![]() |
şiirler güzel... |
Zorla Hatırlayacaksın! Şimdi burdan gidiyorum Geriye kalan bir yığın boş söz var Zehir gibi çekmişim içime sigarayı Oynadığım sokaklar Kavgalarda yediğim yumrukların Acısına aldırmadan Şimdi burdan gidiyorum Kahve gözlerine bakmadan bir daha Bir daha yıkılmadan Bir daha vurulmadan alnımdan Vefasızlığına ve acımasızlığına bir daha ağlamadan Hiç arkama bakmadan kapıları çarpmadan Silmeden yazdıklarımı Ve yazdıkarımdan utanmadan Yaşadığımdan utanmadan Şimdi burdan gidiyorum Ve sevdiğimizi bir çiçeği sever gibi sevmesini bellettiği O yakışıklı yüreğimi de götürüyorum Bir de senin o zehir zemberek kahve gözlerini Şimdi burdan gidiyorum Bir sen bilirsin işte Hani çok sıcaktı Hani sadece ben üşüyordum o sıcakta Hani sadece benim ağzım kurumuştu oysa heyecandan... Ve bütün söyleyeceklerimi bir anda unutmuştum Belkide yutmuştum İlk orda kopararak o kahve gözlerini Edemediğim iki kelime var ya Bir de onu götürüyorum Zorla hatırlayacaksın! İkibinaltı, Agustos... Ben varım ama sözler yok Oysa gözler yalan söylemez Bunu sende bilirdin Ne yazıkki yalan söyledin... Yani bendim işte o köşedeki çocuk Bendim yorgan altı ağlayan Biliyorum bu aşk benim gizli bahçemdi Daha önce kimse girmemişti Tarifide zor oldu işte Belkide sadece yaşayan bilir ve yaşayan bilecek Şimdi burdan gidiyorum Kahve gözlerine bakmadan bir daha Bir daha yıkılmadan Bir daha vurulmadan alnımdan Vefasızlığına ve acımasızlığına bir daha ağlamadan Hiç arkama bakmadan kapıları çarpmadan Silmeden yazdıklarımı Ve yazdıkarımdan utanmadan Yaşadığımdan utanmadan Biliyorum bir melek getirdi kanadının birinde bana bu aşkı Kimse bir şey söylemesin artık Hiçbirseye hiçbir kimsenin eli değmesin Hiçbir şey kirlenmesin Sakın ha! Kimse bu aşkı anılarının tozlu raflarında bulundurmasın... Zorla hatılayacaksın! İkibinaltı Agustos Birde yirmisekiz Bu aşk bir yağmurdu Ve o yağmurlar benden başka sana deymedi... Sen bu sözlerime bir mendile koy artık Ve bir şafakta rüzgara kat Küllerimle birlikte... |
Sen bahçene bakarsan O bahçede gül olur Sen gülleri sevmesen O güller diken olur Sevgiyle atılan tohum Kocaman ağaç olur Sevgi sevgiyi süsler Sevgisiz aşk yok olur Sen insanları seversen İnsanlar sana dost olur Sen insanlık bilmezsen Dostların düşman olur Sen devleti soyarsan Malın mülkün çok olur Onda yetim hakkı vardır Bir bakmışsın yok olur. |
Tutsak Dizeler /Dilektir / Yaymadan ahtapot kollarını şehire Gündüzleri içine sindiremeyen gece, Hiç değilse erken saatlerinde bu akşamın, Sıfır noktasında yaşamın, El uzatmamışken henüz şişelere ve şiire Acıları biraz unutsak. / umuda taleptir / Bir dağ yüzünü yıkasa ırmakta, Kıyıları bin kere daha öpse deniz, Martılara dönüşse aksaçlı bulutlar, sen geçsen rast bir şarkının içinden, Tadına varsak sevinçten ağlamanın.. Sürgün verse umutlar, Soyunup benliklerimizden Biz olsak.. / ara nağmedir / Düşe düşmektir, şiir; gülüm. Ve alçak gönüllü bir ustadır, ölüm. / yüzleşmedir / Herkes kendi çemberinde tutsak bu akşam Anıların raksında gözlerim, Sevişmenin slaytında cenin.. dudağımda takılı son hecenin, Cümlesinde sevdam tutsak.. |
Önce hiçlik doğar, Ansızın iki çocuk doğurur, Gece ve dipsiz derinlik Evren; Yalnızlık ve boşluk, Sessizlik, sonsuzluk olarak kalmış. Sevgi; Karanlık ve ölümden doğmuş, Işık ve Işığın arkadaşı Günü yaratmış. Yeryüzü yaratılmış. Yeryüzü; Ana ile gökyüzünü yaratmış Anlaşılan; Sevgi ve Işık, Birlikte doğmuşlar yeryüzüne Sevişmişler Çocukları olmuş işte. |
Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum... Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum..!! Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik… Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim... Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan… Öyle anlamsız ki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum… Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan. İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri. http://img231.imageshack.us/img231/568/forestzm1.gif |
Ne garip, Ben sevgiden söz ediyorum. Sen paradan. Ben "seviyorum" diyorum. Sen "param yok" diyorsun. Ben seni istiyorum Sen dünyayı…… Ne garip, "Anlat bana sevgiyi" diyorsun. Nasıl anlatayım? Sevgi anlatılır mı ki? Yaşanır! Sevgi yaşanır. Kelimeler bilmez sevgiyi Saçlarında dolaşan parmaklarım bilir, Dudaklarında solan dudaklarım bilir. Gözlerimin ucunda damladır sevgi Sadece yaşanır, anlatılmaz ki. Para,pul,servetin ne faydası var? Parayla sevgi alınamaz ki. Ne garip, "Sevgiyi anlat bana" diyorsun. Bunca zaman anlamadıysan…… Ne anlatayım ben sana? Uzat ellerini tutmak istiyorsan Karlı tepelere uzan. Gökteki yıldızlara uzan. Kanat çırp sevdalı kuşlara yetiş Arı ol, kelebek ol, çiçeklerle seviş. Fırtına ol, kasırga ol Azgın dalgalarla boğuş. Karanlık gece ol sonsuzluğa Ecelle gökyüzünde buluş. Daha ne anlatayım sana canım. Daha ne anlatayım? Sevgi anlatılmaz ki. Yaşanır! Sadece yaşanır. Yaşanan her yerde sevgi dolaşır. |
SEN YOKSUN sen yoksun deniz yok yıldızlar arkadaşım ya bu gece harika bir şeyler olsun yahut bir bomba gibi infilak edecek başım ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım istanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak işte kolkola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgar karşı sahilden fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz havada kanat sesleri ve çılgın kokular deniz yok yıldızlar uzaklaşıyor ben yine yalnız kalıyorum istanbul minareler kaybolmuş sen yoksun |
sevgi zindanına koydular beni, gözlerim, gözünü görmüyor Nazlım, bir bilsen nasıl özledim seni, gardiyan resmini vermiyor Nazlım. burada tek dostum soğuk demirler, taş gibi can yakar, ağır emirler, uzak sahillerden geçer gemiler, özgürlük gemisi geçmiyor Nazlım. hasretin, kalbimde sönmeyen bir kor, bir bilsen, zindan sensizlik çok zor, ağlama, gurbeti yine hayra yor, zindanda, pek hayır etmiyor Nazlım. daha sağ mı, annem bekler mi beni? burada, kardeşim bildim gölgemi, zindanda büyüttüm, garip sevgimi, ölmedim de, zindan bitmiyor Nazlım. sadece avunmak yetmiyor Nazlım... |
Boş kağıt yaşım daha genç yani öyle diyorlar biliyorum, yudumladığım kahve çektiğim nefes kadar acı değil ve ciğerlerim değil kanayan boş birer kağıt tutuşturuyorum ellerine bocalıyorlar biri çöpten adam çiziyor diğeri kağıdı uzun uzun süzüyor sonra da karalıyorlar yaşım daha genç biliyorum elimde boş bir kağıt okudukça gülüyorum |
| Saat: 05:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık