![]() |
Anlaman imkansız çektiklerimi Bitmeyen çileli dertlerimi Allahım ne günah işledim ki ben Sevgide hüsran çizdin kaderimi Seninle mutluyum dememiş miydin Sevgimi canımı vermemiş miydim Allahım ne günah işledim ki ben Sevgiden başka şey istememiştim Ümitsiz boşlukta dolaşıyorum Verdiğim sevgiye kahroluyorum Allahım ne günah işledim ki ben Vefasız o yardan kopamıyorum |
Ayrılık Günü Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü Durmadan çalınır kulaklarımda Şarkıların en hüzünlüsü Seni alıp uzaklara giden otobüs Benim üzerimden geçer hışımla Devrilir, bakakalırım ardından Bir sel gibi akan gözyaşımda... Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız Karanlık gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin Böyle perişan beklerim dönmeni Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem, en koyusu acıların Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem Böyle durup durup senden ayrılmak varsa Orada bir mezar kazılır benim için Ayrılığın nerede başlarsa. |
*İn(ti) har s'Ayıklaması* Kâbuslar gördüm uyandırmayan korkusundan Sen yoktun kulağımda yanık şarkılar Bu halini görmemiştim acının kocaman Ciğerim bittiydi zaten Daha derinden, yüreğimden, yükselen bu duman Bir ölü daha bitirdi beni Bir ömre daha sahip oldum bilmeden Can acısı nedir bildirmeden Bir akbabayı daha vurdum mezarlık bekçisi Doğduğu andan itibaren sürekli ölen insanlar adına Bir temsilcileri tarafından ben mesela Yok öyle ayrım, hem erkeğe hem kadına Duyurulmalı bu mesele: Ölenler var hala! Oysa bir cesede daha can vermiştim apansız Bir kasırga üretip zavallı bir Akdeniz melteminden Neye uğradığını şaşırdı meltem ama alıştı kasırgalığa da Bir kitap düşürdü beni sokaklardan beynime Bir filmin değinilerini kavramak gibi sıra dışı Filmler iyi vakit geçirme aracıdır ya çoğu zaman Düzenlesem bir şeyleri; en azından şu kitaplığı Kitaplar öyle kararsız, öyle sersem, öyle zavallı Aldırmayın dostlar, kadı kızı dahi değil hatadan beri Ki hiçbir fil zaten ezmek istemezdi rengarenk çiçekleri Kalmadı ağaçlarda yeşil yaprak Kuzular tekmil ölüm orucunda Çocuklar gelmiyor parka, bomboş kaydırak Bense başındayım ölümün Yani ki, hayatın ucunda Mezartaşı dikilmeli tarafımdan adıma Karataştan olmalı dedeleriminki gibi |
sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen, tutuk, saygılı. bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı. bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı siz geniş zamanlar umuyordunuz çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi. gizli bahçenizde açan çicekler vardı, gecelerde ve yalnız. vemeye az buldunuz yahut vakit olmadı |
YALANMIŞ MEĞER Yalansız bir dünya ister dururdun En büyük yalanlar sendeymiş meğer Sen aşkı her şeyden kutsal bulurdun En büyük günahlar sendeymiş meğer Bir ömür diyordun bir mevsim sürdü O sevda ateşin ne çabuk söndü Ettiğin her yemin tersine döndü En büyük yalanlar sendeymiş meğer Giderken aklına geldi mi sözün? Acı bir gerçekle doldu mu gözün? Utançtan kızarıp yandı mı yüzün? En büyük yalanlar sendeymiş meğer "Yalanmış meğer yalanmış meğer O büyük aşkımız yalanmış meğer Yalanmış meğer yalanmış meğer Beni çok sevdiğin yalanmış meğer" |
Sevgiyi bilir misin? Kaynağını. Bir sevgilisi olduğunu bütün insanların. Yok deme sakın, var, biliyorum senin de… Seversin değil mi?, ağaçları, kuşları, denizi, güneşi, böcekleri, dağları, kırları, pınarları. Kainatı… İşte ‘O’ gerçek sevgili, tüm sevgilerin kaynağı. Yoktan var eden, güzeli, çirkini, engin deryaları… Mümkün mü? Sevmemek, ‘O’ nu. Hem de büyük bir aşkla, ve, ‘O’ nsuz yaşayabilmek. |
Yalnız gecelerin esiri oldum, Kalbime aşkının düştü ateşi, Kendimi şimdi kadehe vurdum, Bana söylediğin sözler yalanmış. Dünyamı karartan bu ihanetin, Bedeli varmıdır söyle sevgilim, Aklımı başımdan aldı gidişin, Uğruna geçtiğim yollar yalanmış. Mevsimler seni benden ayırdı, Yaşayan ölüyüm sensiz sadece, Gündüzleri karanlık gece sayıldı, Dünyamı karartan gözler yalanmış. |
arkandan bakıyorum sevgili değişmişsin çok sanki bir misafirdin yüreğimde de şimdi pılını pırtını toplayıp evine mi dönüyorsun? içimi acıtıyorsun sevgili martılara bile acıyan sen bana acımıyorsun demek sevmiyorsun beni onlar kadar olsun. ama neden gidiyorsun? ağlamama bile izin vermeden sana son bir kez sarılmama hatta sesini duymama izin vermeden yabancılaşıp bana hatta hatta şehire bile elveda derken benden neden esirgiyorsun bir hoşçakalı? tamam sevme beni martılar kadar ama gitme sevgili martıların diyor ki öksüz bırakma bizi... ikimizi... |
Gözlerinde gördüm karanlık geceyi Ve gözlerinde gördüm sensiz gececek günleri. Bilmeden gönlümü bağladığım seni, Nasıl olurda bir kalemde silerdim. Olmaz bilirim sonu yok bende, Belki seversin diye beklerim bende. Gitme desemde dinlemezsin bilirim, Bir umutla gitme dedim dinlemedim. şimdi kalmak ister gibi bir halin var anlayamadığım. Anlatmak istediğin neyse benim bilmediğim, Seninde aslında cevap veremediğin, Bir soru var şimdi cevabı zor, yaşamak zor. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Bu sabah uyandığımda açmamıştı henüz bahçemdeki Anka kuşu gözlerini. Kaf Dağı ardında bir ormanda tanımıştım. Avuçlarımda bıraktığın boşluğa kondurdum rengarenk ve küçük bedenini. Yanımda uzanan sendin sessizce... Öpüşlerini kaybedeli çok olmuştu... Biliyor musun sana bakamayalı ne yollar keşfettim boyası çoktan dökülmüş duvarlarımda... Bak mesela şu karşı ki, hani senin en sevdiğin tablonun asılı olduğu duvar... Sen uyurken sarı saçlı, rugan ayakkabılı bir kızın bahçesi oluveriyor. Tutup elinden içimdeki çocukluğun çekmeden önceki ben gibi aynı... Tarla kuşlarına yol gösteren resmimiz var başucumda birde... Göremediğimiz yerlerin havası sinmiş gözlerimize... Sonra birden bir toz bulut gözlerimde . Uyanıyorum... Uyanışımla peydah oluyor yine ikimizin yerine yaşadığım yalnızlık... Ağzımda geceden kalan kahve tadı , Karalanmaya çalışılmış birkaç kağıt yerde duran... Hazırlanmış valizin kapının önünde.. Şımarıkça alıp saklasam gitmez misin acaba? Masallarıma bakıyorum o anda. Yok diyorlar...Yapamazsın... Ben sana getirmiştim oysa Zümrüd-ü Anka’yı , Rugan ayakkabılı kızın bahçesinden çiçekler toplamıştım başucuna bırakmak için... Göremediğimiz ne çok yer var oysa... . . . . . . Bir adres bırak hiç olmazsa .. Gülmesin ardından kimseler Adressiz mektuplarıma... Ağlıyorum halime sessizce... Özlüyorum... . . . Ayalarımda ki nem, Gözlerimde ki tutku, Tenimde ki alevdi gözlerin... Bitmezdin sen... Bitmemeliydin... Olmadı... Ve ben çok zaman sonra anladım senin bile gidebileceğini... |
| Saat: 01:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık