![]() |
Neden... Herşey niye benim istediğim gibi değil Hava güneşli de insanların kalpleri niye ışıltılı değil Umutlar hep uzaklarda.... Elimi uzatıyorum buldum diye Hemen benden uzaklaşıyor. Daha ne kadar kovalayacağım kaçan umutları? Kaçın umutlar başkaları tutsun sizi Ben tutamadım... |
Özledim Kendimde değilim, gittin gideli, Gözlerinin gülüşünü özledim. Fırlatıp yüzüğü attın atalı, Damlaları silişini özledim. Çiçeğin kalbimde kimse dermedi, Şaşırıp yabana koku vermedi, İnan ki hasretin sona ermedi, Buseleri alışını özledim. Bir tatlı hatıran kaldı anımda, Dolaşır durursun şimdi kanımda, Sokulup usulca gece yanımda, Uykulara dalışını özledim. Yaptığım hatayı, gördüm geç oldu, Bir yanlış uğruna,ömrüm hiç oldu, Şimdide resmine bakmam suç oldu, Kadir kıymet bilişini özledim. (8 Şubat 2005-İskenderun) Gürsel Güveloğlu |
SENİ SÖYLÜYOR senden başkasını anlayamıyorum gönlüme anlatamıyorum ama seni kimseyle karşılaştıramıyorum, aynı kefeye koyamıyorum seni kıskanıyorum, seni çok ama çok seviyorum sığmıyor senin sevgin dağlara, taşlara ve de dünyalara ufukta güneşi, semada ayı görsem seni sanıyorum, sen diye bakıyorum dedim ya seni çok ama çok seviyorum ve de kıskanıyorum tutuşuyor sinemin en değerli düşleri, niçin diye sorsam, yüreğime seni söylüyor, seni mırıldanıyor ve de seni kıskanıyor sönmez, bir elevi kim söndürebilir ki, kim su serpebilir ki seni söylüyor yüreğim, seni tarif ediyor ve de seni gösteriyor taş yüreği kim ufalayabilir ki, kim savurabilirki seni söylüyor yüreğim, seni ama seni söylüyor sunsada efkarlı düşlerim senin engüzel anılarını, fayda etmiyor, gönlüm seni ama seni istiyor sinem seni saklamak, senin le avunmak, sana aşık olmak, seni kıskanmak istiyor en güzel, en değerli, en yaşatılır, sevgi ve de mutluluk olsa gerek seni tablo gibi yaşatmak, sanal olsada, sen olmayınca teselliye çare belki ama seni sevmek, sevginle avunmak, yanında olmak, sonsuz zamanla seninle olmak en güzel, en kayda değer, en muhteşem, yarası aşkın, merhemi varlığın olsa gerek |
AYRILIŞ Bakakalırım giden geminin ardından; Atamam kendimi denize, dünya güzel; Serde erkeklik var, ağlayamam. |
Nefesim Sensin taakat yok gelemem gayri eridi yüregimin yagi. geçti zaman kaldi gözyasi. yazginin bize oyun zamani. öldü....öldü gözlerinin bahari. yalnizligin simdi tam zamani. cemil cümlede nese ani. kaderin bana oyun zamani.. gel ey ömrümün yazi.. ecel kapimda gayri.. asuk burda masuk ayri.. verilecek bir nefes kaldi.. |
Bir Fit Daha http://www.beyazkarga.com/yok.jpg Kalbimin kanatlarını kırdı zaman; |
Sesleniş Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi... Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu. Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da, paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük. Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma bizi... Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular. Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi... Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkim, unutma bizi... Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere. Asildik ey halkim, unutma bizi... Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina, demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler. Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi... Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey halkim, unutma bizi. Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi... Uğur Mumcu |
|
Haketmiyorum Sevgisizliği Bir gün olupta aramadın sormadın Derdime derman biçare olmadın Yoldaşım olmadın hayatımı çaldın Şimdi seni benaffedermiyim? Senin için boynumu büktüm Her fırsatta nelere katlandım Acımadın bana veryansın ettin Şimdi seni ben affedermiyim Dalında açan gül gibiydim Kendim koptum sana geldim Toprağımı vermedin suyumu esirgedin Şimdi seni ben affedermiyim Unutmaki bu dünya hep zalim Kimseki bulacak ölüm ani Zannetmeki kalacak dünya malı Şimdi seni ben affedermiyim Erhan Akalın |
Ben Bu Derde Düşeli Bu Sakalı Kırkarım Ben bu derde düşeli bu sakalı kırkarım Dost ila bilişeli bu sakalı kırkarım Ben kırkarım o biter çimende bülbül öter Usta berber der yeter bu sakalı kırkarım Aşka olup mülazım bilindi cümle razım Gayrı sakal ne lazım bu sakalı kırkarım Ben çalarım tanbura giyinirim tennure Hak çerağın uyara bu sakalı kırkarım Var mı bunda bir hatam gayrı gönülden atam Çok mu gelir bir tutam bu sakalı kırkarım Ben gezerim yazıda kuvvetim var bazuda Ne işim var kazıda bu sakalı kırkarım Kaba sakal istemem hep kesilse gam yemem Hiç kısa uzun demem bu sakalı kırkarım Sakalımla kaşımı bıyığımla başımı Hak onara işimi bu sakalı kırkarım Kaygusuz Abdal menem fartu fartu bilenem Bir tüyünü koymanam bu sakalı kırkarım Kaygusuz Abdal |
| Saat: 07:31 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık