MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 2 Şubat 2008 17:08

Bozuk yollardaki çamur gölcükleri
Yürek şeklini almışsa
Toprağı donduran rüzgar eşlik ediyorsa
Kuş cıvıltılarına
Heyecandan titriyorsa
Yanıbaşındaki beyaz bulut içindeki yıldızlar
Herkes yaslanmıştır izlemek için filmini
Motoru döndürüyor zaman film başlıyor
Işıklar da tamam parlıyor güneş
Sensin başrölü bu sevda senaryosunun
Hakkından gel kötülerin hadi cesur ol
Birkaç sahne sonra sahneye çıkar güzelin
Hak et onun sevgisini
Ve seyircinin alkışlarını
Dikkat et tekrarı yok hiçbir sahnenin
Makasla geçmişini sen rolüne bak
Söz senin



yahya harbalioğlu


jöly 3 Şubat 2008 02:43

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

Kaynak: Sekizibiyerde Can Yücel


Hi-LaL 3 Şubat 2008 15:36

Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden...
Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter...

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter...

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter...

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır, sende naz...
Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...

Duymasa da hiç kimse
Şâir gönlümün, sende karar kıldığını.
Ve içimin şerha şerha yarıldığını
Sen bilsen yeter...

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Sen eğilsen yeter...

_TAYFUN TALİPOĞLU_


miss_didem 3 Şubat 2008 20:04

AYRI AYRI

Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine
suçlu suçlu yürürdük
gülmeyi konduramadan dudaklarımıza
acılarla delik deşik
bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi
yağmur ıslatırken kaçak evi
kimsesizliğimiz ayrı yrıydı.

Aslında yakmıza yapışmasaydı aşk
sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız
sen ve ben
pekala kandırabilirdik kendimizi
mutluluk oynayarak ayrı ayrı
yas
içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu
ve bitmemiş olurdu takas...
A.Kadir BİLGİN


Sedef 21 3 Şubat 2008 20:05

Bilmem ki Nasıl Anlatsam

Bilmem ki nasıl anlatsam
Nasıl söylesem derdimi
Bir daldan sıkıca tutsam
Yerde bulurum kendimi

Boran eser koca dağlar
Kurudu bahçeler bağlar
Yüzüm gülse içim ağlar
Darda bulurum kendimi

Dert peşimi bırakmıyor
Kimse yüzüme bakmıyor
Göz kurudu yaş akmıyor
Zorda bulurum kendimi

Sermesefil yaşıyorum
Günden güne düşüyorum
Yaz gününde üşüyorum
Karda bulurum kendimi

Şu gönlümün her köşesi
Talan oldu yok neşesi
Elimde içki şişesi
Barda bulurum kendimi

Görenler deli sanıyor
Ne dinliyor ne tanıyor
İçim kor olmuş yanıyor
Korda bulurum kendimi

Dolaşırım sersem sersem
Alan yoktur selam versem
Hürdemi böyle gidersem
Nerde bulurum kendimi

29.08.2007 – Yenimahalle


miss_didem 3 Şubat 2008 20:36

BENİ ANLAYAMAZSIN

Aramaızda dağlar var
Aramızda uçurumlar
Yaklaşma yanılırsın
Ben öldüğümü bilirim
Sen yaşadığını sanırsın
Kendini bilmeden daha
Beni anlayamazsın....

Günlerim ateşe gebe
Gecelerim sancılı
Varamadık sabaha
Ben bir yumak düğüm düğüm
Sen karmakarışık bir kördüğüm
Kendini çözmeden daha
Beni anlayamazsın....
Ahmet Selçuk İLKAN


miss_didem 4 Şubat 2008 11:38

AVUCUMDA SEVDA VAR

Rüzgar dudaklarıma
iki damla yağmur vurdu.
Bir çocuk aşkı ki,
koca insanlar böyle sevmemiştir.
Akşamüstü Arnavutköy'deydim.
"Sevda"diyorum.
"Sevda" dedin mi gizli olacak
ve çulsuz olacaksın ki
değerini bileceksin,
hissedeceksin.
O zaman acısına da saygın olur.
İki damla yağmur,
ardını bilmediğim karanlıktan
dudaklarıma
rüzgar hediyesi.
Cebimde yumruk elim.
Yanıyor avucumda,
yanıyor verdiğin mektup.
Bütün bulutları seviyorum.
Bütün insanları seviyorum.
Yaşamayı seviyorum...
Erhan GÜLERYÜZ


Demir YumruK 5 Şubat 2008 16:17

Merhaba Gurbet

Küçük yasta bastim ayagimi gurbete
Savastim hergün hasretle
Aglamaktan gözlerim yoruldu
Bir hayatim vardi oda yok oldu

Gurbete geldim geleli
Bir güzel gün görmedim
Yalnizligim aldi beni
Vurdu gurbet ellere

Gurbet eller yakti, yikti beni
Yaklasma gurbete senide yakar seni
Görmek istersin aileni
Red eder seni gurbet elleri

Yalnizligim vurdu basa
Gurbet ellerde gezdirdi beni
Bastan basa
Korkarim simdi gurbet ellerde

Kosarim hep umutlara
Umutlar birakir beni bana
Yanima yaklasan olmaz
Gurbet ellerde yasarim ondanmi acaba

Yine sana geri geldim
Merhaba gurbet merhaba
Neolursa olsun senin için
Dostum dedim herkeze

Bana sordular yar'in varmidir
Bende dedim oda gurbet ellerdedir
Merhaba gurbet Merhaba
Herhalde seni tanimayanlar var

Sordular gurbet nerede nerede
Dedim tam kalbimde kalbimde
Yaklasma gurbete
Dersin sende
Merhaba gurbet merhaba
Elveda umutlar elveda

Tarih Ve Saati: 20/08/2004 15:23

Mustafa Aslan (Dertli Şair)


arwen 5 Şubat 2008 21:37

bir göle damladım,
vadıler gectım,dereler,okyanuslar
bır kac balık hıkayesı,fosıllenmıs hayatlar.
agaclar suladım yesıller cıcekler
kanmadım.
kumsallar tanıdım,gemıler tasıdım seferden sefere
yıkadım kırlendım yıkandım arındım
kaynadım
yanmadım
yerle gök arasına ekıldı yasamım
bır cevız agacı ve bır cıcek hala aklımda
uzunca kaldım cıcekte.
hayat verdım dalına özune
gunes aldı,buharımla ayrıldık
okyanuslar asıp yıne gelecegım
sana söz.



mehmet faruk ünal


arwen 6 Şubat 2008 03:56

Hüzün topluyorum
Geçmiş yıllar denizine
Bir dalıp bir çıkarak
Ayaklarım kendiliğinden öpüyor yolları
Zihnim gördüklerimden çok uzak

Yine bir ayrılık yaşıyorum
Depreşen hüzünlerin kıskacında
Çekilmiyor yollar
Sıradan sesleri de yanına alınca
Daralan içime inat
Bir kuş dönüyor tepemde
Salınan kanatlarından yüreğim serinliyor

Sıyrılmak istiyorum
Bedenimi ağırlaştıran hüzünlerden
Ama ne gezer
Hortluyor fırsat kollayan çocukluğum
Paslanmış anılar
Bir bayram şenliğiyle dökülüyor yollara

Her ayrılık eşiği
Bir hüzün sergisidir aslında
Bu sergide yaşanır
Hüznün sessizliği
Ve sessizliğin hüznü
Ve ince bir sızıdır her zaman
Annemin gözyaşları


musa takçı


LaDymm 6 Şubat 2008 13:13

Acısını içtim aşkın,
Hüznüne dokundum
Gökkuşağı gibi değildi renkleri
Siyahında boğuldum.
Yoruldum,hep yoruldum
Kime tutunduysam yaralı kanadımla
Yalanlarında kayboldum.
Masum bir çocuk bakışıyla geçtim
Aşkın kör gözlerinden
Yüreğimi büyüttüm,
Düşler yetiştirdim minik avuçlarımda
Ağlamayı öğrendim,
Gülmeyi unuttum.
Hırçın denizlerde,
Boşa kürek çektim hep
Yalnızlığın kıyısında,
Unutulan bir liman gibi
Bekledim,durdum.
Nereye gittiğini bilmeyen bir yolcunun
Sessizliğinde geçti hayatım
Aşkı bulayım derken,
Yolumdan oldum.
Korkularım büyüdü aşkın kollarında
Sessizlik parladı içimde,
Bir yakamoz gibi.
Üç kuruşa yalnızlığa sattı
Gülen suretimi
Ne bana gösterdi kendi yüzünü,
Ne güldürdü benim yüzümü
Yar olmadı bana hiç
Seslendim ses vermedi
Sonunda sustum
Ve bir akşam üstü
Aşkı sırtından vurdum!.... ŞEVKİ YÖNDEM



arwen 7 Şubat 2008 02:24

Dalından düşmeyi bekleyen son yaprak gibiyim
Belkide enson eylül bu içimde başlayan
Bi başka deli esiyor şimdi rüzgarlar
Ruhum kabında sanki göçmen bir kuş gibi
Ömür yazımda ne varsa hepsi talan
Ah be dost yüzüme bakan neler okumaz ki
Hançer olur saplanır böğrüme eylül akşamları

Bir bir soldu tekmil renkler
Yerde çimen soldu ağaçta yaprak
Güz yağmurlarına hazırlandı toprak
Ufuklarda güneşi sarma telaşı
Boşuna yol gözleme artık deli gönlüm
Çoktan başladı içimde bağ bozumu
sevda enkazına döndü eylül akşamları

Ellerimi uzattığım her yer boşluk
Aşka yürüdüğüm her yol çıkmaz sokak
Bozulmuş bağlara benziyor halim
Yaşanmamış mevsimler gibi hazin
İçimdeki anıların hepsi kül yığını
Geçti artık o görkemli türkülerin çağı
Şimdi hüzün ve göz yaşı dolu eylül akşamları

Ben hasret yolunun yalınayak yolcusu
Dikenli yollarda kanlı ayak izlerim
Gözlerimin altı kurumuş iki nehir gibi
İşte daha eylül başı buza kesti yüreğim
Odam ilk çağ manastırının izbe zındanı gibi
Yüreğim; Boşuna sevda yağmuru bekleme
Yine mateme büründü bak eylül akşamları

Ne içimizde sevgiliye vuslat heyecanı
Ne yorgun dudaklarımda tebessüm kaldı
Ben bu koca ömrü eylül gibi yaşadım zaten
Yakındır kara paltolu kasım çalar kapıyı
Tüketti beni yaban sabahlarının öksüzlüğü
Gurbette her gün eylül her mevsim sonbahar
Hasret ağıtı gibi çöktü işte eylül akşamları

Ali Başol


miss_didem 7 Şubat 2008 14:40

AĞLAYACAKSIN

Gün batarken bir akşam üstü
Hayalim takılacak gözlerine
Bir rüzgar uçuracak saçlarını
Ben geleceğim aklına ağlayacaksın
Dilin varmasa da anmaya
Boşuna çalışma hatırlamaya
Nasıl olsa bir gece tatlı uykuda
Ben geleceğim aklına ağlayacaksın....
Gün gelip otursan da nikah masasına
Mutluluk içinde atsanda imza
Siyahlar içinde yapacağın ilk dansta
Ben geleceğim aklına ağlayacaksın....
Mahmut TURAN


arwen 8 Şubat 2008 04:25

yaşadığım şehri sende bıraktım..
sarmaşık kokuluydu hanımelleri
bahara gel diyen ince belleri
kırdım ne varsa ben eden beni
hüznüme teslim ettim
sende bıraktım..
.
sende bıraktım herşeyi...
leb-i deryanın o güzel nefesini
köpürmüş marmaranın o hain sesini
sardığın bedenime iliştirdiğin
o çok sevdiğin gülüşümü...
sende bıraktım....


gözlerimi sende bıraktım..
çekip gitti yalnızlığım benle beraber
sana bıraktım köhneleşmiş der-saadetin
o vazgeçilmez sefaletini
sende bıraktım herşeyi..

o ikimizi de satın alan şehirde
seni benle.. beni senle.. bıraktım
ne sen beni bırakıyordun
ne de ben seni..

ne gidebildim ne kaldım
sana bıraktım herşeyi
sana bıraktım



Ayfer Artuç



LaDymm 8 Şubat 2008 14:41

Sana
Kapamadım kalbimin kapısını
Gülüşlerini unutmadım
Sen Düşlerimde olmadan nefes alamam ki

Rüzgârın yön değiştirdiği yerdeyim şimdi
Sensizlikteyim
Dudaklarımı aralayıp
Hep söylediğim kelimelerdesin
Özlemlerimde, hasretimde, yalnızlığımdasın
Uykularımın en yorgun zamanlarında
Uyanıp ansızın gece yarıları
Yüzüme düşen sensizliğin hüznündesin
Unuttum sanma,
Ben nerde yaşıyorsam sen ordasın

Sana ne yazsam
Ve ne kadar anlatamasam dostlarıma
Bir o kadar büyürsün içimde
Ve bir o kadar gizemli

Şimdi
Hüznümün başa çıkılmaz anında
Bir sigara yakmalıyım önce
Kuytu akşamların
Senli vakitlerini düşleyip
Sesini anımsamalıyım yine
Tebessüm etmeliyim
Ve dünyanın en şanslı şairi olmalıyım
Sırf seni sevdiğim için
ve sana yazılan her duygum okunduğu için
Onur duymalıyım

Gittin biliyorum
Beni yiyip bitiren bir merak,
Yüzünü göremediğim günlerin acısı kalbimde
Ellerinde olamamamın çaresizliği
Ve yalnızlığımın baki kalması
Hep acı verecek biliyorum

Gündüzlerin aydınlığında
Kısıp gözlerimi semaya bakıp
Bir parça bulut arayacak gözlerim
Umut ederek yağmurun değmesini tenime
Bekleyeceğim.
Senin için yanan tenime
Biliyorum,
Dokunmayacaksın

Kayıp şehirlerin
Karanlık sokaklarında çaresiz kaldım
Ayaklarımda umudumun ağır prangaları
Ellerimde yokluğunun kelepçeleri
Kimselerin bulamayacağı bir yerdeyim
Sendeyim

Sana en az pencerene gelen bir serçe
Yolda gördüğün bir çocuk
Sahilde tek başına oturduğun bir bank
Gizli gizli ağladığını gören bir ayna
Ellerinden dudaklarına değen bir sigara
Üzerine alelacele giydiğin bir elbise
Uyumak için
Ellerinle bir sevgiliyi sardığın gibi sardığın bir yastık
Gözlerine düşen uykusuzluk
Okuduğun bir kitap
Canını sıkan bir insan
Öpülesi dudaklarınla ısırdığın bir erik
Ve hep beklediğin
Hayallerini süslediğin o sevgili kadar yakın olmak istedim
Biliyorum ben sana dokunamadan
Avuçlarında bir hayatı tadamayacağım
Biliyorum
Sensizliğin karanlıklarında şiirler yazıp
Her şeye rağmen içimde yaşayacaksın
Senin yerin orası biliyorum

Sokağımdan geçmesen de
Kokunu duymasam da en güzel çiçeklerde
Sırf yakın olmak adına
Balkonundaki bir kaktüsün dikenlerinde
Küçük ellerine batmak için
Her zaman dua edeceğim

Yoruldum inan
Düşler kurmaktan
Nefessiz kalmaktan
Boş bir evde
Yalnızlığın şarkılarını söylemekten bıktım
Yoruldum inan
Yoruldum sensizlikten

Her sabah soğuk suyu vurup yüzüme
Aynada kendimi mutsuz görmekten
En güzel günlerinde baharın
Sahillerde boş boş gezmekten
Durup durup sana yazdığım şiirleri
Duvarlara okumaktan
Ve cevap beklemekten bıktım inan..


Seni seviyorum
Seni özlüyorum
Diye söyleyemediğim
Telefonumun çalmasını beklerken
Yüreğimin sesini duyamadığım
Her an için kendime kızıyorum inan
Sana da kızıyorum
Beni bu boş âlemde
Sevgisiz bıraktığın
Yüzümü güldürmediğin için

Sesinin kulaklarımı okşamasını
Dokunamadığım teninde
Olabilmeyi
Şiirlerime güzelliğini yazmayı her fırsatta
Ne kadar istiyorum bilsen

Oysa
Yoksun
İçinde sana dokunamadığım
Seninle olamadığım bir dünyada
Bahar gelmiş
Çiçekler açmış
Gülmüş, ağlamışım ne önemi var
Ben yokluğunda geçen zamanı
Hiç yaşanmamış saydım

Biliyorum
Ölümüm seni düşünürken
Ve yanımda olmadığın bir vakit
Ansızın gelecek
sen hiç acısını çekmediğin yokluğumda...
Bilmeyeceksin bile öldüğümü
Ben hiç tamamlanmamış sayacağım
Gözlerimi kapattığım hayatımı
Ve verdiğim son nefeste bile
Acılar çekerken
Seni arayacağım
Biliyorum
Gözlerimin baktığı
Dudaklarımın seni sayıkladığı hiçbir yerde olmayacaksın
Ölümün acısı hafif kalacak
Sesini duyamadan çıkan canımdan

Sen bensiz bir hayatı
Bensiz geçen zamanı sevdin
Hep gizemli kalmayı
Kaçmayı
Ve sevilmeyi sevdin
Hiç çaba sarf etmedin
Bir nebze olsun
Cesaret edemedin sevmeyi beni
Düşlerde bir masal
Rüyalarda bir gizem kalmayı seçtin
Olamadın benimle
Bir kez yüzüme bakıp
İçinden geldiği gibi
Seni seviyorum
Seni özlüyorum diyemedin

Ben senli zamanların içinde
Hep sevinçten gülen
Heyecandan ne yaptığını bilmeyen
İçi içine sığmayan koca bir adam değil de
Oyuncağı eline verilmiş bir çocuk gibi
Hep gülücükler saçtım
Ağlayarak geçen koskoca bir zamana inat


Dünyanın en güzel yeri gözlerinin içinde saklı
Baharın yemyeşil dallarında artık hüzün var şimdi
Rüzgârlar sesini kesmiş
Ve yağmurlar boşa ıslatıyor kaldırımları
Gözlerimin uykuya düştüğü
Ve karanlığın aydınlığa hasret kaldığı yerdeyim
Sensizlikteyim.

Ertuğrul Bayam


arwen 9 Şubat 2008 04:11

Bunca yıldır ardından gölgen gibi dolaşıp,
Harcadığım ömrümü farketmeni bekledim.
Tavrına aldırmadan gururumla savaşıp,
Kırılmaz inadını terketmeni bekledim..

Seni sever görünen sahte sevgilileri,
Gül düye kokladığın zehirli çiçekleri,
Uğrunda tükendiğin yalancı sevgileri,
Artık yeter diyerek reddetmeni bekledim.


enver ertürk


Demir YumruK 9 Şubat 2008 14:50

Hasret

Saçlarım hasret sevgiyle okşanışa.
Yüreğim hasret sevildiğini bilmeye.
Hasret yüreğim çırpınışlara.
Bedenim hasret bir yudum heyecana.
Duygularım hasret bir gün ışığına.
Konuşmalıyım,konuşamıyorum.
Haykıramıyorum...
Anlatamıyorum...
Yalnızca ağlayabiliyorum...
Ne komik, ne acizlik!

Taciser Kaygısız


the_pretty 9 Şubat 2008 21:19

Hasret
Nedir bu aşk, bu sevda
İllaki sen, olamaz başkası da
Leylamsın, şirinsin bu gönülde
Gönül seni, arzular bu bedende
Üzülmekteyim, sen başka yerde
Neyleyim güzel kadın, sana yanarım


Neyleyim gönlüm, dinlemez beni
İster helal, olsada haram
Labirentteyim, kanıyor sana yaram
Gel yanıma, konuş, dinle beni
Üstüme eğil, kollarımla saram
Neyleyim güzel kadın, sana yanarım

Neyleyim ben, aşkımı neyleyim
İsterken lal, olur dillerim
Lal olmasa, diller dökerim
Gözlerinde kaybolur giderim
Ümidim, yitmedi, olmasa da, severim
Neyleyim güzel kadın, sana yanarım

Nar çiçeğim, bana haydi desene
İstekli kalbime evetlesene

Lal olmuş dilimi, söyletsene
Gönül gülzarım da yeşersene
Ürkeğim aşkından, beni söyletsene
Neyleyim güzel kadın, sana yanarım


Ümit Bahadır


Sedef 21 9 Şubat 2008 21:22

Resminle Avundum

Bilmem ki kaç gece hayalinle avundum
Kaç gece sabahlara dek adını sayıkladım durdum
Mektuplarını defalarca okudum
Resmini öptüm defalarca
Sen diye onunla uyudum

Bir sen vardın rabbimden tek dileğim
Bir sen vardın yoluna ömrümü verebileceğim
Sen de çekip gittin uzaklara
Şimdi ben sensiz mi öleceğim

Aydın - 1999
İbrahim İmer


the_pretty 9 Şubat 2008 21:24

Sevgi Yetmez
Bana diyorsun ki
Nasıl bir martı yavrusunu severse
Bana diyorsun ki
Nasıl bir midye incisini gizlerse
Bana diyorsun ki
Nasıl bir arı peteğini örerse
İşte öyle büyüyorsun içimde

Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Sevgine saygın yoksa
Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Sorumluluğun yoksa
Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Arada eller varsa
Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Yarından ümit yoksa...

Bense diyorum ki
Bahçende güller baktıkça güzelleşir
Bense diyorum ki
Aşk engelleri aştıkça değerlenir

Bense diyorum ki
Güneş yağmurlar topraktan güllerin
Saygı sorumluluk sadakat sevginindir


İlhan İrem


arwen 10 Şubat 2008 02:05

Sensizlik sessizlik gibi
Sanki kimse yok.

Güne inat yoldaşım olmuş geceler.
Uykum uyudu ama ben uyumadım
Ölümün eşiğindeki çılgın bir gecede.

Yağıyor yağmur meleklerin eşliğinde.
Yankılanıyor sessizliğin yıkıcı sesi
Bir deprem gibi
Beynimin en ücra köşesinde.

Büyüyor,
Büyüdükçe büyüyor
Yüreğimdeki çetin yara.
Şırıl şırıl Aşk kanıyor.

Aktıkça akıyor gözyaşım
Hüzünlü bir nehir gibi
Dinmek bilmiyor.

Sensizlik sessizlik gibi
Sanki kimse yok.


samet bayram


LaDymm 10 Şubat 2008 14:45

Ne zaman bir kalem alsam elime
Sana haykırışımı dinle, kelime kelime
Eğer zaman kilit vursa bile dilime
Yinede aşkın derman verir halime

Seni görene kadar öyle durgundu ki sular
Deli dalgalar gibi, birden şahlandı duygular
Seni düşünmekten ne zaman kaldı ne uykular
Yüreğim her gece anlamsın ayrılığı sorgular

Sen farkında olmadan beni yavaş yavaş alırken
Mecnun olup sana gelsem Güneş batmış ay kalırken
Gözlerime damarlarımdan kan çekerken
Yaş değil kan akıttım sevda derdi çekerken

Seni çok sevdiğimi, sana nasıl anlatsam?
Anlar mısın beni? Yüreğimi sana sunsam
Sana kavuşup yine ellerine dokunsam
İsterdim, sen benim ben senin olsam

Sana geldiğim yollar karışık, bir deli kördüğüm
Ne yana baksam, yine sensin gördüğüm
Sensin kalbime desen desen ördüğüm
Ateşinle hep yanıp yanıp söndüğüm

Ne zaman yazsam, birkaç cümle ,birkaç satır
Adım soyadım bile seni bana hatırlatır
Geride güzel günler hatıradır
Ama artık kalmadı ne gülüş ne de sabır

Bazen her şey sanki küçük bir nokta
Benliğim sanki bir varda bir yokta
İyi düşün eline vicdanını koyda
Bizi anla, bizi darda koyma

Sevilen anlamazsa sevenin halinden
Sevenin sonu olur sevdiğinin elinden
Bazen aşkın sonu bir parça bez kefen
İnan canım çözüm ,bulamaz buna fen

Var mı içinde bana karşı hıncın
Yüreğime sapladığın sevdadan kılıcın
Senin yüreğin çekti kendi dilinden
Olacaksa olsun sonum senin elinden

Canım ya sev ya öldür
Böyle olacaksa ateşimi söndür
Söndürdükten sonra istersen unut
Geriye kalacak, birkaç sözüm ve bir tabut...ABDULLAH AK


arwen 10 Şubat 2008 23:02

Bir rüzgar esti lodostan,
Sardı bedenimi sımsıkı,
Bir silah patladı ta... uzaklardan,
Ve sen geldin aklıma...

O elele tutuştuğumuz,
Mutlu günlerimiz tablolandı gözümde,
Mızrap oldu kirpiklerim,
Sazın teline dokundu usul usul...

Dağlar, taşlar, o yeşil çayırlar...
Dile geldi ağladı biz giderken,
Bir köpek uludu, sonra yağmur başladı,
Yarasalar uyandı, uçtular inlerinden...

Fırtınalar kopuyordu, sensiz yüreğimde,
Uyandım sen yoksun, ağladım yine,
Artık rüyalarda görür oldum güzel yüzünü,
Ne yazık dönemedik, o mutlu güzel günlere



soner aldemir


LaDymm 10 Şubat 2008 23:35

Sevmenin ne olduğunu
Kalbimin seninle hayat bulduğunu
Sensiz zamanın bile durduğunu
Sana koştuğumu anlamadın

Seni kendime ışık yapıp
Eskiden kalan her şeyi yıkıp
Sensizliğe bir kurşun sıkıp
Sana koştuğumu anlamadın

Yokluğunda duvarlarla konuşup
Eski resimlerinle teselli bulup
Gururumuda bir yana koyup
Sana koştuğumu anlamadın

Yıkmadın inatçı gururunu
Anlamadın sevmenin ne olduğunu
Bilmedin kalbimde fırtınalar koptuğunu
Sana koştuğumu anlamadın


Özer Sütçü


arwen 10 Şubat 2008 23:44

Yine kapım çalındı,
Gecenin o ıssız saatlerinde.
Aklımda hep sen vardın,
Seni bekliyordum...

Açtım kapıyı,
Gelen yine sen değildin.
Bomboş baktı gözlerim,
Seni bekliyordum...

Vakit çok geç oldu,
Bir elimde kadeh, bir elimde sigara,
Yokluğuna küsmüş kalbim,
Seni bekliyordum...

Sarhoş oldum yıkıldım,
İçkiden değil, senin yokluğundan,
Başımı çevirdim kapıya,
Seni bekliyordum...

Ama biliyordum geleceğini,
Yine sabahlayacaktık seninle.
Gecenin verdiği o ateşle,
Seni bekliyordum...



soner aldemir


LaDymm 11 Şubat 2008 14:47

Güneşi karşılıyruz mutlu çığlıklarla öperek,
Dağı, ovayı
Yüzyılların uykusunu
Otu, börtü böceği,
Bir kanat vuruşta uçan kartalı,
Ağır akan ırmağı,
Ağzında dünyayı taşıyan leyleği,
Korkunç bir yalnızlık duan karacayı.

Yaşamak süsler eklemektir sonsuz gerçeğe
derin bir soluk almak gibi
Pencereden dışarı bakmak gibi gökyüzüne,
Bir kırlangıç uçmak gibi
Kök salmak gibi toprağa;
Ölümse, açılan bir eski zaman sandığı.

Zaman diyorsun, bir çingene gibi karşıma çıkıyorsun o zaman,
O zaman zaman kaçıyor;
Kim tutabilir şimdiyi dünü eskiyi
Ölümlerden ölüm beğeni
Kırk katırı kırk satırı?

Saçlarında güller, karanfiller, dünyanın en güzel kırları,
Saçında gelincikler, sabah çiyi ve tarlakuşları
Çizmeli kedi
Yedi derya geçen şehzade
En güüzel sırma tel
Sabahın yedisi ve ıssız göl
Ve güneşin hiçbir şeyi
Güvercinlerin çığlığı!

Yüz çocuk ırmaa koşuyor
Bin çocuk daha
Ve yanıyor ayakları kumlarda
Tozda ve küllerde ve saçında.
Anılar eskidikçe, insan yaşlandıkça
Kavağın gölgesi suya düştükçe
rüzgarın sesi ve sis, odaya dolar
Ve dağlar uzakta çok uzakta
Şimdi, şu sabah gibi güzel oldukça
Kırıldıkça kırağı

Uçuşunu görmek güvercinlerin gökte
Beni bir çocukluk anısı gibi duygulandırıyor;
Görmüor güneşi akşam ezanı köyde.
Yalnız sular mı uykuya varacak dağlar kayalar mı şimdi?

İşte çam çıraları da bitti
Haydi sen de var uykuya:
Çöksün üstüne gecenin karanlığı! ALİ PÜSKÜLLÜOĞLU


Demir YumruK 11 Şubat 2008 15:05

Sancağ-ı Şerif Huzurunda

Ey rayet-i Peygamber, ey ümmid-i ahiri
Milyonla kulubun;
Ey nefha-i gaybiye-i nusret, ki safiri
Vecd- aver olur ruhuna şarkın ve cenubun;
Kudsiyyet-i feyzinle açıl, rengini göster,
Varsın soluk olsun

Bir hahzacık ey seyf-i cihad, oyna kınından,
Aksın koyu kanlar;
Vadeyliyor Allah, olacaktır sana kurban
İslam’a ihanet düşünen can-ü cihanlar.

Gafil medeniyyet, seni en sonra muhakkak
Hüsran ile tetvic edecek akl-i tebahın

Allahına şükret:
Şükret ve maasine olup taib-ü nadim,
Haktan talep-i ecr-i cihad et... Ne saadet,
Rabbin ne saadet ki, bugün din uğrunda
Emvalimi verdim;
Rabbim ne saadet, ne saadet ki yolunda
Emvalimi, eşgalimi, amalimi verdim.

Artık yürürüm... avn-i Hüda meşal-i rahım,
Biazm-ü iradet;
Peygamberimin sancağı oldukça penahım.

Elbet benimdir ebedi savn-ü selamet
Artık yürürüm... Yıldırım insin beni yakmaz,
Boğmaz beni tufan;
Ben hıfz-ı melaikteyim, elbette bırakmaz
Onlar beni düşmanlara, yoktur buna imkan.
Gözler yumulu, sine açık, can müteselli,
Vicdansa pür-ümmid.

Ben Rabbime doğru
Her an müteveccih, mütevekkil ve saburum,
Ölsem de ne mutlu bana, kalsam da ne mutlu!

1915 (Son Şiiri) Tevfik Fikret


arwen 11 Şubat 2008 15:09

Gözlerini kaçırma gözlerimden
Sevgin aksın gözlerinden gönlüme
Gönlümde yeniden doğmalısın
Sana aşık olmalıyım çılgınca,
Çünkü sen buna değersin.
Sende dene istersen sevmeyi
Yeni bir bahar yaşayacaksın
Umut çiçekleri açacak gönlünde
Güller gibi aşkla dolu,
Kır çiçekleri gibi özgürlük,
Nergisler gibi saflık kokacak..
İçine çek bu kokuyu derin derin,
Bak nasıl mutlu olacaksın..
Paylaşmak isteyeceksin,
Kahreden yalnızlığını,
Cebindeki son meteliği,
Sofrandaki son lokmayı,
İçeceğin son damlayı,
Mutlu olacaksın sınırsızca
Aşık olmaktan korkular duyma,
Utanma ellerden ve yaşından
Sevmek bizimde hakkımız
Bizde insanız herkes gibi
Yaşlıyız dedikse daha ölmedik ki
Yaşa doyasıya aşkını umursuzca.
Pişman olmayacaksın,
Hayal kırıklığı yaşatmayacağım,
Pişman etmeyeceğim seni...


yusuf arıkan


LaDymm 11 Şubat 2008 15:20

Veda etmeye gelmisken bugün bana,
Ellerin ellerimde kilit oldu adeta,
Ayrilik rüya olsun uyanalim artik sabaha,
Sensizlik zor geliyor bir çig gibi agirca,
Ne olur söyleme bana o sözcügü, deme bana ELVEDA...

Biliyorum elden ne gelir,
Yalniz kalmisken bu yolda,
Boguluyorum hasret denizi misali hayatta,
Anlatamadan herseyi tam anlamiyla sana,
Elimden kayip gidiyorsun derken ELVEDA...

Her yagmurun yagisinda gözyaslarimi bulacaksin,
Her rüzgarda sana duydugum firtinali aski hissedeceksin,
Daglarda çinlayan kus seslerinde benden,
Sana haykirdigim sevgiyi dinleyeceksin,
Ama nafile, kaldi kalali yanimda ELVEDA...

Sen vatan ugruna cephede nöbette,
Bense seni sevecegim hayallerimde,
Aklimdan çikmamacasina heran birlikte,
Soguk kis günlerinde bile kalbim dolu seninle,
Askersin sevgilim,Yarin bekler teskere...
FEVZİYE ŞERİN


arwen 11 Şubat 2008 15:32

Unutmak o kadar kolay mı sanıyorsun
Unutsaydık çocuklumuzu unuturduk
Hangimiz ilk oyuncağını unuttu sanıyorsun
Evcilik oynadığımız günleri unutabildik mi?
Unutabildin mi ilk ders aldığın öğretmenini
İlk çocukluk aşkını unutabildin mi hala
Hatırladığında yüreğin hoplamıyor mu?
Ya ergenlik aşkını hepten mi unuttun
Belki öpüştünüzde kuytu bir köşede
Hangimiz unutabildik sıcaklığını o öpücüğün
Sen unutacaksın bir çırpıda umursamadan
Unutmaya çalışma arkadaşım anımsa
Anımsa ki nostaljiyle mutlu olasın
Dudaklarında hafif bir tebessüm
Gözlerinde sevinçten bir damla
Bir kadeh kırmızı şarap mutlaka olsun
Yalnız iki dubleden fazla kaçırma
İçince tatlı anıları değil acıları hatırlarsın...



yusuf arıkan


LaDymm 11 Şubat 2008 15:42

Dün akşam söylediklerin geldi aklıma,
Hani gözlerin dolu dolu olmuştu konuşurken,
Ben seni dinliyordum başım önüme eğik,
Hani sen mutsuzluklarından bahsediyordun,
Bense içimden dua ediyordum hep mutlu olasın diye.

Dün akşam biz konuşurken,
Sen ağladın, ben ağladım,
Sen sustun, ben yine ağladım,
Silmek istedim gözyaşlarını, yapamadım.
Gözlerinin içine baktım sen konuşurken,
Hissedersin diye sana olan sevgimi,
Hisseder de gülümsersin,
Seni sevdiğim anlarsın diye.

Dün akşam hep seni izledim,
Gözüm hep üzerindeydi,
Bana bakarsın diye bekledim,
Bana bakar da gülümsersin dedim.
Bakmadın be birtanem,
Ne diyeyim zormuş sevgine ulaşmak.

Dün akşam sen giderken arkandan el salladım,
Bakmadın son birkez bile, sanki orada yokmuşum gibi.
Anladımki gülyüzlüm sevmiyor beni,
Sevmiyor işte beni,
Sevse dedim birazcık,
Bir el sallardı, son birkez bakardı,
Dönüpte arkasına bir gülümserdi dedim kendime..

Dün akşam güzelim sen bırakıp gittin belki beni,
Ama ben gidemedim, gidemezdim.
Çünki seviyorum seni.
Bekledim belki sevdan geri gelir diye,
Bekledim sabaha kadar,
Sen anlamasanda seni ne kadar çok sevdiğimi,
Ben her gece orada bekliyorum seni..
ADEM ERBUDAK


arwen 11 Şubat 2008 15:50

eskiyen sevgilim


Hiç bir şey senin kadar eskimedi
geçmiş bir hatıralar yığınıdır
durur karşımda
ah şu geri getirilemeyen zaman
dün yağmur yağdı bu gün hava güneşli
ömrüm dört mevsim
ilkbahar sevgilim
bir bir dökülen yapraklar
ailem dostlarım
oy oy insan bir parçadır
ta ki toprağa düşene dek
kaç gemi kalktı
kaç gemi kalkacak bu limanda
hiçbir şey senin kadar eskimedi
kitaplarım elbiselerim kunduralarım
korkularım umutlarım hayallerim
yaşadıkça değişti
değiştikçe yenilendi
sen
eski eski
eskiyen sevgilim
bir şarap misali



abdurrahman demir


LaDymm 11 Şubat 2008 19:10

Gitmek kolaymı sanıyorsun sen.
Bakma gözlerime öyle acıtrcasına.
Olmadı işte sevsekte olmadı,kendi sularımızda boğulduk biz.
Derinlikler sebebimiz oldu.
Taştan duvarlar ördük aramıza,
Şüpheden setler çektik rtrafa,
Kıskanç bakışllar yaraladı kalbimizi.
İnanmadık hiçbir zaman sevgimize güvenmeyi unuttuk.
Acabalar doldurduk beynimize.
Duygular rehin kaldı kalbimizde, hiç gün ışığı göstermedik,
Karanlık delhizlerde kayboldular.
Labirentler ördük içimize,
Çıkışını kendimiz bile bilmedik.
Gururu marifet saydık aşkın üstünde.
Suskun saatlerde cümlesiz zamanlar geçirdik,
Amaçsız yarınlarımıza koşar adım gittik.
Yalanları gerçek sandık,kendimiz bile inandık söylediklerimize.
Sevdaya dahil ne varsa yıktık yaktık.
Aşk ateşine kıskançlık külleri serptik sönsün diye.
Sonra üşüdük buz kesti her yerimiz.
Önce şüpheye sarıldık ısıtmadı.
Sonra gururun ardına gizlendik saklamadı.
Yalanlara koştuk birden ama çıplaktık.
Örtmedi üzerimizi dahada ayaz vurdu ayaklarımıza.
Üşüdük üşüdükçe uzaktık birbirimize.
Biz seninle olmadık.
Bulamadık sevdaya çıkan yolu.
Sen sağ , ben selamet.
Bir daha karşılaşmayalım ,hep uzak olalım.
Unutalım yaşayamadığımız aşkı,
Unutalım hiç olmayan seni, beni
Yani bizi!...


SELDA AKYILDIZ


Sedef 21 11 Şubat 2008 19:12

Şaheserim

Aşik oldugum zamanlarda
Şiir yazmak adetim degildi.
Halbuki asil şaheserimi
Onu en cok sevdigimi
Anladigim zaman yazdim.

Onun için bu şiiri
Ilk önce ona okuyacagim

Kaynak: Papirus,1 Agustos 1967Orhan Veli Kanık


LaDymm 11 Şubat 2008 19:42

Sen de bilirsin hüznün incelmişliğini,
Fırınında değil, mezecilerinde bulunur kalbimizin,
Oysa keder, kara ekmek gibi zorunlu nerdeyse...
Senin verdiğin hüzün kedere dönüşüyor gitgide.
Sabah güneşi vuran doruklardan,
Pembe rengi sildim şimdiki halde...
Tipiyi çağırdım, göz gözü görmesin yine.
Gözlerime ilgisizlik bulutları ardından,
Kış güneşi gibi soluk, serin bak.
Her zamanki bakışınla muhakkak,
Özlem bulutu çözünür, taşkın olur.
Sabah güneşi vuran doruklardan,
Pembe rengi sildim bugünlerde;
Dağdan kereste kesemem bunu bekleme,
Kafeste kuş beslemek de değil bana göre
Son nefesine yetişmeyi düşler miyim,
-Tanrı beni korusun-
İlgisizlik bulutları ardından,
Kış güneşi gibi soluk bak gözlerime.
Tipiyi çağırdım göz gözü görmesin yine;
O güzelim bakışın kesinlikle
Eritir buzulları taşkın olur.
Ömür vâdisinin sona erdiği uçurumda,
Duygu nehri çavşanlaşır ve korkunç coşkun olur. HÜSREV ATEMİ


arwen 11 Şubat 2008 23:30

SEVGİ DOLU YÜREĞİM BENİMLE


Seni sevmeye söz vermiştim unutmaya değil,
Ben tuttum sözümü, çok sevdim seni,
Bir sevda yanığıydı yüreğimde kalan,
Bir hüznü aşktı beni yakan,
Anlamamak ise senin ruhunda sevdiğim,
Bırak beni git öylece, unutmaya yeminliyim.



Hayatım, canım, herşeyim olmuştun bir anda,
Ömrümce beklediğim sevgiyi tatmıştım anlasana,
Layık değilmişsin yüreğime, saçımın bir tek teline,
İstenmeyen yerde durma artık, sen de git işine,
Bırak beni kaderime, sevginin olmadığı bir yere,
Sensizlik yazımdı zaten, çok çektim senelerce.




Güzel bir rüyaydı uyandım artık diyeceğim,
Yüreğimde ki hüznü silip bir kenara iteceğim,
Yaşanmışlıklar yok hayatımda, unutup gideceğim.
Sen yoksun, sevgin yok, olmadığın günlere merhaba,
Seninleyken ne geçti elime, üzülmekten başka,
Ağlamakta yok artık, gülen günler selam sana.



Bir kalp vardı bir zamanlar, yalnızca senin için,
Gözyaşlarım vardı akıyordu sevdiğim için,
Hiçbirşey bırakmadın geride sen den kalan,
Acı hatıralar unutulacak bir gün hiç anlamadan,
Yanan sen olacaksın artık, eminim bundan,
Dönüşü olmayan yolun, uğurlar olsun sevdam.



Bir ayrılık şarkısı dilimde, söyledim her gece,
Ben sevdim ben yandım ömrüm geçtikçe,
Bir oyundu sevgimiz, iyi oynadın benimle,
Alkışlıyorum seni, takdirse Rabbimden gelse,
Sanma ki ağlayacağım, değmezsin bu sevgiye,
Sen yoksun ama, sevgi dolu yüreğim benimle.



MENEKŞE GÜLAY


miss_didem 12 Şubat 2008 11:08

SENİ SEVDİM!

Seni sevdim,
Seni birden bire değil,usul usul sevdim,
'Uyandım bir sabah'gibi değil,
Öyle değil nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara....
Seni sevdim...
Artık tek mümkünüm sensin....
Gülten AKIN


diabloazul 12 Şubat 2008 11:16

SEVİŞMEK İSTİYORUM

Cotonou’da yaşamın son doruğunda mı?
Yoksa Venedik’te aşkın ilk basamağındamıyım?
Bugüne kadar farkında olmadım.
Ama perde perde başımızda açılan
Yıldızlar altında yüzüp göğsünün deryasından
Bu gece sevişemezsem seninle
Yarın intihar edeceğim.

Rongbuk putları arasında
Yağmur çiseleri Bambus fidanlarını ıslatırken
İnatcı gururum bir çılgınlığa kapılıpta,
Yine beni ürkütmeden,
Bu gece sevişemezsem seninle
Yarın intihar edeceğim.

Semerkant’ın geringen eteginde
Suya doymayan menekşeler kucağında
Gece güneşinin kızıllığı,
Sevimli dudaklarımın gülüşünü söndürmeden
Bugece sevişemezsem seninle
Yarın intihar edeceğim.

Katmandu’da yıl bitimine bir gün kala
İhtimatları ve kalpleri incitmeden
Fırtınaların ve rüzgärların getirip yığdığı
Kar giyinmiş çalılıklar arasında
Bu gece sevişemezsem seninle
Yarın intihar edeceğim.

Gül WİTT


miss_didem 12 Şubat 2008 11:49

EĞER..


O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer! !
CAN YÜCEL...


diabloazul 12 Şubat 2008 11:57

Carmina Vitae,

Korkunun kana vurduğu donuk yüzünü, şen kavgaya ki benzer ilkbahar güneşlerine, selam!
Ve ay ışığında gecenin yoldan çıkmışlık,
Gümüş rengi parlıyor yapraklarında ormanların.
Soylular kızıl yılanlar gibi kana aç kılıçlarını kınlarında hissettikleri an,
Bir kötü kuş kalkar derin ormanlardan, çünkü yaşamaya değerdir hayat,
Bir uğursuz ses,
Kim bilir soğuk ve tanrısız tepelerde kimlerin dans ettiğini,
Yada bela dolu rüzgarın neler fısıldadığını kayalara?

Ah Mors et Vita şimdi yanıyor ateş,
Ve güneş şimdi kutsuyor ölümsüz arzuları,
Bana toprak kokanların kirletmediği ülkelerden söz et,
Bırak gitsin yaşam dediğin.
Ve akşam gelince ey ölüm, sen yüzünü gösterince,
Okyanusun batan güneşe karıştığı yerde,
Bilge midir yada kılıç eri,
Belki de bir hakaret insanlığa,
Gri kayalarda ölümle alay eden o tek gözlü adam.

Gidelim der kadın kanım donuyor benim,
Bu ürkütücü tablo,
Ah nerde tanrı,
Nerede tapındığım yerde bana sunulan huzur?
Mors et Vita,
Karanlık mı bastırıyor ne?
Bu rüzgar bu rüzgar yada bu imansız kayalar,
Yaşamın elini uzatamadığı öyle soğuk, öyle keskin,
O kayaların üzerinde tek gözlü adam.
Ve bilinir aşağılarda insanlar tarafından,
Bir zamanlar insanları savaşa çağıran bir tanrı kovulmuştur buralardan.
Ah neden dedi papaz dilim tutuluyor benim,
Yada neden bir sancı saplanıyor kalbime,
Bu uğursuz yerlerde.

Yükseklerde bulutlar, kara bulutlar ey gri gök,
Ve soğuk yıldırımlar hırçın kaya gölgelerinde insanları ürküten masalları yaratan,
Bu bir kutsal kitap sayfasındaki güvenli ayetler gibi değil,
Yada değil yumuşak başlı insanların birbirlerine verdikleri,
Ahlaki öğütlerden!
Karanlık gölgeli ormanlar üzerinde ey kutsal duman,
Kurtların bayramını kutsayan, ölümlü gözleri ürküten.
Islak bir korku tutar yüreklerini kadınların,
Derin vadiler arasında kaybolur patikalar,
Ah çamur, çamur neden Tanrıların eteğindesin,
Bu günah dolu bir hınç dedi papaz,
Islak bir korku dedi kadın,
Ve ölüm bir atmacanın çığlığıyla,
Tenlerine dokundu topraktan yaratılmışların.
Yıldırımlar ateş ışık, ey ışık,
Ah ne soylu ne soğuk,
Ne soylu ve ne soğuk buzlu kayalıklarda dans eden ulaşılmazlık.
Uğursuz kayalıkları ormanların,
İnsanların unutmak istediği her şeye kucak açar,
Kötü niyetlerdir ete kemiğe bürünen,
Yada korkudur oralarda gözlerden uzak,
Kovuklarında adı yasak şeylerin oturduğu Tanrı ya dost çam ağaçlarının altında,
Orman, ey büyük orman geceye ve gündüze meydan okuyan,
Yada her türlü bildikliğe.

Kervanlar konaklar,
Gecedir ürküten insanları,
Kim bilir kötü sesler çağırır belki de yolcuları,
Hava bozuyor, yükseklerde yıldırımlar,
İşte ilk soğuk damlada düştü omzuma.
Geceyi burada geçirelim dedi gezgin,
Ve ateş yaktılar.

Ve oralarda,
İnsanların gözlerinin değmediği oralarda,
Merhametsiz taşların ve zalim rüzgarların olduğu yerlerde,
İnsan nedir ki?
İnsan alaylı bir hakaret yıldırımlar düşerken,
Ve okyanus öfkesini kusarken,
Yada Tanrılar Tanrıca konuşurlarken tarihin dudaklarında.

İmanlı insanlar loş ışıkları altında mumların isli taş duvarları içinde manastırın-ki cevabıdır insanlığın sonsuzluğa- yaşamın son ışıklarının da yozlaştığı dudaklarında, mütevazi sözlerle kemirirlerken tanrıyı,kimse bilmez gecenin ve gündüzün,yada kaderin dizginlenemez atlarıdır, bir hüküm dokuyan ateş saçarlarken gözlerinden ateşsi, bir coşkunlukla, ve öyle şiddetli ve acımasızdır ve yücedir Tanrının eli,
Ve soyluların yüreklerini savaşa çağıran.

Tek gözlünün gecesi diye fısıldadı papaz,
Yorgun gözlerinde bir günaha yenilmişliğin,
Hiçte diri olmayan utancı ile,
Bir gün insan gözünün bakamayacağı kadar korkunç iblisleri uyandıracak,
O boynuza üfleyecek yine böyle bir havada,
Dua edin kardeşlerim dedi papaz ve gözlerini kapadılar.

Gece ne karanlık ne ürkünç ve nede ölümcül olurdu,
Olmasaydı içimizi ısıtan ateş, yada ruhlarımıza neşe veren şarap,
Sen ey güngörmüş ozan –kim bilir tanrıdan alır ilhamını -,
Dokun harpının tellerine ve bir kapı aç tanrının sırlarına yüreklerimizde,
Bu karanlık gecede!
Ve gülüştüler kervan yolcuları,
İhtiyar ozan alırken ince ve titrek ellerine harpı,
Hiç bilmeyen utancını,
Papaz tanıklığına mecbur eden günahların:
“Güneş doğarken de batarken de,
Bir güvenç dolardı içime,
Kanım daha hızlı akardı sanki,
Yada ellerim kavrardı daha güvenli,
Ne savaşlarda aldığım yaralar,
Ne yıkılışı yüksek duvarlı şatoların,
Ne acılı feryatları düşen savaşçıların,
Kök salmadı gönlüme,
Yorgunluğu ve uykusuzluğu hissetmeden,
Günlerce at sürdüm senyörün ordusuyla,
Yakılan tarlalar gördüm ve ağlayan kadınlar,
Zırhımın içinde o denli mağrur,
Büyük fırtınalara yakalandım dağ geçitlerinde,
Sevdiklerimi birer birer kaybettim,
Hiçbiri kök salmadı gönlüme bu denli,
Hiç durgunlaşmadı yüreğim,
Tüm acılar unutulurdu şarap doluyken kadehim,
Hiçbiri ah hiçbiri!

Hiçbiri ah sadece masum bakışlı bir kız,
Güngörmüş ormanların içinde bir kasabada,
Geçerken yine at üstünde mağrur,
Küçük derenin kıyısında ellerinde kır çiçekleri,
Ah sadece masum bakışlı bir kız.”

Başlarını salladılar kervan yolcuları,
Ve gece olanca aldırmazlığı ile karanlık,
Kamp ateşinde yanan kaderimidir insanlığın?
Olanca zayıf olanca ürkek zıddına karanlığın!

Ey karanlık gece, ey görünmez şafak,
Fırtınalı gökler ve ey ölümcül yazgı,
Dinledim tüm kalbimle ihtiyarı,
Fakat ben fakat ben bu değilim ah! ,
Dağlar ve ormanlar boyunca aradığım öyle saf ve de öyle inatçı,
Ah hayır bir kızın masum bakışları olmamalı,
Dedi gezgin ve gürledi gökler,
Yağmur verdi hükmünü geceye.
Uzaklardakiler çok uzaktakiler Tanrının farklı bir dille konuştuğu,
Ve yakınlardakiler ey!
Sen ey dik başlı yazgı gelen mührüyle sefaletin,
Ve sürükleyen genç aşıkları ebedi cehennemlere,
Anlam sözcüğü ki yitmiş yordamsız dönüşünde karanlığın,
Yada aşk?

Ey karanlıklar duyun ölümün kıyısında duran bir hiçin sesidir bu,
Yada uçurumun son kenarında mağrur:

“Dağlar ormanlar boyunca aradığım öyle saf ve de öyle inatçı,
Ah hayır bir kızın masum bakışları olmamalı”
İsmail Orhan Sönmez


miss_didem 12 Şubat 2008 16:10

Korkmuyorum Seni Sevmekten
Korkmuyorum Seni Sevmekten

Kaçmaya çalıştığın gerçek, bir gün karşına çıkacak.
Ve işte o gün kaçacak yerin olmayacak.
Ben senin varlığını seviyorum,yokluğunu seviyorum
Sana ulaşamadığım dakikalarda seni duymayı seni özlemeyi

Hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum.
Hiç korkmuyorum seni sevmekten.
Senin gülüşünü seviyorum her bana bakışında
Gözlerine de okuduğum o duyguyu

Gözlerindeki gözlerimi seviyorum.
Gönlünü seviyorum özünü seviyorum senin
Dudaklarındaki sözlerimi seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.

Ben sendeki o sıcaklığı sana olan uzaklığı seviyorum.
Yanaklarından akan göz yaşlarını
En çok, dağınık olduğunda saçlarını
Beni arayan ellerini seviyorum.

Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen
Ayrılığını seviyorum,en çok yalnız kaldığımda
Beni bulan gönlünü seviyorum.
Ben en çok senin bana olan sevgini seviyorum.

İçimden haykırmak geliyor.
Dünyaya sığdıramadığım seni
Kalbime sığdırmak geliyor.
Ağlamak geliyor seni görmezsem

Özlemek geçiyor içimden seni sevmek geçiyor.
İçimden sana doğru giden bin bir türlü yol geçiyor.
İçimden sen mutlu olacaksan ölmek bile geçiyor gülüm.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.

Ben yalnızca seni seviyorum,
Ne o muhteşem güzelliğin ne kalbimdeki özelliğin
Ne de sevdiğim için değil,seni yalnızca sen olduğun için,
Ruhun için kalbin için aklın ve sevgin için seviyorum seni.

Ben seni en çok kendim için seviyorum
Belki de ilk defa bencil oluşumu sana borçlu olduğum için.
Seni her şey için seviyorum.Ve sahip olmadığım hiçbir şey için.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.

Her dakika seninle olmayı seviyorum.
Gözlerimi her açtığımda aklıma gelişini seviyorum.
Her gece uyumadan önce seni sevdiğim aklıma gelince
Sensiz uyumayı bile seviyorum uyumadan önce seni düşününce.

Ben seni en çok umutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben seni bu şehirde olduğun için değil benimle aynı toprağa ayak bastığın için
Benimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum.

Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığı
Senin de gözlerine vurduğu için seviyorum.
Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşi
Sana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni.



Beş bin yaşındaki bu dünyada
Benimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum.
Ben seni benimle yaşadığın için
Benden hiç gitmediğin için seviyorum

Beni hiç terketmediğin için.
Ellerini seviyorum ALLAH'a açıldığında
Kalbini seviyorum kapıları açıldığında
Ve gözlerini seviyorum her karşımda kapanıp açıldığında.

Bana baktığında içimde yakaladığın coşkumu seviyorum,
Her bana baktığında seni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Her kibrit çaktığımda alevin içinde seni görmeyi seviyorum.

Her sigara yaktığımda dumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum.
Her bana baktığında o kadar çok seviyorum ki seni sevmeyi
Yalnızca sen olduğun için hayatımda kendimi bile seviyorum
Sen olunca aklımda kalbimi seviyorum seni seviyor diye

Gözlerimi seviyorum seni görüyor diye.
Ruhumu seviyorum, senin ruhuna bu kadar yakın diye.
Varlığımı seviyorum sırf sana borçlu olduğum için
Mutluğumu seviyorum gülümsememi seviyorum seni düşününce

Ayakta kalışımı seviyorum sebebi sen olunca
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben sana olan sevgimi yazan kalemimi seviyorum.
Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum.

Sana olan sevgime benzettiğim her sevgiyi seviyorum.
Bana seni hatırlatan her şeyi
Sana giden yolları seviyorum.
O kadar çok seviyorum ki seni,seni kaybetmek korkusunu bile,

İçinde yalnızca, sen olduğun için
Sana karşı duyduğum bir duygu olduğu için
Korkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.

YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN.
VE YİNEDE SENİ SEVİYORUM HİÇ KORKMADAN.
Mehmet Yunus Aytek


Sedef 21 12 Şubat 2008 20:20

Tarifi Yok Hasretlerdeyim

mahpus böyle altı okka koymadı bana
alt tarafı dört duvar bir demir kapı
biraz keder yaşanmamış günlere dair
biraz öfke ama mutlaka umut
hepsi bu kadar
şimdi birtanem
diyarbekir'deyim sevdalısı olduğum
ezbere bildiğim sokaklarını
doyulmaz gecelerini duyumladığım
memleketimdeyim
bil ki
başım fena halde belada
kilitlenmiş kapıları surların tek tek
yedi kardeş burcu yedi amansız ejder
gelmiş üstüme
de ki
mahşer gününde
yapayalnızım koca şehirde
boğulmak üzereyim elim kolum tutmuyor

adını kazıdığım taş
bilirsin
ben u sen'de Mardin kapı'da
başında türküler okuduğum seni anlattığım
binlerce yıllık dost
o bile eskidi
çatladı çatlayacak hasretimden

sende erkeklik var tamam
kabul töreler izin vermiyor
ama
kara yazmalım yüzü gülmezim
dün gece sabaha dek ağladım
gözyaşlarım sel oldu aktı Dicle'ye
kapımda canım yasemen
saksıda hercai menekşe
bir de diyarbekir kalesi şahidimdir
tarifi yok hasretlerdeyim

Mehmet Fikret


arwen 13 Şubat 2008 00:34

Özden anlamaktır seni direnmelerinde
Yüreğe nakışlamaktır ilkelerinde
Yol almaktır devrimlerinde
Ve o yolu yarınlara ulaştırmak
Ölümsüzce ölümsüzlüğe

Toprağa sağlam basmaktır senin duyarlığında
Bayrağa yaslanıp duymaktır
O içli yürek titreşiminde
Senin düşüncelerine sarınıp
Katık ulamaktır
Senin gibi duyarlılık harmanında
Solumaktır can nefeste
Ölümsüzce ölümsüzlüğe

Senin ülkülerini emzirtip yüreğimize
Varlığında yıldız olup akmaktır yarınlara
Ve senin ufkundan uçup
Konmaktır uygarlığa
Hayallerden sıyrılıp ulaşmak gerçeğe
Ölümsüzce ölümsüzlüğe

Ey halkın yürek titreşimlerini
Gözlerine nakşeden
Seni anlamak
Senin gibi düşmektir sonsuzluğa


yurdagül özay


miss_didem 13 Şubat 2008 10:05

AĞLAYAMAM

Gittiğin gün beni öldü sandılar
Aşkını mezara gömdü sandılar
Sel gibi gözyaşı döktü sandılar
Bir vefasız için ağlayamam ben

İçimi yalnızlık sarmış olsa da
Kalbimi hasretin yakmış olsa da
Gidişin dünyamı yıkmış olsa da
Bir vefasız için ağlayamam ben...
Ensar AKTAŞ


LaDymm 13 Şubat 2008 18:37

Merhaba !
doğan gün
dalucları tomurcuklar
dağların esen rüzgarı
sıvırcık kuşlarının sevinci bahar
güneşe koşan çocuklar
merhaba !

Merhaba!
güzel dünya
dostluk, iyilik, güzellik
sevgiye susayan yürek
merhamet, ey insanlık, ey barış
yanakta gözyaşı ıslağı
dudakta kanayan şiir
kalbe dolan aşk
ey sevda yolcuları
canyoldaşım gönüldaşım
sevgi bostanı gönlüm
merhaba

Merhaba !
sevgi düşüm
utangaç gülüşüm
ilk yaşam çığlığım
gelin duvağım
türkü tadındaki yaşam
yürekteki sevda, gözlerdeki ışıltı
dudaktaki şarkı,
özlemi çekilen yarınlar
İçerdekiler dışardakiler
hasreti kanayan dostlar
gelecek güzel günler
merhaba !

Merhaba !
ağaçta göveren dal
güllerin güne gülüşü
yerdeki çiy, gökteki ay
yağmurun çimlere dökülüşü
salkım-saçak bulut
yedi iklim dört mevsim
evrenin renk renk cümbüşü
ey aydınlık ey umut
merhaba

Merhaba !
güneşle beslediğim
sevgiyle süslediğim
manolyam beyaz zambağım
gönlümün sultanı yar
dostluk diyarı ülkem
sevgi bahçem, duygu pınarım
hasretim, asyam, anadolum
yüreğim, sevdam, yenigelinim
merhaba
Nuri CAN


Sedef 21 13 Şubat 2008 18:44

yiğit


bir yiğit Yorgun
bedeni
ruhu
azat olmuş
kölelikten özgürlüğe

henüz yirmi ikisinde
üç çocuğu
âşığı
ufak tebessüme aç
gül tenli gün eşi

gül bir yiğit
barışa sevdalı
karış karış insan
tepeden tırnağa
evrensel lisan
inancı gül
tacı tahtı kül
cenneti işgal
cehennemi lâl
ak gökte karabulut
ülkesi koca bir tabut
omuzlamış
el vermiş
sır vermemiş
dişleri kenetli
alnında pıhtılaşmış
ay-dın-lık-lar
önünde arkasında sahipsiz yıllar

gül yiğit
gül ki
bahçeler içinde
kardeşlikler elinde
göbeğin kesilmiş senin


ansızın vurdular
ansızın geçip durdular
akrep yarasa çıyan yürekli
yüreksiz adamlar
yürekli karşısına
vurdular onu
yirmi ikisinin
tam kırk sekiz yerinden
nankörün itin biri
ekmeğini yediği
insanımsın canım dediği
güpegündüz
sokaklar ortasında

çığlık çığlığa bir siren
duygular
yaralar
sızılar

paramparça aldı onu
çığlık çığlığa
yollar
yıllar
göçler
parça parça aldı onu
ölmedi
yüzlerce dul
binlerce yetimdi

şanslıydı
obası yurdu
çocukları
yersiz yurtsuz
sürgünler içinde
gün veren gül eşi

küller içindeydi yiğit
yiğitçe affeyledi
yaşadı
kar boran yüreğiyle
güneşlerle baharlarla
ve kanayan onca yarayla
*****liklere bacım
kalleşliklere arkadaşım
geç buyur
geç otur baş köşelere dedi

... ... ...
abdulrızak kılıç
suskun sevda


Abdulrızak kılıç


RuYa 14 Şubat 2008 12:22

Köpük köpük beyaz bulut
Bana getirdi bir umut
Bu düş ile hülyâ kurup
Yıllarca seni aradım

Gül yaprağıdır dudağın
Çiçek bahçesi kucağın
Buram buram aşk ocağın
Yanan tenini aradım

Gönlümde coşku bitmedi
Gözden hayâlin gitmedi

HARUN ALABORA


Demir YumruK 14 Şubat 2008 13:33

İnsan Bazen Yaşarkende Ölümü Tadar

İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar
Kalbi durmaz belki inadına daha hızlı çarpar
Ölümün gözyaşları gözlerinden akar
Tabut misali bomboş kalan buz gibi yatağa yalnız yatar.

İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar
Sanki güneş hiç doğmaz inadına hep batar
Kalbinden geçen nehirler misali
Suları hep tersine akar.

İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar
Belki pek fazla konuşmaz inadına hep susar
Bugüne kadar ki aşklarının hepsi
Kalbinde sessizce yatar.

İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar
Biriktirdiği bütün sevgileri, acıları, hüzünleri bir anda kusar
Tebessümü unutmuş
Acılarını söylememiş, hep susmuş
Ve yüreğini bir esir misali hep zindanda tutmuş
İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar
Ölüm acıların en büyüğü değildir ama
Yaşarken ölmek insana çok koyar.

Şahin Yenilmez


LaDymm 14 Şubat 2008 13:52

Sevdamı yazdım sayfalara
Sayfalar hep benimle ağladı
Yenik düştüm sonunda dalgalara
Artık yazacak sevdam kalmadı
Bitti tükendi artık sevmeler
Susmuş artık konuşmaz yürekler
Sayfalar yırtılmış kalmış yerlerde
Artık sevda yazmıyor kalemler
Size anlatacak kalmadı artık
Ne mutluluk ne hüzün ne sevmeler
Yüreğim koptu gitti bedenden
Sonunda artık benide bitirdiler
Seviyorum dedim sevdiğimi bilmediler
Yazdım, yazdım, sayfalar dolusu
Ama sevdiklerim
Birtek satırını bile görmediler
Düştüm süründüm yerlerde
Bana bir el bile vermediler
Yazmıyacağım artık bu son sayfa
Kırıldı bitti artık bütün kalemler...SALİH ÖZALAŞAN




Demir YumruK 14 Şubat 2008 14:05

Son Ayrılık Olsun Diye

Her gece kollarımı açar Allah'a yalvarırım
Dudaklarım titreyerek ,gözgözyaşlarımı silerek
Bu ayrılık son ayrılık olsun diye
Ayrılığı artık hiç düşünmeden özgürce
Sahilde elele ,kol kola gezip,dolaşmak
Yatağımızda oraya buraya dönmek yerine
Huzur ve mutlulukla sana sarılmak istiyorum
Artık aramızda ayrılık olmasın
Her gece kollarımı açar Allah'a yalvarırım
Dudaklarım titreyerek,gözyaşlarımı silerek
Bu ayrılık son ayrılık olsun diye


Rüya Ersoy




Saat: 07:26

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık