MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Demir YumruK 23 Şubat 2008 18:42

En yeniden sevmelere

Varmı mecâlin maralım
Yeni evren kuralım
Yıkıntılar arasından
Mutluluğa ulaşalım

Yorgun gönlün kırık kalbin
Biliyorum evirirsin
Geçilecek engelleri
Yüreğinle devirirsin

Seni sevmek de sanattır
Yürek sesi duymak gerek
O gönülden bu yüreğe
Destek alıp geçmek gerek

Senin adın mutluluktur
Mutluluğu tatmak lazım
Seni mutlu görmek için
Sevdalara yatmak lazım

Sevgili'dir aşkın ismi
Sorulmaz ki aşkın cismi
Sevgilisiz yaşanmaz ki
Yürekte çizili resmi

Şu duygular serbest olsa
Şiir hece mi ister ki
Seni sevmek ister gönül
Sözü başka ne örter ki.

Şeref Öztürk (Usta)


Demir YumruK 23 Şubat 2008 22:39

Gurbet Elini Uzatmış

gurbet elini uzatmış
yürekler pare pare
hasretleri çoğaltmış

gurbet ömür törpüsü
sılaya özlem türküsü

gurbet elini uzatmış
ağzında tatlar buruk
mesafeler tuzakmış

gurbet ömür törpüsü
sılaya özlem türküsü

gurbet elini uzatmış
sabırdan dişler kırıp
nefesleri daraltmış

gurbet ömür törpüsü
sılaya özlem türküsü

gurbet elini uzatmış
emeğini ellere verip
hayatları kazanmış

gurbet ömür törpüsü
sılaya özlem türküsü


14.11.2004
Samanyolu (Nigar Yıldız) Hanımefendi’ye armağanımdır.

Ahmet Hakan Yılmaztürk


LaDymm 24 Şubat 2008 15:46

Üzülme her hafta gelemem diye
Haftada olmazsa ayda gel canım.
Üç yüz altmış beş'i böl on iki'ye
Sırala otuz'u say da gel canım.

Bekletme geciken müddet ziyandır
Güzele kin,öfke,hiddet ziyandır
Varsa gurur,kibir,şiddet ziyandır
Onları orada koy da gel canım.

Kitap 'aşk masal' der,yıkar bırakmaz
Akıl 'tedbir al'der çöker, bırakmaz
Korku 'gitme kal'der çeker, bırakmaz
Sen gönül sözüne uy da gel canım.

Yazı,güzü,kışı bahar zamanı
Yaşadın bilirsin ki her zamanı
Dinle rüzgârları seher zamanı
Uzaktan sesimi duy da gel canım.


Abdurrahim Karakoç


nünü 25 Şubat 2008 16:27

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

Cemal Süreya


Demir YumruK 25 Şubat 2008 17:04

O Bahar Günü

gün baharı yaşıyor
bahar günü süslüyordu
gün mutlu
.....bahar mutlu
..........kız mutluydu
ve o gün
bıraktı kendini
tabiat'ın kollarına

her bahar
her bahar'ın o günü

o gün rastladığı
ve o günün meyvası
kutlarcasına o günü
hep beraber ve mutlu
anıyorlar o bahar gününü...

Savaş Dinçbaş


yimake 25 Şubat 2008 21:01

Veda / Necip Fazıl Kısakürek

Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kör gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta,
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Köşede bir lahza kalıver gitsin!

Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru bir yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin!


CaNaRY 25 Şubat 2008 22:22

Yokluğunun girdabında dönerken ömrüm,
Bir bardak çayın sıcaklığında
Ve bir dal sigaranın yanışında aradım seni.
Aldığım her yudumla içime,
Çektiğim her nefesle,
Yüreğime koydum seni.

Tesellinin ferahlığında geçerken günlerim,
Ufuktaki güneşin ışığında
Ve bulutlar ardındaki hayal ülkesinde aradım seni.
Gördüğüm her parıltıda günlerime,
Daldıgım her hayalde, ömrüme koydum seni.

Soğuğun ve karanlığın derinliğinde geçerken gecelerim
Bir uzak yıldızın yerinde,
Ve gecelerin korkutan sessizliğinde aradım seni.
Baktığım her yıldızda dileklerime,
Yattığım her uykuda başucuma koydum seni.

Kuruyan yaprakların hışırtısında geçerken baharım,
Bir yağmur damlasında
Ve sonbahara inat kurumayan yapraklarda aradım seni.
Düşen her damlayla gözyaşlarıma
Ve hazana inat çiçekler açan dallarıma koydum seni.

Hep yanımda olacağın günleri beklemekle geçerken yıllarım
Ansızın kapının çalınışında
Ve sabah uyandırmak için;
Omzuma dokunan elde aradım seni.
Açtığım her kapıda karşıma
Ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığım
İmkansız anlarıma koydum seni.

Sessiz bir film gibi gözümden geçerken hatıralarım,
Sevdayı oynayan bir oyuncuda,
Hep kazanan bir başrolde aradım seni.
Hayatımın her sahnesinde
Ve çekim hatasının olmadığı bir ömürde sevdim seni...

Abdülhamid Samur


jöly 25 Şubat 2008 23:26

Muntazam

Seni kamçılardan çıkardım
Tevbelerle başladı rahmet vuruşları
İnsan ağlar oldun yürekli göğüsler kurdun
Sesimi işkencelerden alırdın
Elimin altına dökerdin etlerini
Hızlı varışlara bile hazırım daha
Dayanırdı yelken bezleri saf saf insan enginlikleri
Bir geçmiş zaman kalkanı indi
Çınar ağaçlarından sahil sularına
Kalbim kalkıp indi gemilerden
Çok tarandım başka saçlar tarandım sokaklarda
Kabris kamburu çıkardı yıllar
Ve bir tek çıban çıkaran yoktu sancılarla
Habire vuran rüzgar
Kabirlerde su yollarında
Dehlizlerde
İç çekmeler
Sızlanmalar fısıltılar
Ne zora çekiyor zaman ki bildiler farkettim
Götürüp
Kelimeleri başka bir semte attılar beni
Üzgün melal içre ve aşık
Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim
Yakın sabahlarda öğlelerde ve daha
Üç parıltısında günün
Devlerimi güreştirmek işim
üstüm başım heykel kırıkları

Cahit Zarifoğlu


arwen 26 Şubat 2008 01:55

ACIYI KURUTAN DUDAKLAR

Acıların ülkesinde doğmuş bir biçare,
Hiç bir zaman düz bir çizgisi olmayan,
Ruhunun satılmadığı, bedeninin satılmadığı bir an,
Hiç görmedim ve göremeyeceğim herhalde,
Bir kere olsun bile...

Ülkesinde, yankılanıp duvarlarda çınlayan
Çorak bir ses vardı,
Bitkileri kurutan, tüyleri inmeksizin uyandıran.
O ses ki bir kez olsun bir can almasın.
Mutlak, bir can kurban olarak verilir.
Biçare sıranın ne zaman kendisine geleceğini düşünür.
Oysaki çizgilerini düzeltmek için ufacık bir ümidi vardı.
Belki de yolun yarısında kenar mahallelerde
Mile oynama arzusuyla yanıyordu.
Haşarı bir çocuk olup
Altına umarsızca yapmak istiyordu.
Bu kadar karanlık bir ortamda bunları görebiliyordu.
Hey Arkadaş yak artık lambanı!
Engellerin ne kadar ölümsüz olsa da,
Dinamit koy tabanına.
Yapamayacaksın, çünkü elini kaldıramazsın.
Enerjin kurumuş, neslin kurumuş.
Sen ve ben hiç göremedik bunları
Ve göremeyeceğiz.

Acılar doğurmuştu bizi.
Kaderimiz ve ülkendeki insanların kaderi,
Acı ve kan üzerine oturtulmuştu.

İçilen bizim kanımızdı.
Fakat bitmedi yıllardır ve bizi ayakta tutan
Sadece O kan.

Sancıyla kıvranacak takat kalmamış,
Ama alıştık arkadaş,
Acıya, nefrete ve zora.
Ben sana alıştım arkadaş.
Fakat karşımda bir sen kalmıştın bana zorluk çıkarmayan.
Seni de kaybediyorum yavaş yavaş...
Ama belki sen bende kaybolursan,
Beni arkamdan vurursan,
Belki bu bende bir çığır açar,
Uzun bir atlayış gerçekleştiririm.
Bendimi bir çırpıda aşar,
Acıların çocuğunu ellerimle öldürürüm;
Hem de büyük bir zevkle...



Temelimdeki acıları yıkarken belki kendimi de yıkacağım.
Seni içimden söküp atarken belki kendimi satmış olacağım.
Sessizlik ve uçarılık istiyorum ama bunu başaramıyorum aslında,
Aradığım benim bağsız uçabilmek,
Engelsiz atılabilmek ve çözmek sorunları,
Gülmek, insanlara gülebilmek,
Kendime gülümseyebilecek birilerini bulabilmek,
İçimdeki acı temellerini yıkacak birini aşılayabilmek,
Çocukluğuma dönmeden mile oynayabilmek
Ve ikiyüzlü şahsiyetimi insanlara gösterdiğimde
İçimdeki zevk çığlıklarının bir an olsun susması,
O çığlıkların susmasa bile insanlara duyurulmaması,
Ama çabalar fayda vermiyor,
Yinede duyuyorlar...
Aşacağım bunları, gülümseyen birilerini bulacağım.
İçimdeki sen çık git hayatımdan.
“Asıl ben” olmamı engelleyen sen
Bana bak ve dinle beni!
Bana verdiğin acının kaynağını nereden alıyorsun,
Devamlı yağmurlu bir havada nasıl yaşıyorsun,
Güneşlerin yok mu senin?
Güzel duyguların ve aşkların;
Duan olmadı mı hiç? ,
Ümit bağladığın bir duan...
Sana yardım etmesini beklediğin bir Allah’ın...
Ne kadar zengin olsan senin hiç bir şeyin olmadı.
Biliyormusun senin sende olan şeylerin ne kadar az? .
Aslında sen yaptıklarının sahibi bile değilsin.
Ama anlayamıyorum bu sonsuz enerjiyi nereden bulursun?
Bu hiç kapanmayan musluğun suyu hangi dağdan?
Aklının sermayesi nereden?
Bunların hiçbiri sana ait değil sefil yaratık.
Sen yaratılmışsın bir kere.
Sen seni yaratana şükret ki hayattasın.
Ama bu senin içimden çıkmana engel olamayacak,
Çirkef şahsiyetini, acılarını bana kusmana artık izin vermeyeceğim.
Senin içine fışkırtacağım gülümsemeyle,
Ruhunda güneşleri açtıracağım.
Ama bu durumun hiç bir zaman affettirmeyecek seni,
Senin bir zamanlar ne kadar insafsız olduğun gerçeğini unutturmayacak
Ve senin içimden çıkmanı, sonsuza dek rahatsız etmemeni engelleyemeyecek.

Artık çıktın içimden...
Çıktın mı?

Hiç görmedim, belki de göremeyeceğim.
Çünkü hiç hissetmedim,
Nasıl bir duygu bilemedim, sensiz bir an...

Artık çıktın içimden...
Çıktın mı?

Hiç bilmediğim bir duygu, evet.
Zaten hiç görmediğim bir şeyi yaşıyorum.
Seni hayatımdan attım ve hayata gülüyorum.
Sensiz bir hayatta başka sensizlikler arayışındayım.
Gülüşüme karşılık verecek bir gülüş arıyorum,
Bir gülüş ve bir öpüş...
O gülücük ve öpücük “Acı” ateşini söndürecek
Ve benden hayat dolu bir ben ve nesiller doğuracak...
Bana gülen
Ve beni öpen o dudakları görüyor gibiyim...


FERİT EMRE ADAKLI



Sedef 21 26 Şubat 2008 19:16

Zalim Sevgili

Yavaş yavaş kayacağım gözlerimden
Kayıp gidecek yıllar avuçlarından
Tutamayacaksın zamanı
İçeçeksin koca ömrü bir yudumda
Benden uzaklarda uyuyacaksın yalnızlığın koynunda

Dalların üşüyecek
Rüzgarın titreyecek
Fırtınaya yakalanacaksın

Gelemeyeceksin gecelerime
Giremeyeceksin rüyalarıma
Alamayacaksın uykularımı

Elinde ki fotoğrafım,
Dinlediğimiz şarkılar,
Eskide kalan aşkımız,
Tek tesellin olacak
Dinlediğin şarkılarda bulacaksın sadece beni
Sekiz Mayıs sabahı uyanacaksın yalnızlığının sessizliğinde
Kuşların cıvıltısında arayacaksın beni
Odanın duvarlarına sinmiş anılara bakacaksın
Uykuya terk ettiğin yalnızlığınla kalacaksın öylece zalim..

Ya güzelim OLAMAZ deme
Sende yaşayacaksın bu yalnızlığı,
Yokluğumu,
Çatlamış dudaklarında,
Çatık kaşlarında,
Soğumuş avuçlarında

Damarlarında duyacaksın beni
Her şeyi yakacaksın
Çekip gideceksin uzaklara
Bir gün BENSİZ

A benim kadrimi kıymetimi bilmeyenim
Bakma resmime,
Bakma hep güldüğüme,
Bakma yıkılmaz gözüktüğüme,
Sen beni hiç ağlarken gördün mü?
Görmedin ve göremeyeceksin

Uyanacaksın Sekiz Mayıs sabahı
Ağlayacaksın,
Sızlayacaksın,
İçin yanacak,
Gözyaşların sele dönecek.

Ve soracaksın kendine
Ben neden gittim?
Ben nerede hata yaptım diye.
Bulsan da cevabını
Faydası yok artık zalim sevgili!
Çok geç kaldın
Şimdi hazırlan zalim sevgili yokluğuma,
Çünkü sende bir gün
BENSİZ yaşamaya alışacaksın..

Sana sensiz yaşayamam demiştim
Yaşıyorum
Senden başkasını gözlerim gülmez demiştim
Gülüyorum
Sensizlik acı çekerek yaşamaksa
Yaşıyorum be gülüm..

Ne seni nede sevgini istiyorum
Sana olan o çocuksu saf sevdamı
Sende olan yarımı istiyorum
Ve sana en büyük dostumYALNIZLIĞI bırakıyorum

Bülent Kaya


JuNe 26 Şubat 2008 21:33

Hani Sevmiştin

Hani çok sevmiştin beni
Hani ölüm dahi ayıramazdı
Hani aşk üzerine edilen
Binlerce yeminler nerede

Ne o yeminler var şimdi
Nede sen varsın
Bir nefretin kaldı içimde
Birde bıraktığın kırık kalp

Sana kalbimde verecek bir busem vardı
Onu da nefretin rüzgarlarına bıraktım
Şimdi yaşayan bir ölüyüm artık
Ne yaşandan zevk alıyorum nede sevmekten

Hani gölgesine oturup ismimizi kazıdığımız
Ve sevmeye ant içtiğimiz o ağaç
Beraber gezdiğimiz sokaklar
Sinema köşelerinde birbirimizin kulaklarına
Seni seviyorum diye fısıldadığımız o günler,
Yalanmıydı.

Sen sefa sürerken,
Ben cefa çekiyorum
Aşkınla yanan şu yüreğimi
Hala söndürmüş değilim

En iyisimi sen
Benim sevgimin üstüne
Bir bardak soğuk su iç


jöly 26 Şubat 2008 21:46

Geçerdi Hep

Geçerdi hep
Pırıltılı kanunlar
Neves gecelerden
İhtimal buhranlı gecelerdi hep
Yüreğinde yalnızlığın tortusu
Vazoda yaseminler
Ufukta yağmur kuşları
Çözülmez bilmecelerdi hep
Ansızın dalar
Bir yorgunluğa uyanırdın
Güneş çekilmiştir bahçelerden
Lambalar çok erken yanmış
Aldatılmak korkusu
Sık sık bozulan yeminler
Enfarktüs kuşkuları
Sinsi bir kederdi hep
Zaman zaman düşündüğün
Aklına geldikçe güldüğün
Şan şeref ve ün
Beyhude şeylerdi hep


Attilâ İlhan


firstlady 26 Şubat 2008 21:57

AYAK ÜSTÜ YAZILMIŞ ÖLÜMSÜZ AŞK ÖYKÜLERİ
1.
Bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
Bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
İşte bu yüzden, benim için aşık olmak;
Çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'Eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
Hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
Demiş La Rochefoucauld
Benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...

2.
Her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
Bir bakıştan, bir duruştan,
Çağrışımın sonsuz hızından
Unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda.
Belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
Terk edeceğim
Daha otobüsün ilk basamağında.
Kim bilebilir ki?
Sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
Gizli gizli veda edeceğim ona; görmeyecek
Ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
Otobüs camına bağrında bir ok ile
Bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
Bu da ötekiler gibi,
Kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
Yaşayıp gidecek..

3.
Şimdi hemen kalksam buradan
Hemen çıksam uzun sokaklardan birine
Kiminle karşılaşabilirim
Kime vurulurum ölesiye, eve dönmeden
Geceme kuzguni bir cehennem gibi eklenen
Bir ölümcül sevda hangi köşe başında
Keser yolumu
Bir tenhaya ulak olan
O suret avı
Bırakır mı yakamı
Haracı ödenmeden
Bırakır mı yakamı
Bir suretten, bir şiirden, bir hüzünden
Ak kağıda düşürülmüş
İmzasını görmeden

Bırakmazlar yakamı, bilirim, ben ölmeden

4.
Hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden
Her aşk, her şiir
Ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden,
Küskün omuzlu terk edilmişliklerden,
Perspektifinde hep bir sokak taşıyan
O sessiz
O faili meçhul cinayetlerden
Resim altı sözcüklerden
Aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden

Bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti
Elle bilenmiş sözcükler,
Yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı
Nabzımın atışına ayak uyduran vezninde
Gece adımları şiirlerimin
Bırakır mı yakamı yaşadıklarımı
Dökmeden imgelerin giysilerine
Hayatın maskelenmiş gerçekliğine
Upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için
Yeniden ve yeniden.

Murathan Mungan



jöly 26 Şubat 2008 22:10

O Akşamin Boş Anisi

Nedir bu akşamlarin çekiciligi?
Iki köşenin ortasini istiyorum ben
Bir cennet biri cehennem degil
Bir ihtiyarin sevimli dansini unutamam
O sevişler ve nazlardan kurtuldum
Muradima ermek için
Kara adamin gitar çalişma azmi gibi
Gelemiyorum boynuna sarilmam için
Hayat üç bölüme ayrildi
Uyku, eglence ve iş oldu
Sohbeti yaktim sonuna kadar
Çünkü milyonlar kaybolmuş

Ama benim unutamadigim sadece
Siyah bir kaplumbaga
Zaten kulakta bir bagriş
Boş sözler ve karşimda kara renkler
Birkaç parmak arasinda
Kirmizi bir kitap ve çift beyaz kagit
Yüreginin kolunu tutalim
Eller görmesin benim iç yüzüm
Çünkü ben kimim
Ben de bilmiyorum
Şu anda düşündügüm her şey ortada
Sadece resimlerde degil
Beyaz-mavi gömleklerden kurtulun
Herkes benim gibi ve geceler gibi
Karalara bürünsün
Bir enstrümanin canli sesini özlemişim
Ama feryat için ses kalmadi
Ne yapsam tekrar tekrar nafile
Zaten yürek efkarli
Son olarak bu rüya degil
Sadece bir realite
Ama baş dik
Ve dudak hala güler yüzlü.

Kaynak: H.I.S
Bülent Yılmaz


Sedef 21 27 Şubat 2008 00:19

< aşkımın dili >

Ne şiirler anlatır SENİ SEVDİĞİMİ
Ne şarkılara beste olur AŞKIM
Kalem yetmez kağıt biter
Ne kadarda kızsan
Bitmez kalbimde bu AŞK


Ellerim ellerine değdiği anda
Gözlerim gözlerine baktığı zaman
İçimde bir sevinç fışkırır
Güvercinler gökyüzünün derinliklerine tırmanır


SEVİL AKBARDAK


CoCuqibi 27 Şubat 2008 00:55

Ayrılık

Hangi gün karar verdin,
Küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana,
Böyle inceden inceye?

Hangi otobüs söyle,
Hangi uçak, hangi tren;
Seni benden götüren,
Beni bir kuş gibi öttüren?

Hangi kırılası eller dolanır şimdi,
Kırılası belinde?
Hangi rüzgar şarkı söyler,
O ay tanrıçası teninde?

Hangi çirkin gerçek uğruna,
Tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin,
En mahrem sırlarımızı?

Hangi cama kafa atsam;
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip,
Hangi masaları dağıtsam?

Ben de bu sersem başımı,
Karakolun duvarına vursam!
Kendimi caddeye atıp,
Arabaların altına savursam!.

Hangi tercih beni,
En hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de
Ömür boyu süründürür?

Kayıp ilanı mı versem,
Şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri,
Seni bulup getirene?

Hangi ayrılık var ki,
Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki
Böyle musluk gibi, içime damlasın?

Hiç sanmam, hasta kalbim,
Bunu bir süre daha kaldıramaz..
Feriştah olsa, böyle
Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!..

Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder,
Ateşimi söndürmeye?

Olur mu be, olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi;
Buruşturup bir kenara atılır mı?

Vefa bu kadar basit mi?
Alınır mı, satılır mı?

Hangi hırsız çaldı
Seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı,
Bizi birbirimizden?

Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü,
Yerden bütün izini?

Hangi yaldızlı otel,
Çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara,
Seni kolayca kandırdı?

Hangi şarlatan imaj,
Böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaatler,
O saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze-eze,
Hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?

Hangi yamyamlara yedirdin,
O masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi,
El değmemiş sevdamızı?

Hangi bıçak keser şimdi,
Benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır,
İnsanlara olan inancımı?

Hangi bekçi,
Hangi polis artık zapteder beni?
Ve hangi su bağışlatır,
Hangi musalla temizler seni?

Hangi sevgili var ki
Senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki
Benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki
Böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taşyürek var ki
Benim kadar ağlasın?

Yusuf Hayaloğlu |


LaDymm 27 Şubat 2008 21:27

Hiç olmayacak bir gecede
bir sokağı, sırılsıklam, yakalamak
bir ucundan, geçip gitmeksizin.

Kar ortasında donmuş bir güneş.
Büyük Sahra'da yürüyen buz dağları.
Kadife yüzeyli kaktüsler.
Düşlerde bile kalmamış.

Hiç olmayacak bir gece için
koştuğumuzda birbirimize,
yazıp yaşayamamaktı, biliyorduk
artık özlemleri bile
hak etmediğimizi.

Yarın sabah marketlere dolacak
insanlar, ellerinde
yazarkasaların fiş kusmukları.
Sonra bankalarda
teleişlemlerin mucizeleri başlayacak.
Paydos düdüğüyle işçiler,
gözlerinde üretimin parıltısı
ve ceplerinde
farkına varılmaksızın yitirilmiş
yaşamların kırıntılarıyla
tulumlarını asacaklar.

Hiçbiri, hiçbiri bilmeyecek,
hiç olmayacak bir gecede,
hiç geçilmeyecek bir sokağı
ıslak uçlarından yakalamanın
ne demek olduğunu.

Çünkü onlara
hiç anlatılmayacak.

Ahmet Cemal



KaRaYeL61 28 Şubat 2008 12:44

19 Mayis

Bir gemi yol alıyor,
Karadeniz sularında.
Çürük çarık bir gemi,
Ha battı ha batacak.
Tüm gücüyle direniyor,
Azgın dalgalara.

Bir güneş taşıyor içinde
Samsun'da doğacak.
Işık saçacak yurduma
Boğacak karanlıkları,
Kurtaracak vatanımı,
Düşman istilasından..

Bölünmüş tüm Anadolu
İnğiliz'e.fransız'a,yunan'a
Ülkem kan ağlıyor
Düşman çizmesi altında.

İşkenceler diz boyu
Kan akıyor ırmaklardan.
Tesbih yapmış sallıyor düşman,
Anamın bacımın meme ucundan.

Padişah satmış memleketi
Kendi çıkarları uğruna.
Toplanmış tüm silahlar
Çırılçıplak halkım ortada..

Bu gün Ondokuz Mayıs
Bir gemi yanaşıyor Samsun'a
Doğan güneşin aydınlığın da
Çıkıyor Mustafa Kemal Samsun'a

İçlerinde vatan sevgisiyle
Sopayla,Orakla,tırpanla
Boğuluyor düşmanlar
Kendi akıttıkları kanda.

Bir Mustafa Kemal vardı
Türk Milletine önder olan.
Bir Mustafa Kemal vardı
Yurdumuzu kurtaran.

Bir Mustafa Kemal vardı
Laik Cumhuriyet'i kuran.
Bir Mustafa Kemal vardı
Cumhuriyeti gençlere bırakan.

Bir Mustafa Kemal vardı
Çağdaş medeniyete ulaştıran
Bir Mustafa Kemal vardı
Bu Milletin kalbinde yatan.

Bu gün ondokuz Mayıs
İrtica kol geziyor yurdumda
Laik Cumhuriyetimi yıkmak istiyorlar
Türbanla,kara çarşafla,yobazlıkla

Aydınlarımız vuruluyor birer birer
İktidarlar gaflet uykusunda
Şimdi de Yargı hedef oldu
Laik Cumhuriyeti koruyan.

Bu gün Ondokuz Mayıs
Huzurana çıkacağız utanmadan
Emanetini koruyamadık
Affet,Affet bizi Atam.

Bu gün Ondokuz Mayıs
Bir güneş doğacak Samsun'dan
Boğulacak irtica,boğulacak karanlıklar
Çıkacak binlece Mustafa Kemal


Demir YumruK 28 Şubat 2008 17:14

Gurbette bir yıl

Bir yıl bitti, huzurlumusun,
Hadi söyle bana, gurbet kızı.
Sözlerini hep böyle unuturmusun,
Söyle ne zaman bırakacan nazı.

Yeni bir döneme başladığında,
Dargın mı olacağız, gurbet kızı.
Bir gün yalnızlıktan ağladığında,
Söyle bırakacak mısın bu nazı.

Dost sandıkların, terk edip gittiğinde,
Gerçek dostlarını tanıdın mı gurbet kızı.
Etrafındakilerin hepsi bittiğinde,
Hala sürdürecek misin bu nazı.

Anlatmışısındır beni evine gittiğinde,
Bir dostum var orada diye gurbet kızı.
Peki evindekiler buraya geldiğinde,
İzah edebildin mi onlara bu nazı.

Sormuşlardır sana benim kim olduğumu,
Cevap verebildin mi onlara gurbet kızı.
Hissettiğinde benim ne acılar duyduğumu,
Hala sürdürecek misin sen bu nazı.

Mehmet Aslan

kaynak:antoloji


Sedef 21 28 Şubat 2008 18:30

Razı Mısın

Ben mecnun olmaya razıyım
Sen leyla olmaya razı mısın
Ben çöllerde sürünmeye razıyım
Sen beklemeye razı mısın
Ben seni aramaya razıyım
Sen beni bulmaya razı mısın
Ben seni seviyorum
Sen sevgime layık mısın?

15.11.2004
Fatih Polatkan


yimake 28 Şubat 2008 20:53

Bana Bir Sehri Ödünc Verir misin?

Bana bir sehri ödünc verir misin?
Kırmızı gökyüzü,
Kırmızı aksam ve
Kırmızı dudakları gibi bir kadının,
Buyurgan...
Ellerini degil sehrini istiyorum,
Sokaklarında sesler gezen,
Yüzlerin duvarları boyadıgı maviye;
İstanbul'u istiyorum...
Erguvanın savurdugu kırmızılarda gözüm
Gökyüzünde,
Aksamda,
Dudaklarda,
Buyurdugun gibi ölüme yürüyorum;
İsatnbul'dan uzaklarda...
Bana bir sehri ödünc verir misin?
Mezarlıkları da olsun icinde,
Su pınarları da.
Ellerinden almak istiyorum İstanbul'u,
Gökyüzünü,
Aksamları,
Dudakları,
Ve o sarkının nakaratını;
''Güller ve dudaklar simdi''
Bana bir İstanbul verir misin?
Eski bir ask'a karsılık,
Gökyüzüne,
Aksamlara,
Dudaklara dahil!

Zeynep Orcanel...(Sair)


Demir YumruK 1 Mart 2008 16:07

Nazlı Bebe

Toros yaylaları buzlu ayazlı
Üşür Nazlı bebe solgun benizli
Yüzüne baktıkça Nazlı b.ebeğim
Ağlar Elif kadın hep gizli gizli

Kalktı göç eyledi Türkmen obası
Elifin`in sırtında Nazlı bebesi
Fransız harbinde Yörük elinde
Sırtından vuruldu yiğit babası

Dağların kuytuluk tenha yerinde
Gavurdağları`nın mor segerinde
Göz pınarlarında iki damla yaş
Yağlı kurşun durur ciğerlerinde

Sus ağlama Nazlı bebe
Zaten ağlatacaklar
Baban nasıl şehit oldu
Bir gün anlatacaklar
Dayan Elif kadın dayan
Kara gündür gececek
Sabrın çiçekleri er geç
Filizlenip açacak

Nazlı kız Elif`in aşk tomurcuğu
Şehir Mustafa`nın en son cocuğu
Elinde katıksız bir kuru ekmek
Başı boydan boya nazar bonçuğu

Yavru ceylan gibi ürkek bakışlı
Yay gibi kaşları hilal nakışlı
Babası görseydi öper koklardı
Kınalı saçları çiğdem kokuşlu

Sus ağlama Nazlı bebe
Zaten ağlatacaklar
Baban nasıl şehit oldu
Bir gün anlatacaklar
Dayan Elir kadın dayan
Kara gündür gececek
Sabrın çiçekleri er geç
Filizlenip açacak

Fatih Kısaparmak


Demir YumruK 2 Mart 2008 21:36

Gurur

'Aşkta gurur olmaz ' derler,
Gurursuz aşkın değeri nedir?
İpek de güneşte solmaz derler,
Solmayan ipeğin yeri nedir? ...

Gurursuz sevgi neye yarar?
Sevgi gururla birbirini sarar...
Gurur aşkı, sevgiyi arar,
Sevgisiz gurur neye yarar?

Sevgi gönülleri bağlar..
Araya girse de yüce dağlar,
Gurur dayanamaz sevgiye ağlar...
Araya girse de nice dağlar.

Gurur gönlün aynasıdır.
Sevgi o gururun bir pasıdır...
Gönül ne ise gurur da odur.
Gururlu gönülde aşk da budur...

Necmettin Özelçi
kaynak:atoloji


CaNaRY 2 Mart 2008 21:40

Elimde Olsa

Elimde olsa, serseydim çiçekleri dört bir yanına
Laleler uyandırsaydı sabahları
Leylaklar uyutsaydı, huzur içinde her gece seni
Elimde olsa, bir sabah uyandığında
Güneşin olsaydım ve hiç batmasaydım
Ölüm gecesi gelinceye dek
Elimde olsa, hep güldürseydim
Ağlamayı unutuncaya kadar
Sevince boğsaydım, ellerimle, yüreğimle seni
Elimde olsa, mutluluk taşısaydım
Kucak kucak, hiç usanmadan, hiç yorulmadan
Terimin son damlasına kadar, taşısaydım sana
Elimde olsa, sevgiye gömseydim seni,
Hiç yaşanmamış, hiç görülmemiş
Sevgiyi tek sen tatsaydın
Elimde olsa, yanlızca hayal etmezdim
Şu an kalemimin yazdıklarını
Sana yalnız elimden geleni yapabilme çaresizliğindeyim
Eğer yetiyorsa yalnız ellerim var, onları al.......

Refik Kestem


CaNaRY 3 Mart 2008 20:27

Sözün Acıydı

Sözün acıydı, yolun dolambaçlı...

Yedi uzun yıl geçerek
Yedi yıl dolaştın durdun...
İçimden bir his şöyle diyor:

Ayrıl arkadaşlarından istasyonda
Sabahleyin git kente İliklenmiş ceketinle
Bir dam ara

Ve bir arkadaşın çalarsa kapını

Aç! Haaa... Açma...

Yine de ört hislerini
Rastlarsan ana babana
İstanbul'da ya da başka bir yerde

Yürü git yabancı gibi
Yok ol köşede Tanıma!
Sana armağanları olan şapkayla gizle yüzünü

Göster! Aaah! Gösterme, gösterme yüzünü

Yine de gizle, ört hislerini
İşte burada ye şu eti, çekinme
Git rastgele bir eve yağmur yağınca

Otur bir sandalyeye

Ama çok kalma
Şapkanı da unutma
Söylüyorum sana

Ört hislerini


Ne söylediysen bir daha söyleme

Düşüncelerini bir başkasında bulursan tanıma

Kimseye imzanı ya da resmini vermemişsen
Kimsenin yanında bulunmamış ve kimseyle konuşmamışsan
Nasıl yakalayabilirler seni
Ört hislerini...


Dikkat!
Ölümü düşündüğünde

Mezar taşın olmasın yattığın yeri belirten

Üzerinde bir yazıyla seni eleveren
Ölüm tarihiyle seni açığa çıkaran
Bir kez daha, son bir kez daha

Ört hislerini...


Sevdiğim söylüyor bensiz olamayacağını

Bu yüzden kendime dikkat ediyorum

Yolda yürürken önüme bakıyorum

Ve korkuyorum her yağmur damlasından

Sanki beni ezeceklermiş gibi...

Sen yine de bana bakma

Ne giydiğini yaz bana

Sıcak tutuyor mu?

Uyuduğun yeri yaz bana

Yumuşak mı?

Nasıl göründüğünü yaz bana

Yüzün aynı mı?


Sorulardır sana bütün verebildiğim

Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim

Yorgunsan uzatamam elimi

Ya da açsan besleyemem

Sanki bu dünyada hiç yokmuşum

Unutmuşum gibi seni...

Sözün acıydı, yolun dolambaçlı...

Yedi uzun yıl geçerek

Yedi yıl dolaştın durdun..
.
( Dursun Ali Erzincanlı )


arwen 3 Mart 2008 22:55

rüyalarim ülkene uğramaz oldu artık
demek sürülmediğim toprağın kalmamış
halbuki biz aynı köyün çocuklarıydık
suyu çekilmiş çeşmelerde kağıttan düşler kurardık
bir de baktık..
biz büyüdükçe
hayal ufku daralmış
masalları avutmuyor ak sakallı dedemizin
ölüm kervanlarında adımız bir yokmuş, hep varmış
oysa her kabusun sabahını biz hayra yorardık..

bu gidişle ben değil sen söyledin bana;
yazdığım ne varsa hepsi yalanmış


mehmet zübeyir koçulu


jöly 3 Mart 2008 23:30

TÜRKÜ GÖZLÜM
Kar yağıyor türkü gözlüm
Kar yağıyor buralara.
Uzun hava ağıt gibi,
Dökülüyor bulvarlara.
Sen de gittin buralardan,
Böyle bir karlı havada.
Okul bittikten sonra 95'in yılbaşında,
Gelmiş özlemiştin beni,
Sarılmıştın hıçkırıkla,
Kar yağarken dilek tutmuş,
Kar yemiştin avucumda.
Nasıl gittin türkü gözlüm,
Mahzun kaldım buralarda.
Gülüşlerimiz geliyor,
Ağlıyorum buralarda.

Sen bir öğretmensin şimdi,
657 devlet memuru.
Kıt kanaat geçinirsin,
Seni beklediğim gibi,
Beklersin ay sonunu.

Belki de evlisin şimdi,
Bunca yıl geçti aradan.
Sen beni unuttun belli,
Türkü gözlüm çık hatrımdan.

Oralara da kar yağar mı,
Güneş çıkar mı ardından?
Saçaklardan su damlar mı,
Su girer mi papucundan?

Yokluk kötü türkü gözlüm,
Yokluğun çıkmaz aklımdan.
Varlık güzel türkü gözlüm,
Varlığın yitti yanımdan.

Okulun bittiği yıl tayinin çıktı doğuya.
Belki yazarsın diye,
Bir kalem almıştım sana.
O kalemle mektup yazmış
O kalemle ağlamıştın
Ama o son mektubunda
Sen ne kadar değişmiştin
Sözlerinde değişmişti
Değiştiğin belliydi ki
Kaleminde değişmişti.

Ah benim türkü gözlüm
Ne oldu birden sana ?
And içmiştik gündüz gece
And içmiştik kopmamaya.
Hacı Bayram'da dua ettik
Ayırmasın Allah diye...
Bir fakire para verdik,
Belki dua eder diye...

Fakir mi dua etmedi,
Sen mi yalancı çıktın
O fakiri göremedim,
Gelmedi namaz vakti.
Çok oturdum musallada,
Her tabutta kendim vardım,
Dua ettim ardım sıra...

Şimdi en arabesk duygularla
Dudağımda o türkü,
Yürüyorum bulvarlarda...
Ellerim üşürken hep
Ellerin gelir aklıma.
Yüreğim ağlıyor şimdi,
Yanıyorum buralarda...
Kar yağarken hazin hazin,
Ölüyorum türkü gözlüm,
Ölüyorum buralarda...


Bedirhan Gökçe


arwen 4 Mart 2008 00:09

aşkı sevmemeyi seven gönlünü
sevgiye bir kere aç ne olursun
bugünü yazarken silme dününü
mazini yarına geç ne olursun

sevgi ile beklesemde gelmezsin
mutluluk aşkta desemde bilmezsin
bir kerede insafa gel ölmezsin
tebessümün varsa saç ne olursun

geçemedim kibir denen bendinden
izin alsan kalb denen efendinden
inadından aşka doğru kendinden
bir gece benimle geç ne olursun

ne yaptımsa sana yaranamadım
kölendim peşinden ayrılamadım
düşlerdeki aşkı ben bulamadım
yarınımızı sen seç ne olursun..



fatih kaya rize


yimake 4 Mart 2008 22:22

Ağla Yüreğim
Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..

Melih Baki


arwen 5 Mart 2008 00:22

Denizin maviliği ulaşıyor sana;
O, en kendinden olana.
Geliştireceğiz daha; dünü karanlık olanı,
O, ölümle bir tutulanı,
Yenilmez, girişken bir güne.

Kurtulunması zor günlerden
Eriştiren uykumuzu/ izdüşümsüzlüğüne /
Bir düş gibi giren ozandan
Yeni bir günün hesap soruşunu
Benimseyecek, gülle büyüyecek adı.

Ölüm/ süren hayatı gül muştusuyla kazanacaktı
Der/ kenarında bir tarih yazmasının;
Kaç göç****** ki defterinde yazılıdır azığı,
Karabinası, mor cepkeni ve abası
Unutulmayacak; anılacaktır adı alkışla!...


ali rıza ertan



scanner_11 5 Mart 2008 09:46

Aslımı Sorarsan

Aslımı sorarsan Avşar soyundan
Ayrı düştüm aşiretten beyimden
Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen
Çıkıp da cana kıyanlardanım

Çekerim çileyi böyl'olsun bugün
Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim

Dadaloğlum der de böyle olmazdım
Gördüğüm günlerin birini görmezdim
Kavga kızışınca geri durmazdım
Meydanda kardaşa kıyanlardanım




Sedef 21 5 Mart 2008 15:04

Senin icin


son bir siir birakiyorum gozlerine
bir gulus
sicak bir opucuk
senin adina yazilan
defalarca yazip sildigim
birikmis siirlerimden kalan
adini koyamadigim
kalbimin agrisi kaldi

silinmemis hatiralar var
gozlerimde
her saniyesi,
her gunum,
sen

son bir siir
son bir dua
senin icin

alintidir



LaDymm 5 Mart 2008 18:15

Bakma Ürkek ala ceylan gibi hiç gözlerime,
Aşıkların el ele kol kola gezmelerine,
Bakma Sevda şarkılarının sahte sözlerine,
Bir nisan yağmurudur aşk gelip geçen hüzünle.

Bakma Sevgilinin yatmaları hoş dizlerine,
Çoğu ki yalan yazmasa da pişkin yüzlerine,
Bakma ayrılanın matem dolan kem gözlerine,
Bir günün ömrüdür aşk yarında mutlak biriyle.

Bakma sözlerinin her biriyse dolu yeminle,
Madem ki en has sevdaların sonu var günüyle,
Bakma şairlerin mısraları yalan özüyle,
Bir noktanın aslıdır aşk her cümlesi hazinle.

Bakma sevdalar galeyan gökkuşağı renginde,
Ne varsa yalan hep hangi sevda aynı dünüyle,
Bakma alımlı aşkı mümbit yalan yok sözümde,
Bir soluktur aşk bir alımlık süren yok ömürle.

Bakma damarında kanın fışkırması deminde,
Layığı yok aşkın bir çoğun astarı teninde,
Bakma Mecnun a Ferhat a has aşk onlar gibinde,
Bir çöl sıcağıdır aşk her sevenin sırf gönlünde.

Bakma, ala ceylan gibi gözlerimin içine,
Yalanım yok sevende bakın dur gözler üstüne,
Bakma, yalnız dönek dünya başka yok yeryüzünde,
Bir döngüdür aşk kimde değil her nerde gördümse.

YAVUZ KORKMAZ


the_devil_iblis 5 Mart 2008 20:26

Açık Dilekçe
Görmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey
Yaklaşanı ta yürekten vururlar
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

Gayeleri gönül kırmak dal gibi
Bakışları çifte favül bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
Gurur dolu pozlarında savcı bey

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
Çok silahtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey

Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Davacıyım, ara benim hakkımı...
Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
Yorulmayın izlerinde savcı bey.

Açık Dilekçe
Görmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey
Yaklaşanı ta yürekten vururlar
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

Gayeleri gönül kırmak dal gibi
Bakışları çifte favül bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
Gurur dolu pozlarında savcı bey

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
Çok silahtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey

Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Davacıyım, ara benim hakkımı...
Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
Yorulmayın izlerinde savcı bey.

Abdurrahim Karakoç


yimake 6 Mart 2008 22:54

24 Eylül 1945


En güzel deniz:
henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk:
henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür...


Nazım Hikmet Ran


arwen 7 Mart 2008 00:47

Gerçek bir yalnızlığa sığındım
Geç kalmış bir sevdanın gölgesinden
Ellerine tutundum
Teninde durdum
Bir rüzgar dokundu dudaklarıma

Uzak bir limanda soluklandım
Zor bir durağın sillesinden
Canımdan yakalandım
Dalında soldum
Bir şimşek yeşerdi güzelliğimde

Derin bir susuzlukta yol aldım
Dün artık anlamsız,anılar ölüm
Söylenecek söz dindi
Uçurum oldum
Bir acı yerleşti cehennemime

Güz yitti,
kış bitti
Belki
sadece
Aşk değdi
ilk defa
yüreğime…



hatice nayır


DEsssT16 8 Mart 2008 10:09

"O olmazsa yaşayamam."
demeyeceksin. Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin..
. Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

Can YÜCEL


the_devil_iblis 8 Mart 2008 20:27

Kadın ve Nehir

İkisi de sürükleyip götürüyor ne varsa
Kadınla nehir arasında bir fark göremiyorum
Buluşuyor bir anlam iki ayrı sözcükte
Saçları omuzundan akıyor birisinin
Ötekinin mızrağı saplanıyor denize

Biri ihanet istemez, köprü istemez öteki
Kadından ve nehirden ancak aşkla geçilir
Biri geyik barındırır sularına eğilen
Öbürü bir avcıyı koynunda geliştirir

Maraton koşusuna benziyor ikisi de
Düş çalarken suçüstü yakalanmış çocuklara
Benim kadınım bir nehrin profilden fotoğrafı
Senin nehrin benziyor ateş emziren kadına

Bir halk ezgisi sanki, öfkeli ve tedirgin
Belki kalp çarpıntısı, yanardağ ve infilak
Nehir mi desem kadın mı, ikisi de olabilir
Ya iyi yüzme bilirsin ya sevmeyi adam gibi
Bir nehre ve kadına ancak böyle girilir

İkisi arasında bir fark göremiyorum
Erkeğinin yanında gözden geçirir kendini
Kadın sunar ruhunu gövde ambalajıyla
Dibindeki yosunun susuzluğunu bilir
Nehir ustadır artık köprüsüz buluşmada

Söğüt dalı olsaydım öper miydim bir nehri
Taçlandırırdı kadın aşkını haketseydim
İlle bir fark olmalı aralarında denirse
Biri denizi çağrıştırır öbürü uçurumu
Sal olduğumu bilirdim nehre düşseydim eğer
Ötekinde bir sınav sorusu olduğumu

Nehir: Doğada bir yatak bulmamaktır kendine
Kadın: Aramak değildir yatakta kendisini
Buradaki ayrıntı elbette önemlidir
Yine de diyorum ki, öyle büyük bir fark yok
Nehir eşittir kadın, kadın eşittir nehir
ABDULKADİR BUDAK


yimake 9 Mart 2008 19:47

Ağla Yüreğim
Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..

Melih Baki


CaNaRY 9 Mart 2008 23:49

Demedim Mi?

Demedim mi bu hasret bitirir seni

Ay dolanır gider, yalnız kalırsın

Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın

Demedim mi yüreğim sevme!


İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz....

Geri dönen hangi güvercinin var?

Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?

Demedim mi aklım, inanma!


Bir gün naza çeker kendini demedim mi?

Görmesen zindana döner bu şehir...

Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir

Demedim mi gözlerim bakma!


Demedim mi bu ürperten sıcaklık...

Bu taze güzellik kaybolur birgün?

Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsün

Demedim mi ellerim dokunma!


Demedim mi bir gün susar şarkılar

Sesine ses veren rüzgar olur...

istediğin kadar artık bekle dur...

Demedim mi kulağım duyma!


Birgün çıkıp gideceği belliydi

Ayan-beyan belliydi anlayamadın.

Başka bir rüyada şimdi o kadın

Demedim mi kollarım sarma!


Bütün çektiklerim senin yüzünden

Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden

Ah! şimdi paramparça oldun binbir yerinden

Demedim mi gururum kırılma!

(Yavuz Bülent Bakiler)


Sedef 21 12 Mart 2008 01:47

MELÂL PERİSİ

Bağrıma bir gece çöktü, ağlama,
Bir garip hayâlet girdi rüyâma,
Dedi: "Sen âşıksın artık akşama:
Çünkü ben gönlüne keder getirdim.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

"Duyurmadan geçer sevginin günü,
Neşe bu cihânın dönmez sürgünü,
Al armağanımı ve yar göğsünü:
Yarası kapanmaz hançer getirdim.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Beni gördün, artık çıkmam aklından,
Titreyerek kaçar sana yaklaşan,
Al kanlar fışkırır elini sıksan:
Her yanı dikenli güller getirdim.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Bahara erişip düşme emele,
Derdini yavaşça geceye söyle,
Başını eğip de şarkımı dinle:
Hicrân illerinden haber getirdim...

Nurullah Ataç
( 1898 - 1957 )


DEsssT16 12 Mart 2008 14:08

Eskiler alırım, haydi eskici
Eski halı, kilim, giyisi alırım
Bir zahmet bana da uğra eskici
Acele edersen memnun olurum

Çekinme eskici, içeri buyur
Burada bir aşkın ateşi uyur
Baktıkça içimin yangını büyür

İşte şu odada baş başa kaldık
Şu ahşap masayı birlikte aldık
Onun, şu gördüğün kadife koltuk

Bilsen şu camları örten perdeler
Neler gizlediler, neler gördüler
Konuşabilseler neler derdiler

Burada ne varsa hepsi senindir
İlk önce duvardan tabloyu indir
Hiç sorma resmini gördüğün kimdir

Onun şu daktilo, şu kalem kağıt
İster sat, istersen hayrına dağıt
Sussun bu hıçkırık, dinsin bu ağıt

Sabır mı dayanır bu ihanete
Hiçbir şey bırakma kütüphanede
Benim ne işim var defter kitapla
Topla be eskici hepsini topla

Hepsinde yaşayan bin bir anı var
Hepsinin bir şeyler söyler yanı var
Al götür hepsini sırdaşlarımın
Kurusun kaynağı göz yaşlarımın

Al götür eskici ne resmi kalsın
Ne yüzü, ne izi, ne ismi kalsın
Onsuzda gülmeye değer bu dünya
Onsuzda görmeye değer her rüya

Cemal Safi


Demir YumruK 12 Mart 2008 18:26

Can Misali

Hasret yakınca gözlerim
Kan misali

Özlem tutuşunca içim
Kor misali

Dudağımı öper kadehler
Yar misali

Geliversen ne olur
Can misali...

Nurten Altınok
kaynak:antoloji


yimake 12 Mart 2008 21:14

Bir Sevgili İstiyorum - Ertuğrul Ergenay
Yoksulluğu paylaşacak günüm güneşim olacak,
varlığı aşkta arayıp herşeyi bende bulacak;
garip gönlümün dilinden söylemeden anlayacak,
yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum,
yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum.

Kaderse cefaya derde benimle karşı koyacak,
kötü günde iyi gün bilip yanımdan ayrılmayacak;
zavallı şu yüreğimin her gün teselli bulacak,
yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum,
yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum.

Mutluluğu beraberce ömür boyu yaşatacak,
sıcacık bir yuva kurup hayatı hep paylaşacak;
kırılan temiz kalbimi heyecandan durduracak,

yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum,

yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum.

Sadece bir tek arzum var hayırlı günler doğacak,

hayalse bu yazdıklarım rüyalar gerçek olacak;

aşkın tarifi yok başka beni baştan yaratacak,

yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum,

yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum.


DEsssT16 13 Mart 2008 19:22

Gidene kal demeyeceksin. ..
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep sen olursun...
Düşün...
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. ..

Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.


NIETSZCHE


DEsssT16 13 Mart 2008 23:32

...hayat bize
mutlu olma şansı
vermedi sevgili
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık
çünkü. Dünyanın öbür
ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı. Kedilere
ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında
ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün
hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek,
severek, sevilerek, düşünerek... Ve o
vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...

Yılmaz Güney


RuYa 14 Mart 2008 12:39

Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur CEZMİ ERSÖZ


DEsssT16 14 Mart 2008 22:38

Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

Can Yücel


CaNaRY 15 Mart 2008 07:47

Yağmur Herkese Yağar.
Güneş ısıtır Herkesi.
Mevsimler, Herkes İçindir.
Yalnız Çığ Altında Kalan,
Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi.

Herkes İçindir, Aşk Da Ayrılık Da.
Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan.
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık.
Kiminin Hayatı, Yalnızca Unutkanlıktan.

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa.
Kimi Hiçbirşey Öğrenmez Karanlıktan.
Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi,
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan.

Yağmur Herkese Yağar.
Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini.
Onca Şarkı, Onca Film, Onca Roman.
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi.

Çığ Altında Kalan, Sele Kapılan,
Aşktan Ve Acıdan Ölen,
Birkaç Kişi Dünyayı, Başka Bir Yer Yapmaya Yeter.
Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan.
Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider.
Geçer Gider Herkes,
Hikayelerdir Geriye Kalan...


Murathan Mungan


Demir YumruK 15 Mart 2008 12:18

Sesli Düsüncem

Ne kadar asil bir durusu var 'GURUR'
Anlamida bir o kadar heybetli
Hakkiyla tasiyabilene helal olsun.
Hirslarina 'GURUR' duvari örenlerede (sustum)

Varlikli bir dostunun,arkadasinin yada akrabasinin
Basarisini kiskanip,
Tenezül etmez tavir sergilemeninde adi da 'GURUR'
Ama bu biraz degisik (fesat) GURUR.

Birde yardima ihtiyaci olanin takindigi 'GURUR' var
Istemem yan cebime koy türünden
Alsa 'GURUR' gidecek,almasa verilen yardim.
Hos ikinci ihtimal icin lafi hazir
' Eli verdi,bilegi cekti ' denir
Yine degisik bir (pazarlikli) GURUR.

Son bir örnek daha..
Bitmesi gereken iliskilerde kullanilan ' GURUR '
Ya amacina ulasmistir,
Ya da amacina ters gelen biseyler vardir.
Ama yasanmisliklar vardir..
Cok kirici olmamak gerekir.
Asil görünecek ya.!
En azametli sekliyle giyer (basit) GURUR zirhini
Ve gider.....

Kimse üzerine alinmasin lütfen,
Sesli düsündüm ben.

Nurten Isilak

kaynak:antoloji



Saat: 21:57

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık