MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

poseidon_ 23 Ocak 2008 02:15

KARANLIĞIN GÖZLERİ

Şimdi yoksun
Seni dilediğim gibi düşünebilirim artık
Tutar ellerini öpebilirim uzun uzun
Kimseler ayıplayamaz beni
Yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar
İşte gözlerin işte dudakların
Senin olan ne varsa karşımda duruyor
Ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık
Sevdiğim şarkıları söyletiyorum dudaklarına
Ve hoyrat ellerimle seni
Her gün biraz daha güzelleştiriyorum

Bütün resimler sana benziyor
Hayret
Bütün aynalarda sen varsın
Nereye gitsem peşimden geliyorsun
Şimdi sigarasın dudaklarımda
Biraz sonra beyaz bir kağıt
Ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın

Kimse yokluğunda bunca sevilmedi
Kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar
Saçların böyle daha güzel
Sen daha güzelsin
Gelecek mutlu günleri ışığında
Her şey daha güzel
Ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış
Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim
Ve seni bin yıl daha
Ayrılıklar içinde sevmek isterdim

Ama biliyorsun nihayet bende insanım
Umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor
Hiç gelmeyeceksin sanıyorum
O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime
Katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi
Yalnızlığımdan utanıyorum

Beni sevmesen ölürdüm
Beni sevmesen bir çakıltaşıydım şimdi
Beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım
Kördüm bir ot kadar
Ölümden acıydım,ölümden beterdim
Beni sevmesen
Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim

Beni bunca saracak ne vardı
Kanıma girecek
Gözbebeklerime oturacak
Bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
Ne vardı
Hiç karşıma çıkmasaydın
Bu kör olası gözler görmeseydi seni
Ne vardı
Güzelliğini hiç bilmeseydim
Bir dua gibi bellemeseydim adını
Ne vardı bütün gece
Gözlerimi tavana dikerek
Seni düşünmeseydim

Belki karşımda değilsin yanılıyorum
Bu gözler senin gözlerin değil
Aldatıyorlar beni
Karanlığın gözleri olmalı bunlar
Bana böylesine keder veren
Gülmeyi,yaşamayı haram eden
Bir karanlığın gözleri olmalı
Öyleyse sen hiçbiryerde yoksun
Sana hiçbirzaman yaklaşamayacağım
Yalan bu geçici sevinç,bu nur,bu ışık
Bu karanlığın ortasında yanan alev gözler
Bu bir kadeh içki gibi aydınlık

Ne dedimse inanma
Seni değil kendimi aldatıyorum
Sen istediğin kadar
Varlığın ta kendisi ol
Ölümsüzlüğün ta kendisi
Ben günden güne yok omaktayım
Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
Anlamıyor musun
Gökyüzü güneş olsa
Sensiz karanlıktayım
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


miss_didem 23 Ocak 2008 10:36

AŞK HAYATIN ŞAKASI

Aşkmış..
İnsanı elden ayaktan düşüren hayat şakasıymış adı..
''Bu ne cüret'' demek var içimde..
Ahh içim..
hafızan ne kadar da derinmiş..

Gecelerin dili hala çözülmedi,
acıların da mevsimi sonbahar..
Sigaramı bile yakamıyorum,
seninle herşeyim kaybolmuş,
çakmağım dahil..
Sen de beni içinde kaybettin, niyeyse..
70'lik rakıya meze misali..
Sabah ayıldığında unuttun muhtemelen,
yada unuttuğun gün ayıldın kimbilir..
Temize çekilecek kelimelerin bile yok hala.
Senle başlayan cümlelerde
ben susmaya direnirken yorgun düştüm üstelik.

Ateşe verdiğin bu yüreği
daha ne kadar sabırla okşuyacağım bilmiyorum.
Sabır ilahi taktire boyun eğişmidir sence?
Vuslat öldümü desem,
avans mı vermiyor desem,
ne desem..
Ahh içim..
İçin ne kadar büyükmüş senin..

Bir dün de böyle bitmişti bir önceki gün,
yakamamıştım sigaramı,
ağlayamamıştım da..
Keşkelere haber salıp seni anmıştım,
sonra mazide kalan beni..

Eskidendi herşey..
çok eskiden..

Alıntı


CaNaRY 23 Ocak 2008 17:47

Ve güne
Ve geceye

Ve seni verene yemin olsun

Küskün değilim

Sadece kırıldı sağlamlığım sana.

Ve ruhum sıkıştı

Tenha bakışlarına
Noktasız, virgülsüz
Devrik bir cümle oldu aşk

Sabahladı gecelerce

Ve hep buydun sen

Griden sonra gelen

Beyazın zıddı

Gündüzün düşmanı

Küskün değilim
Siyahının kalbime çizdiklerine
Ve günahsız, kırık, hüzün
Dokuyan gözlerine
Küskün değilim

Kabullendim en baştan

Topal bir sevdanın

Tarafımdan itelendiğini

Yoruldum ya yar

Ah!!! bir defacık dinlendir beni


Dar geliyor bak
Odalarım, sokaklarım
Soğuk Ankara'n

Dar geliyor içime

Bir kız çocuğu gibi

Düşürüyorum secdeye

Samimiyetimi

Ve uğurluyorum

Gözlerimin nemiyle seni.

Karardım ya yar

Örüp durduğun tuğlalar
Y
akıyor ya canımı

Ve hep
Bir merdivenden
Kayıyor ya adımlarım
Ve sen
Ve yine sen
İlla sen
Yıkıyor ya gözlerimi
Küskün değilim

Seni verene yemin olsun

Küskün değilim
düşünüp de incitme kendini

Mürekkebi kurudu kalbimin

Adını çocuğuma koydum düşümde

Ve küçüldüm önünde
Gitme…

Takatim intihar etti
Yüreğim buz kesiği

Sığıntı bir gülüş

Dudağımın kenarında

Ve telefonumda
Sessiz bir çağrı kimliksiz..
Sendendir dediğim.

Takatim intihar etti.
Bakışlarımda siyahın acısı.
Küskün değilim.
Maskemin ardında tüm ağlayışlarım

Küskün değilim

Sadece kırıldı sağlamlıklarım.

Kader var yar
Biliyorsun;

Kimsenin zabt edemediği
Kader var.

Sular yükseldi
Boğuldum gecende
Sen yoluna devam ettin

Nuh'un gemisinde

Sular yükseldi.

Göremedin ellerimin

Ellerini beklediğini

Küskün değilim
düşünüp de incitme kendini

Karardım ya yar
Ah!!! çok yoruldum ya yar

Ve güne
Ve geceye

Ve seni verene yemin olsun

Küskün değilim

Sadece çok sevdim seni

Karardım ya yar ah!!!
Çok yaraladın ya yar


Hatice Kuru


arwen 23 Ocak 2008 19:36

Sensin gönlüme taht kuran.
Sensin canıma can katan.
Uğruna dünyayı yakarım.
Yeterki gitme yanımdan...

Korkuyorum vazgeçersin diye aşkımdan.
Yaşamam,ölürüm senden ayrı kalırsam.
Her derdine katlanırım ben.
Beni sevsen,sevginle sarsan...

Eğer beni sevmiyorsan.
Aşkıma değer vermiyorsan.
Ben herşeye razıyım.
Bensiz mutlu olacaksan....


fatma eyi


CaNaRY 24 Ocak 2008 17:17

SEN DE GÜLSENE YÜZÜME MAHPERİ-

Yaksana içten içe beni

Bir rüzgara teslim etsene hoyrat bakışlarını

Kadife sesinle gönlümdeki hücreleri dağıtsana

Görmediğim saçlarını dokundursana gözbebeklerime

Uzak duruşunla yakınıma getirsene içindeki çocuğu..


Adavet besleme bana Mahperi..

Daha tanımıyorsun beni

Ellerimi daha tutmadın

Bu ellerki gökyüzündeki kandillere uzandı

O kandillerki her gece bana

Deli deli senden bahsetti Mahperi..

Yüzümü yere eğdim çılgınca bak diye

Elimde bir mektubun

Yine Leyla dan bahsediyor yine çölden

Benden hiç bahsetmeyecek misin Mahperi..

Yoksa Leyla dan bahsederken bana

İçimdeki çöllere serap mı sunuyorsun

Bırakırken düşleri..


Seni müzekka belledim kalbime

Siyah örtülere bürünmeni aşk belledim

Ben ki biraz fırtına kopsun diye

Mecnunla anlaştım

Ben ki mütemadiyen sürsün diye

Kalbime hicran ektim

Aşk ektim,vuslat ektim..

N’olur nadasa bırakma hayallerimi

Yoksa kendimi bilmeyecektim..


Gece uzun ve sessiz Mahperi..

Ben çoktan duygularımı ipe astım

Sen de ıslak bakışlarını ipe as

Bir girdaptan çıkmak için

Yeniden dene aşkın için

Sevdayı biliyorsan eğer

Anlarsın sana söylerken kelimelerimi avuttuğumu

Onlar bile üşüdü ısıtamadığım ‘ben’den

Gül gülzara çevir beni

Sakın suskun kalma

Ruşen eyle beni

Gece uzun ve sessiz Mahperi..

Ben çoktan duygularımı ipe astım

Sen de ıslak bakışlarını ipe as..


Bu geceler ne kadar da bahtsız

Herkes geceye küsmüş gibi

Karanlık dehlizlere boğulmuş sokaklar

Saat gecenin üçü Mahperi..

Nasıl düşlesem bilmemki

Sen uyurken ben sessiz kalıyorum

Geçerken denizimden bir gemi

Biraz daha soluklanıyorum

Ve pervazlara soğuklar işlemiş

Karanlık dehlizlere boğulmuş sokaklar

Saat gecenin üçü Mahperi..


Ölüm ki kapımı yokluyor her vakit

Tebessüm ediyorum

Bazen da yıkılıyor ve bu sefer ben bekliyorum

Hani diyorum sen de ölüm gibi

Her vakit kapımı yoklasanda ölüme tebessüm eder gibi

Ben de sana tebessüm etsem Mahperi..

Güzellere güzeli

Darb-ı mesel sunduğun aşk gibi

Her vakit olmasa da bir ikindi vakti

Siyahlara bürünüp gel

Yine zile bas yüreğimdeki ateşe basar gibi

Biliyorum bu sefer anlarsın beni

Anla beni,anla beni,anla beni..

Saat gecenin üçü Mahperi..

Saat gecenin üçü..


Hakan Taha Bayram

22 Ocak 08 Salı

03:34

(can'ıma sıralanan kurşunlar)


Demir YumruK 24 Ocak 2008 17:33

Mutlu Hüzün

Bir dost tanıdım bugün adı Yağmur
Sözleri bir haykırıştı, gerçek adı umut
Uzaklarda bir evi vardı, üzeri hep bulut
Gitar çalar, gülerdi... ağlamadığı zamanlarda

Gemileri vardı limanda haykırdığı, apansız konuştuğu
Yalancı rüzgarı var yamaçlarda ölümle boğuştuğu..
Hele bir Yağmur’ u var uğruna savaştığı, delicesine ıslandığı
İsmini sayıklayıp, dokunamadığında ağladığı..

Yağmur’ lu şarkıları sever, Yağmur’la dans ederdi
Hüzünlenir sonra Yağmur’ a sorardı hep neden ağladığını..
Ben ise anlattıklarını dinler susardım hep nemli gözlerle
Şiirler yazardım dinleyip Yağmur’ un sesini gizlice..

Nedense hep kavgalı hayatla ve tabii zamanla..
Bazen kendimi görüyorum onu anladığımda..
Hayat var! Bense yokum içinde..
Akıp gidiyor zaman ardına bakmadan yavaşca..
Bir 'Yağmur' damlası gibi penceremin canımdan..

Be rainy.. Tansu Göksu


jöly 25 Ocak 2008 01:15

Yazmam Daha Aşk Şiiri

Oydu bir bakışta tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydın karanlığıma
Nerden uzatılmışsa tenha boynunu

Dünyanın en güzel kadını bu oydu
Saçlarını tarasa baştanbaşa rumeli
otursa ama hiç oturmazdı ki
kan kadını rüzgardı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu

En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı

Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktır tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan


Cemal Süreya


arwen 25 Ocak 2008 02:41

UYKU TUTMUYOR

Geceler mi uzadı sabah mı olmayacak
Sen aklımda olunca gözüm uyku tutmuyor.
Yürekte gül tomurcuk hiçbir an solmayacak
Sensizlik bütün gece bedeni uyutmuyor.

Ne kadar dirensem de bütün bunlar nafile
Dertler üst üste gelir sanırsın ki kafile
Sakın fırsat tanıma dost görünen gafile
İki beden tek ruhuz kalbim sensiz atmıyor.

Sana âşık olmuşum sabahıma güneşsin
Yaşam için aldığım nefeslerime eşsin
Sen bir sevda yangını gözlerimde ateşsin
Geceleri hayalin gözlerimden gitmiyor.

Her sabah benim günüm senin adınla başlar
Hasretin düştüğünde gözümde durmaz yaşlar
Sesini duyduğumda biter bütün telaşlar
Aydınlandı tüm dünyam ufukta gün batmıyor.

Sen gurbet ellerinde ben senden çok uzakta
Gözlerim kan çanağı, derman kalmaz bacakta
Seni seven yüreğim yanar durur sıcakta
Sen orada ben burda bu hasretlik bitmiyor.


LEYLA İNAN


miss_didem 25 Ocak 2008 11:32

Söylesene kaç harfle sevdin beni?


Hani anlat desem içindeki sevgiyi, ilk kelimenden sonra kaç dakika sürer?
Zamanı ellerimle yakasından tutup havaya kaldırsam ne kadar anlatırdın?
Hadi anlatsana beni kaç harf sevdin?
Oyunuma geldin sevgili.
Kandırdım seni az önce.

Bana olan sevgin kaç harf diye sordum sende bana anlatmaya başladın.
Cümlelerle kelimeleri süsleyerek anlatmak yeterli oldu. Demek sadece SENİ ÇOK SEVİYORUM da özetim.

Oysa bana yaşadığımızı sandığım bu büyük aşkı tarif edememen lazımdı.
Ağzından hiçbir kelime çıkmamalıydı.
Düğümlenmeliydi ses tellerin, ellerin titremeli, avuçların terlemeliydi.
Bocalamalıydın.
Her anlatmaya kalktığında saçmalayıp örneklerle izah etmeye çalışmalıydın.
Başaramamalıydın.
Anlamını bilecek kadar bir aşk bize yakışmazdı oysa.
Bak sokaklara hep onlarla dolu.
Ellerinden tutabildiğin bir aşk bu sendeki.

Bana olan sevgini özetlememeliydin sevgili.
Özetlenecek bir aşk sadece kitaplara konu.
Yazılabilecek kadar basit bir aşkı ben bir damla gözyaşıyla anlatırdım sana.
Bana benim sorumu sorma sevgili.
Peki, sen anlat o zaman deme bana.
Beni sadece 16 harf seven birisine ben ne anlatayım?.

(ALINTI) http://www.forumin.net/Smileys/default/sad.gif


Demir YumruK 25 Ocak 2008 13:31

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York'ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
İnan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.
Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı.
İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara...
Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm İnsanlara Yayılması Gibi...
İşte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu...
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
İş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım...
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ

Cezmi Ersöz


jöly 26 Ocak 2008 02:40

Sevda Bir Ateş Buldu Sende

Sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni
Artık kimse denizi bilmiyor.

Dirseklerini masaya koyuşundan belli
Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini
Sevda bir umut buldu sende.

Ey bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan
Artık kimse gözlerini bilmiyor.

Şunu imzala
Bir mektup, bir telgraf alındısı değil
Unutulmuş bir sevdadır kapısını çalan
Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan
Kimse artık bir şey giymek istemiyor.

Sonra bir pencereden kendine
Ayışığı gibi vuran sen
Ne sana na başkasına benziyor.

Ve işte bir dip balığı su boşluğunda
Çırparaktan yüzgeçlerini
Hiç kimseye uymayan bir mevsim öneriyor


Edip Cansever


Sedef 21 26 Ocak 2008 03:04

seni istiyorum


Seni yine seviyorum

Ümidim olsada, olmasada

Resmine bakıp avunuyorum

Eza, cefalara aldırmıyorum

Yanlız seni seviyor

Yanlız seni istiyor

Ama ne yazık ki

Seni bulamıyorum



(Serdar Sayıl-1980)


Fırtına 26 Ocak 2008 08:56

Seni düşünmek istiyorum

Hatıralara dalınca eskimiş günlerin ardında
kalan sadece koca bir hiç. aynada gölgene bakınca
sihirli bir gülümseme kamaşır karanlık gecelerime
ve çocukluğumuza dalarak seni düşünmek istiyorum
ama arda kalan koca bir hiç.

Hatıralara dalınca,ilk buluşmamızda
incecik beline uzanan saçında parlayan
yıldızlar
ve sana aşık olduğum o anın
mutluluğunu ararken
yaşamın cehennem köşesinde hasretinle yaşadığım koca bir hiç.

Hatıralara dalınca bir kere sevdim ve hep
kavuşmamıza yarım kalan ağustos ayını beklerken
boğazımda düğümlenir mutluluğumuz ve arda kalan koca bir hiç.

Hatıralara dalınca insanlar gerçek olur derler ya
belki bugün olmaz biliyorum peki yarına ne diyorsun!
işte ben burada kadere baş kaldırıyorum ve koca bir evet evet..diyorum
ve o gün yakın biliyorum çünkü ikimizde susarak da birbirimizi
çok çok ama çok seviyoruz bunu sende biliyorsun…!

Faruk Avşar


jöly 27 Ocak 2008 00:19

Geçerdi Hep

Geçerdi hep
Pırıltılı kanunlar
Neves gecelerden
İhtimal buhranlı gecelerdi hep
Yüreğinde yalnızlığın tortusu
Vazoda yaseminler
Ufukta yağmur kuşları
Çözülmez bilmecelerdi hep
Ansızın dalar
Bir yorgunluğa uyanırdın
Güneş çekilmiştir bahçelerden
Lambalar çok erken yanmış
Aldatılmak korkusu
Sık sık bozulan yeminler
Enfarktüs kuşkuları
Sinsi bir kederdi hep
Zaman zaman düşündüğün
Aklına geldikçe güldüğün
Şan şeref ve ün
Beyhude şeylerdi hep

Attilâ İlhan


Sedef 21 27 Ocak 2008 15:14

Yağmur
Bir yağmur altında, ıpıslak, serin,
Düştüm uzaklara, anılarıma...
Yürüdüm durmadan, koşarcasına,
Eski anıların dünyalarına.

Yağmur damlaları düşerken bir bir,
Yola, insanlara, toprağa, taşa...
Titreşir yapraklar, kımıldanarak
Ve bir serçecik, başlar uçuşa.

Temizler gönlümde çirkinlikleri,
Yağmur taneleri yıkar her yeri.
Dinmeyen bir şarkıdır duyduğum;
Kulağımda yağmur, yağmur sesleri.

Rıfkı Kaymaz


Fırtına 27 Ocak 2008 15:21

* Göreceksin*

seni seviyorum diye çok kıza söyledim
ama sevgim için neler yapabilirim...
sen göreceksin...

çoğu kıza dedim hep sürecek,hiç bitmeyecek
sana söylemiyorum,söyleme gereği duymuyorum...
sen göreceksin...

hiç unutmayacağım dedim bir çok güzele
seni unutmam gerekse bile(ki gerektirecek bir şey olamaz)
gerektiğini söyleyen herkese dil çıkaracağım...
sen göreceksin...

sen tanrıçam mutluluğu duada tanrıda aramayacaksın
bende bulacaksın...
sen göreceksin...

hiç bu kadar güzel görmedim dedim güzel gözlü bayanlara
en son sana dedim ve daha kimseye demeyeceğim...
sen göreceksin...

çok kıza yazdım bunun gibi şiirleri
senden başkasına şiir yok(özür dilerim tüm kadınlar)
sadece sen göreceksin...

çok sözler verdim tutamadım tutturmadılar
sana söz vermiyorum hiç bir şey için...
sen her şeyi göreceksin....


Furkan Başar


volture 27 Ocak 2008 15:33

Makyaj GüzeliSon yıllarda biraz daha fark ettim
Makyajını da yapmıyor artık eskisi gibi
Bütün çıplaklığı ile karşımda,
İki yüzünden diğerini de gördüm hayat
Matem ezgisi gibi

Küçüktük,
Korkarız diye göstermediler belki
O gerçek,acımasız yüzünü
Yalanlar doldurdular ön sözüne
El üstünde tuttular
Boyadınız herkesin gözünü

İşte gördüm yıllar boyu sakladığınız tabloyu
Mutlu musunuz şimdi beni kandıranlar,
Aynada ki halinize bir bakın uzun uzun
Var mıdır acaba bu yansımayı görüp
Midesi kaldıranlar


mustafa BEDEL


Demir YumruK 27 Ocak 2008 18:38

Bir Kadın Bilirim...

Ben bir kadın bilirim
Yüzünde meleksi masumiyeti
Gözlerinde çocuksu hüznü
Yüreğinde dünya dolusu sevgisi

Ben bir kadın bilirim
Ağlamaktansa; sıradağlar gibi
Gözpınarlarında sıralayan kederini
Avuçlarında büyütmüş acının filizlerini
Büyütür taçyapraksız çiçeklerini

Ben bir kadın bilirim;
Başından ileri sayan sevdiklerini
Yürürken üzerinde dikenli tellerin
Görmezden gelen ardındaki kan göllerini

Ben bir kadın bilirim
Uçuşurken özgürce, mutlu semalarda
Mahkum etmişler olmadık bir anda
Vurgun yemiş şiirlerde yaşamaya

Ben bir kadın bilirim;
Türlü kalleşliklerine rağmen
Sımsıkı sarılmış yaşamın eteğinden
Yaz, güz, bahar demeden
İnadına rüzgârlara direnen

Ben bir kadın bilirim
Kasırgaların pençesinde bile
Hoyratça sürüklendiği heryerde
Yaşanabilecek kuytular bulabilen

Ben bir kadın bilirim
Aynalara her bakışında
Kendini değil silüetini gören...

İbrahim Özcan


jöly 27 Ocak 2008 22:32

Hadi Çık Artık Hayatımdan

Hadi çık artık hayatımdan
Bırak beni yapayalnız
Zaten hep bir sebebi var
Çekip gitmelerin

Geldi di mi vakit
Git hadi git
Kaybol karanlıkta
Gözlerim göremeyene kadar git
Sonsuzluk sorsun adımı
Yine de söyleme hiçbir şey
Gölgeler saklarken sensizliğimi
Ben sensiz yaşlanırken
Yaşam biraz daha zorken
Dön geri
Dön ki gözlerim sensiz kapanmasın
Nefesim düğümlenirken boğazımda
Son sözüm var daha

Git
Git ki yaşansın gerekenler
Ne şiirler ne de şarkılar
Anlatamaz sana yorgunluğumu
Ve bir gün tarih yazacaktır adımı
Mecnunla yana yana
Yana yakıla dolaşanlar diye

İzmir - 2006

Alper Aktaş


Fırtına 28 Ocak 2008 10:46

Gam Deresi

dert ettiğin etikler deresinde
çok’tan çoktu yokluğun
gidecek diyor onun gideceği
gidişi
bir’inden çıkacak
……………………..


dokunmalarım
dokümanlarımla yolda
düzene uydu dünyam
yuva mı kova mı belirsiz
alçıpenli acılar ruh penceresi
abdal ilen aptal cenderesi
ben ile azotlu ben hendesesi
bu böyle gitmez hayat
bu ömür benden ömür değil
bak akıyor gam derem


Hayrettin Taylan


Demir YumruK 28 Ocak 2008 16:58

Yollarına Düşüyorum

Senin gülüşün kadar,
Parlak yıldızlarla dolu,
Ilık bir gecede,
Kucaklıyorum seni.
Nefes alan,
Tüm duygularım,
Sadece seni istiyor.
Bana,
Sesini duyurduğunda,
'Ben seni seviyorum'
Dediğinde,
Rüzgarda sallanan,
Bir yaprak gibi,
Yalpalıyorum.
Yere düştüm düşeceğim.
Yüreğim,
Irmak gibi akmaya başlıyor.
Çağlayanlar gibi ses çıkarıyor,
Hiç bitmeyen bir coşku,
Sarıyor her yanımı.
Saklayamıyorum gülüşlerimi.
Yüzümdeki sevinç,
Yayılıyor bütün hücrelerime.
Sevgi, sevinç, heyecan,
İçimi boşaltıyor.
Adı olmayan,
Hoşluklar alıyor yerini.
Sen...
Çoğalıyorsun içimde.
Yaşamak ne güzel diyorum.
Her zorluğa katlanabilecek,
Güçlerle doluyor içim.
Cüretkar duygularım,
Buluşuyor seninle.
Yıldızların ışığında,
Rengarenk hercai çiçekleri,
Senin gözlerinle,
Göz kırpıyor bana.
Yollarına düşüyorum şimdi.
Sabahı bekleyemeden,
Sabırsız telaşlı,
Bir ceylan gibi ürkek,
Bir ceylan kadar hızlı.

Hatice Bediroğlu


Fırtına 28 Ocak 2008 17:07

Askı

Askıdaydı zaman
Şafak yorgun geçiyordu
Karanlığın ardından
Çetrefille boğuşuyordu
Takatı bitmiş meydan
Yetişti kabına sığmayan
Beş on kahraman
Avazı ateş saçan
Kükredi biri şahindi
Yarıldı durdu zaman
Ağlıyordu meydan


Ümit Fatma Uçar


jöly 28 Ocak 2008 23:15

Aydınlığı Yüzünün

Sen ey sevdalı güzel
Gülüver n'olur bir kez olsun
Yüzünün aydınlığı denktir gün kavuşumuna
Gelecek seninle kırlara koşuyor
Geçmiş türküye dönüşürken ansızın damarlarında
Nasıl da korkusuz zaman
Oluşturuyor acıyı hüzünle el ele
Gülüver n'olur bir kez olsun
Ki yaşam sensiz olmaz
Sürekli avuçlarımdasın
Yeni filizlenmiş göğüslerini ellerin sağadursun
Dolunayın hizasında bekliyorum
Kıvılcımlı öpüşlerini
Gel n'olursun.

Kaynak: KAN, İzlek Yayınları, Mart 1997
Kaan İnce


arwen 29 Ocak 2008 04:28

TUTSAM ELİMDEN


dokunsam içinin inceliğine
kırılırsan,
söyler misin..
üşürmüsün sıcaklığımdan?
duyuyor musun beni?
adını sayıklamaktan üşenmiyorum..
ya unutursam ezberlediğim hüzünlerimi
korkmayım dimi?
tutarmısın gitmeden?


SEDEF DEFNE


Fırtına 29 Ocak 2008 08:45

Yalnızız


Yalnızızdır
Şehirde
Gücü yeten yetene
Kendi haline bırakmazlar
Sizi
Bir taraftan çekilirsiniz
Kapkara kuyular açılır
Arkanızdan
Bir nasihat ararsınız
Bin musibetten kurtulmak için
Düşersiniz
Yer ateş doludur
Gök çok uzaktır
İnsan
Denizde boğulur
Ne aşk
Ne de sevgiye
Yer yoktur
Her şeye uzaktır şehir
Yalnızızdır …





Mustafa kaya


ispermecet 29 Ocak 2008 17:02

Tek Başınalık
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbir şey yapmamaya karar verdi

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüzbinler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar

Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi

Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar....

Ataol Behramoğlu


arwen 29 Ocak 2008 23:24

Mayıs çiçeklerini yağmurlarla yeşertti

Sisli camlar ardında kırlangıç bedeninde

.

Donmuş hayallerinde kardelenler cennetti

Yalanın gerçekleri baş edilmez nefretti

Güveni yıkamazken, ne başkası ne kendi

Mayıs çiçeklerini yağmurlarla yeşertti

.

Dönemeçli yolların en son merdiveninde

Beyaz çocukluğuyla süslenmiş kefeninde

Geçmişini boyadı kızıllara çingene

Sisli camlar ardında kırlangıç bedeninde


nesrin göçmen


jöly 30 Ocak 2008 00:34

Duyuru

Sefil bir nazara geldim nargile içinde duman
Baharsız sevişme edasındayım kimsesiz
İzah edemiyor durumumu hiçbir argüman
Ya bitir bu gelişmeyi kökünden
Ya da kısa dalga birşeyler çalınsın
Yine eskisi gibi radyolarda
Hani megahertz filan bazı sırlar veriyordu
Metalik sesleri ve bordroları olan saygın adamlar.

Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız susmalara
Kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi
Ve serbest ayyuka çıkmak
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yasak
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak
Kimse ölmesin diye kimsenin aklında
Her sevdalı verdiği sözü geri alacak
Güneşi, ayı hatta hiçbir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiçbir sevdaya
Ne deniyorsa ona atacak kalp
Ve süresi yirmidört saate çıkarılacak
Meskûn mahalde ağlamanın...

"Ne verdin de ne istiyorsun" yazacak ilkokul fişlerinde
Ve her gün
Her sevişmede
Veresiye değil
Peşin satan kazanacak.


Yılmaz Erdoğan


miss_didem 30 Ocak 2008 13:34

Uyanma küçük kız! Uyanma ve görme kahramanın olamayışımı!Ağlamaklı bir uykunun koynundasın. Düşten düşe düşerken nöbetleşe bir çığlık gibi irkiliyor bedenin. Bedenin titredikçe adım duyuluyor dudaklarının arasından. Sızılanır gibi, yankılanır gibi... Adım gibi eminim ki, düşlerinde bile kalabalıkların içinde kaybolmuş ruhunu bulamayan iz bilmez bir kahramanı oynuyorum. Adım gibi eminim ki, düşlerinde bile seni korkularından koruyamayacak kadar korkak bir kahramanı oynuyorum. Adım gibi eminim ki, düşlerinde bile kahramanın olmayı beceremiyorum.

Uyanma küçük kız. uyanma ve görme!

Pişman değilim ama keşke soran gözlerine konuşmak yerine "susacak var" diye bakabilseydim. "Susacak var" diyebilseydim. Geç bir itiraf her şey. Geç gelen gerçek incitti içini. İçin için ağlamalara ittim seni. Kendi ellerimle, kendi sesimle... Yersiz susuşlarımdı seni itaatsiz konuşmalara boğan. Zamansız sessizliğimdi seni haykırışlara şahlandıran.

Şimdi uyanma küçük kız! uyanma ve görme çaresiz kahramanlığımı!

Adım düşmüyor dudaklarından. Adım dökülüyor yalvaran sesinle kulaklarıma. Oysa isyandasın. Bir uyansan, meydan okuyacaksın varlığıma. Gözyaşların süzülüyor saçlarına doğru. Her bir damla dağlıyor beni. Bin parçaya ayrılmış bedenimin tek bir parçası bile dokunamıyor sana. Öyle uzağındayım ki... Ama biliyorum; beni büyütüyorsun düşlerinde.

Uyanma küçük kız! Uyanma ve daha da büyüt çocukluğunu unutmuş ruhumu.

Yazmıştım ya "yaşadığını kanıtladığın için teşekkür ederim" diye, hiçbir şeyle ödenmez bir varoluştu gülüşün. Kaç teşekkür az gelir bilsen ya da kaç bakış. Ölmüş bir kalemi dirilttiğini bilmedin ve görmedin hiç. Gereksiz bir suskunlukla gizledim bendeki senin gerçeğini. Kahramanın değildim, kahramanımdın benim. Bilemedik rollerimizi. Belki de bu yüzden hep şaşırdık repliklerimizi. Hep dil sürçmelerinde kaybettik aslımızı.

Uyanma küçük kız! Uyanma ve görme yok oluşumu.

Beni eski bir yarayla aldattığın gün anladım aslında seni ne kadar da çok sevdiğimi. "Sevmeseydim gitmezdim" dediğimde ne çok istedim seni sevmemeyi ve yanında daha çok kalmayı. Kahramanına yenilen bir yazardım ve gitmeseydim hiç yazamazdım. Ve gitmeseydim hiç yazamazdın!

Uyanma küçük kız! Uyanma ve dinlensin kahramanımın küçük ve yorgun bedeni.

Seni öyle seviyorum ki...

alıntıdır
__________________


Fırtına 30 Ocak 2008 13:58

Ağla yüreğim

Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..


Yazar adı belirsiz...
Alıntı



miss_didem 30 Ocak 2008 16:55

GİTTİN


Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...
Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...

Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...

Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım.

Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...

Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...

Mehmet Coşkundeniz


arwen 30 Ocak 2008 17:49

Bir sen kaldın şimdi bende
bir de çocukluğumun eskimeyen yanları.
Gözlerin alabildiğine hırçın,
saçların bir o kadar masum..

Üşümüş duygularım,
sıcacık ateş parçası umudun.
Mumlar yakıyorum yarına,
Soğuğumda kalmasın gülüşün..

Bir ben kaldım şimdi sende
bir de çocukluğunun şımarık yanları.
Ellerim alabildiğine uzak,
saçların bir o kadar yalnız şimdi



gürhan can


jöly 31 Ocak 2008 00:05

Söyleyemediklerimi İşitin Lütfen

Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var.
Çıkarmaya korktuğum.
Ve, hiç biri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
'kendinden emin biri' dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için herşey...
adım güven belirtir.
Ve,
Oyunumun adı
Ağırbaşlılıktır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Herşeyin kumandanı ben...
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!..
Herşey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
Altta ne güven, ne de rahatlık...
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!..
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla
Kimsenin bilmesini istemem
Zayıf taraflarımı düşündükçe,
Titrer ve sararırım...
Ve başkaları görürse iç dünyamı...
Gerçek beni ve yalnızlığımı!
İşte, maskelerimi onun için takarım...
Onun için, arkalarına saklanacak maskelerim var.
Onlar, gösterişle kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Bana,
'sen değerlisin' diyecek,
'maskesizken daha bir insansın'
'daha bir bendensin'
'daha yakın, daha bir dostsun'
diyecek bir bakışa
muhtacım...
benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açmayacaktır...
bütün gücümle tutunacağım maskelerime
ne kadar sokulursan yakınıma
o denli şiddetli geri iteceğim seni...
kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme...
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım...
Maske takan her insanım.

Kaynak: İnsan İnsana Doğan Cüceloğlu


arwen 31 Ocak 2008 03:40

SENDE BAŞLADI SENDE BİTTİ

Rüzgar daha bir sert esmeye başladı sanki
Üşüyorum, yaşımı hissetmeye başladım artık, yorgunum
Zaman hızla akıp geçiyor, hissedecek gücüm yok.

Hayat istediğimiz gibi gitmez her zaman, şans meselesi
Kısmetten öteye geçmez hayallerimiz
Bazı değerler vardır ki unutulmaz değerini bilen için
Ağır gelir ayrılık derinden hisseden kalplere
Gözyaşları yetersiz kalır çoğu zaman içten dışa vuran.

Zaman yaş mesafe giremez araya uzaklarda birleşir gönüller
Bugün olduğu gibi
Doğum günün kutlu olsun birtanesi
Sende Başladı Sende Bitti Tüm Güzellikler..
08-Kasım-2007/02:30
Benim Hayatım Geride, Bıraktığın Sende Başlayan Sende Biten Güzelliklerden İbaret.Benim Gücüm Yetmez Birşeyleri Değiştirmeye..



METİN ÜŞENGEÇ


Fırtına 31 Ocak 2008 08:16

Nesin Sen...?

Nesin sen?
Yağmurmusun
...Rüzgarmısın
......Karmısın
Zamanın akışına bıraksam
Erirmisin?


Nesin sen?
Acımısın
...Kedermisin
......Gammısın
Sabredip dayanmaya çalışsam
Dinermisin?


Nesin sen?
Ateşmisin
...Kormusun
......Buğumusun
Elimi üzerinde gezdirsem
Kaybolurmusun?


Nesin sen?
Kanmısın
...Ekmekmisin
......Sumusun
Boğazım alev alev yanarken
Ellerimden kurtulup
Kayıp gidermisin?


Nesin sen?
Hayalmisin
...Rüyamısın
......Düşmüsün
Beynimi bir kurşunla dağıtsam

BİTERMİSİN? ...


Serkan Çınar


miss_didem 31 Ocak 2008 08:48

İMKANSIZLIĞIM
Serpildiği zaman gül ağacına goncalar
Seni el değmemiş çocuk yüreğiyle severim
Hayatımın felsefesi,
Uykularımın gülücükleri,
Sevgilim
Anladığın zaman yüreğimdeki sevda kuşlarını
Sana bir daha bağlıyım
İmkansızım,
İmkansızlığım,
Sevincim
Güzelliklerin çoğalan yanıyla severim seni..

Jale BEKTAŞ


WhiTtRicX 31 Ocak 2008 11:48

KENTLER ŞAİRLER İÇİN VARDIR

Düşünce suçum olduğun günlerdi
Ölmeden gömdüğün sevdalarınla gelirdin
Gece çöktüğü her şehri öperdi sonra
Saçlarıma kara yağardı
Zamanında doğmadı mı güneş?
Tomurcuklanan her çiçek ölüme açardı
Ve ben
Bildiğim bütün sokaklarda kaybolurdum
Sense bir ihtilali kuşanırdın
Düşerken tutunduğum
Uçurum gözlerine
Ucu deniz bir ölüm olurdu yaşamak

Şehir çürürdü dalgınlığımdan
Şehir üşürdü
Eminönü’nde sen üşürdün
Bense dalıp dalıp kendime giderdim
Çocukluğum tırnaklarımın arasında
Kaybolurdu
Titreyerek ve
Kusarak yürürdüm kalabalıklarda
Her kavşakta
Eski bir cehennemliğin defterinden
Giderek korkunçlaşan
Bir sayfa koparırdım
Cinayete kurgulu
Çıkmaz sokaklarında bu kentin
Soysuzlaşırdı bütün patronlar

Sen ölürsen bu düşte
Bil ki önce beni gömecekler
Oysa biz hep birbirimizi kaçırırız
Bu kentte ikimize sığınacak tek zindan var
Ve bilmeden sorar şarkılar
“zindanlar neye yarar?”
Arabesk bir hüzün yerleşir yüzüme
Unutkanlığıma pazarlar kurulur
Kavgamı satar birileri

Yazdan kalma bir kış ölüsüyüz ikimiz
Zaman alnımızda bilenen kör bıçak şimdi
Ve bilir misin ayrılmak vazgeçmek gibidir
Çünkü hayat olduğu gibidir
Olması gerektiği gibi değil

Sonra seni terk eder
Beni unutmalara yattığın sinemalar
Kıvrık bir solucan gibi dururken
Adının ilk harfi beynimde
Git gide yalnızlaşan bir Kudüs olurum
İçini boşaltsam ölür kent
İçinde insanları öldürüyorken

Şimdi herkeste sana aşık oluyorum
Küs bakışlı bir intihardan sakınırken seni
Mavi bir vurgun yiyorum

Öfkeme İstanbul musun nesin
Bir asansörden “gitme” bakıyorsun
Bu kentin
Bütün asansör boşluklarına düşüyorum

Zaman rüzgarı
Üstünden geçtiği her şeyi unutturuyorken
Ben seni kendim emrediyorum


kahraman tazeoğlu'nun "ölü bir kentin morg alfabesi adlı kitabından..


Demir YumruK 31 Ocak 2008 13:52

Gözlerimin Ferini Aldı Bu Şehir

Siyahı tanıdım renklerden,
Nöbetlere kalkıyorum karşı kıyıda doğan güne,
Buselerini arar oldum dünlerin.
Pencerede kaldı puslu hatıralar,
Bakar dururum güneşe, korluğunda ısınırım.
Güneşle büyüyor ümitlerim, asılıyorum yarınlara,
Tüm güvendiklerim kopuyor ilmeklerden.

Yağmurlardan sonra gelensin,
Gökkuşağıyla renkleri belirleyensin,
Yüreğime açsaydın renklerini
Kırmızı ve maviyi alırdım gülüm.

Ya şimdi!
Menekşeler altında yürüyen düşlerim.
Çınar yaprakları bir de sular dökülüyor gözlerimden.
Sere serpe yatan kır çiçekleri.
Bakışlarındaki ateşine dalıp gözlerimle,
Dokunuşlarına muhtacım,
Küllenen sevişmelerde.

Duydum ki,
Şehirde ölüyormuş aşk!
Ne nisanları yağmur,
Ne martıların çığlıkları, arzularında değildim belki.
Siyah beyaz değil resimler,
İçindeki sarılar söylemekte git diye!



Alaca karanlığına yürüyorum şarkıların
Mumlar bitiyor ve tan ağarıyor,
Gözlerimin ferini aldı bu şehir.
Uykusuzluğuma mı yanayım, bilmiyorum!

Dolunayda erguvan pelerinlerinle el ele dolaştığımız sahillerde.
Gemilerin ah eden sesleri beni sabaha çağıran dumanlar ve sisler,
Rıhtımlarda bekleşen işçiler,
Belki de yalnızlıklarla yürüyecekler.
Esaretim kamplarda zincirli de olsa sana,
Bu şehir gözlerimin ferini alıyor.

Saçlarımı tutacak ellerini aramak geldi içimden,
Uçun kelebekler uçun özgürlükler sizlerle.
Çeşmelerden damlayan yalnızlık,
Kirpiklerimi ıslatan gelen yağmurlar değil.

Bitkinim!
Sesleri duyamıyorum, çekilirken trenler,
Gözlerim kararıyor.
Bak güneşin önüne bulutlardan önce hüznüm geçiyor, gördün mü?
Gözlerimin ferini aldı şehrin!
Yalnızlıktayım.

Yavuz Bayram Çalışkan


Sedef 21 1 Şubat 2008 00:30

ÇOCUKLUĞUM

Yakam, bağrım, dağılmışım açılmışım
Bu nasıl ateş yüreğimde, yanmışım
Oh! Bir de şu yağmurlu günler
Ve
Ve şu buz gibi esen rüzgar olmasa
Çayır çimeni savura savura
Çiçek çiçek dalı kıra kıra
En deli nereden esiyorsa rüzgar
İşte ben oradayım
Hiç sipersiz, hedef ediyorum kendimi
Göğsümü, yüreğimi, rüzgara
Bana, üşüyeceksin, diyorlar
Bilmiyorlar, çılgınlar gibi seviyorum
Ben bu rüzgarı
Çünkü benim çocukluğuma kokuyor
Vakit akşamüstü, yağmur sonrası
Çok iyi hatırlıyorum
Durduğum yer bir gelincik tarlası
Ve papatyalar uzanıyor
Göz alabildiğince beyazı, sarısı
Galiba, galiba mevsimlerden Mayıs olmalı
İşte benim çocukluğum
Sevmek ve yıldızlar üzerine bir masal
Ve acılar
Ben rüzgarı seviyorum, yağmur sonrası
Ama mevsim baharsa ve çocukluğuma kokuyorsa
Ve bir köy var anılarımda, çocukluğumdan kalan
Adını söylemeyeceğim, isimler değişiyor
İsimler aynı kalsa da cisimler değişiyor
İnsanlar değişiyor
Nenem ve dedem vardı o köyde bir evde
Sardunyalar, cam çiçekleri
Ve fesleğenler olurdu gömme penceresinde
Boydan boya çatlak, küçük camını
Yıllarca bir düğme tutmuştu
Ve dedemin her gece kurduğu, eski bir saat vardı
Kaç geceler onun tik taklarını dinleyerek uyumuşumdur
Ah! Saf, masum acılara yenik çocukluğum
Öyle de huzur verirdi içime o tik taklar
Öyle elektrik falan yoktu o vakitler
Gaz lambasında oturulurdu
Gece ilerler, ellerinde fenerler
Evlerine giderdi komşular
Ve ben, o saati dinler uyurdum
Ah! Öyle de huzur verirdi içime o tik taklar
Başımı sağa sola çevirdiğimde
İçi saman dolu yastığın çıtırtısı
Uzaklardan, ama çok
Çok uzaklardan, bir köpek havlaması
Ben çocuktum
Uyu artık, diyordu gecenin karası
Baksam da o gömme pencereden
Görünmüyordu dışarısı
Vakit gecenin bir yarısı ve ben dinlemedeyim
Tik tak tik tak tik tak
Ah! Çocukluğum, benim zavallı
Acılara tutsak çocukluğum
Öyle büyüttüm ki yüreğimde
Çocukluğumdan kalan birkaç damla huzuru
Beni hala yaşatıyor
Ve yağmur sonrası rüzgar çocukluğuma kokuyor
Bir fenerin isindeki gazyağı
Gelincikler, papatyalar, fesleğenler
Beni alıp, çocukluğuma götürüyor
Biliyor musun küçüğüm
Ve ben seviyorum hala sevmeyi
Çocukluğum geride kaldı
Ah! Bir de sizi bırakabilsem acılar
Hala benim hayatım sevmek ve yıldızlar üzerine bir masal
Ve ben çok seviyorum şu buz gibi esen rüzgarı
Çünkü benim çocukluğuma kokuyor…


Gürsel İLERİ


jöly 1 Şubat 2008 00:37

Orda Bir Köy Var Uzakta

Orda bir köy var uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

Orda bir ev var uzakta.
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalmasak da,
O ev bizim evimizdir.

Orda bir ses var uzakta,
O ses bizim sesimizdir.
Duymasak da, tınmasak da
O ses bizim sesimizdir.

Orda bir dağ var uzakta,
O dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da
O dağ bizim dağımızdır.

Orda bir yol var uzakta.
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.

Kaynak: Türkiye Şiirleri
Ahmet Kutsi Tecer


Demir YumruK 1 Şubat 2008 15:37

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo


ispermecet 1 Şubat 2008 17:31


ÇIĞLIK

Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla
Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında

Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü
Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü

Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi
Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini

Kederli yağmur, usulca düşen akşama
Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama...

ATAOL BEHRAMOĞLU


Demir YumruK 1 Şubat 2008 20:02

Gurbette Gül Olmak

Hayat dediğin, doğum ile ölüm arasındaki yoldur
Diyar-ı gurbette hasret ve çile çekmek çok zordur
Gül olmak, hem de gurbette gül olmak ne zordur
Hele/hele bülbüle hasret kalmak, daha da zordur

Diyar-ı gurbette gülün derdi, çilesi bol mu boldur
Gurbette gül olmak; için için yanan bir ak kordur
Gurbet yolu ince uzun ta Fizan’a giden bir yoldur
Gurbette hasret, özlem, çile çekmek çook zordur

Gurbette hem gül, hem de abla olma ne zordur
Bir de ağabey rolünü üslenmek, daha da zordur
Hasretten kavrulursun tuzlu Çorum leblebisi gibi
Belleğindeki duygularla, savrulursun selvi misali

Gurbette sarayda da olsan memleket gözünde tüter
En âlâ yemeği yesen, memleketinki burnunda tüter
Aldığın haberle ya belin bükülür, ya da yüzün güler
Bundandır bülbül altın kafeste dahi olsa, dertli öter

Diyar-ı gurbette gül derdini, varsa bülbülüne döker
Hele bir de Leyla’sını yitirmişse; o an ah, vah çeker
Daha gençliğine doyamadan, için, için eriyip çöker
Gül, belki de Bayram’ı şöyle der; yazma artık yeter

Gurbet öyle acı ve acımasızdır ki; ölümden de beter
Vatanındaki tüm sevdiklerinin özlemi burnunda tüter
Zaten gurbette ayrılık acısı dert olarak yeter de artar
Gurbette gün geçtikçe her şeyin özlemi arttıkça artar

Gurbette bir gayen için bulunuyorsan o an sevabın artar
Hastalığa/musibete karşı sabır gösterirsen derecen artar
Şikayetçi olmaz da sabır gösterirsen hicret sevabın artar
Eğer, dost ve akrabayla alakayı kesmezsen duacın artar

B. Tunca/09.09.2001.9.55
Bayram Tunca


arwen 2 Şubat 2008 03:48

SENDEN ALDIĞIM BİR HABER


Senden aldığım bir haber,
Sızlattı sol yanımı.
Seslensem duyarmısın?
Sana olan figanımı.
Sürgün rüzgarlarla gönderdim,
Aldın mı selamımı?
Yüreğimdeki o kuytu,
Bekliyor azadını.

Senden aldığım bir haber,
Ömrüme ömür kattı.
Seviyorum sözcüğü,
Ne kadar anlamlı,ne kadar berraktı.
Seni görmediğim günler,
Senin olmadığın aylar,
Ayrı yaşadığımız yıllar,
Ömrümden hep uzaktı.

Senden aldığım bir haber,
Gözlerimi yaşarttı.
Övgü doluydu sözlerin,
Beni yine şımarttı.
Yürek atışımın mimarı,
Gönül sarayımın sultanı
Sevdim diyordu yürekten,
En inceden,en derinden.

Senden aldığım bir haber,
Beni göklere uçurdu.
Belki diyordu,belki bir gün,
Kavuşma anı yaşanacak,
Durulacak içimde fırtınalar,
Yalnızlıklar son bulacak.
Sahipsiz gözyaşlarımın,
Artık sahibi olacak.



GÜL ÖZLEM


ispermecet 2 Şubat 2008 08:45

ZAVALL B. BRECH

Ben Bertolt Brecht kara ormanlardan geliyorum
Anamın karnındaydım daha
Kentlere taşıdığında beni
Ölünceye dek kalacak bende ormanların soğuğu

Asfalt kentte evimdeyim der demez
Son gereçler elimin altında
Gazeteler tütün içki
Çekingen tembel her neyse memnun

İyi geçinirim insanlarla başımda
Töreleri gereğince melon bir şapka
Tuhaf bir kokuları var bu hayvanların derim
Aldırma derim ben de onlardanım

Sabahleyin yanımda birkaç kadın
Sallantılı-koltuklarımda otururum
Bakarım onlara kuşkusuz derim ki
Bayanlar güvenmeyin bana sakın

Geceleyin erkekleri toplarım çevreme
Nasılsınız beyefendi teşekkür ederim beyefendi
beyefendi aşağı beyefendi yukarı
Ayaklarını uzatırlar masalarımın üstüne
İyi olacak işler derler bense
Sormam onlara ne zaman

Tan ağarırken çamlar işler ortalığa
Başlar cıvıldamağa kuşlar pireler içinde
İşte o zaman boşaltırım kadehimi kentte atarım
İzmaritimi uyurum kaygılı boğunlutu

Biz soysuzlar kapandık kaldık
Yıkılmaz sandığımız evlere
(Manhattan adasında yüksek yapıları da bu amaçla kurduk
Kurduk Atlantık üzerinde söyleşen ince antenleri de)

Yel üfürüp su götürecek bu kentleri
Seviçli kılıyor ev yiyiciyi yiyici boşaltmak
istiyor onu
Biliyorum biz geçici olduğumuzu
Adam sen de sözümüz bile edilmeğe değmez

Yer salsıldığı gün
Virjinya'larını bırakmıyacağımı onları acı
bulamayacağımı umarım
Ben Bertolt Brecht asfalt kentlerde çuvallamış
Eskiden kara ormanlardan gelmişim anamın
karnında


DUVARA TEBEŞİRLE YAZILAN

"Savaş istiyoruz!"
En önce vuruldu
Bunu yazan.


KARDEŞİM BİR PİLOTTU

Bir pilottu kardeşim.
Güzel bir günde emri geldi.
Hazır etti çantasını,
güneye doğru koyuldu yola.

Bir fatihti kardeşim.
Yerimiz yoktu yaşamaya.
Topraklar ele geçirmekti
öteden beri hayalimiz.

Kardeşimin fethettiği yer şimdi
Guadarrama dağlarında.
Boyu tam bir seksen,
derinliği bir elli.

BERTOLT BRECHT


Demir YumruK 2 Şubat 2008 15:15

Cankuşum

Seninle bir bütündük
geçmişte kaldı o güzel günler.
Bana sarıldığında
Dünyayı yerinden oynatacak
Gücü bulurdum kendimde
Bakardın çakmak çakmak
Geceyi aydınlatan mum misali
Gözlerinle
İçimde fırtınalar kopardı.
Seni seviyorum dediğinde
Tüm fizik kanunlarını
Hiçe sayardı bu beden
Ayaklarım yerden kesilirdi.
Şimdi ne oldu da
Sen bir yanda ben bir yanda
Böyle can çekişiyor bu aşk
Hala ihtiyacım var sana
Güneşin aya
Toprağın suya ihtiyacı olduğu gibi
Cankuşum yanımda ol yine
Uyandır beni bu kabustan
Uyandır ki örnek olan bu sevgi
yaşansın daima.
Senin cankuşun artık uçamıyor
Kanatları kırık sabırla dönmeni bekliyor.
tekrar uçmak istiyor
Gittiği yerlere sevgi götürmek istiyor.
Bu sevinci herkesle paylaşmak istiyor.

Hatice Eser


arwen 2 Şubat 2008 16:41

Senin de yüreğin titredi mi?
Günlerdir görmediğim sevgili!
Hasret seni de yiyip bitirdi mi?
Aklımdan bir an bile çıkmayan sevgili!
Uzadı mı gecelerin?
Yıllara döndü mü senin de kara saatlerin?
Hikâyeler uydurdun mu sen de,
Avutmak için kendini?
Yoldan geçenlere benzettin mi sen de beni?
Bu zamansız ayrılık kavurdu mu yüreğini?
Söylesene!
Öyle bomboş bakmasana hadi!
Sen de delicesine sevdin mi beni?
Beni görmezden gelip,
Yanımdan öylece geçen,
Hayalet sevgili...


melike yurtsever


Sedef 21 2 Şubat 2008 16:51

İz

acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun
izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma, orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili benden savrulan parçalar kurusa da, izleri var hala yolun kenarında. izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun, ustası olacaksın içine gerdiğin ttellerin hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun. şimdi, acının ormanından geçiyorsun her şey bir daha kanasa da ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben geç meleğim, senin de şarkıarın olsun içindeki telleri titreten.

Birhan Keskin


arwen 2 Şubat 2008 17:03

Isıtan ışığımsın, inadına sevdam
bitmeyen kavgam
gitme gönlümün güneşi
bir bozkır ıssızlığı gibi
bu şehrin karanlık sokaklarında
bırakıp gitme beni
gitme közüm, gitme korum, gitme gözüm...

Gidersen
üstüme yıkılır bu şehir
hüzün sarar sokakları
hep kahır renginde gelir akşamlar
gözlerim üşür
yüreğim üşür
ıssız bir kıyıda öksüz kalır ömrüm
solgun bir gül gibi susarım belki
gitme iki gözüm, gitme canözüm, öksüzüm

Gidersen
gazel döker bahçeler
kırılır dalları sevincin
hicran yağar göklerden yağmur yerine
gelincikler gibi boynum bükülü kalır
hicran boylarında,
sarılıp düşlere her gece öksüz
alıp yanızlığımı yanıma dağlara çıkarım

ellerin yağmur sıcağı senin
gözlerin düğün çiçeği
dudağın gelincik
bakışın ay
vurup ömrümün göçmen kuşlarını
hançerleyip kalbimi gitme
gitme canışığım, sevdayüküm, gönül kervanım...

Gitme sevdamsın
gitme duman olur ağarım sokaklara
incecik bir yağmur olur yağarım belki
uyku tutmaz geceleri
uzak yıldızlara takılır kalır gözlerim
kaybolup giderim bu kalabalık şehirde
gitme delikızım, yüreksızım, canyıldızım gitme

Gitme gönlümün nazlısı
bakışlarımı bir boşluğa ilmikleyip
sonsuz kederimle başbaşa bırakıp gitme
gitme çöl olur bağrım, gitme ölüm olur kahrım
bir yaprak gibi kurur gider ömrüm rüzgarda
aysız, güneşsiz kalırım, susuz, havasız
gitme ölürüm

Gitme gece gözlüm, gitme öksüzüm
gidersen bu şehir sensiz kalır
seni ararım bütün duraklarda
bütün sokaklarda seni ağlarım
gitme anılara kar yağar
dört mevsim ayaz olur
dört mevsim sonbahar olur
gitme ey yar
ağlatma beni hasret kapılarında
bükme boynumu öyle garip
üşürüm, donarım her gece sokaklarda

Gitme yüreğimin sızısı
gitme alnımın yazısı, gönlümün nazlısı
gitme duman olur, tufan olur, ah olur
kuşlarda çekip gider bu şehirde
ne güneş doğar, ne sabah olur
her saniye bir can verir ömrüm
ölürüm sevda kapılarında
ölürüm gitme
gitme



nuri can


Sedef 21 2 Şubat 2008 17:05

GÖZLERİNDE DURULUŞUM
sevgim
senin eksilmez parçan unutma
yitirilmişlikler yitir eksilmelerinde
ayrılıklar birleştirir uzaklıkları canım
yabancı diyarlarda hep ufkuna konayım
sevmenin sıcaklığı ısıtsın
seni tüm üşümelerinde

tut
gözlerinde yakaladığım
acemi kelebekleri
kuş gagasında taşıdım sana
sevinçleri yalnızlıklarda biriktirdiğim
aç mavi gökyüzünü öpüşlerine
sevgiler kaldıran kartal olayım

unutma
ilk heyecan genç yüreğimde
ellerin kelepçe
ellerim erken açan çiçek
bakışlarına vurulmuşum
bak gözlerime
gözlerinde durulmuşum

Yusuf Altunel



Saat: 06:28

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık