![]() |
Yalnız kaldım unutuldum şu koskoca şehirde Tek başımayım sanki şu insanlar içinde Özlem duyarım sevdama hep düşlerimde Kim anlar ki beni kim bilebilir Geçen günlerim sevdanın sevdanın peşinde Umut olmuştu gülen gözleri kalbime Unutulmaz sözlerdi hançer gibi gönlüme Hatırladıkça hep acı verdi sevgime Kim anlar ki beni kim bilebilir Dert olan bakışlar sevdanın peşinde... Durmuş sanki zaman geçmek bilmiyor Uzak olmak yalan acılar tükenmiyor Boş koymuşum hayata ölüm bekliyor Kim anlar ki beni kim bilebilir Yaşla dolmuş gözlerim sevdanın peşinde.... |
BİRTANEME Seni sevdim, sevgilerin en güzelini vermek için. Seni düşündüm gecelerce, en güzel düşlerimde yaşattım seni. Ne varsa sana adadım elimdekileri, sana adadım, yüreğimin her zerresini. Yanlızca sen sev istedim, sen sar istedim, yüreğimin her köşesini. Seni gördüm nereye baktıysam, gözlerime işledim gözlerini. Ve yalandan uzak, en temiz sevdayla, yarınlarımda bir sana yer verdim. Bir tek, seni yazdım kaderim diye, bir tek seni istedim, herşeyden çok. Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak. Sensizliği, ölümden bin beter bildim. Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat, bilirim ki, bu senin eserin. Bir tek senin kollarındayken, yaşamayı seviyorsam, senin kollarındayken acıları siliyorsam, her ne kadar kabul etmesende, ben seni, daha çok seviyorsam, biliyorum ki, bu senin eserin...... Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını. Ve, doymaz yüreğim, doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye.. Bunca sene sonra seviyorsam kendimi, sen sevdiğin içindir beni. Ve seviyorsam seni, bana sevmeyi öğrettiğin içindir. Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir. Biliyorum ki; ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla, sen sileceksin gözyaşlarımı. Ne zaman sarılacak bir beden arasam, sen saracaksın beni. Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati. Seninle gülecek, seninle ağlayacağım. Benim bildiğim tek gerçek, sen olacaksın hep. Ve ben, en güzel şiirlerimi sana saklayacağım, en güzel düşlerimi sana.. Sen yeter ki, yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni. Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim. Ve, ecele kadar, benimle kal, yanlız benimle. Seviyorum seni, ve bir ömür yaşatacağım, yüreğimde SEVGİNİ............ BİRTANEM |
Aşk aşk diye inliyoruz durmadan, Duygularımız akıp gidiyor satırlara, Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra Geçek aşk'ı yaşıyor muyuz acaba? Şimdiki aklım olsaydı eğer, Sorardım kendime,aşık olmadan önce Bu güç,bu hırs,bu azim var mı diye. Sorardım sevdiğime Beni sevmek yürek ister, Sende bu yürek var mı diye. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor. Sevgi karşılık ister,özveri ister. Aşk verdiği kadarını almak ister. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Bozulmuşsa terazinin bir kefe'si Gelmiyorsa verdiğin sevgi geriye Kabuslar görürsün tüm gecelerin de. Aşığım demekle aşık olunmuyor Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin. Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi, Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi. |
Kırgınım… Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım… Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece… Kırgınım… Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken, Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda… Kırgınım… İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı, Parçalayıcı oluyorum… En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp, Un ufak ediyorum… Kırgınım… Öfkeme, tat almayan yüreğime, Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen Kalbime… Kırgınım… Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini, Görmeyen gözlerime... Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma Kırgınım… Kırgınım… Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen Benliğime… Kırgınım… Sonuçlandıramadığım sevgilerime, Sarılmaya korktuğum sevgililerime… Kırgınım çok kırgınım, Beceriksizliğime, korkaklığıma, Kırgınım… Beklide bir hayalden ibaret oluşuma… |
Sensizliğin Dahilindeyim yine yalnızlığın sahilindeyim..... dolayısıyla sensizliğin dahilindeyim..... bugün mavisine tecavüz edilmiş ucsuz bucaksız deniz umarsız dalgalarda...med-ceziri hiç bu kadar görmemiştim sakin.. sürgün hayatında martılar başımda dolanıyor, leş kargaları misali arsız.....suskunlar benli vakitlerde dilsiz gibi lakin.. yine karetta yumurtalarının mahalindeyim.... sırtımda aşkın yükü kaplumbağa halindeyim.... gün gün gelirim seyrederim korurum onları seni korur gibi çatlayacak dudaklarım gibi kabuklar alıp götürecekler onlarıda biliyorum dalgalar sahibi...... yine varlığının hayalindeyim..... pusunda gözlerim meyalindeyim... küskün gülüşlerim her yanım tuzak bilmem nerde fak,bubi mecnun olmamı bekliyor toz bulutlarıyla haber salmış sina,gobi...... yine anlamsızlığın mealindeyim.... kavramda düşünceler sualindeyim.... özgün fikirler üreten beynim şimdi cahil kafalara tabi ihtiyarlıyor sensiz her dakika içimde büyüttüğüm sabi.... yine içimde kopan fırtınanın celalindeyim.... avucumda toplanmış kederin melalindeyim....(usanç) düzgün zeminlerde kavisli yürüyorum melekesiz gabi(yetenek fakiri,beceri özürlü) yanımda sensizlik var,ayağım ondan dolaşıyor mutlak bittabi... yine ihtiraslı emellerdeyim..... kuramda bilimsel temellerdeyim.... süzgün bakışlarım güneşim kararmış artık ayrılık hobi... canımda yalnızlık, hücreselim kör pencerelerde sensiz olmak bence fobi... yine riyakar amellerdeyim... tutsağında vuslatın ellerindeyim... vurgun yemiş kayıkçılar gibi alabana olmuş kalbi yaramda kanasa varmı aşkını içimden söküp alacak harbi yine yaşamsızım ölmelerdeyim... ruhumda labirent destekli bölmelerdeyim.. yorgun ve bitkin bedenime gönderse azrail ecel celbi alsada canımı ulaşamaz cesedime yine ben olurum bu aşkın galibi.... |
Süleymaniye'de Bayram Sabahı Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye'de Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati, Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan, Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan. Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir, Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir. Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!.. Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu... Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir; O seferlerle açılmış nice yerlerdendir. Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık; Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya, Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya. Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor, Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor. * Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı. En güzel mâbedi olsun diye en son dînin Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin. Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi, Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsî tepeyi; Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle, Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle. Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne, Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne, Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları.. Bir neferdir, bu zafer mâbedinin mîmârı. * Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum; Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum; Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi; Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi, Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim. Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını Görüyor varlığının bir yere toplandığını; Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses; Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi, Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi! * Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr'i Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü'min neferin! Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin? Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu, Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli, Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli; Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz; Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o, Görünür halka bu günlerde teselli gibi o, Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde, Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde. * Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri, Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri. Gökte top sesleri var, belli, derinden derine; Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine. Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı? Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa, Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa; Şimdi her merhaleden, taa Bâyezîd'den, Van'dan, Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan. Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher! Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer, Dinliyor hepsi büyük hâtırâlar rüzgârını, Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını. * Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor? Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor: Kosova'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan.. Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an; Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı? Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı? * Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor? Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!.. Adalar'dan mı? Tunus'dan mı Cezayir'den mi? Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor; O mübârek gemiler hangi seherden geliyor? * Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine. Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı. * Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı. Yahya Kemal Beyatlı |
Sen..Uzaktaki Sevgili “Yokluğun bıçak gibi kesiyor geceleri Bir sana hasret kaldım bu kadar Bir tek sen az oldun isteklerim içinde Oysa bir sen olsaydın hayatımda” Sen..uzaktaki sevgili.. Gel.. yoruldum artık seni sensizlikte yaşamaktan Oysa ne kadar yalnızsam ben o kadar seninleyim Yaradılıştan beri en derinlerde saklıyordum seni Kimseler ulaşamasın diye hala en derinlerde tutuyorum.. Bana saklıyorum seni… Kimselerle paylaşamıyorum.. Her şeyin başında içinde ve sonundasın…. o kadar içimdesin ki.. o kadar benimsin ki.. Tüm varlığında ağ gibi sardın yüreğimi Sen..uzaktaki sevgili. Tüm şiirlerimi sana yazıyorum Klavyeme tenin diye dokunuyorum Seni çiziyorum satır aralarına Seni çağırıyorum avaz avaz… Duyuyor musun? Kaç zamandır sana üşüyorum Sana yanıyorum kaç aydır.. Sırılsıklamım aşkından Yüzüm gözüm saçlarım oldun sen.. Her aynaya bakışımda seni görüyorum.. Yüreğim küle döndü artık.. Sana ne kadar ihtiyacım var Görmüyor musun? Sen... uzaktaki sevgili... Seni içiyorum her sigaramda Gözlerimde tütüyorsun. Seni nasıl sevdiğimi bilmiyorsun.. Her gece seni uyuyorum Her sabah sana uyanıyorum ismin hala dudaklarımda mühürlü.. Bir gün ismini tüm dünyaya haykıracağım Biliyor musun? Senden ayrı geçirdiğim her günün adını hasret koydum.. Senden ayrı aldığım her nefes, attığım her adım, içtiğim her yudum su… yaşıyor gibi yaptığım adı yalan olan hayatım, hepsinin ama hepsinin adını hasret koydum… |
Keder Sana Yakışıyor Ne kadar değişmişsin görmeyeli, Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan, Hüzün rengi almış saçlarının her teli Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan, Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli Böyle mahzun kederli değildin eskiden Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi Baygın kokusuna anılarla beraber giden Böyle mahzun kederli değildin eskiden Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karardı gözlerin Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin Şimdi nerden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Arzular vardır bilirsin anlatılamaz Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz Keder sana yakışmıyor gül biraz Arzular vardır bilirsin anlatılamaz. Victor Hugo |
Bakakalmak Gözlerine bakakalmak gözlerine dertsiz, tasasız bir an için düşünmemek geçmişi, geleceği yolda olabilmek sana doğru gel zaman git zaman belki tutabilmek elini boğaziçinde bir akşamüstü yalnızlığı denize döküp Haliç'ten koşa koşa gelmek sana umutlarla tanışmak yeniden yıllar sonra... ve varolmak yeni baştan savaştan çıkmış bir kalpten yeni bir filiz elde etmek günden güne yeşeren ve korkular bir yandan hep yeniden kimsesizliği hatırlatan kulağını çınlatan sensizliği çağrıştıran inanabilmek sana bütün bunlara rağmen sahip olabilmek küçücük bir umuda bu kimsesiz dünyada... |
Promete Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün minkar-ı âteşinini duy, dâima düşün: Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım? Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?.. Yükselmek âsümâna ve gülmek, ne tatlı şey!.. Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa... Ey müştâk-ı feyz u nûr olan âti-i milletin meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin yüklen getir - ne varsa - biraz meskenet - fiken, bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen esmâr-ı bünye-hıyzini; boş durmasın elin. Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin gökten dehâ-yi narı çalan kahramâanını... Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını!.. Tevfik Fikret |
| Saat: 17:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık