![]() |
ÜSKÜDAR SEVGİSİ Gözlerimin bebeğisin Üsküdar! ... Kavuşamadığımız sevgili gibi; Asla! hâsretine dayanamam. Öyle güzelsin ki; sana kıyamam. Sevdâların bir başkadır Üsküdar! Doyumsuz güzellikler gibi; Sana dokunamam temiz aşklar gibi; Sen anlatılmaz, yaşanırsın Üsküdar! ... Sokakların târih kokar, câmii'lerin nurludur; Sultânları, paşâları, bağrında yaşatansın! Âziz'ler ahmed'ler, daha niceler.... Sana duacıdır; sana minnettar Üsküdar! ... Sarâyların köşklerin var, nâzlısın Üsküdar! ... Sana gıpta ile bakar herkes, gururlan, Lâl olmuş diller, suskun, konuşmaz; Sana gönül çiceklerimi açtım, kokla Üsküdar! ... Batan güneşin bir başkadır Üsküdar! Seyreyle doya doya Salacak'tan. Sevdâmız, anılarımız, kız kulesi... Yakamozları sana bıraktım, okşa Üsküdar! ... Sen sebepsin; seni çok sevdim Üsküdar; Yollarına bakıyorum; gözlerim donuk, yaşlı... Ah! ümit dolu gençliğim, mevsimlerim öldü de; Ne sevdâm bitti, ne sana özlemim Üsküdar! Hayâtımı seninle yaşadım Üsküdar! Çocukluğum, arkadaşlığım, gençliğim, Sevmenin tadını... ayrılığın acısını.... Sana bakıpta ağladım, ağladım Üsküdar! ...Safure Kalafat |
BURAK; senin için bu şiir gül yüreklim benim.... Hayat Nedir Anne? benim hiç sapanım olmadı anne, ne kuşları vurdum, ne de kimsenin camını kırdım... çok uslu bir çocuk değildim ama, seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım. ben hayatım boyunca bir tek kendimi vurdum! .. suskun görünsem de, fırtınalı ve mağrurdum anne. bir mızrak gibi, aynada hep dik durdum anne! .. ben sana hiç bir gün laf getirmedim, leke sürmedim. ama göğsümü çok hırpaladım, kalbimi çok yordum... ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ... benim hiç sevgilim olmadı anne, ne bir yuva kurdum, ne bir gün şansım güldü... öpemeden bir bebeğin gidişini, tükendi gitti çağım... kimi yürekten sevdiysem, yüreğini başkasına böldü... bir muhabbet kuşum vardı, o da yalnızlıktan öldü... sen beni göğsünde hep acılarla mı soğurdun anne? yoksa evlat diye, koca bir taş mı doğurdun anne? eziyet degilim, zahmet değilim, musibet hiç değilim; bir senin mi balına sinek kondu, söylesene! doğurdun da beni, ne ile yoğurdun anne? benim hiç hayalim olmadı anne... ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat... BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT! kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne... ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat... say ki yollardan akan, şu faydasız çamurdum anne... say ki ıslanmaktım, üşümektim, say ki yağmurdum anne! bunca yıldır gözyaşlarını, hangi denizlere sakladın? oy ben öleyim, SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? ? ? Yusuf HAYALOĞLU |
YÜREĞİMİ EZDİN AŞK Aşk ezdin yüreğimi nereye sığınacağımı bilemedim şimdi Aşk yaraladın kalbimi nerede tamir görecek söylemedin Bir ömrü paylaşmayı dilerken yanında göz yaşlarımı buldum yanaklarımda Bir fırtına gibi estin geldin kondun baharıma Son bir ayrılık çaldırdın mevsimin ne olduğunu anlamadım Öyle temiz hayellerim vardı ki soldurdun hiç düşünmeden Ne canımı aldın,ne kucakladın Her güne yeniden başlayabilmekti tüm istemim Yüreğinde yer bulsaydı minik yüreğim Ellerine konabilseydi üşüyen ellerim Saçlarına dokunabilseydi sadece gözlerim Sessizce gitmeseydin, aşk,yüreğimi ezmeseydin. Gülay Şahin |
GÖZLERİN GÖZLERİNE BAKMAK İSTEDİM SANA TAPMAK İSTEDİM; AMA BAŞARAMADIM... YAPAMADIM SENSİZ YAPAMADIM AMA İNANMIŞTIM SENLE OLABİLECEĞİME ALEHANDRO DIEGO KOZANANADOLU |
:kiss2: gül yüreklim..... bu da sana..... Seslenişim Sanadır Dost Sesin kulaklarımda bir sızılı nehir kıyına vuran sevdalın, koca bir ömrü koynunda taşıdığın son nefesinde tükenir. Kara gecede düşer pencerenize ay, şavkı yüreklerinizde bitişir. Dahası yok dost dahası evvel ahir umutta yeşerir. Tüketme inci tanelerini as boynuma taşırım sedefsi acılarını satırlarıma bir bir. Hiçbir şey bitmiş değil geçirdiğin günler içinde soluduğun aşksa bir soluk bile yetişir. Yedi rengin tohumlarını salarken kuşaktan kuşağa seslerimiz ünlenir. Duydum! sesinin en acıtan tonunu Hayatın tonlarca ağırlığı yüreğinde birikir, Sal! mavi göklerin derman sarayına Sal! kanatlarını çırptıkça fermanı geç verilir. Rabbim duy! bir ince yüreğin iniltilerini kuvvetini ve sevincini geri getir Ayşe Keskin |
TARİFSİZ Ay güler bana geceleri Hava açık,yıldızlar parlarken... Bulutlar dans eder misali Gülümseyen yüzlerde çakmak çakmak... Buruşturulup atılmış resimler.. Duvarlarda eskimiş hayaller gizli... Sinmiş eşyalara o bildik küf kokusu.. Burası bir tavan arası gibi anı yüklü Burası kalbimin kilitlerinde düğümlü... Ay güler bana geceleri, Anlatır,en olmaz öyküleri... Anılar,orda burda dağılmış saçlarımda Gezinirken elleri....; Gelmez hiç gelemez... Gülmez asla gülemez... Hatırlarken hiç yoktan... Durup dururken Oya Öztürk POYRAZ Bu poyraz hep mi böyle sert eserdi Yoksa sen miydin poyrazı meltem yapan Bu kış mı bu kadr sert geçti Yoksa sen miydin bana kış güneşi Ben artık anlayamaz oldum Sensizlikte tüm güzel sözleri unuttum Elimde şarap yudumlarken hayatı Sen miydin şarabımın tadı Bu geceler mi çok hızlı geçiyor Yoksa sen miydin geceleri uzatan,güneşi durduran Ben artık anlayamaz oldum Yalın Kuleyin |
Varlığını terkeder Yokluğuna alışırım Hayata küser Sensiz ölmeye calışırım Senin gözlerin Toprak görmesin Ben senin icin Bir kez daha yaşarım! onur şevik |
Unutmadık Yaralı bayramlar geçti Mevsimler, bütün anlamlarıyla Yüreğin koyu yerinde birikenler Kendi takvimleriyle gelip geçtiler Gelip geçti şehirler ve ölüler Unutmadık Topraktan çobanyıldızına değin Hey yer Her şey Mümkündü Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralıydık Unutmadık Orada bir coğrafya yağmalanıyor Orada gazetelerin ofset baskısı Orada yeniden yazıyorlar 835 satır Ve umudunu kaybetmeyen şehirler Gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz Adsız ölüleriz Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi Savaşlar ve pazarlar çağıydı Aynı silahlardı kullandığımız Aynı çarşılar aynı kandı Sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden Viran tarihten Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven Çocuklar gibi kusup Kırda gelincikler gibi gülümseyen Müsademe çocuklarını gördük Geçip gidiyorlardı Tarihin en uzun gecesinden Pazarlarda aynı kan Aynı paranın değiş tokuşunda Karanlık çarşılar Aynı kanlı tarih her defasında Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın Ölüme yakın duran Bir de on binlerin korosunda haykıran İntifada intifada intifada İki güzelliğimiz vardı bizim Ufkumuzdan inen Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz Birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı Otuz üç kurşun sıkıldı her birimize Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın Doğunun gündüz ve gecelerinde Otuz üç yıldız Hala ışığını gönderiyor bize Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim Birkaç karanfil Yol için ipek, uyku için maya Kalbiniz için Kara bir yemin gibi çırılçıplak Kelimeler getirdim Kaybolmuş yüzyılların vatanında Ölümün erken takibe aldığı çocuklar Dağlarda değilim sizinle birlik Yalnızca mataranıza su vermeye geldim Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralı Serap ile hakikat arası Çağın aşamadığı uçurumlarda Gider gelirim gider gelirim Efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma Anda gizlenen zaman Ateşin avesta dili Bitkiler, otlar, kökler Dağlanmış dil, narın rengi On binlerin dönüştüğü uğuldarken Doğunun yeni defteri Topraktan çobanyıldızına değin Her yer her şey karanlık bir pusuda Yazının, tekerleğin, tarihin İlk çocuklarından Ey büyük mezopotamya İki bin yıllık gece Dön geri bak Kardeşlerim ölüyor kalbimin doğuşunda Murathan Mungan |
Aylak bir bahar gözlerimden asabice Dudaklarıma dokunur düşledikleriyle Bir başka kokar kokusu teninde sade Savurur gülleri boynundan saçlarına Başaklar süsler yüzünü duyguları titrek Heyacan arar cıkarlardan öte aşkına Zaman sürer izlerini gecede olsa karanlık Şehrinde küçük kalabalıklar yaşatır aşkına Bir başaka dokunur aşkına karşılaşınca Acıdan kırılır elleri pamuktan parça parça Derindir gözleri ellerden bakışlarına saklı Umud saçar topraga güneşten yagmurlara Düşündürür sevinçlerini hüzünden bir an Yaşlıdır deli çınar dalında iki güverçinle Sarılmış dalları mavi gökyüzüne dal dal Uzanır ellerden gizli saklı gönlüllere duayla Sevdigi aşka diler dileklerin en güzelini O mevsime saklamış düşlerini yaşamından Günler anlamlar sürer izlere yürüyüşünde Gül kokar şehrinde mavi bir dünya düşü Saklanmış içinde eski bir gülümsemesiyle Mutlu olsun kutlu olsun der durur sevgililer gününde... ali baksı |
ŞARKI MİSALİ SEN Günlerden bir gün karşıma çıkıp Yalanla dolanla sarılmadan boynuma Sevip okşaman gereken bir günde Sarmala hep beni sen Zamanın ötesinde Sebebi dünya sesi Benim olsan ne çıkar. Şarkılaeda sen varsın Gözümdeki yaş bile sana Ellerin kokuyor Yüreğimin ta içinde Sevdiğim teleşlanma sakın Günlerim hep sana yakın Doğan güneşte yanan Kalbim sana tutkun Sevdiğim benim canımsın dersem Sarılmazsan gözlerinle ellerinle tutamazsan İncinirim aklımda kalbimde gülemem ben Sana seni sıkıca tutup içime saklarım ben Güzel günler seninle AŞK kokulu kalbimde Sevda denizi çabuksa tükenen sevgiler uçarsa Aklım yüreğim solarsa ellerim seni aramazsa Sormaz mı kalbine neden yaptın beni böyle Sevdiğim bırakma ellerimi Gözlerime bak derin rengine Ellerimi al ellerine Sıkıca sar bedenimi... Sen kısaca bırakma Benim senli yüreğimi Gülay Şahin |
| Saat: 20:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık