasına çarptırılan hükümlünün,bir gün özgürlüğüne kavuşacağını hayal ederken,gözlerinde saklı kalan son umudu korumak için direnmesi gibidir SENİ SEVMEK.....

Uysallığa direnmekten vazgeçip,sonsuz minik
dalganın çırpınmasıyla oluşturduğu bir deniz fırtınasıdr SENİ SEVMEK.....

Azaldıkça çoğalmanın çelişkisinden doğan,ne yapacağını bilemeden dolaşan,şaşkın,ürkek kaybolmuş yolların yolcusu olmaktır SENİ SEVMEK.....

Gözlerini kapatıp mutluluğu çizmek yüreğime,hayalini kurmak sadece,hiç görmediğin,hiç yaşamadığın bir ülkede kalabalıkta hiç görmediğim ellerinin sıcaklığıyla kaybolmaktır SENİ SEVMEK......

Yangınlarıma su serpmek,karanlıklardaki kabuslardan uyanmak,elimi her uzattığımda kaçışını görsem de korkaklık değildir sevmek,yokluktan var etmek kendi küllerimden yeniden var olmaktır SENİ SEVMEK......

Dinlediğin bir şarkıda ağlarken,göz yaşların mavi bir nehir gibi akarken olmayan varlığının hayaline sarılıp uyumaktır,hiç bir zaman olmayacağını bilerek karanlıkta acılarla dans eder gibi aydınlığı beklemektir SENİ SEVMEK.....

Bir ütoyadır sevmektir SENİ SEVMEK,susuz çöllerden çıkıp gelmektir derin akan sulara....seni sevmek,hayat,masal,rüya,hayal......

Alıntı


CaNaRY 15 Ocak 2008 16:52

Gitme!!!
Şol gökleri kaldıranın
Donatarak dolduranın
Ol deyince olduranın
Zerreyi ve kübrayı
Cümle cıhanı,
Seni beni Yaradanın
Seni bana yar edenin
Seni hem alnıma hem gönlüme
Yazanın Aşkına
Nebiler nebisi
Alemlerin efendisi
Yaradanın habibi
Resulullahın Aşkına
Gitme!!!
Hem resuller hem nebiler
Hem arifler hem veliler
Üçler yediler
Kırkların Aşkına
Gitme!!!
Bir dal kırmızı gülün
İstanbul'un Aşkına
Ak alınlı babaların
Al yazmalı anaların,
Dua için göğe açılan
Avucunun Aşkına!
Gitme!!!
Yediğin tuz ekmek Aşkına
Deryada açan gülün ağladığı
"SU" Aşkına!
Katran karası gecelerin
Issız kuytusu Aşkına!
Seni gördüğüm rüyaların
Uykusu Aşkına!
Gitme!!!
Ay kaybolunca gecede
Şehre ışık saçan gözlerindeki
Nurun Aşkına
israfil nefesinde ki
Sur un Aşkına!
Leyla'nın Şirin'in
Züleyha gönlündeki
Yusuf'un Aşkına!
Gitme!!!
Güllerin nazı
Gecenin ayazı
Bülbülün niyazı Aşkına!
Gitme!!!
Demir parmaklık, taş duvar
Yusufiye Aşkına!
Yusuf'u zindandan kurtaran
Rüyanın.
İbrahim'i yakmayan
Nârın,
İsmail'i kesmeyen
Bıçağın Aşkına!
Gitme!!!
Ağyara inat Yar Aşkına!
Soğuğa inat har Aşkına!
Sıcağa inat kar Aşkına!
Gitme!!!
Ve götürme gökkuşağını
Soldurma güllerin rengini
Bozma dünyanın dengesini
Gitme!!!
Ve götürme giderken,
Hayalini,
Götürme gözlerinin Yeşilini
Ya mülteci olayım Göznuruna
Ya da bırak gözlerini burda
Gitme!!!
Gurbetin sılanın
Hasretin vuslatın
Velhasılı Ey YAAAAR
AŞKIN AŞKINA!
GİTME!!!!!
Mustafa Türkarslan...


Demir YumruK 15 Ocak 2008 17:03

Bu Gece En Hüzünlü Şiirleri Yazabilirm

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim

Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı
Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler'

Gökte gece yelinin söylediği türküler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler

Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler

Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler

Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler

Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler

Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
Bakışlar sanki onu bana getirecekler

Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler

Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için
Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler

Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler

Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever
Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer

Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler

Budur bana verdiği acıların en sonu
Sondur bu onun için yazacağım dizeler

Pablo Neruda


pinkpanter 15 Ocak 2008 17:37

Bir Avuç Kül

Külden ateşe göçüp gider yaşamım
Bir avuç toprağı özleyen, unutulmuş dünler düzinesi
Geldiğim gibi gitmeye inat!
Beklentisiz yol arkadaşlıklarım, boşluklar arasına sığdırılan
Ve binlerce cümle söylenmeden saklanan
O halde sabah, gece veya akşam
Ateş, kül veya duman

Seç birini ağlamadan ardından...


Hayatımın Hikayesi

Zaman geçse de üstünden tüm acımasızlığıyla
adının geçtiği her cümlede çarpıyor kalbim sessizce
göstermiyorum..
bir ışık daha yanarken gözlerimde
düşünüyorum mazimi acılara yataklık eden,
korkuyorum bekliyorum
ve tekrar uyanıyorum daldığım düşlerden
senden öteye geçmiyor hayallerim,
kovmak istesem de en zayıf anımda dönüyorum en başa

daha az seviyorum seni
Farkındayım
Kararsızım sürdürmek isteyip istemediğime
bu tek kişilik oyunu

sevgilim diyemeden bitmesin bir kez bile olsa
hayatımın hikayesi
diyorum,
bekliyorum
düşünüyorum

sonra o en içteki aklımın sesi çıkıyor yukarılara
saçmalama
bu neyin bekleyişi
bu neyin hayali bitmezcesine süren


kendinden başka sevgilin var mı bir düşün
seni senin kadar seven….

Jade


miss_didem 15 Ocak 2008 18:26

SADECE BEN SEVMELİYİM SENİ

Sadece ben uyanmalıyım yaz gecelerinin sabahında...
Ben uyuyakalmalıyım tatlı anılarını dinlerken...
Delice vurulduğum gözlerin için nefes almalıyım sadece
Rüzgarda dağılan saçlarını sadece ben düzeltmeliyim...
Ben bilmeliyim dudaklarındaki ıslak öpücükleri ateşini
Ve sadece ben silmeliyim gözbebeklerindeki gözyaşlarını....
Ve sadece ben sevmeliyim seni delicesine....
Seni sevmenin bedeli Cehennem de sunulsa bana...
Ben sadece senin için ölmeliyim....
İsmail SARIGENE


miss_didem 16 Ocak 2008 09:49

İYİ Kİ BU DÜŞTESİN

I
nehirler yarışır,çağıldar gözlerinde
o nehirler benim aşk nehirlerimdir
aşk
ki azar azar benim yerimdir
üşüyorsam,sokaktaysam,yalnızsam
gözlerin ey yâr benim evimdir

/vurulup düştükçe,düştükçe seni sevmekten bıkmayacağım
gece insin,el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım!/

iyi ki bu sestesin
dünyayı ısıtan nefestesin
bir haydut gibi gezinirim kapında
kalbimde tutuşan ateştesin...

II
rüzgârlar savrulur,uğuldar gözlerinde
o rüzgârlar benim rüzgârlarımdır
aşk
ki azar azar benim yerimdir
suskunsam,bozgunsam,bulutsuzsam
gözlerin ey yâr benim evimdir

iyi ki bu düştesin
her sabah ışıyan güneştesin
iyi ki yoksuluz bulutlar gibi
soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi

/vurulup düştükçe,düştükçe sana koşmaktan caymayacağım
gece insin,el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım!/
Yılmaz ODABAŞI


jarule 16 Ocak 2008 11:48

Acıyı Özlemek

Aşk tatlı bir acı verir
Gün gelir acıyı da özlersin
Aşksız çarpar kalbin
Yoktur ertesi günün önemi
Ne de yarının dünden farkı
Artık aşk firarsa gönlünden
Farkı yoktur
Yaşamanın ölümden


- Korkut Sabah Çelik


Fırtına 16 Ocak 2008 12:15

DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
MEMLEKET İSTERİM
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.


Cahit Sıtkı TARANCI


arwen 17 Ocak 2008 00:10

Sen tecellinin ayazında,
Kanadı kırık bir kuş gibi,
uzaklardan dalıma konan,
Ömrümün nur topuklu güvercini!
Tükenmişliğimin dal ortasında,
Yeşeren umutlarımın en görkemlisi!
gün gün gözyaşımla suladığım sarı çiçeğim!
Gurbet akşamlarımın en hüzünlüsünde açtın.
Sen ey hasretimin en yoksul mutluluğu!
Bitimsiz bir elemle kanayan,
Acılar mezarı yüreğimde,
Yaşanmamış sevdalar yazdın.............
Sen ey hüznümün sapsarı çiçeği!
Yıllarca ışığı yanmayan penceremde,
evimi aydınlatan bir gül gibi doğdun!
Ey karamsarlıklarımın en sarı gülü,
Ben tükenmedikce gün gün,
bıkmadan aç gönül saksımda her gün!
Sensin parçalanmış deli yüreğimin,
En azad tanımaz mutluluğu!
Sen ey karlı bağrımın kızıl papatyası!
sen! ! ! farkında bile olmadan hergün,
Deli yüreğime destanlar yazdın.......
ve bu deli yüreğimde kendine,
Mahşerlik bir mezar kazdın! ! ! !
S E V İ Y O R U M S E N İ....................



ALİ BAŞOL


nünü 17 Ocak 2008 20:54

Umutluyum

Gece bitiminde doğan günün
Aydınlığıyla
Güneşin parlaklığı ve sıcaklığıyla
Hayatın canlılığı coşkusuyla
Güne merhaba demek ne güzel

Yeni bir güne başladım umutlarla
Herşey güzel olacak bundan sonra
Ne hüzünler ne kırgınlıklar
Olmayacak hayatımda


Ayşe Yakut


nünü 18 Ocak 2008 10:39

AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

CEZMİ ERSÖZ


Fırtına 18 Ocak 2008 18:14

Kural Tanımaz

seni kaybetmeye bile bile göz yumamam
yüzüme hakim olmuş umutsuz bir ifade
etrafımda şeytanlar dolaşıyor durumdan istifade
ben içinde sen olmayan bir hayal bile kuramam
bir çokları geçmişi dinleyip imrense de
söylesene kaç kişi eski zaman aşığı bulmuş

kalbimi şöyle bir silkeledim güpegündüz
tüm sevdiklerimi yazdım alt alta
adını bilmeden sevdiklerimi de hatta
sen dahil hepini beni üzdünüz
ağlayarak merhaba demişim hayata
yüzümü güldürecekler ben doğmadan kaybolmuş

yakın mıdır ki benim de çok sevileceğim günler
takvimlerin özel günlerinde bulamıyorum
elim kolum bağlı hep bir şeyler yapamıyorum
sevip de sevilmemişsen eğer
hayatını akışına bırakarak unutmak yegane yolmuş
bütün dünya bu kural üstüne döner
fark ettim ki aşkta zaman aşımı yokmuş


Mustafa Bedel


Demir YumruK 18 Ocak 2008 22:28

Başkent'te Hasret Geceleri

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Ve yine sana yazıyordum ilk günkü gibi
Anlatamadığım ve anlayamadığın sözlerimi
Dedim ya hasret gecelerinden di vuslatı olmayan

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Katlime fermandı yokluğun
Vuslatın açık denizde bir sal
Ne yana salarsan sal, kara görünmüyordu

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Ne beni dinleyen vardı, ne seni söyleyen
Sabahı olmuyordu yürek mahkumlarının, bu şehirde
Ve temizlenmiyordu ihanetin izleri ne çayda, ne nehirde

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Tan yeri ağarıyordu ıslak bakışlarımla, şehirde.
Puslanan bir gönlü ısıtmaya yetmeyecekti güneş
Ve bir kez daha beni yakacaktı tenha gözlerindeki ateş.

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Bendeki geceye inat, penceremde gün yarıydı
Her dem karanlığı yaşıyordum,
Yalnız ismini oluşturan harfler sarıydı.

Serkan Madak


Misafir 19 Ocak 2008 19:24

Yıllar, yumruk olup durdu boğazımda...
Tıkanıyor nefesim...
Boğulacak gibi oluyorum...
(Kim bilir...?)
Belki de boş yere,
Mâlumun meçhûlde kalması için, kendimi yoruyorum...
Her şeyin bir ömrü vardır...
Sırların da...
Benimle ölsün isterdim ama...
Ölümsüz olduğunu duyuyorum...
Her gün ölüp ölüp dirilen bir hissin 'ölümsüzlüğü'
nasılsa?
Duyumsuyor,
Bilmiyorum!
Şimdi,
Sana dönüp yönümü haykırsam!
Tüm endişeleri bir yana koyup,
Çığlığa dönüşse de sesim,
Desem ki...
Seni seviyorum!

Gülümsersin belki...
Belki de kaşlarını çatarsın...
Ne yaparsan yap umursamasam!
Korkmadan, çekinmeden, hoyratça tekrarlasam:
Desem ki...
Seni seviyorum!

Hem, hamken pişmişse gönül,
Edepten nasibi olur mu? ? ?
Say ki adım “Ham Yanık! ”
Say ki sevmeyi bilmiyorum!
Say ki...
Sayılamayacak kadar çoğum!
Hatta,
Seviyorum Seni ama,
“Sen” dediğimin kim olduğunu bile bilmiyorum!
Say ki, şerikleri çok bir Sendir bu!
Say ki, şirk koşuyorum!
Sana yanarken, başkasına ağlıyor...
Sana bakarken, başkasını görüyor...
Seni severken, başkasını özlüyorum...
Say ki, şaşırmışım...
Şaşıymışım...
Ne çıkar be Sevgilim! ?
Umursar mısın bunları?
(Duyar mısın.....?)
Muhabbetsiz!
Sadâkatsiz!
Şekli ama şüphesiz!
Üstelik çılgınca!
Üstelik pek mâsum!
Hatta sahte!
Hatta öylesine!
Ve belki azıcık!
Belki uçsuz bucaksız!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Yılmışım susmalardan!
Fakat feryatlar da yalan geliyor!
En içli tövbeleri ederken kâfir kesiliyorum!
En acı yakarışlar sırasında buz!
Yine de...
Her nefeste bir son,
Her lâhzada bir sonsuzluk,
Her dünde bir şu anlık hissediyorum!
(Ne olur sanki......?)
Kıytırık bir hüzünle,
Hiç utanmadan bakıp da yüzüne!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Ne ayıp!
Üstelik ne gerçek!
Ne kadar da hiç üstelik!
Boğazıma düğümleniyor sesim...
Kesilmesin diye nefesim...
İşte bunun için!
Yani yine benim için!
Yani kıyamadığım için tatlı canıma!
Yani nefessizlikten ölmeyeyim diye!
Sana duyurmak için değil!
“Canım kurtulsun” için!
Nasıl bir sevmekse bu? ? ?
İşte,
Hâlâ “Var” olan “Ben” için!
Yüzyılın yalancılarından bir yalancı olarak!
Yüzüm bile kızarmadan!
Gönlümde sanal bir yangın...
(Ne garip.......?)
Ateşsiz!
Külsüz!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Ve inanmadan kendim bile...
Söylerken kendi şirretliğime şaşarak!
Her “Seni Seviyorum! ” feryâdında,
Kendi sesimden iğreniyorum!
Fakat sükût,
Tekrar sıkıyor gırtlağımı!
Tekrar tekrar...
Aynı hakikatli yalana dönüp çaresiz...
(Neylersin......?)
Sevdâlıymış gibi!
Ama sevdâsız!
Utangaç ama arsız!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Şerha şerha yarılmak bu!
Lâkin şerhi yok durumumun...
En iyi anladığım zamanlarda bile anlamıyor,
Anlamadığımı hissederken, üstelik, her şeyi biliyorum!

Ve böylesi bilindikken her şey...
Cehlimin kokusu burnumun direklerini sızlatıyor!
(Ne anlama gelir.......?)
Bakmasam kılığıma
Küçüklüğüme aldırmasam!
Çapsız!
Cansız!
Güdük bir duyguyla!
Bir koca sırrı döksem ayaklarına!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Kovar mısın “Beni” kapından?
Çarpar mısın “Beni” suratıma? !
Sûretimin acımışlığıyla bakarken gül çehrene...
Sîretimi yakar mısın?
Olmayan yüzüme!
Yani bana!
Yani yüzsüzler arasındaki bu yüzsüze!
Lûtfeder misin aşkını?

.........

Her şey bir yana dağılsa diyorum Sevgilim!
Her söz bir yana kaçsa!
Bu şiir de unutulsa!
Sadece insanlar değil,
Bütün kuşlar...
Pınarlar...
Ve rüzgârlar...
Herkes sussa keşke...
Her şey sussa...
Ben de sussam da...
Dolaysız, zamansız, apansız!
(Nerededir o dem......?)
Sadece Sen!
Desen ki...
Seni seviyorum!

Neslihan Nur Türk


Sedef 21 19 Ocak 2008 21:24

Haberin Varmı






Sen gideli buralarda yeller esiyor
Sen gideli bu gönlüm hasret çekiyor
Sen gideli yüreğim yandı sönmüyor
Eridim kül oldum haberin varmı


Sen gideli birgün yüzüm gülmedi
Sen gideli kederim çilem bitmedi
Sen gideli hasretin biran dinmedi
Bir zalime kul oldum haberin varmı


Sen gideli bu dünya karanlık bana
Sen gideli yaşamak zehroldu bana
Sen gideli mutluluk uzak ayhan a
Acılarda tükendim haberin varmı


Sen gideli yollar dikenli taş oldu
Sen gideli hasret gözümde yaş oldu
Sen gideli yediğim zehirli aş oldu
Zehir oldu bu dünyam haberin varmı



Ayhan Okumuş


miss_didem 20 Ocak 2008 16:11

BİLİYORUM SANA GİDEN.....

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar,evler aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım,hep seni düşündüm
Yalnız seni,yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet,sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında,inan ki

Anımsayamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam,bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasılda aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiç biri

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur,bir anlamı olur belki

İnan belli etmem,seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
Cemal SÜREYA


Fırtına 20 Ocak 2008 17:17

Asıl Eksiklik Eksik Olduğumuzu Düşünmekti

Asıl eksiklik, çareyi baskasında aramaktı.
Hayatın matematigi farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
Insan tek basına mutsuzsa baska biriyle de mutlu olamıyor.
Önce yalnızdık??.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dısarı çıkmayı bekledik ve dünyaya aglayarak geldik. Pisman gibiydik.
Ya da mecburen gelmis gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildigimiz anda,içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik:Bir yerde bir eksik var.
Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize.
Cevabı yapıstırdık: "Demek ki sahip olmadıgımız bir seyler var. O yüzden eksiklik hissediyoruz."
Peki, neye sahip olmamiz gerekiyor?
Çocukken, "yasımız küçük" diye düsündük. Her istedigimizi yapamıyoruz. Kurallar, yasaklar var.
Büyüyünce her sey yoluna girecek.
Büyüdük?Bir sey degismedi. Yine huzursuzduk.
Içimizden bir ses ayni sözcükleri fisildiyordu: "Bir eksik var."
Kafamiz karisti. Nasil kurtulacagiz bu igrenç duygudan? Nasil geçecek bu?
Aklimiza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek.
Ise girince geçecek. Para kazaninca geçecek. Tatile gidince geçecek.
Okulu bitirdik. Diploma aldık. Ise girdik. Kartvizit aldık. Çalistik. Para kazandik. Tasındık. Araba aldık. Sevistik. Eve esyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik.
Kartviziti degistirdik. Daha çok çalistik. Daha çok para kazandik. Içki içtik.
Ilaç içtik.
Geçmedi. "Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu.
Bu sefer de "Sevgilimiz olunca geçecek" dedik.
"Yalnızlıgımız sona erince bu illetten kurtulacagiz."
Beklemeye basladik.
Derken, biri çikti karsımıza. Asık olduk. Ve anında baska biri olduk. Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanlari, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi saglamamıstı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemis kadar büyük sevgi ve hayranlik gördük. Sevgilimizin gözlerinde Tanri' yi gördük. Isıgı gördük. "Tünelin ucundaki ısık bu olmali" diye düsündük "kurtulduk."
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi asık olan insan çekip gidiverdi. Ya da artik eskisi gibi sevmedigini söyledi. Ya da baska birine asık oldugunu söyledi. Ya da daha kötüsü, baska birine asık oldu ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasindan, sevismemesine bahane bulmak zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yataga gelmesinden anladık, bir terslik oldugunu. Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz degildi, bizdik. Fark etmez.
Sonuçta ask bitti.
Simdi her yer bombos. Simdi tekrar yalnızız.
Basladigimiz yere döndük.
Yillarca ugrastik, eksigin ne oldugunu bulamadık.
Halbuki her seyi denedik, her yere baktık.
Öyle mi?
Bakmadigimiz bir yer kaldi. Içimize bakmadik.
Eksik parçayi disarda aradik ama içimizde saklı olabilecegini akil etmedik. Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye ugrastık ama kendimizi sevmedik.
Sasıracak bir sey yok, tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar kosturur muyduk? Canımız yanmasin diye duvarlarin ardına saklanir miydik? Kendimizi bos sanıp doldurmaya ugrasır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?
Asil eksiklik, eksik oldugumuzu düsünmekti. Asıl eksiklik, çareyi baskasinda aramakti. Hayatin matematigi farklı; iki yarimi toplayınca bir etmiyor.
Insan tek basına mutsuzsa baska biriyle de mutlu olamıyor.
"Herkes beni sevsin" diye ugrasınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine sart koyuyor, sınır koyuyor. Oysa "kendime duydugum sevgi bana yeter" diye düsününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlaniyor. Her sey bir oluyor.
Iste o zaman perde aralaniyor. Acı diniyor.
Iste o zaman baska 'bir' iyle bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kayginin hüküm sürdügü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.

CAN DÜNDAR


arwen 21 Ocak 2008 02:15

Aşka nasılda susamış ruhum
unutmuş kalbim heyecanla atışları
bedenim donuk, tenim hissiz, yüreğim solukmuş
senden önce yaşamamışım sanki hiç
bir geldin dokunuşunla değişiverdi dünyam
kana kana içirdin aşkı elinden şarap gibi
doruğa ulaştım bulutlardayım kuş misali
farkında yaşamak herhalde bu olsa gerek
hayata dört elle sarılmak kucaklamak yeni umutları
gündüzün ışığını, gecenin büyüsünü yakalamak
yıldızlardan dünyaya bakmak gibi bir şeymiş seninle olmak
alınan nefesin bile tadını varmak aşkı solumak her nefeste senle dolmak
seni yaşamak gökkuşağına salıncaklar kurup sallanmak
tatlı bir rüya da bulutlarda dans etmekmiş
seni yaşamak geçmişi unutmak
ruhu huzura vardırmakmış aşk
sonsuzluğa el ele yürümek istiyorum seninle sil baştan…


nurcan bingöl


nünü 21 Ocak 2008 09:57

Aşk

Hüzün yüklü kadeh kalktı
Aşk; yerle bir...

Kime gitsem kapı duvar
Geceler kör kilit

Bileğimin namlusunda zaman
Gelsen tenimde erir

Tuttukları boynumda
Halka halka gün

Yitik bir çığlık öfkem
Gözyaşım avaz

Sen; beni duymaya uzak
Anlamaya yasaklı
Ben; sen olduğundan beri kayıp

Pişmanlıkları yakalamış dilim
Kin
Defalarca saplı aşka

kırık bir aynada yüzüm

Yumrukladığım göğsümde
Mor acılar adın

Senden yana özgür
Acıya prangalı
Gönül

B i z ; sınırları silinmiş ülke
Aşk; yerle bir...

Arzu Altınçiçek


jöly 22 Ocak 2008 03:13

Dağ Rüzgarı

kaderde senden ayrı düşmekte varmış
doğrusu bunu hiç düsünmemiştim
seni tanımadan
hele seni böyle deli divane sevmeden önce
yalnızlık güzeldir diyordum
al başını kaç bu şehirden
ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git
git gidebildiğin yere diyordum
oysaki senden kaçılmazmış
bilmiyordum!
yine de dayanmaya çalışıyorum işte
bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
rüzgar güzel bir koku getirmişse
saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum
yaşamak seninle bir başka zamanı
bir başka zamanda seni yaşamak
herşeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen
ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur
sen ol yeterki bu zaman icinde
ben olmasamda olur
seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun
çaresizliğim gün gibi aşikar
su olup çesmelerde akan güzelliğin
inceliğin ışık ışık yüzüme vuran
sen güneş kadar sıcak
tabiat kadar gerçek
sen bahcelerde cicek actiran
sudan havadan günesten yüce varlık
sen o tek sevgi içimde sen
görebildiğim o tek aydınlık
bir nefeste benim için al
havasızlıktan öldürme beni
bulutlara yildizlara benim için bak
susadım diyorsam bir yudum su işmelisin
ben yorulduysam sen oturmalısın
ellerim sevilmek istiyor
saçlarım okşanmak
dudaklarım öpülmek istiyor
anlamalısın
ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok
kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin
kaç gecedir uykusu yok
gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok
anladım
sensiz yaşamanın dünyada imkani yok
beni bunca saracak ne vardı
kanıma girecek
gözbebeklerime oturacak
bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
ne vardı
hiç karşıma çıkmasaydın
bu kör olası gözler görmeseydi seni
ne vardı
güzelliğini hiç bilmeseydim
bir dua gibi bellemeseydim adını
ne vardı bütün gece
gözlerimi tavana dikerek
seni düşünmeseydim...


Ümit Yaşar Oğuzcan


miss_didem 22 Ocak 2008 14:57


DİKENLERE GİDİYORUM

Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal.


Gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.


Gidiyorum
başımda gam, gözlerimde nem
bütün hatıraları bırakıp geride
usulca çekip kapıyı ardımdan
alıp başımı gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.


Hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan.


Gidiyorum
bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.


Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.


Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal.



Nuri CAN



diabloazul 22 Ocak 2008 15:06

Gözlerinde Hüzünle Geldin
Karanlıklar getirmişti seni bana
Gözlerinde hüzünle gelmiştin
Biraz şaşkındın
Hatta içten miydi bilmem ama
Gülümsemiştin.
Hüznüne tutulmuştum gözlerinin
Yaş vardı ama akmıyordu
Işıkları yapayalnızdı
Yıldızlar vardı bebeklerinde
Bir türlü parlamıyordu.
Saçlarını okşamış,
Yanağına dokunmuştum
Çok masumdun, çok tatlıydın
Seni sevmiş
Mutlu olmuştum.
Mutlu etmek istemiştim seni
Gözlerinden hüznü silmek
Yakmak bütün yıldızların ışıklarını,
Bir isteğim seni hep sevmekti
Bir de sevilmek.
Güldüremedim göz bebeklerini
Kirpiklerin kahkaha atamadı
Ne kadar isterdim bilemezsin
Ellerim bir türlü
Saçını okşayarak yatamadı.
Ne çare kader
Gözlerinde hüznünle geldin
Değiştiremedim yazgıyı
Geldiğin gibi
Gözlerinde hüzünle gittin
Hüznünle gittin.
Turgut Uzdu


miss_didem 22 Ocak 2008 15:12

Aşk beklemektir


satırların ulaştı sevgilim
yanlışlıkla dudaklarını da eklemişsin,
konuşuyorlardı
iyi olduğunu söylediler bana
güldüğünü
gülümseyen hüznünü
bir tek sorunun varmış,
o da özlem..

sen üzülme sevgilim
yolların paçasını kısaltıyorum
söküklerini dikiyorum
ütüsünü de sürünce üstüne,
tez elden yüreğindeyim

sende biliyorsun ki
aşk sabır
aşk umut
aşk beklemek
beklemeye değdiğini bilerek..

pelin onay


Gizli öznesin sen yüreğimde
imla kurallarını aşar bu sevda..seni sevdikçe..


gizli öznesi bol cümleler kuruyorum
“seni seviyorum”
kimi?
seni..
öznesini yüreğimde tutuyorum

noktaları kaldırdım
sana uzanan her kelimeyi,
virgüllerle uzatıyorum
yan yana oldukça çoğalacak,
dolaylı tümleçlerimiz
biriktirdiğim bütün belirtili sıfat tamlamalarını,
senin için koruyorum

...üç noktalar sana olan suskunluğum / susuzluğum
herkes duysun bu sevdayı diye,
avuçlarımdan gökyüzüne ünlemler gönderiyorum

devrik bir cümleydim senden önce
grameri bozuk bir yürek yangınıydım
sen geldin,
yerli yerine oturdu kelimeler
noktalı virgülle uzatıyorum hislerimi sana,
ulaşabildiğin yerden tamamlarmısın..?

özel isimleri büyük harfle başlayarak yazıyorum
yani adını
yani sevdanı
dahası bizi
parantez içinde yaşadıklarımız var,
aman kimse duymasın
tırnak içine aldım bendeki yerini,
kem gözlerin nazarı dokunmasın

haydi!
bir kesme işareti gönder bana,
ismimim dudaklarından çıkışını yazayım
haydi!
iki nokta üst üste gönder bana,
bende ne kadar var olduğunu sana açayım

gizli öznesi bol cümleler kuruyorum
“seni seviyorum”
kimi?
seni..
öznesini yüreğimde taşıyorum..

pelin onay


diabloazul 22 Ocak 2008 15:33

Zulüm Artacak Gardaş
Kanda, göz yaşında, yüzüyor dünya,
Durulmazsa, zulüm artacak gardaş.
Barışın yolunda, kalmışız yaya,
Kurulmazsa, zulüm artacak gardaş.
Mazlumun başına, yağarken füze,
Katiller, barışla başlıyor söze,
Suçluyu, suçsuzdan ayırıp ceza,
Verilmezse, zulüm artacak gardaş.
Kardeşlikten geçer, birliğin yolu,
Dost, deyip sineye çekmişiz eli
Haklara uzanan, haksızın eli,
Kırılmazsa, zulüm artacak gardaş.
Fitne, fesat, birlik, baksana işe,
Uzakta dururuz, kardeş kardeşe,
Yıkanlar bir başa, yapan bir başa,
Derilmezse, zulüm artacak gardaş.
Biz ayını desek de, ayrıdır yönler,
Dünden kalma, içindeki pis kinler,
Ülke işgal eden, hin oğlu hinler,
Sürülmezse, zulüm artacak gardaş.
Rütbedir eşeğe, yüklenen semer,
Sözde uygara bak, nasıl kan emer,
Haddini bilmeze, okkalı şamar,
Vurulmazsa, zulüm artacak gardaş.
Tüküreyim, düzen tutmaz, düzene,
Barış diye diye, barış bozana,
Sert bir nota, Türk-İslamı üzene,
Verilmezse, zulüm artacak gardaş.
Sözde dostlar, hile katarlar söze,
İşimizde, karar verip biz bize,
Türk’ün füzesiyle, aya, yıldıza,
Varılmazsa, zulüm artacak gardaş.
Kaybolmadan, gelenekler, töreler,
Ürünlere, BİZİM mührü vuralar,
Bizim ilaçlarla, bizim yaralar,
Sarılmazsa, zulüm artacak gardaş.
ELEMİ der:Eşit olma dün ile,
Hak arama, can yakarak, kan ile,
Bütün işler, adaletle, fen ile,
Görülmezse, zulüm artacak gardaş.
26/05/2005 ADANA
(İbrahim PATAZ)
İbrahim Pata


miss_didem 22 Ocak 2008 15:44

SUS YÜREĞİM SUS FERYATLARINI DUYAN YOK
Hayatta ölüm var sen hala nerdesin yar!
Esme deli rüzgar
Canıma kastın mı var..

Bir mevsim başında devşirmiştim hayellerimi
Hayellerim beni yarı yolda bıraktı
Ben hala yollardayım..

Mahiyetini kaybetmiş mühürsüz hayatım
Ha yıkıldı ha yıkılacak
Tutanım yok!
Saranım yok!
Gözlerim arza bulandı
Hafif buğulu gözlerimle
Düşünmekteyim..

Şimdi aklıma
Kimsesiz çocugun gülümseyişleri gibi masum hallerin geliyor
Zihnim bile kaldıramıyor bu denli sevgiyi
Düşündükçe kendimden oluyorum.
Sabır dileniyorum
Bana şah damarımdan daha yakın olana sığınıyorum.
Sonsuza kadar güneşin hiç batmaması gibi bir istek benimkisi
Pes etmek geliyor içimden
Yığılmak öylece
Diyorum ki sonra
Güneş batmaya sen ayakta durmaya mecbursun
Minik ellerinle gözyaşlarını silmeye
Derin yaralarının acısını çekmeye mahkumsun

Yazıktır..!
Bitiyorum görmüyorsun!
Payıma düşen bu mu ?
Hakettiğim bu mu?
Nasibimi alıyorum herşeyden
Bilmiyorsun..!

Kalabalık sokaklarda tenhalaşıyorum.
Dokunmasın kimse istiyorum
Kimse sormasın istiyorum.
Sormasınlar ki bütün cevaplarım sana çıkmasın
Ses çıkmasın hayellerime gem vurulsun
Biraz da aşktan dem vurulsun
Eklendikçe eklensin ruhuma aşk kokusu
Yüreğimden uçup giderse kalbim utansın
Sensiz yanım incinmesin istiyorum.

Ne de çok sevgin varmış gizimde
Ah
Zemheriye tutuldum
Bilmiyorsun..!

İstersen...

Unut kimsen yokken senin yanında ''kimse'' olmalarımı
Unut esen rüzgarlarla ağlayan minik kızı
Yokluğun har olmuşken içimde
Savur içindeki yaşanmışlıkları

Her şey fanileşiyor gözümde
Baki kalan tek ''O'' içimde

Yüreğim söyle; giderse N'olurum?
Sus yüreğim sus feryatlarını duyan yok..
Dayan yüreğim dayan sana senden başka kimse'n yok

alıntı


jöly 23 Ocak 2008 00:38

Ümitsiz Aşklar İçin

Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım
Ayrılıklar için, sonsuz kederler için
Ne zaman ta derinden sevsem bir kadını
Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin
En güçlü zehir olmalı aşk dediğin
Alkol gibi damarlarıma yürümeli
Sarmalı her yanımı gece olunca
İçimde bir çıbancasına büyümeli
İnsan sevince her gün bir kez ölmeli
Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun
Yollara düşmeli, perişan deli divane
Erimeli potasında o garip var oluşun
Artık uzakbir anıdır huzur ve sükun
O büyük yangın başlamışsa yürekte
Bir gün gelir de bu çaresizliğin
Aranır bütün tesellisi ölmekte
O yerde sevilmek de yalan sevmekte
Nereye baksan dizboyu karanlık
Boşuna bir ışık arama göklerde
Her şeyinle aşkın içindesin artık
Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık
Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı
Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel
Aşk dediğin karşılıksız olmalı


Ümit Yaşar Oğuzcan



Saat: 23:15

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık