MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

LaDymm 14 Şubat 2008 14:07

Yağmur sesiyle uyandım bu sabah
Tane tane yağıyordu hiç durmadan
Gördüğüm her damla
Seni hatırlatıyor bana.

Bıkmadan seyrettim damlaları
Gözümde canlandı anılar
Seni ne kadar çok sevdiğimi
Bana anlatmaya çalıştılar.

Yağmaya devam etti yağmur
İnadına, hızlanarak, çoğalarak
Sana olan sevgimin sesini
Yine de duyurumadı bana.

Eşit değildi bence,
Yağmur damlaları ile aşkımın ateşi
Söndüremedi taneler
İçimde alev alev yanan sevgimi.


ERDAL BAŞ


Sedef 21 14 Şubat 2008 16:47

Üç Beş Nöbeti

Nicedir bir ses gelir
Derin uyku ânı gecelerde,
Uyanıp da ölüm uykusundan
İçime hapsettiğim seni bulurum
Uzanmışsın gibi yanıma.
Üç beş nöbeti tutarız
Karanlık sessizliğinde gecenin.
Eşlik eder
Sessiz konuşmalarımıza,
Sensiz sevişmeler.
Sonrası giderken yine
İçimin derinliğine sen,
Sıcak nefesin kalır
Yastığımın ucunda esen.

Mersin - 30.01.2006
Mustafa Fahlioğulları


Demir YumruK 14 Şubat 2008 17:03

Kahraman Aşık

Ben bir kahraman olsam
Bütün kötülükleri durdurup
Sevgiyi aşılasam dünyaya
Ben bir kahraman olsam
Dünyayı çalıp
Sersem önüne
Ben bir kahraman olsam
Venüs’te kimmiş yanında deyip
Yerle bir edip savursam gökyüzüne
Ben bir kahraman olsam
Yüreğin karanlığa
Gömülmesin diye
Güneşi hep aynı noktada tutsam
Ben bir kahramanım
Seni seven ve sana hep değer veren
Ben bir kahramanım
Aman ha duymasın düşmanlarım en zayıf noktamı
Aman ha duyulmasın sana karşı çaresizliğim
Sana karşı çaresizim ama
Yinede bitmek tükenmek bilmeyen bir aşk ile bağlıyım sana...

Bak ben bir kahramanım artık
O korkusuz, güçlü, kudretli
Kahraman
Yanında
Süt dökmüş kedi misali
Suskun, çaresiz e yapayalnız
Ben bir kahramanım artık
Neye yarar
Ölümü, çaresizliği, kaderi
Yenemedikten sonra
Ben bir kahramanım
Neye yarar
Seni geri getiremedikten sonra...

Bilal İzgi


asos 14 Şubat 2008 17:07

ben sana mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.



Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum, sen yoksun!



Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu



Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum, sen yoksun!



Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.



Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin...

atilla ilhan


LaDymm 14 Şubat 2008 17:07

Usul usul yağan yağmurlarda tutabilmek ellerini,
Ve ağlayabilmek hiç utanmadan
Seni kaybederken bir kez daha boş vermek
Her şeyi arayabilmek seni kaybederken.

Bir musikinin ahengi arasına yerleştirmek seni
Ve her bir musiki sesinde yeniden duyabilmek
Hissedebilmek sıcak bakışlarını gitmeden önce
Bir de bulabilmek seni bütün sevgilerin arasında
Gidişin bir balyoz gibi inse de beyne
Geride kalan seni yaşamak ve sana doya doya
Sarılmak hiç usanmadan

Garip bir çocuğun yüreğinden almak sevgiyi
Ve sana kocaman bir yürek sunmak kaybolurken
Aydınlık bir gelecekte gözlerini yeniden
Çekebilmek karanlık bir dünyada orada
Aydınlanmak karanlık gözlerinden
Sonra ölmek bu yaşanmayacak dünyada
Seni bir hayalin ötesinde unutmakla

Sonra yeniden yaşayabilmek bir yağmurda
Bulabilmek yaşlı gözlerle gülen gözlerini
Bir daha çılgınca dolaşmak, bir daha istemek
Bu koca kentten sevgiye dönük yüzünü
Hasretle duyabilmek sen uzaklardayken
Mutluluk saçan gülücüklerini
Sonra bir daha sarılmak bu anlamsız hayata
Seni yaşamak için

ADEM KUTLUATA


asos 14 Şubat 2008 17:10

çanakkale şehitlerine

Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...

O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,

Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...

Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.

Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...

Seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;

Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,

Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;

Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...

Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber

mehmet akif ersoy

BAYRAK

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

ARİF NİHAT ASYA


LaDymm 14 Şubat 2008 17:15

Gitara sığınmayı özledim
İstanbul?u ,seni seven beni
Birde adressizce çırpınan
Narin,
Kimliksiz kalmış seni?
Sen ki bir zaman özelimdin?.

Hangi haksızlık ki ,lafımızı söylemez
Ben gerçeğine kaçıyorum , akıl hapishanemden,
Var sandığım yüreğime
Sen soğuğu içime işleyen
Demirlerin gerisinde?.
Sıkışmışsın beynine,

Nedir bu, neden gözlerim doluyor geçmişe
Sen düşünce sessizliğime,
Ağlamak düşüyor, yağmurlu ellerime
Özlüyorum seni,ne etsem nafile?.. SAADET ÜNAL



asos 14 Şubat 2008 17:16

OTUZ BEŞ YAŞ Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.


Dante gibi ortasındayız ömrün.


Delikanlı çağımızdaki cevher,


Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,




Gözünün yaşına bakmadan gider.


Şakaklarıma kar mı yağdı ne?


Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?


Ya gözler altındaki mor halkalar?




Neden böyle düşman görünüyorsunuz;


Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?


Zamanla nasıl değişiyor insan!


Hangi resmime baksam ben değilim:




Nerde o günler, o şevk, o heyecan?


Bu güler yüzlü adam ben değilim


Yalandır kaygısız olduğum yalan.


Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;




Hatırası bile yabancı gelir.


Hayata beraber başladığımız


Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;


Gittikçe artıyor yalnızlığımız




Gökyüzünün başka rengi de varmış!


Geç farkettim taşın sert olduğunu.


Su insanı boğar, ateş yakarmış!


Her doğan günün bir dert olduğunu,




İnsan bu yaşa gelince anlarmış.


Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!


Her yıl biraz daha benimsediğim.


Ne dönüp duruyor havada kuşlar?




Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?


Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.


N'eylesin ölüm herkesin başında.


Uyudun uyanamadın olacak




Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?


Bir namazlık saltanatın olacak.


Taht misali o musalla tasında.




Cahit Sıtkı Tarancı



LaDymm 14 Şubat 2008 17:32

Zaman duruyordu sanki,
zaman genişliyordu da genişliyordu...
Senli saatler gelmiyordu.
Önceleri anlam veremiyordum
ismini her anışımda
içimdeki yangına...
Buhar gibiydin;yakıyordun ama yoktun...
Bu yakışların arttı içimde,
yoğunlaşırken içimde bulut oldu
sevgin,kapladı tüm düşüncelerimi.
Seninle dolu her yanım,
artık düşmek istiyordu
senle ait olduğu yere...
Büyüdü yasaklığın yamacımda, büyüdükçe...
Umudu,sevgiyi,özlemi büyüttü
içinde habersizce.
Gözlerimizde sakladık
yağmur sonrası aşkımızın kokusunu..
Yağmak istiyordu aşkım gözlerine ve yağdı...
Yağmur oldu,SEN oldu yağdı...
Sinemizde yeşerdi aşkımız en yasak bölgelerde...
Şimdi sen benim KARDELENİM oldun
kimseye göstermediğim,
gülüşünle baktın gözlerimin içine......
BAŞAK YILMAZ


LaDymm 14 Şubat 2008 19:15

Bahar her mevsim
Gözlerinde
Gözlerin hermevsim
Bahargibi açar kalbinde

Hangi yesil bakis
Seni alan bu maviliklere
Kuslar gibi bakislarin
Günesin kalbinde

günes gibi parlayan hangi gözlerdi
sen yakmakai kuslarin canini
günes açsin her sabah onlarla
sen sevki kirmizi goncayi

güneste seni sevsin
duyki martilarin sesini
denizde sahillerde seni beklesin
gelki vadilerin ardina

bulutlar hep senle gelsin
sus ki hiç konusma
bülbüller hep seni sevsin
sen gelki oda, sana kossun

sen onu sevki oda, seni sevsin
su dan topraktan, var olmus
mavi gözlerin...

ALKAN ALTINSOY


Sedef 21 14 Şubat 2008 19:18

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
***** yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

AHMED ARİF


CaNaRY 14 Şubat 2008 20:37

Seni Sevmek için ne kadar sebep varsa içimde..
İşte, sevmemek için de öyle,

Seni Sevmek için ne kadar söz varsa dilimde,

Seni Yermek için,
Sana Ermek için..
Yok işte,

Bir yalan uyduruyorum ben kendimce,

Kendime umutsuzluk,
Sana Umudum,
Yollarına çaresizlik düşmüş Eşkıya,

Ben sana zehir zemberek suskunluğum,
Ben sana gözlerinden vurulmuşum;
Sana açılan Kapıların kapanan sesinde,

Ben seni değil Kendimi unutmuşum;

Yaralarımın kanayan damarlarına,

Uykusuz gecelerimden kör sokaklar sürmüşüm;

Ne mutlu bana...

Ne mutlu,
En çok bir yıldız kayıyor biliyormusunuz?
Bir dilek tutuyorum işte,

Ellerin oluyor...
Tutunuyorum sana..

Soluksuz bir sokak lambası altında,

Şubat'a müebbet gözlerini sunuyorum sana

Anlasana.....

Seni Sevmek için ne kadar sebep varsa içimde..
İşte o kadar yalan uyduruyorum kendime,

O kadar yalan...
Kime ne...


Kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne?

Kendimi sende unutuyorsam kime ne?
Sende susuyor, Sende konuşuyorsam
Sende uyuyup Sende uyanıyorsam,

Vuruyorsam talan olan umudun mahzeninde kendimi,
Kime ne,
Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşüncende,

Yalan yada gerçek,

Sen sakın gecesiz uykularımda üşüme!

Ben üşüyorsam kime ne....


Bedirhan Gökçe


LaDymm 14 Şubat 2008 21:38

Zaman durdu
günün neresinde bilmiyorum
düğümlendi tümceler
sana anlatamadım
fırtınalar koptu evrenin bir yerinde
ya da seller götürdü
yoklara karıştı içimdekiler
yüreğimdeki acıyı
ve gözyaşlarımı hapsettim usulca
yokluğunun başlangıcını hissettim
tüm benliğimde
ne de kolay söyledin herşeyin bittiğini
hiç yaşanmamışcasına, paylaşılmamışcasına
dudağının iki arasında
durdu dünya..


FİGEN AKYOLER


tekinfsm 15 Şubat 2008 01:19

en güzel aşk şiirleri
 
Mona Roza - Sezai KarakoÇ



Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza, siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir, södü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları



Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler, o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki, kapalı gece ve güne
Altın bilezikler, o kokulu ten

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza, siyah güller, ak güller.

Sezai KARAKOÇ



miss_didem 15 Şubat 2008 09:31

Sana uzak kentlerden birinde
zamanın bir yerinde seni ve senli günleri
anımsattı akşam güneşi...
Onca zamanın üstündeeskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri
SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan,kulağının arkasına düşüşü ve burnun,herkesten başkaydı işte.....
Güldüğü zaman yukarıya bakardı;
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı....
Ne güzeldiler sen bilmiyordun....
BEN SENİ SEVİYORDUM....
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara,vitrin camlarına,kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu çoğalarak
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi,herşeyi erteleyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun,
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,
Dönemeçler geçiyor,köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk,
Cesurduk....
Ufuk çizgisi maviydi,gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...
BEN SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun....
Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun...
Sonra herhangi biri oldun,bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı,serin haziran akşamları
Derken birgün uzaktan gördüm seni....
Saçların bana inat başın herşeye meydan okuyarak işte yine aynı
Kalbimi acıttı her zamanki gibi...
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun
Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir ya da boşver bilme en iyisi....
İclal AYDIN


LaDymm 15 Şubat 2008 12:15

Rüzgar olmak isterdim esmeyi tüm gücümle burcu burcu
salıncak gibi sallamayı yemyeşil doğayı seher vakti
kelebeklerle dans etmeyi kırlangıçlarla yarışmayı
meltem olmayı güzel bedenleri sarhoş etmeyi arzuyla
sarmak isterdim doludizgin sevdalıları kollarımın arasına
denk olmak isterdim güçlü ile korkusuzca aşkı savunmayı
yaz sıcağında kavrulan insanları kana kana serinletmeyi
düşlerinde dalga dalga saçları savrulan sevgili yaratmayı
romantik bir rüzgar olmak isterdim pencere pervazlarında
flüt ney kanun gitar olmak isterdim içli içli öylesine
aşk şarkılarını tekrar tekrar yorumlamayı gönül dostlarına
uzaklardan çok uzaklara göçmen kuşlarını ağırlamayı
tüm dondurmaları yemişleri elma şekerlerini
doya doya tattırmayı gariplere öksüzlere yetimlere
saçlarını okşamayı melek çocukların birer birer şefkatle
ılgıt ılgıt esmeyi denizlerden ormanlardan yaylalardan
rüzgar olmak isterdim evrenselliğe barışı kardeşliği katmayı
ırkı dini cinsiyeti hoşgörü ile bağdaştırmayı
çorak toprakları kurumuş boğazları Kevser nehri ile doyurmayı
rüzgar olmak isterdim dünyayı kucaklamayı...
VOLKAN YILDIRIM



Demir YumruK 15 Şubat 2008 13:15

Bir deli özlem bu..

Özlüyorum seni,
Yalansız bir özlem bu
Dolansız, saf bir özlem.
Yeni doğan bir çoçuğun
Minicik elleri gibi
Yumuşak ve mazlum
bir özlem bu...

Gökyüzü kadar büyük
Senin kadar yüce
bir özlem bu...

Hasretten ağlayanan sevdalıların
Yıllarca kavuşamayanların
İki gün bile dayanılamayan
bir özlem bu...

Ne yapacağini bilmeyen
Telefonlar bekleyen
Ağlayan, isyan eden
Kendisini harap eden
bir özlem bu...

Yolda yürürken
Otobüslere dört gözle bakan
Belki, onu görürüm diye
Kıpır kıpır yerinde duramayan
Salak salak, bos bos gezinen
Seni arayan bir özlem bu.

Bulutlara baktığında bile
Sanki seni göreceğini sanan
Orda olmadiğını bilen
Ama yinede şansını deneyen
bir deli özlem bu...

Yani güzelim,
Bir kalpsizi bile,
Ağlatabilecek,
bir deli özlem bu...


Tutku Bakay



miss_didem 15 Şubat 2008 13:19

UNUTMAKTAN GELİYORUM
daha üç adım olmadı çıkalı bu sevdadan.
ayrılığın kokusu hala üzerimde
avuçlarımda buzdan alev
yüreğimde yepyeni bir ateş kes.
gitmeler bana kaldı gene bu aşktan,
bütün sayfalarım sil baştan.
sonu sonu nereye varacak bilemiyorum
oysa içimde inadına yanan bir mum
dokunma ellerime dokunma sönmedim daha
unutmaktan geliyorum
daha dün kirpikleri kadar yakındım ona
her gece düşlerimde sabahlıyordu
işte orada köşe başında bıraktım ellerini
o bana ben ona ağlıyordum...
son tediği gözleri çekti gözlerime
kanıyor kanıyor kanıyordum......
ölüler yalan söylemez bilirsin deliler giib seviyordum!
daha biraz önce onu öpen bu dudakları aynalarda parçaladım,
onu okşayan bu elleri yangında bıraktım,
ona gülen bu gözleri zindanlara attım
yüreğim ayazda kaç şiirim çığlıklar attı ardından sayamıyorum.
bavullar dolusu hatıraları bir mağaraya taşıdım
yalnızlığımı bir dağ başına
kendimi nereye koyacağim bilemiyorum..
ne olur ne olur ayıplama beni
susmadı gözlerim
ağlamaktan ağlamaktan geliyorum.
zıpkın yemiş balıklar gibiyim
şimdi bir ıslık bile dağlar yüreğimi,
bir eski şarkı yağmalar bütün duygularımı
çıkmaz sokaklarda kkaldım biliyorum
başım dönüyor,ben dönüyorum!
acele etme acele etme ne olur bekle biraz
daha yırtmadım dönüş biletini,
daha yakmadım bütün gemiler
öle yorgun öle bitkin ve öle suskun
unutmaktan geliyorummmmmm!!!!!!!!

Ahmet Selçuk İLKAN


Demir YumruK 15 Şubat 2008 13:27

Sevda Çınarı

Neydi o günler gelip geçerdi.
Neşe sevinç,coşku içinde
Annemin sevinci,babamın sesi
Delerdi içimi bir mermi gibi...

Ah! ...Köyümün akan pınarı
Pınar koruyan sevda çınarı
İçimde dolanan AŞK fırtınası
Salıyor köyümün dört yanını

Gözümü açıyorum acı,nefret...
Çirkeflik dolmuş içim,dışım
Ağlıyorum, birçare halime
Maziyi anıpta da, dolan gözlerle.

artık ğüvenim yokki dünyaya
Şu dost görünen, sahte simaya
Duyun, inanmıyorum sevda sözüne
İnansam ne çıkar,değişen nedir?

Muzaffer Arslan


Demir YumruK 15 Şubat 2008 14:27

Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .


Yavuz Bülent Bakiler


LaDymm 15 Şubat 2008 15:48

Hasretin yakar oldu yüreğimi derinden
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini
Kopaçaksa bu sevda kopsun ince yerinden
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini

Ağlayan gözlerimde inan yaş eksilmedi
Çağladıkça çağladı kimse gelip silmedi
Yalnızlığı kimseler benim kadar bilmedi
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini...ASIM KISBET


arwen 16 Şubat 2008 01:29

Boş ver gönlüm üzülme
Dağlarda her çiçeğe rastlanır
Arılar, kelebekler konar
Yağmurlarda bin bir itina
Yürekler ıslanırken kanar.
Boş ver gönlüm üzülme
Her gülde diken olur bilmelisin
Merhamet bilmez kelimelere benzer
Gözlerin ardına saklanan duygular gibidir
Ne istek emindir gülümseyişten
Ne kabahat üstlenir sahipliği
Fırtınalar eser, yere düşer gölgeler, sürünür
Katarlar gibidir hüzün
Birinin ardından diğeri görünür.
Boş ver gönlüm üzülme
Kayıp tek taraflı olmaz hiçbir zaman lakin
Kaybolan sevgidir biçareliğinde
Umutlarını atıp yarlardan aşağı
Dalar karanlık ormanlara
Bazen bir adım öteye saklanır
İlk adımda tekrar yakalanır
Bazen kaybeder yolunu
Unutulur, silinir gider.
Boş ver gönlüm, üzülme
Unutan unutsun baharı, kuzuları, koyunları
Kuş sesler sussun
Aşk şarkıları nadir söylenirmiş cumbalardan
Varsın hiç söylenmesin
Bir uyanmayla rüyaların sonu gelmez
Bazen hüzün gözlerle gelir, hüzün getirir hep
Bazen mutluluk,
Uykuya yapışıktır rüyalar
İnanma biteceğine, bitmez
Boş ver gönlüm, üzülme.


turgut uzdu


Demir YumruK 16 Şubat 2008 13:05

Hasret var

Sana hasret var içimde;
Kuraklıktan çatlayan toprağın
Suya baktığı gibi…


Sana hasret var içimde;
Semalarda bir yıldızın
Meçhule aktığı gibi…


Sana hasret var içimde;
Bir evlat acısının
Anayı yaktığı gibi…


Sana hasret var içimde;
Yayla çiçeklerinin
Elvan koktuğu gibi…


Sana hasret var içimde;
Sana hasret!
Tarifi imkânsız biçimde!

Halil Gülşen


miss_didem 16 Şubat 2008 13:08

PAPATYADA ÖLEN SEVDA
Bizim sevdamız
Daha başlamadan çarmıha gerilmiş
Korkunç bir cinayetin ardından
İntihar süsü verilmiş
Kanlı bir cesedin
Avucundaki papatya çiçeği
Hiç göremedik bir bu çiçeği

Seviyor-sevmiyor....
Böyle avuttuk idam sehpasında sevdayı
Ölüme terkedilmişliğimizi unuttuk
Üzerimize yağan yağlı kurşunları
Yıldız sanıp dilekler tuttuk
Hayata sürüklemeye çalıştık bir kör rüyayı
Ve böyle avuttuk idam sehpasında sevdayı

Bizim sevdamız
Daha başlamadan çarmıha gerilmiş
Eline ölüm fermanı verilmiş
Defteri hiç açılmadan dürülmüş
Meğer kuytu bir köşede hesabı görülmüş
Bir papatyanın son nefesi
Her haykırışında çenesi kırılmış
Boğazına hapsedilmiş sesi
Meğer en büyük suçmuş
İhanetten uzak aşkın böylesi

Daha yeni anladık
Yüreğimize sürgün pusulası verilmiş
Beklediğimiz kervanın önü gerilmiş
Ve biz ararken her sabah güneşi
O dün gece kılıçdan geçirilmiş
Abdullah KABATAŞ


RuYa 16 Şubat 2008 14:06

Bizi kandiran o sarkilar, o mavi gece
O sicakligi beyaz ellerin, o ilk bakis
Sebepsizligin sebep oldugu sefak vakti
O cok sevmek gecelerde o caresiz aldanis.

Uzayan saclar, alyinda avuclarimizin
Iste o, insanin bir yerde, aska boyun egmesi
Kirilmak, bolunmek, o hep butunlenmek
O cok sevmek, tenin bir baska tene degmesi.

Yanmak mi o eski caglarda yanmak
Kul olup savrulmak ruzgara karsi
Ilk kesilmisligi magrur ellerimizin
O cok sevmek, kanimizin o ilk akisi.

iste pinarlar, testiler, irmaklar, cesmeler
Kanli avuclarla icmek aski kanmadan
O kiyilarimizdaki denizin ilk coskunlugu
O cok sevmek buyutmek onu hep, orada o zaman

Kazimak ulu agac govdelerine adimizi
Yazmak her seyi bir bir kumlarin ustune
O her iskenceye mahkum olmuslugumuz
O cok sevmek, daha cok sevmek gunden gune.

Oyle delicesine, oyle korkunc, oyle cilgin
O cok sevmek o yanardag, o ates, o yangin...

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


LaDymm 16 Şubat 2008 14:16

İlk pembe gülüşüm sensin
İlk sevinç çığlığım
Yanağımı ıslatan
Mutluluğun gözyaşı

Krizantemim, kırmızı gülüm,
kır çiçeğim
Sensin mis kokulu dört mevsimim
Baharda dirilişim
Sonbaharda göverişim
Binlerce renk gökkuşağım
Son mevsime yağan karım
Pamuk beyazı umutlarım
Alın yazım sen
Yürek ağrım sen

Ömrüme bengisuyum
Neşeme tomurcuğum
Okyanusça derin mutluluğum
Bahar yelim sen
Ayağım elim sen
Gözlerime doğan güneşim
Biricik eşim sen.

Sensin aşk iksirim
Yazılmadan coşan şiirim
Talihimin gün gözünde sevdiğim
Yürekteki dürtülerim sen
Gökteki köprülerim sen.

Başımı dayadığım huzurum
Kıvancım mutluluğum
Aldığım her soluk hava
Yediğim her lokma
İçtiğim suyum sen sen


NEVİN KURULAR


Demir YumruK 16 Şubat 2008 14:41

Türkiyem...

Neydi yaran diye sordular mı?
Yaralarının üstünü sardılar mı?
Kapandı mı şimdi yaraların?
Söyle mutlu musun..TÜRKİYEM…?

Gönüller ve yollar aynı fikirler bir mi?
Herkesin karnı tok mu yoksa açlar mı?
Dünün küçükleri büyüyüp
Seni yüceltip yükselttiler mi?
Yoksa bakmadılar değer vermediler mi?
Bizler yetiştik,gönlün hoş olsun TÜRKİYEM…

Vatanımızsın yücesin kutsalsın teksin
Bizler için baş tacı manevi zevksin
Az kalırsa sesim duyulmazsa feryadım
Son güçle haykırır sonsuzca bağırırım

Gökyüzü çöksün yıkılsın yerler yarılsın
Filizlenir fidan olur yeryüzüne çıkarız
Yol versin KARLI dağlar,çıkmasın engel
Dağ tepe derya bir olur bizlere her yer

Sana gelen yollarda düşmanları ezeriz
Adım adım yürürken şanına şan katarız
Ey benim Cennet ülkem canım TÜRKİYEM…

Uğruna feda olsun can vermeye hazırım
Memnun etmektir seni bilmelisin tek arzum
Sözümü tutacağım kızarmaz inan yüzüm
Şehidime kefen toprağın, burçlara bayrak oldun TÜRKİYEM….

Mehmet Karlı


RuYa 16 Şubat 2008 15:55

Ben şu şeyda bülbülün şakıyan sesi olsam
Buram buram aşk kokan avuçlarına dolsam
Parmakların ucunda sevgi olup kök salsam
Sonsuza kadar kalsam bıkar mısın sevgili?

İzin verirsen bana düşlerine gireyim
Sevdamın hakkı olan hayalleri dereyim
Yeşilleri süsleyip illerine varayım
Dönüp bir kez yüzüme bakar mısın sevgili?

İpekten kanatlarım incinecek korkarım
Yol ırak, dağlar sapak kaybolursam ürkerim
Yüzün gülmezse bana yüreğimi burkarım
Sevgi ile karşıma çıkar mısın sevgili?
SEVİL NİZAMOĞLU


LaDymm 16 Şubat 2008 17:25

Hasretle bekleme turnaları. Göç mevsimidir
Bir yaz gecesinde yolların hüznünü anlarsın

sesin sararır, bir türkü düşer yüreğine
Nişan resimlerine, güllere, evlere ağlarsın

bahçelerin göğsünde pınarlar kurumuştur
Yağmurlara, fırtına albümlerine bakarsın

Saçların akşamlar çizerken dağların aynasına
Dokunma ellerime, karanlığımda yanarsın

Hadi yaz alnıma şiirin aydınlığını, rüyaları
Sabah olur bir gün ucuz anılarda yaşarsın

Sesim ki incelmiştir söylenmekten. Giderim
Kuşların kanadında yalnızlığımı duyarsın REFİK DURBAŞ


Sedef 21 16 Şubat 2008 17:27

AYNI ADAM

Tozludur saçlarım, saçlarımdan
devrilmiş sarayların dumanları savrulur,
yüzüm yanıktır,
yüreğime bir karanfil sokuludur
ve partizanca darbelerin dünyaya inen şavkı
benim göğsüme göğsüme vurup durur.
Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum,
bahar da sürgülenir içimde katranlar da
hem koşarak yarattığım sevgiler vardır,
hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum.
Beni sular
kocaman taşları parçalayarak hatırlıyor dağlarda
ve beni hatırlatıyor çeltik tarlalarında aynı sular
umutlu sakinlikleri,
lohusalıklarıyla.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum,
kökten dallara yürüyen sular gibi
yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne
yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir
dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye
torna tezgahlarında demir.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen,
yürürüm yürüyüşümdür yeryüzünün halleri,
kanla dolar pazuları tarladakinin,
hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki,
gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm,
yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Aynı adam, Ekim günlerinden beri gümbür gümbür gelirim,
teneke damların üstüne safi sinirden doğan güneş
portakallar fırlatarak parlıyor benim adımlarımla,
anladım neden yorgunluk
gülümserlik getiriyor insana,
hayatın bana başat,
bana avrat oluşunu öğrendim,
işçiler bunu kurşunlanarak öğrendi,
on beşinde bir arkadaş
inancını savunurken yargıca,
anladı bulana durula akmakta olan şeyi.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Yürüyorum,
azarlanıyorum fışkıran başaklarla,
iki bomba gibi taşıyorum koltuğumdaki bir çift somunu,
hurdahaş bir sancıyla geçiyorum badem çiçekleri altından,
gözlerim nemli değil,
gözlerim namlu...


İsmet Özel
( 1944 - )


Mystic@L 17 Şubat 2008 15:37

SEVGİ DUVARI
Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar, piyasalar, sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi.

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, Fasulye Pilakisi
Arkamızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktıki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin ellerinde okşardım seni
Yalnızlığım benim, süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi.

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik, bol yıldız, bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp, ölüp dirildiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

CAN YÜCEL


LaDymm 17 Şubat 2008 15:59

Daha dün gibi çocukluğumun suskun günleri
ellerim kanamış ayazda
ayağımda çizmeler
misket oynadığım günler
daha dün gibi

ilk sevdaya tutulduğum
her gün evlerinin önünden geçip
göremezsem
karnıma ağrılar saplanan esmer güzeli
ilk sevda acısını tanıdığım günler
daha dün gibi
yüreğimde ağıt ağıt duruyor

daha dün gibi
kimsesiz kalışım yeryüzü cehenneminde
soğan ekmeği suya katık edişim
ayaz gecelerde
kapısız penceresiz odalarda yatışım
yıldızları gözlerime saklayıp
karanlığa gülüşüm
umutsuzluğu yaşayıp
umudu buluşum
daha dün gibi

daha dün gibi sigaramdan ilk nefesim
sessiz gecelerde
yalnız kalışım
kalleş bir yumruk gibi
betona düşüşüm
bir gece vakti
kör ışıkların sessizliğinde
yediveren güllere sarılışım
kokunu özleyişim
daha dün gibi ağıt ağıt yüreğimde

ilk ağladığım gün
daha dün gibi
sırılsıklam sokak ortasında yağmur altında
yağmur bana ağlamıştı
ben yağmura karışmıştım
ve ben daha sıkı sarılmıştım yalnızlığıma
sımsıkı
sonra bedenimin ürpertisi sarmıştı korkularımı
daha dün gibiydi senin yokluğunun acısı

daha dün gibi saklı hala yüreğimde...NECMETTİN ÖZDEN


Demir YumruK 17 Şubat 2008 22:53

Ölümlü

Topraklar örtüldü üstüne
Bilen bilmeyen konuştu durdu
Sebepsiz seçişi ölümü mutluydu dediler
Herkes kendince biliyor
Dogrucudurlar ya
Geride bıraktı ölümlü herşeyi
Az ümitlerini küçük mutlulugunu
Geride bıraktırdı yeter dercesıne
Yakasına sarıldı kaç kez ÖLÜM
Kanını emişi yavaş yavaş
Bir deri bir kemik kalışı
Hastalıklı görüntüsü ölüm,ün gelişinden degildi
Yavaş yavaş ölüşü sadece
İnsanlardandı
Elleriyle bozdular mutlu yaşantısını
Ağlamalarını hiçe saydılar
Yüreğini söküp aldılar
Sevgiyi hoşgörüyü yaşama
Sevincini elinden aldılar
Yapacak ne vardı nasıl yaşanırdı
Yanlızlıklarda ne yapardı tek başına
Öldü
Sevgisizlikten
Topraklar örtüldü üstüne
Bilen bilmeyen söyleyip durdu
Sebepsiz ölümü
Mutluydu dediler....

Şule Ersöz


miss_didem 18 Şubat 2008 10:23

BIRAKAMADIM
Dün karşılaştım seninle
Önce bakıştık,
İki yabancı gibi
Ellerimiz uzandı,tokalaştık.
Sıcaklığını hissettim.Titremeni.
Gözlerin birşeyler arar gibiydi.
Belki bana öyle geldi.
"Nasılsın" diye sorduğunda,
Ayıramadım gözlerimi
Bakakaldım.
Sevgi izlerini aradım
Eskilerde olduğu gibi
Geçmişi sorguladım.
Seni ve kendimi
"İyiyim" derken bile,
Avuçlarımı yakan elini bırakamadım...
Adil KORUYAN


LaDymm 18 Şubat 2008 13:53

Bir çift söz
İşte böyle
gör bak bir sevda
ne hale getirirmiş
Yangınlarla birbaşına savaşır durursun
Ne gelen olur ne giden
Karanlıklar üstüne yürüdükçe çırpınırsın
Ne yapabilirsin ki başka
Kalakalırsın dost bildiklerin unutunca
Yanlız ;dersin
Yapacak herşey tükenmiştir
Aslında onları sen tükettin unuttun mu
Bir deli sevda yolunda
Unutmaya çalışırsın
ama bu onu anmaktan öteye gidemez

Onu anarsın belki istemeden belki bile bile
Kor gibi yanarsın belki istemeden belki bile bile

Sonra yavaş yavaş bir hazan yaprağı düşer
Ondan medet umarsın ,
Dün bugünü, bugün yarını mahveder...ÖMER SEYDİ EKİNCİ


Demir YumruK 18 Şubat 2008 18:15

Gitmek Lazım Bu Şehirden

Alıp başını gitmek lazım bu şehirden,
Ta uzaklara,
Kim bilir, belki çam kokulu dağlara,
Hele bir de kar da varsa,
Uzan uzanabildiğin kadar sonsuzluğa.

Belki de, küçük bir göl kıyısına,
İstemem öyle deniz, okyanus bu yaşta,
Kıyısında ağaçlar olsun yeter bana,
Bir de ağaçtan nohut oda, bakla sofa.

İçinde kalorifer falan olmasın,
Şömine de gereksiz aslında,
Çıtır çıtır yanarken odunlar sobada,
Kıvrılıvereyim hemen yanı başına.

İstemem bugüne ait hiçbir şey,
Ne müzik sistemi, ne koca televizyon,
Bilgisayar da olmasın,
Hatta sussun bütün telefonlar,
Hiç olmasın o uzayıp giden toplantılar.

Sadece üç kişi olsun yanımda,
Ara sıra gelsin dostlar da,
Dedim ya gitmek lazım bu şehirden,
Amma…

(26.04.2007- Ankara)

Şadiye Yakışkan


Sedef 21 18 Şubat 2008 18:17

YALNIZLIK İSKELESİ

Yalnızlık zor be gülüm bu iskelede
Alışmışım her gün denizin yosun kokusunu seninle koklamaya…
Ekmek kırıntılarını atmasını martılara
Güneşin doğuşunu alışmışım gülüm seninle!
Ne zormuş sensiz oturmak bu iskelede!
Bu sefer ellerim ellerinle değil de
Bir sigara bir şişede şarapla dolması koydu be gülüm!
Mazi aklıma geliyor, her yer sen dolu bu iskelede
Çok sevmiştim seni…
Ayın denize mehtaplaşması kadar gerçek
Ve büyüleyiciydi benim SEVGİM!
Gece iskeleye iniyorum
Yıldızlara küfür ediyorum!
Çünkü sen demiştin bana
Yıldızlar kadar gerçekçi benim sevgim diye!
Hadi oradan sende…
Kalbimi yakıyor be gülüm bu iskele!
Yaralı kalbime tuz basıyor her gece
Yeter artık!
Ve sona yaklaştık…
Ben dayanamıyorum her gün bu iskelede ölmeye
Artık benim gitme vaktim geldi
Kendine iyi bak!
Bu arada elindeki mektubu iki yere gönderdim
İkisi de aynı mektup ama Tek farkı var sadece
Biri sende biriyse iskelede… Cansız bedenimde!



ARİF ARGÜL


LaDymm 18 Şubat 2008 19:06

Dönüp baktıkça eskittiğim günlere,
Bebekliğim, çocukluğum geliyor gözlerimin önüne,
Hayata atılan ilk adımlarım ve ilk özgürlük heyecanım,
Keşfetme dürtüsüyle dolaştığım,
Hani o anlamsız anlamlı bebek bakışlarım..

Kimi zaman her şey dün gibi,
Kimi zaman asırlar geçmiş gibi,
Zaman nasıl da esip savurmuş yaşanmış bir geçmişi
bebekken babam ?yarın bayram kızım? derdi.
Sabahı beklerdim heyecanla,
bekledikçe sabah hep gecikirdi.
sabah hiç gecikmemiş.
farkında değilken, sanki uyurken,
Bütün renkler değişmiş, ben değişmişim.
Adını büyümek koymuşlar hayatı keşfin,
Değişmeyen, ve senin de hiç değişmediğin bir tek
Yürek kalmış geçmişten sana,,
Anne! Ne güzel bir kelime,
Tutunca ellerini içi ısınır ya insanın,
Utanınca, o sıcak omuzlarına saklarsın hani yüzünü,
Ana kokusunu içine çekerek göz ucuyla bakarsın ya etrafa
Sanki doğmadan önce de hep o varmış, hayata gelmeden önce tanıyormuşsun gibi güven verir insana....
Sen ondan dünyaya düşen en güzel parça
Bir gün sende de bir minik yüz saklandığında
Adını koyamadığın bir duygu sağanağında
Sımsıkı sarılıp yavrucuğuna,
Anlarsın evlat Nasıl da içini yakarmış yavaş yavaş,
Onun her damla gözyaşı kalpte olur bir ırgat,
Parçalar, çapalar, biçer mutluluğu, gözyaşı dinene kadar
Hep çalışır o orak ve o ırgat.
Gün gelir yüzünü saklayan bebeklerin de
Bir ırgat çalışmaya başlar yüreklerinde...GÜL YAZGANARİKAN



arwen 19 Şubat 2008 00:37

Acırım hicranla geçmiş yıllara
Ağlama gözlerim gözyaşı dökme
Bakma el sözüne bakma ellere
Deli gönül yine sever sus artık


Nice mevsim nice baharlar geçti
Ağlayan gözlerim vefasız seçti
Aşk şarabı diye zehiri içti
Deli gönül yine sever sus artık

Hayal dünyasında gezindim durdum
Nasıl anlamadım sevdim bilmem ki
Her defa yıkıldım başıma vurdum
Deli gönül yine sever sus artık


mevlüde demir


LaDymm 19 Şubat 2008 15:43

Kavgam sevdamdır
Özgürlük en büyük aşkım
Tutsaklık içinde olabilirim
Ya da o güzel gözlerinden yoksun
Ama bildiğim tek bir şey var
Kavgam sevdam
Özgürlük en büyük aşkım
Baskılar yıldıramaz , döndüremez yolumdan
İşledi mi bir yüreğe hürriyet sevdası
Nafile dikenli tel parmaklıklar arsı
Hayat bizi fırlattı bir duvarın ardına
Bu da geçer bir tanem döner düzen tersine…
İBRAHİM KİCİR


yaremce 19 Şubat 2008 19:00

Her gün birşey daha kaybediyorum senden öte..
Varlığın bir hiç gibi. Yokluğun bedenimi yakar...

Yine gördüm seni. Yanıma oturdun. Ama konuşmadın bile. Sessizlik çökmüştü içine sanki..
Sana sevdiğimi söylemek istedim.. ama sadece istedm.. /yapamadım/
Yanımdayken kokunu duydum ya.. Bittiğim an "o" andır..
İçime çektim doya doya. Hissettim yüreğimde. Kalbime söz geçiremedim yine...
İsmini bile bilmediğim sevdiğim.. Özledim seni!

Seninleydim "o" an. Sadece senindim.. Söylemek istedim sana. Haykırmak istedim dağa,taşa. ama sadece istedim.. /yapamadım/

Her gün birşey daha kaybediyorum senden öte..
Varlığın bir hiç gibi. Yokluğun bedenimi yakar...

Yüreğimin çarptığı, sana söyleyemediği an "o" andır..
Yine gördüm seni sevdiğim.. Sen ise hiç konuşmadın.. Bende sessizlik elbisemi giydim işte "o" an...

Yüreğimde çığlıklar...
Çok yalnızım sevdiğim..
Sana aç.. Sana susuz.. Sana hasret..

İsmini bile bilmediğim sevdiğim.. Yalnızım şimdi. Yoksun yanımda.
Ağladım gecelerce uğrunda.

Dinsin yüreğimdeki bu sancı.. Bedenim kavruluyo.. Yüreğim acıyo.. Dayanamıyorum..

Anlamsızlıklar içinde kayboldum. Çözüm yolu aranıyorum.. /Senden ba$ka/

Yalvarırım geri dön.. Yada yok dönme. Yada istersen dön.. Ama boşver. Sen sana yakışanı yap. Gitmeler sana yakışır!

Ayrılığın hakkını ver...
Anlamsız kıl tüm yaşanmışlığı...
Kalmayı BECEREMEDİN, Bari gitmesini öğren !
Ne bileyim vur sırtımdan mesela, Adı AYRILIK olsun !
Gidişlerden gidiş beğen, yeterki GİTMELER senin olsun...

Çok oluyorsun böyle gitmek mi olur !!!
Her gidişinde kendini bende unutuyorsun...!


ALINTI


LaDymm 19 Şubat 2008 22:06

Dün akşam söylediklerin geldi aklıma,
Hani gözlerin dolu dolu olmuştu konuşurken,
Ben seni dinliyordum başım önüme eğik,
Hani sen mutsuzluklarından bahsediyordun,
Bense içimden dua ediyordum hep mutlu olasın diye.

Dün akşam biz konuşurken,
Sen ağladın, ben ağladım,
Sen sustun, ben yine ağladım,
Silmek istedim gözyaşlarını, yapamadım.
Gözlerinin içine baktım sen konuşurken,
Hissedersin diye sana olan sevgimi,
Hisseder de gülümsersin,
Seni sevdiğim anlarsın diye.

Dün akşam hep seni izledim,
Gözüm hep üzerindeydi,
Bana bakarsın diye bekledim,
Bana bakar da gülümsersin dedim.
Bakmadın be birtanem,
Ne diyeyim zormuş sevgine ulaşmak.

Dün akşam sen giderken arkandan el salladım,
Bakmadın son birkez bile, sanki orada yokmuşum gibi.
Anladımki gülyüzlüm sevmiyor beni,
Sevmiyor işte beni,
Sevse dedim birazcık,
Bir el sallardı, son birkez bakardı,
Dönüpte arkasına bir gülümserdi dedim kendime..

Dün akşam güzelim sen bırakıp gittin belki beni,
Ama ben gidemedim, gidemezdim.
Çünki seviyorum seni.
Bekledim belki sevdan geri gelir diye,
Bekledim sabaha kadar,
Sen anlamasanda seni ne kadar çok sevdiğimi,
Ben her gece orada bekliyorum seni.. ADEM ERBUDAK


Sedef 21 20 Şubat 2008 01:14

Yalan

Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kar çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşacık sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanın kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Herşey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım, fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım hatıralarıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır,diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç değil
Birşey için hiçbirşey
Birşey vardı öyleyse,birşey
Beni çeken
Güneşin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
birşey

Tutsana beni bırakmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısada
Yalan da olsa kalsana

Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım
SEN OLMASAN DA ben varım
Yağmur yağar, saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar, ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapımdan
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan

Tanırlar beni
En iyi YALANLARINI alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olmaz ben sordukça

Dağköylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi..

İbrahim Sadri


KaRaYeL61 20 Şubat 2008 10:53

Beyoğlu Sonesi
Nesiller zinciriyle, bin bir kültür harında
Yenilenen akımlar vizyonuyla Beyoğlu
Tramvay mekikleriyle döşenen sevda yolu
Yaprak yaprak gül açar anılar baharında.

Eşsiz bir dost İstiklâl, insan seli narında
Açık artırımlarda, saygın giyim tablosu
Ne eski sinemalar, ne aşıklar balosu
Yudum yudum zamanlar şarabın efkârında.

Gündeminde sanatın her çeşit dükkân, çarşı
Seçkin Balıkpazarı, Çiçek Pasajı, Pera
Tünelin geçmişinden Yeşilçam çeker başı

Şiir dinletileri, canlı müzik sokaklar
Dem dem Şair Çıkmazı,ve Öğretmenler evi
Paklarsa bizi ancak, bir tek 'Beyoğlu' paklar.


Gülşen Şenderin


jöly 20 Şubat 2008 23:15

Yürek Yolcularina ithaf olunur...

Bütün yaptiklarimdan ve bütün söylediklerimden
Kimse anlamaya çalismasin kim oldugumu
Bir engel vardi, bir engel, bütün eylemlerimi
Ve bastan asagi tutumumu degistiren
Hep bir engel vardi tam konusacagim sira
Susturuverirdi beni
En göze çarpmamis davranislarimdan
En kapali sözlerimden, yazdiklarimdan
Yalniz onlardan anlasilabilirim
Ama belki de degmez bunca çabaya
Bunca dikkate, gerçekte kim oldugumu bulmak,
Daha güzel bir toplumda, ilerde
Bir baskasi tipki bana benzeyen
Çikar kuskusuz, yasar özgürce.


Konstantinos Kavafis


arwen 21 Şubat 2008 01:59

Sevmek başkaymış
Gurbet misali,
Lodoslar eserde değişmezmiş
Kaybolup uzaklarda
Yangın olurmuş.
Sevdalar varmış,
Ne başı belli
Ne sonu.
Leyla ile Mecnun gibi
Sevmekte öylesine değil ya hani
Aslında,
Aslında
Sevmek
Ölesiye.



yavuz selim öten


KaRaYeL61 21 Şubat 2008 12:16

AĞLAR VEYSEL ÇIKMAZ SESİ

Ah çektikçe erir gider
Yüreğimin yağı benim
Seni görsem durur gider
Dillerimin bağı benim

Gam leskesi saf saf oldu
Hep sözlerim boş laf oldu
Senin yolunda mahv oldu
Gençliğimin çağı benim

Ah belimi büken oldu
Gurbet bana diken oldu
Altı aydır mekan oldu
Dibi kırkkız dağı benim

Sensin derdine düştüğüm
Hayal oldu konuştuğum
Her gün yediğim içtiğim
İçerimde ağu benim

Ağlar VEYSEL çıkmaz sesi
Gine coştu gam deryası
Garip gönlümün yaylası
Güzel hüsnün bağı benim

http://www.siirperisi.net/images/sair.gif AŞIK VEYSEL



jöly 21 Şubat 2008 21:09

Alıcı Kuş

Vurur düşlerine ozanın
Güneş kızgınlığından birkaç ağustos
Birkaç ağaç
Yüksek ormanlar kuytusundan

Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar

Köylü
Biçer ayrık otlarını ayırır başaklardan
Kalkar konar
Kardeşliğin alıcı kuşu

İşçi
Tutar ucundan en acar biçimlerin
Sürer
Bin başıboş atı bin cehennemi birden
Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar

Duran el
Gitmeyen ayak
Bir göz ki
Arkasında bir ölü gözü
Bir ses ki
Arkasında bir ölü sesi
Döner durur
Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar
Bir açık yürekten bir ötekine
Bir bugüne bir yarına
Alıcı kuşu kardeşliğin


Arif Damar


LaDymm 21 Şubat 2008 23:09

Bugün özel bir gün sevgilim
Senin için dünyaya geldiğim
Ama sensiz olduğum bir gün
Bugün ne kadar çok isterdim seninle olmayı
Seni çok sevdiğimi, sana doğru haykırmayı
Sevginle yeniden yeniden doğmayı
Bu belkide benim için hiç olmayacak
Şu yüreğim sensiz, belki hiç doğmayacak
Olsun, zaten doğmak ve ölmek bir kere değil mi??..Bende öyle sanırdım, seni sevene kadar
Seni sevmekle yeniden doğmayı
Sensiz kaldıkça, defalarca ölmeyi yaşadım
Doğan her güneşle, doğarım sandım
Batan her güneşle, tekrar ölümü tattım
Olsun sevgilim, her ölümün bir doğuşu vardır
Tek bir ölüm dışında
Evet bugün benim doğum günüm
Ama kendimi doğmuş gibi hissetmiyorum
Sensiz şu hayatta ölümü yaşıyorum
Sen yoksun hayatımda
Ellerin yok avucumda
Ne kadar çok isterdim, bugün seninle olmayı
Ellerinden tutup, seninle mutluluğa koşmayı
Fakat sen yoksun
Olsun sevgilim
Bugünde seni sevmenin tadını çıkaracağım
Belkide kuytu bir köşede ağlayacağım
Ben senin için yanarken burada
Acaba nerede ne yapıyorsun şu anda?
Vakit çok geç
Herhalde uyuyorsundur
Bir melek gibi yatağında
Azıcık bir yer var mı bana rüyalarında?
Sensiz gecelerim çok karanlık ve ıssız
Onlarda benim gibi masum ve yalnız
Gecelerle artık arkadaş olduk
Beraber ağladık, beraber güldük
Hayalin gözlerimin önünde, sanki ayın on dördü
Sensiz bir gecede, yine saat gecenin dördü
Alıştı artık kalbim, bu acıyıda gördü
Acının özünü desen desen üzerine ördü
Yine bu gece, şehrin ışıkları birer birer söndü
Saatin ibresi zamanı aşıp döndü, döndü
Bir ben ayaktayım, birde kalemim
Senden ötesi boş geliyor, şu fani alemin
Yine çöktü içime sensizliğin acısı
Yokluğun yüreğimde bıçak yarası
Biliyorum şu an tarifsiz uzaklardasın
Seslenişimi elbet duymayacaksın
Olsun aşkım
Hapsettim seni gözlerimin içine
İstesende kaçamazsın bir yere
İstersen kaçmayı bir kere dene
Takılıp kalırsın kirpiklerime
Kirpiklerimden kurtulsan bile
Seni aldım kalbimin içine
Gitmek istesende
Yaralamadıkça beni
Damarlarımda dolaşır
Yine gelirsin kalbime
Ellerimi açıp Rabbime
Eşsiz olan bu sevdada
Sana kavuşmayı diledim
Kim bilir?
Daha ne kadar acılara katlanacağım
Yine farkında olmadan
Doğum değil
Ölüm yıldönümümü kutlayacağım??.
ALİRIZA ÖZTUNÇ


Sedef 21 22 Şubat 2008 00:39

GEL

Her şarkının içinde ben seni görürüm Sevdan bir nefes çekmezsem ölürüm Sabır kalmadı içimde Dertler yaş oldu gözümde O yokluk denizinde boğulmadan GEL! Sensiz isyan ettim her an Dünyam kahır,dünyam zindan Yine başım duman duman Olmadan GEL! Bu koskocaman dünyada,sensiz yapayalnız kaldım. Sabır kalmadı içimde Dertler yaş oldu gözümde Bu hasretlik denizinde boğulmadan GEL!


Iclal Aydın



Saat: 14:48

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık