![]() |
. Yıldızlar Gecenin Değildirhttp://www.siirvakti.com/metin.gif Ceylanları vurulmuş dağlardan Bir tutam kekik getireceğim size Bir avuç kan. Bir selvi gibi dikilip önünüze Ölümü hatırlatacağım durmadan. Keklik zindanı gözlerinize Mil çekip İçinize bükeceğim bütün yolları. Hangi yola çıkarsanız çıkın Hep kendinize döneceksiniz Siz - Ey bu şehrin karanlık sokaklarında Kaf dağını arayan kervanın Sefil yolcuları- Boşluğa giden hayatların Ayaklarına prangalar vuracağım Ellerine zincir. Dağ yellerini doldurup göğsüme Haykıracağım: - Yıldızlar gecenin değildir. Karanlıktır,köhnedir dünya Bir yolcusunuzdur siz... Bunu size nasıl anlatsam Hani yüzünüz görünmez ya kirli sularda Sırı dökülmüş aynalarda Hani silik Hani paramparça... Boynu bükük çiçekler getireceğim size Koparılmış Dicle'nin, Sakarya'nın kıyısından Yüreğimin tam ortasından Taşıp gelen bir sesle "Ağlayın",diyeceğim Ağlayın Ey analardan şefkat Çöllerden merhamet emmiş çocuklar Ağlayın Ve göz yaşlarınızla sulayın Kuytularda kuruyan çiçekleri. Bir Yunus Sabahı çalacağım Bütün kapıları bir bir Kırmızı bir şal gibi örteceğim şafakları Çıplak omuzlarına Ve sarhoş gecelerine şehrin. Minareleri dayayıp şakağına Uyandıracağım kirli uykulardan: - Çıkın koynundan karanlığın Geceyi bu kadar sevmeyin Yıldızlar gecenin değildir. Hüseyin Aydemir1 Yıldızlar Gecenin Değildir Hüseyin Aydemir1 Yıldızlar Gecenin Değildir |
Yağmur Bir sabah uyandığımda, yağmur giriyordu penceremden odama. Islandı duygularım, hayalin üşüdü içimde. Şemsiyesini unutmuş umutlarım; sırılsıklam oldu bir anda. Yine sen geldin aklıma, yağmur; sağanak yağdı. Sarıldığım yorganımdan hayaller, yavaşca yere dağıldı. oysa nasıl düşlerimiz vardı, yağmur; her elele tutuşumuzda yağacaktı. Bugün sensiz uyandı gözlerim, yağmur penceremden odama girmekte. ve ellerim yanağımdan inen damlaları silmekte. |
Merhamet;merhamet ALLAHIM göz yaşlarıma Her gün AZRAİLİ görmeden bin kere ölmekten daha kötüsü yokmuş Acı bana ne olur tanıştır artık onunla(AZRAİL) ya da bir çare ver bana. Yok mu bu yaranın ilacı sende? Yok mu bir deva şu talihsize? Merhamet Merhamet ALLAHIM kanayan şu yarama Artık tutmuyor dostların sardığı sargılar. Kapatamıyor artık yaralarımı. Dindiremiyor artık acılarımı. Her gün büyüyen önüne geçilemeyen bir hal aldı. Merhamet Merhamet ALLAHIM haykırışlarıma Artık sesim çıkmıyor. Zaten çıktığı zamanlarda da kimseye duyuramadım sesimi. Etki etmedi söylediklerim Kimse anlayamadı beni Merhamet Merhamet ne olur şu aciz kuluna Olmuyor,yapamıyorum,unutamıyorum bir türlü Artık bedenim zorlanıyor Ayakta duramıyorum Biraz daha güç ver biraz daha sabır Yoksa beyaz mermer taş üzerine yazılan yazıda bu senenin tarihi olacak Merhamet istiyorum senden ne olur birazcık merhamet artık Geçmişim yanlışlarla dolu geleceğimse olacak mı bilmem. Sanki sahipsiz mezar bu ikisi Geçmişim gömülmüş geleceğimi de gömmeye hazırlanıyor mezarcı. Soluma birini sağıma birini gömüyor.Şimdi sağıma gömülen geleceğime bakıyorum Hayallerime ümitlerime hiç olmamış kariyerime Oysa nasılda doğurup büyütmüştüm onları tıpkı bir anne gibi Ve daha nicelerine gebeydim... Şimdiyse elimde hiçbir şey yok Beyaz bir gecelik ve küçük tahta bir oda. Tahta bir sandık bu içinde yattığım ŞİMDİ MERHAMET ET ARTIK MERHAMET... GÖZYAŞLARIMA... |
Yüzün ay gibi parıldadığında Gözlerin bulutlar gibi ağlamayı öğrendiğinde içten Sen de seveceksin yeniden Beni arayacaksın uzaklarda olsam da Nefes almaya bile cesaretin kalmayacak Sadece rüzgarın esintisi olacak aramızda Etrafımızı yoğun bir sevgi bulutu saracak Öyle ki bazen birbirimizi kaybedeceğiz yeniden Bir noktaya bakacak,orada birleştireceğiz kalplerimizi Ayrılmamak üzere belki de Ne düşündüğünü bilmeden yaşayan insanlar olmaktan uzak, Ne istediğini bilen ,anlayan,sorgulayan kişiler olarak, Çıkacağız birbirimizin karşısına İlk başlarda bir o kadar tanıdık Ama çok uzak olacağız birbirimize. Düşlediğimiz sıcaklıktan eser olmayacak yüreklerde Ay gibi ışıldamayacak yüzümüz, Ağlayamayacağız bulutlar gibi içten. Sonraları birbirimizi anlayacak, İlk defa hak vereceğiz kendimize, Zamana ihtiyacımız olduğunu kabullenecek Yüreğimizde eskinin küllerinin uçuşup, Altından yeni bir ateşin yükseldiğini göreceğiz. Yüreklerimiz kurtulacak kara kışlardan, Gecelerimiz parlak dostlarımızla aydınlanacak, Yüreğimiz ay gibi gülümseyecek, Gözlerimiz bulutlar gibi ağlayacak içten, İşte o zaman seveceğiz yeniden burcu bulak'a |
Geçmişin kırıntılarından hiçbir şey kalmadı inanki içimde. Sanki bulutlar kadar temiz yağmur kadar ıslak güneş kadar sıcak olan bu yüreğimde, sana duyduğum bu ebruli kokuyu içime çekiyorum. Seni içime alıyorum çıkartmamacasına. Çünkü, seninde benden bir parça gibi içimde yaşamanı istiyorum ölene dek. Senin o sımsıcacık vücudunu hissetmek istiyorum yanarcasına, Bedenimde. Bir tiryakinin aldığı hazla seninle bütünleşmek istiyorum. Gökkuşağının renkleri kadar çok, Denizin mavisi kadar güzel, Bir kaplan kadar vahşi, Yağmur kadar ıslak olmak. Ben seni yüreğimde istiyorum, Bir sevgi kadar hafif, Bir aşk kadar acı, Bir sevgili kadar ağır olarak... |
Ben seni sevemedim gitti Ben senin ruhunu Yokluğundaki avare gezintilerimi Yalansız gülüşlerini sevdim gitti Ben seni sevemedim gitti Benle didişirken bile gülmelerini Huysuzluğumda susmanı Bakışlarında affet sevgilim demeni sevdim gitti Ben seni sevemedim gitti Eksilirken gecelerimde Artarken bedenimde Bölünürken şiirlerde beni çarpmanı sevdim gitti. |
İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE KAR YAĞIYOR ERİK AĞACINA KAR YAĞIYOR KUMRULARIN ÜSTÜNE DAĞ ZORBASI GİBİ HAİN VE UMARSIZCA ERİK AĞACI ÖKSÜZ KUMRULAR EVSİZ KALIYOR BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN BİRBEN ACIYORUM KUMRULARIN HALİNE İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE ANSIZIN BİR KEDİ GEÇİYOR PENCEREMİN ÖNÜNDEN SÖYLENE SÖYLENE SİNİRLİ VE ISLAK BİR KEDİ BELLİKİ ANSIZIN YAKALANDI BİR ÇATININ TEPESİNDE VE MUHTEMELEN UYKUNUN EN TATLI YERİNDE BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN BİRBEN ACIYORUM HALİNE İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE SEN MUHTEMELEN ENDERİN UYKULARDA BEN PENCEREMİN ÖNÜNDE İSTANBULA KAR YAĞIYOR KAR YAĞIYOR PENCEREME O SEBEPSİZ GİDİŞİN GELİYOR GÖZLERİMİN ÖNÜNE KAR CAMDAN GEÇİYOR TEN'DEN GEÇİYOR USULCA DOLUYOR YÜREĞİME VE BİR ÇİÇEK YEŞERİYOR KENDİLİĞİNDEN DONMUŞ KALBİMİN ORTA YERİNDE UZUN KIŞ GECELERİNDE YİTİRDİM SENİ ÖLDÜNMÜ KALDINMI HABERİN GELMEZ BİLMEMKİ BİR TANEM NERDESİN ŞİMDİ HER YAĞAN KAR'DA KAYBEDENLER OLUR HEP KİMİLERİ YUVALARINI KİMİLERİ RÜYALARINI KİMİLERİDE SEVDALARINI İSTANBULA KARYAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE |
BEN SUSTUM SEN SÖYLE SESSİZLİĞİMİ Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil. Sana değen sözleri çoktan yitirdim; Dudağım avare, dilim perişan. Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim. Kalbim ayılmıyor ki sana hitap edeyim.; Seni taşa benzettiler. dilsiz, hayatsız, duygusuz diye. Değirmende konuşan taş değil midir peki? Acıyı öğütüp ekmek eyleyen Sahiden taş mı kesildin? Sen, dağlar delen Ferhatsın; Söz ki dağı kar gibi eritir de Şirin yâri sımsıcak kucaklar. Sen Aslıya Keremsin;. Sen Keremin AslısıSIn; Taşın sözü yok mudur ey yâr? Taş dediğin konuşur. Zamanın dudağıdır. Çatlaklarından acılar sızar Taş dediğin susar. Zamanın dilidir Taş zamanla eskimez mi? Sen zamansın, ey yâr, gelir ve gidersin. Taş kesilmişsin ki sana vefasız dediler. Tanımazmışsın beni. Adımı bile anmazmışsın. Güzellikten hiç anlamazmışsın. Mehtabı kucaklayan sen değil misin her defasında? Günün ilk ışıkları sana koşmadı mı her sabah? Köprülerde, kemerlerde yâri yâre kavuşturan sen değil misin? Çeşmelerden serin sulara yol veren senin serinliğin değil mi? Sen değilsin; taş benim ey yâr. Kendimi taşımaya mecâlim yok. Kendime söyleyecek sözüm yok. Kabrimden kalbine taşınıyorum ey yâr. Suskunluğum taş olmaklığımdan. Sözsüzlüğüm sözümü taşa devrettiğim için. Bağrımda ağır ve soğuk bir suskunluk... Taşıdığım sensin ey yâr. Söze sığdıramadığım. Ve hiç susturamadığım. Ne oldu kalbime? Katılaştı, katılaştı. Taştan da katılaştı. Ağlarsa, taşlar ağlar. Ben ağlayamadım; sen ağla... Sen taş değil misin ey yâr? |
Seni sevdiğimi anlamak nasıl bir şey ki ben de bilmiyorum, Artık tükendim diyorum, sonra; Vazgeçmemelisin diye bir ses içimden. Yüreğim o kadar senli ki, Ne yapsa ne etse, hatta kimi sevse geçmez. Sevse diyorum ama; sevemez ki... |
Adamın Biri! ... Adamın biri çıkmış sokağa Elinde bir teneke kutu İçinde geçmişten manzaralar dolu Birazı mektup biraz da resim ve bi başına Sokağın sonundaki tarlanın bi tarafına Kibriti almış parmakları arasına Çakmayı özler Alevlere doğurganlık veripte bir taraftan Gözünde yaşlarla Geride bıraktıklarını bir bir yakmak ister Oysa! ... Aklında ne vardı sormadı yanından geçenler Dönüp bakmadı ardına bırakıp gidenler Heyyyyyyyy Adamın biri yakacak her şeyi Adamın biri yakacak kendini |
| Saat: 19:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık