MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

DEsssT16 15 Mart 2008 19:41

Bir Zaman Gelir..
Her Sey Unutulur..
Hic Yasanmamıs Gibi Durur Evler, Odalar, Zamanın Gerisinde..
Bizler İlerlemis Oluruz Cunku..


Nankörlüğümüzle..
Aşk'ın Kıyameti Budur Aslında.. Yaşanılanı
Hiçe Saymak ,
Unutmak, Vefa'dan Bi Haber olmak..
En Nihayetinde Nankör Olmak! Aşk'a Kıyametleri
Koparttırır .

Kimisi Aldığını Zannederken Verir, Karşısındakini
Yüceltir,
Kimisi Vermeyi Bile Bilmez
Aşkın Uç Noktalarını Görememiştir.. Hep
İster..
Hep İsteyen, Görmeyen, Dinlemeyen.. Bu Alışverişte
Bir Hayalden Düş kırıklığından Başka Hiç Birşey
Elde Edemez,
Hayal ettiği de Kendinindir Zaten... . Kendine Kalır..

Aşk Bir Danstır Aslında ; Tarafların Uyumuyla Bir
Şaheser Haline
Gelir,
Bunun Yanında Komedramlar Yaşanacaktır Elbette..
Çılgınca Kendini Kaptıranlar, Dans Etmesini Bilmeden
Kabugunda
Duranlar
Maskaralar, Birbirinin Ayağına Değil , Üstüne BASANLAR
Elbette
Vardır , Olacaktır.


Onemli Olan Kıymet Bilmektir.. Vefa Satılmaz Hic Bir Yerde..
Aşkın Kendine Özgü Bir Dili Vardır Bilirmisiniz?
Bilmeyenle Konuşmaz Zaten, Ama Gel Görki Herkesin
Yüreğinden Nedenini
Bilmesede Bir
Hüzzam Şarkısı Geçmiştir..
Aşk Konuşur! Duymasını Bilene..


Yanınızdakinin, Yakınınızdakinin Kıymetini Bilin
Aşkı Küstürüp, Ne Kendinize Eziyet Edin
Ne Karsınızdakine...
İnsan Oğlunu Ayakta Tutan En Büyük Duygulardan Biri
Budur...
Aşk Yaralı dır Ve Neredeyse Çaresiz Hale gelmiştir.
Herkes Gercekten Daha Duyarlı Olabilir..
Ve Dikkat edin Aşk Gezegeninde Kıyamet Her An Kopabilir...

Kenan Evren Asman


Sedef 21 15 Mart 2008 19:46

MEMLEKETİMİ SEVİYORUM
Memleketimi seviyorum:
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.



Memleketim:
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları,
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.



Memleketim.
Memleketim ne kadar geniş:
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.
Erzurum Yaylası'nı yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye
utanıyorum.



Memleketim:
develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,
kavak
söğüt
ve kırmızı toprak.



Memleketim.
Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla
Bolu'nun Abant gölünde yüzer.



Memleketim :
Ankara ovasında keçiler:
kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.
Yağlı, ağır fındığı Giresun'un.
Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması,
zeytin,
incir,
kavun
ve renk renk,
salkım salkım üzümler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sığır
ve sonra : ileri, güzel, iyi
her şeyi,
hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım,
yarı aç, yarı tok
yarı esir...

Nazım Hikmet Ran
( 1902 - 1963 )


yimake 15 Mart 2008 22:06

Gittin...Bitti - Nurten İnceoğlu
Beni burada bulumayacaksın
Sanma ki 24 şubatı hatırlayacağım
O günü ve seni unutacağım,neden mi?
Beni göremediğin için,
Bense seni tanıyamadığım için
O gün bir facia idi hayatımda
Öyle kalacak
Şu deprem vardı ya onun tarihi olacak
O gün…….. ve ben her yıl o günü
Deprem faciası olarak hatırlayacağım
Aslında ben seni unutmak için sevmemiştim,
Öyle olacak görünen
Neyse sana yolculuğunda
Mutluluklar
“seni düşünen bir yürek var”
deme bana, düşünmediğin ortada

Seni tanımadan önce ağlıyordum
Ağlıyordum ya
Tanıdığım günde
Hala ağlıyorum
Bu sefer sen ağlatıyorsun
Beklememiştim ya senden bunu
Sende öyle çıktın
Hain çıktın

Şimdi anlıyorum,ben seni değil
İçimdeki özlemi
Aşk özlemini sevmişim
Layık değilmişsin sevgime
Kapatmak istiyorum ya seni
Bırakmıyor içimden bir şeyler
Olsun yinede bitireceğim seni
O özlemi de terk edeceğim seninle
HOŞÇA KAL CANIMSIN BENİM

Nurten İnceoğlu



Demir YumruK 16 Mart 2008 18:04

Sensiz Ankara...

Dün yağmur yağdı Ankara'da bardaktan boşalırcasına,
Sanki benim yerime Ankara ağlıyordu,
Sanki senin gidişinle Ankara kahroluyordu...
Ankara'da biliyordu bu son gidişti;
Gelmeyecektin birdaha,dönmeyecektin Ankara'ya
Kendini bu kadar sevdirmişken zamansızdı bu gidiş...

Ankara bugün de ağlıyor dünkü gibi,
Alışamamıştı yokluğuna tıpkı benim gibi,
Sokaklarda çağlayanlar oluştu aynı gözlerimdeki gibi,
Dostlar bile fayda etmedi;çünkü sevmişim seni deli gibi...

Ankara'da yarın güneş açacakmış,ısıtacakmış insanları,
Umuda yelken açıp unutacakmış yaşananları,
Peki ben ne yapacağım yarın?
Unutabilecekmiyim yaşananları?

Söz verdim Ankara'ya seni unutmayı deneyeceğim;
Seni unutamayacağımı bildiğim için Ankara'yı terkedeceğim,
Yanlış anlama Ankara seni hep seveceğim;
Ama sevgilime söz verdim onun yanına;
Cennet'e gideceğim..


Aslıhan Erdal

kaynak:antoloji



yimake 16 Mart 2008 18:11

UYAN



Baksana kim boynu bükük ağlayan?

Hakk-i hayâtın senin ey Müslüman!

Kurtar o biçâreyi Allah için.

Artık ölüm uykularından uyan!



Bunca zamandır uyudun, kanmadın;

Çekmediğin kalmadı, uslanmadın.

Çiğnediler yurdunu baştan başa,

Sen yine bir kerre kımıldanmadın.



Ninni değil dinlediğin velvele...

Kükreyerek akmada müstakbele

Bir ebedî sel ki zamandir adı;

Haydi katıl sen de o coşkun sele.



Karşı durulmaz cereyan sîneçâk...

Varsa duranlar olur elbet helâk.

Dalgaların anlamadan seyrini,

Göz göre girdâba nedir inhimâk?



Dehşet-i mâziyi getir yâdına;

Kimse yetişmez yarın imdâdına.

Merhametin yok diyelim nefsine;

Merhamet etmez misin evlâdına?



"Ben onu dünyaya getirdim..." diye,

Kalkışacaksın demek öldürmeye!

Sevk ediyormuş meğer insanları,

Hakk-ı übüvvet de bu câniliğe!



Doğru mudur ye’s ile olmak tebah?

Yok mu gelip gayrete bir intibah?

Beklediğin subh-ı kıyamet midir?

Gün batıyor sen arıyorsun sabah!



Gözleri mâziye bakan milletin,

Ömrü temâdisi olur nekbetin.

Karşına müstakbeli dikmiş Hudâ,

Görmeye, lakin daha yok niyyetin!



Ey koca Şark! Ey ebedî meskenet!

Sen de kımıldanmaya bir niyyet et.

Korkuyorum Garb'ın elinden yarın,

Kalmıyacak çekmediğin mel’anet.



Hakk-ı hayatın daha çiğnenmeden,

Kan dökerek almalısın merd isen.

Çünkü bugün ortada hak sahibi,

Bir kişidir: "Hakkımı vermem!" diyen.

5 Şubat 1330 (1915)
MEHMET AKİF ERSOY ( MİLLİ ŞAİR)


Sedef 21 16 Mart 2008 18:22


AŞKTIR GERİDE KALAN

İnkâr etmem aşkı
Ağzı bir elma tadı ağzımda

Sevdiği oyuncaklar
En güzeli mızıka

Derken geçer gider birdenbire
Güzelim yaz

Eylülle hüzün
Türkülerde yağmur

Uykusuz geceler ki
Çoktaaan unutulmuştur

Severdi her şeyi
Yollar uzun yürüse

Küçük çakıl taşları, birkaç sümüklüböcek
Bir serçe



ALİ PÜSKÜLLÜOĞLU



DEsssT16 16 Mart 2008 20:24

Bunaydın

Bir limon kalmış güneşten
Bi de daluçlarında buhur
Bulutlar ki kar
Bulutlar yağıyor
Dizdüşümlerime...
Bir tahtaboştasın loş
Sarmanlar gelip gidiyor
Silüsler beyazdan da yılan
Sen bu tipiden çıkmıyacan...
Bir limon kalsa da güneşten
Bir de ölümcül umut
Sen bu umuttan iflah
Olamaya
Can. . .

Can Yücel


drzombie 16 Mart 2008 20:40

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber. http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif



MEHMET AKİF ERSOY


Sedef 21 16 Mart 2008 20:42

Özledim Seni

özledim seni bu gün sebep yokken
uzansam hayallere dokunurum sandım bak

yıllar geçmiş üstümüzden
hala ilk günkü gibi aklımdasın
özledim seni özledim seni
özledim seni özledim seni
sen doğdun
en güzel cümlenin en güzel öznesi
tanrının unuttuğu bu kentte
cennetten düşen bi manzara gibi
özledim seni özledim seni
özledim seni özledim seni
söylenecek çok sözüm vardı
hepsi yarım kaldı
neler ummuştum hayattan
elimde ne kaldı
kırılan kalbim miydi yoksa
karnımdaki bu sancıyla
küflenmiş ruhum unutmadı
unutmadı seni hala
özledim seni özledim seni
özledim seni özledim seni…


alintidir



CaNaRY 18 Mart 2008 08:17

Gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?

ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden
benim yazım değilsin, korkarım kışım da
tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi
sen ateşsin
saat 17.28
kimbilir, şimdi neredesin

yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış

aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?

ne zaman girdin aklıma da, karıştım gecelerde
benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de
yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi
sen havasın
saat 22.16
kimbilir, şimdi hangi kuytudasın
arındım ve çözüldüm geçmişin kirli nefesinden
geceye düştü uyku, titredi acı soluk
kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu
üşümeler içimden akıyor, oluk oluk

tutku! Bildiğim ama gösteremediğim resim
akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam
susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır..?
nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek..?
yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim
söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek..?
ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm
kaçarım değilsin, korkarım tutanım da
sen topraksın
saat 22.39
kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın...
Pelin Onay...


LaDymm 21 Mart 2008 19:33

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili
Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
Su tozları yağıyor üstümüze
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
Karanlık çöktü denize
Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı
Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ
Attila İlhan


jöly 21 Mart 2008 21:12

ŞAHANE SERSERİ

yolumdan çekil yavrum
bağlasalar duramam
demir asa demir çarık dedim
neyleyim!
yolculuk dedim
ağaçlara tünedi yine akşam kargalarla bir
rüzgar kendini yerden yere vuruyor
kırık dökük yıldızlar belirli uzaktan
telsiz mevceleri ardım sıra koşturuyor
anamdan yolcu doğmuşum
yedi dağın yolları kalbimden geçer
salkım salkım mısralar gelir içimden
dudaklarımda yağmur damlaları
alır beni yollar beni alır gider

anamdam yolcu doğmuşum
nehirlerle birlikte denizlere kavuştum
akşam dedim
şu koca dünya dedim
ağlasam dedim
yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir
ekmeğin ve şarabın peşinden
turnaların peşinden
büyük şehirler büyük aşklar
çığlık çığlığa terkedilir
ben
çocuklar gibi sevdim devler gibi ıstırab çektim
damarlarımda dünyanın bütün rüzgarları
harblere açlıklara yalnızlığıma rağmen
anamdam yolcu doğmuşum
neyleyim
gurbet dedim
vatan dedim
hürriyet dedim.

Atilla Ilhan


CaNaRY 22 Mart 2008 09:17

Yıllar geçti,ben yoruldum
Dillerde kirlendi adım
Ne uslandım,ne duruldum
Ben seni hiç unutmadım...

Takvim sonunu unuttu
Bülbül kanını unuttu
Düşman kinini unuttu
Ben seni hiç unutmadım...

Çehren gibi baktım aya
Kanadım,toprağa,suya
Dağ-taş düşerken uykuya
Ben seni hiç unutmadım...

Sen,beni erken unuttun
Elveda derken unuttun
Sen,sözün varken unuttun
Ben seni hiç unutmadım...

Sen,gönlünce bir aşk düşle
Hayata yeniden başla
Sevgim üzerse bağışla
Ben seni hiç unutmadım...

Kullar dinini unuttu
Mahşer gününü unuttu
Yollar yönünü unuttu
Ben seni hiç unutmadım...

Dinlemedim eşi-dostu
Herkes kızdı,sonra sustu
Bana annem bile küstü
Ben seni hiç unutmadım...

Bir vedayla ölünmezmiş(!)
Bana kız mı bulunmazmış(!)
Bilmezler,bu garip bir iş
Ben seni hiç unutmadım...

Şu akşamlar yordu beni
Yıldız-yıldız vurdu beni
Hatıralar sardı beni
Ben seni hiç unutmadım...

Biz ayrıldık,ah bu yüzden
Dalgalar koptu denizden
Bir ben kaldım,ikimizden
Ve ben seni unutmadım...

Aslı,nazını unuttu
Kerem,sazını unuttu
Mecnun,sözünü unuttu
Ben seni hiç unutmadım...

Şu göklere yemin olsun
Kızıl kara yemin olsun
“Yalan yer”e yemin olsun
Ben seni hiç unutmadım...
Binbir kere yemin olsun
Ardınsıra yemin olsun
Ben seni hiç unutmadım
Ben seni hiç unutmadım...

Ali Kınık...



jöly 22 Mart 2008 14:36

KAÇ GECE AĞLADIM

Sana söylediğim tüm şarkılarda,
Aşkımı haykırdım duyan olmadı,
Kendimi kaybettim hatıralarda,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.

Kimisi kul etti, kimisi köle,
Mutluluk yerine verdiler çile,
Hasreti sapladım şimdi kalbime,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.

O suskun akşamın her saatinde,
Kaç gece ağladım duyan olmadı,
Yıllarca yaşadım kalbim dolmadı,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.



Erhan SAKA


Sedef 21 22 Mart 2008 19:29

GÖZLER KALBİN AYNASIDIR

Gönül bir aşk yuvasıdır
Ümit aşkın rüyasıdır
Seviyorsun hayır deme
Gözler kalbin aynasıdır

Gözler kalbin aynasıdır
Yalan nedir bilmez onlar
Siyah, mavi, yeşil olsun
Aşkı inkar etmez onlar

Şiir gibi roman gibi
Okuyorum bak aşkını
Öylece bak gözlerime
Çevirme hiç bakışını

Gözler kalbin aynasıdır
Her bakışta bir söz vardır
Acı olsun tatlı olsun
Orda kalpten bir iz vardır

Yağmur gibi damla damla
Seven gözler konuşurlar
Gözden kalbe bir yol gider
Ayrılanlar kavuşurlar


alintidir


firstlady 22 Mart 2008 19:55

Sana Benziyor Yoldaki Bütün Adamlar Bu Sabah
Huzurla
Hüzün
Nasıl Yaşanır
Aynı anda
Senle
Ayrılık
Nasıl
benzersiniz
Bu kadar
Nerdesin sen
Sabrımı sınıyorsun
Neler yaşıyor
insan
Ölüm gibi
imkansıza alışıyor
İğde dalında kalır
Düşlerin bazen
Fal tutarsın
evlerin camlarından
İçinde sevdiklerin
varmış gibi
Sonra düz bir
otobanda bulursun
kendini
Kaya çiçekleri
toplarsın
Kaldırımlardan
Ilık bir hayatın
olsun istersin
Uyandığın sabahlarda
Olmaz
Ardımda bıraktığımı
hissediyorum
Yinede sana benziyor
bütün adamlar
Bu sabah......

Hülya Koculu


Sedef 21 22 Mart 2008 19:58

Tek Sende


http://www.kircicekleri.com/siir/teksende/resim.jpg

aşksız yaşamaktan bulanık yüreğim ah eder
kirlenmiş mi herkes dilsiz gezer kim kimi dinler
mızrapta inleyen teller benim sevdamı söyler
uzat gülüşünü gönül pınarım sana aksın


hovardaca harcadım hayatı artık huysuzum
Kerbelada unutuldum bir sevgiye susuzum
gölgeli telaş sardı her yanımı uykusuzum
uzat dizini başımı dayayıp dinleneyim

çatlayan bir serap oldu hayatımda ne oldu
adrese varmayan pulsuz postaya döndü soldu
içimde kendimi dolaşırım yollar yoruldu
uzat ellerini tutsana beni çok bitkinim


günler askıda kuruyan yaprak yaşamıyorum
kırılmış narin çiçeğim mutsuzluk saçıyorum
başkaldırdım anılara kendimden kaçıyorum
uzat bakışını yoktan gelip tüme varayım tek sende kalayım

SERDAR SAN


Demir YumruK 22 Mart 2008 20:14

Her geçen gün zorlaşıyor

Hep bu düzene yenik düşüyoruz
Ne zaman bir adım atsak birileri dur diyor
Fazlasıyla emir ve gözetim altındayız
Özgür olmamız her geçen gün zorlaşıyor

Hep bu sisteme yenik düşüyoruz
Ne zaman çıkarlarına karşı gelsek koruyucuları vuruyor
Korku veren titretici mücadelelerle geçiyor ömrümüz
Özgür olmamız her geçen gün zorlaşıyor

Hep dogmalara yenik düşüyoruz
Ne zaman gerçekleri söylesek cahil bırakılmışlar kükrüyor
Kutsal tarihin tacirci zırvalarına körü körüne bağlanıyoruz
Özgür olmamız her geçen gün zorlaşıyor

Hep kendimize yenik düşüyoruz
Ne zaman maddiyat peşinden koşsak kötüler bizi kandırıyor
Bilim yüzyılının teknolojik köle pazarlarında satılıyor ruhumuz
Özgür olmamız her geçen gün zorlaşıyor

Rahman Uske


CaNaRY 23 Mart 2008 04:15

Bir Soluk(tur) Aşk


ey aşk!
sana meydan okuyorum; uzaklığın kadardır gayretim!
ey aşk!
sana meydan okuyorum; yakışın kadardır cennetliğin!
ey aşk!
sana susarak meydan okuyorum!
ey aşk,
dizlerimi çöküyorum;
meydan okuyuşum bir başkadır benim;
bir acziyetin resmi kadar masum,
ama 'bir' karşısında diz çöküş kadar aziz.
ey aşk!
sana yalvarıyorum; meydanın olsun yüreğim,
erenlerin aşkı kadar nezih bir haldir dilediğim.
erenlerin aşkı kadar arlı, bir’e erdiren.
ey aşk!
sana sîretimi teslim ediyorum;
aklayasın artık,
sana sûretimi teslim ediyorum;
ahsen eyleyesin artık.
sana tüm varlığımı emanet ediyorum;
bir’e vardır artık beni.
ey aşk!
dünyamın merkezindesin;
arşımın direklerisin,
birlikte olduğum bir sevgili kadar yakınımda,
bir’e kavuşturan bir dua kadar gerçek,
özümdeki nutfe,
döndüğüm toprak kadar mütevazi.
ey aşk!
ben susarım bir başka alemin imarıyken sen,
ben anlatamam bu alemde seni;
bana susmak yakışır!

Sare Nokta


yimake 23 Mart 2008 21:05

AĞLAMA

Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!
Tek damla yaşın düşmesin yere.
Bak, tek güzelliğimiz yokluk,
Sana bir öğüt; ağlama boş yere.

Ne olursa olsun hiçbir şey değmez,
Senin bir damla gözyaşına.
Ağlayana kimse boyun eğmez.
Kimse bakmaz kimsenin yaşına.

Ne kadar kötülük, pislik varsa;
Sen herşeyi tertemiz öğren.
Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;
Seni garip sanır her gören.

Ağlama sakın çocuk, ağlama!
Korkmayana zarar gelmez, bunu bil.
Sevgini hep söyle, sakın saklama.
Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil.

AHMET HAMDİ TANPINAR


jöly 23 Mart 2008 23:08

SUYU ŞİİR BİLDİM SUSUZLUĞU AŞK

sesinin kokusu var
şiir parlatan ince parmakları

gerekçeli bir rüzgârın
tende belâgat burcusu

dünyayı hep unuttum
bütün dillerini yuvarlanmış karanın
suyu şiir bildim susuzluğu aşk

nedensiz bir terk edişti suya aşınmak
eskiciye devredilen kullanılmış ırmak

kirpik gibi kardeş gibi
sessizce döküldükçe göğsüne ormanın
anneyi yakan uzun esmerlikti

sesinin kokusu var
kalbimi titreten mahcup itibarı

boşluğu hep unuttum
içimde büyüyen sökülme arzusunu
sadakati şiir bildim
sadakatsizliği kâğıda dağılmayan mürekkep

dönüşsüz bir yolculuktu suya göçmek
ker*** evde kavlayan kimsesizlik

dem gibi kuytuluk çöl gibi
büyüdükçe ayak dibinde sıtmalı çocuğun
babayı yıkan ıslak suskunluktu

sesinin kokusu var
sağdığım her gülün yanaklarında
benzersiz gümbürtüsü

gülü şiir bildim
gülsüzlüğü gücünü yitirmiş en elzem sihir

böyle de güzelsin yok/su dil..!


sadakatsizliği kâğıda dağılmayan mürekkep




Azad Ziya EREN


miss_didem 24 Mart 2008 02:45

UYANDIRMAK İÇİN SENİ
I
uyandırmak için seni
ayışığı sonatından geceyi çaldım
ıssız bir şehre gittim hiç gitmediğin
sessizliğe bilmediğin şiirler fısıldadım

rüzgarların dindiği kıyılarda
öykünü dinledim ıslak kumlardan
deniz uyuyordu ayak ucunda
aramızda tüy gibi uçarken zaman

aralık perdelerden yüzüne düşen
ayın tenha seslerini okşadım
açıklarda yitmiş bir yelkenliden
eğilip yıldızlara gölgeni öptüm

II
kimsesiz çocukların ince parmaklarıyla
dokundum düşlerinin kırılmış aynasına
eski resimlerin soluk çizgilerinden
ellerini seyrettim mağaralarda

uyandırmak için seni
bütün geçmişini yeniden yazdım
bir gülü iliştirip yalnızlığına
unuttum ne varsa unutmadığın

uçucu bir kokuyla sardım çıplaklığını
bir dağ gecesi gibi ürperdi tenin
soluğundan soluğuma uzanan
uzun bir yol diledim

uyandırmak için seni
alnına solgun düşen saçlarını seyrettim
sonsuzluğu çağırdım avuçlarından
yalnız bir yıldız gibi ölürken kalbim

Ayten MUTLU


yimake 24 Mart 2008 19:47

Ahmet Selçuk İLKAN---Bana Bunu Yapmayacaktın
Bana Bunu Yapmayacaktın!
Bana bunu yapmayacaktın
Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni
Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin
Ve öylesine gururlu bitişin.
Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu
Erken düştü masken yüzünden
Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil
Bir hiçtin
Görüyorsun işte
Gittin
Ve de bittin…

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni
Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin
Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni?
Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin?
İşte ellerimde
Suç ortağın bir sinema bileti
Bir pastane köşesi
Bir tiyatro gişesi.
Bu kadar ucuza gitmeyecektin
Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı
Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni
Şimdi boş bir mezar bulsam
Seni böylesine sevdiği için
Oraya bırakırdım kalbimi…


Sedef 21 24 Mart 2008 20:12

UNUTMA


Yetmiş gün bir öksüz gibi yaşadın;
Annenin gittiği günü unutma!
Senin için kendini harcayan kadın,
Unutulmaz oğlum, onu unutma...

Mezarı olursa koy bir kaç çiçek,
Babanın rüyası olunca gerçek.
İstersen dünyada her şeyden el çek;
Bayrağı, ırkını, dünü unutma!

Anneni konuştur getirip dile;
Anlatsın nasıldı çektiğim çile.
Gurbette tükenip dönmesem bile
Unutma oğlum hiç, beni unutma!

19 Ağustos 1944 Hüseyin Nihal Atsız


RuYa 25 Mart 2008 18:06

yüregim yaralı bir kuş gibi çırpınmakta
sen yoksun yine........
sensizlik kadar acıtan şey yok inan bu yüregimi
çok zor be bitanem
zor....................
keşke alışmasaydım sana
keşke baglanmsaydım sana
belki de
yasak oldugun için çekici gelmişindir bana
yoooooooooo hayır asla
istesemde haykırsam da aglasamda vazgeçemiyo bu yürek.......
girmiş bir kere sevda kurşunu çıkmıyo
o kurşun beni öldürmeden çıkmayacak .
inan yüregim sana karşı
ne hissettigini bile bilmiyo SEDEF GÜNAYDIN


arwen 26 Mart 2008 02:20

Virandı şehirler sensiz gecelerde
Sisli Düşleri bıraktık gerilerde
Hayatıma hayat katmışsın meğerse
Aşkına susadım firari gönlümde

Kalbim yokluğunda parça,parça olurken
Mutsuzdum gemiler ufka yelken açıp giderken
Sızlardı yüreğim,sahillerde seni beklerken
Aşkına susardım firari gönlümde

Başımı omuzuna yasladığımı düşlerken
İncindiğimde boynumu büküp ağlarken
Sırlarını yıllar boyu saklarken
Aşkına susardım firari gönlümde

Ruhun ruhuma hükmederken
Mahzun bakışlarımda kırıktı kalpler
Hüzünlü düşlerimde suskundu kelimeler
Aşkına susardım firari gönlümde


ahu çağla


Sedef 21 26 Mart 2008 02:22

FERDA

- Bugünün gençlerine -

Ferda senin; senin bu teceddüd, bu inkılâb...
Her şey senin değil mi ki zâten?.. Sen, ey şebâb,
Ey çehre-i behîc-i ümîd, işte ma'kesin
Karşında: Bir semâ-yi seher, sâf ü bî-sehâb,
Âğuş-i lerzedârı açık, bekliyor., şitâb!
Ey fecr-i hande-zâd-ı hayât, işte herkesin
Enzârı sende; sen ki hayâtın ümidisin,
Alnında bir sitâre-i nev, yok, bir âftâb,
Sönsün mûebbeden.
Sönsün müebbeden o cehennem; senin bugün
Cennet kadar güzel vatanın var, şu gördüğün
Zümrüt bakışlı, inci şetaretli kızcağız
Kimdir bilir misin? Vatanın... Şimdi saygısız
Bir göz bu nazlı çehreye - Allah esirgesin
Kem bir nazarla baksa tahammül eder misin?
İster misin, şu ak sakalın pâk ü muhteşem
Pîşâni-i vakaarına, bir kirli el demem,
Hattâ yabancı bir el uzansın? Şu makberi,
Razı olur musun, taşa tutsun şu serseri?
Elbet hayır; o makber, o pîşâni-i vakur
Kudsî birer misâl-i vatandır... Vatan gayur
İnsanların omuzları üstünde yükselir.
Gençler, bütün ümmid-i vatan şimdi sizdedir:
Her şey sizin, vatan da sizin, her şeref sizin;
Lâkin unutmayın ki zaman tünd-ü mutmain
Bir hatve-i samût ile ta'kîb eder bizi.
Önden koşan, fakat yine dikkatle her izi
Ta'mika yol bulan bu yanılmaz muâkıbin
Şermende-i itabı kalırsak, yazık!.. Demin
"Ferda senin!" dedim, beni alkışladın; hayır,
Bir şey senin değil, sana ferda vediadır;
Her şey vediadır sana, ey genç, unutma ki
Senden de bir hisâb arar âtî-i müştekî.
Mâzîye şimdi sen bakıyorsun pür-intibah,
Âtî de senden eyleyecek böyle iştibâh.
Her uzvu girdibâd-ı havâyicle sarsılan
Bir neslin oğlusun; bunu yâd et zaman zaman.
Her yıldırımda bir gece, bir gölge devrilir,
Bir ufk-ı i'tilâ açılır, yükselir hayât;
Yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya inhitat!
Yükselmeli, dokunmalı alnın semâlara;
Doymaz beşer dedikleri kuş i'tilâlara...
Uğraş, didin, düşün, ara. bul, koş, atıl, bağır;
Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır!



Tevfik Fikret
( 1867 - 1915 )




arwen 26 Mart 2008 02:26

Yaram kanıyor gönlümde
Aşkına küskün gözlerim
Bu bekleyiş hiç bitmeyecek belkide
Bakışlarına küskün gözlerim

Hayatın bilmece
Kaçıyorsun gündüz gece
Canım acıyor sen iç çekince
Gözlerine küskün gözlerim

Sözlerin hece,hece
Buluyorum seni hiçlikte
Hançer gibi saplanıyor aşkın kalbime
Aşka küskün gözlerim


ahu çağla


yimake 26 Mart 2008 22:09

DÜNYA ÇIĞIRINDAN ÇIKTI.

Dünya çığırından çıktı nere gidiyor bilmem.
Bir daha bu dünya’ya gel deseler de gelmem.

Patlamalar ölümler sanki yarış ediyor.
Bebekler doğar doğmaz terörle tanışıyor.

Bu böyle devam etmez bir çare bulunmalı.
Terörle beslenenler tek tek durdurulmalı.

Bugün Diyarbakır’da bir patlama duyuldu.
Hiç günahsız insanlar orada öldürüldü.

Bunu yapan insanlar asla insan olamaz.
Bunları destekleyen bu ülkede kalamaz.

Arkadaşlar bu işin asla şakası olmaz.
Bu işlere bulaşan umduğunu bulamaz.

Devletimiz güçlüdür Bu oyunlara gelmez.
Çok sıkı bağımız var kimse bizi bölemez.

Terörden medet uman bu zavallı insanlar.
Sonları perişandır bunu böyle bilsinler.

Abdulkadır Azaklı


Sedef 21 27 Mart 2008 01:34

Bilemedim

Hep ağladım gülemedim

Doyasıya sevemedim

Aktı gitti gözyaşlarım

Bir teselli veremedin

Bilemedin bilemedin
Gözyaşımı silemedin
Sel oldu dağlar taşlar
Benim gibi sevemedin
Vurgun yedim gözlerinden
Zehir saçan sözlerinden
Ne istedin yüreğimden
Bir teselli veremedin
Bilemedin bilemedin
Gözyaşımı silemedin
Sel oldu dağlar taşlar
Benim gibi sevemedin
Dağların dumanı bitmez
Sevdaları baştan gitmez
Şu zalıma gücüm yetmez
Bir teselli veremedin
Bilemedin bilemedin
Gözyaşımı silemedin
Sel oldu dağlar taşlar
Benim gibi sevemedin

Salim Erben



RuYa 27 Mart 2008 12:31

kimsesizim bir sokak ortasında,
üşüyorum yürüdügüm yolda.
nedenini bile bilemiyorum,
bildigim tek şey seni çok seviyorum...

sensin benim tek nedenim,
sensizlikle cezanlandı bedenim.
ben sensiz artık bir hiç'im,
kimsesiz ve ve caresizim BAHAR AYDIN


arwen 28 Mart 2008 00:31

Gittiğini anladım
Pencereye bakınca
Hoşçakal yazıyordu
Camının buğusunda

Buz gibi donakaldım
Odanın ortasında
Ayrılık düğümlendi
Bir anda boğazımda

Şuursuzca yürüdüm
Başıboş sokaklarda
İsyanım yalnızlığa
Kalbimde ki sızıyla

Acı gerçek silinmedi
Penceremin camında
Her bakışta çakıyor
Şimşek gibi ruhumda


levent gezici


the_pretty 28 Mart 2008 12:25

Karanlıkta Kar Yağıyor

Ne maveradan ses duymak,
ne satırların nescine koymak o "anlaşılmayan şeyi",
ne bir kuyumcu merakıyla işlemek kafiyeyi,
ne güzel laf, ne derin kelam...
Çok şükür
hepsinin
hepsinin üstündeyim bu akşam.

Bu akşam
bir sokak şarkıcısıyım hünersiz bir sesim var;
sana,
senin işitemeyeceğin bir şarkıyı söyleyen bir ses.

Karanlıkta kar yağıyor,
sen Madrid kapısındasın.
Karşında en güzel şeylerimizi
ümidi, hasreti, hürriyeti
ve çocukları öldüren bir ordu.

Kar yağıyor.
Ve belki bu akşam
ıslak ayakların üşüyordur.
Kar yağıyor,
ve ben şimdi düşünürken seni
şurana bir kurşun saplanabilir
ve artık bir daha
ne kar, ne rüzgar, ne gece...

Kar yağıyor
ve sen böyle "No pasaran" deyip
Madrid kapısına dikilmeden önce
herhalde vardın.
Kimdin, nerden geldin, ne yapardın?
Ne bileyim,
mesela;
Astorya kömür ocaklarından gelmiş olabilirsin.
Belki alnında kanlı bir sargı vardır ki
kuzeyde aldığın yarayı saklamaktadır.
Ve belki varoşlarda son kurşunu atan sendin
"Yunkers" motorları yakarken Bilbao'yu.
Veyahut herhangi bir
Konte Fernando Valaskerosi de Kortoba'nın çiftliğinde
ırgatlık etmişindir.
Belki "Plasa da Sol" da küçük bir dükkanın vardı,
renkli İspanyol yemişleri satardın.
Belki hiçbir hünerin yoktu, belki gayet güzeldi sesin.
Belki felsefe talebesi, belki hukuk fakültesindensin
ve parçalandı üniversite mahallesinde
bir İtalyan tankının tekerlekleri altında kitapların.
Belki dinsizsin,
belki boynunda bir sicim, bir küçük hac.
Kimsin, adın ne, tevellüdün kaç?
Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim.
Bilmiyorum
belki yüzün hatırlatır
Sibirya'da Kolçak'ı yenenleri
belki yüzünün bir tarafı biraz
bizim Dumlupınar'da yatana benziyordur
ve belki bir parça hatırlatıyorsun Robespiyer'i.
Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim,
adımı duymadın ve hiç duymayacaksın.
Aramızda denizler, dağlar,
benim kahrolası aczim
ve "Ademi Müdahale Komitesi" var.
Ben ne senin yanına gelebilir,
ne sana bir kasa kurşun,
bir sandık taze yumurta,
bir çift yün çorap gönderebilirim.
Halbuki biliyorum,
bu soğuk karlı havalarda
iki çıplak çocuk gibi üşümektedir
Madrid kapısını bekleyen ıslak ayakların.
Biliyorum,
ne kadar büyük, ne kadar güzel şey varsa,
insanoğulları daha ne kadar büyük
ne kadar güzel şey yaratacaklarsa,
yani o korkunç hasreti, daüssılası içimin
güzel gözlerindedir
Madrid kapısındaki nöbetçimin.
Ve ben ne yarın, ne dün, ne bu akşam
onu sevmekten başka bir şey yapamam.

25.12.1937
Nazım Hikmet Ran


arwen 28 Mart 2008 13:49

HASRET
Hasret sensizlik demek.
Hasret yokluğun,
Hasret sana susamışlığım demek.
Yanımdayken dokunamamak sana,
Uzağımdayken özlemin demek.

Yanımdasın bedeninle,
Uzansam dokunacağım ellerine,
Sevmek dokunmak,
Dokunmak yaşamaksa sevgiyi
Ben hasretinle yaşıyorum
Bu kahrolası sevgiyi…
Seviyorum seni
Seviyorum hasretimi.



fatma yaprak


RuYa 28 Mart 2008 16:42

Sen...

ah sen.. her cümlenin başı, sonu, ortası hep sen...

bilmiyorum nezaman kurtulurum sen adının geçtiği bu nöbetlerden.

nasıl unuturum gözlerindeki yıldızların gözlerimden içime akışını..

nezaman biter bu kendinibilmez dizginlenemez bekleyişlerim..

ahh sen varya sen...

ne garip şeydin anlaşılmaz gülüşlerinle,

ne tadı doyumu olmayan bir sevdaydın yüreğimde yarası kapanmayan...

senden nasıl vazgeçerim ben..

bilmiyorum nezaman biter bu ucu bucağı olmayan sorgulayışlarım.

ahh be sevgilim kimbilir nezaman son nefesimi verir de elimi eteğimi çekerim seni sevmekten......



SENİ HERZAMANKİNDEN DAHA ÇOK ÖZLÜYORUM HER YENİ GÜNDE..

HERGÜN YENİ Bİ ACI EKLENİYOR SENSİZLİĞİN VERDİĞİ O HASRETE..

HERGÜN DAHA VAZGEÇİLMEZ OLUYOR YÜREĞİNDE YAŞAMA İSTEĞİ KENDİMİ...

SEVİYORUM SENİ BEEE VARMI ÖTESİ HADİ BIRAKIP GİTTİĞİN GİBİ SENİ BANA ENGELLEDİĞİN GİBİ YÜREĞİMİ DE ENGELLE SENİ SEVMEKTEN.. HADİ ÇIK KARŞIMA BENİ SEVME DE. HADİ DUR KARŞIMDA DİMDİK GÖZLERİME BAKIP BİRZAMANLAR SENİ SEVİYORUM DEDİĞİN GİBİ



''SENİ ARTIK HİÇ SEVMİYORUM'' DE .



SENİ HİÇ YAŞANMAMIŞ FARZEDİYORUM DE,

BİZ BİTTİK BİZ TÜKENDİK ARTIK BİZ DİYE BİRŞEY YOK DE

HADİ BUNLARI SÖYLEDE BENDE O ZAMAN SENİ SEVMEYE LANET OKUYAYIM ....

SENİ SEVMEYİ BIRAKIP SEVDİĞİM KADAR NEFRET ETMEYE BAŞLAYAYIM....



AMA BİLİYORUM Kİ SEN BANA BUNLARI DİYEMEZSİN

SEN BENDEN VAZGEÇEMEZSİN ..

BİLİRİM BANA NE DERECE DÜŞÜKÜN OLDUĞUNU..

BİLİRİM SENİNDE BEN GİBİ BİR HİÇ OLDUĞUNU BENSİZKEN..

SABREDİYORUM BİTANEM SENİ BÜYÜK BİR SABIRLA BEKLİYORUM

VE BİRGÜN GELECEK BURAYA YAZDIĞIM YAZILARIM HÜZÜNLE MUTSUZLUKLA BİTMEYECEK..

YİNE SENİNLE BAŞLAYIP SENİNLE BİTECEK AMA HEPSİNİN SONUNA VİRGÜL EKLENECEK SEN VE BEN YAŞADIĞIMIZ SÜRECE BU HEP BÖYLE DEVAM EDECEK ...

NEZAMAN Kİ ECEL GELDİ İŞTE OZAMAN SON NOKTA EKLENECEK..

VE BİZİ BİRLEŞTİRİP AYIRAN O HAYAT BİZİ TEKRAR BİRLEŞTİRDİĞİ ZAMAN BİZİ AYIRMAYA ÖLÜMÜN BİLE GÜCÜ YETMEYECEK........ EDANUR ÖZÇELİK...


arwen 28 Mart 2008 17:05

Sakın bensiz ağlama.
Gözyaşlarımız birleşsin sel olsun.
Aksın!
Aksın da gittiği yerde göl olsun.
Sakın bensiz ağlama!
Ağlayacaksan!
Sakın! Sakın bensiz ağlama.
Göz yaşlarına ortak olayım.
Senden bana yadigar
Kokunla
Bırak!
Ben sensizken ağlayayım.
Hani göz yaşlarımla beslediğim
dikenlerini kopardığım
Kırmızı gül var dı ya.?
Artık yok
kurudu sevgimle
birlikte kurudu.
Yok oldu.
Geriye kalan gözyaşım
ve yalnızlığım oldu.
Özlenen bir sevda
Ağlanan bir geçmiş.
Hiç bir zaman
bir daha verilmeyen şans.
Ve geri de kalan umutsuz
bir aşk
Buna rağmen sakın
bensiz ağlama!
Sana kıyamam.
Yanında olmasam da
Hasretinle kalsam da
Sakın bensiz ağlama


mesut öztürk


CaNaRY 28 Mart 2008 19:39

Tenha bir gecede vurdular şiiri
Kan sızar dudağımdan sözüm yaralı...

Daha kaç kurşuna seversin beni
İçimde tıka basa şehir kavgası
Kirlenmiş bakışlarımda hüzün
Ayazını avuçlarından çaldığım güzün
Zamansız sorgusundayım şimdi
Başını yaslayıp sustuğun omzum yaralı...

Yüzümden düşen bin parça an'sın
Yansın sana dokunduğum akşamlar
Zehir zıkkım yokluğunda kustuğum kansın
Ve kimliksiz bir telaş sararken içimi
Bütün yolların sana çıktığı bu şehirde
Koca bir yalansın
Çokluğuna yenik düştüm yine, azım yaralı...

Bu sokaklar tanır beni
Sırtıma değen bakışlar
Bu siren sesleri duvar yazıları gölgeler
İzmarit sancısında yürüyüp giderken
Sessizce kapanan perdeler
Örtemez içimin arsız günahlarını
Yarsız sabahlarda bıraktığım izim yaralı...

Nicedir türkü duyulmuyor uzaklardan
Kulağıma gelen alabildiğine yağmur sesi
Bir kadın nefesi özlüyor boynumun ilmek yeri
Bütün cümleleri sildim mektuplardan
Sildim dudağımda yarım kalan kelimeleri
Bam teline basma ömrümün,
Sazım yaralı...

Çek git benden artık
Kendinden ayaz bu aşkın hikayesi
Üşür dalında sesi kırlangıçların
Ve buz tutar adamın gözyaşı
Bu aldanışı bu yengiyi bu sus'u
Bu geceyi demleyip sabahı içtiğim kabusu
Söküp al tırnaklarımdan, kan revan dokunuşu
Geçmiyor tenimde bıraktığın yangın ayazlar
Sızım yaralı...

Çek git benden kendi baharına
Kırık dal sancısıdır ömrüm
Say ki fırtına, say ki boran, say ki kar...
Yeter ki sen olma kıran kalemimi
Suçlu bir tarihin tek sanığıyım ben
Beni bir çocuk bile yargılar...
Yıllanmış sorgularda
Ser verip sır vermemiş yüreğim...

Şimdi sustuğum, söylemediğim
Gizim yaralı...
Uğur Deniz Ülkegül


RuYa 29 Mart 2008 15:22

Seni seviyorum’
Hep böyle başlardı,
Hayali aşkların sevda yüklü mektupları.
Oysa benim seninle paylaştığım mektuplarım olmadı hiç,
Yağmur yağan romantik akşamlarda
Dolaşmadık asla,
Gökyüzünü süsleyen yıldızımız olmadı bizim.

Biz gerçek aşkların seri katili
Biz yalancı sevdaların ismi,adresi,
Biz aşk masallarının umarsız dinleyicileri,
Hadi vaz geçelim aşktan sevgiden
Hadi intihar edelim yalan aşkların şiirlerinden ZÜLEYHA YASA


firstlady 29 Mart 2008 15:38

Ebrum

Ben senin içinde büyüyen çocuk...
ilk seni hissettim yüreğimde
ilk seni gördüm bakışlarımda
ilk sende tattım sonsuz sevgiyi

Ben senin içinde büyüyen çocuk...
ilk seni düşündüm gecelerimde bu kadar yoğun
ilk sen beni kaldırdın sabahın 4 ünde yatağımdan düştün aklıma birden
ilk sen beni ağlattın özleminden

Ben senin içinde büyüyen çocuk...
Sen benim ilklerimi yaşatan...
Sevgiyi, aşkı, hasreti, beklemeyi...
Ebrum; sen benim nefes alışım oldun
Beni hiç bırakma olur mu?

Mehmet Arıca


yimake 29 Mart 2008 16:25

eski bir aşık veysel klasiği aşıklara hitap ediyor Karadeniz gibi kükrer coşarsa
Dalgası gelince yaman aşıklar
Hırs gelip de ayranlığı şişerse
Kaybeder iradey, dümen aşıklar

Ağzına geleni hemen atarlar
Ben aşığım diye çalım satarlar
Haram demez helal demez yutarlar
Bibersiz baharsız çemen aşıklar

Karanlıkta ayna görse ay sanır
Ürüyada şarap içse mey sanır
Mezarlığa yol uğrasa köy sanır
Gözleri kararmış duman aşıklar

İyi demez kötü demez metheder
Bakarsın ki bir tel kırmış çat eder
Sorsan baksan aşka binmiş at eder
Yorulup yollarda kalan aşıklar

Şehvetle aşıktır kıza geline
Arı olan tuz katar mı balına
Ebrişimden nazik ipek teline
Tadarlar çeşitli yalan aşıklar

Kabını yumaya bulamaz karı
Hind'ten Hindistan'dan bahseder yari
Beğenmez topalı bulamaz körü
İsterler bir kaşı keman aşıklar

Asıl aşıkların arzu cemaldir
Arifler bilirler ehl-i kemaldir
Aşıklar bizlere yüz yıllık yoldur
Koşsak da peşinden hemen aşıklar

Aşıklar çoğaldı sadık az kaldı
Fikreyle ey Veysel ne zaman geldi
Şiirde ne özet ne bir öz kaldı
Savurur denesiz saman aşıklar


RuYa 29 Mart 2008 18:54

Seni seviyorum’
Hep böyle başlardı,
Hayali aşkların sevda yüklü mektupları.
Oysa benim seninle paylaştığım mektuplarım olmadı hiç,
Yağmur yağan romantik akşamlarda
Dolaşmadık asla,
Gökyüzünü süsleyen yıldızımız olmadı bizim.

Biz gerçek aşkların seri katili
Biz yalancı sevdaların ismi,adresi,
Biz aşk masallarının umarsız dinleyicileri,
Hadi vaz geçelim aşktan sevgiden
Hadi intihar edelim yalan aşkların şiirlerinden. Davut Yeşilyurt


Misafir 29 Mart 2008 19:17

Seni İntihar Ettim


deli dolu geçtik ateş hatlarından
sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde
sevdikçe korktum
korktukça daha çok sevdim
er geç birbirini boğacaktı bu duygular biliyordum
neden sonra farkına varıyor insan
ayağına takılan bütün taşları
yoluna kendi döşediğinin

senin yarınlara inancın benden yüklüydü
daha cesaretliydin
planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar
er geç açacaktı biliyordun
deli sevdalı çocuk ruhumun
nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı
değersiz değerlere sırt dönmüş güvenli saflığında
bir sonsuzluk buldun kendine
ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza
sonra birden
yeşil bir kentte
ılık bir yaz gecesine astın beni

sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi
ödedim
cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü
son sözün
ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim
geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim
anılar kemirdi yüreğimi
felç oldu hislerim
zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden
tek bir saniye bile süzülmüyordu
ters çevirmeye cesaretim yoktu
çünkü yeniden başlayacak bir hayatın
korkağı olmuştum

aşkların sonrasında hüzün vardır
ya sen hüznü boğarsın
ya da hüzün seni boğar
ama birisi kanatlarını kırarsa eğer
yaralı kuş rolüne soyunacağına
yürümeyi denemelisin
hayata dönmelisin

bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü
ve sonunu infaz ediyordu içimde
o gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer
ölen ben olurdum
o gece
hayatın lekesiz bir anında
seni intihar ettim
şimdi katil benim

artık güncemde bir boşluksun
yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun
ve sana ait sandığım her şeyin
aslında benim olduğunu öğreniyorum
hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin
kendimi keşfettikçe
seni kaybediyorum
ve ufkuma sensizliği
korkusuzca geriyorum





Kahraman TAZEOĞLU


arwen 29 Mart 2008 23:51

Sen istemesen den gidiyorum bu şehirden
Otobüs kalkalı on dakika oldu
Birer birer geçiyoruz ahşap ve çatısı akan evleri
Yerini fabrikadan çıkan dumanların sanki ban bir şey anlatmaları
Ve gitmemi söyleyen gece kuşlarının dansı var gökyüzünde
Ama ben gidiyorum…
Her kırımızı ışıkta durduğum, vakit çok uzun sürüyor yeşilin yanması
Işıklar bile kalmamı istiyor
Ama ben gidiyorum…
Şimdi çalıştığın fabrikanın önünden geçiyoruz
Geçtik ve bitti
Her güzel şey gibi
Bende gidiyorum…
Aslında göçüm çok geç
Ve nedeni sebepsiz
Bütün ışıkları geçiyoruz ve geride bıraktıklarım bir bir sönüyor
Otobüs camından seyrediyorum kısa da olsa geçtiğim yerleri
Bir bakışım kara bulut çalıyor üzerelerine
Ve yine fabrika bacasından çıkan Dumalar elveda yazıyorlar semaya
Gece kuşları da yeminlerde dualarda
Ama bu sefer sen istemesen de gidiyorum bu şehirden
Sana bomboş bir sokak bırakıyorum
Ve yanmayı unutan bir sokak lambası
Sakın kokumu arama
Çünkü onu da aldım yanıma…"


uğur zengin



RuYa 30 Mart 2008 13:57

Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Sabri Öztürk


Sedef 21 30 Mart 2008 16:44


Acı verse de!..
Hatırlarsın yutkunursun anarken…

Geçmişe gidersin istemesen de…
Dilin lal olur…
Gözlerin dolar dolar…
Hangi çiçeğin yaprağına gizlerim gözyaşları…
Zordur eski günler yâd etmek…
Elimde siyah beyaz resimler…
Renkleri solmuş sararmış silinmişler…
Akla gelmez neden iyi günler…
Acı anılar dökülür birer birer…
Anılar üzünkar / gözler nemlenir…
Yüreğime elkoydu acılar…
Yüreğimi öfke kaplar…
Bir kalemde silmek isterim geçmişimi…
Resimleri parçalarken titrer ellerim…
Gelece bilemediğim gibi geçmişimide silememki…



HAVVA KALKAN


firstlady 30 Mart 2008 17:25

YİRMİBEŞİNCİ KISIM

Işıkları söndür suna su
Vapurları duyacağız ha
Dün gece uykumda sıçradım
Beni mi çağırdın suna su
Nereye gideceğiz ha

Yabancı değil ben kaptanım
Aç kapıyı suna su
Büyük yağmurda ıslandım
Şarabın var mı suna su
Sabahı bulacağız ha

Kadehini dinleme çıldırırsın
Elimden gelmeyen bir o
Bütün trenleri kaçırdım
Saatin kaç suna su
Yarın öleceğiz ha


Attila İlhan



Sedef 21 30 Mart 2008 17:49

Sen Umudu Yaz!..

Sen umudu yaz kaleminle beyaz kağıdına
Acının sahibi var be gülüm bu dünyada.
Gam dolu kapkara bulutlu göklerin,
Altında ağlayan biri elbet bulunur.

Yalnızlıktan kefen biçenlere yaz.
Hayatından vazgeçenlere yaz.
Derdinin üstüne dert ekleyipte,
Umuda kurşun sıkanlara yaz.

Umudu yaz ki aşk koksun bahçeler.
Sevgiyle yeşersin yediverenler,
Papatyalarımız solmasın,
Sen üzülme ey melal,
Bakma arkana, umudu yaz!..

Yaz ki son bulsun bu acı ve kederler.
Umut fakirin ekmeği, zenginin özlemi olsun.
Gücün üstünlüğüne ebediyen pranga vurulsun.
Yokluklarla yaşamaya çalıştığımız,
Şu metruk harabe dünyamız,
Sen yaz ki melalim aşkınla,
Cennet bahçelerinden bir bahçe olsun.

Yaz ki sussun iblis soylu deccâller.
Kahrolsun, kıtalar dolaşan ebû cehiller.
Sen yine umudu yaz noolur!..
Sakın vazgeçme, kırılsa da ellerin!
Lâl olsan, sussa da dilin!..



COSKUN ARSLAN


RuYa 31 Mart 2008 12:56

Bir gün gelecektir sevdiğin
Bakışı yakacak kirpiklerini
Aşk pırıltısı güneşinde
Uçacaksın pembeliklere
Bekle sevgili, gülecektir gamzelerin

Topraktan fışkıracak filizlerin
Kavuracak ateşi ellerinin
Enginlere açılan dualarında
Çağlayacaksın kokusuna sevginin
Bekle sevgili, bitecektir hasretlerin

Rüyalarında uyanacaksın apansız
Saçlarında sarmaşıkların
Vuslatın nur ışığında
Sevdaya sarılacak bedenin
Bekle sevgili,olacaktır dileklerin

Nefesin yanacak kalp atışlarında
Suskun kelimelerin şakıyacak
Günbatımlarında elele
Şaşkın telaşın ürpertisinde
Bekle sevgili, kavuşacaktır gözlerin

Maviliklerde bulacaksın tenini
Uçsuz bucaksız sevgiye
Kucak açmışlığın gölgesinde
Berrak sularda bulacaksın kendini
Bekle sevgili, yeşerecektir ümitlerin

Ömür boyunca, sızlatan özlemi
Sona erecek..gelecek sevgili
Bir tatlı düş saracak benliğini
O gün gelecek…şimdi kapat gözlerini
Bekle sevgili…yeniden doğacaktır yüreğin..
ORHAN GÖÇMEZ



Demir YumruK 31 Mart 2008 16:12

ağladığımı görme

Şayet gideceksen günün birinde
Sonbaharda git
Yani bugünlerde
Yani şimdi
Hemde ardına bakmadan
Yollara savrulmuş yapraklar misalı
Bırakıpta git...
Biliyormusun:
Geldiğin günü dün gibi hatırlıyorum
İLKBAHARDI
Birlikte filizlendik,çiçekler açtık
Hasat olduk harmanlarda
Sevda olduk bir elden öbürüne
Anlam yükledik yüreklere
Neyse
Sen bana aldırma boşver
Hadi git gölgeler kaybolmadan
Ama bakma ardına omuzbaşından
Neolur
Görme ağladığımı

Mehmet Aydın


Sedef 21 31 Mart 2008 16:15

Öğrenebilmek

Ben aşkın ölümsüz olduğunu
sende(n) öğrendim.
Seni delice sevebilmeyi,
bir kadının koynuna girmeyi,
sende(n) öğrendim.
Ağlayan bir insanın gülebileceğini,
sende(n) öğrendim
Bir insanın birine çocukca bağlanabileceğini,
sende(n) öğrendim
Ve bir çocuğun umudunun evrenden de büyük olabileceğini
sende(n) öğrendim
Bir ömürboyu
sevebilmeyi,
bir umudu taşıyabilmeyi,
bir seviyi paylaşabilmeyi,
ben bunları sende-senden öğrendim.

Temmuz 2000
Yıldırım Pehlivan



Saat: 05:01

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık