![]() |
Martılar Ki Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı Ve öylesine harlı ki esrik nefesim Bir kibrit tutsam parlayacak. Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış Boğazın iki yakasından oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavg Gelişi güzel mi güzel bir ocak Suların ortasında sevgili öfkemle benim Yanacak bahar erişinceye değin Soğuktan morarmış kanatlarını ısıtsın diye martılar Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin |
Atarım derdimi, Gönlümdeki boş bir odaya, Dertler orda kalsın, Gören ibret alsın, Üzmem kendi derdimle , Hiçbir kimseyi. Dertler orda kalsın, Ben bedbah olayım. Yanarım odun misali, Kendi derdime. Ateşi sen , külü ben olayım. Yaşarım aşkı sevdayı, Kendi benliğimde, Sevilen sen, seven ben olayım. |
Bize Susuyorum http://www.arsiv.gen.tr/uploads/653ada72ee.jpg Aldanışlarıma dair suskunluğum... Konuşursam eğer, Eğer çıkarsa ağzımdan sancılı kelimelerim Kaldırabilir mi bunca ağırlığı aciz yüreğin? Yaşattıklarını hiç bilmemelisin,için elvermemeli Duymaya cesaretin olmamalı belki... Belki de beni bir daha görmemelisin Böylesi daha iyi... Ne zaman başladı bu sessizlik? Benimkisi senin suskunluğunun taklidi galiba... Ya da yine seni bahane ediyorum yalnızlığıma Oysa ben baştan beri yalnızım Bir kaç yaşanmamışlığın dışında, Seninle ilgisi yok yıkıntılarımın... Suçlusunu arıyorum kabahatlerimin,sonuç aşka varıyor çoğu zaman Ama yağma yok; Aşk kapatmıyor tüm günahlarını... Boynu bükük duruşumla yâd ediyorum senden arta kalan yarınlarımı Ne kadarım kaldı ayakta,nasıl bir çöküştü başlangıcı böylesi güzel bir baharda... Anlamıyorum... Yine sığındım yalnızlığıma; Susuyorum içten içe...bize |
Değer verdiğim kişiler Şimdi yok oluyor gözümden Dayanamadı bu acıya dizlerim Tutmuyor; ne olur tut elimden. Sevmenin, diğer adının da Yalnızlık olduğunu bilseydim Bu kadar üzülmezdim. Seven insan; Ayrı kaldığında özlermiş Bende özlüyorum seni. Seninde düşündüğünü biliyorum Yâda aklından bile geçmiyorum… |
MAVİ GÖZYAŞI bir nida içimde, bir çığlık' rengarenk çiçekler yetişiyor bahçelerde bu bahçede yaşamla buluşuyor tüm renkler bu bahçede tebessümü borç biliyor çiçekler onlara uzanan her ele. kirli toprağında yeryüzünün hesabını kim verir bir damla gözyaşının kim tutar, kim sorar hesabını senin ey uğrunda ölünen, kapama gözlerini sahipsiz ve himayesiz kaldın diye mi bu yaşlar uzasın kısalan umutlar bitmesin sevda nöbetlerimiz yere düşmesin, dağılmasın çekilen tesbih taneleri takılsın yıldızlara güneşli sabahı yarınların sönmez deme bu volkanlar söyle, kutsal değil miydi beklemelerimiz elindeyse hadi çal kapısını gönül sahibinin dua dua çağlasın mavi gözyaşı dindirir belki bu isyankar lavları bu umut büyütür bizi, bu umut yaşatır hepimizi mevsimler de değişir, çizilir yeniden resm-i aşk damarlarımıza sızan aşktan da öte bir şeydi kan gibi, can gibi aydınlığa çıkaran insanlığı Hira´daki Nûr gibi. başladı/başlayacak kırılmaya kılıcı zulmün başlarsa zengin fakiri doyurmaya yağmurlarla temizlenir kirli coğrafya özgürlüğün tutsaklığında sök karanlıkları, doyur kalpleri ve yıka ruhları mavi gözyaşı. |
Bir hayal kurdum. Bir rüya gördüm. Bir melun işi, Ben hayra yordum. Mağdur olduysan bağışla beni. Bu kabusmuş ya; Uyandım. Düpedüz yalana, Aşikar olana, Safmışım ki kandım, Sözüm yok gülene. Düşlerimdeki sevgili sandım. Değilmişsin ya; İnandım. Bırakıp kaçamam. Kuş olup uçamam. Sırf senin yüzünden, Herşeyden geçemem. Hükmüm yüzünde; bakışın cezam. Haketmiştim ya; Usandım. Düpedüz yalana, Aşikar olana, Safmışım ki kandım, Sözüm yok gülene. Düşlerimdeki sevgili sandım. Değilmişsin ya; İnandım. Sevgi bir kusurdur. Sevmek özürdür. Hoş gör sen güzelim, Seven mazurdur. Dilimin ucu af dileyişim. Diyecektim ya; Utandım. Düpedüz yalana, Aşikar olana, Safmışım ki kandım, Sözüm yok gülene. Düşlerimdeki sevgili sandım. Değilmişsin ya; İnandım. |
DÜŞLERİME YOKLUK DÜŞTÜ Geçmişin zarfıydı yüzüme kapanan, Ben her nefeste gün be gün eksilirdim. Sokaklar kadar çoğalırdın bende, Bense seni sevdikçe daha çok yenilirdim. Hayata pes edişim asılırdı her gece Düşsel bir darağacı olurdu gözlerin' Satır arası yalnızlıklar biriktirdim kışlara, İçimde uzayan yol artık sana çıkmıyor. Mahşeri bir ayrılık çöküyor,ruhumun dizginsiz sularına Yaşamdan soyundu gözlerim, Parmak uçlarımda ölüyor şimdi tüm kuşlar. Ayazı kesiyor yüzümü ,hüznü üşütüyor, Tüm düşler bende siyah beyaz oluyor. Kan gözlü bir asi ayak diriyor içimde, Beni bende kanatıyor sen diye Aklıma firar düşüyor, boş kalıyor ten kafesi, Bir yığın hüzün , bir yığın kül ! Sonbahar yaprağı alevliyor beni Kendinden eksik biri oluyor ben Benim aklım, benim ruhum, Benim…. benim çıldırıyor.! Köz düşüyor göz çukurlarıma, Kendime yolcu oluyorum bu gece. Bende isimsiz, bende adressiz yollar, Sen içimde yol , yollar gittikçe sen oluyor Sığınağım boş bir koridordaki ayak sesleri, Tek ürküntüm yağmur taneleri senden sonra. Islandıkça yeşeriyor bende hüzün, Titrek bir kalp düşüyor hücreme Kelimeler azat etmiyor beni oysa; Şimdi en çok sustuğum yerden başlıyor, Hiç kanamalı tüm yaralar akmaya ! Aşka kavgalı haramiler sarıyor dört yanımı, İçimi, yüreğimi satıyorum üç kuruşa. Demir parmaklıklara dönüyor yüzüm, İçimin boşluğu görünmüyor uzaktan bakınca Uyanıyorum ; her şey bir düş saçması, Ama, ama ağzına kadar sen dolu içimin tüm kuytuları. Gözlerimde kan, içimde sonu olmayan , Seni olmayan uzun bir yol. ! Dünya ölüyor bende, bende dünyam ölüyor, Kendime yolcuyum bu gece ; Düşlerime yokluk düşüyor ! |
Ben ki sevgiyi hep yudum yudum dam damla topladım gösteremedim kimseye de bir kendi kalbime sapladım hakedecek birini bulmak için vefalı ömrümü buna adadım sevgi yolunda çekilecek cefaya razı kaldım yadırgamadım. Sevgi yi yaşamak ve sevgiyle yaşamak çok güzeldir anlatılamaz onu yaşayıpta hissetmek ne güzeldir ki bu herkesle paylaşılamaz paylaşabiliyorsam eğer bunu seninle tamamlamışımdır tüm cefamı seni seviyorum gülüm demek zorundayım bırakmamalıyım vefamı. |
YÜZLEŞMELER Lütfedilen bir ömrü geri çevirmek de hakkınız, çünkü; dört işlemden de geçirseniz yaşamınızı; siz kalansınız… Belli ki geç kalmışsınız kendinizi ihbar etmekte yaşama, belki de tahammülsüz bir inançla gammazlamak istediniz kendinizi yıllarca, “buradayım” demek istediniz, ayak izleriniz silinirken her var olduğunuz yerde ve hiçbir dokunduğunuzda kalmazken parmak iziniz... yaşamın genel bir nüfus sayımı yok, lütfen kendinizi sayınız, bir eksik çıkıyorsanız; artık siz bir fotoğrafsınız…. gülümseyin, ağlayacaksınız…! Sizi ilk gördüğümde yalnızlar matinesindeydiniz. Sürekli yenilenmeye muhtaç ağır bir makyaj altında, telaşlı elleriniz, ürkek adımlarınızla gezinmekteydiniz. Bu matinede, tanımlamaktan öte sadece adlandırılmaya layık görülen konuklardandınız, yalnız olduğunuzu fark edemeyecek kadar yalnız, tanımlanamayacak kadar adlandırılmıştınız. Adınız, rolünüz olacaktı ve siz bunu kendi kanını yutan bir yara gibi taşıyacaktınız. Senaryoda sesini kaybetmiş bir altyazıydı tüm repliğiniz, av ve avcı rollerine karar veriyordu; birini seçmeliydiniz….. Diri bir beden kaç yaşama tekabül eder? Kaç eksik aşk tamamlanır o bedenin üstündeki sevişme tuzuyla? Bir kadın intihar tereddüdündeyken kaç bedene ev sahipliği yapar? Kaç damla gözyaşı temizler matinedeki o ağır makyajı ve hangi alt dudak dayanabilir ki o dişlemelere? Sanat için soyunmak gerekiyorsa, kaç maske gerekir yaşamak için? abanoz aydınlıklarda, kör bir ebelikti yaşadığınız… sobeleyiniz; işte vesikalığınız... Aldatılan, aldanan kadınlardan bahsetmeye çalışıyorum, aklıma aldatanlar düşüyor… yakalamaya çalışıyorum düşenleri, dokunmaya en azından… dokunmaya… son defa bakmaya… son defa ağlamaya… son defa; sonlandırmaya… lakin; cüret black jack idi; jack öldü…. Şimdi her şey black… Ne garip; artık aldananlar ve aldatılanlar diye ayrılamıyorsunuz. Sizi hayatımdan çıkarıyorum, sonra bölünüyorum sizli dönemlerime, çarpışıyorum sevişmelerimizle, çıkarıyorum ne varsa bana bıraktığınız kalan; Sadece bir satır; “an tektir, bir defa yaşanır…” Kendini tavaf eden düşleriniz vardı Vaat edilmiş bir “akıl çağı” İnfazını en azılı yağmurlara saklayan Bir gökyüzüydü hayat ve gözlerinizdeki perdeyi kaldırmaya hazır rüzgarlar barındıran saçlarınız vardı her yangında ilk değişecek uzadı saçlar, kısaldı ömür, şimdi hangi berber geçmişi geri getirecek? Hangi ağaca çiçeği ağır gelir ve hangi meyve, kendi ağacının canına kastedebilir...? Tüm bağışlanan kışkırtıcılığınızla, yanıldınız ve yanılttınız, gün ola birlikte suladığınız begonyanın kokusunda bıraktınız teninizin nefesini, bir kederli akşamda bir bardağın buğusuna yazdınız aklınızda kalan o ismi… bir damla göz yaşıyla tebessüm ettiniz belki de alevlerini hep kendine saklayan o yangın geçmişinize…. rolleri değişme vakti matinenin ilk yarısı bitmiştir… on dakika ara…. ya anlayın, ya da; şimdi aramaya başlayın… |
Ey sevenler, bilin kıymetini sevdiğinizin, Ekmek, su, nefes almak gibi ihtiyaçtır. Sevmek, sevilmek olmasa Çekilir mi bu dünya, Acılar, üzüntüler, dertler. Sevin doğayı, sevin yaşamı, sevin Sevin insanları olduğu gibi, Ben evet ben, karşılıksız sevdim. Karşılık beklemeden sevdim. Tüm insanları, senide Ama sen. Sana diyorum. Sen kendini iyi bilirsin. Anlamamazlıktan gelme. Sen beni bir kez bile sevmedin. Zaten sevseydin şaşırırdım, İnanmazdım, Sen parayı sevdin, bende seni. Seninki gerçek, benimki yalan. Ben geldim gidiyorum, Birazda sen oyalan... |
| Saat: 03:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık